2009-01-06 - 15:00
Başkanvekili Meral Akşener yönetiminde toplanan TBMM Genel Kurulunda, Devlet Bakanı Mehmet Aydın, İsrail'in Gazze'ye saldırısı konusunda Genel Kurul'a bilgi vermek için söz aldı.
Başkanvekili Meral Akşener yönetiminde toplanan TBMM Genel Kurulunda,
Devlet Bakanı Mehmet Aydın, İsrail'in Gazze'ye saldırısı konusunda Genel Kurul'a bilgi vermek için söz aldı.
Aydın, sorunun artık dar anlamda ait olduğu coğrafi sınırların ötesine geçtiğini
ve küresel boyutta bir insanlık sorunu haline geldiğini bildiren Aydın, bu
durumun, sadece Ortadoğu'da değil, dünyanın her köşesinde vuku bulan pek çok
sorununu ya doğrudan doğruya ya da dolaylı sebebi, kaynağı olduğunu anlattı.
Adil ve kalıcı bir çözüm bulunamadığı, bulunabilmesi için yeterli ve
samimi gayret gösterilemediği için Filistin meselesinin on yıllardır uluslararası
politikanın ana gündem maddesi olduğuna işaret eden Aydın, ''Bu çözümsüzlük
zamanın seyri içinde artık küresel bir nitelik kazanmış, bunun sonucu olarak
çekilen acı, derinleşen kaygı ve öfkelerle büyük güçler ve uluslararası kurumlar
karşısında duyulan yabancılaşma duygusu, meydanlara, sokaklara taşar hale
gelmiştir'' dedi.
Gazze'ye yönelik saldırıların başladığı tarihten bu yana insanlık adına
elem ve öfkeye sebep veren yeni tablonun, ''dünyaya meydan okuyan yeni duruma
işaret ettiğini'' belirten Aydın, şöyle konuştu:
''İsrail'in askeri harekatı, kuşatma altında esasen günlük hayatlarını
bile güç şartlarda sürdürmeye çalışan Filistinli kardeşlerimizin durumunu daha da
tahammül edilemez hale getirmiştir. Zaten yetersiz olan ve daha önceki
saldırılarla büyük zarar gören altyapı, neredeyse tamamen tahrip olmuş, su ve
elektrik şebekeleri çökme noktasına gelmiştir. Hastaneler ve sağlık personeli
yaralılara yetişemiyor. Bombardıman neticesinde binlerce insan evsiz, yurtsuz
kalmıştır. İsrail, sadece güvenlik riski oluşturan unsurların hedef aldığını ve
sırf bunun için kendi deyimleriyle 'bir cerrahi operasyon' yapıldığını iddia
etmektedir. Bu nasıl mümkün olabilir? Gazze, dünyada nüfusun en yoğun olduğu
bölgelerden biri. 360 kilometre karelik alanda 1,5 milyondan fazla insan
yaşamaktadır. Böyle bir ortamda İsrail'in iddia ettiği gibi sivillerin hedef
alınmadığı bir harekatın mümkün olabileceğini öne sürmek, bir yanıltma ve
kandırmadan öteye geçemez.''
Gazze'de yaşanan insanlık dramının hemen durdurulmasının şart olduğunu
belirten Aydın, ''Çeşitli mazeretlerin arkasına sığınarak sorunu görmezden
gelmek, önemsizleştirmek, küçültme çabaları içine girmek, ses çıkartmamayı akıllı
siyaset veya reel politika olarak takdim etmek, yapılması düşünülen Orta Doğu
seyahatlerini bile İsrail'in askeri gücüne zaman ve fırsat tanıyacak şekilde
programlaştırmak, genelde insanlığın, özelde 1,5 milyarlık İslam dünyasının
gözünden kaçmıyor ve kaçmayacaktır'' dedi.
Duruma acilen müdahale etmesi gereken, ancak iki satırlık basın bildirisi
dahi hazırlamaktan aciz kalan uluslararası kurumların onarılması güç bir güven
kaybına doğru sürüklendiğini kaydeden Aydın, Türkiye'nin krizin başından beri
olup biteni yakından takip ettiğini, saldırıların başından itibaren tepki ve
endişelerini ortaya koyduğunu ve kalıcı ateşkes için çağrıda bulunduğunu
vurguladı.
-''BEKLE-GÖR YAKLAŞIMI, MÜMKÜN DEĞİLDİR''-
İsrail'in Gazze'ye saldırısının bölge istikrarını son derece olumsuz
etkilediğine dikkati çeken Aydın, Türkiye'nin de girişimleriyle başlatılan ve
sağlanan olumlu atmosferin ciddi yara aldığını vurguladı. Aydın, ''Yaşanan
trajedinin bölgede derin bir kutuplaşmaya yol açması ve bölge ülkeleri arasında
yeni duvarlar örmesi riski bulunmaktadır. Bölge halkları, Batı dünyasında yaşayan
Müslümanlar ve haksızlık karşısında susmayan binlerce Batılı insan, şu günlerde
büyük infial içindedir. Gazze'de yaşanan olaylar, zaten kırılgan nitelik taşıyan
bölgesel istikrarı tümüyle sarsacak sonuçlara yol açabilecektir. Kriz daha da
büyür ve büsbütün kontrolden çıkarsa, bundan İsrail dahil herkes büyük zarar
görecektir. Bu tablo karşısında Türkiye ve uluslararası camianın 'bekle gör'
yaklaşımı içinde olması, mümkün değildir, doğru, rasyonel ve ahlaki değildir''
dedi.
