2007-03-10 - 14:25
TBMM BAŞKANI ARINÇ: "SİYASET, BİR ÜLKENİN VE BİR MİLLETİN REFAHI, MUTLULUĞU VE HUZURU İÇİN ÇALIŞMAK, GEREKTİĞİNDE KENDİNDEN VAZGEÇEBİLMEKTİR"
Bilim Sanat Felsefe Akademisi Siyaset Okulu'nun açılışında konuşan Arınç, bugüne kadar iki ayrı siyasetçi tipi gördüğünü belirterek, bu tipleri "Milletin arasında millet için siyaset yapanlar, Kaf Dağı'nın eteğinde kendisi için siyaset yapanlar" diye tarif etti.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç, "Benim siyaset tarifim şudur: Bir ülkenin ve milletin refahı, mutluluğu ve huzuru için çalışmak, gerektiğinde kendinden vazgeçebilmektir" dedi.

Bilim Sanat Felsefe Akademisi Siyaset Okulu'nun açılışında konuşan Arınç, bugüne kadar iki ayrı siyasetçi tipi gördüğünü belirterek, bu tipleri "Milletin arasında millet için siyaset yapanlar, Kaf Dağı'nın eteğinde kendisi için siyaset yapanlar" diye tarif etti.

Siyasetin yoğun günler yaşadığı ve seçimlere yaklaşıldığı günlerde, bir siyaset okulunun açılmasını anlamlı bulduğunu ifade eden TBMM Başkanı Arınç, sözlerine şöyle devam etti:

"Bizim zamanımızda bu tür fırsatlar yoktu. Biz siyaseti meydanlarda, sokaklarda ve köylerde öğrendik. O dönemler siyaset, biraz da usta-çırak ilişkisiydi. Sayın Demirel, Sayın Erbakan, Sayın Ecevit, Sayın Türkeş o dönemlerin en çok tanınan usta siyasetçilerdi ve bugünün bir çok politikacısı onların yanında yetişti. Orası doğal bir okuldu. Ustalar da, çıraklar da bu doğal ortamda siyaset yapardı. Öğrendiklerimiz bugün ülkeyi yönetirken bize yardımcı oluyor. O dönemde yapılan hataları tekrar etmeden, güzellikleri ise hayata geçirerek doğrunun peşinde koşuyoruz."

Siyaset okulunda ilk olarak siyaseti tarif etmek gerektiğini, Türk Dil Kurumu Sözlüğü'nde siyasetin "Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış" olarak tanımlandığını vurgulayan Arınç, "Siyaset kavramı Yunanca'daki politika kelimesiyle özdeştir. Bunun batı dillerindeki karşılığı, vatandaşlık hakkına ilişkin şeyler, devleti, devlet yapısını, siyasal rejimi, cumhuriyeti, egemenlik hakkını ilgilendiren her şeydir" diye konuştu.

Arınç, Osmanlı literatüründe ise "siyaset hükümet, ülke idaresi, halkın işlerinin düzenlenmesi için hikmeti hükümet icraatlarıdır" dendiğini, aslında tarih boyunca düşünürler tarafından siyaset üzerine çok sayıda tanım ve açıklama yapıldığını bildirerek şöyle dedi:

