2015-01-15 - 15:10
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Meral Akşener başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, Milli Mayın Faaliyet Merkezi Kurulmasına İlişkin Kanun ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın Birinci Bölümü'nde yer alan maddeler kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Meral Akşener başkanlığında toplandı.
CHP Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş, Çanakkale'nin sorunlarına ilişkin gündemdışı söz aldı.
Çanakkale'nin karayolları bağlantılarının bitirilmediğini, köy yollarının yüzde 80'inin asfaltlanmadığını, deniz ulaşımının yanlış uygulamalarla sekteye uğratıldığını, hava ve demiryolu ulaşımında da gerekli yatırımların yapılmadığını ileri süren Sarıbaş, iktidarın kentin sorunlarına duyarlı olmadığını ileri sürdü. Kentte turizmin yok edildiğini ve İstanbul'un bütün artıklarının Çanakkale taşındığını ifade eden Sarıbaş, AK Parti iktidarının sorunları daha da çözülemez hale dönüştürdüğünü savundu.
MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık da Kütahya İl Özel İdaresine devredilen taşınmazlara ilişkin gündem dışı konuşmasında, bu taşınmazların bazılarının TÜRGEV'e bağışlanacağına ilişkin iddialar olduğunu söyledi. Bu iddiaları Meclis gündemine getirdiğini, ancak yanıt alamadığını anlatan Işık, konuya ilişkin yargı sürecinin de sürdüğünü kaydetti. Işık, taşınmazların Kütahya halkının yararına kullanılması gerektiğini ifade ederek, konunun takipçisi olacaklarını söyledi.
HDP Kars Milletvekili Mülkiye Birtane ise Kars'ın sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşma yaptı.
Kentin sorunlarını her fırsatta Meclis gündemine getirdiklerini belirten Birtane, ancak çözüme ilişkin hiçbir girişim olmadığını söyledi. İktidarın sorunlara çözüm üretememesinin halkı umutsuzluğa ittiğini kaydeden Birtane, yapılması gerekenin yoksul halkın taleplerine kulak vermek ve çözüm üretmek olduğunu dile getirdi.
Gündemdışı konuşmaların ardından bazı milletvekilleri yerlerinden söz alarak çeşitli konulara ilişkin bilgi aktardılar, görüş ve önerilerini sundular.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de yerinden söz alarak Cizre'de 12 yaşındaki Nihat Kazanhan'ın hayatını kaybetmesine değindi.
İktidarı çok kez uyardıklarını, ancak uyarılarının ciddiye alınmadığını, Cizre'de kısa süre içinde çok sayıda çocuğun hayatını kaybettiğini belirten Baluken, yaşananların sorumluluğunun iktidarın boynunda olduğunu ileri sürdü.
Baluken iktidarı, Cizre halkından özür dilemeye davet ederek, sorumluların biran evvel bulunmasını istedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, 1915 olaylarının 100. yıl dönümüne ilişkin parlamenter diplomasi faaliyetleri çerçevesinde milletvekillerinden oluşan bir heyetin İsveç ve İtalya'ya ziyaret gerçekleştirmesiyle ilgili Başkanlık tezkeresi okunarak kabul edildi.
Tezkerenin oylamasının ardından Milli Mayın Faaliyet Merkezi Kurulmasına İlişkin Kanun ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine başlandı.
TBMM Genel Kurulu'nda, Milli Mayın Faaliyet Merkezi Kurulması ve Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yasa Tasarısı'nın görüşmelerinde "Kürdistan" tartışması yaşandı.
Tasarı üzerinde MHP Grubu adına konuşan Antalya Milletvekili Mehmet Günal, Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesi konusundaki yasanın daha önce çıkarıldığını belirterek, buna ilişkin bir merkezin kurulması gerektiği konusunda uyarılarının dikkate alınmadığını söyledi.
İktidarın geç de olsa Mayın Merkezi kurulmasına ilişkin düzenlemeyi Meclis'e getirdiğini savunan Günal, ancak yine eksik geldiğini ileri sürdü. "Suriye'de yaşananları ve mayın temizleme ihalesinin yabancı firmalara verildiğini düşünün. Orada İsrailli firmalar mayın için Suriye sınırına yerleşseydi ne olurdu?" diyen Günal, kapsamlı düzenleme yapılmasında fayda olacağını kaydetti.
Kapsamlı bir düzenlemenin çıkarılması gerektiğini anlatan Günal, "Ermenistan sınırındaki mayınların temizlenmesini AB ya da BM'ye devretmemiz küçültücüdür. İtibar saray yaptırmakla olmuyor, mayınları kendimiz temizlemekle olur. Türkiye, bu parayı veremiyor mu? Milli Mayın Merkezi'nin faaliyetlerini genişletelim, Türk şirketlerinin de ihaleye katılımına imkan sağlayalım. Aksi takdirde yine eksiklikler için Meclis'e gelinecek" diye konuştu.
HDP Grubu adına konuşan Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu, Türkiye'de toprağa 1 milyondan fazla mayın döşendiğini belirterek, "Kürdistan bölgesinde bulunan güvenlik tesislerinin etrafına 39 bin mayın döşenmiştir" dedi.
Zenderlioğlu konuşmasını sürdürürken MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, Başkanlık Divanı'na giderek, birleşimi yöneten Başkanvekili Meral Akşener ile bir süre konuştu.
Zenderlioğlu, Türkiye'de mayınların temizlenmesinin ertelenmek istendiğini ancak başta çocuklar ve askerler olmak üzere insanların mayınlara basarak yaşamını yitirdiğini ya da sakat kaldığını söyledi. Mayın temizleme sürecinin oldukça yavaş işlediğini, çıkarılacak düzenlemede temizleme çalışmasının nerede ve nasıl yapılacağına ilişkin plan olmadığını savunan Zenderlioğlu, mayınların bulunduğu yerlerin işaretlenmesinin tehlike yarattığını ifade etti.
