2012-06-21 - 16:00
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. TBMM Genel Kurulu'nda, Türkiye İnsan Hakları Kurumu Kanunu Tasarısı, kabul edilerek yasalaştı. Daha sonra, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerine başlandı. ''Eşya Ticaretindeki İşlemlerin Basitleştirilmesine İlişkin Sözleşmeye Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı'' ile ''Ortak Transit Rejimine İlişkin Sözleşmeye Katılmamızın Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı'' görüşülerek, kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı.
CHP İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, bazı ilçelerde adliyelerin kapatılmasına ilişkin gündemdışı söz alı.
Aslanoğlu, 146 ilçede adliyelerin kapatıldığını, hakim ve savcıların başka yere atandığını ifade ederek, ''Savunma hakkı elinden alınmıştır, kapatılan adliye nedeniyle 85 kilometre ötede başka yere göndermek anayasal suçtur. Kapatılan adliyelerin yeniden gözden geçirilmesi, mağdur ilçelerin mağduriyetinin giderilmesi gerekiyor. Bu sorun hukuk, savunma sorunudur'' diye konuştu.
BDP Kars Milletvekili Mülkiye Birtane, gündemdışı konuşmasında ilinin sorunlarını dile getirdi.
CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan da İlhan Selçuk'un ölüm yıldönümü nedeniyle yaptığı gündemdışı konuşmada, Selçuk'un büyük bir gazeteci, yazar, yurtsever, Cumhuriyetçi, çağının en önemli demokrasi savaşçılarından biri olduğunu belirtti.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin, ''Gediz nehrinin kirliğinin nedenleri ve kirlenmede sorumluluğu olanların belirlenmesine'' yönelik araştırma önergesinin bugün gündeme alınmasına ilişkin grup önerisi kabul edilmedi.
CHP Manisa Milletvekili Hasan Ören, önerge üzerinde yaptığı konuşmada, Gediz nehri ve havzasının dünyanın en önemli sulak alanlarından biri olduğunu ifade etti.
Gediz nehrinin ecdattan yadigar alındığını, çocuklara emanet bırakılacağını belirten Ören, ''6 yıl önce bu konuyu gündeme getirdiğimizde bize 'bu havzada arıtma tesisleri kurulacağı' söylenmişti ama hiçbir belediye başkanı, yörede arıtma tesisi kurmamıştır. Bu konuda bir araştırma komisyonu kurup tedbirleri almazsak bilin ki bu birinci sınıf toprakları kaybedeceğiz'' diye konuştu.
AK Parti Manisa Milletvekili Muzaffer Yurttaş ise Orman ve Su İşleri Bakanlığı'nın, havzaya ilişkin yürüttüğü koruma eylem planı hakkında bilgi verdi. Proje kapsamında 73 derede ıslah çalışması gerçekleştirildiğini anlatan Yurttaş, alanda ayrıca ağaçlandırma yapıldığını da ifade etti.
Yurttaş ayrıca, nehir ve havzasından alınan numunelerden kirlenmenin arttığına dair bir sonuç elde edilmediğini sözlerine ekledi.
BDP Kars Milletvekili Mülkiye Birtane ise ''Trakya'da Ergene nehrinin başına gelenlerin bugün Gediz nehrinin başına geldiğini'' öne sürerek, ''Nehrin canlı varlığı yok ediliyor'' dedi.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada, CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
İşkence ve kötü muameleyle mücadele etmek, şikayetleri incelemek, insan haklarının korunmasına, ihlallerin önlenmesine yönelik çalışmalar yapmak amacıyla İnsan Hakları Kurumu kurulacak.
TBMM Genel Kurulu'nda, Türkiye İnsan Hakları Kurumu Kanunu Tasarısı, kabul edilerek yasalaştı.
Kanuna göre, Kurum, kamu tüzel kişiliğine, idari ve mali özerkliğe sahip, özel bütçeli olacak.
Başbakanlıkla ilişkili olacak İnsan Hakları Kurumu'nun merkezi, Ankara'da bulunacak.
