2010-02-09 - 12:30
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Genel
Kurulunda geçen hafta yaşanan kavgaya ilişkin, ''Niyet sahipleri ayaklarını denk
alsınlar, kuru tehditlere pabuç bırakmayacağız ve nereden gelirse gelsin her
türlü saldırıyı da anında defedeceğiz. Meclisteki herkese sesleniyorum: MHP'nin
sıralarına bir metre yaklaşan bundan sonra ne olacağını görecek'' dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Genel
Kurulunda geçen hafta yaşanan kavgaya ilişkin, ''Niyet sahipleri ayaklarını denk
alsınlar, kuru tehditlere pabuç bırakmayacağız ve nereden gelirse gelsin her
türlü saldırıyı da anında defedeceğiz. Meclisteki herkese sesleniyorum: MHP'nin
sıralarına bir metre yaklaşan bundan sonra ne olacağını görecek'' dedi.
Bahçeli, partisinin Meclis grup toplantısında yaptığı konuşmada, geçen
hafta TBMM Genel Kurulunda yaşanan kavgaya değindi. İktidar partisine mensup
milletvekillerinden bazılarının, 69 milletvekili olan MHP grubuna yönelik
müdahaleye kalktığını ifade eden Bahçeli, bütün bunların ekran önünde ve canlı
olarak, kamuoyunun hakemliğinde ve şahadetinde gerçekleştiğini söyledi.
Hitabet esnasında eleştirilerin dozunun kaçtığını, konuşma adabı ve
ahlakın seviyesinin ise giderek düştüğünü dile getiren Bahçeli, ''Parti grubumuza
doğrudan yönelerek ağır ithamlar ve eleştirilerde bulunulmuş, tam bir çarpıtma ve
yalan ile partimize yönelik iftiralar atılmıştır'' dedi.
Bu gelişmeler esnasında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''hiddetten
kıpkırmızı olan bir çehre ile kürsüye geldiğini'' iddia eden Bahçeli,
''Tahriklerin zirve yaptığı bu esnada bazı AKP milletvekillerinin oturmaları
gereken yerlerden kalkarak Genel Başkanlarının işaret ettiği yöne doğru
ilerlemişlerdir. TBMM'de kendilerine ayrılan bölümde oturan partimize mensup
milletvekillerine yönelmişler ve fiili bir saldırı gerçekleştirmek istemişlerdir.
Bütün bu gelişmeler olurken, olayın tahrikçisi Başbakan Erdoğan ise grubunu kendi
rezillikleri ile başbaşa bırakıp Genel Kurul dışına kaçmıştır'' diye konuştu.
Bahçeli, bu kötü niyet ve saldırı teşebbüslerine, partisine mensup
milletvekilleri tarafından hak ettiği karşılığın verildiğini vurgulayarak,
''Büyük bir sabır ve metanetle kendilerine yönelen ağır tahriklere katlanan
grubumuz, tam bir disiplin ve vakar ile davranmıştır. Partimize ve milli iradeye
yönelik doğrudan saldırıya yeltenen AKP zihniyetini terbiyeye, ölçülü olmaya ve
hadlerini bilmeye tekraren davet ediyorum. Milliyetçi hareketin temsilcileri
olarak, ağır kışkırtmalara karşı gösterilen olgunluk ve olayların daha fazla
büyümesini engelleyen sağduyulu yaklaşımınız nedeniyle ise sizleri kutluyorum''
ifadelerini kullandı.
''AKP YURT DIŞINDA TASARLANMIŞ''
Bahçeli, partisine yönelik tahriklerin yalnızca Meclis çatısı altında
meydana gelmediğini dile getirerek, TBMM'de yaşanan olayın derinliklerini 2 ayrı
süreç içinde aranması gerektiğini anlattı.
Bunlardan birincisinin, partisinin de koalisyon ortağı olduğu dönemde,
küresel projeler için engel görülen MHP'nin olmadığı bir siyaset mühendisliği
arayışı olduğunu ileri süren Bahçeli, ''O karanlık süreçte iktidara gelip bugün
bizi demokrasi karşıtı gibi sunmaya çalışanlar ne tesadüftür ki 28 Şubat denilen
dayatmaların doğrudan doğruya ürünü olup, bu kirli dönemin hedeflenen sonucu
oluşmuş kadrolarıdır. Bu itibarla AKP, geleneksel köklerini inkar ve red ile
oluşmuş, yurt dışında tasarlanmış, yurt içinde tanımlanmış ve tamamlanmış bir
siyasal projedir'' diye konuştu.
Bugün karşılarına çıkan gelişmelerin ikinci aşamasının da partilerinin
bütün engelleri aşarak TBMM'de grup kurması sonrası yaşananlar olduğunu ifade
eden Bahçeli, ''Siyaset kurgularını MHP'siz bir Meclis üzerine şekillendiren AKP
zihniyeti, ülkemiz üzerindeki bütün tasarruflarını hiçbir engelle karşılaşmadan
rahatça yürütmek için planlarını o dönemde hazırlamıştı'' dedi.
Bu planların ne olduğunu sıralayan Bahçeli, ''Küresel güçlerin talep
listelerini gerçekleştirmek, milletimizi, birbirine yabancılaştıracak senaryoları
uygulamak, Türkiye'yi teröre teslim etmek ve bölücülüğün emrine sokmak, milli
meselelerde dış dayatmalara boyun eğmek, uluslararası görüşmelerde tahkir ve
aşağılamaları sineye çekmek ve kimliğini bulamamış bir Başbakanın bozmaya
çalıştığı kardeşliğin fitne tohumlarını ekmek, iş başındaki AKP'nin en büyük
emeli ve heyecanıydı'' diye konuştu.
''İKİ KUTUPLU SENARYO BOZULDU''
Bahçeli, ''taviz, teslimiyet, ilkesizlik, boyun eğme üzerine şekillenmiş
bu çürümüş siyaset algısının beklentilerinin 22 Temmuzda yapılan seçimle suya
düştüğünü'' söyledi.
