2011-07-11 - 21:51
61. Hükümet'in programı üzerinde AK Parti Grubu adına, AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Adana
Milletvekili Ömer Çelik konuştu.
61. Hükümet'in programı üzerinde AK Parti Grubu adına konuşan AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal AK Parti Hükümet programlarının ülkenin sorunlarını çözecek, milletin sıkıntılarını giderecek, Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkaracak icraat ve reformları esas aldığını anlattı.
Ünal, ''AK Parti her zaman yapacaklarını söylemiş ve söylediklerini yapmıştır. Bu haliyle AK Parti sözünün eri bir siyaset tarzına sahiptir. Bu yüzdendir ki milletimizin güvenini kazanmış
ortaya koyduğu icraatlarla hizmet ve reformlarla da milletimizin takdirine mazhar
olmuştur'' dedi.
Ünal, Türkiye'de değişimin dönüşümün lokomotifi olan AK Parti'nin, Gazi
Mustafa Kemal Atatürk'ten sonra kesintiye uğrayan muasır medeniyet idealinin
yegane taşıyıcısı olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:
''AK Parti, Türkiye'de yaşanan demokratikleşme sürecinin baş aktörü
konumundadır. AK Parti, 9 yıldır her türlü engellemeye rağmen hukuk zemininde
kalarak demokrasi mücadelesi vermektedir. AK Parti için hukuki meşruiyet ile
siyasi meşruiyet korunması gereken en temel zemindir. Bu hareketin lideri
yasaklandığında, 'başıma gelen bu haksızlıklardan dolayı devletime küsmem, kızmam
ya da kırılmam' diyerek, hukuka ve demokratik sisteme meydan okumamış, aksine
demokrasi mücadelesini hukuk zemininde sürdüreceğini ifade etmiştir. İşte bu
sağduyulu inançlı mücadele sonucunda engeller, yasaklar, mayınlar bir bir
temizlenmiş, Türkiye ileri demokrasi yolunda önemli mesafeler katetmiştir. Bu
gelenek milletine sevdalıdır. Bu gelenek bin yıllık birlikte yaşama tecrübesinin
var ettiği değerlere sahip çıkan bir karakter taşır.''
61. Hükümet programının 9 yıllık gecesi gündüzüne katılmış özverili
çalışmanın ve bin yıllık geleneğin yansıması olarak hazırlandığını belirten Ünal,
'Bu program, milletimizin tek bir ferdini diğerinden ayırmadan, ötekileştirmeden,
dışlamadan aynı samimiyetle kucaklayan anlayışı yansıtmakta, 74 milyon vatan
evladına ayrımsız şekilde verilecek hizmetleri ve yapılacakları icraatları ortaya
koymaktadır'' dedi.
AK Parti'nin bütün başarılarını mucizevi bir formülle
gerçekleştirmediğini belirten Ünal, sözlerine şöyle devam etti:
''AK Parti her türlü kışkırtmaya, müdahaleye ve tuzağa rağmen 3 temel
esastan ayrılmamıştır; milletin sesine kulak vermiş, çözülemez denilen kronik
sorunların üzerine cesaretle gitmiş ve mili iradeye helal getirecek her türlü
girişim ve vesayetin karşısında dimdik durmuştur. AK Parti bu üç temel esası
siyasi idare tarzıyla değil, milletin teveccühüyle oluşan güçlü bir iradeyle
gerçekleştirmiştir. Bu nedenle AK Parti iktidarları Türkiye siyaset tarihinde
sürekli ilklerle hatırlanacaktır. Seçim zaferlerinden ekonomik adımlara, siyasi
kararlılıktan demokratikleşme adımlarına kadar son 9 yılımız ilklerle doludur.
İktidara geldiğimiz dönem gerek 1990'ların, gerekse son 60 yılın artık
yönetilemez sorunlarının zirve yaptığı yıllardı. Neredeyse hemen her alanda
millete rağmen adımların atıldığı, dünya standartlarından uzaklaştığımız ve
hukuksuzluğun sıradan hale geldiği yıllardı. AK Parti, bu büyük sorumluluğu
milletine duyduğu güvenle büyük cesaretle üstlenmiş ve yüzünün akıyla
çıkmıştır.''