Kurum, yurtiçinde istenildiği kadar; yurt dışında ise sayısı 2'yi geçmemek üzere büro açabilecek.
Kurum, işkence ve kötü muameleyle mücadele etmek, şikayet ve başvuruları incelemek, araştırmak; insan haklarının korunmasına, geliştirilmesine, ihlallerin önlenmesine yönelik çalışmalar yapmakla görevli ve yetkili olacak.
Kurum, inceleme, araştırma, ziyaret ve başvuruları değerlendirme sırasında bir suçun işlendiğini öğrenirse, işlem yapılabilmesi için gerekli gördüğünde ihbar ve şikayette bulunabilecek.
Kurumun karar organını oluşturacak Türkiye İnsan Hakları Kurulu, biri Başkan, biri İkinci Başkan olmak üzere 11 üyeden oluşacak.
Kurula başkan ve üye olabilmek için herhangi bir siyasi partinin yönetim ve denetim organlarında görev almamış veya bu görevlerinden ayrılmış olmak gerekecek.
İnsan hakları alanında çalışmalar yapan; sivil toplum kuruluşları, sendikalar, sosyal ve mesleki kuruluşlar, akademisyenler, avukatlar, basın mensupları ve alan uzmanları da kurul üyesi olabilecek nitelikteki kişileri yazılı olarak teklif edebilecek.
Kurul üyelerinden ikisi insan hakları alanında uzmanlaşmış kişiler arasından Cumhurbaşkanı'nca; 7'si Bakanlar Kurulu'nca seçilecek. Bir üye, öğretim üyeleri arasından Yükseköğretim Kurulu'nca; bir üye de 10 yıl avukatlık yapan avukatlar arasından baro başkanlarınca belirlenecek. Başkan ve İkinci Başkan, kurul üyelerince seçilecek.
Kurul üyesi seçimlerinde, sivil toplum kuruluşları, sendikalar, sosyal ve mesleki kuruluşlar, akademisyenler, avukatlar ile basın mensuplarının çoğulcu temsiline özen gösterilecek.
Kurul Başkanı, ikinci başkan ve üyelerin süreleri dolmadan herhangi bir nedenle görevlerine son verilemeyecek. Ancak, seçilmeleri için gerekli şartları taşımadıkları ya da kaybettikleri Kurulca tespit edilen Başkan ve üyelerin görevlerine Bakanlar Kurulu'nca son verilecek. Kurul kararlarını süresi içinde imzalamayan veya karşı oy gerekçesini süresi içinde yazılı olarak bildirmeyen Başkan ve üyelerin üyeliklerine de aynı usul çerçevesinde son verilecek.
Görevleriyle ilgili olarak suç işlediği ileri sürülen başkan, ikinci başkan ve üyeler yakalanamayacak, üstleri ve konutları aranamayacak, sorguya çekilemeyecek.
Kurumun teşkilatı, Kurul ve Başkanlıktan oluşacak.
Kurumun hizmet birimleri; İhlal İddialarını İnceleme, İşkence ve Kötü Muameleyle Mücadele, Hukuk, Eğitim, Dış İlişkiler ve Proje, Medya ve Halkla İlişkiler, Bilgi ve Dokümantasyon, Strateji Geliştirme ile İnsan Kaynakları ve Destek birimlerinden oluşacak.
Kurum, görev alanına giren konularla ilgili olarak çalışmalarda bulunmak üzere kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ve konuyla ilgili uzmanların katılımıyla geçici ve sürekli kurullar oluşturabilecek.
İnsan hakları ihlaline maruz kaldığını iddia eden gerçek kişiler ile tüzel kişiler kuruma başvurabilecek.
Kurum, İnsan Hakları Komisyonu'nu yılda en az bir defa bilgilendirecek.
Başkan ve üyeler, kamu görevlileri gibi yargılanacak.
İnsan Hakları Başkanlığı ile İnsan Hakları Üst Kurulu, İnsan Hakları Danışma Kurulu ve İnsan Hakları İhlali İddialarını İnceleme Heyetleri lağvedilecek.
