2011-11-25 - 12:35
TÜRK-ARAP PARLAMENTER DİYALOĞU 3. TOPLANTISI?
Türk-Arap Parlamenter Diyaloğu 3. Toplantısı'na ilişkin sonuç bildirisi kabul edildi.
Sonuç bildirisi, toplantının Eş Başkanları TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Büyükelçi Volkan Bozkır ile Arap Parlamentosu Dışişleri, Siyasi ve Ulusal Güvenlik Komitesi Raportörü Abd Elkader Semmari, TBMM Dışişleri Komisyonu üyeleri ve Arap Parlamentosu Dışişleri, Siyasi ve Ulusal Güvenlik Komitesi üyelerinin katılımıyla düzenlenen toplantıda kabul edildi.

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Büyükelçi Volkan Bozkır, Türkiye'nin, Ortadoğu bölgesinin içinden geçmekte olduğu kritik süreçteki tutumunun belli olduğunu, Türkiye'nin, her zaman bölge halklarının meşru taleplerinin destekçisi olduğunu ve olmaya devam edeceğini belirterek, ''Bunu yaparken, müdahalecilikten uzak, kapsayıcı ve kucaklayıcı bir tutum sergilemeye özen göstermekteyiz'' dedi.

Volkan Bozkır, toplantıda yaptığı konuşmada, toplantıda siyasi, ekonomik ve kültürel alanda olmak üzere birçok konuda samimi ve dostça görüş alışverişinde bulunduklarını belirterek, ''Bu çerçevede Türk-Arap ilişkilerinin güçlendirilmesi, parlamentolar arası işbirliği, ekonomik alanda muhtelif sektörlerdeki işbirliğinin ileriye götürülmesine yönelik adımlar, kültürel alanda ortaya konacak dayanışma ve yapılabilecek ortak çalışmalar gibi hususların yanı sıra Filistin sorunu, 'Arap Baharı' olarak adlandırılan bölgedeki son gelişmeler, Irak, İran ve Kıbrıs gibi ortak ilgi konusu olan önemli konular ele alındı'' dedi.

Türk-Arap ilişkilerinin son yıllarda büyük bir atılım içine girdiğini, bu ilişkilerde yaşanan gelişmenin, 2007 yılında Türk-Arap İşbirliği Forumu'nun faaliyete geçmesiyle kurumsal bir çerçeveye de kavuştuğunu dile getiren Bozkır, bu ilişkilerin gücünü dost ve kardeş Türk ve Arap halkları arasındaki köklü tarih, kültürel ve sosyal bağlardan aldığını ifade etti.

Bölgede halkların iradesini parlamentoların yansıttığını, parlamenterler arası bu diyaloğun da gücünü ve meşruiyetini halktan alması itibariyle, Türk-Arap işbirliğinin en güçlü ve anlamlı halkasını oluşturduğunu vurgulayan Bozkır, sözlerini şöyle sürdürdü:'' Bugün bölgemizde yaşanmakta olan dönüşüm sürecinin öncülüğünü yürüten halkların temsilcilerine de bu dönemde kuşkusuz sorumluluklar düşmektedir. Arap dünyasının içinden geçmekte olduğu dönüşüm süreci çerçevesinde, bu görüş alışverişi şüphesiz her iki taraf için de son derece zamanlı ve yararlı oldu. Konuk milletvekillerinin, bölgemizin karşı karşıya bulunduğu sınamalara ilişkin fikirlerinden ve bakış açılarından istifade ettik. Bizim bölgeye yaklaşımımızın, gelişmeler karşısında izlediğimiz politikaların dayandığı ilkeleri ve nedenlerini de kendilerine izah etme imkanı bulduk. Böylelikle, birbirimizi daha iyi anlama, bakış açılarımızı uyumlaştırma ve daha da kaynaşma yönünde yeni mesafeler kat ettik. İşbirliği ve dayanışma yönündeki ortak irademiz bizi daha güçlü kılmakta ve sorunları aşmada bize özgüven vermektedir. Bu itibarla karşı karşıya olduğumuz sınamaların tümünün en kısa sürede ve başarıyla geçileceğine inancımız tamdır.''

