2009-07-13 - 14:02
Toptan, 23. Dönem 3. Yasamı Yılını değerlendirdiği basın toplantısında, gazetecilerin çeşitli konulara ilişkin sorularını yanıtladı.
TBMM Başkanı Toptan, 23. Dönem 3. Yasamı Yılını değerlendirdiği basın toplantısında,
gazetecilerin çeşitli konulara ilişkin sorularını yanıtladı. Toptan, ''Dün
İstanbul'da Topkapı Sarayı'ndaki konserde meydana gelen tatsız olayları nasıl
değerlendiriyorsunuz?'' sorusuna, ''Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu olsaydı,
zannediyorum hepimizin duygularına tercüman olacak en büyük tepkiyi o
gösterirdi'' karşılığını verdi.
İstanbul'un 2010 Avrupa Kültür Başkenti olduğunu hatırlatan Toptan,
konuya ilişkin olarak şunları söyledi:
''Bu davranış, bırakınız bir hanımefendiyi, bırakınız dünyaca ünlü bir
Türk sanatçıyı, bırakınız oradaki 2 bin izleyiciyi, bırakınız İstanbulluları,
hepimizi ciddi şekilde yaralamıştır. Yapılan açıklamalar, en azından üst
düzeydeki açıklamalar; bana göre, duyduğumuz üzüntüyü kısmen azaltmaktadır.
Gençlerimizden özellikle rica ediyorum; Birbirimizi sevmeyi, birbirimize
hoşgörülü ve iyi davranmayı, birbirimizi anlamayı, beğenmesek de karşı fikirlere
saygı göstermeyi, beceremezsek, bunu yapamazsak, o zaman iddia ettiğimiz gibi,
kendimize vizyon olarak koyduğumuz, çağın en büyük ülkesi nasıl olabiliriz? Biz,
bize yakışanı yapmalıyız. Bizim kültürümüzde bu davranış kesinlikle yoktur. Bu
davranış kesinlikle tasvip görmez.''
Basın toplantısında, ''Türk Silahlı Kuvvetlerinin yönetim kademesinin,
bugünün modern orduları gibi devlet sistematiği içindeki normalleşmiş yerini alma
isteği takdire şayandır'' sözlerini hatırlatan Toptan, ''Askerlerin sivil
mahkemelerde yargılanmasına ilişkin yasaya askerler karşı çıktı. Sizce bu
normalleşme ile çelişen bir durum mudur? sorusuna şu yanıtı verdi:
''Değil. Komuta kademesinde yapılan açıklamalar; benim konuşmamdaki ana
temayı ifade etmekte ve karşılamaktadır. Orada Sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığı
açıklamada ifadesini bulan bir takım tereddütler vardır. O nedenle, olayı sadece
o çerçevede değerlendirmek lazım.''
DOKUNULABİLİR OLAN ÇAYCILAR VE ODACILAR
Bir gazetecinin TBMM Başkanlığına yeniden aday olup olmayacağı sorusuna
ise Toptan, adaylıkla ilgili görüşlerini ifade ettiğini anımsatarak, görevini
geçen 2 yıl içinde Anayasa ve TBMM İçtüzüğünün emrettiği şekilde gerçekleştirmeye
çalıştığını kaydetti.
Toptan, ''Ben çalışmalarımda tarafsızım, Anayasa ve İçtüzüğün emrettiği
şekilde...Ama sonuçta ben, TBMM'de bir partinin mensubuyum, milletvekiliyim. O
nedenle, bu tür önemli kararları, parti yönetimi ve lideriyle görüşüp sonuca
bağlamak ve parti kararını beklemek durumundayım. Benim siyaset anlayışım onu
gerektirir'' diye konuştu.
Askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasına imkan veren yasayla ilgili
bir gazetecinin ''Meclis Başkanı'nın yargılanması konusunda bir düzenleme yok, bu
konuda bir düzenleme yapılmasını istiyor musunuz?'' sorusuna karşılık Toptan,
şunları söyledi:
''Süreci beklemek lazım. Kamuoyu tartışıyor. Ama genelde Türkiye'nin bir
dokunulmazlıklar sorunu var. Türkiye'nin bunu çözmesi lazım. Sık sık ifade
ettiğim; Türkiye'de dokunulabilir olan sadece devlette çalışan çaycılar ve
odacılardır. Belki bazı kurumlarda onların da dokunulmazlığı var. O nedenle
dünyanın hiçbir yerinde olmayan böyle bir dokunulmazlık kavramının tamamının
masaya yatırılması, bu çerçevede milletvekili dokunulmazlığı, sivil ve asker
bürokrasi dahil, üniversite sistemi dahil, herkesin dokunulmazlığının masaya
yatırılması ve ona göre bir sonuca varıp değerlendirilmesi lazım. Bunlar içinde
belli grupları çekip alırsak, orada yanlış yere gideriz ve yanlış
değerlendirmeler yaparız ve sağlıklı sonuç da çıkaramayız. Benim baştan beri
söylediğim budur, bugün de aynı kanaatteyim.''
TBMM Başkanı Köksal Toptan, 2 yıllık görev süresinde güzel şeyler
yaptıklarına inandığını belirterek, ''Zaman zaman, 'Keşke şunu yapmasaydım
ya da şunu da yapsaydım' dediğim de olmuştur'' dedi.
Toptan, 23. Dönem 3. yasama yılını değerlendirdiği basın toplantısında,
gazetecilerin çeşitli konulara ilişkin sorularını yanıtladı. Toptan, bir
gazetecinin ''DTP'li bazı milletvekilleriyle ilgili ifade krizi yaşandı. Sizin
talimat mahkemesine gönderdiğiniz yazı sonucu bu kriz, Eylül ayına kadar
ötelendi. Bu sürede herhangi bir girişiminiz ya da yasal düzenleme yapılması söz
konusu olacak mı?'' sorusuna karşılık Toptan, şöyle konuştu:
Aslında süreç bizi ilgilendirmiyor. İlgili mahkemeler, Ankara'daki
mahkeme, talimat mahkemesi sıfatıyla bu arkadaşların savunmalarının alınması için
talimat yazıyor. Bu mahkemeler ilgili arkadaşların bilinen adreslerine tebligat
yapıyor. Bu arkadaşlar gitmiyor. Onun üzerine, Ceza Usulü Yasasına dayanarak
mahkeme, bu arkadaşların polis zoruyla getirilmelerine karar veriyor. Fakat bu
kararın gereği yerine getirilmiyor. Mahkeme bu kez bize yazı yazdı. Biz Adalet
Bakanlığı ile de konuşarak biraz zaman kazanmak suretiyle, soruna temelde çözüm
bulabilir miyiz diye uğraş verdik. Doğrusu o konuda şimdiye kadar mesafe
aldığımızı söyleyemeyiz. O nedenle bundan sonra yapılacak olan, hukuki sürecin
işlemesine fırsat vermek ve bizim görevimiz olmayan bir konuya daha fazla müdahil
olmamamızdır. Bu arkadaşlarımız belki mahkemeye gidecek ve beraat edecektir. Şunu
iyi ayırt etmek lazımdır. Yanlış değerlendirmeler yapılıyor. Burada 6 dosya var
tartışılan. Aynı suçlamalara ve iddialarla ilgili aslında Meclise gelen çok
sayıda dokunulmazlığın kaldırılmasına ilişkin tezkere var. Bu arkadaşlarla ilgili
de çok sayıda var. Fakat bu iddia edilen suçlar, milletvekili seçildikten sonra
işlendiği iddia edildiği için dokunulmazlık kapsamında kaldığı için bir şey
yapılmıyor, dokunulmazlığı kaldırılıncaya kadar da işlem yapılması söz konusu
değil.''
Tartışma konusu olan 6 dosyada iddia edilen suçların, milletvekili
seçilmeden önce işlenen suçlar olduğuna işaret eden Toptan, ''Bu suçlarla ilgili
de milletvekilinin dokunulmazlığının olup olmayacağı tartışılıyor. Biz o konuda,
bize yapılan başvuru üzerine, Adalet Bakanlığından görüş istedik. Fakat bu arada,
bu dosyalardan biriyle ilgili Yargıtay bir karar vererek, 'milletvekili olmadan
evvel işlendiği iddia edilen suçlar, dokunulmazlık kapsamında olmaz.' dedi. Böyle
bir Yargıtay kararı çıktığı için işlemler devam ediyor. Umarım herhangi bir hoş
olmayan görüntüye neden olmayacak şekilde sorunun çözülmesidir'' diye konuştu.
