2013-01-29 - 12:47
MHP TBMM GRUP TOPLANTISI...
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: "Bazı yanlış, eksik ve kusurları olsa da AKP'nin yüz akı olan eski İçişleri Bakanı Sayın Şahin'in müzakere sürecine kurban verilmesi Başbakan'ın kararlarına kimlerin yön verdiğini göstermiştir"..."Aslında kimsenin itiraf edemediği, söylemeye dilinin varmadığı gerçek; İmralı canisinin ev hapsine fiilen alındığı hususudur.''
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''AK Parti'nin yüz akı'' olarak tanımladığı eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in İmralı ile yürütülen sürece kurban verildiğini öne sürerek, ''Barış güvercinleri uçuracağını söyleyerek işbaşı yapan yeni bakan da, görünen odur ki, güvercinlere takla attırmaktan başka bir işe yaramayacak ve bölücü terörün değirmenine hevesle su taşıyacaktır'' dedi.

Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmaya, 23 Ocak'ta Irak'ın Selahattin iline bağlı Tuzhurmatu ilçesinde, Türkmenler'e yönelik 42 kişinin öldüğü intihar saldırısını lanetleyerek ve yaşamını yitirenlere rahmet, yaralılara şifa dileyerek başladı.

Türkmenler'in sistematik olarak yok edildiğini ve kıyıma uğradığını ifade eden Bahçeli, AK Parti iktidarının Irak Türkmenleri'ni kaderine terk etmemesini, her anlamda katkı ve yardım sağlamaktan geri durmamasını istedi.

2012-2013 eğitim ve öğretim yılının ilk döneminin geçen hafta tamamlandığını anımsatan Bahçeli, yeni eğitim sisteminin birçok mahsurlu yanı bulunduğunu söyledi. Bahçeli, ''Üç 4'ün toplamından hikmetler bekleyerek yola koyulan iktidar partisi kaygıları önemsememiş, beklentileri ciddiye almamış ve itirazları duymamıştır. Olumsuzluklardan dolayı milli eğitim yapısı; mutsuz öğretmen, umutsuz öğrenci, huzursuz veli arasına sıkışmış kalmıştır'' dedi.

Özellikle öğretmenlerin sorunlarının kalıcı olarak giderilmesi gerektiğini dile getiren Bahçeli, atanamayan öğretmenlerin uğradığı hak kayıplarının ve her gün artan mağduriyetlerinin insanlık onuruyla bağdaşmadığını söyledi. Devlet Bahçeli, ''Atanamayan 350 bin öğretmenimiz, seslerini duyurabilmek için ille de dağa mı çıkmalı, yoksa İmralı sertifikası mı almalıdır-'' diye sordu.

Türkiye'nin güvenliğinin tehditlerle karşı karşıya olduğunu, silahlı ve silahsız bölücülüğün cesaret kazandığını öne süren Bahçeli, ''Bunların kaynağı olan AKP, artık Türkiye'nin bekası için başlı başına tehdit haline gelmiştir'' dedi.

İmralı adasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yatan terörist başının, cazibe ve çözüm tarafı olarak kutsandığını, geçmişine göre pozitif noktada durduğunun hükümet üyelerince ileri sürüldüğünü savunan Bahçeli, şöyle konuştu:

''Kurduğu silahlı terör örgütü PKK'yı, aldığı kararlar ve verdiği emir ve talimatlarla sevk ve idare ederek, vatan topraklarımızdan bir bölümünü bölmeye ve ayırmaya çalışan cani el üstünde tutulmaktadır. Bebek katili Başbakan'ın çözüm sırdaşı mertebesine terfi etmiştir. Son gelişmeler PKK'nın hayal bile edemeyeceği stratejik mevziler elde ettiğini göstermekte, hükümet eliyle arayıp da bulamayacağı imkanlara kavuştuğunu kanıtlamaktadır. Milletimizin geçmişi unutması, bölücü örgütün hain eylemlerinin üzerine sünger çekmesi alttan alta dayatılmaktadır. Şüphesiz Başbakan Erdoğan ve hükümetinin, Türk milletinin muhatap kaldığı kanlı eylemleri yok farz etmesi, görmezden gelmesi bir şeyi değiştirmeyecek, tarihi hakikat çözüm sözleriyle kapatılamayacaktır. Zira ateş düştüğü yeri yakmıştır. Kayıplar, kıyılan canlar, sıkılan mermiler, yapılan baskınlar, katledilen körpe yavrular hala hafızalardadır, hala unutulmamıştır. Başbakan Erdoğan'ın çözüm yoldaşı, barış müttefiki İmralı canisi ne yaparsa yapsın alnındaki kandan, vicdanındaki lekeden ve kalbindeki karartıdan kurtulamayacak ve içine girilen bu devran ilanihaye sürüp gitmeyecektir.''

Bahçeli, bölücü terör örgütünün bebek ve çocukları öldürdüğü geçmişteki eylemlerinden örnekler vererek, ''Türk milleti İmralı'da yatan caniye boşuna 'bebek katili' dememiş, boş yere bu sıfatı isminin başına iliştirmemiştir'' diye konuştu.

Terör eylemlerinin kanlı bilançosunu unutmanın mümkün olmadığının altını çizen Bahçeli, ''AKP affetse bile Cenab-ı Allah ve milliyetçi-vatanseverler bu Kazıklı Voyvoda torunlarını, Drakula takipçilerini bağışlar mı-'' dedi.

Son günlerde İmralı ile görüşme sürecinde temponun giderek yükseldiğini belirten Bahçeli, şunları söyledi:

''Bölücü terör yapılanması 'süreç' diye tanımı yapılan ihanet projesini kendi istediği ölçüye sokmak için hamle üstüne hamle yapmaktadır. Bu arada AKP-PKK pazarlıklarının yoğunlaştığı ve olgunlaşmaya başladığı da gelişmelerden anlaşılmaktadır.

Başbakan Erdoğan İmralı'daki hücrenin mefruşat ihtiyaçlarını hızla karşılamakta, bir bakıma ev ortamının oluşması için elinden gelen çabayı sergilemektedir. Diyebiliriz ki terörist başının beklediği ev hapsi şartları bizzat İmralı'da kurulmakta, İmralı'da oluşturulmaktadır. Aslında kimsenin itiraf edemediği, söylemeye dilinin varmadığı gerçek, İmralı canisinin ev hapsine fiilen alındığı hususudur. Başbakan ve hükümeti buna zımnen onay vermiştir. İmralı canisi 12 metrekarelik alanda, 12 kanallı televizyonla, 12 kötü adamın lojistik desteğiyle ve hedeflerini 12'den vurmanın keyfiyle rahata kavuşmuş ve üstelik bir de çözüm mihrabı haline gelmiştir. Başbakan Erdoğan'ın İmralı canisine gösterdiği özen ve ihtimam bunlarla sınırlı kalmamıştır. Şimdi de sırayı jimnastik yapmasına daha fazla imkan tanıyan yeni bir girişim almıştır.''

Devlet Bahçeli, terör örgütü ele başının sözde Kürdistan hedefine ulaşabilmek için hazırlıklarını tüm hızıyla sürdürdüğünü, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bunları doğal ve normal karşılamasının manidar olduğunu söyledi.

Bunlardan birisinin de ana dilde savunmayla ilgili yasal düzenleme olduğunu belirten Bahçeli, ''Adalet ve Kalkınma Partisi, Türkçe'nin yanına yeni bir resmi dil koymak maksadıyla her çürümeye eyvallah demekte, her fırsata ganimet buluşçasına sarılmaktadır'' dedi. Bahçeli, yasal düzenlemenin Anayasa'nın ''Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir'' hükmüne aykırı olduğunu savunarak, ''Bu sebeple AKP, anayasanın lafzını ve ruhunu sabote etmiş ve anayasa suçundan kapkara olmuş siciline yeni bir halka eklemiştir'' diye konuştu.

