2007-11-08 - 10:00
2008 YILI BÜTÇE GÖRÜŞMELERİ...
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Adalet Bakanlığı, Ceza ve İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İş Yurtları Kurumu, Türkiye Adalet Akademisi ile Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay başkanlıklarının 2008 yılı bütçeleri karara bağlanacak. Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, bakanlığı ve bağlı kuruluşların 2008 yılı bütçelerini sundu.
Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, yargının
görevlerini gereği gibi yerine getirmesini sağlamak için diğer devlet
organlarının müdahalesinin önlenmesi ve her türlü dış etkilere karşı
bağımsızlığa kavuşturulmasının zorunlu olduğunu belirterek, ''Çünkü
hukuk devleti yargının bağımsızlığı ilkesinin kabul edilip
sağlamlaştırılması ölçüsünde gelişecektir'' dedi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Adalet Bakanlığının 2008 yılı bütçesini
sunan Şahin, bir ülkenin gelişmişliğinin, ekonomisinin güçlü olmasının
yanında iyi bir adalet sistemine sahip olmasıyla mümkün olacağını
söyledi.
Şahin, hukuk devletinin başlıca amacı ve idealinin, adalete uygun bir
hukuk sisteminin uygulanması olduğunu, bunun uygulandığı toplumlarda
barış ve huzurun sağlanabildiğini, bunda başarı sağlayamayan toplumlarda
ise hukuki ve sosyal anlaşmazlıklar çıktığını belirtti.
Adaletin, aynı zamanda bir ülkenin bağımsızlığının olmazsa olmaz koşulu
olduğunu, Atatürk ün ''İstiklal, istikbal, hürriyet, her şey adaletle
kaimdir'' sözünün de bu gerçeği ifade ettiğini bildiren Şahin, demokrasi
içinde yaşamak ve gelişmek isteyen toplumun güçlü bir adalet sistemine
sahip olması gerektiğini vurguladı.
''Her düzeyde haksızlıklara karşı haklıları koruyacak bir yargı
organının varlığı toplum düzeninin devamı ve gelişmesi için şarttır''
diyen Şahin, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletinin tam olarak
tesisi amacıyla; yargı bağımsızlığının güçlendirilmesi, adalet
hizmetlerinin çağdaş bir çalışma ortamında yerine getirilmesi, kaliteli
bir yargı hizmetinin sunulabilmesi için gerekli her türlü önlemi almanın
devletin temel hedefleri arasında bulunduğu söyledi.
Yargının sorunlarının giderilmesi ve beklenen görevleri yerine
getirebilmesi için 58 ve 59. hükümetler döneminde yapılan yoğun
çalışmalar sonucunda özellikle mevzuatın çağdaş anlayışa uygun olarak
yenilenmeye başlandığını, hükümet konaklarının alt katlarına sıkışan
adliyelerin isimlerine yakışır şekilde adliye saraylarına dönüştürülmeye
başlandığını anlatan Şahin, Ulusal Yargı Ağı Projesinin hayata
geçirildiğini, ceza infaz kurumlarının isyanlarla değil, uluslararası
standartlara uygunluğuyla anılır hale geldiğini kaydetti.
Şahin, adalet sisteminin sorunlarının çözümü için başlatılan reform
sürecinin aynı hızla devam ettirileceğini bildirdi. Hukuk reformu
kapsamında temel kanunlara ilişkin yapılan çalışmalara değinen Şahin,
Meclis gündeminde bulunan Türk Ticaret Kanunu Tasarının önemini dile
getirdi. Hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk faaliyetini düzenleyen
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Tasarısının görüş alınmak
için ilgili kurumlara gönderildiğini bildiren Şahin, söz konusu
düzenlemenin yasalaşmasıyla sürekli şikayet edilen ''yargının iş yükü
fazlalığının'' kısmen azaltılacağını ve ayrıca toplumsal barışa katkı
sağlanacağını söyledi.
Şahin, ceza infaz kurumlarının dış güvenliğinin Adalet Bakanlığınca
sağlanmasına ilişkin aşamalı geçiş takvimini öngören tasarının da hazır
olduğunu bildirdi.

