2011-10-12 - 16:19
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mehmet Sağlam başkanlığında toplandı.
CHP Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, ''Doğu ve Güneydoğu'da her taraf kan ağlıyor. Hükümet, kutuplaşmaya son verecek adımı atmalıdır'' dedi.

TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mehmet Sağlam başkanlığında toplandı.

CHP'li Tanrıkulu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki gelişmeler konusunda yaptığı gündemdışı konuşmada, mevcut iktidar döneminde bütün Türkiye'nin açık bir cezaevine dönüştüğünü öne sürdü.

Tanrıkulu, ''Hükümet 'yargı bağımsız ve tarafsızdır' demesin. Hakim ve savcılara bu dosyaları çocukları getirmiyor. Güvenlik güçleri getirmekte ve kimlerin tutuklanacağı ya da serbest bırakılacağı liste halinde verilmekte'' diye konuştu.

Hükümetin kutuplaşmaya son vermesi gerektiğini ifade eden Tanrıkulu, şöyle konuştu:

''27 yıldır bu ülkede çatışma vardır ve insanlar ölmektedir. Bu 27 yılın 9 yılında bu Hükümet iktidardadır. 27 yılda, 5 cumhurbaşkanı, 8 başbakan, 9 genelkurmay başkanı, 16 hükümet, 23 içişleri bakanı değişmiştir ama bu sorun bitmemiştir. Türkiye'nin Kürt meselesi çözülememiştir.

Bu sorunu günlük siyasi tartışmanın dışına çıkartalım. Bu sorunu siyasi bir yarışma haline getirmeyelim. Ortak bir dil yaratalım ve ortak bir komisyon kuralım. Toplumun bizden beklediği cesarettir, daha fazla sağduyudur, bunu birlikte becerebiliriz. Doğu ve Güneydoğu'da her taraf kan ağlıyor. Hükümet, kutuplaşmaya son verecek adımı atmalıdır. Bu konuyu siyasi yarışma ve kişisel egomuzun tatmini dışında bırakalım ve bu konuyu öfke, şiddet diliyle konuşmayalım.''

Sezgin Tanrıkulu'nun konuşmasını CHP'li milletvekillerinin yanısıra, BDP'li milletvekilleri de alkışladı.

AK Parti Ordu Milletvekili İhsan Şener, Dünya Yaşlılar Günü nedeniyle yaptığı gündemdışı konuşmada, küresel yaşlanmanın dünyanın en büyük sorunlarından birisi olduğunu söyledi.

Dünyada doğum oranının düşmesi nedeniyle 60 yaş üstü insan sayısının giderek arttığını belirten Şener, bugün dünyada 600 milyon olan yaşlı sayısının, 2050'de 2 milyara ulaşmasının beklendiğini kaydetti.

Şener, Türkiye'de 1978-2008 yılları arasında 4,33 olan doğurganlık hızının, bugün yarı yarıya azaldığını söyleyerek, ''Araştırmalar, Sayın Başbakan'ın, 'her ailede 3 çocuk ısrarını' haklı çıkarmaktadır. Bugün Türkiye'de 6 milyon olan yaşlı nüfusunun, 2025'te 9 milyona, 2050'de ise 18 milyona çıkacağı tahmin edilmektedir'' dedi.

MHP Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan da Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu hakkında gündemdışı konuştu.

CHP Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar, ülke genelinde etkili olan yağmurun Söke Ovasında felakete neden olduğunu belirterek, sel ve su baskınlarından zarar gören çiftçilerin borçlarının 2 yıla yayılarak ertelenmesini talep etti.

Bu arada, Pakistan Enformasyon Bakanı Firdevs Aşık Avan ve beraberindeki heyet, bir süre Genel Kurul çalışmalarını takip etti.

TBMM Genel Kurulunda, BDP'nin ''yargının sorunları'' ile ilgili araştırma önergesinin gündeme alınmasına ilişkin grup önerisi kabul edilmedi.

