2011-12-06 - 16:33
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, şike cezalarını indiren yasayı bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderme gerekçesi, Genel Kurul'da okundu. TBMM Genel Kurulu'nda, 2012 yılı merkezi yılı bütçesinin görüşmelerine 8 Aralık Perşembe günü başlanacak.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, şike cezalarını indiren yasayı bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderme gerekçesi, TBMM Genel Kurulunda okundu.

TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. Yakut, gündeme geçmeden önce 3 milletvekiline söz verdi.

CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan, patates üreticilerinin sorunlarıyla ilgili gündemdışı konuşmasında, ''Patates üreticilerine ağır bir darbe vurmak amacıyla çıkarılan bir yönetmelikle yemeklik patates üretimi 3 yıl süreyle yasaklanıyor. 2015 yılına kadar Bolulu, Niğdeli üretici patatesten tek kuruş gelir elde edemeyecek. Uruguay'dan angus getirmek serbest ama patates üretimi yasak. Türkiye Cumhuriyeti Mehdi Ağa'nın çiftliği değil, Türk köylüsü de Mehdi Ağa'nın marabası değil'' dedi.

Tarım, Gıda ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, gündemdışı konuşmaya Hükümet adına yanıt verirken, geçen haftalarda beklenmedik bazı bölgelerde don yaşandığını, patates ve pancar üretiminin bundan olumsuz etkilendiğini hatırlatarak, mağdur olan vatandaşlarımızın zirai kredi borçlarının ertelenmesi konusunda Bakanlar Kurulu kararı hazırlandığını bildirdi.

Türkiye'de bu yıl patates üretiminin 4,5 milyon ton olacağının tahmin edildiğini belirten Eker, 4 yılda üretimde yüzde 10'luk artış görüldüğüne işaret etti. Türkiye'de geçmiş yıllarda ''Patates siğili'' denilen bir hastalığın görüldüğünü anlatan Eker, bununla ilgili tedbir alınması gerektiğini, alınmaması halinde hastalığı yapan etkenin hızla yayıldığını ve sağlıklı patates üretilemez hale gelindiğini kaydetti. Dünyada hastalığın çıktığı bölgede asgari 3 yıl süreyle patates üretilmemesinin öngörüldüğüne işaret eden Eker, virüsün arınmasının 20 yılı bulduğunu söyledi.

Patates üreticisini mağdur etmediklerini belirten Eker, ''Hastalıktan olumsuz etkilenen üreticilere alternatif ürün desteği verdik. Üreticilere 'patates ekmeyin, yerine hububat, baklagil, yağlı tohumlar ekin ve size patates ekmediğiniz yılla ilgili bir para desteği verelim' dedik. 2005-2010 arasında üreticiye destek olarak 78 milyon lira ödedik'' diye konuştu.

Alınan önlemin sağlık için şart olduğunu belirten Eker, ''Kendi keyfimiz için almadık bu tedbirleri. Türkiye'yi ne düşmanımızın ne kendi çiftliğimiz olarak görüyoruz'' dedi.

Türkiye'de ''bitki pasaportu'' uygulaması hakkında da bilgi veren Eker, ''Önemli ve çağdaş bir adımdır. Türkiye bu alanda çok büyük hamle içinde. Bitki pasaportu, 1 Aralık'ta başladı. Fide ya da fidanların bir yerden bir yere nakledilirken izlenebilirliği, kayıt içinde tutulması, takip edilmesi hem hastalıklar hem de ticari olarak gereklidir. Bu, çitçinin, Türk tarımının yararına bir durumdur. Bunu eleştirilmesini akıllara ziyan görürüm. Kim olursa olsun bu adımı atmalı ki bir yeden bir yere ürün nakledilirken bilelim, hastalık ya da sorun çıktığında izleyip müdahale edelim. Türkiye bitki pasaportunda geç bile kaldı. Keşke 20 yıl önce geçebilseydi. Bunu da biz kazandırdık.''

Tarım alanında kendi dönemlerinde yapılan çalışmalar hakkında da bilgi veren Eker, süt tozunun İsrail'den geldiği iddialarının doğru olmadığını söyledi.

Türkiye'nin gıda güvenliği ile ilgili aldığı önlemlerin 13 Aralık'ta uygulamaya gireceğini hatırlatan Eker, ''AB standardında gıda hijyen ve tüketici sağlığıyla ilgili tedbirler devreye giriyor. Türkiye tarımda önemli yol katetti. Dünya Türkiye'yi tarımda örnek gösteriyor. Bu tarıma yönelik ciddi strateji, uygulama ve desteklerle gerçekleşti. Hayvancılık, bitkisel üretim ve su ürünlerinde Türkiye önemli mesafe katetti. Süreç bundan sonraki reformlarla devam edecek'' dedi.

