2014-12-18 - 11:18
TBMM Genel Kurulu'nda, Sağlık Bakanlığı, Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı, Türk Standartları Enstitüsü, Türk Patent Enstitüsü, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, Türkiye Bilimler Akademisi, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu'nun 2015 bütçeleri ve 2013 kesin hesapları kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Sağlık Bakanlığı, Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı, Türk Standartları Enstitüsü, Türk Patent Enstitüsü, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, Türkiye Bilimler Akademisi, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu'nun 2015 bütçeleri ve 2013 kesin hesapları kabul edildi.
8. turda yer alan kurumların bütçeleri üzerinde ilk sözü CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı aldı.
TBMM Genel Kurulu'nda, Sağlık Bakanlığı, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile bağlı kuruluşların bütçelerinin görüşmelerine başlandı.
CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, vatandaşların namuslarıyla, şerefleriyle vergilerini ödediğini ancak bu vergilerin "usulüne uygun bir şekilde harcanmadığını" savundu.
Atıcı, "Birileri cebini doldurmakla meşgul. Kimileri haram parayla umreye gidiyor, kimileri çikolataların altına yüz binlerce dolar saklıyor, kimileri iş adamlarının önüne yatıyor, kimileri parayla ruhsat veriyor, büyük patron da evdeki paraları sıfırlamaya çalışıyor" dedi.
Atıcı, 2002'de 56 lira olan cepten sağlığa harcamanın 2012'de 157 lira olduğunu, dolar bazında 37 dolardan 87 dolara çıktığını söyledi.
CHP Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu'nun "3 Kasım 2002 seçimleri öncesi 'Yolsuzlukları yeneceğiz' dediler, bugün geldiğimiz yerde ne yazık ki yolsuz çıktılar. Yalnız, bir konuda haklarını teslim etmek istiyorum ki bu işleri Allah için yaptıklarını biliyoruz" sözleri, Genel Kurul'da tartışma yarattı.
AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, Karaahmetoğlu'nun "Yolsuzlukları Allah için yapıyorlar" sözlerine itiraz ederek, "Bu sözler, kutsal değerlere yönelik açık bir sataşma, aleni bir hakarettir" dedi.
CHP'li Karaahmetoğlu, "Konuşmamda Grup Başkanvekilinin kastettiği anlamda bir mana yok. Bölgemizde, yöremizde bu türlü konuşmalarda halk bazı ifadeleri yapmak için 'Allah için, Allah adına' der. Ben bu manada kullandım" diye konuştu.
Bostancı, "Madem ki ortağız bu konularda bu kesinlikle kutsal değerlere yönelik açık bir uygun olmayan ifadedir. Selahattin Bey başka bir şey kastetmiş olabilir, niyeti başka olabilir. Burada kullanılan ifadenin bağlamını ve anlamını söylüyorum" ifadesini kullandı.
AK Parti Grubuna yönelik "Usulsüzlük, hırsızlık" konuşmalarının uygun olmadığını, yolsuzluk ve uğursuzlukla mücadeleye de bir katkı sağlamayacağını ifade eden Bostancı, "Ortada mahkemeler var, bir yargılama süreci var, Meclis'te komisyon var. Sizin mahkemeleri beklemeye zamanınız yok" dedi.
Tartışma üzerine söz alan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da şunları kaydetti:
"Sayın Milletvekilimizin söylediği, Anadolu'da, bizde de çok olan, futbol seyredersiniz 'Allah için oynuyor çocuk' dersiniz 'Allah için çalışıyor' dersiniz, burada bir şey yok. Herhalde söylediklerinin tümü, burada birilerinin Allah adıyla aldattığını, Cenab-ı Allah'ı kullanarak hırsızlık, yolsuzluk yaptığını, yüce dinimizi buna alet ettiklerini söyledi.
Kabe'den örtü getirseniz bu yolsuzluğu örtemezsiniz ve örtülmeyecek. Sayın Bostancı, siz AKP sözcüsüsünüz, Cenab-ı Allah'ın sözcüsü değilsiniz. Nitekim, Cenab-ı Allah, Hazreti Peygamberimize bile 'Sen, tebliğ edicisin, ikna edici değilsin' demiştir. Sakın ha kendinizi şu koridorun bu tarafındakilerden daha Müslüman daha dindar zannetmeyin. Onu ölçecek bir terazi yok, onu öbür dünyada Cenab-ı Allah takdir edecek ve ben inanıyorum ki, şu koridorun öbür tarafındakiler cennete sizden daha yakındır."
TBMM Başkanvekili Meral Akşener, bu tartışmayı doğru bulmadığını belirterek, birleşime ara verdi.
CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray, şehir hastanelerinin denenmiş ve vazgeçilmiş çağdışı bir model olduğunu savundu. Toplam yatak sayısında bir artışa neden olmayacağını ve bu şehir hastanelerine 25 yıl içerisinde fazladan 30 milyara yakın ödeme yapılacağını öne süren Çıray, "AKP zihniyeti Türk milletinin 200 yıllık kazanımlarını teker teker yok ediyor. Irkların değil, yurttaşların kardeşliği ve eşit vatandaşlık ideali üzerinde inşa ettiğimiz cumhuriyetimizin medeni değerleri öldürülüyor. Vatandaşlarımız kalp gözlerini açmalı, uyarımıza, haykırışımıza kulak vermeli. Koca bir devlet bir tiran özentisi tarafından adım adım yerle bir ediliyor" dedi.