Son milletvekili genel seçimleriyle partisinin Mecliste yerini aldığını
ve yüksek bir siyasi sorumlulukla oynanan oyunlara çomak soktuğunu kaydeden
Bahçeli, böylece hem küresel oyunları hem de AK Parti ve CHP'nin iki kutuplu
senaryosunu bozduğunu ifade etti.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, şöyle konuştu:
''Özellikle tek başına iktidar kuvvetinin hoyratlığı ile kendinde güç
vehmeden AKP zihniyetinin 'açılım' denen yıkımın ve PKK ile işbirliği
arayışlarının, MHP kalesine çarparak darmadağın olması, Başbakan ve ekibinde şok
dalgası yaratmış ve tam bir bozgun ve gerçek ricat hali bütün partisini
kaplamıştır. Bugün öfke, hiddet, tahrik, telaş, panik, tükeniş ve nihayet
sonuçsuz saldırı olarak karşımıza çıkan AKP zihniyetinin durumu budur ve
gerçekler bundan ibarettir. Türk milleti kavramından duyduğu rahatsızlık,
Başbakan Erdoğan'ı, bu milleti canı pahasına savunmaya yemin etmiş MHP'nin
temsilcilerine saldırmaya varan bir tükenişin içine sürüklemiştir. Bütün bu
gelişmeler, iktidardan gideceğini anlayan, saltanatının sona erdiğini gören,
milletimizin sırtından atmaya hazırlandığını fark eden siyaset sırtlanlarının
nafile saldırılarıdır. Ve milletimizin son kalesi olan MHP'nin surlarına çarpıp
düşmeye mahkumdur. Bu saldırılar yalnızca partimize değil, onun temsil ettiği
milli kimlik, milli dil, milli birlik ve milli devlete yönelik düşmanca
tavırdır.''
''AKP'NİN YANLIŞLARI,BİZİM DOĞRULARIMIZ...''
AK Parti'nin 7 yıldır TBMM'de olduğunu, bu grubun, partisini sindirmek ve
korkutmak için ayağa kalktığını ileri süren Bahçeli, şu soruları yöneltti:
''Milletimiz açlıktan ve yoksulluktan inim inim inlerken, işçi, memur,
esnaf, emekli, çiftçi kan ağlarken, vicdanı sızlayan bir vekil gören var mıdır?
Hükümet Washington masalarına yüz sürerken, aman dilerken, 'deliğe süpürmeyin'
diye yalvarırken, bunu şerefine konduramayıp eleştiren bir AKP'liye rast gelen
var mıdır?
Yıllardan beri Palikaryaların, Ermeni komitacıların, Brüksel
komiserlerinin aşağılamalarına karşı haysiyet mücadelesi verenine tanık olanı var
mıdır? Şehide 'kelle' diyen çürümüş zihniyeti duyunca, katile 'sayın' diyen
alçaklığı işitince, Mehmetçiği 'yan gelip yatmakla' suçlayan kokuşmuşluğu
görünce, bunu şerefine, izzeti nefisine, ahlakına, ailesine ve mukaddesatına
yediremeyip bu kepazelikler için ayağa kalkmış AKP'li bir vekil gördünüz mü?
Türkiyem'iz üzerinde hesabı olanların hepsi, Haçlı zihniyeti, Müslüman katili,
Türk düşmanı, insanlık kasabı, milletimizden ve coğrafyamızdan intikam almak
isteyenlerin tamamı Başbakan'ın arkasında kuyruğa dizilmişken, bunu alçaklık
sayıp bir kez olsun ayaklanmış bir AKP milletvekiliyle karşılaştınız mı?
Vereceğiniz cevap hayırsa, AKP'nin yanlışları bizim doğrularımızdır. Biliniz ki
değerli milletvekili arkadaşlarım, doğru yerdeyiz, doğruları söylüyoruz,
doğruların peşindeyiz.''
''ŞER CEPHESİNİN NEDENİ BU''
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''partisine karşı oluşan şer cephesinin
ve ihanet ittifakının da nedeninin bu olduğunu'' iddia ederek, şu ifadeleri
kullandı:
''PKK'ya, Haçlı kalıntılarına boyun eğenler, teslim olanlar, şimdi Meclis
içinde Milliyetçi hareketi sindirme arayışına girmişlerdir. Bu, bin yıldır Türk
milletinden intikam almak isteyenlerin, Türklüğü ağzına almak istemeyenler
tarafından süregelen Haçlı zihniyetinin açık bir saldırısıdır. Bu,
teslimiyetçilerin, yabancı başkentlerde verilen tavizlere 'dur' diyen Milliyetçi
Harekete karşı işbirlikçilerin saldırısıdır. Türk ve İslam dünyasına yönelik
sömürüye başkaldıran Milliyetçi Harekete karşı, küresel zulmünün eş başkanlarının
saldırısıdır. Brüksel'de Avrupalı, Washington'da Amerikalı, Erivan'da Ermeni,
Erbil'de Peşmerge olup da Ankara'da bir türlü 'Türk milletindenim'
diyemeyenlerin, bunu ağzına almaktan korkanların, kaçanların, ürkenlerin açıkça
saldırısıdır. PKK ile kolkola ama MHP'ye düşman, Peşmerge ile can ciğer MHP'ye
tepkili, Rum'la kardeş, Ermeni İle dost ama MHP ile hasım olanların, Türk
milletinden utananların, Türk tarihinden tiksinenlerin son çırpınışlarıdır.''
Daha önce, bugün yaşadıklarının kökünün geçmişte, derinlerde olduğunu
söylediğini belirten Bahçeli, ''Bunun, Anadolu'yu kaybetmiş Bizanslı Diyojen'nin,
Selçuklu Sultanı Alparslan'la, İstanbul'u kaybeden Konstantin'in, Sultan
Fatih'le, Boğazın sularına gömülmüş sömürge donanmasının, Çanakkale şehitleriyle,
ayağa kalkmış Anadolu'dan defolmuş yedi düvelin, Mustafa Kemal'le, Beşparmak'ta
aklı, Gabar'da, Şırnak'ta, Hakkari'de gözü kalmışların Mehmetçikle, Açılım,
çözüm, çare, reform denilenlerin ise yıkım anlaşması Sevr'in, kuruluş anlaşması
Lozan'la günümüzdeki bir hesaplaşması olduğunu bütün dünyaya ilan etmiştim'' diye
konuştu.
''HAÇLI KALINTILARI GİBİ...''
Bu düşüncelerinde abartı bulanların, bunu bir politik mesaj olarak
görenlerin o günlerde bunları yeterince ciddiye almadığını ifade eden Bahçeli,
''Tekraren söylüyorum ki bu son olay, yalnızca Meclis zemininde meydana gelen bir
taşkınlık değildir. Türk milleti ile tam bir hesaplaşmanın işaretidir. Bu hesap,
Türk milleti ile kapanmamış defterlerin, al bayrağımıza karşı silinmemiş
nefretlerin, İslama karşı tükenmemiş düşmanlıkların ve kahraman ecdadımıza karşı
bin yıldır unutulmamış yenilgilerin hesabıdır ve bunun adı, bir kez daha tekrar
ediyorum, dokuzuncu Haçlı seferidir. Ve yerlerinden kalkarak MHP sıralarına
yanaşanlar ise son bir hamle yapmaya çalışan yorgun ve tükenmiş Haçlı kalıntıları
gibidir'' diye konuştu.
