2011-03-29 - 14:50
CHP TBMM GRUP TOPLANTISI...
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Hükümete, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkarma izni vermenin, ''parlamentoyu tasfiye anlayışının, muhalefete tahammül edememenin bir sonucu olduğunu'' savunarak, ''Parlamentoyu tatil etmeyelim, Haziranın 1'ine kadar çalışalım, neyi getireceksen getir'' çağrısında bulundu.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Hükümete,
Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkarma izni vermenin, ''parlamentoyu tasfiye
anlayışının, muhalefete tahammül edememenin bir sonucu olduğunu'' savunarak,
''Parlamentoyu tatil etmeyelim, Haziranın 1'ine kadar çalışalım, neyi
getireceksen getir'' çağrısında bulundu.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grubunda yaptığı konuşmada, Hükümete bazı
konularda 6 ay süreyle KHK çıkarma yetkisi veren yasa tasarısını eleştirdi.

Yasa tasarısının gerekçesinde, ''Yeni hükümet kurulacak, bu uzun sürer,
ülkenin beklemeye tahammülü yok'' denildiğini belirten Kılıçdaroğlu, ''9 yıldır
neredeydin sen, armut mu topluyordun? 9 yıldır bu milletin ensesinde boza
pişirdin'' dedi.

Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

''Parlamento tatile girecek, 'ben kanun çıkaracağım', yasama organının
yerini yürütme organı alacak, yasa çıkaracak, muhalefetsiz... Bir sabah
uyanacağız yeni bir kanun çıkmış olacak. Bu çağdışı anlayış değilse hangi
anlayış.

Parlamentoda senin anayasayı değiştirecek milletvekilin var, kendi
milletvekillerinden mi korkuyorsun, onlar da gelsinler, parlamentoyu tatil
etmeyelim. Haziranın 1'ine kadar çalışalım, neyi getireceksen getir. KHK izni
demek, parlamentoyu tasfiye anlayışının sonucudur, muhalefete tahammül edememenin
bir sonucudur. Bu anlayışı kabul etmiyoruz. Bu, 'parlamentoyu bypass etmek'
demektir. Böyle bir şey demokrasilerde, hele hele 9 yıllık bir iktidarda olmaz.
Bu, baskıcı yönetimin, baskıcı anlayışın, demokrasiyi içine sindirememiş
anlayışın sonucudur.''

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Hükümete
kanun hükmünde kararma (KHK) çıkarma yetkisi vermekle, muhalefetin görevinin
elinden alındığını belirterek, ''9 yıldır neredeydin sen, armut mu topluyordun? 9
yıldır bu milletin ensesinde boza pişirdin. Parlamento kapanacak, beyefendiye KHK
izni verecekmişiz'' dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grubu'nda yaptığı konuşmada, seçimlere
hazırlandıklarını, ülkenin geleceğinden kaygı duyduklarını, geleceğe güvenle
bakan toplum yaratmak için çaba harcadıklarını; ancak birilerinin engel olduğunu
söyledi.

Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonuna dün yaptığı ziyarete
değinen Kılıçdaroğlu, esnaf ve sanatkarı önemsediklerini, esnafın ülkenin
çimentosu olduğunu söyledi. Esnafın, çalışıp, ürettiğini, alınteri döktüğünü
ifade eden Kılıçdaroğlu, esnafa, verdikleri önemi ve değeri yeteri kadar
anlatamadıklarını söyledi. Kılıçdaroğlu, esnafı düşündüklerini ancak düşünmeyenin
iktidar partisi olduğunu savundu.

Büyük alışveriş merkezlerine karşı çıkmadıklarını dile getiren
Kılıçdaroğlu; ancak AB, ABD, Japonya'da standartlar nasılsa Türkiye'de de öyle
olmasını, esnafın da yaşamasını istediklerini belirtti.

Kılıçdaroğlu, emekli aylıklarına ilişkin kesintiyle ilgili Anayasa
Mahkemesine gittiklerini anımsatarak, ''Anayasa Mahkemesi artık kendi işine
bakıyor, sosyal devleti unutmuş. Artık hülle yoluyla atanan yargıçların
oluşturduğu bir Anayasa Mahkemesi kimliğinde, AKP'nin borazanlığını yapacak''
diye konuştu.

Toplumda da esnafta da adaleti sağlayacaklarını dile getiren
Kılıçdaroğlu, sözlerini, ''Bizim öngördüğümüz adalet, birilerinin cebini doldurma
süreci içinde başladığı adalet değildir. Biz Hz. Ömer'in adaletini getireceğiz bu
ülkeye, herkesin alın terinin karşılığını aldığı bir adaleti getireceğiz'' diye
sürdürdü.