Başkanvekili Meral Akşener, Zenderlioğlu'nun konuşmasını tamamlamasının ardından, Genel Kurul'da söz alan her milletvekilinin yemin ettiği Anayasa'nın 81. maddesine sadakat sorumluluğunu hatırlatmak istediğini belirterek, "Türkiye Cumhuriyeti'nin herhangi bir bölgesini başka bir devletle ifade edecek şekilde adlandırmanın milletvekili yemini ile bağdaşmayacağını düşünüyorum. Bu hassasiyetimi Genel Kurul ile paylaşmak istedim" dedi.
Ayağa kalkarak söz alan MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, Zenderlioğlu'nun kullandığı ifadenin tutanaklara girmesini kabul edemeyeceklerini söyledi. HDP'li Zenderlioğlu ise "Bir coğrafyanın adını illa senin istediğine göre mi kullanacağız? Bu coğrafyanın adı bu. Bunu Atatürk de kullanmıştır; İran sınırına gelirken diyor ki 'burası neresi? Diyorlar ki 'burası Kürdistan" dedi.
Akşener, Anayasa'nın 81. maddesinin açık olduğunu kaydederek, "Ben de başta olmak üzere TBMM'nin her bir üyesi, üzerine yemin ettiğimiz Anayasa'ya uymak zorundayız. Türkiye'nin coğrafi bölgelere ayrılırken, böyle bir isimlendirme hukuki olarak yapılmamış . Dolayısıyla ona bu çatının altında uymak zorundayız. Benim de görevim bunu size hatırlatmak" diye konuştu.
MHP Kocaeli Milletvekili Lütfu Türkkan söz alarak, "TBMM'de bulunan bir milletvekili olarak böyle bir aymazlığı asla ve kat'a kabul etmediğimi ifade etmek istiyorum. Buna sessiz kalan güruhu da lanetliyorum. Bu lanet olası tavrı lanetliyorum" dedi.
MHP'li Türkkan ile HDP'li milletvekilleri arasında tartışmanın gerginliğe yol açması üzerine Akşener, birleşime ara verdi. Tartışma arada da sürdü. MHP'li Türkkan ile HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken'in birbirinin üzerine yürümesine, araya giren CHP ve AK Parti milletvekilleri engel oldu.
HDP'lilere "meydanı boş buldunuz" diye bağıran Türkkan, yanına gelen AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı'ya da "Gerçekten size yazıklar olsun" diye tepki gösterdi.
HDP'li milletvekilleri Türkkan'a, "Söylemimizi sizin isteğinize göre belirleyecek değiliz" dedi.
Akşener, aranın ardından grup başkanvekillerine söz verdi.
HDP'li Baluken, "Anadolu ve Mezopotamya topraklarında Kürdistan realitesi vardır. Bunu telaffuz etmek ülkeyi bölmek değil, ülkenin tarihiyle bütünleşmesine yol açacak bir yaklaşımdır" görüşünü savundu.
AK Parti'li Bostancı, her üyenin kendi görüşlerini açıklama hakkına sahip olduğunu ifade ederek, "Ama görüşlerinin tahakkümünü kuramaz. Lütfü Bey grubumuza dönerek 'yuh' kelimesini kullandı. 'Anlamına bilseydi böyle saygıdeğer bir beyefendi olarak kullanmazdı' diyerek cevap verme gereği görmüyorum" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da "CHP olarak biz aynı bayrak altında tek devlet çatısında, barış içinde yaşama arzu ve irademizi beyan ve teyit ederiz" dedi.
MHP'li Halaçoğlu ise "Tarihte Anadolu'da hiçbir zaman Kürdistan olmamıştır. Hangi haritayı getirirlerse getirsinler. Anadolu'da sadece 1847'de Kürdistan eyaleti kurulmuş sonra da ortadan kaldırılmıştır. Dolayısıyla Kürdistan, Anadolu coğrafyasında değildir; İran ve Irak sınırlarındadır. İddialarda bulunanlar kaynaklarını göstersinler. Siyaseten bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Meclis kürsüsünde herkes, Anayasa üzerine yemin etmiştir. Anayasa'da olmayan bir şeyi dile getirmek yemine sadık kalmamak demektir" diye konuştu.
Konuşmaların ardından tasarının görüşmelerine devam edildi.
Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, "Deniliyor ki 'bu mayın temizleme işi neden Türk firmalarına verilmiyor?' Bilinsin ki temizlemiş olduğu mayınlı alana 'mayından arındırılmıştır' diye sertifika verebilecek yeterliliğe sahip tek Türk firması yoktur" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda Milli Mayın Faaliyet Merkezi Kurulmasına İlişkin Kanun ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine devam ediliyor.
Yılmaz, tasarının tümü üzerinde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin Ottawa Sözleşmesine 1 Mart 2004 tarihinde taraf olduğunu hatırlattı.
Sözleşme gereği depolarda bulunan anti personel mayınlarının imha işleminin Haziran 2011 itibariyle tamamlandığını, döşeli mayınların temizlenmesine ilişkin sürenin ise Türkiye'nin talebi üzerine uzatıldığını belirten Yılmaz, "Süre uzatımını talep eden tek ülke Türkiye değildir. Birçok ülke de gerekli teknik yeterlilikleri, hazırlıkları tamamlayamamış olmasından dolayı ilave süre almıştır" dedi.
Yılmaz, "Türkiye olarak bugün itibariyle toprağa döşeli mayınlardan 28 bin 309 adedi Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından temizlenmiştir. Ülkemiz sınırları içinde toprağa döşeli 975 bin 674 mayın bulunmaktadır" diye konuştu.
