2006-11-07 - 16:00
Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, eski başbakanlardan Bülent Ecevit için, Özal gibi hiç kimsenin aklına gelmeyeni aklına getirecek, hiç kimsenin görmediğini görüp milletin önüne getirecek bir 'vizyon adamı' diyemeyeceğini fakat örneğine rastlanmayacak kadar bir vicdan adamı olduğunu kaydetti.
Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, eski başbakanlardan
Bülent Ecevit için ''bir vizyon adamıydı'' diyemeyeceğini ifade ederek,
''O, Sayın Özal gibi hiç kimsenin aklına gelmeyeni aklına getirecek, hiç
kimsenin görmediğini görüp milletin önüne getirecek bir vizyon adamı değildi. Ama
kim ne derse desin, belki de başka bir örneğine rastlanmayacak kadar bir vicdan
adamıydı'' dedi.
ANAVATAN TBMM grup toplantısının başında, vefat eden eski başbakanlardan
Bülent Ecevit için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.
Daha sonra kürsüye gelen Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, Türk
milletine ve Ecevit'in yakınlarına başsağlığı diledi.
Mumcu, Türkiye'nin önemli bir devlet adamını, siyasetçisini ve evladını
kaybettiğini ifade ederek, Ecevit'in eşi Rahşan Ecevit'in siyasetteki duruşunu
yadırgayan ve eleştirenlerin olduğunu belirtti.
EŞ, YOLDAŞ, GÖNÜLDAŞ EFSANESİ
Rahşan Ecevit'in, eşinin en zor zamanlarında yanında kale gibi durduğunu ve
demokrasi mücadelesine destek olduğunu belirten Mumcu, şöyle konuştu:
''1970'lerin Karaoğlan'ı, Başbakan Bülent Ecevit, darbeyle siyasetten
yasaklandığından sonra yeniden siyasi mücadelesi için yola çıkarken, kendisine
CHP'de var olan hazır imkanlar ısrarla teklif ediliyor olmasına rağmen, onlara
arkasını dönüp, dimdik tek başına yürürken, yanında sadece Rahşan Hanım vardı.
Bu, dolayısıyla bir eş, yoldaş, gönüldaş efsanesidir. Bunun kıymetini bilmek
lazımdır. Hem merhum Ecevit'in hem de Rahşan Ecevit'in önünde saygıyla
eğiliyorum. Bu mücadelenin her anında olabilmek çok önemli bir meziyettir. Uzun
yıllar bütün yokluklara rağmen verilmiş bu mücadelenin yol arkadaşı olarak
kendisine saygı duymak; demokrasi adına, siyasette erdem adına hepimizin boynunun
borcudur. Ben bu saygıyı ifade ediyorum.''
''HALKIN SİYASETÇİSİ''
Bülent Ecevit'in, ''halkın siyasetçisi'' olduğunu anlatan Mumcu, şöyle devam
etti:
''Ben geçmişte kendisini eleştirdim. Konu müstakil olarak şu ya da bu
politikası olsaydı, bugün de eleştirecek şeyler ifade edebilirdim. Ama artık
Ecevit, hesap defteri kapanmış ve bundan sonra yaptıklarının, duruşunun,
varlığının, varoluşunun toplamı üzerinden değerlendirilecek bir adamdır. Öyleyse
bu muhasebeyi, bu milletinin bir ferdi ve milletvekili olarak, kendisiyle beraber
mesai yürütmüş bir siyasetçi olarak yapmak aynı zamanda benim de üzerime
vazifedir. Ne hissediyorsam paylaşmak istiyorum.
Sayın Ecevit için 'bir vizyon adamıydı' diyemem. O, Sayın Özal gibi hiç
kimsenin aklına gelmeyeni aklına getirecek, hiç kimsenin görmediğini görüp
milletin önüne getirecek bir vizyon adamı değildi. Ama kim ne derse desin, belki
de başka bir örneğine rastlanmayacak kadar bir vicdan adamıydı. Siyasette, vicdan
adamı olmanın belki de vizyon adamı olmaktan çok daha değerli olduğunu, başka
iktidar sahiplerinin iktidarda ve siyasetteki duruşlarına ve bu duruşlarının
içine düştüğü ahlak bataklığına, daha doğrusu ahlaksızlık bataklığına
baktığımızda ne kadar değerli olduğunu anlıyoruz. Ecevit, halkının siyasetçisi,
halkının başbakanıydı. Ecevit, kendilerini iktidara getirmek için anlaştığı bir
takım çevrelerin adamı değildi. Her zaman ulusunun, ülkesinin çıkarları yanında
yer aldı. Tercihlerini bana göre, akıldan çok hisleriyle yapmıştır. Şair
kişiliği, siyasetçi kimliğinde yaşamıştır. Belki de vicdan adamı olması bu
yüzdendir.''