Kurum Başkanlığı ve ikinci başkanlığına ilk defa seçilenlerin, ilk görev süresi 6 yıl olacak. Ad çekme yoluyla yapılacak kura sonuçlarına göre, Kurumun ilk üyelerinden dördünün ilk görev süresi 6 yıl, üçünün ilk görev süresi 4 yıl, ikisinin ilk görev süresi de 2 yıl olacak.
Kurul üyeliklerine ilk seçimler, en geç 23 Eylül'e kadar yapılacak.
Kurum büroları kuruluncaya kadar, il ve ilçe İnsan Hakları Kurulları, Kurum bürosu olarak görev yapacak.
Kurumun 2012 mali yılı harcamaları, yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar, Başbakanlık'ın 2012 yılı bütçesinde yer alan İnsan Hakları Başkanlığı'na ait ödeneklerden karşılanacak.
CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, tasarı üzerinde söz alarak, AK Parti milletvekillerine hitaben, ''Sizler bugün insan haklarını ayaklar altına aldınız. Yazıklar olsun sizlere. Yaşattığınız utanç tablosunun altında kalacaksınız. Bu utancı taşımayacaksınız. Yarın bütün insan hakları savunucuları sokaklarda yakanıza yapışacak'' diye seslendi.
AK Parti milletvekilleri, bu sözler üzerine Gök'e tepki gösterdi.
''Siz konuşun. Bizim vicdanımız hür'' ifadesini kullanan Gök, ''İşte AKP'nin gerçek yüzü budur. İnsan haklarıyla ilgili olduğu söylenen bu kurumu tanımıyoruz. AKP'nin kurumudur'' dedi.
Gök'ün ardından ''sataşma'' gerekçesiyle söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli ise milletvekillerinin, milletin iradesini kullandığını ifade etti. Canikli, şöyle devam etti:
''Milletin iradesiyle problemin olabilir. Böyle giderse problemin yüz yıl da sürebilir. Milletin iradesinin, en güçlü, gür şekilde kullanımı, bağırsanız da çağırsanız da hoplasanız da zıplasanız da devam edecek. Millet iradesine saygısızlık yapıyor. Milletin iradesine saygı duymayıp, tepeden bakabilirsiniz ama biz o iradenin önünde saygıyla eğiliyoruz. O iradenin, TBMM'ye verdiği görevi, kararlılıkla sonuna kadar yerine getireceğiz.''
Kürsüye gelen CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce de Canikli'nin sözlerine, ''Tarihimizde utanılacak birşey yok. Tarihimizde, Kurtuluş Savaşı, Lozan, Hatay'ın anavatana katılması var. Siz özgür iradeleri olan milletvekilleri değilsiniz, özgür iradenizi teslim etmişsiniz. Sizin tarihinizde Cumhuriyete karşı ayaklanmalar var, bizim arkamızda İnönü zaferleri var, sizin arkanızda Ramsey'in ceketi var'' şeklinde tepki gösterdi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerine başlandı.
Türkiye İnsan Hakları Kurumu Kanunu Tasarısı'nın yasalaşmasının ardından, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerine geçildi.
Tasarı üzerinde ilk sözü, CHP Grubu adına Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk söz aldı.
Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı'nın, TBMM Genel Kurulu'ndaki görüşmeleri, tartışmalı başladı.
Tasarının tümü üzerinde söz alan CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, 2'si geçici, toplam 15 maddeden oluşan tasarının, ''temel'' kanun olarak görüşülmesini eleştirdi.
Öztürk, tasarıyla, ''devlet sırrı altında suç işlemenin önünün açılacağını, devlet sırrı kavramına saklanarak gizlenen siyasal cinayetlerin üstünün örtüleceğini, iktidarın gizli kapaklı iş yapması, kötü yönetiminin kurumsallaştırılacağını, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve yol arkadaşlarının kapalı kapılar ardından yaptığı gizli kapaklı işlerin devlet sırrı olacağını, bunu açıklayanların hapishanelerde sürüneceğini'' iddia etti.
