2007-04-12 - 16:05
TBMM Başkanı Arınç, Cumhurbaşkanı seçimi sürecine ilişkin TBMM'de düzenlediği basın toplantısının ardından bir gazetecinin 14 Nisan'da yapılacak Cumhuriyet Mitingi ile ilgili sorusu üzerine, hakkında darbe iddiaları bulunan birinin çağrısıyla ve onun adına yapılan toplantıya katılmanın kamuoyunda nasıl karşılanacağının iyi düşünülmesi gerektiğini söyledi.
Cumhuraşkanlığı seçiminde uzlaşma arayışı ile ilgili olarak, sıkılı yumrukla el
sıkışılamayacağını belirten TBMM Başkanı Arınç "Erdoğan dışındaki siyasetçilerin
bir kısmına şunu söyleyebilirim: Niçin yumruğunuzu başta sıktınız, niçin uzlaşma
olmasın tavrı içerisinde, bir daha yüz yüze gelmeyecekmiş şekilde birbirinizi itham
ettiniz? Sayın Erdoğan, bir yere, uzlaşma veya görüşlerini almak için dahi
gitmiyorsa, karşı taraf da zaten 'gelme' demişse burada kabahat kimde
olabilir." dedi.
Arınç, cumhurbaşkanı seçim sürecine ilişkin TBMM'de düzenlediği basın
toplantısının ardından, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Ankara'da 14 Nisanda yapılacak Cumhuriyet Mitingine ilişkin
değerlendirmesinin sorulması üzerine Arınç, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin,
en rahat ve geniş şekilde yapılmasından, bunun için her türlü kolaylığın
sağlanmasından yana olduğunu söyledi.
Arınç, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin demokratik hak olduğuna işaret
ederek, DSP'nin geçen hafta yaptığı mitingi anımsattı. Arınç, mitingin yasal
sınırlar ve olgunluk içinde yapılmasından dolayı DSP'yi kutladı.
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) ve destek veren kuruluşların da yasal
haklarını kullanmaları gerektiğini belirten Arınç, kanunun yasakladığı eylemlerin
olmaması şartıyla 14 Nisan gösterilerinin yapılmasından yana olduğunu vurguladı.
''TOPLANTIYA KATILACAKLAR İYİ DÜŞÜNMELİ''
Bir dergide, toplantının organizatörlüğünü yapan ADD Genel Başkanı emekli
Orgeneral Şener Eruygur ile ilgili, Jandarma Genel Komutanlığı yaptığı sırada
''darbe hazırlığı'' içinde olduğuna yönelik iddialar yer aldığını anımsatan
Arınç, bunun, ciddi bir iddia olduğunu söyledi.
Darbe sözcüğünün, Meclisin kapatılması, halk iradesi önüne engeller
çıkarılması, siyasi faaliyetlere izin verilmemesiyle eş anlama geldiğini dile
getiren Arınç, siyasetçi ve Meclis Başkanı olarak, bu iddianın araştırılmasını ve
bununla ilgili bir yargı kararının ortaya çıkmasını arzu ettiğini belirtti.
Başsavcıların, konuyla ilgili inceleme başlattığını anımsatan Arınç,
sözlerini şöyle sürdürdü:
''Eminim ve arzu ediyorum ki böyle bir şeyin olmadığı, bir orgeneralin böyle
bir şeyi düşünmediği, düşünmeyeceği konusunda takipsizlikle sonuçlanacak bir
yargı kararı bizleri mutlu eder. Aksi de olabilir diye düşünülürse, yargı
kararını iyi bir süreç olarak takip etmek ve sonucunu hep beraber görmeyi arzu
ederiz.
Yargı aşamasında olan bir konu var. Yargı bir inceleme yaparken, üzerinde
odaklandığı kişi de 14 Nisanda bir toplantı organize ediyor. Buna kanuni bir
engel yok. Ama toplantıya katılacakların, iyi düşünmelerini ve böyle bir şahısla
ilintili olarak bir toplantıya katılma konusunda, daha iyi bir karar vermelerini
kendilerine tavsiye ederim. Yargı sürecindeki konu henüz sonuca bağlanmamışken,
yapılacak toplantıya ADD ve Genel Başkanının evsahipliği yapmasında kanunen
hiçbir engel görmüyorum. Ama bu kişi konusunda çok ciddi iddialar varken, onun
adına, onun çağrısıyla, onunla birlikte toplantıya katılmanın, kamuoyunda nasıl
karşılanacağının iyi düşünülmesini tavsiye ediyorum.''