Tasarı ile Milli Mayın Faaliyet Merkezi'nin kurulacağını hatırlatan Yılmaz, tasarının içeriği hakkında kamuoyuna yanlış bilgiler aktarıldığını söyledi. Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu mayınlı araziler temizlendikten sonra ne olacak? Kanunda açık maddesi var. Mayından temizlenen arazilerdeki Hazine taşınmazlarının tasarrufu Maliye Bakanlığı'na geçer. Doğru olmayan şeyi yüz sefer söyleyince doğru olmaz. Kanundaki ibareyi söylüyorum; bu alanlar yüklenicinin kullanımına bırakılamaz diye açıkça hüküm var.
Deniliyor ki 'bu mayın temizleme işi neden Türk firmalarına verilmiyor?' Partilerimiz bir değişiklik önergesi verecektir, biz de uygun görüyoruz, yerli firma olursa bu tercih edilsin diye. Ama bilinsin ki temizlemiş olduğu mayınlı alana 'mayından arındırılmıştır' diye sertifika verebilecek yeterliliğe sahip tek Türk firması yoktur. Bundan dolayıdır da ihaleye çıktık, Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesiyle ilgili, sertifika verebilecek hiçbir firma olmadığından yabancı firmaların yanında konsorsiyum halinde giren Türk firmaları oldu."
Yılmaz, Milli Mayın Faaliyet Merkezi kurulması halinde hem sertifika işlemleri hem de yetki konularında çalışmalar yapılacağını da söyledi.
Yılmaz, tasarıda, asker kişilerin kıta, karargah ve kurumlarda ya da görev sırasında veya görev yerlerinde ölümleri halinde soruşturma ve kovuşturma süresince yasal mirasçılarını temsil etmek üzere bir avukatın görevlendirilmesine ilişkin düzenlemenin olduğunu da belirtti.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, "(600 yıllık filmin 90 yıllık reklamıdır cumhuriyet) sözüne katılıyor musunuz? O Sayın milletvekili de burada cumhuriyete ve değerlerine bağlı kalacağına dair namusu, şerefi üzerine yemin etmiş bir Sayın milletvekilidir. Ve bilmelidir ki cumhuriyet kanla kuruldu, kanla yıkılır" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Milli Mayın Faaliyet Merkezi Kurulmasına İlişkin Kanun ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine devam ediliyor.
CHP İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu, tasarının geneli üzerinde grubu adına yaptığı konuşmada, alel acele bir düzenleme yapılmaya çalışıldığını ifade etti. Muhalefet olarak uyarılarını yaptıklarını ve sorumluluklarını yerine getirmeye çalıştıklarını belirten Moroğlu, mayın temizliği yapılacak arazilerin geçmişte vatandaşlardan alınarak kamulaştırıldığını, bu nedenle temizlendikten sonra da bu köylülere verilmesinin doğru olduğunu savundu.
Moroğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Bu araziler Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından temizlenmelidir. Eğer Türk Silahlı Kuvvetleri, 'Bunu ben yürütemem' diyorsa ya da yürütme Türk Silahlı Kuvvetlerine 'Sen bunu yürütme, biz başkalarıyla beraber bu işi yürütürüz' diyorsa burada da dikkatle üzerinde duracağımız bir konu şudur; mutlaka bu iş yerli firmalara verilmelidir. Şartlar yabancı firmalarla eşitse mutlaka yerli firmalar tarafından yapılması sağlanmalıdır diye düşünüyorum.
Burada, 200 bin dekarın üstündeki bir arazi tarıma uygun hale gelecek ve yıllardır tarım yapılmadığı için de, dinlenmiş toprak olduğu için de organik tarıma uygun hale gelecek. Onun için, mutlaka bu araziler tarım amaçlı kullanılmalıdır."
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay ise şahsı adına yaptığı konuşmada, Cizre'de yaşanan gerginliklere değindi.
Cizre'de ne yaşandığına ilişkin kimsenin bilgi sahibi olmadığını ileri süren ve "Cizre'de neler oluyor Sayın hükümet?" diye soran Altay, hükümetin acz içinde olduğunu ileri sürdü.
Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun şeffaflık paketi açıkladığını anımsatan Altay,"Eğer bir başbakan şeffaflıktan bahsedecekse önce bu ülkenin bir yerinde olup biteni çıkıp halka, parlamentoya anlatması lazım. Bir ilçede olup bitenlerden Sayın milletvekillerinin hiçbirinin haberi yok. Hükümetten bu konuda bir izahat istemek, beklemek bizim en doğal hakkımız" dedi.
Altay, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Hazreti Muhammed hepimizindir. 1,5 milyarın üzerindeki Müslümanlarındır. Hiç kimsenin başkalarının dini duygularını, değerlerini, Allah sevgisini, inançlara bağlılığını ölçecek bir terazi yoktur. İyi ki de yoktur. Böyle bir ölçüme de gerek yoktur. Elbette karikatür krizi ile başlayan ve adi bir terör saldırısı ile sonuçlanan durumdan dünyanın çıkaracağı dersler olduğu gibi, Türkiye'nin de çıkaracağı, Meclis'imizin çıkaracağı dersler vardı.
Hükümetlerin görevi de gerilimi körüklemek değil, minimize etmektir, sıfırlamaktır. Ancak geldiğimiz noktada Sayın Başbakan'ın yaptığı açıklamalar adeta bir kışkırtıcılık, provokasyon, tahrik unsuru olmuştur. Bir başbakan bir gazete, velev ki yanlış yayın yapmış bile olsa, böylesine hassas bir dönemde, böyle bir açıklama yapabilir mi? El insaf. O gazetede çalışanlar da şüphesiz Müslüman."