Demokrasilerde asıl olanın, parlamento olduğuna, parlamentonun yasa
yaptığına işaret eden Kılıçdaroğlu, yasa yapma sürecine değindi.

Kılıçdaroğlu, darbe sonrası, olağanüstü dönemlerde KHK'ların çıktığını
ifade ederek, ''Olağanüstü dönemlerdir, parlamento hikayedir, bir kişi vardır
başta, onun dediği yasadır, öyle geçer. İstedikleri zaman KHK çıkar, istedikleri
zaman 5-6 kişi bir araya gelir, altına basarlar imzayı 'kanun budur'' derler''
görüşünü dile getirdi.

''Biz demokrasiyi içselleştirdiysek, parlamentoyu çalıştıracaksak KHK'ya
ne gerek var?'' diye soran Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'ın, demokrasinin
olmazsa olmazının muhalefet olduğunu unutmamasını istedi.

Kılıçdaroğlu, toplumun, iktidarın söylemleri dışında başka söylemleri
duymaya, düşünmeye ihtiyacının olduğunu kaydederek, muhalefetin, toplum adına
düşündüğünü, ayrıntılara girdiğini, toplumu aydınlattığını belirtti.
Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

''Siz muhalefetin görevini KHK ile elinden alıyorsunuz. Gerekçesinde,
'yeni hükümet kurulacakmış, bu uzun sürecekmiş, ülkenin beklemeye tahammülü
yokmuş' deniliyor. 9 yıldır neredeydin sen, armut mu topluyordun? 9 yıldır bu
milletin ensesinde boza pişirdin sen. Parlamento kapanacak, beyefendiye KHK izni
verecekmişiz. Niçin? Bakanlıkları birleştirecekmiş. Birleştir, getir
parlamentoya, belki biz de destek vereceğiz sana. Lüzumsuz bir sürü bakanlık var,
adam gibi bakanlık kurarsın, belki sana değil de bu ülkeye hizmet ederler.
KHK'nın anayasaya girdiği dönemlerde, temel kanun diye bir kavram yoktu, şimdi
var. Biz her önümüze gelene de muhalefet etmiyoruz, ülkenin lehine olan her şeye
evet diyoruz, Türk Ticaret, Borçlar Kanunlarında olduğu gibi.

Yasama organının yerini yürütme organı alacak, kendisini parlamento
yerine koyacak yasa çıkaracak, muhalefetsiz. Bir sabah uyanacağız yeni kanun
çıkmış. Bu çağdışı anlayış değilse hangi anlayış? Parlamentoda senin anayasayı
değiştirecek çoğunlukta milletvekilin var, kendi milletvekilinden mi korkuyorsun,
onlar da gelsinler, parlamentoyu tatil etmeyelim, Haziran'ın 1'ine kadar
çalışalım, neyi getireceksen getir. KHK istemek, parlamentoyu tasfiye anlayışının
sonucudur, muhalefete tahammül edememenin sonucudur. Bu anlayışı kabul etmiyoruz,
bu parlamentoyu by pass etmek demektir. Böyle bir şey demokrasilerde, hele hele 9
yıllık iktidarda olmaz.''

Olağanüstü dönemlerde KHK'lar çıktığını ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Şimdi
olağanüstü bir olay var mı?'' sorusunu yöneltti.

En son olağanüstü olayın Libya'da çıktığını kaydeden Kılıçdaroğlu, ''Sen
Türkiye'yi, AB'de, uluslararası ligde devre dışı bırakan bir Başbakansın. Hala
görmedin mi bu gerçeği?'' dedi.

Kılıçdaroğlu, ''Hem milli irade diyeceksiniz, parlamentoyu bay pass
edeceksiniz, onun yerine oturup kendiniz kanun çıkaracaksınız. Bunun için yetki
isteyeceksiniz. Baskıcı yönetimin, baskıcı anlayışın, demokrasiyi içine
sindirememiş anlayışın sonucu bu. Eğer bir kişide baskıcı anlayış egemense,
parlamentoyu kendi yan kuruluşu gibi görüyorsa, parlamento olsa ne olur olmasa ne
olur'' diye konuştu.

