2020-02-04 - 15:18
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda, Suriye ordusunun Rusya ile el ele vererek İdlib'deki gözlem noktalarına saldırılarda bulunduğunu söyledi.
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, saldırıyı "Orta Doğu'da oynanan çirkin bir satrancın yeni hamleleri" olarak değerlendirerek, "Türk yurdu, dahili ve harici bedhahların tüm gayretlerine rağmen ayakta kalmaya devam edecek. Şehitlerimiz var. Ordumuz teyakkuzda. Cenazelerimizi kaldıracağız. Mehmedimize moral vereceğiz." ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin Ukrayna'ya 200 milyon liralık askeri yardım yapacağının açıklandığını anımsatan Akşener, şöyle konuştu:
"Aynı günün gecesi, Ukrayna'yla Kırım'ın işgali nedeniyle sorunlu olan Rusya'nın kontrolündeki Suriye ordusu, Türk askerini hedef alıyor. Üstelik Rusya, pişkinlik edip 'Türkiye bize çalışmalarıyla ilgili bilgi vermedi' diyor. Sayın Erdoğan da bu acı tabloya rağmen seyahatini iptal etmeyip Ukrayna'ya gidiyor. Gelişmelerden memnun musun Sayın Erdoğan?
Şimdi sana ve hükümetine düşen görev açık ve nettir. Gök kubbeyi Mehmedimizi toprağa düşüren alçakların başına yıkın. Devlet aklı ile ve bir kez olsun iç politika hesapları yapmadan hareket edip Türk milletinin ve Türk devletinin gücünü gösterin. 'O ne der, bu ne yapar?' demeyin. Bir an önce ve tereddütsüz gerekeni yapın."
Akşener, Elazığ depremine de değinerek, Türk milletinin hür türlü acı ve sıkıntılara karşı vakur duruşunu bozmadığını, ülkesine ve devletine olan inancında zerre kadar taviz vermediğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, deprem vergileri konusunda, "Harcanması gereken yere harcadık. Bundan sonra da bu tür şeylerin hesabını vermeye zamanımız yok" dediğini ifade eden Meral Akşener, şu değerlendirmede bulundu:
"Sözüm ona gereken yere harcamışlar. Gereken yerin neresi olduğu belli değil. Ama belli ki Elazığ'a harcamaya gerek duymamışlar. Elazığ'da şu ana kadar incelenen 14 bin binadan bin 800'ü için yıkım kararı çıktı. 78 bin bina incelenecek. Kim bilir, yıkılacak bina sayısı kaça çıkacak? Allah aşkına, bu kadar mı emanet yaşıyoruz?
İktidarlar babasının parasını değil, milletin parasını harcar. O yüzden, her kuruşun hesabını vermek zorundadırlar. Buna zaman ayırmak zorundadırlar. Devleti yönetenler, milyarlarca liranın nereye gittiği sorulduğunda vatandaşına atarlanmaz. Oturur, kuruşu kuruşuna hesabını verir. 'Yüzüm pak, alnım ak' der. Ne var ki bugün Türkiye'yi yönetenlere bu haklı soruyu sorduğunuzda, bırakın hakkınız olan cevabı almayı, üstüne bir de azar işitiyorsunuz."
Kızılay'a yapılan bağış ve yardımlara ilişkin tartışmaları hatırlatan İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, "150 yıllık tarihi olan Kızılay'ın, yandaşlara kaynak aktarmak için kullanılan bir naylon bağış kurumuna dönüştüğünü" ileri sürdü.
"Biz Kızılay'ı her felakette ısıtan battaniye, aç karınları doyuran ana şefkati, kötü gün dostu olarak biliriz." diyen Meral Akşener, şunları kaydetti:
"Peki bugünkü iktidar ne yapmış? İktidarları döneminde girmedik sektör bırakmayıp semiren bir şirketten para almaları gerekmiş. Ne yapmışlar? Kızılay'a demişler ki 'Biz Ensar Vakfına para vereceğiz ama bu parayı önce sana yatıralım, oraya sen aktar.' Neden? Çünkü Kızılay'a verdikleri paranın tamamını vergiden düşebiliyorlar. 8 milyon dolar, 2017 kuruyla 30 milyon lira gönderip Kızılay'a da demişler ki 'Sen sadece 75 bin dolarını al, gerisini Ensar Vakfı üzerinden bizim çocukların derneğine aktar. Peki vergiden düşen bu 30 milyon lira aslında kimin parası? Elbette milletin parası. İşsizlikten kıvranan gençlerin parası. Mutfağı tutuşmuş annelerin parası.
