2014-12-11 - 11:25
2015 YILI BÜTÇESİ TBMM GENEL KURULU'NDA...
TBMM Genel Kurulu'nda, Cumhurbaşkanlığı, TBMM, Başbakanlık, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay, Kamu Denetçiliği Kurumu, MİT, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, Diyanet İşleri Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Türkiye İnsan Hakları Kurumu'nun 2015 yılı bütçeleri kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Cumhurbaşkanlığı, TBMM, Başbakanlık, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay, Kamu Denetçiliği Kurumu, MİT, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, Diyanet İşleri Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Türkiye İnsan Hakları Kurumu'nun bütçelerinin görüşmelerine başlandı.

TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.

2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısı'nın birinci turunda yer alan kurumların bütçeleri üzerinde ilk sözü, MHP İstanbul Milletvekili Atilla Kaya aldı.

Bütçeler üzerinde söz alan MHP İstanbul Milletvekili Atilla Kaya, kamu kurumlarının ödeneklerinde ancak yüzde 4-4,5 civarında bir artış öngörülmüşken, Cumhurbaşkanlığı bütçesinin neredeyse ikiye katlanmış olmasının, Cumhurbaşkanlığı makamı için değil, "o makamda oturan zat için yapılmış olmasından kaynaklandığını" söyledi.

"Amaçlanan, Cumhurbaşkanlığının ihtiyaçlarının karşılanması değil, Cumhurbaşkanı'nın ihtiraslarının tatminidir" ifadesini kullanan Kaya, şunları kaydetti:

"Cumhurbaşkanına yönelteceğimiz şu sorunun yanıtını aramak her birimiz için siyasi bir vecibe olarak görülmelidir: Sayın Erdoğan, Cumhurbaşkanlığındaki tarzınız doğru ise, Başbakanlığınız dönemindeki Cumhurbaşkanının sizin şimdi davranmakta olduğunuz gibi davranmasına neden izin vermediniz? Başbakanlığınızın doğru örnek olduğunu düşünüyorsanız, neden şimdiki Başbakanın da öyle davranmasına izin vermiyorsunuz?

Cumhurbaşkanından söz ederken saray merakına değinmezsek sayın Erdoğan portresi tamamlanmış sayılmaz. Isınma turlarını Dolmabahçe ve Beylerbeyi saraylarında tamamlayan sayın Erdoğan, Ankara'da şanına layık bir Osmanlı sarayı bulamayınca kendisine 1,5 milyarlık bin odadan fazla bir saray yaptırmıştır. Bu sarayın yolsuzluk dahil maliyeti kadar, yapının hukuksuzluğu da çok tartışılmıştır. Başbakanlığının ilk yıllarında Üsküdar'da oturduğu evin kaçak olduğunu kendisi söyleyen birinin, ister gecekondu isterse saray olsun, konutunun hukuka uygunluğunu dert etmeyeceği belliydi. Ama hakkını da yemeyelim, mensup olduğu zihniyeti öyle bir azimle hayata geçirmektedir ki Topkapı Sarayı'nda oturup Gülhane'yi kupon arazi olarak görmediği için ne kadar şükretsek yeridir."

MHP Mersin Milletvekili Mehmet Şandır, AK Parti'nin iktidarda bulunduğu dönemde her geçen gün "TBMM'nin yürütmenin vesayetine girdiğini ve bundan büyük endişe duyduklarını" söyledi.

"Hukuk kurmak görevi hepimizin ortak görevidir ama ileri demokrasi iktidar eliyle değil muhalefet eliyle kurulur" ifadesini kullanan Şandır, "Muhalefete bu konudaki görevini yapmasına fırsat verildiğini çok düşünmüyorum. Özellikle son zamanlarda AKP Grubunun yasamanın bir parçası olarak değil yürütmenin sahibi olarak bu Meclis'e dayatmasının demokrasimiz açısından çok tehlikeli birtakım gelişmelere sebep olacağını düşünüyorum" diye konuştu. Şandır, şunları kaydetti:

"TBMM'nin, millet adına yaptığı önemli bir görevi de denetimdir. Bütçeyle tahsis edilen kaynakların nasıl kullanıldığını bütçe müzakerelerinde denetlemek gerekir, bunun için Sayıştay görevlidir. AKP iktidarı döneminde Sayıştay'ın Meclis adına denetim görevini sağlıklı bir şekilde yapabildiğini söyleyebilmek mümkün müdür? Muhalefet partilerinin muhalefet şerhlerine bakınız, orada Sayıştay ile ilgili, son dönemlerde, özellikle son bütçelerde, raporlarının içinin boş olması ve Meclise gönderilmemesiyle ilgili çok ağır iddialar ve ithamlar bulunmaktadır. Bunların cevapsız bırakılmasının demokrasimiz açısından çok ciddi tehdit ve tehlike teşkil edeceğini düşünüyorum. Akıllı bir iktidar, hesabı günü gününe veren iktidardır. Hesabı geleceğe erteleyen, hesabı ahirete bırakan, birtakım iddia ve ithamların cevabını vermeden, cevabı yüce divana bırakan bir iktidar kendi hesabına akıllı davranmıyor demektir."