HDP Grubu adına söz alan Muş Milletvekili Demir Çelik, bütçenin barışçıl, demokratik ve özgürlükçü olmadığını iddia ederek, "Bütçede insan yok. Bütçede ana dilde parasız, nitelikli eğitim de yok, bu bütçede parasız, erişilebilir, nitelikli sağlık hizmetlerine erişmenin koşulu da yok" dedi.
2015 bütçesinin yolsuzluk, yasak ve yoksullukla mücadele bütçesi olmaktan uzak bir içerikte ve mahiyette olduğunu savunan Çelik, bütçenin Milli Güvenlik Kurulu, Milli Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, güvenlikten müteşekkil olan kurum ve kuruluşların bütçesiyle doldurulmuş, onların ihtiyaçlarını karşılamaktan ibaret olduğunu ileri sürdü.
Çelik, AK Parti'nin hasta tutsaklar konusunda da sınıfta kaldığını öne sürerek, şöyle devam etti:
"Düşününüz ki Türkiye'de 550 hasta tutsak var. Onlardan 40 tanesi, bugün itibarıyla hücrelerinde bir başkasının yardımı, desteği olmaksızın yaşamlarını sürdürebilme koşullarını haiz değiller. Adalet Bakanlığına aylar öncesine bu konu aktarılmış olmasına rağmen insanların bugün mağduriyeti giderilmediği gibi son 3 yılda toplamda 98 arkadaşımızı, siyasi tutsağımızı ölümle karşı karşıya bırakmış, onların tabutlarını taşımak durumunda kalmışız. Şimdi, önümüzdeki dönemde de bir başkasına muhtaç olan bu 40 arkadaşımızın muhtemeldir çoğu ölme durumuyla karşı karşıya kalacaktır. Vicdanımız sızlıyor, eğer birilerinin de hala vicdanı sızlıyorsa bu konuya el atıp bir an evvel palyatif çözümler değil radikal ve nitelikli çözümlerle bu soruna yaklaşılmalıdır."
HDP Kars Milletvekili Mülkiye Birtane, sağlıkta en dezavantajlı kesimin kadınlar olduğunu ifade ederek, özellikle köylerde yaşayan kadınların sağlık merkezleri ve aile hekimine erişim olanağının kısıtlı olduğunu söyledi.
Meme kanseri ve kanser riski altında olan herkesin, erken tanı ve zamanında tedavi imkanı bulması için sağlık alanında gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiğini belirten Birtane, bu amaçla da toplum tabanlı tarama programı oluşturulması gerektiğini vurguladı.
Hükümetin vatandaşın sağlığını bozan politikalarından vazgeçmesi gerektiğini belirten Birtane, "İstatistiklere göre 2002-2012 yılları arasında biber gazına harcanan miktar 20 milyon dolar" dedi.
Birtane, Suriye'den misafir edilen 2 milyona yakın insanın sağlık koşulları hakkında standartlara uygun bir önlemin mevcut olmadığını savundu.
21 Temmuz 2014'te Diyarbakır-Bingöl karayolunda LPG yüklü tankerin patlaması sonucu çoğu öğrenci 38 kişi yanarak can verdiğini anımsatan Birtane, şöyle devam etti:
"Onlarca insanımız sağlığını yitirdi. Bu ailelerin maddi ve manevi tüm zararlarının karşılanması ve olayda sorumluluğu olanların bir an önce yargı önüne çıkarılması gerekmektedir. Çünkü bu facia devletin ihmali sonucu yaşanmış ve verdiğim araştırma önergesinde de tüm ihmaller açıkça ortaya konmuştur."
Hasta tutsakların da birer birer cezaevinde hayatını kaybettiğini kaydeden Birtane, "Bununla ilgili bir düzenleme yapamayan Sağlık ve Adalet bakanlıklarını insani ve vicdani görevlerini yapmaya çağırıyorum" dedi.
HDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan dün akşam saatlerinde Diyarbakır'da gençlerin bir gösterisi sırasında Kadir Çakmak isimli 16 yaşındaki bir gencin polisin açtığı ateş sonucu yaşamını yitirdiğini söyledi.
Çakmak'ın ailesine başsağlığı dileyen Aydoğan, "Umuyorum ve diliyorum ki bu güvenlik güçlerinin katlettiği son gencimiz olur. Parti olarak bu gencimizi katleden güvenlik görevlilerinin yargı önüne çıkarılması ve yargılanmaları için her türlü çaba içerisinde olacağız" dedi.
Aydoğan, hükümetin, 12 Eylül artığı yüzde 10 barajını devam ettirerek, Türkiye halklarıyla buluşmalarını engellediğini iddia ederek, "Halen de barajı incelemeye alan Anayasa Mahkemesini tehdit etmekten geri durmayarak engelleme tutumunu devam ettirmektedir. Anayasa Mahkemesi'nden beklentimiz, tüm bu tehdit ve suçlamalardan etkilenmeden en doğru kararı almasıdır" diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Diyarbakır'da Kadir Çakmak adlı 16 yaşındaki bir çocuğun polis kurşunuyla öldürüldüğünü belirterek, şunları kaydetti:
"Öncelikle beklentimiz hükümetin bu konuda parlamentoya izahat vermesidir, olması gereken budur. Parlamento, memlekette olup bitenlere kulak tıkanacak bir yer değildir. Çocuğun elinde silah vardır, yoktur, ben oralarına girmiyorum. Ancak, emniyet teşkilatı içinde olaylara farklı refleks gösteren iki grup mu vardır? Hükümete soruyorum; bu olay güya bize, çözüm sürecini baltalamak adına emniyet teşkilatı içinde yapılmış bir provokasyon mudur ya da hükümetin yeni yaklaşımını etkisiz hale getirme adı altında adam öldürmek midir? Hükümetin parlamentoya zerre kadar saygısı varsa bir sayın bakanın bu kürsüden parlamentoyu, dolayısıyla milletimizi bilgilendirmesi işin yakışanıdır."