Emekliye vermedikleri zam orada, çalışanlara vermedikleri zam orada, tarlasını süremeyen çiftçinin desteği orada, hayvancılıkla uğraşan ama elinde hayvanı kalmayanların hakkı orada, saraya takılan EYT'lilerin hakkı orada. Elinizi vicdanınıza koyun. Milletin 30 milyon lirasını çoluk çocuğunuzun oyuncağı derneklere aktaracaksınız diye Kızılay'ımızın üzerine leke düşürmeye ne hakkınız var? Kızılay'ın sancağı, al bayrağımız gibi kıymetlidir. Kızılay'ı, naylon bağışlarla lekeleyemezsiniz."
Akşener, geçen hafta İzmir ve ilçelerini gezdiğini anımsatarak, gözlemlerini anlattı. Halkın sorunlarını dinlediklerini belirten Meral Akşener, vatandaşların, işsizlik, yoksulluk, adaletsizlik ve geçim sıkıntısıyla mücadele ettiğini savundu.
Genel Başkan Meral Akşener, "AK Parti, 18 yıl önce 'zam, kriz, vatandaş nefes alamıyor, yolsuzlukla mücadele, yoksulluk ve yasaklarla mücadele' dedi, 'ben bu işi çözerim' dedi. Ama 18 yılın sonunda Türkiye'yi o günlerden daha kötü bir tabloya mahkum etti." diye konuştu.
Türkiye'de işsizliğin tüm yönleriyle ağır ve yakıcı bir sorun haline dönüştüğünü belirten Akşener, işsizlikte son 10 yılın, Cumhuriyet tarihinin en kötü 10 yılı olduğunu iddia etti.
Türkiye'nin iyi yönetilmediğini ileri süren Akşener, " İktidarın yıllardır uyguladığı model, büyümede süreklilik sağlamıyor, istihdam yaratmıyor. İşsizlik, Türk ekonomisindeki yapısal problemlerin, müteahhit düzeninin, ranta dayalı büyüme modelinin kaçınılmaz bir sonucudur." değerlendirmesinde bulundu.
Parti olarak ülkenin gerçek gündemi üzerine kafa yorarak çözüm üretmeye çalıştıklarını ifade eden Meral Akşener, Türk ekonomisinin ayakta durabilmesi için gerekli büyüme oranının, yıllık en az yüzde 5, Türkiye'yi refaha götürecek büyüme oranının ise en az yüzde 7 olması gerektiğini kaydetti.
Akşener, Türkiye'nin sahip olduğu birikimin yüzde 7 civarındaki sürdürülebilir ve kaliteli büyümeye müsait olduğunu, bu hedefe ulaşmak için de tüm politikalarının merkezine kalkınmanın konulması gerektiğini belirtti.
Türkiye'nin, Almanya, Güney Kore ve mesafe almış birçok ülkenin yapığı gibi en az 40 milyon insanı üretime katmak zorunda olduğuna işaret eden Akşener, şöyle konuştu:
"Bize göre Türkiye, asgari 12 milyon insanının üretim gücünden mahrum durumdadır. Türkiye'yi 21. yüzyıla taşıyacak üretim yapısını ortaya koymak zorundayız. Tarımda ve sanayide, çağın gereklerine uygun iş gücünü yaratmak zorundayız. Türk ekonomisini bir bilgi ekonomisi haline getirecek dönüşümü gerçekleştirmek zorundayız. Siyasetin, üniversitelerin, kamuoyunun tüm aktörlerinin yoğunlaşması gereken nokta işte budur. Bugün kalkınma ve gelişim, veri üretme ve işleme meselesi haline geldi. Geniş bir istihdam alanı mevcut. 3 milyon KOBİ'miz var. Bir KOBİ, teknoloji kullanım seviyesini bir basmak yukarı çıkarttığında, çalışan sayısını ortalama bir kat arttırıyor. Bu 3 milyon KOBİ'nin, bırakın tamamını, yarısında teknoloji seviyesini bir basamak artırsak, ortaya çıkan istihdam artışı, 4,5, 5 milyon civarında. Birçok ülkede işsizliğin yüzde 4'ün altına inmesinin başlıca sebebi işte budur. Türkiye bunu yapabilecek potansiyele sahip. Türkiye'nin birikmiş entelektüel sermayesi, bu dönüşümü gerçekleştirecek kapasiteye sahip. Yeter ki bu bir hedef olarak ortaya konsun, yeter ki sabırla uygulansın."