Tasarının, siyasal iktidara istediği bilgiyi gizleme imkanı verdiğini ileri süren Öztürk, tasarının Anayasa'ya aykırı olduğunu savundu.
''Hikmetyar Türkiye'de mi saklanıyor'' manşetli gazete kupürünü gösteren Öztürk, AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli'ye, ''Önce bu fotoğrafa bakacaksın, bu fotoğraftaki kişinin kim olduğuna bakacaksın. Bizim genel başkanlarımız, Hikmetyar'ın dizinin dibine oturmadı, içimizde Madımak'ta insanları canlı canlı yakanların avukatlığını yapan yok'' diye konuştu.
AK Parti milletvekilleri ve Canikli'nin tepki göstermesi üzerine Öztürk, ''Milli iradeye hakaret etme hakkın yok. Haddini bileceksin, saygısız adam. Grup başkanvekiliysen, grup başkanvekilliğini bil'' diye bağırdı.
Canikli ile Öztürk'ün tartışmasının sürmesi üzerine araya CHP ve AK Parti'li milletvekilleri girdi. Tartışmanın uzaması üzerine TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, birleşime kısa ara verdi.
Aranın ardından görüşmeleri devam eden tasarı üzerinde BDP Grubu'nun görüşlerini dile getiren Grup Başkanvekili Hasip Kaplan da Osmanlı'da devlet sırrının bulunduğunu, sadrazam, vezir, padişahın devlet sırrı görüşmeleri için sağır, dilsiz bizebanların kullanıldığını söyledi. Kaplan, iktidara, ''Sizin bizabanlarınız kim olacak- Kendiniz seçeceksiniz, bu tasarı bunu öngörüyor. Her mübarek güvenlikçi memur, 'ben devletim;, devlet için vurmuşum, çalmışım, cinayet işlemişim. Yaptıysam devlet, millet için yaptım....' Böyle bir tasarı. AB'ye uyum için temel hak ve özgürlük sözleşmeleri, süs biberi olsun diye mi koyduk anayasaya. Bu çok gereksiz bir tasarıdır, bize yakışmaz'' diye konuştu.
Başbakan Vekili Bülent Arınç, TBMM Genel Kurulu'nda yaşanan tartışmaları eleştirerek, ''İktidar grubu kanun tasarısını çıkarmak istiyorsa yoklamalarda mevcudunu sağlayacak ama 20 kişiyle 10 kişiyle 1 kişiyle meclisi bloke etmek bizim tarihimizde çok fazla görülmedi hele hele milletvekillerine 'yazıklar olsun' demek hiçbir milletvekilinin aklına gelmedi, ağzından çıkmadı'' dedi.
Arınç, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı'nın tümü üzerinde hükümet adına yaptığı konuşmada, mevzuatta pek çok yerde, ''devlet sırrı'' kavramının geçtiğini ve bu kavram nedeniyle şeffaflık sağlanamadığını ifade etti.
Tasarının bir ihtiyaçtan doğduğuna dikkati çeken Arınç, ''Bilindiği üzere günümüzün demokratik, hukuk devleti kriterlerinden biri 'şeffaf devlet' ilkesidir. Bu ilke, vatandaşın devlet faaliyetleri konusunda bilgi edinme hakkını da içermektedir. Bilgiye erişme özgürlüğü modern devletlerde saydamlığın ve katılımcılığın önemli ve zorunlu bir vasıtası olarak kabul edilmektedir'' diye konuştu.
Modern demokrasilerde, devlet yönetimlerinde uzun süre egemen olan gizliliğin yerini açıklığa bıraktığına işaret eden Arınç, şöyle devam etti:
''Toplumsal denetimin ve katılımın artırılması bakımından kamu alanındaki 'sır' kavramının yeni ve çağdaş bir anlayışla ele alınmasında zorunluluk bulunmaktadır. Bilgi edinme hakkı, halkın devlete duyduğu güveni daha üst düzeylere çıkarmada önemli bir rol oynamaktadır. Hem halkın devleti denetimi kolaylaşmakta hem de devletin demokratik karakteri güçlenmektedir
*** HABERİN DEVAMINI İLGİLİ DÖKÜMANLAR BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ***
CHP İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, bazı ilçelerde adliyelerin kapatılmasına ilişkin gündemdışı söz alı.