Bahçeli, bir tarafta Türk milletinin, diğer tarafta tarihi emeller,
hırslar, kinler ve nefretlerin bulunduğunu iddia ederek, konuşmasını şöyle
sürdürdü:
''Bir tarafta Türk milletinin sevdalısı MHP, diğer tarafta ise işbirlikçi
cephenin içimizdeki temsilcisi Başbakan Erdoğan ve hükümetleri vardır. Bu şer
cephesi MHP'ye karşı elele vermiş, tertemiz vicdanları inanç istismarı ile
doğramak; mütedeyyin yürekleri fitne ile karartmak istemektedir. Ülkemizi yıkmak
için, birliğimizi dağıtmak için, milletimizi bölmek için; sizlerin dilsiz
olmanızı, sağır olmanızı, kör olmanızı beklemektedir. Mecliste yaşananların da
nedeni budur. Susmayan, durmayan, geri adım atmayan Milliyetçi hareket, Başbakan
Erdoğan'ın ve kadrolarının oyununu bozmuştur.
Direnen, didişen, uğraşan Milliyetçi Hareket, küresel senaryoları boşa
çıkartmıştır. Başbakanın öfkesi bundandır. Yaşadığı derin hayal kırıklığı bu
yüzdendir. Kulaklarına kadar kızarmasına, gözünün dönmesine neden olan gerekçe,
ne eşi olan Hanımefendinin yaşadıklarıdır ne de kendi partililerinin peygamber
yakıştırmasıdır. İktidarda kalma umutları sönmüş, hesap verme korkusu iliklerine
kadar işlemiş, her geçen gün irtifa kaybederek her ahlaksızlığa tutunmuş bir
zihniyet iflasının tükenişidir. Milletin gözünden düşmenin, iktidarını
kaybetmenin, yönetemez hale gelmenin, her gün adım adım erimenin, kaçınılmaz
akıbete biraz daha yaklaşıyor olmanın gerginliğidir. Gerçekleri görmeye başlayan
ve son oturumda Başbakanın tahriklerine karşı metanetlerini koruyarak yerlerini
muhafaza eden AKP'li vekillerin yöneldikleri istikameti sorguladıklarını
umuyorum.''
''NE GERİ ADIM ATACAĞIZ NE DAYATMALARA BOYUN EĞECEĞİZ''
MHP Genel Başkanı Bahçeli, çırpınışların boşuna, tahrikler, yalanlar ve
iftiraların beyhude olduğunu belirterek, ''Kaçış ve kurtuluş yoktur. Er yada geç
milletin hakemliğine gidilecektir ve beklenen son AKP zihniyetinin karşısına
çıkacaktır. O gün geldiğinde ne yandaşların çırpınışları ne hırsızların ve
uğursuzların kıvranışları ne başka başkentlerin yalvarışları onları kurtarmaya
yetmeyecektir'' dedi.
Bahçeli, şunları kaydetti:
''Unutulmasın ki millet sahipsiz değildir. Ülkem ümitsiz değildir. Yüreği
Türkiye için çarpan milletvekili arkadaşlarım, Milliyetçi hareketin Türkiye
sevdalısı kardeşlerim, bilmenizi istiyorum ki içten ve dıştan çepeçevre kuşatılan
Türkiye'nin ümidi sizsiniz. Kuşatmayı yaracak ve milleti yalandan, dolandan,
istismardan ve soygundan kurtaracak olan sizlersiniz. Bu yüzden de hedefte siz
varsınız. Milletimiz uğruna ne baskılardan yılacağız ne yolumuzdan döneceğiz ne
geri adım atacağız ne dayatmalara boyun eğeceğiz. Hak bildiğimiz, doğru olduğuna
inandığımız yolda sonuna kadar gideceğiz. Milletimizin can yoldaşı, ecdadımızın
temsilcisi olmayı sürdüreceğiz. Niyet sahipleri ayaklarını dek alsınlar, kuru
tehditlere pabuç bırakmayacağız ve nereden gelirse gelsin her türlü saldırıyı da
anında def edeceğiz. Meclisteki herkese sesleniyorum; MHP'nin sıralarına bir
metre yaklaşan bundan sonra ne olacağını görecek.''
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 2001 krizi
döneminde Merkez Bankasından çekilen paralara ilişkin, ''Bize göre MHP'siz
siyasetin gerçekleşmesi için Merkez Bankası kaynaklarını vakumlayanlar, Başbakan
Erdoğan'a yol vermişler ve destek olmuşlardır'' dedi.
Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Meclisteki
kavgaya, koalisyon ortağı oldukları dönemdeki ekonomik kriz ile kriz döneminde
Merkez Bankasından çekilen paralara değindi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve ekibinin bir gün fazla hükümette kalmak
için sığınmayacağı, yıpratmayacağı ve kaşımayacağı hiçbir değerin olmadığını
bildiklerini ifade eden Bahçeli, ''Bir taraftan Osman Gazi'yi ağzına alırken,
diğer taraftan soykırım iddiacılarını hoş gören, bir taraftan Çanakkale
şehitlerini sahipleniyor gibi görünürken, diğer taraftan PKK ile kucaklaşan, bir
taraftan yetim hakkı yedirmemekten söz edip vatandaşa yoksulluğu reva görürken,
öte yandan yandaşlara helal haram demeden yağdıran, sözde demokrasi ararken
muhalefeti aşağılayan, sözde haktan bahsederken memuru, çiftçiyi, işçiyi, esnafı
sindiren, sözde adaletten bahsederken yağmacılara göz yuman bir zihniyet
karşımızdadır'' diye konuştu.
Alparslan Türkeş'in siyasi istismar malzemesi yapılmak istendiğini iddia
eden Bahçeli, şunları söyledi:
''Aradan birkaç hafta geçtikten sonra Türkeş Beyi ağızlarından
düşürmeyenler, ne olmuştur da onu ve partimizi faşist olmakla suçlamaktadırlar.