AK Parti'nin çıraklık ve kalfalık yıllarının, milletin ve devletin hızla
uluslararası vasata eriştirilmesi mücadelesiyle geçtiğini anlatan Ünal, ''Bunu
bile devletimize ve milletimize çok gören güçler, hız kesmeden normalleşmemizi
kesintiye uğratmak için ellerinden geleni yapmaktan geri durmamışlardır ve AK
Parti onların her müdahalesine daha fazla hukuk ve daha fazla demokrasi ile cevap
vermiştir'' dedi.
Ünal, AK Parti hükümetleri ve programları döneminin, eski Türkiye
defterlerinin kapatıldığı, Cumhuriyetin kazanımlarına sahip çıkarak yeni Türkiye
sayfasının açıldığı yıllar olduğunu belirterek, ''Hükümetlerimiz ve
Başbakanımız, hiç kimsenin hatırlamak istemediği geçmiş uygulamalara son vererek,
milletimiz ile birlikte yeni Türkiye inşa etmek için herkese kucak açmıştır.
Anayasa referandumu ile milletimiz artık eski uygulamaları görmek istemediğini
açık şekilde ortaya koydu. 12 Haziran seçimleriyle de AK Parti Hükümetinin
Türkiye'yi yeniden inşa etme sürecine milletimiz onay vermiştir'' diye konuştu.
AK Parti'nin yeni Türkiye'yi inşa etmeye devam edeceğini, Türkiye'nin
demokratikleşmenin derinleştiği ekonomik refahın arttığı, milli gelirin daha adil
paylaşıldığı bir hedefe doğru ilerlediğini anlatan Ünal, sosyal devletin
vatandaşa şefkat elini uzattığı, hizmetlerin bütün ülkeyi kucakladığı, devletin
ülkenin her yerinde aynı adalet ve hizmet çizgisinde olduğu bir Türkiye'nin inşa
edildiğini söyledi. Ünal, ''Artık Türkiye, sorunların devleti esir aldığı değil,
çözümlerin bir bir gerçekleştiği ülke haline geliyor. Türkiye kimlik ve
demokratikleşme sorunlarının, şiddetin ve terörün artık geride kalacağı günlere
yürüyor. AK Parti, ustalık döneminde ilkelerinden vazgeçmeden Türkiye'yi
normalleştirmeye, demokratikleştirmeye, yenileştirmeye ve tüm bu adımları taktik
bir bütünlük içinde planlamaya, sistemleştirmeye, kurumsallaştırmaya ve kalıcı
hale getirmeye devam edecek'' dedi.
61. Hükümet Programının sadece 4 yıllık iktidar dönemini değil, 2023
hedefleyen yeni Türkiye'yi inşa etmek için hazırlandığına işaret eden Ünal,
''Ümidimiz odur ki muhalefetimiz de bu uzun vadeli ve vizyoner hedefleri bizimle
beraber paylaşır, elbirliğiyle müreffeh Türkiye'yi inşa ederiz. Hangi siyasi
görüşe mensup olursak olalım ortak derdimiz Türkiye'dir'' değerlendirmesinde
bulundu.
Ünal, Programın milletin ve ülkeyi 2023 vizyonu çerçevesinde bölgesel ve
küresel rekabete hazırlama amacını güttüğünü ifade ederek, ''Bugün zamanının
ruhunu anlamamız gerekiyor. Sadece ülkemiz farklı bir döneme girmemektedir,
bölgemiz ve dünyamız oldukça radikal değişimlere gebedir. Zamanın ruhu 1945
sonrası kurulan cari düzenin ve bölgesel uzantılarının değişimini zorlamaktadır.
Artık ne dünyamız ne de bölgemiz küresel ekonomi politik düzeni kaldıracak
donukluktadır. Önümüzdeki yıllar büyük dönüşüme gebedir'' diye konuştu.
Türkiye'nin yaşanan büyük değişim ve dönüşümü yakalamayı başardığını,
hatta birçok alanda ön aldığını belirten Ünal, küresel ve bölgesel birçok aktörün
eski düzenin girdabında kalırken, Türkiye'nin bölgesinde bir güce ve dünyada ise
belirleyici aktörü dönüştüğünü kaydetti. Yeni dönemde iktidarların, sınırların
ekonomik ve siyasi derinliklerin yoğun şekilde tartışılacağına işaret eden Ünal,
konuşmasını şöyle tamamladı:
''Türkiye sorunlarını çözemeyecek kadar küçük değildir. Halen yaşadığımız
sorunlarımız da yeni Türkiye'yi inşa etmemizi engelleyecek kadar büyük değildir.