AK Parti Diyarbakır Milletvekili Mehmet Süleyman Hamzaoğulları, 2002 yılının sonunda sağlık sisteminin, hizmet sunumundan finansmanına, insan gücünden bilgi sistemine kadar birçok alanda vatandaşı canından bezdiren, insan onuruna yakışmayan bir durumda olduğunu kaydetti.
Bunun, köklü değişikliklere gidilmesini zorunlu kıldığını ifade eden Hamzaoğulları, "2003 yılında AK Parti iktidarıyla sağlık hizmetlerinin etkili, verimli ve hakkaniyete uygun bir şekilde sunulması amacıyla Sağlıkta Dönüşüm Programı uygulamaya konularak devasa bir dönüşüm gerçekleştirilmiş, artan sağlık hizmeti kalitesiyle insanımızın yaşam kalitesi önemli ölçüde yükselmiştir" dedi.
"Önce insan" diyerek başlatılan Sağlıkta Dönüşüm Programı'yla kamu hastaneleri tek çatı altında birleştirildiğini, üniversite ve özel hastane kapılarının herkese açıldığını, genel sağlık sigortasıyla bütün vatandaşların sosyal güvence kapsamına alındığını anımsatan Hamzaoğulları, acil ve yoğun bakım tedavileri kamu ve özel hastanelerde tüm vatandaşlara ücretsiz sunulduğunu, ilaçların istenilen eczaneden alınabilmesinin önünün açıldığını söyledi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Türkan Dağoğlu, AK Parti iktidarıyla "sağlıkta dönüşüm" diye bir rüzgar estiğinin, bunun o güne kadarki hayallerin gerçekleşmesi anlamına geldiğini ifade etti. Sağlıkta dönüşümün içeriğinde hakkaniyetli, erişilebilir ve herkesin erişebileceği bir sağlık sistemi bulunduğunu ifade eden Dağoğlu, "Önce altyapıyı düzelttik ve o hastaneden o hastaneye gitme ortadan kalktı" dedi.
AK Parti Kütahya Milletvekili Vural Kavuncu, dünyada kitlesel ölümlere yol açan önemli bulaşıcı hastalıklar olduğunu, bunlarla ilişkili Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü'nün önemli başarılar elde ettiğini kaydetti.
Ebola virüsü ile ilgili dünyada 18 bine yakın hastalık, 6 bini geçen de ölüm vakası olduğunu belirten Kavuncu "Bunlara karşılık, Genel Müdürlüğümüz yerinde önlemler almış, gelenlere kontrollerini, vasıtaların dezenfeksiyonunu yapmış sonuçta bugüne kadar bir tane bile Türkiye'de Ebola vakası görülmemiştir" diye konuştu.
AK Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Domaç, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu'nun, dünya ülkelerindeki örneklerine benzer kurum olarak dizayn edildiğini; AB ülkelerindeki benzerleri ile uyumlaştırıldığını söyledi.
Türkiye'nin, dünyada ilk kez kare barkod üzerinden ilaç takip sistemi kurarak ilacın üretim hattından başlayarak eczaneden hastaya ulaşana kadar tüm süreçte takibini sağladığını belirten Domaç, bu yolla ilaç güvenliği sağlanırken kaçak ve sahte ilaçların önüne geçildiğini, e-reçeteye geçilerek reçete güvenliğinin sağlandığını, takibinin kolaylaştığını ve reçete yönlendirme sorununun ortadan kalktığını ifade etti.
Domaç, eczacılar ve eczaneler hakkında kanun değiştirilerek, sürdürülebilir eczacılık hizmetinin sağlandığını kaydetti.
AK Parti Gaziantep Milletvekili Nejat Koçer, dünyada ve özellikle Avrupa'da yaşanan ekonomik buhranın, Türkiye'nin sahip olduğu üretim becerisiyle oluşturduğu rekabet gücünün değerini ve önemini çok net ortaya koyduğunu kaydetti.
Türkiye'nin bilim ve teknoloji kapasitesini artırmak için hazırlanan ve yol haritası niteliğindeki sektörel strateji belgeleriyle adeta yeni bir dönemin başladığını belirten Koçer, "Sanayi Stratejisi Belgesi ve Eylem Planı Türk sanayisini düşük teknoloji seviyesinden çıkartarak orta teknoloji seviyesine getirmiş, sanayimizin hedefi artık ileri teknoloji olmuştur" dedi.
AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Erdoğan, AK Parti döneminde, tarımın, sosyal olmakla beraber stratejik ve rekabete dayalı, iktisadi bir sektör olarak ele alındığını kaydetti.
Gündelik bakıştan stratejik planlamaya geçildiğini belirten Erdoğan, şunları söyledi:
"Tarım Kanunu da dahil sektörle ilgili 15 önemli kanun çıktı. Bu yaklaşım ve politikalar tarımda büyümeyi beraberinde getirdi. 36 milyardan devraldığımız tarımsal milli gelir 116 milyar liraya ulaştı. Tarımsal hasılada Avrupa'da 4. sıradan 1. sıraya yükseldik.