"Benim siyaset tarifim şudur: Bir ülkenin ve bir milletin refahı, mutluluğu ve huzuru için çalışmak, gerektiğinde kendinden vazgeçebilmektir. Şunu söylemeliyim; siyaset, yapılırken öğrenilen bir şeydir. İnsanı eğitir. Doğruları, hataları ve yanlışları öğretir. Bir çok ünlü isim vardır ki, siyasete girdiğinde hayatları değişmiş, dünyaya bakışı farklılaşmıştır. Bir çok ünlü ve kudretli isim de vardır ki, siyasete girdikten sonra yok olup gitmiştir. Siyaset onun mevcudiyetini millet için, ülke için anlamlı bulmamış ve gündemden silmiştir.
Bugüne kadar iki ayrı siyasetçi tipi gördüm. Milletin arasında millet için siyaset yapanlar, Kaf Dağı'nın eteğinde kendisi için siyaset yapanlar.
Tüm siyasetçilerin aslında ilk sorması gereken soru şudur: "Benim hedefim nedir?"
Bu sorunun cevabını verdikten sonra da hedef kitlesini belirlemesi gerekir. Eğer hedefi millette hizmet ise ve hedef kitlesi de milletin kendisi ise, bütün faaliyetlerini, konuşmalarını, hamlelerini, gideceği yolu ona göre belirlemesi gerekir. Bir de bundan farklı hedefler belirleyenler var.
Bu zamana kadar açıkça ilan etmese de oldukça ilginç hedefler seçenlere denk geldim. Mesela hedefini "şöhret olmak" olarak seçen siyasetçiler vardır. Onların hedef kitlesi medyadır. Magazini, sansasyonu ve krizi severler. Bazı siyasetçilerin hedefi, rakiplerini yıpratmaktır. Yüzlerce soru önergesi verirler, rakipleri hakkında sürekli aleyhte konuşur, belge bilgi toplarlar. Varlıkları rakiplerinin yok olması üzerine kurulmuştur.
Bazı siyasetçiler, bir üst makama gelmek için çalışırlar. Partilerinde, gruplarında yada ülke yönetiminde söz sahibi olmak, makam sahibi olmak için bütün güçlerini harcarlar. Onlar genel başkanlarına dalkavukluk yapar, güç odaklarıyla iyi geçinir, riskli işlerden kaçar ve hep güçlünün yanında olurlar.
Bazıları da, kişisel menfaatler için siyaset yapar ki en vahimi budur.
Bu tiplere her dönemde rastlarsınız. Çok şükür ki, bu dönemde sayıları çok azaldı. Bunlardan farklı siyasetçi tipleri de vardır kuşkusuz. Bunlar benim aklıma ilk gelenlerdir.
Ancak sizi temin ederim ki hedefini millete hizmet olarak seçmeyenler hep yok olup gitmişlerdir. Hepsi saman alevi gibi kısa sürede parlamış sonra da sönmüşlerdir. Bugün o tipleri kimse hatırlamaz, kimse arkasından bir hayır duası etmez, adı bir caddeye, bir okula verilmez. Milletin gönlünde yeri yoktur, hafızasında da yeri olmaz.
Ama milletine hizmet etmeyi kendilerine hedef seçenlerin her zaman milletin gönlünde yeri olmuştur. Bakınız buna en güzel örnek rahmetli Adnan Menderes'tir. Menderes'i bir darbeyle hapse attıktan sonra aylarca hakkında kötü yayınlar yaptılar. O kadar büyük karalama kampanyası yürüttüler ki, sonunda idamına bile karar verdiler. Bugün bir bakın. O idam edilen Başbakan'ın, bakanların hepsinin hala milletin gönlünde müstesna bir yeri vardır. Adları çocuklara verilmiştir, okullara, caddelere, hava alanlarına verilmiştir. Peki o insanları asan kudretli isimleri hatırlayan var mı? Dönemlerinin en güçlü isimlerini bugün kim biliyor, kim hatırlıyor? Milletin hafızasında yeri var mı, arkasından rahmet okuyanı var mı? Yok. İşte siyaset gerçekle yalanı, doğru ile yanlışı böyle ayıklıyor. Birini tarihten siliyor, diğerini silinmez bir şekilde hafızalara, gönüllere nakşediyor.
Bu kural bugüne kadar hiç değişmeden işlemiştir. Bundan sonra da işleyecektir. Kimsenin bundan şüphesi olmasın."

"Siyaset bilimine ahlakı dahil etmeliyiz. Bunu başarmak, eğer verilseydi siyaset nobelini almaya değer kıymettedir" diyen Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

Siyaset ahlaktan kopuk bir şekilde yapıldığı sürece halka hizmeti öncelemez. Siyaset yapmak için bugün yalan konuşmak, dalkavukluk yapmak, kumpaslar kurmak gerekir diye bir kuraldan bahsedilir. Bu tamamen yalandır. Böyle bir kural yoktur. Böyle olmasını isteyen ve dürüst olamayan insanların uydurmasıdır bunlar."

