2008-07-29 - 12:52
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Güngören'deki bombalı terör eylemini değerlendirdi.
AK Parti grubu toplandı.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup
Toplantısında yaptığı konuşmasına, 'Bugün sadece AK Parti Grubumuza değil, bu kürsüden
bütün milletime seslenmek istiyorum. Zira bugün yüreğimizdeki acıyı 70 milyon insanımızla
yediden yetmişe, bütün milletimizle paylaşarak teselli bulabileceğimizi düşünüyorum'' diye başladı.
İstanbul Güngören'de alçak bir terör örgütü eliyle 10 dakika arayla
patlatılan iki bombanın insanlık düşmanı terörün kalleş yüzünü bir daha
gösterdiğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
''Teröristler, yalnızca çöp kutusuna iki bomba bırakmakla kalmamış, aynı
zamanda çöp kutularına o kirli ruh dünyalarını, eşkallerini de
bırakmışlardır. Şüphesiz büyük devletimiz, bu maskenin ardındaki yüzü er
veya geç ortaya çıkaracaktır. Şeytanca tezgahladıkları cinayet planıyla
17 masum insanımızı aramızdan aldılar. 154 insanımızı yaraladılar. Dün
arkadaşlarımla birlikte İstanbul Güngören'deydim. Milletimizle birlikte
omuz omuza vermeye çalıştığımız o masum insanların tabutların gittiği
şehirleri ve o sönen veya söndürülmek istenen ocakları, yaşadığımız
müddetçe unutmayacağız. Yüreklerimizden kopan canları sonsuzluğa
uğurlarken, biliyorum ki milyonların vicdanı, milyonların yüreği de
oradaydı. O temiz yürekleri, o aydınlık 70 milyon vicdanı, ben de
şahsım, grubum ve tekrar milletimizle kaynaşan o ruhla milletçe
selamlıyoruz.
Yüreklerimizden kopan canları sonsuzluğa uğurladık ama orada
milletimizin bütün yüreğini gördük. O temiz yürekleri, o aydınlık 70
milyon vicdanı gördük.''
-''CANİLER, HESABINI VERECEKLER''-
Hayatlarını kaybedenlere bir kez daha Allah'dan rahmet, ailelerine
sabır, hastanelerde tedavileri devam edenlere yaralılara da şifalar
dileyen Erdoğan, şöyle dedi:
''Bize bu büyük acıyı yaşatanlar, masumiyetine bu kadar kast eden
caniler, elbette bunun hesabını vereceklerdir. Milletimizin, bu konuda
müsterih olmasını özellikle diliyorum. Caniler hak ettikleri cezaya er
veya geç çarptırılacaktır. Bu konuda güvenlik güçlerimiz yoğun bir
şekilde istihbarat örgütlerimizle birlikte çalışmalarını sürdürüyor.
Burada büyük acımızı milletimizle paylaşırken, yüreğimiz yanmış olması,
terörle mücadelede bize asla bir adım dahi geri dönmeye veya bir adım
geri adım attırmaya asla neden olmayacaktır. Şunu çok açık ifade etmemiz
lazım. Sıcak bir yaz akşamı, bir pazar akşamı, mutena bir semtte ki
yaklaşık 20 yıl öncesi o semt çok farklı bir semtti ama 20 yıl içinde
orada çok farklı bir semt meydana geldi. Vatandaşlarımızın birbirleriyle
sohbet edecekleri, dertleşecekleri bir semt meydana geldi. Bu semtte,
alışveriş yapacakları, oturup dertleşecekleri tamamen trafiğe kapalı,
halkın dertleşme imkanını bulduğu bir zemin oluştu. Ve burada 10 dakika
aralıkla yapılan bu terör eylemi, akılsız değil, akıllıca planlanmış bir
olaydı. Çünkü bunlar insanlıktan nasibi almamış mahluklardı. Ve
eylemlerini de bu şekilde gerçekleştirdiler. Bunun hiçbir şeyle tanımı,
tarifi mümkün değil. Çünkü huzur içinde yaşanan bir şehirde, çocukların,
kadınların, savunmasız insanların bu şekilde hedef alınması, ancak
canice, kalleşçe insanlara kasteden terörün o bilinmeyen veyahutta
tahmin edilen yüzlerinden biridir.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan, ''İktidarıyla, muhalefetiyle, medyasıyla, askeriyle,
polisiyle, yargısıyla, bütün kurum ve kuruluşlarıyla terör karşısında bu
ülke tek sestir, tek yürektir. Her kim terörle, cinayetle, şiddetle,
bombayla, silahla, kalleşlikle, ihanetle Türkiye'nin istikrarsızlığa
sürükleneceğini, Türkiye'nin yörüngesinden sapacağını düşünüyorsa,
bilsinler ki hiç bir zaman bunu başaramayacaklardır'' dedi.