Sektörün geliştirilmesi için altyapının çok ciddi bir reforma ihtiyaca vardı. Tarımsal üretim havzaları belirlendi, tarım strateji belgesi, Ulusal Kırsal Kalkınma Stratejisi, tarım master planları hazırlandı. Çiftçinin daha verimli bir araziye sahip olması ve üretim yapması için arazi toplulaştırma çalışmalarına önem verildi.
1961-2002 arası kırk bir yılda 450 bin hektar arazi toplulaştırması yapılmışken on iki yılda 4,5 milyon hektar toplulaştırma yapıldı."
MHP Grubu adına söz alan Mersin Milletvekili Ali Öz, AK Parti'nin iktidarında sağlık hizmetinin özelleştirildiğini, sağlığın metalaştırıldığını, alınıp satılan, devredilebilen ticaret haline getirildiğinin açıkça görüldüğünü savundu.
AK Parti'nin sağlık çalışanlarını, sağlık emekçilerini başta hekimler olmak üzere göz ardı ettiğini, görmezden geldiğini ve özlük haklarını iyileştirme anlamında hiçbir adım atmadığını iddia eden Öz, "Söz vermiştir, yerine getirmemiştir. Vermiş olduğu sözleri özellikle seçim öncesi dönemde daha da yoğun bir hale getirmiş, hep bundan siyasi bir rant elde etmiştir" diye konuştu.
Öz, Sağlık Bakanı'ndan, 24'üncü Yasama Yılı tamamlanmadan sağlık çalışanlarının tamamının hak etmiş olduğu fiili hizmet zammını, yıpranma payını bir an önce vermesini sağlık çalışanları adına talep etti.
MHP Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek, Sağlık Bakanlığı'nın genel bütçeli bir kamu idaresi olmasına rağmen kurum bünyesinde döner sermayeli işletme bütçelerinin aynı kamu idaresi içinde farklı bir bütçe yapısını oluşturduğunu belirterek, şunları söyledi:
"TBMM tarafından verilen bütçe yetkisi ve raporlanan bütçe uygulama sonuçları genel bütçeye ilişkin olup döner sermaye gelirleri parlamento bilgisi ve kabulü dışında gerçekleşmektedir. Tahsis edilen bütçe ve uygulama sonuçları Bakanlığın tüm faaliyetlerini içermediğinden TBMM'nin bakanlık faaliyetleri hakkında doğru bilgilendirilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Sayıştay raporunda ifade edildiği gibi değerlendirilebilecek mal ve hizmet üretim ve satışı gerçekleşmediği için Bakanlık merkez döner sermayesinin bir döner sermaye işletmesi olmadığı da ayrıca ifade edilmektedir. Bundan dolayı bizce bu bütçeyi başka konularda eleştirmenin hiçbir anlamı yoktur. Esasen şeffaf ve hesap verebilir olmayan bu bütçenin TBMM'de görüşülmesi abesle iştigaldir diyorum."
MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, 2003'te kayıtlı işsiz sayısının yaklaşık 600 bin iken bugün bu sayının 3 milyonu geçtiğini ve 4 milyona yaklaştığını belirterek, bunu "korkunç bir rakam" olarak niteledi.
17 Aralık operasyonuna değinen Türkkan, "Hırsızlığı meşrulaştırmak isteyen bir hükümetle karşı karşıyayız. Bu, ayıptır, her şeyden önce de günahtır. Bu yüzden Sayın Bakan, sözlerinizi kınıyorum ve sizi önce Allah'a, sonra da halkımıza havale ediyorum" dedi.
Türkiye'nin sanayi bakımından çok vahim bir durumda olduğunu iddia eden Türkkan, "Peki, bilim ne alemde? Hayvanat bahçesinden TÜBİTAK'a müdür atanan bir ülkede bilim adına konuşacak hiçbir şey olduğunu düşünmüyorum" diye konuştu.
Kocaeli Cengiz Topel Havalimanı'na ait fotoğraflar gösteren Türkkan, havalimanının belediyelerin sahipsiz köpekleri bıraktığı yer olduğunu ileri sürdü. Türkkan, şunları kaydetti:
"Cengiz Topel Havalimanına ne gelen var ne giden. Kuş uçmaz, kervan geçmez bir vaziyette bekliyor. Cengiz Topel Havalimanı şimdilerde kargalara ve sahipsiz köpeklere ev sahipliği yapıyor. Kimse bana ve hemşehrilerime maval okumasın. Yazık bu milletin parasına. Milyonlarca lira harcanarak yapılan havaalanının durumu bu. İn cin top oynuyor. Dünyada havaalanı olan ama yolcusu inen uçağı olmayan tek havalimanı Cengiz Topel Havalimanı."
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal da yerinden söz alarak, Ziraat ve Gıda mühendisleri ile Veteriner hekimlerin iş , aş, kadro ve atama için Abdi İpekçi'de buluştuğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:
"Bunlar okumuş gençler. İş bulamadıkları için babalarından harçlık almaktan utanmakta, aile huzurları bozulmaktadır. Sorun ciddidir, boşanma ve intiharlar olmaktadır. Bunlara sebep olan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı'nın 2013'te 20 bin olan kadrosunu 4 bine düşürmesini ve boş kadrolara atama yapmamasını kınıyorum. 20 bin kadro verilerek bu sorunun çözülmesi ve bu kadrolara atama yapılarak bu gençlerin hayallerine kavuşmalarını temenni ve talep ediyorum."