Bu ağız AKP'deki PKK ağzıdır. Başbakan, MHP'yi tanımlamada İmralı canisi ile
ortak lisanda buluşmuştur. Dün Başörtüsü yasağının kalkması için bizimle
işbirliği yapmak zorunda kalanlar, Cumhurbaşkanlığı seçiminde kilitlenmiş
siyaseti açarken demokratik anlayışımızı alkışlayanlar, şimdi ne olmuştur da bizi
demokrasi düşmanı ilan etmişlerdir? Bu da tam iki yüzlü politikacı ağzıdır. Bu,
milletimizi aldatmak için kurduğu tuzakların bozulmasıyla öfke nöbetleri
geçirenlerin ruh halinin dışa yansımasıdır.''
''ISMARLAMA MANŞETLERİ ASLA UNUTMAYACAĞIZ''
Mecliste yaşanan kavganın, basında yer alış şeklini eleştiren Bahçeli,
kimsenin partilerini sevmek ve fikirlerini desteklemek mecburiyetinde olmadığını,
bunların, kalem ve fikir sahiplerinin kendi tercihleri olduğunu, bu tercihlere de
saygı duyulması gerektiğini söyledi.
Kavgayla ilgili haber ve yorumların, ''ahlaka, insafa, meslek
terbiyesine, hakkaniyete sığmadığını'' iddia eden Bahçeli, şunları kaydetti:
''Biz kimseden partimizi övmesini, desteklemesi aramıyor ve istemiyoruz.
Partimize yönelik saldırıları tarafsız bir gözle yorumlanmasını da artık
beklemiyoruz. Ancak, hiç değilse vicdanın, izanın ve insafın kırıntısı kalmış
olanlardan doğruları ve gerçekleri yazmalarını ve yorumlamalarını bekliyor ve
takip ediyoruz. Partimizin tamamen haklı olduğu bir konuda bile gerçeğin
arkasında durmaktan korkanlar, gırtlağına kadar Hükümete bağımlı hale gelmiş
kiralık vicdanlar, yine aynı ahlaksızlığı sergilemişlerdir. Bu kez olsun, bu
derece haklı olunan bir konuda bile doğruların yanında yer alma erdemini
gösterememişlerdir.
Şerefini ve haysiyetini kaybetmişlerin, fikrini, kalemini ve yorumunu
iktidara teslim etmişlerin, bundan sonraki çabaları boşuna olacaktır.
Milliyetçi-ülkücü irade, elindeki medya imkanlarını hükümet emrine tahsis etmiş
medya patronlarını, bunların papağanı olmuş yazar ve yorumcuları asla
affetmeyecektir; yapılan haksızlıkları, yazılan yalanları, sipariş yorumları,
ısmarlama manşetleri asla unutmayacak ve zamanı geldiğinde açmak üzere bunları
tek tek not edecektir. Aziz milletimiz de hükümet ve işbirlikçilerine, karanlık
haberleşme şebekelerine seçim sandığında gereken dersi verecektir. Ve o gün
geldiğinde, Milliyetçi Hareketin iktidarında bu rezaletlerin sadık sorumluları,
efendileri ile birlikte yargı önünde mutlaka hesaba çekilecektir.''
''KRİZ, MİLLETİN BAĞRINI DELİP GEÇMİŞTİR''-
Bahçeli, halinden memnun, sorunları çözülmüş, dertlerine deva olunmuş
hiçbir toplumsal kesime şahit olunamayacağını belirterek, ''AKP'nin yolsuzluk ve
talan politikalarıyla zenginleşen ve refahı yükselen azınlıkta bir kesimin
olduğunu'' ileri sürdü.
''Başbakan Erdoğan devlet hazinesini, 'yetim hakkı yedirmem' gürültüsü ve
yalanlarıyla, kendi yakınlarına peşkeş çekmiştir'' diyen Bahçeli, işsizliğin ve
yoksulluğun çığ gibi arttığını söyledi.
Başbakan Erdoğan'ın ''krizin teğet geçeceği'' yönündeki sözlerine değinen
Bahçeli, ''Teğet geçtiği iddia edilen kriz; kim ne derse desin ve Başbakan
Erdoğan hangi süslü yalanları söylerse söylesin, milletimizin bağrını delip de
geçmiştir'' dedi.
MERKEZ BANKASI KAYNAKLARI...
Devlet Bahçeli, MHP'nin de hükümet ortağı olduğu yıllarda Merkez
Bankasından çekilen 5 milyar dolar konusuna da değindi.
Hükümet ortağı oldukları dönemdeki ekonomik sorunlarla ortaya çıkan
siyasi sonuca saygı duyduklarını ve bunun bedelini ödediklerini daha önceki
konuşmalarında da dile getirdiğini anımsatan Bahçeli, ''Bizim saklayacak,
gizleyecek ve utanacak bir şeyimiz yoktur. Asıl utanması gereken ve vatandaşımıza
bugünkü kötü tabloyu reva gören, rahat ve iyi işleyen bir süreçte ekonomiyi krize
sokan Başbakan Erdoğan ve yol arkadaşlarıdır'' dedi.
Türkiye'nin 2000 Kasım ayında dövize yönelen yoğun spekülatif saldırıyı
çok yüksek faiz, önemli oranda döviz rezervi kayıpları ve aldığı dış kredilerle
püskürttüğünü anlatan Bahçeli, şöyle devam etti:
''Ne yazık ki ekonominin bu sarsıntıdan sonra gelecek bir ekonomik
türbülansa karşı da dayanma gücü zayıflamıştır. Nitekim Kasım krizinin hemen
arkasından, 19 Şubat 2001 tarihinde, Milli Güvenlik Kurulu'nda başlayan bir
tartışmayla, para tacirleri ve içeride siyasi operasyon yapma heveslisi küresel
mihrakların uzantıları, yeni bir spekülatif saldırı başlatmışlardır. Ve maalesef,
21 Şubat tarihinde, bankalar arası para piyasasında gecelik faiz ortalama yüzde 4
bin düzeyine çıkmıştır. 16 Şubat 2001 tarihinde Merkez Bankasının 27 milyar 94
milyon dolar olan rezervi, 23 Şubat 2001 tarihinde 22 milyar 58 milyon dolara
inmiştir. Yani Türkiye ekonomisine yönelik saldırı sonucunda rezerv kaybı 5,36
milyar dolar olmuştur ve bu para spekülasyonla para kazanan ve ülkeler içinde
siyasi dengeleri değiştirmeye çabalayan mihraklarca yönetilmiştir. Bundan asla
kuşkumuz yoktur. Ekonomideki bu alçakça ayak oyunların karar merkezi dışarıdadır
ve taşeronları ise içeride tutunmuşlardır.''