Öneri üzerine BDP Grubu adına söz alan Adana Milletvekili Murat Bozlak, AK Parti iktidarının, elindeki sayısal çoğunluk sayesinde aldığı KHK yetkisi ile yasama organını devre dışı bıraktığını savundu. Bozlak, bu şekilde özellikle Adalet Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığına bağlı birimlerin, iktidarın arka bahçesi haline getirildiğini iddia etti. Türkiye'de yargı bağımsızlığının ciddi anlamda zedelendiğini ileri süren Bozlak, ''Önü alınmaz baskıcı bir rejime doğru gidiyoruz'' dedi.

Cezaevindeki BDP'li yönetici ve üyelerinin sayısının 3 bin 480'e ulaştığını belirten Bozlak, bunu dile getirdiklerinde İçişleri Bakanlığının itiraz ettiğini söyledi. BDP'den 5 milletvekilinin de tutuklu olduğunu ifade eden Bozlak, bu milletvekillerine oy veren 370 bin kişinin şu an parlamentoda temsil edilemediğini söyledi.

MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, adalet duygusunu geliştirmeyen yargı sisteminin ülkeye zarar verdiğini dile getirdi. Yargı bağımsızlığının doğrudan sorgulanmasına neden olan uygulamaların yaşandığını anlatan Şandır, bu nedenle sorunun Meclis çatı altına ele alınması gerektiğine işaret eti.

Özellikle uzun tutukluluk sürelerinin iktidarın, muhalefetin tüm Türkiye'nin sorunu haline geldiğini kaydeden Şandır, ''Bu durum, yargının adaleti sağlama özelliğine ve beklentisine çok ciddi zararlar vermektedir. Meclis bunu sorgulamalıdır. Adaleti temin etmeyen yargı kurumu ve tartışılan yargı süreci, ülkemizin geleceği ile ilgili temel sorundur'' dedi.

Milletin iradesi ile seçilmiş milletvekillerinin tutuklu olduğu için parlamentoya gelemediğini, bunun kabul edilebilir durum olmadığını belirten Şandır, Meclisin bu sorunları çözmek zorunda olduğunu söyledi.

CHP Eskişehir Milletvekili Süheyl Batum da yargı ile ilgili sorunların en kısa sürede Mecliste tartışılması gerektiğine işaret etti. Batum, yargı sorunlarının görmezden gelinmesi halinde yeni anayasa yapım sürecinin de sağlıklı olmayacağını kaydetti. ''Sorunlar, 'Türkiye hukuk devletidir' diyebilmemizi olanaksız hale getirecek derecede arttı'' diyen Batum, özellikle tutukluluğun artık bir ceza haline dönüştüğünü iddia etti.

Batum, şunları söyledi:

''Davlardaki hukuka aykırılıkları hepimiz gözlüyoruz. Devam eden davalarda, bunu görmezden gelerek Türkiye'de hukuk devletini kurmamız mümkün değil. Tahliye kararı veren bütün yargıç ve savcıların yerleri değişti. Hukuka aykırı uygulamaları nedeniyle şikayet edilen savcı ve hakimlere hiçbir şey yapılmadı. Adalet Bakanı soruşturma izni vermedi. Buna karşılık Deniz Feneri savcılarının durumu hepimizin gözü önünde gerçekleşti.''

AK Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Doğan Kubat, yargı bağımsızlığının yalnızca dıştan gelen müdahaleleri önleyerek sağlanamayacağını, bunun yanında savcı ve hakimlerin idari yönden de bağımsız kılınması gerektiğini söyledi. Kubat, bu kapsamda 2010 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile Adalet Bakanlığındaki bazı yetkilerin HSYK'ya verildiğini ifade etti. Kubat, bunun Cumhuriyet tarihinde yargı bağımsızlığı konusunda yapılan en kapsamlı değişiklik olduğunu belirtti.