TBMM Başkanı Arınç, dört yıldır TBMM'nin, yani siyasetin merkez üssünün itibarını, saygınlığını arttırmak için uğraştıklarını, bu konuda onlarca proje fikir geliştirdiklerini ve bugün emeklerinin karşılığını almaya başladıklarını söyledi.

Bağımsız anketlerde güvenilir kurumlar arasında Meclisin bugün en saygın ve itibarlı kurumlar arasında ilk iki arasında yer aldığını ifade eden Arınç, sözlerine şöyle devam etti:

"Bu bizim için bir gurur vesilesidir. Bu sonuç milletimizi temsil eden Meclisimizin hak ettiği yerin tescilidir.
Şunu açıkça söyleyebilirim ki, TBMM'nin saygınlık çıtası çok yükseklere çıkarılmıştır. Bunu milletvekillerimiz, siyasi partilerimiz ve Meclis çalışanlarımız başarmıştır.
Bundan sonra gelecek TBMM Başkanı'nın, milletvekillerinin bu çıtayı daha da yükseğe çıkarması, en azından aşağı indirmemesi gerekir. Bu, milletimizin bir emanetidir. Yakında genel seçimlerde milletvekili olacak, siyasetçi olacak herkesin bunu iyi bilmesi gerekir."

TBMM Başkanı Arınç, milletin köhnemiş siyaset anlayışını 3 Kasım 2002 yılında sandığa gömdüğüne işaret ederek, şunları söyledi:

"3 Kasım 2002 tarihi bir devrin kapandığının halk tarafından ilanıdır. Bugün yeni bir anlayış vardır. Yepyeni algılama, yepyeni bir siyaset dili vardır artık. Herkesin buna göre kendini ayarlaması gerekir. Yeni siyaset yapmak isteyenlerin artık siyaset literatürünün de, siyaset yapma şekillerinin de değiştiğini iyi öğrenmesi gerekir.
Eski usullerle siyaset yapanların bugün hala o yöntemlerle evlerinden siyaseti etkilemeye çalıştığını görüyoruz. Buna ne itibar eden var, ne de ciddiye alan. Onlar tarihteki yerlerini aldı. Onlar geçtiğimiz yüzyılın siyasetçileridir.
Biz yeni bir yüzyıldayız. Yeni yüzyılın kendi özel dinamikleri vardır. Türkiye kendini bu dinamiklere göre ayarlıyor. Kabuk değiştiriyoruz, elbise değiştiriyoruz. Buna ayak uyduramayanlar tek tek dökülüyor. Kurumlar, sistemler, kişiler, siyasetçiler tek tek gidiyor artık.
Ankara'da yeniliğe, değişime direnen kurumlar hala varlığını sürdürüyor. Ancak son beş yılda baş döndürücü bir şekilde devam eden değişim, saltanat süren kurumları da değiştirecektir. Bunu millet istiyor. Kurumların saltanatı en kısa sürede, yine milletin iradesiyle son bulacaktır. İnşallah bunu hepimiz göreceğiz."

"Milletin gündemi farklıdır. Milletin aş, iş ve huzurdan başka gündemi yoktur inanın" diyen Arınç, konuşmasının son bölümünde şunları kaydetti:

"Milletimizin ne "rejim krizi var" diye ortalığı bulandırmaya çalışanlarla ilgisi vardır, ne de "devlet elden gidiyor" diyenlere inandığı vardır. Millet ülkesine hizmet edenleri takip ediyor sadece. Yakında yapılacak genel seçimlerde bir kez daha göreceğiz ki milletimiz ülkesine hizmet edeni seçecektir. Bu genel seçimlerde kimin oyu düşmüşse bilsin ki milletine, ülkesine iyi hizmet etmemiştir. Kimin oyu yükselmişse onlar da bilsin ki millet onlardan hizmet bekliyor. Bu siyasetin gerçek ve vazgeçilmez temel kuralıdır. İleride siyaset yapmak isteyenlerin bu ilkeyi iyi öğrenmesi gerekir."