ÇANAK YALAYICILAR
İktidara gelmeyi, makam ve mevki sahibi olmayı; milletinin rızasını ve
güvenini kazanmanın dışında, başka mekanizmalarda arayan siyasetçilerin, tarihte
yeni olmadığını ifade eden Mumcu, şunları kaydetti:
''Ülkemizde sadrazamların sefaretlerden tayin edildiği, ve sadrazam
adaylarının, sefaret kapılarında çanak yaladığı örnekler az değildir. Dün adına
sadrazamlık denilen görev yani Başbakanlık için, bugün de milli merkezler, milli
odaklar, yani milli irade dışındaki alanlarda kendisine fırsat arayanlar az
değildir. 150 yıl önce sefaret kapılarında sadrazamlık için çanak yalayanların
bugün de nesilleri, örnekleri yaşamaktadır. Bu örnekler karşısında, siyaseti
halkı için yapan siyasetçi örnekleri, önünde saygıyla eğilecek örneklerdir,
kıymeti bilinecek örneklerdir. Ölümünün ardından candan rahmet dilenecek
örneklerdir. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.''
Mumcu, Ecevit'in cenaze töreninde provokasyonlar yaşanabileceğine işaret
ederek, vatandaşları sağduyulu ve ağırbaşlı olmaya davet etti. Mumcu, ''Merhum
Ecevit'i, şahsiyetine yakışır bir şekilde uğurlayalım'' dedi.
GÜNEYDOĞU'DAKİ SEL FELAKETİ?
Partisinin grup toplantısında konuşan Mumcu, geçen hafta yurtta yaşanan sel
felaketine değinerek, vatandaşın sel felaketine karşı kendi imkanıyla direndiğini
söyledi.
Mumcu, Başbakan Erdoğan'ın bu konuda ya yanlış bilgilendirildiğini, ya da
''Sel felaketi abartılıyor'' diyerek dilinin sürçtüğünü vurgulayarak, ''Ateş
düştüğü yeri yakıyor. Uzaktan davulun sesi hoş gelir'' dedi.
Güneydoğu'da sel felaketinin yaşandığı yerlerdeki izlenimlerini anlatan
Mumcu, bölgede insanların ayaklarını basacak yer bulamadığını, vatandaşların
kırık kovalarla kamyonlar dolusu atıkla boğuştuğunu kaydetti.
Başbakan Erdoğan'ın sözüne tepki gösteren vatandaşları sükunete
çağırdıklarını ve devlete güvenmelerini telkin ettiğini dile getiren Erkan Mumcu,
''Ey Hükümet, Bakanlar Kurulu toplantıları, raporlar, gitmeler gelmeler...
Bırakın bu işleri, aradan 7 gün geçti ortada bir şey yok'' diye konuştu.
ENFLASYON RAKAMLARI
TÜİK'in açıkladığı son 4 yıllık enflasyon rakamlarına da değinen Mumcu, bu
dönemde otoban geçiş ücretinin yüzde 196, tütünün yüzde 114, zeytinyağının yüzde
84, okul servis ücretinin yüzde 80, özel okul ücretinin yüzde 73, mazotun yüzde
65, kuru fasulyenin yüzde 53, yumurtanın yüzde 51, doğalgazın da yüzde 50'nin
üzerinde arttığını kaydetti.
Hükümetin 4 yıllık olarak açıkladığı yüzde 27'lik enflasyon rakamının, en az
3-4 kat arttığını belirten Mumcu, enflasyonun fırınlı ocaklarda, çamaşır
makinesinde ve kontakt lenste gerilediğini söyledi.
Mumcu, televizyon fiyatlarının yüzde 44 gerilediğine dikkati çekerek, ''Oh
keyfimiz keyif. Eğer sofrada yiyecek bir şey bulursanız, televizyon, müzik seti
süper. Ucuz ucuz eğlence'' dedi.
