2010-06-29 - 15:42
BDP TBMM GRUP TOPLANTISI...
Partisinin grup toplantısında konuşan BDP Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak, iktidar ve muhalefet arasında ''mevziye gitme yarışı'' yaşandığını iddia ederek, ''Savaş mevzilerine gitmek için birbirleriyle yarışacaklarına, 'bu ölümleri nasıl durdurabiliriz' konusunda yarışsınlar'' dedi.
Partisinin grup toplantısında konuşan BDP Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak,
iktidar ve muhalefet arasında ''mevziye gitme yarışı'' yaşandığını iddia ederek,
''Savaş mevzilerine gitmek için birbirleriyle yarışacaklarına, 'bu ölümleri nasıl
durdurabiliriz' konusunda yarışsınlar'' dedi.

Kışanak, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, 2 Temmuz'da,
Sivas'ta yaşanan katliamın 17. yılının geride bırakılacağını hatırlattı. Adaletin
sağlanamaması halinde Türkiye'nin bu karanlık geçmişten kurtulamayacağını ifade
eden Kışanak, olayla ilgili bütün sorumluların yargı önüne çıkması gerektiğini
söyledi. Kışanak, Sivas'ta yapılacak anma törenlerine kendilerinin de
katılacağını kaydetti.

Hatay'ın Hassa ilçesinde 2 köylünün yanlışlıkla öldürülmesi bir köylünün
de yaralanması olayına değinen Kışanak, ''Bu ölümlerden birinci derecede sorumlu
olan iktidar ve ordu, mahcubiyet ve pişmanlık duymalı'' dedi. Kışanak, yaşanan bu
olayların, yetkilileri düşünmeye sevk etmesi gerektiğini anlattı.

Gültan Kışanak, her gün ölüm haberleri gelirken iktidar ve muhalefet
arasında ''mevziye gitme yarışı'' yaşandığını savundu. Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'dan sonra, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun da ''mevziye gitme
hevesinin tuttuğunu'' ifade eden Kışanak, şunları söyledi:

''Savaş mevzilerine gitmek için birbirleriyle yarışacaklarına, 'bu
ölümleri nasıl durdurabiliriz, bu konuda nasıl politikalar üretebiliriz'
konularında yarışsınlar. Geçmişte komando giysileri giyerek mevzilere giden
Başbakanların bugünkü durumunu düşünsünler. Bu halk için mevzide, kimin nasıl
durduğunun hiç önemi yok. Halkın, o mevzileri ortadan kaldıracak, gençlerin
ölümünü durduracak bir iradeye ihtiyacı var.

Halkın görmek istediği, 'Sayın Başbakan'dan sonra Kılıçdaroğlu'nun
mevzide nasıl duracağı' değil. Kimse bunu merak etmiyor. Bu ülkenin ihtiyacı
barış ve çözüm politikalarıdır.''

Türkiye'de yaşanan sorunlarda siyasetin en fazla sorumlu kurum olduğunu
belirten Kışanak, siyasi partilerin bir bütün olarak sorumluluk alması ve çözüm
bulmak konusunda çaba ve diyalog içinde olmasını önemsediklerini söyledi.
Kışanak, şimdiye kadar siyasi partilerin, ''çözümsüzlük politikasında
ortaklaşmak'' için bir araya geldiğini öne sürdü.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Kürt sorunu için ''sabahtan akşama
çözülecek bir sorun değil'' dediğini belirten Kışanak, ''(Sabahtan, akşama) nasıl
bir vakittir? 85 yıllık Cumhuriyet tarihi boyunca 29 isyan yaşandı. Acaba 85 yıl,
'sabahtan akşama' olmamış mı?'' dedi. Kışanak, çözümsüzlüğün nedeninin, zihniyet
sorununda olduğunu ileri sürdü.

Kışanak, Kürt sorununun çözülebilme yollarından birinin, demokrasi ve
farklılıkları kabul eden hukuksal yapının oluşturulması olduğunu belirterek, ''
Barışı tesis eden yaklaşım sergilenmesi, hak ve özgürlüklerin sağlanması,
insanlara barış ve kardeşlik projesi konusunda samimiyetin gösterilmesi de diğer
yollar içinde yer almaktadır''dedi. Kışanak, ''açılım'' adı altında yürütülen
projenin, bu temel yolları karşılamadığını iddia etti.

Ülkede insanların birbiriyle bir sorunun olmadığını, herkesin barış ve
kardeşlik içinde yaşamak istediğini belirten Kışanak, ''Kimse kendilerinin kötü
niyetine bu halkı alet etmesin'' dedi.

Ana dilde eğitimin ülkede kimseye zarar vermeyeceğini savunan Kışanak,
dünyanın bir çok ülkesinde çeşitli ana diller olduğunu söyledi. Kışanak, dünya
kupası maçlarının yapıldığı Güney Afrika'nın demokrasiyle barışma sürecinin uzun
olmadığını ancak bu ülkede 11 ana dilin kullanıldığını ifade etti.

Kürt sorununu çözümsüzlüğe mahkum eden temel unsurlardan birinin de
''psikolojik savaş'' olduğunu öne süren Kışanak, özellikle ''AK Parti Hükümetine
yakın'' televizyon kanallarında, ''kışkırtıcı ve ırkçı nitelikte'' bazı program
ve dizilerin yayınlandığını iddia etti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, grup konuşmasında, ''KCK operasyonunu
ben mi yaptım?'' dediğini belirten Kışanak, ''O operasyon 29 Mart seçimlerinin
ardından demokratik Kürt halkının iradesinden intikam alma operasyonuydu'' diye
konuştu. Kışanak, söz konusu operasyonu yürütenlerin, bu niyetlerini zaten
gizlemediğini söyledi.

BDP'nin ''sorumluluktan kaçtığı'' ya da ''muhatap olmadığı'' yönünde bazı
eleştirilerin yapıldığını ifade eden Kışanak, bunun yanlış bir kanı olduğunu dile
getirdi ve ''Biz, 'muhatap olmak istiyoruz, sorunu çözmek istiyoruz' dedikçe, tam
tersine karşımızda bizi muhataplıktan çıkartmaya çalışan yaklaşımlar oldu''
dedi.

Partilerinin yerel yönetim temsilcileriyle 2 günlük bir toplantı
yaptıklarını anımsatan Kışanak, ''demokratik, özgür yerel yönetim modelini''
hayata geçirmek için neler yapılabileceğini tartıştıklarını ifade etti.

''Demokratik özerklik'' konusunu parti programlarının bir parçası haline
getirdiklerini anlatan Kışanak, şöyle konuştu:

''Bu projenin özü, Türkiye'yi demokrasiye kavuşturan bölge yönetimlerinin
kurulmasını talep etmektir. Türkiye'nin içine girdiği AB üyelik süreci de bunu
zorunlu kılmaktadır. Şu anda zaten Türkiye 26 bölgeye ayrılmış durumdadır. Biz bu
bölgelerdeki Kalkınma Ajansları dışında demokrasinin de yeşermesini istiyoruz. Bu
26 bölgede, bölge meclisleri kurarak, gerçek bir demokratikleşme sürecine girmek
istiyoruz. Türkiye'nin geleceği, bu proje. Bunu sağa sola çekmeye gerek yok.
Türkiye'nin gerçek demokratikleşmesinin yolunu açacak bir yaklaşım içinde,
demokratik özerklik projesinin tartışılması, konuşulması ve Türkiye'nin idari
yapısının değiştirilmesi gerekiyor.''

(15.42)