Altay, haber akışında, planlamasında, gazetenin mizanpajında velev ki hata olsa bile bir Başbakan'ın böyle konuşmaması gerektiğini ifade etti.
Bu sözüne AK Parti Samsun Milletvekili Ahmet Yeni'nin yerinden "Gazeteye bir şey diyecek misin?" şeklinde karşılık vermesi üzerine de diye sorması üzerine Altay, "Deminden beri dinlemiyor musun seni ben? Bak sakin sakin konuşuyorum. Ayıp ediyorsun" dedi.
Altay, "Elbette bir yüce dinin peygamberine karikatür yoluyla alay, hakaret ve benzeri bir yaklaşım yapılabilemez. yapılamaz, olmamalıdır. Ancak buna yönelik tepki de ele silah almak değildir. Hele hele beline silah alıp 12 kişiyi öldürerek, makul, meşru göstermek hiç değildir" diye konuştu.
İslam dinini hoşgörü dini olduğunu vurgulayan Altay, şunları kaydetti:
"IŞİD yöntemiyle Türkiye'de tepki oluşmasına neden olacak iş ve işlemleri yapmak hükümetin görevi değildir. Bu mizanpaj, baskı belli olduktan sonra güya güvenlik tedbiri adı altında polisin oradaki abartılı yığılması ve tertibatı Cumhuriyet Gazetesini açıkça hedef yapmıştır. Daha sonra yapılan bazı açıklamalarla Türkiye çok kritik bir an yaşamıştır. Allah esirgesin orada bir kişi hayatını kaybetse, oyun oynamıyoruz.
Bizim Yüce kitabımızı insanlar anladıkları dilde okusalar, zaten siz barajı bile aşamazsınız. Türkiye'de ben kutsal dinimizin, okunmadığını, anlaşılmadığını, Cenab-ı Allah'ın neyi emrettiğini, neyi men ettiğini toplumun bilmediğini, birilerinin topluma 'Allah böyle emrediyor, peygamberimiz böyle söyledi' diye yanlış, yalan, çeşitli şekillerde, Allah'ın emirlerini gerçek anlamda kavranılmadığını düşünenlerdenim."
Kimsenin dini kullanamayacağının altını çizen Altay, "Hani Ortadoğu'da bazı dinci terör örgütleri Allah adına iş yaptığını düşünüyor ya, siz de Türkiye'de AKP olarak kendinizi Allah'ın tahsildarı yerine koymaya kalkmayın. Allah'ı hangimizin çok sevdiğinin ölçüsü kimsede yok" dedi.
Başbakan Davutoğlu'nun Fransa'daki yürüyüşe katılarak teröre karşı bir eyleme destek vermesinin güzel olduğunu belirten Altay, "Aynı Başbakan Ankara'ya gelip Cumhuriyet Gazetesi'ni hedef göstermesi, kabul edilebilir, anlaşılabilir, samimi değildir" ifadesini kullandı.
"Sayın Bostancı, '600 yıllık filmin 90 yıllık reklamıdır cumhuriyet' sözüne katılıyor musunuz?" diye soran Altay, "O Sayın milletvekili de burada cumhuriyete ve değerlerine bağlı kalacağına dair namusu, şerefi üzerine yemin etmiş bir Sayın milletvekilidir. Ve bilmelidir ki cumhuriyet kanla kuruldu, kanla yıkılır" değerlendirmesinde bulundu.
AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı da sataşma gerekçesiyle söz alarak, Başbakan Davutoğlu'nun gazeteye provokasyon olarak adledilebilecek herhangi bir bayanı olmadığını belirtti.
Bostancı, "Engin kardeşimiz, 'Halkımız İslam'ı bilmiyor, bilse siz barajın altında kalırsınız' dedi. Ben kendisinin ne kadar mütevazi bir insan olduğunu biliyorum ama bu sözün nasıl farklı yere savrulabileceğini anlatmak isterim. Bu durumda, halkımızın neyi bilmediğini bilen kişi konumunda oluyor Engin Bey. Sözleri itibarıyla bu, megalomani anlamına gelir. Halkımız İslam'ı biliyor. 1400 küsur yıldır halkımız yanlışıyla doğrusuyla günahı sevabıyla yaşıyor. Cennet de var, cehennem de var, sevap da var, günah da..." diye konuştu.
Altay ise sataşma gerekçesiyle söz alarak, şunları kaydetti:
"Türkiye'de yaşayan vatandaşlar Kur'an-ı Kerim'in neyi emrettiğini, neyi men ettiğini gerçekten okuyup anlasalar, bilseler her şey farklı olur. Kuran'da şiddet, masum insanları taramak var mı? Müslümanlık namaz kılmak ve hacca gitmekten ibaret değildir. Hak yemeyeceksin, hukuku çiğnemeyeceksin, komşun açken sen tok yatmayacaksın, bırak fakir fukarayı, dili dışarıda susamış köpeğe su içireceksin yeri geldiğinde. Müslümanlık bu kadar büyük bir şey. Sadece İslam'ın beş şartını yerine getirmekle Müslüman olunmaz. Yapmazsan hesabını başka yerde vereceksin. Bu dünyada değil. Kul hakkı yiyen, gıybet eden can alan, hoşgörüsü olmayan Müslüman değildir. Ben dini böyle anlıyorum, keşke bütün milletimiz de böyle anlasa. Kul hakkı yiyenin Müslüman olmadığını bilse bütün milletimiz. Türkiye bambaşka bir yerde olur."
Bostancı yerinden söz alarak, "(Doksan yıllık cumhuriyet reklamdır) şeklindeki tweete hiçbir şekilde katılmıyorum. Bir tweetten bir makale çıkartmanın da manası yok. Sosyal medyayı bu kadar önemli bir şekilde gündelik hayata dahil etmeyi de çok anlamlı bulmuyorum" ifadesini kullandı.
