2012-02-16 - 14:40
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde kurulan 'Terör ve Şiddet Olayları Kapsamından Yaşam Hakkı İhlallerinin İncelenmesi Alt Komisyonu' nda 1994 yılında kaybolan Kenan Bilgin ve Namık Erdoğan'ın aileleri dinlendi.
Alt komisyon, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün'ün başkanlığında toplandı.
Komisyon ilk olarak 1994 yılında Terörle Mücadele tarafından gözaltına alınan, işkence gördüğü iddia edilen ve sonrasında kendisinden haber alınamayan Kenan Bilgin'in kardeşi İrfan Bilgin'i dinledi. İrfan Bilgin şunları söyledi: "Kenan 20 gün gözaltında tutuldu. Bu süre içinde ağır şekilde işkenceye maruz kaldığı kendisiyle birlikte gözaltına alınan kişiler tarafından söylendi. Ayrıca bu kişiler tanık olarak da ifade verdiler. Gözaltına alındıktan sonra Kenen Bilgin savcı önüne dahi çıkarılmamış ve kendisinden o tarihten sonra bir daha haber alınamamıştır. Tüm kurumlara müracaat etmemize rağmen cevap gelmedi ve sonunda dosya kapandı. Bunun üzerine AİHM'ne başvurduk. Tanıkların ifadelerine rağmen olayın üstü kapatıldı. Biz eskiden 'sağ aldınız, sağ istiyoruz' diyorduk. Ancak artık hiç umudumuz kalmadı. Hiç olmazsa mezarının olmasını istiyoruz."
Bilgin'in konuşmasının ardından söz alan AK Parti Ordu Milletvekili İhsan Şener, Kenan Bilgin'i belli bir tim tarafından sorgulandığına ve gözaltına alınmasına rağmen Emniyette kaydının olmamasına dikkat çekti.
AK Parti Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat ise Kenan Bilgin'in işkence gördüğüne dair ifade veren tanıkların da Komisyonda dinlenmeleri önerisinde bulundu.
CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, Kenan Bilgin cinayetinin belgeli bir cinayet olduğunu, soruşturmayı yürüten savcının baskıya uğradığını ve görevden alındığını, savcının da dinlenmesi gerektiğini ifade etti. Aygün kayıp olaylarının zaman aşımına uğradığını, böyle bir cinayette zaman aşımının olmaması gerektiğini belirtti. Aygün "ceset bulunmadığı sürece bu ailelerin acısı devam edecektir" dedi.
Bilgin kardeşinin kaybolmasının ardından o dönemin Bakanlarıyla da görüştüklerini ancak sonuç alamadıklarını ifade etti. Bilgin, Mehmet Ağar ve Tansu Çiller'in de ifadelerinin alınması gerektiğini; o dönem yaşananların bireysel olmadığını; devletin, yok etme politikası olduğunu sözlerine ekledi.
Dönemin Bakanlarının da dinlenmesi gerektiğini ifade eden AK Parti Adıyaman Milletvekili Muhammed Murtaza Yetiş şöyle konuştu:" Son dönemde senin yargın, benim yargım deniyor. Yargı, ya da bürokrasi kimseye ait değil. Faili meçhullerin araştırılması kadar; çıkacak sonuçlarla, sistemin daha demokratik, daha şeffaf olması da önemlidir. 20 yıl önceki hadiselerin de peşine düşülüp bu süreci başlatarak toplumda umut oluşturulabilir. Türkiye daha şeffaf hale gelecektir."
Komisyon, 1994 yılında öldürülen dönemin Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı Namık Erdoğan'ın ailesini de dinledi.
Namık Erdoğan'ın kardeşi Naif Erdoğan şöyle konuştu: "Faili meçhuller sistematik olarak aynı şekillerde işlenmekteydi. Bu şekilde bakıldığında tek elden çıktığı belli oluyor. Abimin öldürülmesinden bir gün önce tanımadığımız biri tarafından telefonla arandık ve kendisini öldüreceklerini söylediler. Devlet içindeki bir bürokrat infaz ediliyor. Bunu hala kabullenemedik."
