2012-12-11 - 11:08
2013 YILI BÜTÇESİ, TBMM GENEL KURULU'NDA...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mehmet Sağlam başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, Cumhurbaşkanlığı, TBMM Başkanlığı, Sayıştay, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Başbakanlık, MİT ve MGK Genel Sekreterliği'nin 2013 yılı bütçeleri görüşüldü. Görüşmelerin ardından Cumhurbaşkanlığı, TBMM, Sayıştay, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Başbakanlık, MİT Müsteşarlığı ve MGK Genel Sekreterliği'nin bütçeleri kabul edildi. Daha sonra ise RTÜK, Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi, Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu'nun 2013 yılı bütçeleri kabul edildi. TBMM Başkanvekili Mehmet Sağlam, saat 11.00'de toplanmak üzere birleşimi kapattı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mehmet Sağlam başkanlığında toplandı.

Bugünkü ilk turda; Cumhurbaşkanlığı, TBMM Başkanlığı, Sayıştay, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Başbakanlık, MİT ve MGK Genel Sekreterliği bütçeleri ele alınıyor.

Bütçeler üzerinde ilk sözü, MHP Grubu adına Gaziantep Milletvekili Semih Yalçın aldı.

MHP Gaziantep Milletvekili Semih Yalçın, Türkiye için sorunun rejimde değil, rejimini yönetenlerin mantalitesi, bakış açısı ve uygulamadaki eksikliklerin belirlenmesinde olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanlığı bütçesi üzerinde konuşan MHP'li Yalçın, AK Parti'nin başkanlık sistemini gündemde tutmasının dikkat çekici olduğunu belirterek, başkanlık sisteminin derde deva gibi gösterilmeye çalışılmasında iyi niyet aramadıklarını ifade etti.

''Başbakan'ın başkanlık hayalleri bir AKP'li vekil tarafından kitaplaştırılmış ve kamuoyuna sunulmuştur. Kitapta iktidar partisinin hayata geçirmeye çalıştığı başkanlık sisteminin hükümdarlığa benzediği itiraf edilmektedir'' diyen Yalçın, başkanlık sisteminin Türkiye'ye çare olacağına yönelik değerlendirmelerine katılmadıklarını kaydetti.

Yalçın, ''Anayasada Türk adını ve milli egemenlik vurgusunu kaldırmaya çalışan, millet kavramının içini boşaltan bir zihniyetin, Türk milletinin dokusuna ve Türk kültürüne uygun başkanlık sistemi oluşturacağına inanmamız asla mümkün değildir. Türkiye için sorun rejimde değil, rejimini yönetenlerin mantalitesi, bakış açısı ve uygulamadaki eksikliklerin belirlenmesindedir'' dedi.

Halkın bütün kesimlerinin hukukunu eşit şekilde koruyan, adil ve özgürlükçü rejimin kurulmasının esas olması gereğine işaret eden Yalçın, modern demokrasiye en yakın sistemin, çok partili parlamenter sistem ve çoğulcu demokrasi olduğunu vurguladı.

Yalçın, ''Başkanlık sistemini çare olarak göstermek akla uyun değil. Türkiye'de mevcut sistemi değiştirmeye değil, iyileştirmeye yoğunlaşmalı. Türkiye'de başkanlık sistemini getirmenin şartları henüz olgunlaşmamıştır'' diye konuştu.

MHP Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz, Meclis bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, ''Burada görev yapan herkes, görevinin mesuliyetini ve ettiği yeminin, niçin burada olduğunun şuurunda olmalı. Hiç kimse ve hiçbir parti, kuruluş hukukun üstünde değildir, kimse bunun dışında talepte bulunamaz. Bunun dışında davranmayı, dayatmayı yöntem olarak benimsemiş hiç kimsenin de milletvekili dokunulmazlığı gibi ayrıcalığa sahip olması düşünülemez. Bu yüce çatı millet düşmanlarının, bebek katillerinin, kanun kaçaklarının altında korunduğu mekan değildir. Bu hususa herkesin, özellikle Meclis'i yönetenlerin dikkat etmesi gerekir'' dedi.