Partisinin grup toplantısında konuşan Erdoğan, Güngören'de meydana gelen
terör saldırısını değerlendirdi. Saldırıda 17 vatandaşın ebediyete
intikal ederken, bunların içinde 6'sının çocuk olduğuna dikkat çeken
Erdoğan, ''Bu çocukların 4 tanesi 2, 3, 4 yaşlarında çocuklar. Bunu
insanlıktan nasibini almış olan birinin yapması mümkün mü?'' diye sordu.
Erdoğan, ortada kararmış bir vicdanın bulunduğunu ifade ederek, şöyle
devam etti:
''Bunlarda şefkat diye, merhamet diye bir şey kalmamış. Bunlar her
herhalde iradeden falan tamamen soyutlanmış, tecrit edilmiş olan
karakterler, vicdanlar, yapılar. Böyle seçilmiş. Zaten teröristlerin
huzura, istikrara kardeşliğe düşman oldukları kadar, insanlığa, hayata,
hatta çocuk masumiyetine bile ne kadar düşman oldukları, Güngören'de
olduğu gibi bütün dünyada da ortadadır. Tesellimiz şudur ki bu ülkenin
bütün evlatları, 70 milyon insanımız, derin acısını yüreğine gömerken,
aynı yürekten çıkan sesle teröre lanet yağdırmıştır. İktidarıyla,
muhalefetiyle, medyasıyla askeriyle, polisiyle, yargısıyla, bütün kurum
ve kuruluşlarıyla terör karşısında bu ülke tek sestir, tek yürektir. Her
kim terörle, cinayetle, şiddetle, bombayla, silahla, kalleşlikle,
ihanetle, Türkiye'nin istikrarsızlığa sürükleneceğini, Türkiye'nin
yörüngesinden sapacağını düşünüyorsa, bilsinler ki hiç bir zaman bunu
başaramayacaklardır.
Geçmişte olduğu gibi bugün de yarın da bu büyük milletin yüreğine ateş
düşürerek bu ülkeyi durdurmak isteyenler, kendi karanlık ruhlarındaki
planları gerçekleştiremeyeceklerdir. Kirli oyunlar, kirli tezgahlar,
aşağılık planlar, milletimizin birlik ruhunu yaralamayacaktır. Bir
Temmuz günü bir pazar gecesi İstanbul Güngören'de kan döken caniler,
ebediyen gün yüzü göremeyecektir. Hep bunlar delik delik kaçacaklardır,
delik delik gizleneceklerdir, mağara mağara gizleneceklerdir. Bunların
hayata çıkmaları, bu halkın arasında yaşamaları, inanıyorum ki mümkün
olmayacaktır. Aramızdan ayrılan 17 evladımızı ebediyete uğurladık.
Yaraları saracağız ama biz milletçe hayata döneceğiz ve bu cennet
vatanda birliğimizi ebedi kılmanın, kardeşliği daimi kılmanın
mücadelesine kararlılıkla devam edeceğiz.''