Arınç, bu mitingin, TBMM'nin iradesine müdahale anlamı taşımaması
gerektiğini; mitingin en güzel şekilde yapılacağını düşündüğünü ve endişe
taşımadığını ifade etti.
''UZLAŞMA DİYE BİR KELİME YOK''
Bir gazetecinin, kendisinin, ''cumhurbaşkanı seçimi öncesinde uzlaşma
aranması gerektiğini'', Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ise ''muhalefetle
görüşmeyeceğini'' söylediğini anımsatması üzerine Arınç, Anayasanın 101, 102, 103
ve 104. maddelerinde ''uzlaşma'' diye bir kelimenin olmadığını ve bunun
olmazsa olmaz bir koşul olmadığını belirtti.
Arınç, bunun siyaseten şık olduğunu dile getirerek, şöyle konuştu:
''Madem devletin başını, halkın birliğini temsil edecek bir cumhurbaşkanı
seçiyoruz, bu konuda söz sahibi olan genel başkan, milletvekili sayısına bakarak,
nasıl olsa bu cumhurbaşkanı bunun içinde çıkacaktır diye düşünülürken, 'sana
düşen görev olarak, siyasi partilerin genel başkanları ile görüşme yapsan iyi
olmaz mı' diye sorulduğunda, ben iyi olur diyorum. Ama bunu bir gereklilik,
olmazsa olmaz koşul olarak söylemiyorum.
Siyasette şunu öğrendim; sıkılı yumrukla el sıkışılmaz. Yumruğunuzu
açacaksınız ki el sıkışasınız. Sayın Erdoğan dışındaki siyasetçilerin bir kısmına
şunu söyleyebilirim: Niçin yumruğunuzu başta sıktınız, niçin uzlaşma olmasın
tavrı içerisinde, bir daha yüz yüze gelmeyecekmiş şekilde birbirinizi itham
ettiniz? Sayın Erdoğan, bir yere, uzlaşma veya görüşlerini almak için dahi
gitmiyorsa, karşı taraf da zaten 'gelme' demişse burada kabahat kimde olabilir.''
''UZLAŞTINIZ MI DİYE SORMAK NİYETİNDE DEĞİLİM''
Uzlaşmanın tarafı olanların, bir araya gelerek düşüncelerini açıkça ifade
edebilmesinin, çok iyi ve doğru olacağını vurgulayan Arınç, ancak bunun
olmamasının, cumhurbaşkanı seçilmeyeceği anlamına gelmediğini söyledi.
Arınç, birleşimi açmadan önce, taraflara bakarak, ''Siz uzlaştınız mı,
birbirinizle konuştunuz mu, yazılı sözlü anlaşma yaptınız mı'' diye sormak
niyetinde olmadığını, böyle bir görevinin de bulunmadığını ifade etti.
''ADAYLIĞIM, İKİNCİ PLANDA KALDI''
Cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağına yönelik soruyu yanıtlarken Arınç, bu
konuda geçmişte söylediklerinin arkasında olduğunu belirtti.
Henüz günü ve zamanın gelmediğini vurgulayan Arınç, birinci önceliğinin,
huzur, güven içinde ve başarıyla cumhurbaşkanı seçimini tamamlamak olduğunu
söyledi.
Arınç, ''Adaylığımla ilgili konu, belki biraz ikinci planda kalmıştır. Ama
dünkü duyurumuza göre, 25 Nisan saat 24.00'e kadar bu süreç açıktır'' dedi.
Bir soru üzerine Arınç, aday olması halinde cumhurbaşkanı seçiminde
birleşimi yönetmesinin mümkün olmadığını vurguladı.
''TSK, TBMM'YE EN YÜKSEK SAYGIYI GÖSTERİYOR''
Genelkurmay Başkanı ve komutanların kendisini ziyaret ettiği; MİT'ten
brifing aldığı anımsatılarak, ''Burada cumhurbaşkanı ile ilgili bir telkin oldu
mu; olursa tavrınız nedir?'' diye sorulması üzerine Arınç, ''Önceden
kararlaştırılmış ziyaretlerdi'' dedi.
Komutanları ziyaretinde de onların kendisini ziyaretinde de cumhurbaşkanı
seçimi konusunun görüşülmediğini bildiren Arınç, şunları kaydetti:
''MİT Müsteşarı, beni geçmişte iki kez ziyaret etti. MİT'in önemini
biliyorum, güvenlik konusu global bir konudur. İç ve dış güvenlik konusunda
etraflı bir brifing ve sorularıma cevap aldım. Memnun olarak MİT'ten ayrıldım.