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
8. turda yer alan kurumların bütçeleri üzerinde ilk sözü CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı aldı.
TBMM Genel Kurulu'nda, Sağlık Bakanlığı, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile bağlı kuruluşların bütçelerinin görüşmelerine başlandı.
CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, vatandaşların namuslarıyla, şerefleriyle vergilerini ödediğini ancak bu vergilerin "usulüne uygun bir şekilde harcanmadığını" savundu.
Atıcı, "Birileri cebini doldurmakla meşgul. Kimileri haram parayla umreye gidiyor, kimileri çikolataların altına yüz binlerce dolar saklıyor, kimileri iş adamlarının önüne yatıyor, kimileri parayla ruhsat veriyor, büyük patron da evdeki paraları sıfırlamaya çalışıyor" dedi.
Atıcı, 2002'de 56 lira olan cepten sağlığa harcamanın 2012'de 157 lira olduğunu, dolar bazında 37 dolardan 87 dolara çıktığını söyledi.
CHP Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu'nun "3 Kasım 2002 seçimleri öncesi 'Yolsuzlukları yeneceğiz' dediler, bugün geldiğimiz yerde ne yazık ki yolsuz çıktılar. Yalnız, bir konuda haklarını teslim etmek istiyorum ki bu işleri Allah için yaptıklarını biliyoruz" sözleri, Genel Kurul'da tartışma yarattı.
AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, Karaahmetoğlu'nun "Yolsuzlukları Allah için yapıyorlar" sözlerine itiraz ederek, "Bu sözler, kutsal değerlere yönelik açık bir sataşma, aleni bir hakarettir" dedi.
CHP'li Karaahmetoğlu, "Konuşmamda Grup Başkanvekilinin kastettiği anlamda bir mana yok. Bölgemizde, yöremizde bu türlü konuşmalarda halk bazı ifadeleri yapmak için 'Allah için, Allah adına' der. Ben bu manada kullandım" diye konuştu.
Bostancı, "Madem ki ortağız bu konularda bu kesinlikle kutsal değerlere yönelik açık bir uygun olmayan ifadedir. Selahattin Bey başka bir şey kastetmiş olabilir, niyeti başka olabilir. Burada kullanılan ifadenin bağlamını ve anlamını söylüyorum" ifadesini kullandı.
AK Parti Grubuna yönelik "Usulsüzlük, hırsızlık" konuşmalarının uygun olmadığını, yolsuzluk ve uğursuzlukla mücadeleye de bir katkı sağlamayacağını ifade eden Bostancı, "Ortada mahkemeler var, bir yargılama süreci var, Meclis'te komisyon var. Sizin mahkemeleri beklemeye zamanınız yok" dedi.
Tartışma üzerine söz alan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da şunları kaydetti:
"Sayın Milletvekilimizin söylediği, Anadolu'da, bizde de çok olan, futbol seyredersiniz 'Allah için oynuyor çocuk' dersiniz 'Allah için çalışıyor' dersiniz, burada bir şey yok. Herhalde söylediklerinin tümü, burada birilerinin Allah adıyla aldattığını, Cenab-ı Allah'ı kullanarak hırsızlık, yolsuzluk yaptığını, yüce dinimizi buna alet ettiklerini söyledi.
Kabe'den örtü getirseniz bu yolsuzluğu örtemezsiniz ve örtülmeyecek. Sayın Bostancı, siz AKP sözcüsüsünüz, Cenab-ı Allah'ın sözcüsü değilsiniz. Nitekim, Cenab-ı Allah, Hazreti Peygamberimize bile 'Sen, tebliğ edicisin, ikna edici değilsin' demiştir. Sakın ha kendinizi şu koridorun bu tarafındakilerden daha Müslüman daha dindar zannetmeyin. Onu ölçecek bir terazi yok, onu öbür dünyada Cenab-ı Allah takdir edecek ve ben inanıyorum ki, şu koridorun öbür tarafındakiler cennete sizden daha yakındır."
TBMM Başkanvekili Meral Akşener, bu tartışmayı doğru bulmadığını belirterek, birleşime ara verdi.
CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray, şehir hastanelerinin denenmiş ve vazgeçilmiş çağdışı bir model olduğunu savundu. Toplam yatak sayısında bir artışa neden olmayacağını ve bu şehir hastanelerine 25 yıl içerisinde fazladan 30 milyara yakın ödeme yapılacağını öne süren Çıray, "AKP zihniyeti Türk milletinin 200 yıllık kazanımlarını teker teker yok ediyor. Irkların değil, yurttaşların kardeşliği ve eşit vatandaşlık ideali üzerinde inşa ettiğimiz cumhuriyetimizin medeni değerleri öldürülüyor. Vatandaşlarımız kalp gözlerini açmalı, uyarımıza, haykırışımıza kulak vermeli. Koca bir devlet bir tiran özentisi tarafından adım adım yerle bir ediliyor" dedi.
HDP Grubu adına söz alan Muş Milletvekili Demir Çelik, bütçenin barışçıl, demokratik ve özgürlükçü olmadığını iddia ederek, "Bütçede insan yok. Bütçede ana dilde parasız, nitelikli eğitim de yok, bu bütçede parasız, erişilebilir, nitelikli sağlık hizmetlerine erişmenin koşulu da yok" dedi.