''Türkiye'nin, bölgemizin içinden geçmekte olduğu kritik süreçteki tutumu bellidir. Türkiye, her zaman bölge halklarının meşru taleplerinin destekçisi olmuştur, bundan sonra da olmaya devam edecektir'' diyen Bozkır, şunları kaydetti: ''Bunu yaparken müdahalecilikten uzak, kapsayıcı ve kucaklayıcı bir tutum sergilemeye özen göstermekteyiz. Halkların meşru taleplerinin barışçıl bir zeminde dile getirilmesi ve toplumlar arasında dini, mezhep ve etnik kökene dayanan suni ayrışmaların yaşanmaması, şüphesiz büyük önem arz etmektedir. Arap Baharı çerçevesinde, Tunus ve Libya'da ümit verici gelişmeler yaşandığını görmekteyiz. Mısır'da da mevcut krizin süratle atlatılarak bir an önce halkın talepleri doğrultusunda demokrasiye geçişin sağlanmasını ümit etmekteyiz. Bununla birlikte, bölgede hala bazı ülkelerin değişime direndiklerini de üzüntüyle izliyoruz. Kendi halkına karşı mücadeleye girenlerin bu mücadeleden galip çıkmalarının mümkün olmadığını bir kez daha vurgulamakta yarar görüyoruz."

Türkiye'nin, Arap ülkelerinin sağduyu ve sorumluluk bilinci içinde bu ülkelere karşı gerekli uyarıları yapmalarını ve tedbirler almalarını memnuniyetle karşıladığını belirten Bozkır, ''Türkiye, bu dönemde Arap kardeşlerine her bakımdan destek olmaya hazırdır. Hedefimiz daima bölgede istikrar ve barışın hüküm sürmesi ve bölge halklarının refah seviyelerinin yükseltilmesi olacaktır. Bu hedefi de Arap camiasıyla işbirliği ve elbirliği içinde gerçekleştireceğiz'' şeklinde konuştu.

Bozkır, bir sonraki Türk-Arap Parlamenter Diyaloğu Toplantısı'nı gelecek yıl mart ayında Kahire'de düzenlemeyi kararlaştırdıklarını sözlerine ekledi.
Arap Parlamentosu Dışişleri, Siyasi ve Ulusal Güvenlik Komitesi Raportörü Abd Elkader Semmari de Türk-Arap Parlamenterler Diyaloğu 3. Toplantısı'nda birçok olumlu şey gördüklerini, geçmiş toplantılardan bugüne, iktisadi, siyasi ve kültürel alanda birçok başarılar gerçekleştirdiklerini, ancak bu başarıların her iki ülke halklarının arzu ettiği seviyeye ulaşmadığını söyledi.

''Büyük meydan okumalar, bugün insanlığın karşı karşıya kaldığı durumlar ve bu bölgenin karşı karşıya kaldığı meydan okumalara karşı gelebilecek düzeyde de değil elbette. Hiçbirimiz, herhangi bir ülkenin vatandaşı olmayı seçme hakkıyla dünyaya gelmedik. Dünümüzü, yarınımızla bitiştirerek, bugün çalışmamız gerekiyor'' diye konuşan Semmari, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Bu üçüncü toplantıda, Arap Parlamentosu üyeleri olarak, TBMM Dışişleri Komisyonu üyelerinin bize sunmuş oldukları bakış açılarından istifade etmiş olduk. Yapmış oldukları çalışmaların ürünlerini anlattılar. Bütün bunlar, ümmetimizin mirası olmak durumundadır. Burada konuşulan bütün konularda bir uzlaşma söz konusu olmuştur. Aramızda çok sert tartışmalar da olmuştur. Neticede, dengeleri gözeterek, bir sonuç bildirisine ulaşmış olduk. Sonuç bildirisindeki kararların, uygulama mercilerine aktarılması gerekiyor. Bunun içinde parlamentolarla ilgili kısım dar bir alanı oluşturmaktadır. Oysa stratejik işbirliğiyle ilgili ekonomik konulardan hatta siyasi, diplomatik, kültürel konuların mutlak surette farklı kurumlara, uygulama mercilerine, hükümetlere ve karar alma mercilerine ulaştırılmaları gerekiyor.''
Önemli başka bir hususun da sivil toplum örgütleri meselesi olduğunun altını çizen Semmari, ''Çünkü gün gelecek, Arap ve Türk Parlamentosu yılda birkaç defa bir araya gelebiliyor olacaklar. Çünkü biz, işlerimizi bitirmiş ve temel kriterleri koymuş olacağız. Burada işi daha ileriye götürecek olan, sivil toplum örgütleridir'' dedi.

Sivil toplum örgütleri sayesinde, sadece resmi kurumlar ve kuruluşlar arasında değil, halklar arasında da ilişkilerin tesis edilebildiğini ifade eden Semmari, ''Bugün ulaşmış olduğumuz sonuç, büyük başarıdır ve bunları yapabileceğimizi ümit ediyorum. Gelecek olan toplantımız bütün bu konuşmalarımızı daha da perçinleyecektir. Parlamentolar arası çalışmaya devam edeceğiz'' diye konuştu. (12:35)