Aslanoğlu, 146 ilçede adliyelerin kapatıldığını, hakim ve savcıların başka yere atandığını ifade ederek, ''Savunma hakkı elinden alınmıştır, kapatılan adliye nedeniyle 85 kilometre ötede başka yere göndermek anayasal suçtur. Kapatılan adliyelerin yeniden gözden geçirilmesi, mağdur ilçelerin mağduriyetinin giderilmesi gerekiyor. Bu sorun hukuk, savunma sorunudur'' diye konuştu.
BDP Kars Milletvekili Mülkiye Birtane, gündemdışı konuşmasında ilinin sorunlarını dile getirdi.
CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan da İlhan Selçuk'un ölüm yıldönümü nedeniyle yaptığı gündemdışı konuşmada, Selçuk'un büyük bir gazeteci, yazar, yurtsever, Cumhuriyetçi, çağının en önemli demokrasi savaşçılarından biri olduğunu belirtti.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin, ''Gediz nehrinin kirliğinin nedenleri ve kirlenmede sorumluluğu olanların belirlenmesine'' yönelik araştırma önergesinin bugün gündeme alınmasına ilişkin grup önerisi kabul edilmedi.
CHP Manisa Milletvekili Hasan Ören, önerge üzerinde yaptığı konuşmada, Gediz nehri ve havzasının dünyanın en önemli sulak alanlarından biri olduğunu ifade etti.
Gediz nehrinin ecdattan yadigar alındığını, çocuklara emanet bırakılacağını belirten Ören, ''6 yıl önce bu konuyu gündeme getirdiğimizde bize 'bu havzada arıtma tesisleri kurulacağı' söylenmişti ama hiçbir belediye başkanı, yörede arıtma tesisi kurmamıştır. Bu konuda bir araştırma komisyonu kurup tedbirleri almazsak bilin ki bu birinci sınıf toprakları kaybedeceğiz'' diye konuştu.
AK Parti Manisa Milletvekili Muzaffer Yurttaş ise Orman ve Su İşleri Bakanlığı'nın, havzaya ilişkin yürüttüğü koruma eylem planı hakkında bilgi verdi. Proje kapsamında 73 derede ıslah çalışması gerçekleştirildiğini anlatan Yurttaş, alanda ayrıca ağaçlandırma yapıldığını da ifade etti.
Yurttaş ayrıca, nehir ve havzasından alınan numunelerden kirlenmenin arttığına dair bir sonuç elde edilmediğini sözlerine ekledi.
BDP Kars Milletvekili Mülkiye Birtane ise ''Trakya'da Ergene nehrinin başına gelenlerin bugün Gediz nehrinin başına geldiğini'' öne sürerek, ''Nehrin canlı varlığı yok ediliyor'' dedi.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada, CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
İşkence ve kötü muameleyle mücadele etmek, şikayetleri incelemek, insan haklarının korunmasına, ihlallerin önlenmesine yönelik çalışmalar yapmak amacıyla İnsan Hakları Kurumu kurulacak.
TBMM Genel Kurulu'nda, Türkiye İnsan Hakları Kurumu Kanunu Tasarısı, kabul edilerek yasalaştı.
Kanuna göre, Kurum, kamu tüzel kişiliğine, idari ve mali özerkliğe sahip, özel bütçeli olacak.
Başbakanlıkla ilişkili olacak İnsan Hakları Kurumu'nun merkezi, Ankara'da bulunacak.
Kurum, yurtiçinde istenildiği kadar; yurt dışında ise sayısı 2'yi geçmemek üzere büro açabilecek.