Tasarı'nın tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanarak maddelerine geçildi.
**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
CHP Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş, Çanakkale'nin sorunlarına ilişkin gündemdışı söz aldı.
Çanakkale'nin karayolları bağlantılarının bitirilmediğini, köy yollarının yüzde 80'inin asfaltlanmadığını, deniz ulaşımının yanlış uygulamalarla sekteye uğratıldığını, hava ve demiryolu ulaşımında da gerekli yatırımların yapılmadığını ileri süren Sarıbaş, iktidarın kentin sorunlarına duyarlı olmadığını ileri sürdü. Kentte turizmin yok edildiğini ve İstanbul'un bütün artıklarının Çanakkale taşındığını ifade eden Sarıbaş, AK Parti iktidarının sorunları daha da çözülemez hale dönüştürdüğünü savundu.
MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık da Kütahya İl Özel İdaresine devredilen taşınmazlara ilişkin gündem dışı konuşmasında, bu taşınmazların bazılarının TÜRGEV'e bağışlanacağına ilişkin iddialar olduğunu söyledi. Bu iddiaları Meclis gündemine getirdiğini, ancak yanıt alamadığını anlatan Işık, konuya ilişkin yargı sürecinin de sürdüğünü kaydetti. Işık, taşınmazların Kütahya halkının yararına kullanılması gerektiğini ifade ederek, konunun takipçisi olacaklarını söyledi.
HDP Kars Milletvekili Mülkiye Birtane ise Kars'ın sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşma yaptı.
Kentin sorunlarını her fırsatta Meclis gündemine getirdiklerini belirten Birtane, ancak çözüme ilişkin hiçbir girişim olmadığını söyledi. İktidarın sorunlara çözüm üretememesinin halkı umutsuzluğa ittiğini kaydeden Birtane, yapılması gerekenin yoksul halkın taleplerine kulak vermek ve çözüm üretmek olduğunu dile getirdi.
Gündemdışı konuşmaların ardından bazı milletvekilleri yerlerinden söz alarak çeşitli konulara ilişkin bilgi aktardılar, görüş ve önerilerini sundular.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de yerinden söz alarak Cizre'de 12 yaşındaki Nihat Kazanhan'ın hayatını kaybetmesine değindi.
İktidarı çok kez uyardıklarını, ancak uyarılarının ciddiye alınmadığını, Cizre'de kısa süre içinde çok sayıda çocuğun hayatını kaybettiğini belirten Baluken, yaşananların sorumluluğunun iktidarın boynunda olduğunu ileri sürdü.
Baluken iktidarı, Cizre halkından özür dilemeye davet ederek, sorumluların biran evvel bulunmasını istedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, 1915 olaylarının 100. yıl dönümüne ilişkin parlamenter diplomasi faaliyetleri çerçevesinde milletvekillerinden oluşan bir heyetin İsveç ve İtalya'ya ziyaret gerçekleştirmesiyle ilgili Başkanlık tezkeresi okunarak kabul edildi.
Tezkerenin oylamasının ardından Milli Mayın Faaliyet Merkezi Kurulmasına İlişkin Kanun ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine başlandı.
TBMM Genel Kurulu'nda, Milli Mayın Faaliyet Merkezi Kurulması ve Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yasa Tasarısı'nın görüşmelerinde "Kürdistan" tartışması yaşandı.
Tasarı üzerinde MHP Grubu adına konuşan Antalya Milletvekili Mehmet Günal, Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesi konusundaki yasanın daha önce çıkarıldığını belirterek, buna ilişkin bir merkezin kurulması gerektiği konusunda uyarılarının dikkate alınmadığını söyledi.
İktidarın geç de olsa Mayın Merkezi kurulmasına ilişkin düzenlemeyi Meclis'e getirdiğini savunan Günal, ancak yine eksik geldiğini ileri sürdü. "Suriye'de yaşananları ve mayın temizleme ihalesinin yabancı firmalara verildiğini düşünün. Orada İsrailli firmalar mayın için Suriye sınırına yerleşseydi ne olurdu?" diyen Günal, kapsamlı düzenleme yapılmasında fayda olacağını kaydetti.
Kapsamlı bir düzenlemenin çıkarılması gerektiğini anlatan Günal, "Ermenistan sınırındaki mayınların temizlenmesini AB ya da BM'ye devretmemiz küçültücüdür. İtibar saray yaptırmakla olmuyor, mayınları kendimiz temizlemekle olur. Türkiye, bu parayı veremiyor mu? Milli Mayın Merkezi'nin faaliyetlerini genişletelim, Türk şirketlerinin de ihaleye katılımına imkan sağlayalım. Aksi takdirde yine eksiklikler için Meclis'e gelinecek" diye konuştu.
HDP Grubu adına konuşan Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu, Türkiye'de toprağa 1 milyondan fazla mayın döşendiğini belirterek, "Kürdistan bölgesinde bulunan güvenlik tesislerinin etrafına 39 bin mayın döşenmiştir" dedi.
Zenderlioğlu konuşmasını sürdürürken MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, Başkanlık Divanı'na giderek, birleşimi yöneten Başkanvekili Meral Akşener ile bir süre konuştu.
Zenderlioğlu, Türkiye'de mayınların temizlenmesinin ertelenmek istendiğini ancak başta çocuklar ve askerler olmak üzere insanların mayınlara basarak yaşamını yitirdiğini ya da sakat kaldığını söyledi. Mayın temizleme sürecinin oldukça yavaş işlediğini, çıkarılacak düzenlemede temizleme çalışmasının nerede ve nasıl yapılacağına ilişkin plan olmadığını savunan Zenderlioğlu, mayınların bulunduğu yerlerin işaretlenmesinin tehlike yarattığını ifade etti.