Özel olarak cumhurbaşkanı seçimi gündeme gelmemiştir.
Silahlı Kuvvetler ve MİT, anayasal kurumlardır. TSK'nın TBMM'ye en yüksek
saygıyı gösterdiğine inanıyorum. Geçmişteki darbe ve muhtıraları bir kenara
koyarak, son yıllarda TSK'nın komuta kademesinin, bugünküler başta olmak üzere,
TBMM'ye ve milletimizin iradesine, çok yüksek saygı gösterdiklerinin şahidiyim.
Onlar, Cumhuriyete, demokrasiye, Atatürk ilkelerine ve Meclisin saygınlığına, her
zaman en üst noktada karşılık vermişlerdir. Bundan dolayı hiçbir endişem ve
beklentim yoktur''
''YANLIŞ BİR HAREKET''
Bir milletvekilinin, dün iktidar kulisinde silahını düşürdüğünün
anımsatılması üzerine Arınç, bunun kendilerini çok üzdüğünü; çok yanlış ve
eleştirilecek bir hareket olduğunu ifade etti.
Milletvekillerinin Meclise girişlerinde ciddi bir arama yapılmadığını,
beyanlarıyla yetinildiğini kaydeden Arınç, ''Kendilerinden ricamız, silah
taşımamalarıdır'' dedi.
Arınç, silahsızlanma kampanyasında, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Abdüllatif Şener ile milletvekilleri Turan Tüysüz, Yaşar Yakış'ın silahlarını
teslim ettiğini söyledi.
TBMM Başkanı Arınç, ''Cumhurbaşkanı seçimi öncesinde bu kadar önlem alırken,
bu konuya dikkat etmemek mümkün değil. Güvenlik Koordinasyon Kurulumuzda ve
milletvekillerimize yapacağımız uyarılarda, bu konuyu daha iyi şekilde takip
edeceğiz'' diye konuştu.
''ABD'YE GÜVENEREK AYAKLANDIKLARI
ZAMAN KAYBETMİŞLERDİR.''
Gazetecilerin, Mesut Barzani'nin açıklamalarını değerlendirmesini istemeleri
üzerine Arınç, bu açıklamaları büyük bir nefretle reddettiğini ifade etti.
Barzani'nin bu konuşmasının, Türkiye'nin egemenlik haklarına tecavüz
olduğunu belirten Arınç, ''Türkiye'nin Kuzey Irak ile ilgili düşüncelerinin
tamamen tersidir'' dedi.
Barzani ve Talabani'nin Türkiye'deki temsilciliklerinin 15 yıldır açık
olduğunu, Barzani'nin Türkiye pasaportu taşıyarak canını kurtardığını söyleyen
Arınç, şöyle konuştu:
''Halen Türkiye'nin kendisine verdiği ekmek, kursağında durmaktadır. 1990'lı
yıllarda Saddam'ın zulmünden kaçan sayıları 500 bin civarındaki Kürt, Türkiye'ye
sığınmak zorunda kaldığında, Türk milleti ekmeğini bunlarla paylaşmıştı. Biz
1990, 1991 olaylarından en büyük maddi zararı gören ülkeydik. Güneydoğu ekonomisi
felç olmuştu.
Kuzey Irak'taki, Türkiye ile akrabalık bağları olan Kürt kardeşlerinin hayat
garantileri, canlarını kurtarmaları ve karınlarını doyurmaları için, fakir millet
kendi bütçesi ve evinden yardımda bulunmuştu.
Sanıyorum ki Barzani bu yersiz çıkışlarını, saçma sapan sözlerini, ABD'ye
güvenerek söylüyor. Eğer, ABD'ye bu kadar güven duymasa, bu sözleri söyleyemez.
Ama yakın tarih gösteriyor ki Kürtler, Saddam döneminde olsa dahi, ne zaman
ABD'ye güvenerek ayaklanmışlarsa her zaman telef olmuşlar, her zaman kaybetmişler
ve perişan olmuşlardır. Şu anda da ihtiyatlı olmalarını tavsiye ederim. Bu
bölgeden ABD gider, ama bu ülkede biz binlerce yıldan beri varız. Türkiye,
dostuna dosttur ama yeri geldiğinde bütün gücünü kullanır ve kendisine dil
uzatanların cezasını verir.