İktidar ve muhalefetimizle çözüm odaklı siyaset anlayışı içinde çocuklarımıza
temel sorunlarını halletmiş, geleceğe özgüvenle yürüyen, güçlü bir Türkiye
bırakmak asli görevimizdir. Programımız, ekonomik kalkınma ve demokratikleşme
olmak üzere sorunların üzerine ciddi şekilde gidecek yapıya sahiptir. Dün
konuşulamayanların konuşulmasını, tartışılamayanların tartışılmasını sağlayan
iktidarımız, 61. Hükümet programıyla dün yapılması hayal edilemeyenleri teker
teker hayata geçirecektir. Hükümet programına muhalefetimizin yapıcı
eleştirilerini ve katkılarını bekliyoruz. Ümit ederiz ki muhalefetimizle de
milletimizin meclisinde insicam içinde çalışma imkanı buluruz.''
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Adana
Milletvekili Ömer Çelik TBMM Genel Kurulunda, 61. Hükümet programı üzerinde grubu adına
yaptığı konuşmada, Türkiye'de 2002'den bu yana, iktidardaki partinin büyüdüğünü,
muhalefetteki partilerin ise küçüldüğünü söyledi.
İktidardaki AK Parti'nin büyümesinin nedeninin, AK Parti'nin iktidarda
muhalefet olması olduğunu ifade eden Çelik, ''AK Parti iktidarda olmasına rağmen,
Türkiye'deki vesayet sistemine ve statükoya muhalefet ettiği için, iktidardaki
muhalefet olarak milletin önünü açmaktadır'' dedi.
Ömer Çelik, muhalefetin ise vesayet sistemine ve statükoya sahip
çıktıkları için oylarının küçüldüğünü söyledi.
Devletin güvenlik kaygıları adına, devletin güvenlik ihtiyaçlarını aşan
bir şekilde milletin unsurlarının tehdit olarak görülmesi karşısında AK Parti
vizyonunun temel bir vizyon ortaya koyarak milletin özgürleşmesi için mücadele
ettiğini ifade eden Çelik, ''İktidarın, halkın ruhunu yansıtma bakımından
TBMM'nin önüne geçme hakkı yoktur. Yargının, halkın ruhunu yansıtma bakımından
TBMM'nin önüne geçme hakkı yoktur. O zaman halkın ruhunu yansıtmaya, yegane
muktedir olan TBMM, Anayasa'yı da yapacak yegane iktidardır'' diye konuştu.
Çelik, Meclis'in Anayasayı yapma hakkına sahip olmadığının
söylendiğini ifade ederek, ''TBMM, tali bir iktidar değildir, asli ve kurucu
iktidardır, Anayasayı yapma yetkisine sonuna kadar sahiptir'' diye konuştu.
Çelik, hukukun adalet ve hakkaniyete dayanması için ham maddesinin halk olması
gerektiğine işaret ederek, ham maddesi halk olmayan bir hukukun üstünlüğünden
bahsedilemeyeceğini, ham maddesinde halk olmayan bir hukukun, ancak iktidarın
örtülü faşizmine yol açacağını kaydetti.
Çelik, ''Onun için ham maddesi halk olan bir Anayasayı aşağıdan yukarıya
yapma konusunda kararlılığımız devam etmektedir'' dedi.
''Halksız hukuk hiç bir şekilde üstün olamaz'' diyen Çelik, şunları
kaydetti:
''Anayasal düzenin tek parti diktatörlüğü, bu diktatörlüğün üzerine inşa
edilen 27 Mayıs ve 12 Eylül darbelerinin ürünü olduğunu defalarca tartıştık ama
maalesef Meclisin açılışında bile 27 Mayıs darbesinin övülmesine üzüntüyle şahit
olduk. 12 Eylül darbesinden 27 Mayıs darbesine, CHP'nin postmodern darbenin
yanında yer aldığı 27 Nisan muhtırasına da AK Parti Grubu direnmiştir.
Kanuni Esasiye'den beri her anayasa çalışması merkezi bir zihniyetle,
toplumu şekillendirme şeklinde ortaya çıkan bir siyasal refleks üretmiştir.