-''GÜN BİRLİK, BERABERLİK GÜNÜDÜR''-
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dün öğle vakti, Güngören'de de
söylediğini, bir kez daha altını çizmek istediğini ifade ederek, şöyle
dedi:
''Aziz milletim gün birlik günüdür, gün beraberlik günüdür. Teröre karşı
milletçe ne kadar birlik ve beraberlik içinde olursak, terörle
mücadelede o kadar başarılı oluruz. Terörü yalnızlaştırmak, onu
toplumdan tecrit etmek, teröre karşı en etkili mücadeledir. Terör, dağa
halkın arasından gençlerimizi çekebiliyorsa, çektiği sürece güçlü
kalacaktır. Ama terör eğer dağa halkın arasından gençleri çekemiyorsa, o
zaman yalnızlaşacak, zayıflaşacak ve ondan sonra bu işin kökü
kazınacaktır. İşte gecenin karanlığında ülkenin huzuruna kasteden terör
karşısında yapmamız gereken tek şey, milletçe birlik ve bütünlük
ruhumuzu, vakarla, metanetle ortaya koymaktır. Öyleyse bu mücadelede
hepimize düşen sorumluluklar var. Demokratik istikrarı güçlendirerek,
birbirimizi her zamankinden daha çok sahiplenerek, birbirimize her
zamankinden daha çok sarılarak, bu ülkenin huzuruna kastedenlere hak
ettiği cevabı birlikte vermeliyiz. Kuşkusuz, sadece bunu yaparak değil,
güvenlik güçlerimiz titizlikle çalışmalarını yaparak, daha önceki bir
çok cinayeti aydınlattıkları gibi inanıyorum ki bunu da
aydınlatacaklardır.''
-MEDYAYA UYARI-
Başbakan Erdoğan, terörün hiçbir meşruiyet zemininin olmadığına dikkati
çekerek, ''Bu cinayetleri tasarlayanların, hayata, masumiyete
kastedenlerin ne dini, ne milleti, ne vatanı, ne ırkı yoktur. Terör
kimi, ne zaman, nerede, nasıl vuracağı belli olmayan bir fenomendir. Bir
adi suç değildir. Adi suçta bulursunuz, tespit edersiniz, yakalarsınız
ve işi bitirirsiniz. Ama terör ulusal bazlı değildir, uluslararası
boyutu vardır'' dedi.
Nereden gelirse gelsin, teröre karşı mücadelenin hep birlikte
sürdürülmesi gerektiğini vurgulayan Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle
sürdürdü:
''Onun içinde ben şunu söylüyorum: Terörün adını lütfen koymayın.
Bırakın da onun adını emniyet güçleri dosyalarının arasında
değerlendirsinler. Yönetici olarak bizler dosyalarımızın arasında
bunları değerlendirelim. Bunların adını andıkça, o zaman bunların
propagandasını yapıyoruz. Zaten bütün bu eylemlerin asıl amacı, asıl
gayesi, o terör örgütünün propagandasını yaptırmaktır. Buna bizler aracı
olmamalıyız. Yazılı medyamız, görsel medyamız, oradaki yavrularımızı,
oradaki vatandaşlarımızı fotoğraf kareleri olarak göstermeleri de bu
ülkede teröre farkında olmadan, bilerek veya bilmeyerek destek olmaktır.
Bunları burada yayınlamanın hiçbir anlamı yok. Televizyonlarda
yayınlamanın hiçbir anlamı yok. Bununla ne elde ediliyor, ben bunu
anlamakta zorluk çekiyorum. Bununla milletin acılarını artırıyorsunuz,
ailelerin acılarını artırıyorsunuz. Bundan artık vazgeçmeliyiz. Defaatle
söylememize rağmen bunlar hala aynı şekilde yayınlanıyor. Dünyanın
hiçbir yerinde, hiçbir gelişmiş ülkede bu tür yayınları, bu tür yayın
politikalarını göremezsiniz. Ama ne yazık ki bizde bu var. Buna dikkat
eden yayın organları da oldu, ben onlara teşekkür ediyorum. Ama dikkat
etmeyenler de oldu. Ben tekrar kendilerinden bunu özellikle milletim
adına rica ediyorum. Lütfen bunları yapmayalım. Bununla sadece onların
propagandasını yapıyoruz. Bu acılarımızı yaygınlaştırıyoruz. Bunlara
lütfen hassasiyet gösterelim. Bunların üzerinde hassasiyetle duralım.
Bunları yaygınlaştırmanın, yayınlamanın hiçbir anlamı yok. Eğer özel
görüntüleriniz varsa, bu görüntüleri güvenlik güçlerine verin de işe
yarasın.''