Meral Akşener, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçildiğinden beri Türk milletinin iki yakasının bir araya gelmediğini, vakit kaybetmeden iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçilmesi gerektiğini, aksi takdirde Türkiye'nin labirentten çıkma ihtimalinin olmadığını" ileri sürdü.
Türkiye'nin Ukrayna'ya 200 milyon liralık askeri yardım yapacağının açıklandığını anımsatan Akşener, şöyle konuştu:
"Aynı günün gecesi, Ukrayna'yla Kırım'ın işgali nedeniyle sorunlu olan Rusya'nın kontrolündeki Suriye ordusu, Türk askerini hedef alıyor. Üstelik Rusya, pişkinlik edip 'Türkiye bize çalışmalarıyla ilgili bilgi vermedi' diyor. Sayın Erdoğan da bu acı tabloya rağmen seyahatini iptal etmeyip Ukrayna'ya gidiyor. Gelişmelerden memnun musun Sayın Erdoğan?
Şimdi sana ve hükümetine düşen görev açık ve nettir. Gök kubbeyi Mehmedimizi toprağa düşüren alçakların başına yıkın. Devlet aklı ile ve bir kez olsun iç politika hesapları yapmadan hareket edip Türk milletinin ve Türk devletinin gücünü gösterin. 'O ne der, bu ne yapar?' demeyin. Bir an önce ve tereddütsüz gerekeni yapın."
Akşener, Elazığ depremine de değinerek, Türk milletinin hür türlü acı ve sıkıntılara karşı vakur duruşunu bozmadığını, ülkesine ve devletine olan inancında zerre kadar taviz vermediğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, deprem vergileri konusunda, "Harcanması gereken yere harcadık. Bundan sonra da bu tür şeylerin hesabını vermeye zamanımız yok" dediğini ifade eden Meral Akşener, şu değerlendirmede bulundu:
"Sözüm ona gereken yere harcamışlar. Gereken yerin neresi olduğu belli değil. Ama belli ki Elazığ'a harcamaya gerek duymamışlar. Elazığ'da şu ana kadar incelenen 14 bin binadan bin 800'ü için yıkım kararı çıktı. 78 bin bina incelenecek. Kim bilir, yıkılacak bina sayısı kaça çıkacak? Allah aşkına, bu kadar mı emanet yaşıyoruz?
İktidarlar babasının parasını değil, milletin parasını harcar. O yüzden, her kuruşun hesabını vermek zorundadırlar. Buna zaman ayırmak zorundadırlar. Devleti yönetenler, milyarlarca liranın nereye gittiği sorulduğunda vatandaşına atarlanmaz. Oturur, kuruşu kuruşuna hesabını verir. 'Yüzüm pak, alnım ak' der. Ne var ki bugün Türkiye'yi yönetenlere bu haklı soruyu sorduğunuzda, bırakın hakkınız olan cevabı almayı, üstüne bir de azar işitiyorsunuz."
Kızılay'a yapılan bağış ve yardımlara ilişkin tartışmaları hatırlatan İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, "150 yıllık tarihi olan Kızılay'ın, yandaşlara kaynak aktarmak için kullanılan bir naylon bağış kurumuna dönüştüğünü" ileri sürdü.
"Biz Kızılay'ı her felakette ısıtan battaniye, aç karınları doyuran ana şefkati, kötü gün dostu olarak biliriz." diyen Meral Akşener, şunları kaydetti:
"Peki bugünkü iktidar ne yapmış? İktidarları döneminde girmedik sektör bırakmayıp semiren bir şirketten para almaları gerekmiş. Ne yapmışlar? Kızılay'a demişler ki 'Biz Ensar Vakfına para vereceğiz ama bu parayı önce sana yatıralım, oraya sen aktar.' Neden? Çünkü Kızılay'a verdikleri paranın tamamını vergiden düşebiliyorlar. 8 milyon dolar, 2017 kuruyla 30 milyon lira gönderip Kızılay'a da demişler ki 'Sen sadece 75 bin dolarını al, gerisini Ensar Vakfı üzerinden bizim çocukların derneğine aktar. Peki vergiden düşen bu 30 milyon lira aslında kimin parası? Elbette milletin parası. İşsizlikten kıvranan gençlerin parası. Mutfağı tutuşmuş annelerin parası.