Genel Kurulda gündeme geçilmeden önce, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün şike cezalarını düşüren yasanın bir kez daha görüşülmek üzere Meclise geri göndermesine ilişkin gerekçesi okundu.

TBMM Genel Kurulu'nda, 2012 yılı merkezi yılı bütçesinin görüşmelerine 8 Aralık Çarşamba günü başlanacak.

2012 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2010 Yılı Merkezi Yönetim Kesin hesap Kanunu Tasarısı'nın, TBMM Genel Kurulundaki görüşme takvimine ilişkin Danışma Kurulu önerisi kabul edildi.

Buna göre, bütçe görüşmeleri 8 Aralık Perşembe günü saat 14.00'de başlayacak ve bitimine kadar devam edecek.

Genel Kurul, tatil günleri dahil her gün saat 11.00'de toplanacak ve günlük programın tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürecek.

Görüşmeler 14 günde tamamlanacak. 8 Aralık günü, bütçenin tümü üzerinde gruplar ve hükümet adına 1'er saat (Hükümetin sunuş konuşması hariç) konuşulacak. 1'er saatlik süre birden fazla konuşmacı tarafından kullanılabilecek. Kişisel konuşmalar 10'ar dakika olacak.

Kamu idarelerinin bütçeleri üzerindeki görüşmeler 12 turda tamamlanacak, turların bitiminden sonra bütçe ve kesin hesap kanunu tasarılarının maddeleri oylanacak.

Gruplar ve hükümet adına yapılacak konuşmalar 1,4,5,6,7,8 ve 11. turlarda 50'şer, diğer turlarda 40'ar dakika; kişisel konuşmalar 5'er dakika olacak.

Her tur için soru-cevap işlemi 20 dakikayla sınırlandırılacak.

Bütçenin son günü olan 21 Aralık Çarşamba günü görüşmelere saat 14.00'de başlanacak ve bitimine kadar çalışılacak. Son gün gruplar ve hükümete 1'er saat süre verilecek. Kişisel konuşmalar da 10'ar dakika olacak.

CHP Samsun Milletvekili Haluk Koç, önerinin aleyhinde yaptığı konuşmada, önceden Genel Kuruldaki bütçe görüşmelerinde konuşanlara uzun süre verilirken, şimdi 50 dakika ile sınırlandırılmasını eleştirdi.

''Özeleştiri yapmadan siyaset olmaz'' diyen Koç, Meclisin açıldığı 1 Ekim'den bugüne kadar, uluslararası anlaşmalar dışında kabul edilen sporda şiddet yasasının da iade edildiğini söyledi. Koç, ''Şimdi en ciddi kanun tasarısı olan bütçe tasarısı önümüze gelecek, onda da zaman kısıtlaması var. Hepimiz havanda su dövüyoruz. Herkes eteğindeki taşları dökmek için kürsüyü kullanıyor. Burada siyasi tartışmaların yapılması için gerekli olan zamanın verilmesi gerekiyor'' dedi.

''Herkes, partisi ile aynı düşüncede olmak zorunda değil, partinin dışında başka bir görüş yok'' diyen Koç, sorunun, Siyasi Partiler Kanunu ve partilerin birbirine benzeyen içtüzüklerinden kaynaklandığını anlattı. Haluk Koç, ''Sorgulayan, tartışan milletvekili istemiyoruz, merkezi otoriteye bağlı milletvekili istiyoruz. Birbirimizi kandırıyoruz, demokrasicilik oynamaya devam ediyoruz. Bugünkü sistem içerisinde asıl görevimizi yapamıyoruz'' diye konuştu.

CHP, TRT ilgili iddiaların araştırılması için verilen araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisini Genel Kurul gündemine getirdi.

Önerinin lehinde konuşan CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray, AK Parti'nin yeni medya düzenini kurduğunu ve merkezine de TRT'yi oturttuğunu iddia etti.

TRT'nin tek yönlü yayın yapması için, İbrahim Şahin'in Genel Müdür yapıldığını savunan Çıray, TRT'nin AK Parti yandaşlarına maddi çıkar sağladığını, sporculuğuna bir şey denilmeyecek olan AK Parti İstanbul Milletvekili Hakan Şükür'e bir yıl için, yorum yapması karşılığında 728 bin lira ödendiğini ileri sürdü.

''TRT bugün, Atatürk'e sonsuz bir nefret ve düşmanlık duygusu olan kişilerin ideolojik aygıtına dönüşmüştür'' diyen Çıray, TRT'nin yeni Anayasa çalışmalarında lağvedilmesi gerektiğini öne sürdü.

AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, önerinin aleyhinde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin son 9 yılda demokratikleşme alanında atılımlar yaptığını, basında çok sesliliğin getirildiğini söyledi.