* haberin devamını "ilgili dokümanlar" bolumunden bulabilirsiniz.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup
Toplantısında yaptığı konuşmasına, 'Bugün sadece AK Parti Grubumuza değil, bu kürsüden
bütün milletime seslenmek istiyorum. Zira bugün yüreğimizdeki acıyı 70 milyon insanımızla
yediden yetmişe, bütün milletimizle paylaşarak teselli bulabileceğimizi düşünüyorum'' diye başladı.
İstanbul Güngören'de alçak bir terör örgütü eliyle 10 dakika arayla
patlatılan iki bombanın insanlık düşmanı terörün kalleş yüzünü bir daha
gösterdiğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
''Teröristler, yalnızca çöp kutusuna iki bomba bırakmakla kalmamış, aynı
zamanda çöp kutularına o kirli ruh dünyalarını, eşkallerini de
bırakmışlardır. Şüphesiz büyük devletimiz, bu maskenin ardındaki yüzü er
veya geç ortaya çıkaracaktır. Şeytanca tezgahladıkları cinayet planıyla
17 masum insanımızı aramızdan aldılar. 154 insanımızı yaraladılar. Dün
arkadaşlarımla birlikte İstanbul Güngören'deydim. Milletimizle birlikte
omuz omuza vermeye çalıştığımız o masum insanların tabutların gittiği
şehirleri ve o sönen veya söndürülmek istenen ocakları, yaşadığımız
müddetçe unutmayacağız. Yüreklerimizden kopan canları sonsuzluğa
uğurlarken, biliyorum ki milyonların vicdanı, milyonların yüreği de
oradaydı. O temiz yürekleri, o aydınlık 70 milyon vicdanı, ben de
şahsım, grubum ve tekrar milletimizle kaynaşan o ruhla milletçe
selamlıyoruz.
Yüreklerimizden kopan canları sonsuzluğa uğurladık ama orada
milletimizin bütün yüreğini gördük. O temiz yürekleri, o aydınlık 70
milyon vicdanı gördük.''
-''CANİLER, HESABINI VERECEKLER''-
Hayatlarını kaybedenlere bir kez daha Allah'dan rahmet, ailelerine
sabır, hastanelerde tedavileri devam edenlere yaralılara da şifalar
dileyen Erdoğan, şöyle dedi:
''Bize bu büyük acıyı yaşatanlar, masumiyetine bu kadar kast eden
caniler, elbette bunun hesabını vereceklerdir. Milletimizin, bu konuda
müsterih olmasını özellikle diliyorum. Caniler hak ettikleri cezaya er
veya geç çarptırılacaktır. Bu konuda güvenlik güçlerimiz yoğun bir
şekilde istihbarat örgütlerimizle birlikte çalışmalarını sürdürüyor.
Burada büyük acımızı milletimizle paylaşırken, yüreğimiz yanmış olması,
terörle mücadelede bize asla bir adım dahi geri dönmeye veya bir adım
geri adım attırmaya asla neden olmayacaktır. Şunu çok açık ifade etmemiz
lazım. Sıcak bir yaz akşamı, bir pazar akşamı, mutena bir semtte ki
yaklaşık 20 yıl öncesi o semt çok farklı bir semtti ama 20 yıl içinde
orada çok farklı bir semt meydana geldi. Vatandaşlarımızın birbirleriyle
sohbet edecekleri, dertleşecekleri bir semt meydana geldi. Bu semtte,
alışveriş yapacakları, oturup dertleşecekleri tamamen trafiğe kapalı,
halkın dertleşme imkanını bulduğu bir zemin oluştu. Ve burada 10 dakika
aralıkla yapılan bu terör eylemi, akılsız değil, akıllıca planlanmış bir
olaydı. Çünkü bunlar insanlıktan nasibi almamış mahluklardı. Ve
eylemlerini de bu şekilde gerçekleştirdiler. Bunun hiçbir şeyle tanımı,
tarifi mümkün değil. Çünkü huzur içinde yaşanan bir şehirde, çocukların,
kadınların, savunmasız insanların bu şekilde hedef alınması, ancak
canice, kalleşçe insanlara kasteden terörün o bilinmeyen veyahutta
tahmin edilen yüzlerinden biridir.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan, ''İktidarıyla, muhalefetiyle, medyasıyla, askeriyle,
polisiyle, yargısıyla, bütün kurum ve kuruluşlarıyla terör karşısında bu
ülke tek sestir, tek yürektir. Her kim terörle, cinayetle, şiddetle,
bombayla, silahla, kalleşlikle, ihanetle Türkiye'nin istikrarsızlığa
sürükleneceğini, Türkiye'nin yörüngesinden sapacağını düşünüyorsa,
bilsinler ki hiç bir zaman bunu başaramayacaklardır'' dedi.