1 Ocak 2009 itibariyle Türkiye'nin BM Güvenlik Konseyi Geçici Üyeliği
döneminin başladığına işaret eden Aydın, bu görev çerçevesinde bölgede gelişen
olayların küresel alana sıçramasını önlemek, barış ve istikrarı sağlamak için her
zaman takip ettikleri proaktif barış diplomasisini sürdürmeye kararlı olduklarını
söyledi. Durumun vahametini dikkate alan Türkiye'nin, İsrail saldırılarının
başladığı günden beri yoğun diplomatik temaslarını sürdürdüğünü anlatan Aydın, bu
kapsamda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri
Bakanı Ali Babacan'ın temasları ve görüşmeleri hakkında bilgi verdi.
Aydın, ''Bütün bu gayretlerimiz tek bir amaca yöneliktir; Bu da İsrail
saldırlarının durdurulması ve Gazze'deki Filistinli kardeşlerimizin kıyımına son
verilmesidir. Bu amaçla, tüm olanaklarımızı seferber etmiş durumdayız. Çözüm
üretmeye çalışmaktayız ve çalışmalarımızı ilgili devletlerle ve taraflarla da
istişare halinde sürdürmekteyiz. Bu çerçeveden olmak üzere, Gazze'de ateşkesin
tesis edilmesi, İsrail'in askeri harekatına derhal son verilmesi, Gazze'den
çekilmesi, Gazze'ye uygulanan ambargonun kaldırılması ve insani yardım
geçişlerinin hiçbir engelle karşılaşılmadan yapılabilmesi için her türlü
kolaylığın sağlanmasıdır. Ondan sonraki aşamada ise tesis edilen ateşkesin
denetlenmesi için gözlemci misyonunun oluşturulması gelmektedir'' diye konuştu.
-''BM DAHA CESUR VE DAHA TUTARLI KARARLAR ALMALI''-
Çözümün temel unsurlarından birinin de Filistinliler arasında uzlaşı ve
birliğin sağlanması olduğuna inandıklarını ifade eden Aydın, ''Burada esas olan
bağımsız bir Filistin devletinin bir an önce kurulmasıdır. Başta Filistinli
kardeşlerimiz olmak üzere Filistin'e komşu olan bütün ülkeler niyetlerini,
iradelerini ve siyasi çabalarını bu hedef üzerinde yoğunlaştırmak durumundadır.
Unutulmamalıdır ki genelde Arap ülkeleri ama özelde Filistinliler arasındaki
ayrılıklar, gayrılıklar sadece Filistin ve Filistin davasına zarar vermektedir''
dedi.
BM'nin duruma etkili şekilde el koyması için Güvenlik Konseyi Geçici
Üyesi olarak Türkiye'nin BM çatısı altında da yoğun çabalarını sürdürdüğünü
anlatan Aydın, Güvenlik Konseyinin sadece olup bitenleri değil, dünya barış ve
istikrarı, geleceği dikkate alarak yaşanan trajediye son verecek şekilde, daha
cesur ve daha tutarlı kararları gecikmeden ortaya koymak zorunda olduğunu
söyledi.
Aydın, Gazze'deki sivil halka yardımcı olmak üzere olayların başladığı
günden beri bölgeye 250 ton gıda, 20 ton civarında ilaç ve tıbbi malzeme
yardımında bulunulduğunu, yaralıları tedavi için Türkiye'ye getirmek üzere bir
uçağın da Mısır'a hareket etmek üzere hazır bekletildiğini, ayrıca çok sayıda
ambulansın da bölgeye gönderildiğini ifade etti.
Türkiye'nin Filistin sorununa tarihsel, insani ve jeopolitik sorumluluğa
sahip olduğunu ve bunun gereğini her zaman yerine getirme çabası içinde
bulunduğunu kaydeden Aydın, bugün de aynı sorumluluk içinde hareket ettiklerini,
bütün dünyaya da bu doğrultuda hareket etme çağrısında bulunduklarını söyledi.
''Bu esasen bir insanlık ve vicdan borcudur'' diyen Aydın, Türkiye'nin, BM
Güvenlik Konseyi Geçici Üyesi olarak çatışmayı değil barışı, insan hakları,
demokrasinin küresel hayatta tesisi yolunda katkı sağlamayı hedef alan bir ülke
olarak çabalarını bundan sonra da kararlılıkla sürdüreceğini kaydetti.
Aydın, ''En büyük dileğimiz; yıllardır zulüm çeken, zulüm altında inleyen
Filistinli kardeşlerimizin hak ettikleri bağımsız bir Filistin devletini yakın
zamanda kurabilmesidir. Türk halkı her zaman olduğu gibi, Filistinli
kardeşlerinin yanında yer almaya devam edecektir ve Gazze'de yaşanan trajedinin
sona erdirilmesi için elinden gelen gayreti göstermeye devam edecektir'' dedi.