Erdoğan, balistik inceleme raporunun 16 yıl sonra çıktığını vurguladığı konuşmasında şunları söyledi: "12 Mayıs 1994 tarihinde Kırıkkale Savcılığının otopsi raporuna göre; yakın mesafeden 2 el ateş edildiği ve beyinde 7 adet metalik parça olduğu yazılıydı. 12 Aralık 2010 tarihli balistik raporunda ise metalik parçaların üzerindeki izlerin kaybolduğu yazıyor. Delillerin kaybı söz konusu, zira rapor, 16 yıl sonra çıkıyor. Yani birileri, 'bırakın bunları korozyona uğrasın' demiş. Sonra da zaten, 'ek kovuşturmaya gerek yok' diyerek dosya kapatıldı ama Ayhan Çarkın'ın ifadelerinden sonra tekrar açıldı."
Namık Erdoğan'ın kızı Begüm Erdoğan da Mehmet Ağar ve Tansu Çiller hakkında suç duyurusunda bulunduklarını belirterek, ''Bizim davamıza bakan Savcı Hakan Yüksel, geçen günlerde davadan el çektirildi. Kendisi konuyla çok ilgili, bizimle de irtibatlıydı. 50 klasör, yeni bir savcıya devredildi. Bu çok manidar'' diye konuştu.
Namık Erdoğan'ın diğer kardeşi Necdet Erdoğan da ''Öyle bir dönemden geçtik ki beyaz Toros marka arabaya binen geri dönmedi'' ifadesini kullandı.
AK Parti Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat ise ''Kürtler şansız gerçekten. Bir zamanlar Ergenekon'un yaptığını şimdi PKK, KCK yapıyor. KCK, Kürt çocuklarını öldürüyor, onların onurlarıyla oynuyor'' dedi.
BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder'in araya girerek, ''Acılı bir aile ile böyle konuşamazsınız'' şeklinde tepki göstermesi üzerine Eronat, ''Ben de acılı bir anneyim. Onlarla birbirimizi anlıyoruz. Güneydoğu'da insanlar artık konuşamıyor, pandomim sanatçısı gibi oldular. Kaşlarıyla, gözleriyle konuşuyorlar. Başka bir partiden olduklarını bile söylemiyorlar'' diye konuştu.
BDP Hakkari Milletvekili Adil Kurt ise söz alarak, Eronat'a hitaben, ''Her söz aldığınızda rencide ediyorsunuz'' dedi. Eronat ise ''Neden rencide oluyorsunuz? Ben size bir şey söylemedim. PKK ve KCK'ya söyledim. Siz PKK'lı mı, BDP'li misiniz?'' diye sordu. Kurt da ''Sizi böyle bir soru sormaktan men ederim. Kendinizi bilin'' şeklinde tepki gösterdi.
Eronat'ın, ''Gelin hepsini araştıralım, yüreğiniz yeterse'' sözlerine Kurt, ''Siz bizimle yürek yarıştıramazsınız'' diye yanıt verdi.
MHP Ankara Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun, Erdoğan'ın ailesine: ''Balistik için başvuruda bulundunuz mu? Neden bu kadar geç kaldı? Kardeşinizin cenazesi bulunmuş. Oysa ki devlet tarafından işlendiği iddia edilen cinayetlerde cenazelere ulaşılamıyor. Uyuşturucu mafyasına karşı mücadele ettiğini söylemiştiniz. Mafya işi olmasın'' sözlerine, BDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder tepki gösterdi.
Yumruğuyla masaya vuran Önder, Halaçoğlu'na hitaben, ''Sen dedektif misin? Bu bir kamu davası. Bunların görevi mi balistik için başvurmak? Aileye, 'siz gereğini yapmadınız' diyemezsiniz. Burada aile adeta ölümden sorumlu tutuluyor. Mağdur olanı, ihmalkar yapıyorsunuz.'' diye bağırdı.
Naif Erdoğan ise olayın bireysel olmadığını, o dönemde temasta bulundukları bazı milletvekillerinin de doğruladığını öne sürdü.
Ayhan Sefer Üstün, tartışmanın devam etmesi üzerine toplantıya ara verdi.