CHP'nin önerisinin Meclis çalışmalarını aksatmaya yönelik olduğunu belirten Tunç, TRT'nin yıpratılmasını doğru bulmadığını ifade etti. Tunç, bütün vatandaşların özgür haber alma ve düşüncelerini özgürce yansıtabilme hakkına sahip olduğunu kaydetti.

CHP'ye satışma olduğu gerekçesiyle söz isteyen CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, TRT'nin kimsenin babasının çiftliği olmadığını belirtti.

''Biz hakkımızı istiyoruz, elektrik faturasıyla TRT'ye para ödüyoruz'' diyen İnce, amaçlarının Meclis çalışmalarını engellemek olmadığını, bu konuların araştırılmasını istediklerini kaydetti.

İnce, Meclis TV'nin, saat 19.00'dan sonra yayın yapmayarak muhalefetin sesini kestiğini öne sürerek, ''TRT, iktidarın borazanıdır, vuvuzelasıdır'' dedi.

CHP'nin önerisi lehinde konuşan MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal, TRT'nin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve bakanların bütün toplantılarını verdiğini, ancak muhalefetin sesini kıstığını iddia etti.

''Muhalefetsiz demokrasi anlayışı olur mu, muhalefet sesini nereden duyuracak-'' diye soran Günal, AK Parti'nin, grup toplantılarının yayınlanmasına dahi tahammül edemediğini savundu.

Günal, ''Aylık döküm istiyorum. TRT Genel Müdürü bültenlerinizde, MHP'ye ayda kaç dakika yer verdiniz, AK Parti'ye kaç dakika yer verdiniz- MHP yetkililerini kaç programa çağırdınız-'' diye sordu.

''Daha önce AK RT olan TRT, artık kara RT haline geldi'' ifadesini kullanan Günal, Meclis TV'nin TRT'ye mahkum edilmemesini, Meclis TV yayınının özel kanallara ihale edilmesini istedi.

Görüşmelerin ardından CHP'nin önerisi reddedildi.

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, ''Tam gün nedeniyle hastanelerden önemli ayrılış yoktur, hizmetler devam ediyor. Muhalefetin tam gün konusunda bize desteğini bekliyoruz. Çünkü tam gün halkın yararınadır, vatandaşları muayenehanelere yönlendiren köhnemiş sistemin sonlandırılmasıdır'' dedi.

TBMM Genel Kurulunda, milletvekillerinin yazılı soru önergelerini yanıtlayan Akdağ, sağlık personeline sözlü ya da fiili şiddetin hiçbir türüne asla tolerans göstermediklerini, şiddetin toplum hayatından tamamen çıkarılmasını hedeflediklerini anlattı. Tüm hastanelerde konuyla ilgili çalışma yaptıklarını, meydana gelebilecek olaylara karşı önlem aldıklarını ifade eden Akdağ, konuyla ilgili vatandaşları bilinçlendirmek için hazırlanan afişlerin acil servis ve poliklinikler başta olmak üzere yoğun hizmet alınan yerlere astıklarını belirtti.

Bakanlığın konuya duyarsız kalmasının söz konusu olmadığını ifade eden Akdağ, yönetmelik hazırladıklarını, erken uyarı sistemiyle çalışana yönelik fiziksel şiddet meydana geldiğinde güvenlik güçlerinin anında müdahale etmesini sağladıklarını söyledi.

CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi'nin ''Sağlık Bakanlığının uyguladığı politikanın şiddeti arttırdığı''na ilişkin eleştirisine Akdağ, ''Bilimsel olmayan bir görüş. Bazı örgütler bunu pompalıyor. Şiddetin artına ilişkin elimizde bir bulgu yok. Sağlık çalışanına kendini bilmez bir kişi saldırıda bulunmasını sağlık politikasına bağlamak insafsızlıktır. Bunun hiçbir delili yok. Siz sendikacılık yaptınız. Eski SSK hastanelerinde çekilen çile ile şimdi verilen hizmet arasındaki farkı görmüyor musunuz-'' dedi.

Akdağ, bu alada bir ilke imza attıklarını belirterek, sağlık personelinin uğradığı şiddet ve ceza hukuku içinde karşılaştığı olaylara karşı bakanlık olarak hukuki destek verileceğini bildirdi.

Türkiye'de AK Parti'den önce köylere ambulans hizmeti verilmediğini belirten Akdağ, ''Bugün ülke genelinde hem karayolu hem havayoluyla tüm köylere ambulans hizmeti veriyoruz''' dedi.

Akdağ, Türkiye'de 100 bine yakın vatandaşın evde sağlık hizmeti aldığını, kendilerinden önce bu hizmetin de verilmediğini söyledi.