-EĞİTİMİN ÖNEMİ-

Yargı mensuplarının bilgi sahibi olmalarının, en az yargı bağımsızlığı
kadar önemli olduğunu, bilgi sahibi olmadan yapılan yargılamaların
yargıyı da adaleti de zedeleyeceğini söyleyen Şahin, bu nedenle hakim,
Cumhuriyet savcısı ve diğer personelin meslek öncesi ve meslek içi
eğitim, uzmanlaşma, lisansüstü ve yabancı dil eğitimine özel bir önem
verdiklerini ifade etti.
Şahin, adalet hizmetlerinin etkili ve verimli bir şekilde yerine
getirilmesinin öncelikle hakim, Cumhuriyet savcısı ile adliye
personelinin yeterli sayıda olmasına bağlı olduğunu, bu konudaki
eksiklikleri tamamlayacaklarını söyledi.
Adalet Bakanı Şahin, Ankara, Erzurum, Diyarbakır Bölge Adliye
Mahkemeleri binalarının 2008, İstanbul'da inşa edilen adalet sarayları
ile bu kent ve İzmir, Bursa ile Samsun Bölge Adliye Mahkemeleri
binalarının da 2010 yılında tamamlanmasının hedeflendiğini bildirdi.

-87 BİN HÜKÜMLÜ VE TUTUKLU-

Şahin, 392 ceza infaz kurumunda 15 Ekim 2007 tarihi itibarıyla 78 bin
803'ü adli, 4 bin 249'u terör, 4 bin 151’i çıkar amaçlı suçlar
kapsamında toplam 87 bin 203 hükümlü ve tutuklu bulunduğunu ifade etti.
Şahin, 2007 yılında 856 hükümlü ve tutuklunun üniversite sınavına
girdiğini, bunlardan 564’ünün sınavı kazandığını, 488'inin bir yüksek
öğretim kurumuna yerleştirildiğini söyledi.
Adalet Bakanı Şahin, iş yurtlarında 40'tan fazla iş kolunda faaliyet
gösterildiğini ve bu atölyelerde, sürekli olarak 10 bin civarında
hükümlü ve tutuklunun sigortalı olarak çalıştığını kaydetti.

-''UYAP, KAĞITSIZ ORTAMA TAŞIDI''-

Ulusal Yargı Ağı Projesinin (UYAP), yargı organları ve Adalet Bakanlığı
birimlerinin iş süreçlerini hızlandıran ve kurumu kağıtsız ortama
taşıyan bir bilgi sistemi olduğunu belirten Şahin, UYAP’la, yüksek yargı
organları, bakanlık teşkilatı, mahkemeler, Cumhuriyet başsavcılıkları,
Adli Tıp Kurumu, ceza infaz kurumları ve icra dairelerini içine alacak
şekilde bilgisayar ağı kurulması ve ilgili kurumlarla bilgi alış
verişinin elektronik ortama taşınması, vatandaşlara ve avukatlara
internet üzerinden on-line hizmet sunulmasının amaçlandığını söyledi.
Şahin, ''Bu amaç çerçevesinde Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü,
Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü (MERNİS) ve Emniyet Genel
Müdürlüğü (POLNET) gibi kurum ve kuruluşlarla entegrasyon sağlanmıştır.
Böylece mahkemeler ile Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından sabıka,
nüfus ve ehliyet gibi kayıtlar sistemden alınabilmekte, tutuklama ve
yakalama sorguları yapılabilmektedir'' diye konuştu.

-AB SÜRECİ-

AB'ye tam üyelik müzakere süreci ile birlikte temel hak ve özgürlükler
ile adalet hizmetlerinde ihtiyaç duyulan reformların gerçekleştirilme
sürecinin hızlandığını bildiren Şahin, ''AB sürecinde yapılan ve
yapılmakta olan bu çalışmaların tek hedefinin AB'ye üyelik olduğu
düşünülmemelidir. Yaptığımız reformların asıl ve en önemli amacı,
insanımıza çağdaş ve kalkınmış bir ülkede, evrensel olarak kabul görmüş
hukuk kuralları çerçevesinde, müreffeh bir yaşam sunmaktır'' dedi.