Şandır, özellikle 4/C'lilerin ve genel idare hizmetleri kapsamına alınmayan Meclis personelinin sorunlarının da giderilmesi gerektiğini söyledi,

MHP Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk, "Yolsuzluk iddialarını kapatmak için paralel yapıyla mücadeleye sığınmaktan, hukuk devletini tahrip etmekten vazgeçin ve Türk milletinin adaletine sığının" ifadesini kullandı.

AK Parti iktidarlarında yargının itibarının düştüğünü savunan Öztürk, "Anayasa Mahkemesi'nden ve yargıdan elinizi çekin, yargının bağımsızlığına dokunmayın" diye konuştu.

MHP Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman, toplumun kamplaşmanın ve kutuplaşmanın içine atıldığını savundu.

Çözüm sürecine ilişkin eleştirilerde bulunan Büyükataman, "İhanet süreci, çözülme süreci, Türkiye'yi çöküşe götürmektedir" dedi.

Milletvekilleri ve Bakanlar Kurulu sıralarında oturanların çözüm sürecinin ne olduğunu bilmediğini öne süren Büyükataman, "Bu yol dipsiz bir kuyudur. Muhtevasını bilmediğiniz bu yoldan bir an önce dönün. Yoksa bu ağır sorumluluğun vebalini ödeyemezsiniz" diye konuştu.

Büyükataman, açılımı politikalarından vazgeçilmesi ve teröre karşı topyekûn bir mücadele başlatılması gerektiğini kaydetti.

MHP Ankara Milletvekili Mustafa Erdem, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın, en az kendi kurumsal kimlikleri koruduğu kadar, diyanetin, dinin de savunucuları olmaları gerektiğini ifade etti.

Erdem, "Uludağ'ın eteklerinden biri, bir beşer için 'ona dokunmak ibadet' derken, Diyanet İşleri Başkanlığı nerededir? Bolu Dağı'nın dibindeki bir milletvekili 'Allah'ın bütün vasıflarının toplandığı bir lider' derken, Diyanet İşleri Başkanlığı bunun neresindedir? Milletvekili olmuş birinin Yüce Kitaba hakaret etmesi, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından eleştiri konusu olmayacak da benim gibi bir garip bunu ifade edecek?" dedi.

Erdem'in, AK Parti Grubu'na yönelik, "Türklüğünü söyleyememek durumunda kalan zavallılar var" sözleri üzerine AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, "Genelleyici ifadeler kullanıldığında kime söylediğiniz de muallak olur. Onun için bunu söyleyemeyen bu zavallı kim? Bunu ismen söyleyecek? Böyle genelleme olmaz" dedi.

Bostancı, "Uludağ, Bolu konusunda ise onlar sonradan konuşmalarını tavzih ettiler" dedi.

TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Behçakapılı, Cumhurbaşkanı'na yönelik konuşmalarda eleştirilerin olabileceğini ancak nezih bir dil kullanılmasını gerektiği uyarısında bulundu.

Bahçekapılı, "Bütçe görüşmelerinin saygı ve sevgi içinde geçmesini temenni ediyorum" diye konuştu.

TBMM Genel Kurulu'nda, Cumhurbaşkanlığı, TBMM, Başbakanlık, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay ile bağlı kurumların bütçelerinin görüşmeleri sürüyor.

Bütçeler üzerinde söz alan CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, konuşmasında "Türkiye Cumhuriyeti devletinin bütçesini görüşmüyoruz, Tayyip Erdoğan ve ailesinin bütçesini görüşüyoruz" diyerek başladı.

Bu bütçenin her kuruşunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın emriyle harcama yapıldığını iddia eden Genç, şunları söyledi:

"36 milyar liralık ödenek üstü harcama var. Bir Sayıştay var, Allah'lık bir Sayıştay, tamamen Tayyip'in emrine uymuş bir Sayıştay, hiçbir denetim yapmıyor. Erdoğan bir genelge yayınladı, İstanbul'da çok kıymetli bir kupon arazi vardı, o kupon araziyi satınca Tayyip Bey kızdı, 'ulan, bu memlekette devletin bütün arazilerini benim satmam lazımken sen nasıl benim emrim dışında arazi satarsın' dedi ve genelge yayınladı. Bundan sonra hazinenin 1 metrekare arazisini satarsanız benim haberim olacak.' Çünkü çok kıymetli araziler var."