***HABERİN TAMAMINA 'İLGİLİ DÖKÜMANLAR' BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ***
(12:30)
Kurulunda geçen hafta yaşanan kavgaya ilişkin, ''Niyet sahipleri ayaklarını denk
alsınlar, kuru tehditlere pabuç bırakmayacağız ve nereden gelirse gelsin her
türlü saldırıyı da anında defedeceğiz. Meclisteki herkese sesleniyorum: MHP'nin
sıralarına bir metre yaklaşan bundan sonra ne olacağını görecek'' dedi.
Bahçeli, partisinin Meclis grup toplantısında yaptığı konuşmada, geçen
hafta TBMM Genel Kurulunda yaşanan kavgaya değindi. İktidar partisine mensup
milletvekillerinden bazılarının, 69 milletvekili olan MHP grubuna yönelik
müdahaleye kalktığını ifade eden Bahçeli, bütün bunların ekran önünde ve canlı
olarak, kamuoyunun hakemliğinde ve şahadetinde gerçekleştiğini söyledi.
Hitabet esnasında eleştirilerin dozunun kaçtığını, konuşma adabı ve
ahlakın seviyesinin ise giderek düştüğünü dile getiren Bahçeli, ''Parti grubumuza
doğrudan yönelerek ağır ithamlar ve eleştirilerde bulunulmuş, tam bir çarpıtma ve
yalan ile partimize yönelik iftiralar atılmıştır'' dedi.
Bu gelişmeler esnasında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''hiddetten
kıpkırmızı olan bir çehre ile kürsüye geldiğini'' iddia eden Bahçeli,
''Tahriklerin zirve yaptığı bu esnada bazı AKP milletvekillerinin oturmaları
gereken yerlerden kalkarak Genel Başkanlarının işaret ettiği yöne doğru
ilerlemişlerdir. TBMM'de kendilerine ayrılan bölümde oturan partimize mensup
milletvekillerine yönelmişler ve fiili bir saldırı gerçekleştirmek istemişlerdir.
Bütün bu gelişmeler olurken, olayın tahrikçisi Başbakan Erdoğan ise grubunu kendi
rezillikleri ile başbaşa bırakıp Genel Kurul dışına kaçmıştır'' diye konuştu.
Bahçeli, bu kötü niyet ve saldırı teşebbüslerine, partisine mensup
milletvekilleri tarafından hak ettiği karşılığın verildiğini vurgulayarak,
''Büyük bir sabır ve metanetle kendilerine yönelen ağır tahriklere katlanan
grubumuz, tam bir disiplin ve vakar ile davranmıştır. Partimize ve milli iradeye
yönelik doğrudan saldırıya yeltenen AKP zihniyetini terbiyeye, ölçülü olmaya ve
hadlerini bilmeye tekraren davet ediyorum. Milliyetçi hareketin temsilcileri
olarak, ağır kışkırtmalara karşı gösterilen olgunluk ve olayların daha fazla
büyümesini engelleyen sağduyulu yaklaşımınız nedeniyle ise sizleri kutluyorum''
ifadelerini kullandı.
''AKP YURT DIŞINDA TASARLANMIŞ''
Bahçeli, partisine yönelik tahriklerin yalnızca Meclis çatısı altında
meydana gelmediğini dile getirerek, TBMM'de yaşanan olayın derinliklerini 2 ayrı
süreç içinde aranması gerektiğini anlattı.
Bunlardan birincisinin, partisinin de koalisyon ortağı olduğu dönemde,
küresel projeler için engel görülen MHP'nin olmadığı bir siyaset mühendisliği
arayışı olduğunu ileri süren Bahçeli, ''O karanlık süreçte iktidara gelip bugün
bizi demokrasi karşıtı gibi sunmaya çalışanlar ne tesadüftür ki 28 Şubat denilen
dayatmaların doğrudan doğruya ürünü olup, bu kirli dönemin hedeflenen sonucu
oluşmuş kadrolarıdır. Bu itibarla AKP, geleneksel köklerini inkar ve red ile
oluşmuş, yurt dışında tasarlanmış, yurt içinde tanımlanmış ve tamamlanmış bir
siyasal projedir'' diye konuştu.
Bugün karşılarına çıkan gelişmelerin ikinci aşamasının da partilerinin
bütün engelleri aşarak TBMM'de grup kurması sonrası yaşananlar olduğunu ifade
eden Bahçeli, ''Siyaset kurgularını MHP'siz bir Meclis üzerine şekillendiren AKP
zihniyeti, ülkemiz üzerindeki bütün tasarruflarını hiçbir engelle karşılaşmadan
rahatça yürütmek için planlarını o dönemde hazırlamıştı'' dedi.
Bu planların ne olduğunu sıralayan Bahçeli, ''Küresel güçlerin talep
listelerini gerçekleştirmek, milletimizi, birbirine yabancılaştıracak senaryoları
uygulamak, Türkiye'yi teröre teslim etmek ve bölücülüğün emrine sokmak, milli
meselelerde dış dayatmalara boyun eğmek, uluslararası görüşmelerde tahkir ve
aşağılamaları sineye çekmek ve kimliğini bulamamış bir Başbakanın bozmaya
çalıştığı kardeşliğin fitne tohumlarını ekmek, iş başındaki AKP'nin en büyük
emeli ve heyecanıydı'' diye konuştu.
''İKİ KUTUPLU SENARYO BOZULDU''
Bahçeli, ''taviz, teslimiyet, ilkesizlik, boyun eğme üzerine şekillenmiş
bu çürümüş siyaset algısının beklentilerinin 22 Temmuzda yapılan seçimle suya
düştüğünü'' söyledi.