Başkanvekili Meral Akşener, Zenderlioğlu'nun konuşmasını tamamlamasının ardından, Genel Kurul'da söz alan her milletvekilinin yemin ettiği Anayasa'nın 81. maddesine sadakat sorumluluğunu hatırlatmak istediğini belirterek, "Türkiye Cumhuriyeti'nin herhangi bir bölgesini başka bir devletle ifade edecek şekilde adlandırmanın milletvekili yemini ile bağdaşmayacağını düşünüyorum. Bu hassasiyetimi Genel Kurul ile paylaşmak istedim" dedi.
Ayağa kalkarak söz alan MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, Zenderlioğlu'nun kullandığı ifadenin tutanaklara girmesini kabul edemeyeceklerini söyledi. HDP'li Zenderlioğlu ise "Bir coğrafyanın adını illa senin istediğine göre mi kullanacağız? Bu coğrafyanın adı bu. Bunu Atatürk de kullanmıştır; İran sınırına gelirken diyor ki 'burası neresi? Diyorlar ki 'burası Kürdistan" dedi.
Akşener, Anayasa'nın 81. maddesinin açık olduğunu kaydederek, "Ben de başta olmak üzere TBMM'nin her bir üyesi, üzerine yemin ettiğimiz Anayasa'ya uymak zorundayız. Türkiye'nin coğrafi bölgelere ayrılırken, böyle bir isimlendirme hukuki olarak yapılmamış . Dolayısıyla ona bu çatının altında uymak zorundayız. Benim de görevim bunu size hatırlatmak" diye konuştu.
MHP Kocaeli Milletvekili Lütfu Türkkan söz alarak, "TBMM'de bulunan bir milletvekili olarak böyle bir aymazlığı asla ve kat'a kabul etmediğimi ifade etmek istiyorum. Buna sessiz kalan güruhu da lanetliyorum. Bu lanet olası tavrı lanetliyorum" dedi.
MHP'li Türkkan ile HDP'li milletvekilleri arasında tartışmanın gerginliğe yol açması üzerine Akşener, birleşime ara verdi. Tartışma arada da sürdü. MHP'li Türkkan ile HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken'in birbirinin üzerine yürümesine, araya giren CHP ve AK Parti milletvekilleri engel oldu.
HDP'lilere "meydanı boş buldunuz" diye bağıran Türkkan, yanına gelen AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı'ya da "Gerçekten size yazıklar olsun" diye tepki gösterdi.
HDP'li milletvekilleri Türkkan'a, "Söylemimizi sizin isteğinize göre belirleyecek değiliz" dedi.
Akşener, aranın ardından grup başkanvekillerine söz verdi.
HDP'li Baluken, "Anadolu ve Mezopotamya topraklarında Kürdistan realitesi vardır. Bunu telaffuz etmek ülkeyi bölmek değil, ülkenin tarihiyle bütünleşmesine yol açacak bir yaklaşımdır" görüşünü savundu.
AK Parti'li Bostancı, her üyenin kendi görüşlerini açıklama hakkına sahip olduğunu ifade ederek, "Ama görüşlerinin tahakkümünü kuramaz. Lütfü Bey grubumuza dönerek 'yuh' kelimesini kullandı. 'Anlamına bilseydi böyle saygıdeğer bir beyefendi olarak kullanmazdı' diyerek cevap verme gereği görmüyorum" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da "CHP olarak biz aynı bayrak altında tek devlet çatısında, barış içinde yaşama arzu ve irademizi beyan ve teyit ederiz" dedi.
MHP'li Halaçoğlu ise "Tarihte Anadolu'da hiçbir zaman Kürdistan olmamıştır. Hangi haritayı getirirlerse getirsinler. Anadolu'da sadece 1847'de Kürdistan eyaleti kurulmuş sonra da ortadan kaldırılmıştır. Dolayısıyla Kürdistan, Anadolu coğrafyasında değildir; İran ve Irak sınırlarındadır. İddialarda bulunanlar kaynaklarını göstersinler. Siyaseten bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Meclis kürsüsünde herkes, Anayasa üzerine yemin etmiştir. Anayasa'da olmayan bir şeyi dile getirmek yemine sadık kalmamak demektir" diye konuştu.
Konuşmaların ardından tasarının görüşmelerine devam edildi.
Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, "Deniliyor ki 'bu mayın temizleme işi neden Türk firmalarına verilmiyor?' Bilinsin ki temizlemiş olduğu mayınlı alana 'mayından arındırılmıştır' diye sertifika verebilecek yeterliliğe sahip tek Türk firması yoktur" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda Milli Mayın Faaliyet Merkezi Kurulmasına İlişkin Kanun ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine devam ediliyor.
Yılmaz, tasarının tümü üzerinde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin Ottawa Sözleşmesine 1 Mart 2004 tarihinde taraf olduğunu hatırlattı.
Sözleşme gereği depolarda bulunan anti personel mayınlarının imha işleminin Haziran 2011 itibariyle tamamlandığını, döşeli mayınların temizlenmesine ilişkin sürenin ise Türkiye'nin talebi üzerine uzatıldığını belirten Yılmaz, "Süre uzatımını talep eden tek ülke Türkiye değildir. Birçok ülke de gerekli teknik yeterlilikleri, hazırlıkları tamamlayamamış olmasından dolayı ilave süre almıştır" dedi.
Yılmaz, "Türkiye olarak bugün itibariyle toprağa döşeli mayınlardan 28 bin 309 adedi Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından temizlenmiştir. Ülkemiz sınırları içinde toprağa döşeli 975 bin 674 mayın bulunmaktadır" diye konuştu.