Türkiye'nin egemenlik hakkına yönelen bu tehdit karşısında Hükümet ne
yapıyor veya istiyorsa, Meclisimiz buna hazırdır. Biz Meclis olarak,
egemenliğimize dil uzatmayı hiçbir zaman kabul edemeyiz.''
sıkışılamayacağını belirten TBMM Başkanı Arınç "Erdoğan dışındaki siyasetçilerin
bir kısmına şunu söyleyebilirim: Niçin yumruğunuzu başta sıktınız, niçin uzlaşma
olmasın tavrı içerisinde, bir daha yüz yüze gelmeyecekmiş şekilde birbirinizi itham
ettiniz? Sayın Erdoğan, bir yere, uzlaşma veya görüşlerini almak için dahi
gitmiyorsa, karşı taraf da zaten 'gelme' demişse burada kabahat kimde
olabilir." dedi.
Arınç, cumhurbaşkanı seçim sürecine ilişkin TBMM'de düzenlediği basın
toplantısının ardından, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Ankara'da 14 Nisanda yapılacak Cumhuriyet Mitingine ilişkin
değerlendirmesinin sorulması üzerine Arınç, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin,
en rahat ve geniş şekilde yapılmasından, bunun için her türlü kolaylığın
sağlanmasından yana olduğunu söyledi.
Arınç, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin demokratik hak olduğuna işaret
ederek, DSP'nin geçen hafta yaptığı mitingi anımsattı. Arınç, mitingin yasal
sınırlar ve olgunluk içinde yapılmasından dolayı DSP'yi kutladı.
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) ve destek veren kuruluşların da yasal
haklarını kullanmaları gerektiğini belirten Arınç, kanunun yasakladığı eylemlerin
olmaması şartıyla 14 Nisan gösterilerinin yapılmasından yana olduğunu vurguladı.
''TOPLANTIYA KATILACAKLAR İYİ DÜŞÜNMELİ''
Bir dergide, toplantının organizatörlüğünü yapan ADD Genel Başkanı emekli
Orgeneral Şener Eruygur ile ilgili, Jandarma Genel Komutanlığı yaptığı sırada
''darbe hazırlığı'' içinde olduğuna yönelik iddialar yer aldığını anımsatan
Arınç, bunun, ciddi bir iddia olduğunu söyledi.
Darbe sözcüğünün, Meclisin kapatılması, halk iradesi önüne engeller
çıkarılması, siyasi faaliyetlere izin verilmemesiyle eş anlama geldiğini dile
getiren Arınç, siyasetçi ve Meclis Başkanı olarak, bu iddianın araştırılmasını ve
bununla ilgili bir yargı kararının ortaya çıkmasını arzu ettiğini belirtti.
Başsavcıların, konuyla ilgili inceleme başlattığını anımsatan Arınç,
sözlerini şöyle sürdürdü:
''Eminim ve arzu ediyorum ki böyle bir şeyin olmadığı, bir orgeneralin böyle
bir şeyi düşünmediği, düşünmeyeceği konusunda takipsizlikle sonuçlanacak bir
yargı kararı bizleri mutlu eder. Aksi de olabilir diye düşünülürse, yargı
kararını iyi bir süreç olarak takip etmek ve sonucunu hep beraber görmeyi arzu
ederiz.
Yargı aşamasında olan bir konu var. Yargı bir inceleme yaparken, üzerinde
odaklandığı kişi de 14 Nisanda bir toplantı organize ediyor. Buna kanuni bir
engel yok. Ama toplantıya katılacakların, iyi düşünmelerini ve böyle bir şahısla
ilintili olarak bir toplantıya katılma konusunda, daha iyi bir karar vermelerini
kendilerine tavsiye ederim. Yargı sürecindeki konu henüz sonuca bağlanmamışken,
yapılacak toplantıya ADD ve Genel Başkanının evsahipliği yapmasında kanunen
hiçbir engel görmüyorum. Ama bu kişi konusunda çok ciddi iddialar varken, onun
adına, onun çağrısıyla, onunla birlikte toplantıya katılmanın, kamuoyunda nasıl
karşılanacağının iyi düşünülmesini tavsiye ediyorum.''
Arınç, bu mitingin, TBMM'nin iradesine müdahale anlamı taşımaması
gerektiğini; mitingin en güzel şekilde yapılacağını düşündüğünü ve endişe
taşımadığını ifade etti.