Son milletvekili genel seçimleriyle partisinin Mecliste yerini aldığını
ve yüksek bir siyasi sorumlulukla oynanan oyunlara çomak soktuğunu kaydeden
Bahçeli, böylece hem küresel oyunları hem de AK Parti ve CHP'nin iki kutuplu
senaryosunu bozduğunu ifade etti.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, şöyle konuştu:
''Özellikle tek başına iktidar kuvvetinin hoyratlığı ile kendinde güç
vehmeden AKP zihniyetinin 'açılım' denen yıkımın ve PKK ile işbirliği
arayışlarının, MHP kalesine çarparak darmadağın olması, Başbakan ve ekibinde şok
dalgası yaratmış ve tam bir bozgun ve gerçek ricat hali bütün partisini
kaplamıştır. Bugün öfke, hiddet, tahrik, telaş, panik, tükeniş ve nihayet
sonuçsuz saldırı olarak karşımıza çıkan AKP zihniyetinin durumu budur ve
gerçekler bundan ibarettir. Türk milleti kavramından duyduğu rahatsızlık,
Başbakan Erdoğan'ı, bu milleti canı pahasına savunmaya yemin etmiş MHP'nin
temsilcilerine saldırmaya varan bir tükenişin içine sürüklemiştir. Bütün bu
gelişmeler, iktidardan gideceğini anlayan, saltanatının sona erdiğini gören,
milletimizin sırtından atmaya hazırlandığını fark eden siyaset sırtlanlarının
nafile saldırılarıdır. Ve milletimizin son kalesi olan MHP'nin surlarına çarpıp
düşmeye mahkumdur. Bu saldırılar yalnızca partimize değil, onun temsil ettiği
milli kimlik, milli dil, milli birlik ve milli devlete yönelik düşmanca
tavırdır.''
''AKP'NİN YANLIŞLARI,BİZİM DOĞRULARIMIZ...''
AK Parti'nin 7 yıldır TBMM'de olduğunu, bu grubun, partisini sindirmek ve
korkutmak için ayağa kalktığını ileri süren Bahçeli, şu soruları yöneltti:
''Milletimiz açlıktan ve yoksulluktan inim inim inlerken, işçi, memur,
esnaf, emekli, çiftçi kan ağlarken, vicdanı sızlayan bir vekil gören var mıdır?
Hükümet Washington masalarına yüz sürerken, aman dilerken, 'deliğe süpürmeyin'
diye yalvarırken, bunu şerefine konduramayıp eleştiren bir AKP'liye rast gelen
var mıdır?
Yıllardan beri Palikaryaların, Ermeni komitacıların, Brüksel
komiserlerinin aşağılamalarına karşı haysiyet mücadelesi verenine tanık olanı var
mıdır? Şehide 'kelle' diyen çürümüş zihniyeti duyunca, katile 'sayın' diyen
alçaklığı işitince, Mehmetçiği 'yan gelip yatmakla' suçlayan kokuşmuşluğu
görünce, bunu şerefine, izzeti nefisine, ahlakına, ailesine ve mukaddesatına
yediremeyip bu kepazelikler için ayağa kalkmış AKP'li bir vekil gördünüz mü?
Türkiyem'iz üzerinde hesabı olanların hepsi, Haçlı zihniyeti, Müslüman katili,
Türk düşmanı, insanlık kasabı, milletimizden ve coğrafyamızdan intikam almak
isteyenlerin tamamı Başbakan'ın arkasında kuyruğa dizilmişken, bunu alçaklık
sayıp bir kez olsun ayaklanmış bir AKP milletvekiliyle karşılaştınız mı?
Vereceğiniz cevap hayırsa, AKP'nin yanlışları bizim doğrularımızdır. Biliniz ki
değerli milletvekili arkadaşlarım, doğru yerdeyiz, doğruları söylüyoruz,
doğruların peşindeyiz.''
''ŞER CEPHESİNİN NEDENİ BU''
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''partisine karşı oluşan şer cephesinin
ve ihanet ittifakının da nedeninin bu olduğunu'' iddia ederek, şu ifadeleri
kullandı:
''PKK'ya, Haçlı kalıntılarına boyun eğenler, teslim olanlar, şimdi Meclis
içinde Milliyetçi hareketi sindirme arayışına girmişlerdir. Bu, bin yıldır Türk
milletinden intikam almak isteyenlerin, Türklüğü ağzına almak istemeyenler
tarafından süregelen Haçlı zihniyetinin açık bir saldırısıdır. Bu,
teslimiyetçilerin, yabancı başkentlerde verilen tavizlere 'dur' diyen Milliyetçi
Harekete karşı işbirlikçilerin saldırısıdır. Türk ve İslam dünyasına yönelik
sömürüye başkaldıran Milliyetçi Harekete karşı, küresel zulmünün eş başkanlarının
saldırısıdır. Brüksel'de Avrupalı, Washington'da Amerikalı, Erivan'da Ermeni,
Erbil'de Peşmerge olup da Ankara'da bir türlü 'Türk milletindenim'
diyemeyenlerin, bunu ağzına almaktan korkanların, kaçanların, ürkenlerin açıkça
saldırısıdır. PKK ile kolkola ama MHP'ye düşman, Peşmerge ile can ciğer MHP'ye
tepkili, Rum'la kardeş, Ermeni İle dost ama MHP ile hasım olanların, Türk
milletinden utananların, Türk tarihinden tiksinenlerin son çırpınışlarıdır.''
Daha önce, bugün yaşadıklarının kökünün geçmişte, derinlerde olduğunu
söylediğini belirten Bahçeli, ''Bunun, Anadolu'yu kaybetmiş Bizanslı Diyojen'nin,
Selçuklu Sultanı Alparslan'la, İstanbul'u kaybeden Konstantin'in, Sultan
Fatih'le, Boğazın sularına gömülmüş sömürge donanmasının, Çanakkale şehitleriyle,
ayağa kalkmış Anadolu'dan defolmuş yedi düvelin, Mustafa Kemal'le, Beşparmak'ta
aklı, Gabar'da, Şırnak'ta, Hakkari'de gözü kalmışların Mehmetçikle, Açılım,
çözüm, çare, reform denilenlerin ise yıkım anlaşması Sevr'in, kuruluş anlaşması
Lozan'la günümüzdeki bir hesaplaşması olduğunu bütün dünyaya ilan etmiştim'' diye
konuştu.
''HAÇLI KALINTILARI GİBİ...''
Bu düşüncelerinde abartı bulanların, bunu bir politik mesaj olarak
görenlerin o günlerde bunları yeterince ciddiye almadığını ifade eden Bahçeli,
''Tekraren söylüyorum ki bu son olay, yalnızca Meclis zemininde meydana gelen bir
taşkınlık değildir. Türk milleti ile tam bir hesaplaşmanın işaretidir. Bu hesap,
Türk milleti ile kapanmamış defterlerin, al bayrağımıza karşı silinmemiş
nefretlerin, İslama karşı tükenmemiş düşmanlıkların ve kahraman ecdadımıza karşı
bin yıldır unutulmamış yenilgilerin hesabıdır ve bunun adı, bir kez daha tekrar
ediyorum, dokuzuncu Haçlı seferidir. Ve yerlerinden kalkarak MHP sıralarına
yanaşanlar ise son bir hamle yapmaya çalışan yorgun ve tükenmiş Haçlı kalıntıları
gibidir'' diye konuştu.