DOĞALGAZ ZAMMI
BOTAŞ'ın doğalgaza yaptığı zamma da değinen ANAVATAN lideri Mumcu, daha önce
Başbakan'ın ''Hortumları kestik, o yüzden enerji fiyatlarına zam yapmıyoruz''
dediğini hatırlattı. ''Hani hortumları kestiydiniz de, zam yapmıyordunuz?'' diye
soran Mumcu, şunları kaydetti:
''Demek ki, böyle olmuyor. Demek ki gerçek konuşulmuyor. Ne diyor Sayın
Başbakan: 'Hortumları kestik, onun için zam yapmıyoruz' Ne hortumu kestiniz. Siz
boru hattı döşediniz. Sizden öncekiler hortumluyor idiyse siz, bırakın hortumu
doğrudan doğruya boru hattını döşediniz. Kime? Bir ucu Putin'e, bir ucu
yandaşlarınıza, adamlarınıza, kendi cebinize... Bunun bedelini millete
ödetiyorsunuz. İstediğiniz kadar inkar edin, hakikat gün gibi ortada. Doğalgaz'da
yetkiyi Gazprom'a verdiniz. Gazprom kime verdi doğalgazı? Yandaşlarınıza vermedi
mi? Sizi besleyenlere vermedi mi? Size besleme muamelesi yapanlara vermedi mi?''
YİMPAŞ OLAYI
Başbakan Erdoğan'ın medya patronlarından belge istediğini, YİMPAŞ olayıyla
kendilerinin yıpratıldığını söylediğini hatırlatarak, belgeyi medya patronlarından
değil, memurlarından, devlet teşkilatından istemesi gerektiğini belirtti.
ANAVATAN Lideri Mumcu, SPK Başkanı Doğan Cansızlar'ın İslami holdinglerle
ilgili belgeyi kamuoyuna sunduğunu belirterek, Cansızlar'ın, Aralık 2003 yılında
Başbakanlığa bir yasa taslağı önerisi gönderdiğini ifade ettiğini kaydetti.
Cansızlar'ın ayrıca YİMPAŞ Holding Yönetim Kurulu Başkanı Dursun Uyar ile
ilgili 17 suç duyurusunda bulunduklarını açıkladığını, bu suç duyurularının
6'sının Şartla Salıverilme Yasası kapsamına girdiğini, bazılarının zaman aşımına
uğradığını açıkladığını söyledi.
Mumcu, ''Adına İslami şirket denen YİMPAŞ gibi 82 şirketin birçoğunun
bugünkü Hükümet ile yandaşlık ve yoldaşlık ettiğini'' ileri sürerek, SPK'nın
önerdiği yasa taslağıyla ilgili Hükümetin 3 yıldır kılını kıpırdatmadığını
kaydetti.
Hükümetin batık bankalarla ilgili çıkartılan yasaya göre nitelikli
dolandırıcılarla mücadele etmesi gerektiğini belirten Erkan Mumcu, ''Hükümet,
onbinlerce insanın nitelikli bir biçimde dolandırılmasına seyirci kalıyor'' dedi.
Kurulan araştırma firmalarının sermayesinin YİMPAŞ'tan karşılandığını ifade
eden ANAVATAN Genel Başkanı Mumcu sözlerini şöyle tamamladı:
''Kime hizmet ediyor? Bakın yaptıkları işe kime hizmet ettiğini görürsünüz.
Bu şirketler, 'sanayi tesisleri kuracağız, istihdam yaratacağız' diye kuruldu.
Televizyonculuk kar eden bir iş mi? Gidip Kanal 7'ye dünyanın parasını niye
yatırdınız? Kanal 7 televizyonunun içinde yerleşik olduğu binayı kimin
taassubuyla YİMPAŞ Holding'e satın aldırdınız? Kim girdi araya? O bina gerçekte
ne kadar eder, ne kadar para verildi? Sonra o hisseler ne oldu? Soruyorum
Başbakan'a bir cevap versin. Kendisi bu işlerde var mı yok mu? Belgeyi
soruyorsanız, minareyi çalan kılıfını hazırlıyor. İşte belge ortada. Emeği
çalınmış on binlerce insan. Daha neyin belgesini istiyorsunuz. Kandırılan mı
sahtekardır, kandıran mı? Adam 'Kandırıldım' diye feryat ediyor, Başbakan
'Getirin şu sahtekarı' diyor. Ben de diyorum ki vatandaşa 'sahtekar' diyen
sahtekardır. Başbakan beni dava ediyor. Hırsızın hiç mi günahı yok... SPK,
nitelikli dolandırıcılıkla ilgili yasa gönderdiğinde, bunu sumen altı eden bu
hükümetin, bu suça ortak olduğunu söylersek, yanlış mı konuşmuş oluruz? Açık
seçik söylüyorum, bunu da dava