Bunun yanında Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkının da getirildiğini anımsatan Kubat, böylece hukuk uygulamalarından mağdur olduğunu iddia eden kişiler için olağan üstü yargı yolunun da açılmış olduğuna dikkati çekti.

Mahkemelerin ve bunların yargısal nitelikte işlemlerinin politik alanda sorgulamasının Anayasaya da aykırı olduğunu belirten Kubat, BDP'nin önerisine karşı oy kullanacağını söyledi.

Yapılan oylamada, BDP'nin önerisi kabul edilmedi.

Yerinden söz alan CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, Anayasaya göre KHK'ların ivedilikle Genel Kurulda görüşülmesi gerektiğini, ancak bunu henüz gerçekleşmediğini söyledi. Tanal, bu durumda KHK ile yeniden yapılandırılan Çevre ve Şehircilik Bakanlığının askıda bir bakanlık olduğunu savundu.

AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın ise Anayasadaki hükmün açık olduğunu, hükümetin güven oyu aldığını, resmi gazetede yayımlandığını, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yok sayılamayacağını ifade etti.

BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan da bu konuda usul tartışması açılması gerektiğini söyledi. Kaplan, KHK'ların en kısa sürede Genel Kurulda görüşülmesi gerektiğine işaret etti.

TBMM Başkanvekili Mehmet Sağlam ise KHK'ların Meclise sevk edilmesi gerektiğini, ancak bunun da bir usulünün olduğunu kaydetti. Sağlam, söz konusu kararların Anayasa Komisyonundan geçtikten sonra Genel Kurula gelebileceğini, bu süre içinde KHK'ların yok sayılamayacağını söyledi. Sağlam, ''KHK ile Bakanlıkların görevlerinde değişiklik yapıldı diye yok saymak mümkün değil. Bu durum usul ve devlet geleneklerine uygundur. Anayasada KHK'ların Mecliste görüşülmesi gerektiğini yazıyor, ancak KHK'ların hemen yürürlüğe girmesi gerektiğini de yazıyor'' diye konuştu.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Antalya'daki sel bölgesinde halen 100'ün üzerinde makine çalıştığını ve şu ana kadar bulunmayan 3 vatandaşın en kısa sürede bulunacağını umduğunu bildirdi.

Bayraktar, TBMM Genel Kurulunda milletvekillerinin sözlü soru önergelerini yanıtladı.

Erdoğan Bayraktar kürsüde konuşurken, CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, birleşimi yöneten TBMM Başkanvekili Mehmet Sağlam'a, ''98. maddeyi okuyun'' diye laf attı.

Sağlam'ın, ''Sen de oku'' sözlerine karşılık Genç, arka sıralardan ön sıralara gelerek konuşmasına devam etti. Bunun üzerine Sağlam, Genç'i, ''Size söz vermedim, oturun lütfen. Terbiyeli olun'' diyerek uyardı.

Bu tartışma sırasında konuşmasına devam eden Bayraktar, Türkiye genelinde etkili olan sel felaketinde hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı diledi.

Sel felaketinden etkilenen vatandaşlara da geçmiş olsun dileğinde bulunan Bayraktar, dün Antalya'ya giderek, sel baskınına uğrayan bölgeleri yerinde incelediğini söyledi.

Bayraktar, okulu, camisi ve sağlık ocağı ile 65 hanesi bulunan bir köyün tamamen selden etkilendiğini belirterek, ''Devletimizin nereden nereye geldiğini orada çok net görmek mümkün. Yağmurdan hemen bir saat sonra, devlet kurumları yöreye intikal ettiler. Pazartesi günü sabah da vali ve milletvekilleri yöreye intikal etti'' dedi.

Bir muhtarın kendisine, ''Eğer sel felaketinden 2,5 gün önce meteorolojinin uyarısı ile valilik ve kaymakamlığın yazıları olmasaydı, can kaybı 50'nin üzerinde olurdu'' dediğini kaydeden Erdoğan Bayraktar, bölgede halen 100'ün üzerinde makine çalıştığını ve şu ana kadar bulunmayan 3 vatandaşın da en kısa sürede bulunacağını bildirdi.