Emekliye vermedikleri zam orada, çalışanlara vermedikleri zam orada, tarlasını süremeyen çiftçinin desteği orada, hayvancılıkla uğraşan ama elinde hayvanı kalmayanların hakkı orada, saraya takılan EYT'lilerin hakkı orada. Elinizi vicdanınıza koyun. Milletin 30 milyon lirasını çoluk çocuğunuzun oyuncağı derneklere aktaracaksınız diye Kızılay'ımızın üzerine leke düşürmeye ne hakkınız var? Kızılay'ın sancağı, al bayrağımız gibi kıymetlidir. Kızılay'ı, naylon bağışlarla lekeleyemezsiniz."
Akşener, geçen hafta İzmir ve ilçelerini gezdiğini anımsatarak, gözlemlerini anlattı. Halkın sorunlarını dinlediklerini belirten Meral Akşener, vatandaşların, işsizlik, yoksulluk, adaletsizlik ve geçim sıkıntısıyla mücadele ettiğini savundu.
Genel Başkan Meral Akşener, "AK Parti, 18 yıl önce 'zam, kriz, vatandaş nefes alamıyor, yolsuzlukla mücadele, yoksulluk ve yasaklarla mücadele' dedi, 'ben bu işi çözerim' dedi. Ama 18 yılın sonunda Türkiye'yi o günlerden daha kötü bir tabloya mahkum etti." diye konuştu.
Türkiye'de işsizliğin tüm yönleriyle ağır ve yakıcı bir sorun haline dönüştüğünü belirten Akşener, işsizlikte son 10 yılın, Cumhuriyet tarihinin en kötü 10 yılı olduğunu iddia etti.
Türkiye'nin iyi yönetilmediğini ileri süren Akşener, " İktidarın yıllardır uyguladığı model, büyümede süreklilik sağlamıyor, istihdam yaratmıyor. İşsizlik, Türk ekonomisindeki yapısal problemlerin, müteahhit düzeninin, ranta dayalı büyüme modelinin kaçınılmaz bir sonucudur." değerlendirmesinde bulundu.
Parti olarak ülkenin gerçek gündemi üzerine kafa yorarak çözüm üretmeye çalıştıklarını ifade eden Meral Akşener, Türk ekonomisinin ayakta durabilmesi için gerekli büyüme oranının, yıllık en az yüzde 5, Türkiye'yi refaha götürecek büyüme oranının ise en az yüzde 7 olması gerektiğini kaydetti.
Akşener, Türkiye'nin sahip olduğu birikimin yüzde 7 civarındaki sürdürülebilir ve kaliteli büyümeye müsait olduğunu, bu hedefe ulaşmak için de tüm politikalarının merkezine kalkınmanın konulması gerektiğini belirtti.
Türkiye'nin, Almanya, Güney Kore ve mesafe almış birçok ülkenin yapığı gibi en az 40 milyon insanı üretime katmak zorunda olduğuna işaret eden Akşener, şöyle konuştu:
"Bize göre Türkiye, asgari 12 milyon insanının üretim gücünden mahrum durumdadır. Türkiye'yi 21. yüzyıla taşıyacak üretim yapısını ortaya koymak zorundayız. Tarımda ve sanayide, çağın gereklerine uygun iş gücünü yaratmak zorundayız. Türk ekonomisini bir bilgi ekonomisi haline getirecek dönüşümü gerçekleştirmek zorundayız. Siyasetin, üniversitelerin, kamuoyunun tüm aktörlerinin yoğunlaşması gereken nokta işte budur. Bugün kalkınma ve gelişim, veri üretme ve işleme meselesi haline geldi. Geniş bir istihdam alanı mevcut. 3 milyon KOBİ'miz var. Bir KOBİ, teknoloji kullanım seviyesini bir basmak yukarı çıkarttığında, çalışan sayısını ortalama bir kat arttırıyor. Bu 3 milyon KOBİ'nin, bırakın tamamını, yarısında teknoloji seviyesini bir basamak artırsak, ortaya çıkan istihdam artışı, 4,5, 5 milyon civarında. Birçok ülkede işsizliğin yüzde 4'ün altına inmesinin başlıca sebebi işte budur. Türkiye bunu yapabilecek potansiyele sahip. Türkiye'nin birikmiş entelektüel sermayesi, bu dönüşümü gerçekleştirecek kapasiteye sahip. Yeter ki bu bir hedef olarak ortaya konsun, yeter ki sabırla uygulansın."
Meral Akşener, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçildiğinden beri Türk milletinin iki yakasının bir araya gelmediğini, vakit kaybetmeden iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçilmesi gerektiğini, aksi takdirde Türkiye'nin labirentten çıkma ihtimalinin olmadığını" ileri sürdü.