Partisinin grup toplantısında konuşan Erdoğan, Güngören'de meydana gelen
terör saldırısını değerlendirdi. Saldırıda 17 vatandaşın ebediyete
intikal ederken, bunların içinde 6'sının çocuk olduğuna dikkat çeken
Erdoğan, ''Bu çocukların 4 tanesi 2, 3, 4 yaşlarında çocuklar. Bunu
insanlıktan nasibini almış olan birinin yapması mümkün mü?'' diye sordu.
Erdoğan, ortada kararmış bir vicdanın bulunduğunu ifade ederek, şöyle
devam etti:
''Bunlarda şefkat diye, merhamet diye bir şey kalmamış. Bunlar her
herhalde iradeden falan tamamen soyutlanmış, tecrit edilmiş olan
karakterler, vicdanlar, yapılar. Böyle seçilmiş. Zaten teröristlerin
huzura, istikrara kardeşliğe düşman oldukları kadar, insanlığa, hayata,
hatta çocuk masumiyetine bile ne kadar düşman oldukları, Güngören'de
olduğu gibi bütün dünyada da ortadadır. Tesellimiz şudur ki bu ülkenin
bütün evlatları, 70 milyon insanımız, derin acısını yüreğine gömerken,
aynı yürekten çıkan sesle teröre lanet yağdırmıştır. İktidarıyla,
muhalefetiyle, medyasıyla askeriyle, polisiyle, yargısıyla, bütün kurum
ve kuruluşlarıyla terör karşısında bu ülke tek sestir, tek yürektir. Her
kim terörle, cinayetle, şiddetle, bombayla, silahla, kalleşlikle,
ihanetle, Türkiye'nin istikrarsızlığa sürükleneceğini, Türkiye'nin
yörüngesinden sapacağını düşünüyorsa, bilsinler ki hiç bir zaman bunu
başaramayacaklardır.
Geçmişte olduğu gibi bugün de yarın da bu büyük milletin yüreğine ateş
düşürerek bu ülkeyi durdurmak isteyenler, kendi karanlık ruhlarındaki
planları gerçekleştiremeyeceklerdir. Kirli oyunlar, kirli tezgahlar,
aşağılık planlar, milletimizin birlik ruhunu yaralamayacaktır. Bir
Temmuz günü bir pazar gecesi İstanbul Güngören'de kan döken caniler,
ebediyen gün yüzü göremeyecektir. Hep bunlar delik delik kaçacaklardır,
delik delik gizleneceklerdir, mağara mağara gizleneceklerdir. Bunların
hayata çıkmaları, bu halkın arasında yaşamaları, inanıyorum ki mümkün
olmayacaktır. Aramızdan ayrılan 17 evladımızı ebediyete uğurladık.
Yaraları saracağız ama biz milletçe hayata döneceğiz ve bu cennet
vatanda birliğimizi ebedi kılmanın, kardeşliği daimi kılmanın
mücadelesine kararlılıkla devam edeceğiz.''