2015 bütçesinin yolsuzluk, yasak ve yoksullukla mücadele bütçesi olmaktan uzak bir içerikte ve mahiyette olduğunu savunan Çelik, bütçenin Milli Güvenlik Kurulu, Milli Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, güvenlikten müteşekkil olan kurum ve kuruluşların bütçesiyle doldurulmuş, onların ihtiyaçlarını karşılamaktan ibaret olduğunu ileri sürdü.
Çelik, AK Parti'nin hasta tutsaklar konusunda da sınıfta kaldığını öne sürerek, şöyle devam etti:
"Düşününüz ki Türkiye'de 550 hasta tutsak var. Onlardan 40 tanesi, bugün itibarıyla hücrelerinde bir başkasının yardımı, desteği olmaksızın yaşamlarını sürdürebilme koşullarını haiz değiller. Adalet Bakanlığına aylar öncesine bu konu aktarılmış olmasına rağmen insanların bugün mağduriyeti giderilmediği gibi son 3 yılda toplamda 98 arkadaşımızı, siyasi tutsağımızı ölümle karşı karşıya bırakmış, onların tabutlarını taşımak durumunda kalmışız. Şimdi, önümüzdeki dönemde de bir başkasına muhtaç olan bu 40 arkadaşımızın muhtemeldir çoğu ölme durumuyla karşı karşıya kalacaktır. Vicdanımız sızlıyor, eğer birilerinin de hala vicdanı sızlıyorsa bu konuya el atıp bir an evvel palyatif çözümler değil radikal ve nitelikli çözümlerle bu soruna yaklaşılmalıdır."
HDP Kars Milletvekili Mülkiye Birtane, sağlıkta en dezavantajlı kesimin kadınlar olduğunu ifade ederek, özellikle köylerde yaşayan kadınların sağlık merkezleri ve aile hekimine erişim olanağının kısıtlı olduğunu söyledi.
Meme kanseri ve kanser riski altında olan herkesin, erken tanı ve zamanında tedavi imkanı bulması için sağlık alanında gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiğini belirten Birtane, bu amaçla da toplum tabanlı tarama programı oluşturulması gerektiğini vurguladı.
Hükümetin vatandaşın sağlığını bozan politikalarından vazgeçmesi gerektiğini belirten Birtane, "İstatistiklere göre 2002-2012 yılları arasında biber gazına harcanan miktar 20 milyon dolar" dedi.
Birtane, Suriye'den misafir edilen 2 milyona yakın insanın sağlık koşulları hakkında standartlara uygun bir önlemin mevcut olmadığını savundu.
21 Temmuz 2014'te Diyarbakır-Bingöl karayolunda LPG yüklü tankerin patlaması sonucu çoğu öğrenci 38 kişi yanarak can verdiğini anımsatan Birtane, şöyle devam etti:
"Onlarca insanımız sağlığını yitirdi. Bu ailelerin maddi ve manevi tüm zararlarının karşılanması ve olayda sorumluluğu olanların bir an önce yargı önüne çıkarılması gerekmektedir. Çünkü bu facia devletin ihmali sonucu yaşanmış ve verdiğim araştırma önergesinde de tüm ihmaller açıkça ortaya konmuştur."
Hasta tutsakların da birer birer cezaevinde hayatını kaybettiğini kaydeden Birtane, "Bununla ilgili bir düzenleme yapamayan Sağlık ve Adalet bakanlıklarını insani ve vicdani görevlerini yapmaya çağırıyorum" dedi.
HDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan dün akşam saatlerinde Diyarbakır'da gençlerin bir gösterisi sırasında Kadir Çakmak isimli 16 yaşındaki bir gencin polisin açtığı ateş sonucu yaşamını yitirdiğini söyledi.
Çakmak'ın ailesine başsağlığı dileyen Aydoğan, "Umuyorum ve diliyorum ki bu güvenlik güçlerinin katlettiği son gencimiz olur. Parti olarak bu gencimizi katleden güvenlik görevlilerinin yargı önüne çıkarılması ve yargılanmaları için her türlü çaba içerisinde olacağız" dedi.
Aydoğan, hükümetin, 12 Eylül artığı yüzde 10 barajını devam ettirerek, Türkiye halklarıyla buluşmalarını engellediğini iddia ederek, "Halen de barajı incelemeye alan Anayasa Mahkemesini tehdit etmekten geri durmayarak engelleme tutumunu devam ettirmektedir. Anayasa Mahkemesi'nden beklentimiz, tüm bu tehdit ve suçlamalardan etkilenmeden en doğru kararı almasıdır" diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Diyarbakır'da Kadir Çakmak adlı 16 yaşındaki bir çocuğun polis kurşunuyla öldürüldüğünü belirterek, şunları kaydetti:
"Öncelikle beklentimiz hükümetin bu konuda parlamentoya izahat vermesidir, olması gereken budur. Parlamento, memlekette olup bitenlere kulak tıkanacak bir yer değildir. Çocuğun elinde silah vardır, yoktur, ben oralarına girmiyorum. Ancak, emniyet teşkilatı içinde olaylara farklı refleks gösteren iki grup mu vardır? Hükümete soruyorum; bu olay güya bize, çözüm sürecini baltalamak adına emniyet teşkilatı içinde yapılmış bir provokasyon mudur ya da hükümetin yeni yaklaşımını etkisiz hale getirme adı altında adam öldürmek midir? Hükümetin parlamentoya zerre kadar saygısı varsa bir sayın bakanın bu kürsüden parlamentoyu, dolayısıyla milletimizi bilgilendirmesi işin yakışanıdır."