Bahçeli, bir tarafta Türk milletinin, diğer tarafta tarihi emeller,
hırslar, kinler ve nefretlerin bulunduğunu iddia ederek, konuşmasını şöyle
sürdürdü:
''Bir tarafta Türk milletinin sevdalısı MHP, diğer tarafta ise işbirlikçi
cephenin içimizdeki temsilcisi Başbakan Erdoğan ve hükümetleri vardır. Bu şer
cephesi MHP'ye karşı elele vermiş, tertemiz vicdanları inanç istismarı ile
doğramak; mütedeyyin yürekleri fitne ile karartmak istemektedir. Ülkemizi yıkmak
için, birliğimizi dağıtmak için, milletimizi bölmek için; sizlerin dilsiz
olmanızı, sağır olmanızı, kör olmanızı beklemektedir. Mecliste yaşananların da
nedeni budur. Susmayan, durmayan, geri adım atmayan Milliyetçi hareket, Başbakan
Erdoğan'ın ve kadrolarının oyununu bozmuştur.
Direnen, didişen, uğraşan Milliyetçi Hareket, küresel senaryoları boşa
çıkartmıştır. Başbakanın öfkesi bundandır. Yaşadığı derin hayal kırıklığı bu
yüzdendir. Kulaklarına kadar kızarmasına, gözünün dönmesine neden olan gerekçe,
ne eşi olan Hanımefendinin yaşadıklarıdır ne de kendi partililerinin peygamber
yakıştırmasıdır. İktidarda kalma umutları sönmüş, hesap verme korkusu iliklerine
kadar işlemiş, her geçen gün irtifa kaybederek her ahlaksızlığa tutunmuş bir
zihniyet iflasının tükenişidir. Milletin gözünden düşmenin, iktidarını
kaybetmenin, yönetemez hale gelmenin, her gün adım adım erimenin, kaçınılmaz
akıbete biraz daha yaklaşıyor olmanın gerginliğidir. Gerçekleri görmeye başlayan
ve son oturumda Başbakanın tahriklerine karşı metanetlerini koruyarak yerlerini
muhafaza eden AKP'li vekillerin yöneldikleri istikameti sorguladıklarını
umuyorum.''
''NE GERİ ADIM ATACAĞIZ NE DAYATMALARA BOYUN EĞECEĞİZ''
MHP Genel Başkanı Bahçeli, çırpınışların boşuna, tahrikler, yalanlar ve
iftiraların beyhude olduğunu belirterek, ''Kaçış ve kurtuluş yoktur. Er yada geç
milletin hakemliğine gidilecektir ve beklenen son AKP zihniyetinin karşısına
çıkacaktır. O gün geldiğinde ne yandaşların çırpınışları ne hırsızların ve
uğursuzların kıvranışları ne başka başkentlerin yalvarışları onları kurtarmaya
yetmeyecektir'' dedi.
Bahçeli, şunları kaydetti:
''Unutulmasın ki millet sahipsiz değildir. Ülkem ümitsiz değildir. Yüreği
Türkiye için çarpan milletvekili arkadaşlarım, Milliyetçi hareketin Türkiye
sevdalısı kardeşlerim, bilmenizi istiyorum ki içten ve dıştan çepeçevre kuşatılan
Türkiye'nin ümidi sizsiniz. Kuşatmayı yaracak ve milleti yalandan, dolandan,
istismardan ve soygundan kurtaracak olan sizlersiniz. Bu yüzden de hedefte siz
varsınız. Milletimiz uğruna ne baskılardan yılacağız ne yolumuzdan döneceğiz ne
geri adım atacağız ne dayatmalara boyun eğeceğiz. Hak bildiğimiz, doğru olduğuna
inandığımız yolda sonuna kadar gideceğiz. Milletimizin can yoldaşı, ecdadımızın
temsilcisi olmayı sürdüreceğiz. Niyet sahipleri ayaklarını dek alsınlar, kuru
tehditlere pabuç bırakmayacağız ve nereden gelirse gelsin her türlü saldırıyı da
anında def edeceğiz. Meclisteki herkese sesleniyorum; MHP'nin sıralarına bir
metre yaklaşan bundan sonra ne olacağını görecek.''
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 2001 krizi
döneminde Merkez Bankasından çekilen paralara ilişkin, ''Bize göre MHP'siz
siyasetin gerçekleşmesi için Merkez Bankası kaynaklarını vakumlayanlar, Başbakan
Erdoğan'a yol vermişler ve destek olmuşlardır'' dedi.
Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Meclisteki
kavgaya, koalisyon ortağı oldukları dönemdeki ekonomik kriz ile kriz döneminde
Merkez Bankasından çekilen paralara değindi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve ekibinin bir gün fazla hükümette kalmak
için sığınmayacağı, yıpratmayacağı ve kaşımayacağı hiçbir değerin olmadığını
bildiklerini ifade eden Bahçeli, ''Bir taraftan Osman Gazi'yi ağzına alırken,
diğer taraftan soykırım iddiacılarını hoş gören, bir taraftan Çanakkale
şehitlerini sahipleniyor gibi görünürken, diğer taraftan PKK ile kucaklaşan, bir
taraftan yetim hakkı yedirmemekten söz edip vatandaşa yoksulluğu reva görürken,
öte yandan yandaşlara helal haram demeden yağdıran, sözde demokrasi ararken
muhalefeti aşağılayan, sözde haktan bahsederken memuru, çiftçiyi, işçiyi, esnafı
sindiren, sözde adaletten bahsederken yağmacılara göz yuman bir zihniyet
karşımızdadır'' diye konuştu.
Alparslan Türkeş'in siyasi istismar malzemesi yapılmak istendiğini iddia
eden Bahçeli, şunları söyledi:
''Aradan birkaç hafta geçtikten sonra Türkeş Beyi ağızlarından
düşürmeyenler, ne olmuştur da onu ve partimizi faşist olmakla suçlamaktadırlar.