-STRATEJİK PLAN-

Şahin, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile birlikte kamuda reform
boyutunda değişiklikler olduğunu, kamu kaynaklarının kullanılmasında
stratejik planlama ve performans esaslı bütçeleme ilkeleri ile mali
saydamlık ve hesap verme sorumluluğunun ön plana çıktığını ifade ederek,
Adalet Bakanlığının 2010-2014 yıllarını kapsayacak ilk stratejik
planını, 31 Ocak 2009 tarihine kadar hazırlayacağını, bu stratejik
planın yargı konusunda ilk plan olması nedeniyle öneminin büyük olduğunu
söyledi. Şahin, planla yargının sorunlarına çözüm bulunması, adalet
hizmetlerinin daha etkili ve verimli bir şekilde gerçekleştirilmesi ve
sonuç olarak yargının bağımsızlık, tarafsızlık ve etkinliğinin
güçlendirilmesi amaçlandığını belirtti.

-YARGININ BAĞIMSIZLIĞI-

Demokratik ve sosyal bir hukuk devletinde yasama ve yürütme organlarının
yanı sıra yargı organının varlığı, bireyin özgürlüklerinin ve toplumun
temel değerlerinin koruyucusu ve teminatı olduğunu belirten Şahin,
''Yargının görevlerini gereği gibi yerine getirmesini sağlamak için
diğer devlet organlarının müdahalesinin önlenmesi ve her türlü dış
etkilere karşı bağımsızlığa kavuşturulması zorunludur. Çünkü hukuk
devleti yargının bağımsızlığı ilkesinin kabul edilip sağlamlaştırılması
ölçüsünde gelişecektir'' dedi.
Anayasada yargının bağımsızlığını sağlamak üzere çeşitli mekanizmalar
oluşturulduğunu anlatan Şahin, şöyle konuştu:
''Böylece herhangi bir müdahale olmaksızın karar verme imkanı sağlamak
amacıyla, yargının bağımsız ve hakimlerin de yalnızca hukuka bağlı
olmaları, hukuk devletinin en önemli ilkesi olarak kabul edilmiştir.
Yargının bağımsızlığı konusu, 1961 Anayasasından önce olduğu kadar, bu
Anayasanın yürürlük döneminde ve özellikle de 1982 Anayasasının
kabulünden sonra çeyrek asırdır sürekli olarak ülkemizin gündeminde
kalmış ve yoğun bir şekilde tartışılmıştır. 1961 Anayasası, önceki
döneme reaksiyon olarak hakimlerin özlük işleriyle ilgili görevin, salt
hakimlerden oluşan bağımsız bir Yüksek Hakimler Kuruluna verilmesini
öngörmüştür. 1982 Anayasası ile Kurulun yapısı değiştirilerek Kurulda
yürütme organı mensuplarının da temsil edilmesi öngörülmüştür. Bu
düzenlemenin yargı bağımsızlığı ile bağdaşmadığı ve hukuk devleti
ilkesini zedelediği iddia edilmiş ve bu iddialar günümüze kadar süre
gelmiştir.''