Kurum, işkence ve kötü muameleyle mücadele etmek, şikayet ve başvuruları incelemek, araştırmak; insan haklarının korunmasına, geliştirilmesine, ihlallerin önlenmesine yönelik çalışmalar yapmakla görevli ve yetkili olacak.
Kurum, inceleme, araştırma, ziyaret ve başvuruları değerlendirme sırasında bir suçun işlendiğini öğrenirse, işlem yapılabilmesi için gerekli gördüğünde ihbar ve şikayette bulunabilecek.
Kurumun karar organını oluşturacak Türkiye İnsan Hakları Kurulu, biri Başkan, biri İkinci Başkan olmak üzere 11 üyeden oluşacak.
Kurula başkan ve üye olabilmek için herhangi bir siyasi partinin yönetim ve denetim organlarında görev almamış veya bu görevlerinden ayrılmış olmak gerekecek.
İnsan hakları alanında çalışmalar yapan; sivil toplum kuruluşları, sendikalar, sosyal ve mesleki kuruluşlar, akademisyenler, avukatlar, basın mensupları ve alan uzmanları da kurul üyesi olabilecek nitelikteki kişileri yazılı olarak teklif edebilecek.
Kurul üyelerinden ikisi insan hakları alanında uzmanlaşmış kişiler arasından Cumhurbaşkanı'nca; 7'si Bakanlar Kurulu'nca seçilecek. Bir üye, öğretim üyeleri arasından Yükseköğretim Kurulu'nca; bir üye de 10 yıl avukatlık yapan avukatlar arasından baro başkanlarınca belirlenecek. Başkan ve İkinci Başkan, kurul üyelerince seçilecek.
Kurul üyesi seçimlerinde, sivil toplum kuruluşları, sendikalar, sosyal ve mesleki kuruluşlar, akademisyenler, avukatlar ile basın mensuplarının çoğulcu temsiline özen gösterilecek.
Kurul Başkanı, ikinci başkan ve üyelerin süreleri dolmadan herhangi bir nedenle görevlerine son verilemeyecek. Ancak, seçilmeleri için gerekli şartları taşımadıkları ya da kaybettikleri Kurulca tespit edilen Başkan ve üyelerin görevlerine Bakanlar Kurulu'nca son verilecek. Kurul kararlarını süresi içinde imzalamayan veya karşı oy gerekçesini süresi içinde yazılı olarak bildirmeyen Başkan ve üyelerin üyeliklerine de aynı usul çerçevesinde son verilecek.
Görevleriyle ilgili olarak suç işlediği ileri sürülen başkan, ikinci başkan ve üyeler yakalanamayacak, üstleri ve konutları aranamayacak, sorguya çekilemeyecek.
Kurumun teşkilatı, Kurul ve Başkanlıktan oluşacak.
Kurumun hizmet birimleri; İhlal İddialarını İnceleme, İşkence ve Kötü Muameleyle Mücadele, Hukuk, Eğitim, Dış İlişkiler ve Proje, Medya ve Halkla İlişkiler, Bilgi ve Dokümantasyon, Strateji Geliştirme ile İnsan Kaynakları ve Destek birimlerinden oluşacak.
Kurum, görev alanına giren konularla ilgili olarak çalışmalarda bulunmak üzere kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ve konuyla ilgili uzmanların katılımıyla geçici ve sürekli kurullar oluşturabilecek.
İnsan hakları ihlaline maruz kaldığını iddia eden gerçek kişiler ile tüzel kişiler kuruma başvurabilecek.
Kurum, İnsan Hakları Komisyonu'nu yılda en az bir defa bilgilendirecek.
Başkan ve üyeler, kamu görevlileri gibi yargılanacak.
İnsan Hakları Başkanlığı ile İnsan Hakları Üst Kurulu, İnsan Hakları Danışma Kurulu ve İnsan Hakları İhlali İddialarını İnceleme Heyetleri lağvedilecek.