Sezeryan yerine normal doğumun teşvik edilmesiyle ilgili olarak 2008 yılından beri yürütülen programların etkisini göstermeye başladığına işaret eden Akdağ, ''2009 yılında ilk gebelikte sezeryan yüzde 27 iken, alınan tedbirlerle bu yüzde 24'lere düşmüş durumdadır. Gereksiz sezeryanler hem anneye hem de çocuklara zarar veriyor. Vatandaşlarımız sezeryan kararını mutlaka sorgulasın. Estetik kaygılarla yapılan sezeryanler son derece yanlıştır. Normal doğum anne ve bebek açısından son derece faydalıdır. Sezeryana ancak ihtiyaç olduğunda başvurulmalı'' dedi.

İnternet bağımlılığı ile ilgili olarak hem ailelerin yakınmalarını hem de bilim dünyasının araştırmalarını yakından takip ettiklerini anlatan Akdağ, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde konuyla ilgili pilot çalışma başlattıklarını, 2012 yılında bunun sonuçlarını değerlendirip atılacak adımlar konusunda planlama yaptıklarını ifade etti.

Hastanelerde 5 lira, özel hastanelerde 12 lira katkı payı, reçete yazımında da 3 lira alındığını belirten Akdağ, aile hekimliğinde ise bu payın alınmadığını söyledi.

''Bizim dönemimizde milletimiz muayene çilesinden kurtulmuştur'' diyen Akdağ, Türkiye'de hekim sayısının yetersiz olduğunu kaydetti. Vatandaşların önemli olmayan hastalıklar için aile hekimliğinden hizmet almaya yönlendirmeleri gerektiğini belirten Akdağ, şöyle konuştu:

''Basit hastalıklar için hastaneye gidildiğinde, ağır hastalara ayrılacak süre azalıyor. Katkı payları son derece iyi niyetle, basamaklı sevk sistemini teşvik için konulmuştur. Türkiye'de bugün hastalanmışsanız köydeki çoban da olsanız helikopter ambulans gelir, özel hastaneye de gitseniz kimse sizden para isteyemez. Acil hastalar ve yoğun bakım gerektiren hastalardan para isteyen bazı hastanelere 10 gün ceza verdik. Vatandaşımızı asla piyasanın ezici şartlarına terk etmedik, bundan sonra terk etmeyeceğiz. Katkı payı eczanelerden tahsil ediliyor. Eczaneler sadece ilaç veren kuruluşlar değil, sağlık hizmeti sunan yerlerdir. Eczanelerde katkı payı ödenmesi hastanelerdeki yığılma ve gereksiz kuyrukları önlüyor. Uygulamalarımız bundan sonra da devam edecek.''

Akdağ, AK Parti iktidarı öncesinde halkın sağlık hizmetlerinden memnuniyet oranını yüzde 39 olduğunu, şimdi bunun yüzde 73 çıktığını söyledi.

Akdağ, tam gün uygulamasıyla ilgili soruları yanıtlarken, Haziran sonundan Kasım sonuna kadar bakanlığa bağlı hastanelerden klinik şef, şef yardımcısı, uzman doktor, doktor başasistan ve asistan olarak görev yapan hekimlerden 407'sinin emekli olduğunu, 1859'unun da istifa olmak üzere toplam 2266 kişinin ayrıldığını bildirdi.

Sağlık Bakanı Akdağ, ''Ancak 7196 hekim de bakanlık kadrolarına atanmıştır. Tam gün kanunu nedeniyle önemli ayrılış yoktur, hizmetler devam ediyor. Muhalefetin tam gün konusunda bize desteğini bekliyoruz. Çünkü tam gün halkın yararınadır, vatandaşları muayenehanelere yönlendiren köhnemiş sistemin sonlandırılmasıdır. Tam günün anlamı: 'vatandaş olarak devletin hastanesine gittiğimde ayrıca para ödemek zorunda kalacağım muayenehaneye yönlendirilmeyeceğim'. Biz yıllarca çile çektik. Bu çile sonlandırılmıştır'' diye konuştu.

31 bine yakın hekimin devlet hastanelerinde hizmet ettiğini belirten Akdağ, ''Hizmetin karşılığında vatandaşımızdan 5 lira katkı alıyoruz, ama 5 bin lira ameliyat parayı almıyoruz. Ortalıkta koparılan gürültü beyhudedir. Biz vatandaşımızı bu çileyi çekecek köhne sisteme bir daha döndürmeyeceğiz. Vatandaşımı mağdur etmedik, bundan sonra da etmeyeceğiz. Tıp fakültelerinde bir öğretim üyesi ayrılıp piyasada para kazanmayı kendisine daha uygun görmüşse, o kendi tercihidir'' dedi.

TBMM Genel Kurulunda, Türkiye ile Yeni Zelanda Arasında Hava Hizmetlerine Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı kabul edildi.

TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, tasarının kabul edilmesinin ardından yarın saat 14.00'de toplanmak üzere birleşimi kapattı.

(20.00)