-''ELEŞTİRİLER DOĞAL SAYILMALI''-

Adalet Bakanı Şahin, bir türlü dinmeyen bu tür eleştirilerin doğal
sayılması, kamuoyunun yargı bağımsızlığı gibi çok önemli bir konuyla
yakından ilgilenmesinin toplumun demokratik değerlere sahip çıkmasının
bir göstergesi olarak memnuniyetle karşılanması gerektiğini belirterek,
''Yeni bir Anayasa hazırlığının gündemde olduğu bu dönemde, hukuk
devletinin temel taşlarından biri olan yargı bağımsızlığı ve bu bağlamda
Yüksek Kurulun yapısı ile ilgili tartışmaların hükümetimiz döneminde
giderilebileceğine olan inancımı vurgulamak isterim'' diye konuştu.
Yargının sorunlarının büyük olmasına rağmen çözümsüz olmadığını belirten
Şahin, adalet hizmetlerinin en iyi şekilde yerine getirilmesi ve
yargının sorunlarının giderilmesi konusunda hükümette kararlılık
olduğunu söyledi.
Şahin, ''Vizyonumuz, Büyük Atatürk'ün muasır medeniyetler seviyesine
ulaşma ülküsüne uygun olarak vatandaşlarımıza adalet hizmetlerini en iyi
şekilde sunmaktır'' dedi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Bakanlığının bütçesi görüşülürken
milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Şahin, Devlet Bakanı ve
Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in, Bakanlar Kurulu toplantısında
''kaçırılan askerler arasında bölücü terör örgütü yanlısı askerler
bulunduğu'' şeklinde gazetelerde haber çıktığını hatırlatarak,
kendisinin her Bakanlar Kurulu toplantısına katıldığını, ancak Çiçek'in
Bakanlar Kurulunda böyle bir değerlendirmesi ve sözü olmadığını söyledi.
''Bu haberin, Çiçek ve Bakanlar Kurulu ile bir ilgisi bulunmamaktadır''
diyen Şahin, olayla ilgili askeri savcılığın bir soruşturma yürüttüğünü
belirterek, askeri savcılığın soruşturduğu bir konuda daha ayrıntılı
bilgi vermenin doğru olamayacağını kaydetti.
Bazı milletvekillerinin, ''Siz askerlerin bırakılmasına sevinemediğinizi
söylediniz'' demesi üzerine Şahin, ''Bu benimle ilgilidir. (Fazla
sevinemedim) dedim. Anadolu Ajansı ve gazetelere yansıyan açıklamam
buradadır. 'Sevinemedim' demek başka, 'fazla sevinemedim' demek
başkadır. Bunu da takdirlerinize bırakıyorum'' diye konuştu.
Şahin, bir milletvekilinin, ''Yani açıklama yok'' demesi üzerine,
şunları söyledi:
''Birbirimizi daha iyi tanıyınca anlayacağız ki benim, arkadaşların ve
buradaki herkesin, konuştuğumuz konulara ilişkin temel hassasiyet
şudur;Devletimiz ve uzun süredir terörle mücadele eden güvenlik
güçlerine sahip çıkmak. Onların üzerine en ufak bir gölge düşürülmesine
bile tahammül edemeyiz. Hassasiyet buradan kaynaklanıyor.''
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonununda bakanlığının bütçesi görüşülürken
milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Şahin, avukatların zorunlu
müdafilik ücretleri için 22 milyon YTL ödenek bulunduğunu ve başvuran
her baronun talebinin karşılandığını bildirdi. Şahin, 2008 yılında
bakanlığa alınacak 40 aracın Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfı
kaynaklarından hibe yoluyla alınacağını söyledi.
AK Parti İzmir Milletvekili İbrahim Hasgür'ün ''Adli yıl açılışında
yürütme ve yasama organı temsilcileri niye konuşmuyor'' sorusuna
karşılık Şahin, bu törenlerin programının Yargıtay başkanlığının
organize ettiğini belirterek, ''Bugüne kadarki teamül böyle...Bizim
bağımsız bir yargı organınına, neyi nasıl yapacağı konusunda müdahale
etmemiz bizden beklenemez. Kendi tercih ve takdirleridir. Öteden beri
böyle olmaktadır'' diye konuştu.