AK Parti Diyarbakır Milletvekili Mehmet Süleyman Hamzaoğulları, 2002 yılının sonunda sağlık sisteminin, hizmet sunumundan finansmanına, insan gücünden bilgi sistemine kadar birçok alanda vatandaşı canından bezdiren, insan onuruna yakışmayan bir durumda olduğunu kaydetti.
Bunun, köklü değişikliklere gidilmesini zorunlu kıldığını ifade eden Hamzaoğulları, "2003 yılında AK Parti iktidarıyla sağlık hizmetlerinin etkili, verimli ve hakkaniyete uygun bir şekilde sunulması amacıyla Sağlıkta Dönüşüm Programı uygulamaya konularak devasa bir dönüşüm gerçekleştirilmiş, artan sağlık hizmeti kalitesiyle insanımızın yaşam kalitesi önemli ölçüde yükselmiştir" dedi.
"Önce insan" diyerek başlatılan Sağlıkta Dönüşüm Programı'yla kamu hastaneleri tek çatı altında birleştirildiğini, üniversite ve özel hastane kapılarının herkese açıldığını, genel sağlık sigortasıyla bütün vatandaşların sosyal güvence kapsamına alındığını anımsatan Hamzaoğulları, acil ve yoğun bakım tedavileri kamu ve özel hastanelerde tüm vatandaşlara ücretsiz sunulduğunu, ilaçların istenilen eczaneden alınabilmesinin önünün açıldığını söyledi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Türkan Dağoğlu, AK Parti iktidarıyla "sağlıkta dönüşüm" diye bir rüzgar estiğinin, bunun o güne kadarki hayallerin gerçekleşmesi anlamına geldiğini ifade etti. Sağlıkta dönüşümün içeriğinde hakkaniyetli, erişilebilir ve herkesin erişebileceği bir sağlık sistemi bulunduğunu ifade eden Dağoğlu, "Önce altyapıyı düzelttik ve o hastaneden o hastaneye gitme ortadan kalktı" dedi.
AK Parti Kütahya Milletvekili Vural Kavuncu, dünyada kitlesel ölümlere yol açan önemli bulaşıcı hastalıklar olduğunu, bunlarla ilişkili Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü'nün önemli başarılar elde ettiğini kaydetti.
Ebola virüsü ile ilgili dünyada 18 bine yakın hastalık, 6 bini geçen de ölüm vakası olduğunu belirten Kavuncu "Bunlara karşılık, Genel Müdürlüğümüz yerinde önlemler almış, gelenlere kontrollerini, vasıtaların dezenfeksiyonunu yapmış sonuçta bugüne kadar bir tane bile Türkiye'de Ebola vakası görülmemiştir" diye konuştu.
AK Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Domaç, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu'nun, dünya ülkelerindeki örneklerine benzer kurum olarak dizayn edildiğini; AB ülkelerindeki benzerleri ile uyumlaştırıldığını söyledi.
Türkiye'nin, dünyada ilk kez kare barkod üzerinden ilaç takip sistemi kurarak ilacın üretim hattından başlayarak eczaneden hastaya ulaşana kadar tüm süreçte takibini sağladığını belirten Domaç, bu yolla ilaç güvenliği sağlanırken kaçak ve sahte ilaçların önüne geçildiğini, e-reçeteye geçilerek reçete güvenliğinin sağlandığını, takibinin kolaylaştığını ve reçete yönlendirme sorununun ortadan kalktığını ifade etti.
Domaç, eczacılar ve eczaneler hakkında kanun değiştirilerek, sürdürülebilir eczacılık hizmetinin sağlandığını kaydetti.
AK Parti Gaziantep Milletvekili Nejat Koçer, dünyada ve özellikle Avrupa'da yaşanan ekonomik buhranın, Türkiye'nin sahip olduğu üretim becerisiyle oluşturduğu rekabet gücünün değerini ve önemini çok net ortaya koyduğunu kaydetti.
Türkiye'nin bilim ve teknoloji kapasitesini artırmak için hazırlanan ve yol haritası niteliğindeki sektörel strateji belgeleriyle adeta yeni bir dönemin başladığını belirten Koçer, "Sanayi Stratejisi Belgesi ve Eylem Planı Türk sanayisini düşük teknoloji seviyesinden çıkartarak orta teknoloji seviyesine getirmiş, sanayimizin hedefi artık ileri teknoloji olmuştur" dedi.
AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Erdoğan, AK Parti döneminde, tarımın, sosyal olmakla beraber stratejik ve rekabete dayalı, iktisadi bir sektör olarak ele alındığını kaydetti.
Gündelik bakıştan stratejik planlamaya geçildiğini belirten Erdoğan, şunları söyledi:
"Tarım Kanunu da dahil sektörle ilgili 15 önemli kanun çıktı. Bu yaklaşım ve politikalar tarımda büyümeyi beraberinde getirdi. 36 milyardan devraldığımız tarımsal milli gelir 116 milyar liraya ulaştı. Tarımsal hasılada Avrupa'da 4. sıradan 1. sıraya yükseldik.