Kurum Başkanlığı ve ikinci başkanlığına ilk defa seçilenlerin, ilk görev süresi 6 yıl olacak. Ad çekme yoluyla yapılacak kura sonuçlarına göre, Kurumun ilk üyelerinden dördünün ilk görev süresi 6 yıl, üçünün ilk görev süresi 4 yıl, ikisinin ilk görev süresi de 2 yıl olacak.
Kurul üyeliklerine ilk seçimler, en geç 23 Eylül'e kadar yapılacak.
Kurum büroları kuruluncaya kadar, il ve ilçe İnsan Hakları Kurulları, Kurum bürosu olarak görev yapacak.
Kurumun 2012 mali yılı harcamaları, yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar, Başbakanlık'ın 2012 yılı bütçesinde yer alan İnsan Hakları Başkanlığı'na ait ödeneklerden karşılanacak.
CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, tasarı üzerinde söz alarak, AK Parti milletvekillerine hitaben, ''Sizler bugün insan haklarını ayaklar altına aldınız. Yazıklar olsun sizlere. Yaşattığınız utanç tablosunun altında kalacaksınız. Bu utancı taşımayacaksınız. Yarın bütün insan hakları savunucuları sokaklarda yakanıza yapışacak'' diye seslendi.
AK Parti milletvekilleri, bu sözler üzerine Gök'e tepki gösterdi.
''Siz konuşun. Bizim vicdanımız hür'' ifadesini kullanan Gök, ''İşte AKP'nin gerçek yüzü budur. İnsan haklarıyla ilgili olduğu söylenen bu kurumu tanımıyoruz. AKP'nin kurumudur'' dedi.
Gök'ün ardından ''sataşma'' gerekçesiyle söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli ise milletvekillerinin, milletin iradesini kullandığını ifade etti. Canikli, şöyle devam etti:
''Milletin iradesiyle problemin olabilir. Böyle giderse problemin yüz yıl da sürebilir. Milletin iradesinin, en güçlü, gür şekilde kullanımı, bağırsanız da çağırsanız da hoplasanız da zıplasanız da devam edecek. Millet iradesine saygısızlık yapıyor. Milletin iradesine saygı duymayıp, tepeden bakabilirsiniz ama biz o iradenin önünde saygıyla eğiliyoruz. O iradenin, TBMM'ye verdiği görevi, kararlılıkla sonuna kadar yerine getireceğiz.''
Kürsüye gelen CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce de Canikli'nin sözlerine, ''Tarihimizde utanılacak birşey yok. Tarihimizde, Kurtuluş Savaşı, Lozan, Hatay'ın anavatana katılması var. Siz özgür iradeleri olan milletvekilleri değilsiniz, özgür iradenizi teslim etmişsiniz. Sizin tarihinizde Cumhuriyete karşı ayaklanmalar var, bizim arkamızda İnönü zaferleri var, sizin arkanızda Ramsey'in ceketi var'' şeklinde tepki gösterdi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerine başlandı.
Türkiye İnsan Hakları Kurumu Kanunu Tasarısı'nın yasalaşmasının ardından, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerine geçildi.
Tasarı üzerinde ilk sözü, CHP Grubu adına Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk söz aldı.
Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı'nın, TBMM Genel Kurulu'ndaki görüşmeleri, tartışmalı başladı.
Tasarının tümü üzerinde söz alan CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, 2'si geçici, toplam 15 maddeden oluşan tasarının, ''temel'' kanun olarak görüşülmesini eleştirdi.
Öztürk, tasarıyla, ''devlet sırrı altında suç işlemenin önünün açılacağını, devlet sırrı kavramına saklanarak gizlenen siyasal cinayetlerin üstünün örtüleceğini, iktidarın gizli kapaklı iş yapması, kötü yönetiminin kurumsallaştırılacağını, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve yol arkadaşlarının kapalı kapılar ardından yaptığı gizli kapaklı işlerin devlet sırrı olacağını, bunu açıklayanların hapishanelerde sürüneceğini'' iddia etti.
Tasarının, siyasal iktidara istediği bilgiyi gizleme imkanı verdiğini ileri süren Öztürk, tasarının Anayasa'ya aykırı olduğunu savundu.