Birleşimi yöneten Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Genç'e sözünü kesmek zorunda olduğunu ifade derek, daha önce yaptığı "Cumhurbaşkanlığı makamında her kim olursa olsun hem Cumhurbaşkanlığı makamına hem diğer makamların sahip ve temsilcilerine saygılı bir dil kullanalım. Temiz ve saygılı bir dil kullanmanızı rica ediyorum ve böyle bir davette bulunuyorum" şeklindeki açıklamasını hatırlattı.

Daha sonra konuşmasına devam eden Genç, çözüm sürecine değinerek, "Bir olay olsun orada, Doğu, Güneydoğu'daki insanların mallarını ellerinden alalım' diye bir iç isyan çıkarmanın peşine çıkan insanlar var, bunları ikaz etmek durumunda kalıyorum. Onun için, hepimizin menfaati laik Türkiye Cumhuriyeti devletinin bütünlüğündedir. Erdoğan zengin olmuş, ondan sonra saraya da sığınmış orada, 5 bin polis getirmiş, zannediyor ki orada rahat edecek. Bu memlekette iç savaş çıktığı zaman en başta onun başı gidecek. Herkesin bunu bilmesi lazım" dedi.

Sataşmadan dolayı söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, Kamer Genç ile aralarındaki sevgiyi, muhabbeti hiçbir şeyin bozamayacağını ifade ederek, "Dün gece bir rüya gördüm. Rüyamda Kamer Bey'in suretine girmiş olan bir konuşmacı, maalesef çok rezil, çok pespaye, çok kötü, hiçbir insani normla uyuşmayan konuşmalar yapıyordu. Kabus içinde uyandım" diye konuştu.

Genç'in sözünün kesilmesine itiraz eden CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, usul tartışması açılmasını istedi. Bahçekapılı İçtüzük'e uygun davrandığını belirterek, usul tartışması açmadı.

Kamer Genç, AK Parti milletvekillerine, "Tabii ki rüyalarınıza gireceğim çünkü sizin yaptığınız yolsuzlukları, hırsızlıkları, rüşvetleri her gün buraya getirmekten bıkmayacağım" karşılığını verdi.

Yeniden çözüm sürecine değinen Genç, "Sayın Bülent Arınç 'Efendim, Öcalan'ın itibarıyla oynuyorsunuz' diyor. Yağ çekiyor Öcalan'a, 'Öcalan'ın itibarıyla oynamayın çünkü bu bizim babamız, dedemiz yerindedir. Yarın öbür gün sıkıştığımız zaman gidip bunun elini öpeceğiz' diyor. Bu duruma getirdiniz Türkiye'yi" ifadelerini kullandı.

Bunun üzerine AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, Genç'in bunu kasıtlı yaptığını belirterek, "Bu bütçe görüşmelerini sabote etmek için Sayın Bülent Arınç'a kasıtlı olarak sataşıp, yalan ifadeler kullanıyor ki sataşmadan Sayın Başbakan Yardımcısı söz alsın, bütçe görüşmeleri karışsın..." dedi.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ise " Mahir Bey, Kamer Genç'in konuşmasındaki asıl maksadı açıkladı. Ama, bu rezil konuşmayı cevapsız bırakmayacağım, bana ayrılan süre içinde cevap vereceğim" karşılığını verdi.

CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes iktidarın camileri ve mescitleri seçim bürosuna çevirdiğini idida ederek, din ve iman istismarıyla dinin vesayet altına girdiğini savundu.

Haram parayla hac ve umreyi Allah'ın kabul etmeyeceğine dair Hazreti Muhammed'in hadisini okuduğu için eski bir bakanın kendisini mahkemeye verdiğini belirten Özkes, "Aslında mahkemeye verilen ben değilim, ben sadece hadisi naklettim, aslında dava edilen Hadis-i Şerif'tir, Hazreti Muhammed'in ta kendisidir" dedi.

Özkes, konuşması sırasında AK Parti sıralarından "Hoca değil belam ya" şeklinde sözler sarfedilmesi üzerine sinirlenerek, "Belam sensin. Terbiyesizlik etmeyin. Şuraya çıkıyorum, konuşamıyorum. Allah korkusu yok mu sizde? Sabahtan beri laf atıyorsunuz" diyerek, kürsüyü yumrukladı.