Mevcut kanuna göre Türkçe bilmeyenlerin savunma yapabilmelerinin önünde herhangi bir engel olmadığını anlatan Bahçeli, hükümetin, terör örgütü ele başının talebini karşılamak için bu durumu es geçtiğini iddia etti.

Devlet Bahçeli, Bakanlar Kurulu'ndaki değişikliklere de değinerek, bölücü hezeyanların Ak Parti'nin siyasi kararlarına yön verdiğini savundu.

Bahçeli, şöyle devam etti:

''Bazı yanlış, eksik ve kusurları olsa da, AKP'nin yüz akı olan ve görevini de layıkıyla yaptığını düşündüğümüz eski İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim Şahin'in müzakere sürecine kurban verilmesi Başbakan'ın kararlarına kimlerin yön verdiğini göstermiştir. BDP sözcülerinin eski bakana saldırmasına karşılık, her fırsatta bize laf yetiştiren AKP'nin kurma kolla çalışan ve iftira mahzeninde fikirlerini mayalandıran malum sözcülerinin birden bire dut yemiş bülbüle dönüşmeleri akla ziyan bir manzarayı ortaya çıkarmıştır. Barış güvercinleri uçuracağını söyleyerek işbaşı yapan yeni bakan da, görünen odur ki, güvercinlere takla attırmaktan başka bir işe yaramayacak ve bölücü terörün değirmenine hevesle su taşıyacaktır. İmralı canisi bastırdıkça almakta, aldıkça daha da dayatmaktadır. Hükümet bir avuç bölücünün resmen oyuncağı haline gelmiş, onur ve haysiyet açısından batağa saplanmıştır. Bize yavru muhalefet diyerek küçümseyici bir üslubu kendisine alışkanlık haline getiren Başbakan'a tavsiyemiz, biraz izanı kaldıysa, gerçeklere başını çevirerek partisini kimlerin yamağı, yanaşması ve yaması haline getirdiğini görmesi ve başka yerlerde dedikodu tezgahı açacağına kendi söküğünü dikmeye yönelmesidir.''

Ana dilde savunmaya ilişkin tasarının Meclis Genel Kurulu'ndaki görüşmelerinde cesur, iradeli ve tavizsiz tutumundan dolayı milletvekillerini kutlayan Bahçeli, ''Milliyetçi Hareket Partisi'nin değerli milletvekilleri olduğu sürece ihanet amacına ulaşamayacaktır'' diye konuştu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Sayın Erdoğan, Türk milleti ırka önem verseydi, ırka göre kanaat oluştursaydı, sen 10 yıldır Türk vatanında Başbakanlık görevini nasıl yapacaktın, nasıl bu makamlara kadar çıkabilecektin-'' diye sordu.

Bahçeli, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni (TSK) hedefine alan çok boyutlu karalama kampanyasının kritik seviyeye ulaştığını söyledi.

Türk ordusunun devam eden darbe davalarının yanı sıra, her düzeydeki mensuplarının değişik ithamlara maruz kaldığını, alçakça iftiralara uğradığını ifade eden Bahçeli, bunlardan birinin de askeri casusluk suçlaması olduğunu belirtti. Bahçeli, milletin ve TSK'nın bu süreci daha fazla taşımayacağını ifade ederek, ''Türk askerine casus yaftası vurmak, çıkar amaçlı teşekkül kurma iddiasını yöneltmek ve genelkurmay başkanlarını terörist başı olarak göstermek kimsenin izah edemeyeceği kepazeliklerdir. Bize göre Türk Silahlı Kuvvetleri'nden münferiden kuşkulu bazı kişiler çıkabilecekse de genel anlamda casus ve hain çıkması düşünülemeyecektir'' dedi.

TSK mensupları hakkındaki davaların vakit geç olmadan sonuçlanması gerektiğini dile getiren Bahçeli, Türk askerinin daha çok yıpranmaması için adaletin süratli bir şekilde çalışması, suçlamaların zaman kaybedilmeden aydınlığa kavuşması gerektiğini vurguladı.