Bakan Bayraktar, selde tamamen yok olan 8 evin yeniden yapılacağını, zarar gören pamuk tarlaları ve narenciye bahçelerindeki zararların giderileceğini söyledi. Bayraktar, borçların yapılandırılması konusunda devletin üzerine düşen görevi yerine getireceğini belirtti.

Bakan Bayraktar, İstanbul'un Bakırköy ve Avcılar sahillerinde ''Denize girmek tehlikelidir'' yazısının neden bulunduğuna ilişkin bir soruya, ''Hayır, bu uyarılar denizde boğulma olmasın diye yapılan uyarılardır, deniz kirli olduğu için değil'' dedi.

Ardahan'ın 2. derecede kirli iller kapsamında olduğunu, ancak kirlilik limit değerlerini aşmadığını belirten Bayraktar, gelecek dönemde ülke genelinde kapsamlı bir şekilde kentsel dönüşümlere başlayacaklarını söyledi. Bayraktar, Ardahan'da da kentsel dönüşümlere en kısa zamanda başlanılacağını ifade etti.

''Deniz kirliliği'' hakkındaki sorularını da yanıtlayan Erdoğan Bayraktar, katı atıkların denizlere girmesinin önlenmesine yönelik çalışmaların bakanlıkça yürütüldüğünü kaydetti.

Muğla Göcek'te geçen mayıs ayında, bakanlık ve Deniz Temiz Derneği işbirliğiyle deniz dibi ve kıyı temizliği aktivitelerinin yapıldığını kaydeden Bayraktar, deniz ve nehirleri kirletenlere 63 milyon 551 bin TL idari para cezası uygulandığını bildirdi.

Bayraktar, bakanlığının, deniz ortamlarının korunması maksadıyla taraf olunan uluslararası sözleşmeleri de dikkate alarak ilgili kurum ve kuruluşlarla koordinasyon halinde, yeni uygulamalar yaparak gemilerden ve kıyı tesislerinden kaynaklanacak kirlilik konusundaki çalışmalarını etkin bir şekilde sürdürdüğünü belirterek, geçmiş yıllarda Türkiye'de 100 civarında mavi bayrak varken, 2011 yılında Türkiye'nin 341 mavi bayrak ile Avrupa'da 3. sıraya yükseldiğini kaydetti.

TOKİ'nin kendi mülkiyetinde olan arsalar üzerinde konut yaptığını ifade eden Bayraktar, orta ve dar gelirli ailelerin kira öder gibi taksit ödeyerek bu konutlara sahip olduğunu bildirdi. Bayraktar, ''TOKİ, Ocak 2003 ile 12 Ekim 2011 arasında 2 bin 131 şantiyede, 513 bin konut rakamına ulaşmıştır. Bu konutların 400 bine yakını bitirilerek hak sahiplerine teslim edilmiştir'' dedi.

Kentsel dönüşüm konusuna değinen Bayraktar, doğal afetlere hazırlıklı bir Türkiye için kentsel dönüşüm alanı olarak değerlendirilebilecek bölgelerin tespit edilmesi amacıyla 81 ilin Valiliğine yazı gönderdiklerini söyledi. Bayraktar, bu kapsamda yalnızca kentler değil, kasaba ve köylerde de çalışma yapacaklarını, bu konuda hiçbir siyasi düşünceye takılıp kalamadan çalıştıklarını dile getirdi.
Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, girişimlerin devam ettiğini ancak bankaların şu ana kadar emekli maaşlarına promosyon ödemeye yönelik pozitif, yapıcı yaklaşım içerisine girmediğini söyledi.

Kılıç, TBMM Genel Kurulunda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve bakanlığına yönelik sözlü soruları yanıtladı.

Bu dönemde yemin töreninin ardından kürsüye ilk defa geldiğini belirten Kılıç, çalışmaların hayırlı olmasını diledi.