-''GÜN BİRLİK, BERABERLİK GÜNÜDÜR''-
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dün öğle vakti, Güngören'de de
söylediğini, bir kez daha altını çizmek istediğini ifade ederek, şöyle
dedi:
''Aziz milletim gün birlik günüdür, gün beraberlik günüdür. Teröre karşı
milletçe ne kadar birlik ve beraberlik içinde olursak, terörle
mücadelede o kadar başarılı oluruz. Terörü yalnızlaştırmak, onu
toplumdan tecrit etmek, teröre karşı en etkili mücadeledir. Terör, dağa
halkın arasından gençlerimizi çekebiliyorsa, çektiği sürece güçlü
kalacaktır. Ama terör eğer dağa halkın arasından gençleri çekemiyorsa, o
zaman yalnızlaşacak, zayıflaşacak ve ondan sonra bu işin kökü
kazınacaktır. İşte gecenin karanlığında ülkenin huzuruna kasteden terör
karşısında yapmamız gereken tek şey, milletçe birlik ve bütünlük
ruhumuzu, vakarla, metanetle ortaya koymaktır. Öyleyse bu mücadelede
hepimize düşen sorumluluklar var. Demokratik istikrarı güçlendirerek,
birbirimizi her zamankinden daha çok sahiplenerek, birbirimize her
zamankinden daha çok sarılarak, bu ülkenin huzuruna kastedenlere hak
ettiği cevabı birlikte vermeliyiz. Kuşkusuz, sadece bunu yaparak değil,
güvenlik güçlerimiz titizlikle çalışmalarını yaparak, daha önceki bir
çok cinayeti aydınlattıkları gibi inanıyorum ki bunu da
aydınlatacaklardır.''
-MEDYAYA UYARI-
Başbakan Erdoğan, terörün hiçbir meşruiyet zemininin olmadığına dikkati
çekerek, ''Bu cinayetleri tasarlayanların, hayata, masumiyete
kastedenlerin ne dini, ne milleti, ne vatanı, ne ırkı yoktur. Terör
kimi, ne zaman, nerede, nasıl vuracağı belli olmayan bir fenomendir. Bir
adi suç değildir. Adi suçta bulursunuz, tespit edersiniz, yakalarsınız
ve işi bitirirsiniz. Ama terör ulusal bazlı değildir, uluslararası
boyutu vardır'' dedi.
Nereden gelirse gelsin, teröre karşı mücadelenin hep birlikte
sürdürülmesi gerektiğini vurgulayan Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle
sürdürdü:
''Onun içinde ben şunu söylüyorum: Terörün adını lütfen koymayın.
Bırakın da onun adını emniyet güçleri dosyalarının arasında
değerlendirsinler. Yönetici olarak bizler dosyalarımızın arasında
bunları değerlendirelim. Bunların adını andıkça, o zaman bunların
propagandasını yapıyoruz. Zaten bütün bu eylemlerin asıl amacı, asıl
gayesi, o terör örgütünün propagandasını yaptırmaktır. Buna bizler aracı
olmamalıyız. Yazılı medyamız, görsel medyamız, oradaki yavrularımızı,
oradaki vatandaşlarımızı fotoğraf kareleri olarak göstermeleri de bu
ülkede teröre farkında olmadan, bilerek veya bilmeyerek destek olmaktır.
Bunları burada yayınlamanın hiçbir anlamı yok. Televizyonlarda
yayınlamanın hiçbir anlamı yok. Bununla ne elde ediliyor, ben bunu
anlamakta zorluk çekiyorum. Bununla milletin acılarını artırıyorsunuz,
ailelerin acılarını artırıyorsunuz. Bundan artık vazgeçmeliyiz. Defaatle
söylememize rağmen bunlar hala aynı şekilde yayınlanıyor. Dünyanın
hiçbir yerinde, hiçbir gelişmiş ülkede bu tür yayınları, bu tür yayın
politikalarını göremezsiniz. Ama ne yazık ki bizde bu var. Buna dikkat
eden yayın organları da oldu, ben onlara teşekkür ediyorum. Ama dikkat
etmeyenler de oldu. Ben tekrar kendilerinden bunu özellikle milletim
adına rica ediyorum. Lütfen bunları yapmayalım. Bununla sadece onların
propagandasını yapıyoruz. Bu acılarımızı yaygınlaştırıyoruz. Bunlara
lütfen hassasiyet gösterelim. Bunların üzerinde hassasiyetle duralım.
Bunları yaygınlaştırmanın, yayınlamanın hiçbir anlamı yok. Eğer özel
görüntüleriniz varsa, bu görüntüleri güvenlik güçlerine verin de işe
yarasın.''
* haberin devamını "ilgili dokümanlar" bolumunden bulabilirsiniz.