KENDİMİ SORGULAMIŞIMDIR, ELEŞTİRMİŞİMDİR''-
Toptan, ''İki yıldır bu görevdesiniz. Dönüp baktığınızda en zorlandığınız
ve en mutlu olduğunuz anılarınız var mı?'' sorusuna, gülerek ''Var tabii...''
karşılığını verdi. Meclis başkanlığı görevinin bir siyasetçiye nasip olabilecek
önemli, büyük ve çok güzel bir görev olduğunu kaydeden Toptan, ancak bu görevin
getirdiği sorumluluklarla birlikte zorluklarının da bulunduğunu söyledi. Toptan,
''Güzel şeyler yaptığımıza inanıyorum. Ama zaman zaman, 'Keşke şunu yapmasaydım
ya da şunu da yapsaydım' dediğim de olmuştur. Sormayın ama. Kendi kendime zaman
zaman sorgulamışımdır, eleştirmişimdir. Onları da tekrarlamamaya çalışmışımdır''
dedi.
Bir gazetecinin ''Vermek istediğiniz bir mesaj var mı?'' sorusuna,
gülerek ''Sakın sigara içmeyin'' karşılığını veren Toptan, sözlerini şöyle
sürdürdü:
''Milletvekilleri, bütün dünyada halkın hep gözünün önünde olan bir işi
yapıyorlar, siyaset yapıyorlar. Çoğu zaman haksız yere, zaman zaman ağır şekilde
eleştiriliyorlar. Yer yer hakaretlere maruz kalıyorlar. Ama bütün bunlara rağmen
milletvekillerinin kendilerini savunabilecek 1-2 enstrüman dışında mekanizmaları
da yok. Ama sakin olmak, eleştiriyi hoşgörüyle karşılamak lazım. Eleştiren
kişinin de bir sorununun olduğunu varsaymak lazım. Milletvekillerinin
birbirleriyle olan ilişkilerinde, yarın bir gün birbirinin yüzüne bakamayacak söz
ve davranışlardan kaçınmak lazım. Bunca sene siyaset yapan bir ağabey olarak
özellikle genç milletvekillerimize bunun altını çizerek ifade etmek isterim. Söz
ve davranışlarda çok şey söylenebilir, her şey söylenebilir. Ama yarın bir gün
birbirimizin yüzüne bakamayacak şeyler söylememeliyiz.''
MİLLETVEKİLİ ÖZLÜK HAKLARI-
Toptan, toplantının ardından basın mensuplarıyla sohbet etti. Bir
gazetecinin, ''Meclis kapanmadan, son gece milletvekili özlük haklarıyla ilgili
önergeden haberiniz var mıydı?'' sorusuna, ''Ondan da yoktu'' karşılığını
verdi.
Aynı konuda TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda bir düzenleme bulunduğunu
hatırlatan Toptan, ''Onun olgunlaştırılması lazım'' dedi.
Milletvekillerinin Başbakanlık Müsteşarına göre maaş aldıklarını
hatırlatan Toptan, ''Devlette en yüksek maaş bu gözüküyor. Oysa Başbakanlık
Müsteşarı, biliyoruz ki -bu dönemle ilgili değil, belki bu dönem hiç yoktur, onu
bilemem- ama her dönemde başka yan gelirlere sahiptir. Yönetim kurulu üyelikleri
vardır, bunun dışında arabası, lojmanı ve başka imkanı vardır. Onların hiçbiri
milletvekili maaşı hesaplamasında dikkate alınmıyor. Bordro maaşı alınıyor. O
nedenle milletvekili maaşları bu skalada çok gerilere düşüyor. Bağımsız
kurullarda görev yapan arkadaşların maaşları çok yüksek'' diye konuştu.
Toptan, ''TBMM Başkanlığı için kulislerde bazı isimler konuşuluyor. Salih
Kapusuz ve başka kişilerin de adı geçiyor'' denilmesi üzerine, bütün
milletvekillerinin aday olabileceğini, bu konuda Meclis İçtüzüğü ya da yasalarda
bir engel bulunmadığını söyledi."