Bahçeli, şöyle konuştu:

''Ne acıdır ki Türk Silahlı Kuvvetleri adeta esir alınmış gibidir. AKP hükümetinin hınç ve garezle bugünkü tabloya meydan açtığı, geçmişle hesaplaşma adına her çirkefliği seferber ettiği esasen aşikardır. Başbakan Erdoğan'ın bu süreçten sızlanması ise timsah gözyaşlarından başka bir şey değildir.

Hazırlığı yapılan 4. yargı paketi ve diğer yasal bazı adımlarla birlikte PKK-KCK militanlarıyla tutuklu bulunan TSK mensupları arasında bir dengelemeye gidileceği, gittikçe daha belirgin hale gelmektedir. Başbakan'ın bu yönde bir niyetinin olduğu, teröristlerle terörle mücadele edenler arasında müzakere mahsuplaşması yapmak için elini ovuşturduğu geçen hafta katıldığı bir televizyon programında yaptığı açıklamalardan anlaşılmaktadır. Bizzat kendisinin, terörle mücadeleye gönderecek komutan bulmakta dahi zorluk çektiklerini gündeme getirmesi, TSK'nın ne hallere düşürüldüğünün açık ispatıdır. Darbe davalarının savcısı olduğunu söylemeye kadar işi götüren Başbakan'ın, Türk askerinin moralinin derdine düşmesi inandırıcı olmadığı gibi, yeni bir istismarın da ta kendisidir. TSK'nın savaş şartlarında dahi görülmeyecek kadar sindirilmesine mutlaka son verilmeli ve AKP hükümeti yaptıklarından pişmanlık duymalıdır. Aksi takdirde ortaya çıkabilecek vebal ve ağır sorumluluğun altından kalkabilmesi mümkün olmayacaktır.''

Bahçeli, dünyanın hiçbir ülkesinde, hiçbir demokratik rejiminde etnik kimlikler okşanarak, etnik ve dini çeşitlilikler kaşınarak, demokrasinin ve toplumsal dayanışmanın geliştiğinin görülmediğini söyledi.

Dünyanın hiçbir ülkesinde teröristlere teslim olmanın çözüm süreci, devleti ortadan kaldırmaya çalışanların hak arayan özgürlük savaşçıları olarak değerlendirilmediğini ifade eden Bahçeli, ''Millet hazinesini 36 parçaya bölmenin adı demokratikleşme, milleti sevmenin adı ırkçılık, tarihe kin ve öfkeyle yaklaşmanın adı normalleşme ve geçmişle yüzleşme olarak tarif edilmemiştir'' dedi.

AK Parti'nin millet gerçeğini anlamadığını, milli kimliği özümseyemediğini, milli kültürün sırrına eremediğini ve milli tarihin haşmetine akıl erdiremediğini öne süren Bahçeli, şunları söyledi:

''AKP'nin hedefinde Türklük ve Türk milleti gerçeği bulunmadığından kendisinden olmayanlara ırkçılık çamurunu pervasızca sıçratmaktadır. Buradan Başbakan Erdoğan'a sormak isterim ki Türklüğü ırkçılıkla örtüştürmek ve bir görmek hangi akla ve mantığa hizmettir- Türklük gibi muazzam bir değeri ırka indirgemek ve ırka tahvil etmek kimin haddinedir- Sayın Erdoğan, Türk milleti ırka önem vermiş olsaydı, ırka göre kanaat oluştursaydı, sen 10 yıldır Türk vatanında Başbakanlık görevini nasıl yapacaktın, nasıl bu makamlara kadar çıkabilecektin-

Bugüne kadar sözde Kürt meselesini her fırsatta dillendirmek ne hikmetse ırkçılık olarak görülmemiştir. Türk milletinin içinden, dil ve kültür vasıtasıyla yapay azınlık oluşturma çabalarının ırkçılığın daniskası olduğu şimdiye kadar söylenmemiştir. Ancak Türklüğe, Türk milletinin tüm kültür birikimlerine, var olan her türlü kazanımlarına hürmet ve riayet Başbakan tarafından ırkçılıkla bir görülmüş, şeytanın yolu olarak lanse edilmiştir.