''UZLAŞMA DİYE BİR KELİME YOK''
Bir gazetecinin, kendisinin, ''cumhurbaşkanı seçimi öncesinde uzlaşma
aranması gerektiğini'', Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ise ''muhalefetle
görüşmeyeceğini'' söylediğini anımsatması üzerine Arınç, Anayasanın 101, 102, 103
ve 104. maddelerinde ''uzlaşma'' diye bir kelimenin olmadığını ve bunun
olmazsa olmaz bir koşul olmadığını belirtti.
Arınç, bunun siyaseten şık olduğunu dile getirerek, şöyle konuştu:
''Madem devletin başını, halkın birliğini temsil edecek bir cumhurbaşkanı
seçiyoruz, bu konuda söz sahibi olan genel başkan, milletvekili sayısına bakarak,
nasıl olsa bu cumhurbaşkanı bunun içinde çıkacaktır diye düşünülürken, 'sana
düşen görev olarak, siyasi partilerin genel başkanları ile görüşme yapsan iyi
olmaz mı' diye sorulduğunda, ben iyi olur diyorum. Ama bunu bir gereklilik,
olmazsa olmaz koşul olarak söylemiyorum.
Siyasette şunu öğrendim; sıkılı yumrukla el sıkışılmaz. Yumruğunuzu
açacaksınız ki el sıkışasınız. Sayın Erdoğan dışındaki siyasetçilerin bir kısmına
şunu söyleyebilirim: Niçin yumruğunuzu başta sıktınız, niçin uzlaşma olmasın
tavrı içerisinde, bir daha yüz yüze gelmeyecekmiş şekilde birbirinizi itham
ettiniz? Sayın Erdoğan, bir yere, uzlaşma veya görüşlerini almak için dahi
gitmiyorsa, karşı taraf da zaten 'gelme' demişse burada kabahat kimde olabilir.''
''UZLAŞTINIZ MI DİYE SORMAK NİYETİNDE DEĞİLİM''
Uzlaşmanın tarafı olanların, bir araya gelerek düşüncelerini açıkça ifade
edebilmesinin, çok iyi ve doğru olacağını vurgulayan Arınç, ancak bunun
olmamasının, cumhurbaşkanı seçilmeyeceği anlamına gelmediğini söyledi.
Arınç, birleşimi açmadan önce, taraflara bakarak, ''Siz uzlaştınız mı,
birbirinizle konuştunuz mu, yazılı sözlü anlaşma yaptınız mı'' diye sormak
niyetinde olmadığını, böyle bir görevinin de bulunmadığını ifade etti.
''ADAYLIĞIM, İKİNCİ PLANDA KALDI''
Cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağına yönelik soruyu yanıtlarken Arınç, bu
konuda geçmişte söylediklerinin arkasında olduğunu belirtti.
Henüz günü ve zamanın gelmediğini vurgulayan Arınç, birinci önceliğinin,
huzur, güven içinde ve başarıyla cumhurbaşkanı seçimini tamamlamak olduğunu
söyledi.
Arınç, ''Adaylığımla ilgili konu, belki biraz ikinci planda kalmıştır. Ama
dünkü duyurumuza göre, 25 Nisan saat 24.00'e kadar bu süreç açıktır'' dedi.
Bir soru üzerine Arınç, aday olması halinde cumhurbaşkanı seçiminde
birleşimi yönetmesinin mümkün olmadığını vurguladı.
''TSK, TBMM'YE EN YÜKSEK SAYGIYI GÖSTERİYOR''
Genelkurmay Başkanı ve komutanların kendisini ziyaret ettiği; MİT'ten
brifing aldığı anımsatılarak, ''Burada cumhurbaşkanı ile ilgili bir telkin oldu
mu; olursa tavrınız nedir?'' diye sorulması üzerine Arınç, ''Önceden
kararlaştırılmış ziyaretlerdi'' dedi.
Komutanları ziyaretinde de onların kendisini ziyaretinde de cumhurbaşkanı
seçimi konusunun görüşülmediğini bildiren Arınç, şunları kaydetti:
''MİT Müsteşarı, beni geçmişte iki kez ziyaret etti. MİT'in önemini
biliyorum, güvenlik konusu global bir konudur. İç ve dış güvenlik konusunda
etraflı bir brifing ve sorularıma cevap aldım. Memnun olarak MİT'ten ayrıldım.
Özel olarak cumhurbaşkanı seçimi gündeme gelmemiştir.