Aranın ardından söz alan Üstün, konuların yumuşak bir üslupla tartışılması gerektiğini belirterek, ''Biz aslında bu komisyonun bir faili meçhulleri araştırma komisyonuna çevrilmesini istemiyoruz. İnsan hakkı ihlalleri üzerinde çalışmak istiyoruz. Burada at iziyle it izinin birbirine karıştığı durumlar var. Bunların birbirinden ayrılıp, faili meçhullerin çözülmesi gerekiyor. Tüm grupların anlaşmasıyla faili meçhullerle ilgili bir Araştırma Komisyonu kurulabilir.'' diye konuştu. (14:40)
Komisyon ilk olarak 1994 yılında Terörle Mücadele tarafından gözaltına alınan, işkence gördüğü iddia edilen ve sonrasında kendisinden haber alınamayan Kenan Bilgin'in kardeşi İrfan Bilgin'i dinledi. İrfan Bilgin şunları söyledi: "Kenan 20 gün gözaltında tutuldu. Bu süre içinde ağır şekilde işkenceye maruz kaldığı kendisiyle birlikte gözaltına alınan kişiler tarafından söylendi. Ayrıca bu kişiler tanık olarak da ifade verdiler. Gözaltına alındıktan sonra Kenen Bilgin savcı önüne dahi çıkarılmamış ve kendisinden o tarihten sonra bir daha haber alınamamıştır. Tüm kurumlara müracaat etmemize rağmen cevap gelmedi ve sonunda dosya kapandı. Bunun üzerine AİHM'ne başvurduk. Tanıkların ifadelerine rağmen olayın üstü kapatıldı. Biz eskiden 'sağ aldınız, sağ istiyoruz' diyorduk. Ancak artık hiç umudumuz kalmadı. Hiç olmazsa mezarının olmasını istiyoruz."
Bilgin'in konuşmasının ardından söz alan AK Parti Ordu Milletvekili İhsan Şener, Kenan Bilgin'i belli bir tim tarafından sorgulandığına ve gözaltına alınmasına rağmen Emniyette kaydının olmamasına dikkat çekti.
AK Parti Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat ise Kenan Bilgin'in işkence gördüğüne dair ifade veren tanıkların da Komisyonda dinlenmeleri önerisinde bulundu.
CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, Kenan Bilgin cinayetinin belgeli bir cinayet olduğunu, soruşturmayı yürüten savcının baskıya uğradığını ve görevden alındığını, savcının da dinlenmesi gerektiğini ifade etti. Aygün kayıp olaylarının zaman aşımına uğradığını, böyle bir cinayette zaman aşımının olmaması gerektiğini belirtti. Aygün "ceset bulunmadığı sürece bu ailelerin acısı devam edecektir" dedi.
Bilgin kardeşinin kaybolmasının ardından o dönemin Bakanlarıyla da görüştüklerini ancak sonuç alamadıklarını ifade etti. Bilgin, Mehmet Ağar ve Tansu Çiller'in de ifadelerinin alınması gerektiğini; o dönem yaşananların bireysel olmadığını; devletin, yok etme politikası olduğunu sözlerine ekledi.
Dönemin Bakanlarının da dinlenmesi gerektiğini ifade eden AK Parti Adıyaman Milletvekili Muhammed Murtaza Yetiş şöyle konuştu:" Son dönemde senin yargın, benim yargım deniyor. Yargı, ya da bürokrasi kimseye ait değil. Faili meçhullerin araştırılması kadar; çıkacak sonuçlarla, sistemin daha demokratik, daha şeffaf olması da önemlidir. 20 yıl önceki hadiselerin de peşine düşülüp bu süreci başlatarak toplumda umut oluşturulabilir. Türkiye daha şeffaf hale gelecektir."
Komisyon, 1994 yılında öldürülen dönemin Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı Namık Erdoğan'ın ailesini de dinledi.
Namık Erdoğan'ın kardeşi Naif Erdoğan şöyle konuştu: "Faili meçhuller sistematik olarak aynı şekillerde işlenmekteydi. Bu şekilde bakıldığında tek elden çıktığı belli oluyor. Abimin öldürülmesinden bir gün önce tanımadığımız biri tarafından telefonla arandık ve kendisini öldüreceklerini söylediler. Devlet içindeki bir bürokrat infaz ediliyor. Bunu hala kabullenemedik."
Erdoğan, balistik inceleme raporunun 16 yıl sonra çıktığını vurguladığı konuşmasında şunları söyledi: "12 Mayıs 1994 tarihinde Kırıkkale Savcılığının otopsi raporuna göre; yakın mesafeden 2 el ateş edildiği ve beyinde 7 adet metalik parça olduğu yazılıydı. 12 Aralık 2010 tarihli balistik raporunda ise metalik parçaların üzerindeki izlerin kaybolduğu yazıyor. Delillerin kaybı söz konusu, zira rapor, 16 yıl sonra çıkıyor. Yani birileri, 'bırakın bunları korozyona uğrasın' demiş. Sonra da zaten, 'ek kovuşturmaya gerek yok' diyerek dosya kapatıldı ama Ayhan Çarkın'ın ifadelerinden sonra tekrar açıldı."