-301. MADDE-

Milletvekillerinin TCK'nın 301. maddesinin değiştirilmesiyle ilgili soru
ve eleştirilerini de yanıtlayan Şahin, konuyla ilgili nasıl bir
düzenleme yapılacağı konusunda Hükümet tarafından alınmış bir karar
olmadığını söyledi.
Konunun AB İlerleme Raporuyla gündeme gelmediğini, 22. Dönem ve 59.
Hükmet dönemlerinde konunun defalarca gündeme geldiğini, sivil toplum
örgütlerinden öneriler alındığını ve Adalet Bakanlığının bu konuda bir
çalışma yaptığını anlatan Şahin, kendisinin de bu konudaki dosyayı
incelediğini kaydetti.
CHP Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun, ''AB yetkilileri
bunu bilmiyor mu da rapora alıyor?'' sorusu üzerine Şahin, göreve
geldikten sonra AB Parlamentosu ve Avrupa Konseyi yetkililerinin
kendisini ziyaretinde de konuyu değerlendirdiklerini ve görüşlerini
aktardığını hatırlatarak, şunları söyledi:
''Maddeyi yeniden gözden geçirdiğimizi kendilerine ifade ettim. Bu
konuyla ilgili çalışmalarımızı aslında biliyorlar. Tabii bildikleri
halde de raporlara bunu yansıtıyorlar. AB süreciyle ilgili Türkiye'nin
tek sorununun, TCK'nın 301. maddesiymiş gibi ortaya çıkarılmasını da
biraz hayretle karşılıyorum. Sanki, 301. maddede değişiklik yapılırsa,
AB süreci konusunda önümüzde hiçbir engel kalmayacak, her şey
halledilmiş olacakmış gibi bir yaklaşımda bulunuluyor. Kaldı ki
uygulamanın çok önemli olduğunu herkes kabul edecektir. Bu maddeye
tekabül eden 159. madde, yıllardır Türkiye'de vardı. Bu madde de zaman
içinde değişmiştir. Yargılama ve uygulama kararları vardır. TCK, 2005'te
çıkarılırken 301. madde yeniden ele alındı. Aslında bu madde TCK
görüşülürken içinde vardı ve AB yetkilileri, bu şekilde düzenleneceğini
biliyorlardı ve hiç de bir itirazları yoktu. Ne zamanki uygulamaya
dönük, bir takım gazeteci ve yazarlarla ilgili davalar açılınca konu
gündeme geldi. Açılan çokça dava var, bunlarla ilgili verilmiş çokça
beraat kararı da vardır.''
Şahin, Adalet Bakanlığının konuyla ilgili çalışmasının hazır olduğunu,
istendiği takdirde Bakanlar Kuruluna bu bilgileri aktaracağını söyledi.

-''DURSUN UYAR'IN DURUMU...''

Bakanlık olarak daha modern ve büyük kapasiteli cezaevlerinden yana
olduklarını, yeni cezaevlerinin buna uygun olduğunu ifade eden Şahin,
Türkiye'nin en eski cezaevi olan Bayrampaşa Cezaevinin 2008 yılının ilk
aylarında kapatılacağını, Silivri'de 9 cezaevinin içinde bulunduğu
kompleksin yakında açılacağını bildirdi. Şahin, şu anda cezaevlerinde 87
binden fazla tutuklu ve hükümlü bulunduğunu hatırlatarak, bunun gözardı
edilemeyecek bir rakam olduğunu vurguladı.
Necip Hablemitoğlu cinayetiyle ilgili soruya karşılık Şahin, Ankara
Cumhuriyet Başsavcılığının hazırlık soruşturmasının sürdüğünü bildirdi.
Şahin'in,CHP Muğla Milletvekili Gürol Ergin'in ''Dursun Uyar'da son
durum nedir?'' sorusuna verdiği yanıt komisyonda gülüşmelere yol açtı.
Şahin, ''Siz Dursun Uyar'da durum ne deyince, ben Muğla'da bir yerleşim
yeri zannettim. 'Acaba bizim orada bir adliye sarayı inşaatımız mı var?'
diye düşündüm. Vallahi bilmiyorum, arkadaşlarımızın bilgisi var mı bu
konuda? Hakkında Alman makamlarınca çıkartılan kırmızı bülten
kaldırılmış, Türk mahkemelerince verilen mahkumiyet kararının infazı
ertelenmiş. Bildiğim kadarıyla başka davaları var. Özel olarak
ilgilendiğim bir konu olmadığı için...'' dedi.
Ergin, Şahin'in sözleri üzerine, ''Allah vatana millete hayırlı etsin''
diye karşılık verdi.