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök ve İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal kürsüye giderek, Özkes'i sakinleştirmeye çalıştı. Bunun üzerine Bahçekapılı, birleşime ara verdi.

CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, AK Parti iktidarının vakıfların içini boşalttığını iddia etti. AK parti sıralarından, Nazlıaka'ya yönelik "Kaçak su parasını öde" şeklindeki sözler üzerine, "Oturduğun yerden konuşma, provokatör" diye konuştu.

Konuşması sırasında "Zalimsiz saray, dalkavuksuz zalim olmaz. Sayenizde zalimi de dalkavukları da sarayı da görmüş olduk" dedi.

Bunun üzerine bazı AK Parti milletvekilleri ile CHP'li Nazlıaka arasında sözlü tartışmalar yaşandı.

CHP İstanbul milletvekili Mahmut Tanal da, Soma'da AKP'ye üye olan işçi sayısının 1370 olduğunu iddia ederek, "İşe almanın önkoşulu AKP'ye üye almaktan geçiyor" iddiasında bulundu.

CHP milletvekillerinin konuşmasının ardından Meclis Başkanvekili Bahçekapılı, tutanaklarda CHP Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir'in "Bir bakan milletvekiline 'rezil' diyor, siz orada gıkınızı çıkarmıyorsunuz. Hani nerede nezaket. Bakanın sözünü size iade ediyorum" şeklinde ifadesinin yer aldığını belirterek, Özdemir'e, "Eğer kastınız Divan ise herhalde bu konuda bir özür dilemek zorunda hissedersiniz kendinizi" dedi.

Söz alan Özdemir, Bahçekapılı'ya, "Herkesi çocuk gibi azarlayarak, nasıl konuşacağını tarif etmeye sizin hakkınız yok. Burada milletvekili çıkıyor, milletvekili olmuş bir insan, hangi konuda ne söyleyeceğini bilecek düzeydedir. Sayın Bakan, Kamer Genç'e oturduğu yerden 'bu rezil adam' -en azından ben öyle algıladım- bana verilen sürede cevap vereceğim' dediğinde Sayın Bakan'dan özür diletmeniz gerekiyordu, benden değil" karşılığını verdi.

Bahçekapılı da "Sayın Özdemir, ben, İdare Amiri olarak size, eğer Başkanlık Divanına 'rezil' demişseniz İç Tüzük'ü uygulamayı ayıp görüyorum" ifadesini kullandı.

HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, "Yerel yönetimin güçlendirilmesi, kendisi hakkında karar vermesi, karar süreçlerine etkin olarak katılması özerkliktir, biz buna bir de demokratik olma vasfını eklemişiz" dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, Cumhurbaşkanlığı, TBMM, Başbakanlık, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay ile bağlı kurumların bütçelerinin görüşmeleri sürüyor.

Bütçeler üzerinde söz alan HDP İstanbul Milletvekili Önder, bütçenin, yoksuldan, mazlumdan, ötekileştirilenlerden yana olmadığını savundu.

Çözüm süreci konusunda bilgi vermek istediğini belirten Önder, "Eğer siz Kürt halkının direnişini, itirazını güvenlik yasalarıyla, iç güvenlik paketleriyle gerileteceğinizi düşünüyorsanız, bu büyük bir yanılgı olur" ifadesini kullandı.

Önder, "27 Mayıs'ın hukuku neyse bugün getirdiğiniz güvenlik paketi o, 12 Mart'ta neyse bugün o, 12 Eylül'de neyse o, 28 Şubat'ta neyse o. Hukuk, kimsenin babasının keyfine göre eğip bükeceği bir şey değildir, evrensel kriterleri vardır, genel ilkeleri vardır" diye konuştu. Önder, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Öyle bir algı oluşturuldu ki 'Müzakerede özerklik mi konuşuluyor?' Ne mani? Bunun karşıtı ne? Halihazırdaki merkeziyetçi tutum. Özellikle sosyal demokrat arkadaşlarımızın ya da belli kalemlerin buna gösterdiği tepkiyi hele hiç anlayamıyorum. Bugün artık yerel yönetimin güçlendirilmesi, bunun adı özerkliktir. Yerel yönetimin kendisi hakkında karar vermesi, özerkliktir. Karar süreçlerine etkin olarak katılması, özerkliktir, biz buna bir de demokratik olma vasfını eklemişiz. Fakat bu ülkede kanın sürmesini isteyen, barışa hazırlıklı olmayan herkes özerkliği bir bölünme paranoyasıyla eşit hale getirdi, bunun üzerinden bir siyaset geliştirmeye çalışıyor. Özerklik, tam tersine, bir hakkın, demokrasi ve ortak ve vatanın teminatı demektir.