Geçen haftaki grup konuşmasında partimizi hedef alarak, 'ırkçılık asabiyet, asabiyet ise şeytandandır. Irkını, kavmini, kafatasını övmek, onunla böbürlenmek, diğerlerini, diğer yaratılanları aşağılamak şeytandandır' diyen Başbakan'ın kafası karışık, bilgi ve kültür dağarcığı kurudur. Sayın Başbakan ya sen şeytanı bilmiyorsun ya da şeytan senin aklını başından çoktan almış ve yoldan çıkarmıştır da haberin olmamıştır. Cahiliye döneminin mirasıyla, kabile mantığını aşamamış bir zihniyet kalibresiyle milleti anlamaya, milleti kabullenmeye ve millet sevgisinden nasiplenmeye kesinlikle ihtimal yoktur.''

Necip Fazıl Kısakürek'in Türk tanımını ve İstiklal Marşı'nın şairi Mehmet Akif Ersoy'un ''kahraman ırkıma bir gül'', ''ırkıma yok izmihlal'' mısralarını hatırlatan Bahçeli, ''Merhum şairimiz Kısakürek de mi ırkçıdır- Vatan şairimiz Mehmet Akif Ersoy da mı ırkçı olarak görülecektir- Sayın Başbakan bunlara ne diyecek, nasıl cevap verecektir- Tabiatıyla Başbakan Erdoğan yavaş yavaş her şeyi öğrenecek, zihnindeki karanlıkları biraz azimli olursa hayatının geri kalan senelerinde kısmen berraklaştıracaktır'' diye konuştu.

Bahçeli, Türklüğün dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın, bu değer etrafında toplananların ortak yazgısı, ortak adı olduğunu belirtti.

''Bizim anlayışımıza göre Türklük ırka atıf yapmaz, ırkı önceliğine almaz, almayacaktır'' diyen Bahçeli, MHP'nin tüm vatandaşları, etnik köken, dil ve din gibi farklılıklara bakmaksızın Türk milleti tanımıyla kucakladığını söyledi.

Bahçeli, ''Biz alt kültür dairelerinin mevcudiyetine saygı göstermekle birlikte, tamamını milli kimlik içinde görmekteyiz. Başka bir ifadeyle, 'Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir' hükmünün özünde de bunlar yatmaktadır'' diye konuştu.

Milletin her ferdinin Türk milletinin eşit ve yeri dolmaz birer mensubu olduğunu vurgulayan Bahçeli, ''Bundan geriye gidiş yoktur. Başbakan ve İmralı korosu ne yaparsa yapsın, büyük Türk milleti ahdinden dönmeyecek, bin yıllık hukukundan caymayacaktır'' dedi.

Devlet Bahçeli, dün 93. yıl dönümü olan Misak-ı Milli'nin, Türk milletinin en stratejik kararlarından birisi olduğunu dile getirdi.

Misak-ı Milli'nin emanet, inmeyecek sancak, sönmeyecek varlık ateşi olduğunu ifade eden Bahçeli, 6 maddelik Misak-ı Milli'ye eklediği 6 maddeyi açıkladı.

Bahçeli'nin okuduğu yeminde, ''Milletimiz bin yıllık tarih süzgecinden geçerek bugüne gelmiş derin bir kaynaşmanın, kurulan kardeşlik bağlarının, kültür temelinde yükselen birliktelik hukukunun muhteşem bir sonucu ve alın teridir, inançla bildirmek isterim ki, bundan geriye dönüş yoktur'' ve ''Türk milletinin gidecek başka bir yurdu, devredecek toprağı, dışlayacak bir insanı, yeni baştan çizilecek sınırı yoktur, uyarmak isterim ki aksini düşünenler hüsrana uğrayacaklardır'' maddeleri de yer aldı.

Grup toplantısının ardından terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvurunu nasıl değerlendirdiğini soran gazeteciye Bahçeli, ''Müzakere kahramanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan cevap versin'' karşılığını verdi.