-''HSYK'NIN YAPISI...''

Şahin, Anayasanın HSYK ile ilgili düzenlemenin 25 yıldan beri
uygulandığını belirterek, ''TBMM Anayasanın ilgili maddesini değiştirir
ve bakan ile müsteşarın kurulda görev yapmamasına ilişkin düzenleme
yaparsa biz orada görev yapmayız. Ama bu madde kaldığı sürece görev
yapacağız. Ama bu görevimizi yaparken hakimlik ve savcılık mesleğinin,
yargının bağımsızlığı ne gerektiriyorsa o şekilde hareket edeceğimizden
emin olabilirsiniz'' dedi.
CHP Trabzon Milletvekili Mehmet Akif Hamzeçebi'nin ''HSYK'nın
toplanmasıyla ilgili sorun var mı?'' sorusuna karşılık Şahin, böyle bir
sorunun olmadığını kaydetti.
Halkbankası Genel Müdürlüğü binasının Danıştaya verilmesi konusunda daha
önce bir çalışma yapıldığını hatırlatan Şahin, ancak bankanın
özelleştirilmesinde sorun çıkınca duraklama olduğunu bildirdi. Milli
Emlak Genel Müdürlüğünce Eskişehir yolu üzerinde Danıştay Başkanlığına
yeni bir bina yapmak için yer tahsisi yapıldığını bildiren Şahin,
kendilerinin projesinin çizimine yardımcı olacaklarını söyledi.
HSYK'nın 9 ilde bölge adliye mahkemesi kurulmasına karar verdiğini,
ancak diğer illeri bu 9 ile bağlayarak sorunu çözemeyeceklerini ifade
eden Şahin, sayıyı artırmak zorunda olduklarını vurguladı. Bakanlığın bu
konuda bir çalışma yaptığını belirten Şahin, sayıyı tespit etmek üzere
konuyu yakında Bakanlar Kuruluna getirmeyi amaçladığını kaydetti.

-HAKİM VE SAVCILARIN ÖRGÜTLENMESİ-

Komisyonda bazı soruları yanıtlayan Adalet Bakanlığı Müsteşarı Fahri
Kasırga, hakim ve savcıların örgütlenmesi ile ilgili düzenlemenin halen
başbakanlıkta bulunduğunu, düzenlemenin Hikmet Sami Türk'ün bakanlığı
döneminde sevk edildiğini hatırlattı.
Cumhuriyetin kurulduğu tarihten bu yana hakimlerin herhangi bir şekilde
dernek kurmasının tıpkı silahlı kuvvetler ve polisler gibi yasak
olduğunu kaydeden Kasırga, ancak Dernekler Yasasında AB önerileri göz
önüne alınarak yapılan değişikle, hakimlerin örgütlenmesinin önünün
açıldığını söyledi.
Hakimliğin kutsal bir meslek olduğunu, örgütlenmenin belli bir disiplin
altında olması gerektiğini belirten Kasırga, ''Yoksa geçmişte
yaşadığımız gibi kötü örneklerin yaşanması, meslek mensuplarının
bölünmesi ve aralarında ciddi çatışma varmış gibi görüntü ortaya
çıkmasına kimsenin gönlü razı olmaz. Bu anlayışla hakimlerin bağımsız
bir birlik çatısı altında örgütlenmeleri amaçlanmaktadır. Şu an
faaliyette bulunan derneklerin karşısında alternatif dernek kurma
girişimleri söz konusudur. Bizler bunun olmaması için mücadele
vermekteyiz'' diye konuştu.
Görüşmelerin ardından, Adalet Bakanlığı, Ceza ve İnfaz Kurumları ile
Tutukevleri İş Yurtları Kurumu, Türkiye Adalet Akademisi ile Anayasa
Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay başkanlıklarının 2008 yılı bütçeleri
kabul edildi.