Karar süreçlerine etkin katılmanın nesi var? Bu, bir ülkeyi niye bölsün? Orada yaşayan halkların sosyal, kültürel bütün yönelimlerine, tercihlerine ve kökenlerine dair kendilerinin, kendi bütçelerinden istediklerini yapmalarına ne mani? Eğer özerklikle yönetiliyor olsaydık ne Soma ne Ermenek'i yaşamazdık. Oralarda o zeytin ağacını söktürtmezdi o insanlar. Ankara'dan oraya ahkam kesmeye kalkınca bunlar oluyor. Onun için sadece bu işi Kürt meselesi gibi ele almayın, eksik kavramış olursunuz. Bu, tam da bütün bu demokratik sorun alanlarının, demokrasimizde yaşanan sorun alanlarının çözümünün, biricik, bugüne kadar geliştirilmiş en yetkin yoludur. Üstelik, biz buna gizli saklı da demiyoruz; Anayasa teklifimizde var, bu, bizim parti programımızda var. İçinde bölünmeye hizmet edecek ya da bölünmeyi tetikleyecek bir tek cümle söyleyenin de alnını karışlarım. Artık söyleyeceğimiz sözleri de aman, süreç zarar görmesin diye özenle, kırk kantarda tartarak söylemek zorunda kalıyoruz. Müzakere böyle olmaz."

Önder'in, bütün diğer muhalefet partilerinden bu sürece katılarak katkı sunmalarını istemesini söylemesi üzerine, CHP Adana Milletvekili Turgay Develi "Parlamentoya getirin" diye laf attı.

Önder, Develi'ye "Parlamentoya getirdik, üye vermediniz. Ne oradan ahkam kesiyorsun? Çözüm Komisyonu yaptık, üye verdiniz mi? Kaldık biz AK Parti'yle baş başa. Getirdik Parlamento'ya. Çözüm Komisyonu orada. Adamı raydan çıkarıyorsunuz" karşılığını verdi.

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, Kürt sorununun çözümünde CHP'nin başından beri samimi duygularla her türlü katkıya hazır olduğunu her yerde beyan ettiğini ifade etti. Gök, şunları söyledi:

"Uygun gördüğümüz yöntem şudur: Bu konu çok önemlidir, bütün Türkiye'nin hassasiyetleri bulunmaktadır. Meclis'te grubu bulunan bütün partilerin içinde bulunacağı bir komisyonla Meclis'in denetiminde, bilgisinde ve şeffaf olarak, bu sorunun, tüm hassasiyetler giderilerek, demokrasimizi, insan haklarımızı geliştirerek çözüleceğine inanıyoruz. CHP, bu önerdiği modelin arkasındadır ama şu anda içinde bulunduğumuz süreçte, AKP'de laf atan arkadaşlarımızın bilmediği, bakanların bilmediği; sadece birkaç kişinin bildiği, muhatap alınan partinin dahi yöneticilerinin bilmediği bir süreç içerisindeyiz. Bu, tehlikeli bir gidiştir. Bu konunun şeffaf olması, konunun sağlıklı bir şekilde ilerlemesi ve gerçekten bu sorunun gündemden kalkması hepimizin çıkarınadır. CHP, bu konuda çok değerli bir duruş sergiliyor, bu konuyu çözmeye hazırız ama Parlamento çatısı altında, şeffaf olmak kaydıyla."

HDP'li Önder, Gök'ün bu konuşmasına, "Bizim de talebimizdir, buyurun siz de Meclis'te bu mekanizmaların içerisinde yer alın, bütün partiler de yer alsın. Parlamento'da bu komisyonlara katılmak, önerilerimize, tezlerimize katılmak anlamına gelmiyor. Dolayısıyla, muhalefet eden, itirazı olan, katkı sunacağına inanan kim varsa, ne kadar çok katılırsa biz de bu defans halinden o kadar çok çıkarız" karşılığını verdi.

HDP Batman Milletvekili Ayla Akat Ata, bağımsız ve tarafsız bir yargının ertelenemez bir ihtiyaç olduğunu söyledi.

Yüzde 10 seçim barajının mutlaka düşürülmesi gerektiğini belirten Ata, "Bu bir yargı kararıyla mı olur zihniyet devrimiyle mi olur, biz zihniyet devrimiyle olmasından yanayız. Bugün ihlal boyutu Anayasa Mahkemesi'nin önüne gitmişse, Anayasa Mahkemesi'nin bu konuda hem iptal ve hem ihlal kararı verebileceğine inanıyoruz" dedi.

**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****