Toplum kendi kaderi üzerinde hiç bir zaman söz sahibi olmamıştır. Bir Fransız
siyasetçi ve filozof şunu söyler: Bazı ülkeler vardır, orduya sahiptir, Prusya
ise bir ordudur ve ülkeye sahiptir. Biz AK Parti olarak diyoruz ki Türkiye bir
ülkedir ve bu ülkenin sahibi millettir, onun da bir ordusu vardır ama bunun
karşısındaki zihniyet 'Türkiye ordudur, onun milleti vardır, herkes onun malıdır'
zihniyeti ile Ergenekon'un yanında, cuntanın arkasında yer alır. Yeni Anayasa,
'Türkiye ordudur, millet onun malıdır' zihniyetine karşı, 'Türkiye bir millettir,
onun ordusu vardır' zihniyetine sahiptir.
Bazı hakimlerin, seçilmiş kişiler üzerindeki vesayetini kabul etmediğimiz
gibi, Ergenekon'un, darbelerin, cuntaların, postmodern darbelerin vesayetini de
kabul etmiyoruz. Demokrasinin temeli, 'Ergenekon nerededir? gösterin de ona üye
olayım' demek değildir.''
Ömer Çelik, CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce'nin laf atması üzerine,
''Sayın Başkan, korsan yayınları susturursanız, konuşmama devam etmek istiyorum''
dedi.
Çelik, Meclis'te hiç kimsenin, içeride tutuklu olan ve yargılanmaları
devam eden kişilerin suçlu olduğunu iddia edemeyeceğini söyledi.
''AK Parti böyle bir anlayışı kabul etmez ama aynı zamanda bir kısım
Ergenekon tutuklularının ya da Ergenekon yargılamasının sulandırılmasına yüce
Meclisin alet edilmesini de kabul etmez'' diyen Çelik, seçme ve seçilme hakkının
temel bir hak olduğu kadar, milletin darbe korkusu olmadan yaşama hakkının da
temel bir hak olduğunu kaydetti.
Ömer Çelik, tutukluluk sürelerinin mahkumiyete dönüştürülmesine ne kadar
karşı çıkılıyorsa, aynı şekilde darbelere, Ergenekon'a da karşı çıkılması
gerektiğine işaret ederek, ''Tutuklu sürelerinin mahkumiyete dönüşmesine karşı
çıkarken, abra kadabra yapıp Ergenekon soruşturmasının engellenmesine yüce
Meclisi alet etmeye hiç kimse kalkmamalı'' diye konuştu.
Çelik, ''Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ülkenin milli birlik ve
beraberliği ile ilgili çalışmalar yapması gerekirken, etraftaki ülkelerin birlik
ve beraberliği ile ilgili çalışmalar yaptığının'' söylendiğini anımsatarak,
''Gazze'de huzursuzluk varsa Ankara da huzursuzdur. Bosna'nın güvenliği tehlikede
ise İstanbul'un güvenliği de tehlikededir. Bağdat, Beyrut huzur ve güven
içerisinde değilse, Van ve İzmir de sükun içerisinde değildir'' dedi.
Hiç kimsenin milli birlik ve kardeşlik projesini, etnik radikalizmin,
birtakım barış konseyleri vasıtasıyla güncellenmesi yoluyla yürürlüğe sokmaması
gerektiğini ifade eden Çelik, milli birlik ve kardeşlik projesinin, devletin ve
milletin bekası açısından yürürlüğe konulmuş en iyi projesi olduğunu belirtti.
Ömer Çelik, kimliklerin yok edildiği, 17 bin faili meçhulün olduğu dönemlere geri
dönülmeyeceğini ifade ederek, olağanüstü hali geri getirmek isteyenlerin
karşısında duracaklarını söyledi.
Çelik, Türkiye'nin bugün, AB ülkelerince sessiz devrim
yapmakla nitelendirildiğini ifade etti.
Çelik, ''Milli birlik ve kardeşlik projesi, etnik kimliklerin
radikalizminden oluşan koalisyona yol vermek değildir; Türkiye'deki her kimliğin
kendisini demokrasi içerisinde meşru bir şekilde ifade etmesinin ürünüdür. Bunun
karşısında birileri Stalinist özerklik projelerini ortaya koymaya çalışıyorsa,
milli birlik ve kardeşlik projesindeki demokratik açılımı Stalinist özerkliğin
temeli yapmaya kalkıyorsa, olağanüstü hal rejimine karşı olduğumuz kadar,
Stalinist özerklik projesine de aynı oranda karşı olmalıyız'' diye konuştu.
Ömer Çelik, konuşmasında Türkiye'nin 2023'e süper bir güç olarak
gireceğini de söyledi.(21:51)