Suat Kılıç, yerli otomobil üretimiyle ilgili bir soru üzerine, Türkiye'nin yerli bir otomobile sahip olmasının ne sadece iktidarın ne de tek başına muhalefetin meselesi olduğunu belirterek, ''Bu, milli bir meseledir'' dedi.

Türkiye'de çok sayıda otomobil firmasının büyük ölçüde katma değeri Türkiye'de kalacak şekilde üretimlerine devam ettiğini anımsatan Kılıç, ''Ancak burada arzu edilen şey yüzde yüz Türk mühendislerinin ürünü olan bir otomobili önce Türkiye'ye kabul ettirmek sonra da bu otomobili dış pazarlara sunabilmektir'' diye konuştu.

Emekli maaşlarına bankaların promosyon vermesiyle ilgili bir soru üzerine Kılıç, değişik zamanlarda bu konuyla ilgili bankalarla görüşmeler yapıldığını, bu konuda basında yapılan haberlerin büyük bir beklenti yarattığını söyledi. Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bu haberler doğrudan promosyonun bir tarafı olmamasına rağmen emeklilerimizin ilgili bakanlıktan bir beklenti içerisine girmelerine neden olmuştur. Bunun üzerine ilgili bakanlık yetkilileriyle bankaların yetkilileri toplantı gerçekleştirmiştir. Bu toplantıların neticesinde, emeklilere promosyon verilmesine dair bir düzenleme bulunmadığı, bankaların bu konuda bir bütçesinin olmadığı, emekli aylıklarından çok cüzi kazanç sağladıkları, operasyonel maliyetlerin yüksek olduğu ve emekli maaşlarından sağlanan cüzi kazancın ancak bu maliyeti karşılamaya yettiği, hiç bir şekilde emeklilere promosyon ödenmesinin bankalar açısından rasyonel ya da uygulanabilir yolunun bulunmadığı ifade edilmiştir. Bakanlık yetkilileri de kurumun bankalar üzerinden yüksek miktarda işlem gerçekleştirdiği, bu kadar yüksek tutarların bankacılık sistemi açısında yüksek getirisinin bulunduğu, bu nedenle emeklilere promosyon ödenmesi konusunun bankalar tarafından tekrar değerlendirilmesi hususunu ifade etmiştir. İlgili bakanlık bankalar nezdinde girişimlerine devam etmektedir ancak bankalar şu ana kadar emeklilere promosyon ödemeye yönelik pozitif, yapıcı yaklaşım içerisine girmemiştir.''

Kılıç, başka bir soruyu yanıtlarken, Türkiye Futbol Federasyonu ve Spor Toto Süper Lig'de temsil edilen 18 kulübün başkanıyla bir araya geldiklerini, toplantıda Anadolu takımlarının finansal ihtiyaçlarını da ele aldıklarını söyledi. Fenerbahçe, Trabzonspor, Galatasaray ve Beşiktaş kulüplerinin de diğer Anadolu takımlarının parasal taleplerini haklı bulduklarını ve rakiplerini güçlü görmek istediklerini söylediklerini anlatan Kılıç, ''Ben de 'madem ki rakiplerinizin güçlü olmasına heveslisiniz, o zaman biz sizin payınıza düşeni de Anadolu takımlarına dağıtalım' dedim. Onlar da kabul etti. 14 takıma 800'er bin lira sezon başlangıç destekleme ödeneği verildi'' dedi.

Suat Kılıç, Kredi ve Yurtlar Kurumundaki yatak kapasitesini son 8 yılda 263 bine ulaştırdıklarını, ancak bunun da tam olarak ihtiyacı karşılamadığını belirterek, önümüzdeki 1 yıl içinde 39 bin 800 yeni yatak kapasitesi ilave edeceklerini bildirdi.

**** HABERİN DEVAMINI 'İLGİLİ DÖKÜMANLAR' BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ ****
(16.19)