Bu anlayışı egemen kılan, geçmişteki olaylar olduğunu ifade eden
Kılıçdaroğlu, ''Telefon dinlemeleri, ortam dinlemeleri bunların zamanında
olağanlaştı. Medyaya baskı, manşetlerin değiştirilmesi, yazarların işine son
verilmesi, işadamlarını tehdit...Bunların demokrasi anlayışı bu. Hakkını
arayanlara biber gazlı, coplu saldırıları unutmadık, sabaha karşı ev ve
işyerlerinin basıldığını unutmayacağız'' görüşünü savundu.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, henüz eser niteliğine bile kavuşmamış
nüshaları imha etmenin, yine bu hükümetin demokrasi kültüründe olduğunu öne
sürdü. Kılıçdaroğlu, basılmamış eserin, suç unsuru olduğunu dile getirerek, ''12
Eylül döneminden sonra, terör örgütü mensupları diye televizyonlara insanlar
çıkarılır, suç unsurları arasında kitaplar da yer alırdı. O kitapların çoğu,
şimdi piyasaya satılıyor. Bunların yaptığı ile 12 Eylül döneminin yaptığı
arasında ne fark var; aynı, hiçbir fark yok. Orada olağanüstü hal vardı, şimdi de
var. Buyurun erkekseniz konuşun, erkekseniz, bir işadamı olarak hükümeti
eleştirin, başınıza ne geleceğini görün. İmha ediyorsunuz, suç deliliyse
dosyasına konulur, niye imha ediyorsunuz, imha etmek, delili karartmak değil mi,
delili karartmak suç değil mi?'' diye sordu.

Kılıçdaroğlu, demokrasinin önündeki bütün engellerin kaldırılmasına talip
olduklarını, dördüncü büyük devrimi yapacaklarını söyledi.

Kitapların toplatılmasıyla ilgili batının da şaşkın olduğunu,
anlayamadıklarını dile getiren Kılıçdaroğlu, ''Hitler deseler, Mussolini deseler
geçmişte kalmış... Onlara çağrıda bulunuyorum, Hitler ve Mussoli'nin aklına
gelmeyen baskıcı yöntemler, 21. yüzyılın AKP iktidarında Türkiye'de var,
gözününüz görmüyor mu?'' dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, kitap toplanmasının yarattığı infial
konusunda ''Bunlar benim konum değil, bunların tamamı yargının konusudur''
yönündeki açıklamasına işaret eden Kılıçdaroğlu, ''Mussolini ve Hitler de mahkeme
kararıyla insanları tutuklarken, kimse, o yargıçlara değil Mussolini ve Hitler'e
bakıyor, sen yönetiyorsun ülkeyi, siyasal sorumluluk sana ait diyorlar'' şeklinde
konuştu.

Kılıçdaroğlu, yargının bazı konularda aldığı kararlara ilişkin Erdoğan'ın
açıklamalarından örnekler verdi. Erdoğan'ın, ''Yargı kararlarına saygı duymak
gibi bir görevim yok'' dediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Bu adam ülkeyi
yönetiyor. Yargı kararlarına saygı duymayan bir insanın kafasında toplu iğne ucu
kadar demokrasi kültürü var mı?'' diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AB'den
bir yetkilinin ''kitap toplatma gibi olaylar devam ederse Türkiye ile
müzakereleri kesebiliriz'' dediğini belirterek, ''Günaydın, demek ki uyandılar.
Anayasa değişikliğine reformdur dediniz, düşünceye kelepçe takan bir iktidarla
karşı karşıyasınız''dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, eyleme
geçmemiş düşünceyi cezalandıran tek ülkenin Türkiye olduğunu öne sürdü.

Başbakan'ın ''insanların düşüncelerine saygı göstermek gibi görevim
yoktur'' diyeceğini öne süren Kılıçdaroğlu, ''Çünkü, düşünce düşmanı'' dedi.

AB'den bir yetkilinin ''kitap toplatma gibi olaylar devam ederse Türkiye
ile müzakereleri kesebiliriz'' dediğini kaydeden Kılıçdaroğlu, ''Günaydın, demek
ki uyandılar. Türkiye'de demokrasinin ne halde olduğunu nihayet gördüler. Siz
değil miydiniz, anayasa değişikliğine reformdur diyen. İşte buyurun reform geldi.
Reformun geçtiği gün pek çok gazetecinin işine son verildi. Aydınların evleri
basıldı. Basılmamış kitaplar imha edildi. Siz reformdur dediniz, o gücü oradan
aldılar. Düşünceye kelepçe takan bir iktidarla karşı karşıyasınız. Düşünceye
kelepçe takıldı'' diye konuştu.

İktidar yetkililerinin Avrupa'da ''biz reformcuyuz ama bu CHP statükocu,
değişimi engelliyor'' dediklerini kaydeden Kılıçdaroğlu, ''Brüksel'den
dinlesinler'' diyerek yaptıkları önerilerden söz ederek,iktidarın bunları yönelik
tavrına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Referandumdan sonra Anayasa ve Siyasi Partiler Yasası'nın değiştirilmesi,
seçim barajının düşürülmesi, dokunulmazlıkların kaldırılması, özel yetkili
mahkemelerin kaldırılmasını istediklerini kaydeden Kılıçdaroğlu, ''Demokrasiye,
özgürlüklere karşı özel yetkili mahkemeler bunlar. İktidarın hık deyicisi özel
yetkili mahkemeler bunlar. Gelin kaldıralım bunları, (Hayır, kalsın)...''
şeklinde konuştu.