Namık Erdoğan'ın kızı Begüm Erdoğan da Mehmet Ağar ve Tansu Çiller hakkında suç duyurusunda bulunduklarını belirterek, ''Bizim davamıza bakan Savcı Hakan Yüksel, geçen günlerde davadan el çektirildi. Kendisi konuyla çok ilgili, bizimle de irtibatlıydı. 50 klasör, yeni bir savcıya devredildi. Bu çok manidar'' diye konuştu.
Namık Erdoğan'ın diğer kardeşi Necdet Erdoğan da ''Öyle bir dönemden geçtik ki beyaz Toros marka arabaya binen geri dönmedi'' ifadesini kullandı.
AK Parti Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat ise ''Kürtler şansız gerçekten. Bir zamanlar Ergenekon'un yaptığını şimdi PKK, KCK yapıyor. KCK, Kürt çocuklarını öldürüyor, onların onurlarıyla oynuyor'' dedi.
BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder'in araya girerek, ''Acılı bir aile ile böyle konuşamazsınız'' şeklinde tepki göstermesi üzerine Eronat, ''Ben de acılı bir anneyim. Onlarla birbirimizi anlıyoruz. Güneydoğu'da insanlar artık konuşamıyor, pandomim sanatçısı gibi oldular. Kaşlarıyla, gözleriyle konuşuyorlar. Başka bir partiden olduklarını bile söylemiyorlar'' diye konuştu.
BDP Hakkari Milletvekili Adil Kurt ise söz alarak, Eronat'a hitaben, ''Her söz aldığınızda rencide ediyorsunuz'' dedi. Eronat ise ''Neden rencide oluyorsunuz? Ben size bir şey söylemedim. PKK ve KCK'ya söyledim. Siz PKK'lı mı, BDP'li misiniz?'' diye sordu. Kurt da ''Sizi böyle bir soru sormaktan men ederim. Kendinizi bilin'' şeklinde tepki gösterdi.
Eronat'ın, ''Gelin hepsini araştıralım, yüreğiniz yeterse'' sözlerine Kurt, ''Siz bizimle yürek yarıştıramazsınız'' diye yanıt verdi.
MHP Ankara Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun, Erdoğan'ın ailesine: ''Balistik için başvuruda bulundunuz mu? Neden bu kadar geç kaldı? Kardeşinizin cenazesi bulunmuş. Oysa ki devlet tarafından işlendiği iddia edilen cinayetlerde cenazelere ulaşılamıyor. Uyuşturucu mafyasına karşı mücadele ettiğini söylemiştiniz. Mafya işi olmasın'' sözlerine, BDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder tepki gösterdi.
Yumruğuyla masaya vuran Önder, Halaçoğlu'na hitaben, ''Sen dedektif misin? Bu bir kamu davası. Bunların görevi mi balistik için başvurmak? Aileye, 'siz gereğini yapmadınız' diyemezsiniz. Burada aile adeta ölümden sorumlu tutuluyor. Mağdur olanı, ihmalkar yapıyorsunuz.'' diye bağırdı.
Naif Erdoğan ise olayın bireysel olmadığını, o dönemde temasta bulundukları bazı milletvekillerinin de doğruladığını öne sürdü.
Ayhan Sefer Üstün, tartışmanın devam etmesi üzerine toplantıya ara verdi.
Aranın ardından söz alan Üstün, konuların yumuşak bir üslupla tartışılması gerektiğini belirterek, ''Biz aslında bu komisyonun bir faili meçhulleri araştırma komisyonuna çevrilmesini istemiyoruz. İnsan hakkı ihlalleri üzerinde çalışmak istiyoruz. Burada at iziyle it izinin birbirine karıştığı durumlar var. Bunların birbirinden ayrılıp, faili meçhullerin çözülmesi gerekiyor. Tüm grupların anlaşmasıyla faili meçhullerle ilgili bir Araştırma Komisyonu kurulabilir.'' diye konuştu. (14:40)