Tasarı ile Milli Mayın Faaliyet Merkezi'nin kurulacağını hatırlatan Yılmaz, tasarının içeriği hakkında kamuoyuna yanlış bilgiler aktarıldığını söyledi. Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu mayınlı araziler temizlendikten sonra ne olacak? Kanunda açık maddesi var. Mayından temizlenen arazilerdeki Hazine taşınmazlarının tasarrufu Maliye Bakanlığı'na geçer. Doğru olmayan şeyi yüz sefer söyleyince doğru olmaz. Kanundaki ibareyi söylüyorum; bu alanlar yüklenicinin kullanımına bırakılamaz diye açıkça hüküm var.
Deniliyor ki 'bu mayın temizleme işi neden Türk firmalarına verilmiyor?' Partilerimiz bir değişiklik önergesi verecektir, biz de uygun görüyoruz, yerli firma olursa bu tercih edilsin diye. Ama bilinsin ki temizlemiş olduğu mayınlı alana 'mayından arındırılmıştır' diye sertifika verebilecek yeterliliğe sahip tek Türk firması yoktur. Bundan dolayıdır da ihaleye çıktık, Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesiyle ilgili, sertifika verebilecek hiçbir firma olmadığından yabancı firmaların yanında konsorsiyum halinde giren Türk firmaları oldu."
Yılmaz, Milli Mayın Faaliyet Merkezi kurulması halinde hem sertifika işlemleri hem de yetki konularında çalışmalar yapılacağını da söyledi.
Yılmaz, tasarıda, asker kişilerin kıta, karargah ve kurumlarda ya da görev sırasında veya görev yerlerinde ölümleri halinde soruşturma ve kovuşturma süresince yasal mirasçılarını temsil etmek üzere bir avukatın görevlendirilmesine ilişkin düzenlemenin olduğunu da belirtti.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, "(600 yıllık filmin 90 yıllık reklamıdır cumhuriyet) sözüne katılıyor musunuz? O Sayın milletvekili de burada cumhuriyete ve değerlerine bağlı kalacağına dair namusu, şerefi üzerine yemin etmiş bir Sayın milletvekilidir. Ve bilmelidir ki cumhuriyet kanla kuruldu, kanla yıkılır" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Milli Mayın Faaliyet Merkezi Kurulmasına İlişkin Kanun ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine devam ediliyor.
CHP İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu, tasarının geneli üzerinde grubu adına yaptığı konuşmada, alel acele bir düzenleme yapılmaya çalışıldığını ifade etti. Muhalefet olarak uyarılarını yaptıklarını ve sorumluluklarını yerine getirmeye çalıştıklarını belirten Moroğlu, mayın temizliği yapılacak arazilerin geçmişte vatandaşlardan alınarak kamulaştırıldığını, bu nedenle temizlendikten sonra da bu köylülere verilmesinin doğru olduğunu savundu.
Moroğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Bu araziler Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından temizlenmelidir. Eğer Türk Silahlı Kuvvetleri, 'Bunu ben yürütemem' diyorsa ya da yürütme Türk Silahlı Kuvvetlerine 'Sen bunu yürütme, biz başkalarıyla beraber bu işi yürütürüz' diyorsa burada da dikkatle üzerinde duracağımız bir konu şudur; mutlaka bu iş yerli firmalara verilmelidir. Şartlar yabancı firmalarla eşitse mutlaka yerli firmalar tarafından yapılması sağlanmalıdır diye düşünüyorum.
Burada, 200 bin dekarın üstündeki bir arazi tarıma uygun hale gelecek ve yıllardır tarım yapılmadığı için de, dinlenmiş toprak olduğu için de organik tarıma uygun hale gelecek. Onun için, mutlaka bu araziler tarım amaçlı kullanılmalıdır."
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay ise şahsı adına yaptığı konuşmada, Cizre'de yaşanan gerginliklere değindi.
Cizre'de ne yaşandığına ilişkin kimsenin bilgi sahibi olmadığını ileri süren ve "Cizre'de neler oluyor Sayın hükümet?" diye soran Altay, hükümetin acz içinde olduğunu ileri sürdü.
Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun şeffaflık paketi açıkladığını anımsatan Altay,"Eğer bir başbakan şeffaflıktan bahsedecekse önce bu ülkenin bir yerinde olup biteni çıkıp halka, parlamentoya anlatması lazım. Bir ilçede olup bitenlerden Sayın milletvekillerinin hiçbirinin haberi yok. Hükümetten bu konuda bir izahat istemek, beklemek bizim en doğal hakkımız" dedi.
Altay, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Hazreti Muhammed hepimizindir. 1,5 milyarın üzerindeki Müslümanlarındır. Hiç kimsenin başkalarının dini duygularını, değerlerini, Allah sevgisini, inançlara bağlılığını ölçecek bir terazi yoktur. İyi ki de yoktur. Böyle bir ölçüme de gerek yoktur. Elbette karikatür krizi ile başlayan ve adi bir terör saldırısı ile sonuçlanan durumdan dünyanın çıkaracağı dersler olduğu gibi, Türkiye'nin de çıkaracağı, Meclis'imizin çıkaracağı dersler vardı.
Hükümetlerin görevi de gerilimi körüklemek değil, minimize etmektir, sıfırlamaktır. Ancak geldiğimiz noktada Sayın Başbakan'ın yaptığı açıklamalar adeta bir kışkırtıcılık, provokasyon, tahrik unsuru olmuştur. Bir başbakan bir gazete, velev ki yanlış yayın yapmış bile olsa, böylesine hassas bir dönemde, böyle bir açıklama yapabilir mi? El insaf. O gazetede çalışanlar da şüphesiz Müslüman."
Altay, haber akışında, planlamasında, gazetenin mizanpajında velev ki hata olsa bile bir Başbakan'ın böyle konuşmaması gerektiğini ifade etti.