Silahlı Kuvvetler ve MİT, anayasal kurumlardır. TSK'nın TBMM'ye en yüksek
saygıyı gösterdiğine inanıyorum. Geçmişteki darbe ve muhtıraları bir kenara
koyarak, son yıllarda TSK'nın komuta kademesinin, bugünküler başta olmak üzere,
TBMM'ye ve milletimizin iradesine, çok yüksek saygı gösterdiklerinin şahidiyim.
Onlar, Cumhuriyete, demokrasiye, Atatürk ilkelerine ve Meclisin saygınlığına, her
zaman en üst noktada karşılık vermişlerdir. Bundan dolayı hiçbir endişem ve
beklentim yoktur''
''YANLIŞ BİR HAREKET''
Bir milletvekilinin, dün iktidar kulisinde silahını düşürdüğünün
anımsatılması üzerine Arınç, bunun kendilerini çok üzdüğünü; çok yanlış ve
eleştirilecek bir hareket olduğunu ifade etti.
Milletvekillerinin Meclise girişlerinde ciddi bir arama yapılmadığını,
beyanlarıyla yetinildiğini kaydeden Arınç, ''Kendilerinden ricamız, silah
taşımamalarıdır'' dedi.
Arınç, silahsızlanma kampanyasında, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Abdüllatif Şener ile milletvekilleri Turan Tüysüz, Yaşar Yakış'ın silahlarını
teslim ettiğini söyledi.
TBMM Başkanı Arınç, ''Cumhurbaşkanı seçimi öncesinde bu kadar önlem alırken,
bu konuya dikkat etmemek mümkün değil. Güvenlik Koordinasyon Kurulumuzda ve
milletvekillerimize yapacağımız uyarılarda, bu konuyu daha iyi şekilde takip
edeceğiz'' diye konuştu.
''ABD'YE GÜVENEREK AYAKLANDIKLARI
ZAMAN KAYBETMİŞLERDİR.''
Gazetecilerin, Mesut Barzani'nin açıklamalarını değerlendirmesini istemeleri
üzerine Arınç, bu açıklamaları büyük bir nefretle reddettiğini ifade etti.
Barzani'nin bu konuşmasının, Türkiye'nin egemenlik haklarına tecavüz
olduğunu belirten Arınç, ''Türkiye'nin Kuzey Irak ile ilgili düşüncelerinin
tamamen tersidir'' dedi.
Barzani ve Talabani'nin Türkiye'deki temsilciliklerinin 15 yıldır açık
olduğunu, Barzani'nin Türkiye pasaportu taşıyarak canını kurtardığını söyleyen
Arınç, şöyle konuştu:
''Halen Türkiye'nin kendisine verdiği ekmek, kursağında durmaktadır. 1990'lı
yıllarda Saddam'ın zulmünden kaçan sayıları 500 bin civarındaki Kürt, Türkiye'ye
sığınmak zorunda kaldığında, Türk milleti ekmeğini bunlarla paylaşmıştı. Biz
1990, 1991 olaylarından en büyük maddi zararı gören ülkeydik. Güneydoğu ekonomisi
felç olmuştu.
Kuzey Irak'taki, Türkiye ile akrabalık bağları olan Kürt kardeşlerinin hayat
garantileri, canlarını kurtarmaları ve karınlarını doyurmaları için, fakir millet
kendi bütçesi ve evinden yardımda bulunmuştu.
Sanıyorum ki Barzani bu yersiz çıkışlarını, saçma sapan sözlerini, ABD'ye
güvenerek söylüyor. Eğer, ABD'ye bu kadar güven duymasa, bu sözleri söyleyemez.
Ama yakın tarih gösteriyor ki Kürtler, Saddam döneminde olsa dahi, ne zaman
ABD'ye güvenerek ayaklanmışlarsa her zaman telef olmuşlar, her zaman kaybetmişler
ve perişan olmuşlardır. Şu anda da ihtiyatlı olmalarını tavsiye ederim. Bu
bölgeden ABD gider, ama bu ülkede biz binlerce yıldan beri varız. Türkiye,
dostuna dosttur ama yeri geldiğinde bütün gücünü kullanır ve kendisine dil
uzatanların cezasını verir.
Türkiye'nin egemenlik hakkına yönelen bu tehdit karşısında Hükümet ne
yapıyor veya istiyorsa, Meclisimiz buna hazırdır. Biz Meclis olarak,
egemenliğimize dil uzatmayı hiçbir zaman kabul edemeyiz.''