Bu ağız AKP'deki PKK ağzıdır. Başbakan, MHP'yi tanımlamada İmralı canisi ile
ortak lisanda buluşmuştur. Dün Başörtüsü yasağının kalkması için bizimle
işbirliği yapmak zorunda kalanlar, Cumhurbaşkanlığı seçiminde kilitlenmiş
siyaseti açarken demokratik anlayışımızı alkışlayanlar, şimdi ne olmuştur da bizi
demokrasi düşmanı ilan etmişlerdir? Bu da tam iki yüzlü politikacı ağzıdır. Bu,
milletimizi aldatmak için kurduğu tuzakların bozulmasıyla öfke nöbetleri
geçirenlerin ruh halinin dışa yansımasıdır.''
''ISMARLAMA MANŞETLERİ ASLA UNUTMAYACAĞIZ''
Mecliste yaşanan kavganın, basında yer alış şeklini eleştiren Bahçeli,
kimsenin partilerini sevmek ve fikirlerini desteklemek mecburiyetinde olmadığını,
bunların, kalem ve fikir sahiplerinin kendi tercihleri olduğunu, bu tercihlere de
saygı duyulması gerektiğini söyledi.
Kavgayla ilgili haber ve yorumların, ''ahlaka, insafa, meslek
terbiyesine, hakkaniyete sığmadığını'' iddia eden Bahçeli, şunları kaydetti:
''Biz kimseden partimizi övmesini, desteklemesi aramıyor ve istemiyoruz.
Partimize yönelik saldırıları tarafsız bir gözle yorumlanmasını da artık
beklemiyoruz. Ancak, hiç değilse vicdanın, izanın ve insafın kırıntısı kalmış
olanlardan doğruları ve gerçekleri yazmalarını ve yorumlamalarını bekliyor ve
takip ediyoruz. Partimizin tamamen haklı olduğu bir konuda bile gerçeğin
arkasında durmaktan korkanlar, gırtlağına kadar Hükümete bağımlı hale gelmiş
kiralık vicdanlar, yine aynı ahlaksızlığı sergilemişlerdir. Bu kez olsun, bu
derece haklı olunan bir konuda bile doğruların yanında yer alma erdemini
gösterememişlerdir.
Şerefini ve haysiyetini kaybetmişlerin, fikrini, kalemini ve yorumunu
iktidara teslim etmişlerin, bundan sonraki çabaları boşuna olacaktır.
Milliyetçi-ülkücü irade, elindeki medya imkanlarını hükümet emrine tahsis etmiş
medya patronlarını, bunların papağanı olmuş yazar ve yorumcuları asla
affetmeyecektir; yapılan haksızlıkları, yazılan yalanları, sipariş yorumları,
ısmarlama manşetleri asla unutmayacak ve zamanı geldiğinde açmak üzere bunları
tek tek not edecektir. Aziz milletimiz de hükümet ve işbirlikçilerine, karanlık
haberleşme şebekelerine seçim sandığında gereken dersi verecektir. Ve o gün
geldiğinde, Milliyetçi Hareketin iktidarında bu rezaletlerin sadık sorumluları,
efendileri ile birlikte yargı önünde mutlaka hesaba çekilecektir.''
''KRİZ, MİLLETİN BAĞRINI DELİP GEÇMİŞTİR''-
Bahçeli, halinden memnun, sorunları çözülmüş, dertlerine deva olunmuş
hiçbir toplumsal kesime şahit olunamayacağını belirterek, ''AKP'nin yolsuzluk ve
talan politikalarıyla zenginleşen ve refahı yükselen azınlıkta bir kesimin
olduğunu'' ileri sürdü.
''Başbakan Erdoğan devlet hazinesini, 'yetim hakkı yedirmem' gürültüsü ve
yalanlarıyla, kendi yakınlarına peşkeş çekmiştir'' diyen Bahçeli, işsizliğin ve
yoksulluğun çığ gibi arttığını söyledi.
Başbakan Erdoğan'ın ''krizin teğet geçeceği'' yönündeki sözlerine değinen
Bahçeli, ''Teğet geçtiği iddia edilen kriz; kim ne derse desin ve Başbakan
Erdoğan hangi süslü yalanları söylerse söylesin, milletimizin bağrını delip de
geçmiştir'' dedi.
MERKEZ BANKASI KAYNAKLARI...
Devlet Bahçeli, MHP'nin de hükümet ortağı olduğu yıllarda Merkez
Bankasından çekilen 5 milyar dolar konusuna da değindi.
Hükümet ortağı oldukları dönemdeki ekonomik sorunlarla ortaya çıkan
siyasi sonuca saygı duyduklarını ve bunun bedelini ödediklerini daha önceki
konuşmalarında da dile getirdiğini anımsatan Bahçeli, ''Bizim saklayacak,
gizleyecek ve utanacak bir şeyimiz yoktur. Asıl utanması gereken ve vatandaşımıza
bugünkü kötü tabloyu reva gören, rahat ve iyi işleyen bir süreçte ekonomiyi krize
sokan Başbakan Erdoğan ve yol arkadaşlarıdır'' dedi.
Türkiye'nin 2000 Kasım ayında dövize yönelen yoğun spekülatif saldırıyı
çok yüksek faiz, önemli oranda döviz rezervi kayıpları ve aldığı dış kredilerle
püskürttüğünü anlatan Bahçeli, şöyle devam etti:
''Ne yazık ki ekonominin bu sarsıntıdan sonra gelecek bir ekonomik
türbülansa karşı da dayanma gücü zayıflamıştır. Nitekim Kasım krizinin hemen
arkasından, 19 Şubat 2001 tarihinde, Milli Güvenlik Kurulu'nda başlayan bir
tartışmayla, para tacirleri ve içeride siyasi operasyon yapma heveslisi küresel
mihrakların uzantıları, yeni bir spekülatif saldırı başlatmışlardır. Ve maalesef,
21 Şubat tarihinde, bankalar arası para piyasasında gecelik faiz ortalama yüzde 4
bin düzeyine çıkmıştır. 16 Şubat 2001 tarihinde Merkez Bankasının 27 milyar 94
milyon dolar olan rezervi, 23 Şubat 2001 tarihinde 22 milyar 58 milyon dolara
inmiştir. Yani Türkiye ekonomisine yönelik saldırı sonucunda rezerv kaybı 5,36
milyar dolar olmuştur ve bu para spekülasyonla para kazanan ve ülkeler içinde
siyasi dengeleri değiştirmeye çabalayan mihraklarca yönetilmiştir. Bundan asla
kuşkumuz yoktur. Ekonomideki bu alçakça ayak oyunların karar merkezi dışarıdadır
ve taşeronları ise içeride tutunmuşlardır.''
***HABERİN TAMAMINA 'İLGİLİ DÖKÜMANLAR' BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ***
(12:30)