Bu sözüne AK Parti Samsun Milletvekili Ahmet Yeni'nin yerinden "Gazeteye bir şey diyecek misin?" şeklinde karşılık vermesi üzerine de diye sorması üzerine Altay, "Deminden beri dinlemiyor musun seni ben? Bak sakin sakin konuşuyorum. Ayıp ediyorsun" dedi.
Altay, "Elbette bir yüce dinin peygamberine karikatür yoluyla alay, hakaret ve benzeri bir yaklaşım yapılabilemez. yapılamaz, olmamalıdır. Ancak buna yönelik tepki de ele silah almak değildir. Hele hele beline silah alıp 12 kişiyi öldürerek, makul, meşru göstermek hiç değildir" diye konuştu.
İslam dinini hoşgörü dini olduğunu vurgulayan Altay, şunları kaydetti:
"IŞİD yöntemiyle Türkiye'de tepki oluşmasına neden olacak iş ve işlemleri yapmak hükümetin görevi değildir. Bu mizanpaj, baskı belli olduktan sonra güya güvenlik tedbiri adı altında polisin oradaki abartılı yığılması ve tertibatı Cumhuriyet Gazetesini açıkça hedef yapmıştır. Daha sonra yapılan bazı açıklamalarla Türkiye çok kritik bir an yaşamıştır. Allah esirgesin orada bir kişi hayatını kaybetse, oyun oynamıyoruz.
Bizim Yüce kitabımızı insanlar anladıkları dilde okusalar, zaten siz barajı bile aşamazsınız. Türkiye'de ben kutsal dinimizin, okunmadığını, anlaşılmadığını, Cenab-ı Allah'ın neyi emrettiğini, neyi men ettiğini toplumun bilmediğini, birilerinin topluma 'Allah böyle emrediyor, peygamberimiz böyle söyledi' diye yanlış, yalan, çeşitli şekillerde, Allah'ın emirlerini gerçek anlamda kavranılmadığını düşünenlerdenim."
Kimsenin dini kullanamayacağının altını çizen Altay, "Hani Ortadoğu'da bazı dinci terör örgütleri Allah adına iş yaptığını düşünüyor ya, siz de Türkiye'de AKP olarak kendinizi Allah'ın tahsildarı yerine koymaya kalkmayın. Allah'ı hangimizin çok sevdiğinin ölçüsü kimsede yok" dedi.
Başbakan Davutoğlu'nun Fransa'daki yürüyüşe katılarak teröre karşı bir eyleme destek vermesinin güzel olduğunu belirten Altay, "Aynı Başbakan Ankara'ya gelip Cumhuriyet Gazetesi'ni hedef göstermesi, kabul edilebilir, anlaşılabilir, samimi değildir" ifadesini kullandı.
"Sayın Bostancı, '600 yıllık filmin 90 yıllık reklamıdır cumhuriyet' sözüne katılıyor musunuz?" diye soran Altay, "O Sayın milletvekili de burada cumhuriyete ve değerlerine bağlı kalacağına dair namusu, şerefi üzerine yemin etmiş bir Sayın milletvekilidir. Ve bilmelidir ki cumhuriyet kanla kuruldu, kanla yıkılır" değerlendirmesinde bulundu.
AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı da sataşma gerekçesiyle söz alarak, Başbakan Davutoğlu'nun gazeteye provokasyon olarak adledilebilecek herhangi bir bayanı olmadığını belirtti.
Bostancı, "Engin kardeşimiz, 'Halkımız İslam'ı bilmiyor, bilse siz barajın altında kalırsınız' dedi. Ben kendisinin ne kadar mütevazi bir insan olduğunu biliyorum ama bu sözün nasıl farklı yere savrulabileceğini anlatmak isterim. Bu durumda, halkımızın neyi bilmediğini bilen kişi konumunda oluyor Engin Bey. Sözleri itibarıyla bu, megalomani anlamına gelir. Halkımız İslam'ı biliyor. 1400 küsur yıldır halkımız yanlışıyla doğrusuyla günahı sevabıyla yaşıyor. Cennet de var, cehennem de var, sevap da var, günah da..." diye konuştu.
Altay ise sataşma gerekçesiyle söz alarak, şunları kaydetti:
"Türkiye'de yaşayan vatandaşlar Kur'an-ı Kerim'in neyi emrettiğini, neyi men ettiğini gerçekten okuyup anlasalar, bilseler her şey farklı olur. Kuran'da şiddet, masum insanları taramak var mı? Müslümanlık namaz kılmak ve hacca gitmekten ibaret değildir. Hak yemeyeceksin, hukuku çiğnemeyeceksin, komşun açken sen tok yatmayacaksın, bırak fakir fukarayı, dili dışarıda susamış köpeğe su içireceksin yeri geldiğinde. Müslümanlık bu kadar büyük bir şey. Sadece İslam'ın beş şartını yerine getirmekle Müslüman olunmaz. Yapmazsan hesabını başka yerde vereceksin. Bu dünyada değil. Kul hakkı yiyen, gıybet eden can alan, hoşgörüsü olmayan Müslüman değildir. Ben dini böyle anlıyorum, keşke bütün milletimiz de böyle anlasa. Kul hakkı yiyenin Müslüman olmadığını bilse bütün milletimiz. Türkiye bambaşka bir yerde olur."
Bostancı yerinden söz alarak, "(Doksan yıllık cumhuriyet reklamdır) şeklindeki tweete hiçbir şekilde katılmıyorum. Bir tweetten bir makale çıkartmanın da manası yok. Sosyal medyayı bu kadar önemli bir şekilde gündelik hayata dahil etmeyi de çok anlamlı bulmuyorum" ifadesini kullandı.
Tasarı'nın tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanarak maddelerine geçildi.
**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