Sektörün geliştirilmesi için altyapının çok ciddi bir reforma ihtiyaca vardı. Tarımsal üretim havzaları belirlendi, tarım strateji belgesi, Ulusal Kırsal Kalkınma Stratejisi, tarım master planları hazırlandı. Çiftçinin daha verimli bir araziye sahip olması ve üretim yapması için arazi toplulaştırma çalışmalarına önem verildi.
1961-2002 arası kırk bir yılda 450 bin hektar arazi toplulaştırması yapılmışken on iki yılda 4,5 milyon hektar toplulaştırma yapıldı."
MHP Grubu adına söz alan Mersin Milletvekili Ali Öz, AK Parti'nin iktidarında sağlık hizmetinin özelleştirildiğini, sağlığın metalaştırıldığını, alınıp satılan, devredilebilen ticaret haline getirildiğinin açıkça görüldüğünü savundu.
AK Parti'nin sağlık çalışanlarını, sağlık emekçilerini başta hekimler olmak üzere göz ardı ettiğini, görmezden geldiğini ve özlük haklarını iyileştirme anlamında hiçbir adım atmadığını iddia eden Öz, "Söz vermiştir, yerine getirmemiştir. Vermiş olduğu sözleri özellikle seçim öncesi dönemde daha da yoğun bir hale getirmiş, hep bundan siyasi bir rant elde etmiştir" diye konuştu.
Öz, Sağlık Bakanı'ndan, 24'üncü Yasama Yılı tamamlanmadan sağlık çalışanlarının tamamının hak etmiş olduğu fiili hizmet zammını, yıpranma payını bir an önce vermesini sağlık çalışanları adına talep etti.
MHP Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek, Sağlık Bakanlığı'nın genel bütçeli bir kamu idaresi olmasına rağmen kurum bünyesinde döner sermayeli işletme bütçelerinin aynı kamu idaresi içinde farklı bir bütçe yapısını oluşturduğunu belirterek, şunları söyledi:
"TBMM tarafından verilen bütçe yetkisi ve raporlanan bütçe uygulama sonuçları genel bütçeye ilişkin olup döner sermaye gelirleri parlamento bilgisi ve kabulü dışında gerçekleşmektedir. Tahsis edilen bütçe ve uygulama sonuçları Bakanlığın tüm faaliyetlerini içermediğinden TBMM'nin bakanlık faaliyetleri hakkında doğru bilgilendirilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Sayıştay raporunda ifade edildiği gibi değerlendirilebilecek mal ve hizmet üretim ve satışı gerçekleşmediği için Bakanlık merkez döner sermayesinin bir döner sermaye işletmesi olmadığı da ayrıca ifade edilmektedir. Bundan dolayı bizce bu bütçeyi başka konularda eleştirmenin hiçbir anlamı yoktur. Esasen şeffaf ve hesap verebilir olmayan bu bütçenin TBMM'de görüşülmesi abesle iştigaldir diyorum."
MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, 2003'te kayıtlı işsiz sayısının yaklaşık 600 bin iken bugün bu sayının 3 milyonu geçtiğini ve 4 milyona yaklaştığını belirterek, bunu "korkunç bir rakam" olarak niteledi.
17 Aralık operasyonuna değinen Türkkan, "Hırsızlığı meşrulaştırmak isteyen bir hükümetle karşı karşıyayız. Bu, ayıptır, her şeyden önce de günahtır. Bu yüzden Sayın Bakan, sözlerinizi kınıyorum ve sizi önce Allah'a, sonra da halkımıza havale ediyorum" dedi.
Türkiye'nin sanayi bakımından çok vahim bir durumda olduğunu iddia eden Türkkan, "Peki, bilim ne alemde? Hayvanat bahçesinden TÜBİTAK'a müdür atanan bir ülkede bilim adına konuşacak hiçbir şey olduğunu düşünmüyorum" diye konuştu.
Kocaeli Cengiz Topel Havalimanı'na ait fotoğraflar gösteren Türkkan, havalimanının belediyelerin sahipsiz köpekleri bıraktığı yer olduğunu ileri sürdü. Türkkan, şunları kaydetti:
"Cengiz Topel Havalimanına ne gelen var ne giden. Kuş uçmaz, kervan geçmez bir vaziyette bekliyor. Cengiz Topel Havalimanı şimdilerde kargalara ve sahipsiz köpeklere ev sahipliği yapıyor. Kimse bana ve hemşehrilerime maval okumasın. Yazık bu milletin parasına. Milyonlarca lira harcanarak yapılan havaalanının durumu bu. İn cin top oynuyor. Dünyada havaalanı olan ama yolcusu inen uçağı olmayan tek havalimanı Cengiz Topel Havalimanı."
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal da yerinden söz alarak, Ziraat ve Gıda mühendisleri ile Veteriner hekimlerin iş , aş, kadro ve atama için Abdi İpekçi'de buluştuğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:
"Bunlar okumuş gençler. İş bulamadıkları için babalarından harçlık almaktan utanmakta, aile huzurları bozulmaktadır. Sorun ciddidir, boşanma ve intiharlar olmaktadır. Bunlara sebep olan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı'nın 2013'te 20 bin olan kadrosunu 4 bine düşürmesini ve boş kadrolara atama yapmamasını kınıyorum. 20 bin kadro verilerek bu sorunun çözülmesi ve bu kadrolara atama yapılarak bu gençlerin hayallerine kavuşmalarını temenni ve talep ediyorum."
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