Kemal Kılıçdaroğlu, darbelerin TSK İç Hizmet Kanunu'na dayandırıldığının
söylendiğini belirterek, ilgili maddenin kaldırılmasını teklif ettiklerini
anımsattı.

Kılıçdaroğlu, ''(Kanun teklifini siz verin)... Hay, hay. Kanun teklifini
verdik. Sesleri çıktı mı? Çıkmadı. Bunlar iki yüzlü. Milleti kandırıyorlar.
Değişimse, teklifi verdik. Beyler darbelere karşıymış. Darbelere karşıysan bizim
gibi yürekli olacaksın, demokrat olacaksın, özgürlükçü olacaksın. O zaman gel
kaldıralım'' dedi.

Referandumda ''12 Eylülcülerin yargılanacağının'' söylediğini kaydeden
Kılıçdaroğlu, ''Yargılandı mı, hayır. Yargılansın diye önerge verdik,
reddettiler. Sonra milletin önüne çıkıp dediler ki 12 Eylül darbecilerini
yargılayacağız. Kuyruklu yalan. Milleti kandırdılar. Milleti kandıran bir
siyasetçiye milletin güven duymaması lazım. Yalan bunların kültüründe var'' diye
konuştu.

Kılıçdaroğlu, ''faili meçhuller''in de istismar edildiğini belirterek, 6
tane araştırma önergelerinin iktidar partisi tarafından reddedildiğini ifade
etti.

Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin kaldırılmasını da istediklerini kaydeden
Kılıçdaroğlu, ''Kaldırdılar mı, hayır. Etrafında bile gezemediler'' dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu, 1 milyondan fazla asker kaçağının olduğunu, bunların
eritilmesi için teklif verdiklerini belirterek, şöyle devam etti:

''Yanaştılar mı, yanaşmadılar. Başbakan, milleti bir daha kandırdı.
Efendim, CHP, parası olandan alıyormuş da bu ne kadar adaletliymiş... Benim
söylediğimi niye duymamazlıktan geliyorsun. Verdiğimiz kanun teklifini niye
görmemezlikten geliyorsun? Durumu iyi olandan bedel alınacak, durumu iyi
olmayandan alınmayacak, dedik. Alınacak bedelle de silah alınmayacak, üniversite
öğrencilerine yurt yapılacak, dedik.

YÖK'ten şikayet ediyorlardı, kaldıralım diyorlardı. Buyurun gelin
kaldıralım, dedik. Artık yok. Ele geçirdiler ya, çok memnunlar. YÖK aracılığıyla
baskı kuruyorlar. Öyle rektörler atadılar ki adamların bilimden de dünyadan da
özgürlükten de demokrasiden de haberleri yok. Merak ediyorum, o rektörler
gençliklerini nasıl yaşadılar? Üniversite gençliğine (sakın ülke sorunlarını
düşünme) diyen bir rektör olabilir mi? O rektör AKP'nin rektörüdür, ülkenin
rektörü değil.''

Medyaya baskı uygulandığını ve medyanın artık ''halkın gözü, kulağı, sesi
olmadığını'' belirten Kılıçdaroğlu, ''suya tirit haberler'' yapıldığını kaydetti.
CHP'de eleştirilecek bir şey olması durumunda manşet yapıldığını belirten
Kılıçdaroğlu, ''CHP'de bir şey yoksa, nerede bir ölüm, damdan düşme haberi varsa
onun haber yapıldığını'' söyledi.

Kılıçdaroğlu, ''Medya artık bu. Bu medya ile de bizim sorunumuz var.
Medya ya adam gibi bir medya olacak, ülkenin sorunlarına eğilecek, bunları
taşıyacak ya da kusura bakmasınlar bu medya ile bizim sorunumuz olur'' dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu, siyasi ahlak yasa teklifi de verdiklerini, bunun da
kabul görmediğini anlattı.

Kılıçdaroğlu, yurttaşlardan umutsuz olmamalarını isteyerek, ''Biz bu ülke
işgal altındayken bile umutsuz olmadık. Her yerde sesimizi çıkarmayı, mücadele
etmeyi bileceğiz, tuttuğumuzu koparacağız, güçlü olmasını bileceğiz. Haklıysak,
sonuna kadar direneceğiz. Bu ülkenin başında ister Recep Tayyip Erdoğan, ister
onun bir başka versiyonu olsun, farketmez. Doğru bildiğimizi söyleyeceğiz, yetim
hakkı yiyenlerinden hesap soracağız'' diye konuştu.

Grup toplantısında oturumu yöneten CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol,
Kılıçdaroğlu'na kayınpederinin vefatı nedeniyle başsağlığı diledi.
(14.50)