''Hikmetyar Türkiye'de mi saklanıyor'' manşetli gazete kupürünü gösteren Öztürk, AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli'ye, ''Önce bu fotoğrafa bakacaksın, bu fotoğraftaki kişinin kim olduğuna bakacaksın. Bizim genel başkanlarımız, Hikmetyar'ın dizinin dibine oturmadı, içimizde Madımak'ta insanları canlı canlı yakanların avukatlığını yapan yok'' diye konuştu.
AK Parti milletvekilleri ve Canikli'nin tepki göstermesi üzerine Öztürk, ''Milli iradeye hakaret etme hakkın yok. Haddini bileceksin, saygısız adam. Grup başkanvekiliysen, grup başkanvekilliğini bil'' diye bağırdı.
Canikli ile Öztürk'ün tartışmasının sürmesi üzerine araya CHP ve AK Parti'li milletvekilleri girdi. Tartışmanın uzaması üzerine TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, birleşime kısa ara verdi.
Aranın ardından görüşmeleri devam eden tasarı üzerinde BDP Grubu'nun görüşlerini dile getiren Grup Başkanvekili Hasip Kaplan da Osmanlı'da devlet sırrının bulunduğunu, sadrazam, vezir, padişahın devlet sırrı görüşmeleri için sağır, dilsiz bizebanların kullanıldığını söyledi. Kaplan, iktidara, ''Sizin bizabanlarınız kim olacak- Kendiniz seçeceksiniz, bu tasarı bunu öngörüyor. Her mübarek güvenlikçi memur, 'ben devletim;, devlet için vurmuşum, çalmışım, cinayet işlemişim. Yaptıysam devlet, millet için yaptım....' Böyle bir tasarı. AB'ye uyum için temel hak ve özgürlük sözleşmeleri, süs biberi olsun diye mi koyduk anayasaya. Bu çok gereksiz bir tasarıdır, bize yakışmaz'' diye konuştu.
Başbakan Vekili Bülent Arınç, TBMM Genel Kurulu'nda yaşanan tartışmaları eleştirerek, ''İktidar grubu kanun tasarısını çıkarmak istiyorsa yoklamalarda mevcudunu sağlayacak ama 20 kişiyle 10 kişiyle 1 kişiyle meclisi bloke etmek bizim tarihimizde çok fazla görülmedi hele hele milletvekillerine 'yazıklar olsun' demek hiçbir milletvekilinin aklına gelmedi, ağzından çıkmadı'' dedi.
Arınç, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı'nın tümü üzerinde hükümet adına yaptığı konuşmada, mevzuatta pek çok yerde, ''devlet sırrı'' kavramının geçtiğini ve bu kavram nedeniyle şeffaflık sağlanamadığını ifade etti.
Tasarının bir ihtiyaçtan doğduğuna dikkati çeken Arınç, ''Bilindiği üzere günümüzün demokratik, hukuk devleti kriterlerinden biri 'şeffaf devlet' ilkesidir. Bu ilke, vatandaşın devlet faaliyetleri konusunda bilgi edinme hakkını da içermektedir. Bilgiye erişme özgürlüğü modern devletlerde saydamlığın ve katılımcılığın önemli ve zorunlu bir vasıtası olarak kabul edilmektedir'' diye konuştu.
Modern demokrasilerde, devlet yönetimlerinde uzun süre egemen olan gizliliğin yerini açıklığa bıraktığına işaret eden Arınç, şöyle devam etti:
''Toplumsal denetimin ve katılımın artırılması bakımından kamu alanındaki 'sır' kavramının yeni ve çağdaş bir anlayışla ele alınmasında zorunluluk bulunmaktadır. Bilgi edinme hakkı, halkın devlete duyduğu güveni daha üst düzeylere çıkarmada önemli bir rol oynamaktadır. Hem halkın devleti denetimi kolaylaşmakta hem de devletin demokratik karakteri güçlenmektedir
*** HABERİN DEVAMINI İLGİLİ DÖKÜMANLAR BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ***