Anayasaya uygun olmayan tasarı ve tekliflerin Meclis'te yasalaştığını ileri süren Korkmaz, buna karşı kılını kıpırdatmayan Meclis yönetimi ile TBMM'nin Hükümet'in noteri gibi çalıştırıldığını söyledi. Korkmaz, ''AKP iktidarının muhalefeti ezme planlarına, demokrasi kültürü adına hangi Meclis Başkanı direnmiştir- Ombudsmanlık seçiminde dahi Meclis itibarının ayaklar altına alınmasına seyirci kalınmıştır'' diye konuştu.

Korkmaz, iktidarın 10 yıldır hesap vermekten kaçtığını, harcamaların denetlenmediğini savunarak, Sayıştay'ın sıradanlaştırıldığını, denetimde kural koyucu olmaktan çıkarıp tavsiye merci haline dönüştürüldüğünü söyledi. Korkmaz, Sayıştay'ın geçen yılki bütçesinin 142 milyon lira, denetlemesi gereken bütçe büyüklüğünün KİT'ler hariç 920 milyar lira olduğunu belirterek, ''Denetlemesi gereken kurum sayısı 6 bin 700 ama 2012'de sadece 132 kurum denetledi. Ama Meclis'e gönderilen rapor sayısı sıfır. Devletin zarara uğradığını denetleyecek olan Sayıştay, bizzat devleti zarara uğratan kurum haline gelmiştir. Sayıştay yönetimi suç işlemiştir. Cumhuriyet savcıları bunun üzerine gitmeli. AKP, gerçekten AK Parti ise Sayıştay'ın yaptığı bu fiilin üzerine gitmeli, aksi taktirde yarın bu hesap Yüce Divan'da görülecektir'' görüşünü ifade etti.

MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, iktidarın 10 yılda yargının sorunlarına çözüm bulmak yerine, yeni sorunlar eklediğini ifade ederek, yargının sorunlarının içinden çıkılmaz noktaya geldiğini dile getirdi.

''Yargıdan önce AKP şikayetçiydi, yargıyı hedef haline getirdi. Hakkı, hukuku gözeterek çözüm bulmak yerine kanı kanla yıkayarak sonuca ulaşmak istedi'' diyen Bal, geçmişte zaman zaman siyasi kararlar veren yargının şimdi ''katmerli siyasi karar verdiğini'' savundu.

İktidarın yargıyı yandaş olmayanları bastırmada silah olarak kullandığını ileri süren Bal, ''Yargının güvenilmez oluğu artık katmerli şekilde ortaya çıkmıştır. Şimdi yargıya sizden başka güvenen yok. Çünkü siz yargıyı siyasallaştırdınız, silah olarak kullanmaya başladınız. Yandaş sermaye, yandaş basın, yandan bürokrasi yarattınız, yandaş olmayanları korkuttunuz. 10 yılda yargı yargıyla korkutulmuştur. 28 Şubat'ta nasıl Sacit Adalı korkudan brifing almaya gitmişse, bugün korkusundan kendi telefonlarını dinlemeye karar veren hakimler ortaya çıkmıştır. Yargıyı siyasallaştırmakla kalmadınız, şiddetle eleştirdiğiniz 1930'lardaki tek parti devletinden daha sert, daha acımasız parti devletine dönüştürdünüz'' diye konuştu.

MHP Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman, MİT bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, ifadeye çağrılan MİT mensuplarının korunması için yasal değişikliğe gidildiğini savunarak, şöyle konuştu:

''Oslo'da PKK ile yürütülen pazarlıkları önce inkar eden sonra kabullenmek durumunda kalan Başbakan, MİT'i bölünmenin vasıtası ve tetik çeken eli olarak kullanmıştır. Gerçekleri ortadan çıkmasını önlemek için demokrasi dışı tavırlara girmektedir. Bu adım yasal bir ilkelliktir. Kabile zihniyetinin ürünüdür. Yavuz hırsız, ev sahibini bastırmıştır. Açlık grevleri MİT-Öcalan görüşmeleriyle mi sona erdirilmiştir- Hükümet MİT eliyle örgüt içinde Öcalan'ın liderlik konumunu muhafazaya mı çalışıyor- MİT'in, Başbakan'ın özel hizmetlerini görmesinin önüne geçilmeli. Başbakan, kendisine haber taşıyan, kendi iç siyasetinin malzemelerini toplayan teşkilat hayal ediyorsa, kendi parti bütçesiyle yola çıkmalı. Milletin emanet parasıyla kişisel hırsların tatmini, her iki cihanda da cezası büyük olan utanç vesilesidir. Oslo batağı bir kenarda dururken, istihbarat birimlerini bütçesi bu kadar artarken, istihbaratın kuvvetlenmesi gerekemez miydi- Yoksa istihbarat Başbakan'ın rakipleri, gazetecileri dinlemek için mi kullanılıyor- Cumhuriyet tarihini örtülü ödenek rekorunu bu Hükümet kırmıştır. Bu paralar nereye gitmektedir; Oslo görüşmelerine mi gitmiştir, yoksa birilerine mi verilmiştir-''

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, cumhurun başkanı, devletin başı olamadığını iddia etti.

TBMM Genel Kurulu'nda 2013 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı'nın birinci tur görüşmeleri sürüyor.

CHP grubu adına söz alan Atilla Kart, Cumhurbaşkanı'nın tarafsız davranmadığını, ''onay merci olarak görev yaptığını'' öne sürdü.

Cumhurbaşkanı'nın, 5 yılın sonunda, 674 Kanunu onadığını, sadece 6 Kanunu veto ettiğini belirten Kart, ''Evrensel hukuk, toplum hassasiyetleri, çoğulcu yapılanma anlamında hiçbir demokratik ölçüyü değerlendirme sorumluluğu içine girmemiştir. Bir taraftan iktidar grubuna mesaj verme gayreti içinde olmuş, bir taraftan da Başbakan'ın tepkisini çekmemek için azami dikkat içinde olmuştur'' diye konuştu.

Cumhurbaşkanı'nın, kişisel konumunu ve beklentilerini, Türkiye Cumhuriyeti'nin çıkarlarının üstünde tuttuğunu savunan Kart, rektör seçimlerinde keyfilik yaşandığını ileri sürdü.

Cumhurbaşkanı'nın bazı açıklamalarını anımsatıp eleştirilerde bulunan Kart, ''Cumhurbaşkanı, cumhurun başkanı, devletin başı olamamıştır. Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışması sorumluluğunu yerine getirememiş, partili bir Cumhurbaşkanı olmaktan öteye gidememiştir'' dedi.

Kart, TBMM'nin iç işlerine ve yazışmalarına Meclis dışından müdahale edildiğini savundu.

CHP Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu, Sayıştay raporlarının TBMM'ye gelmemesini ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın dün Genel Kurul'da yaptığı konuşmada bu konuya değinmemesini eleştirdi.

CHP Eskişehir Milletvekili Süheyl Batum, ''Anayasa Mahkemesi'ni iktisadi bir kuruluş, yaptığını da iktisadi bir faaliyet olarak algılamışsınız'' ifadesini kulandı.

Bireysel başvurulardan 150 TL harç, başvuru kabul edilmezse 2 bin TL de ceza alındığını anımsatan Batum, ''AİHM'ye başvurular parasız yapılıyor. Başvurusu kabul edilmez bulunursa herhangi bir ceza uygulanmıyor'' diye konuştu.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın makam arabasına ayda 7 bin 600 Avro kira parası verildiğini, bunun ayda 20 bin TL, yılda 220 bin TL ettiğini belirten Batum, ''Bu nasıl bir Anayasa Mahkemesi- Nasıl bir ticari işletme-'' sorularını yöneltti.

CHP Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz, yargı için 12 Eylül referandumunun dönüm noktası olduğunu söyledi. Türkiye'de ''tek parti diktatörlüğünün yaşandığını'' savunan Yılmaz, ''Yargının bağımsız olmadığı bu ülkede korku imparatorluğu yaratılmıştır. Bu dönemin elbet bir gün hesabı sorulacaktır. Bağımsız yargı size de lazım olacaktır'' dedi.

CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, ''Devri iktidarınızda ne hukuk, ne adalet, ne dürüstlük kaldı'' ifadesini kullandı.

Başbakan'ın kaprisi nedeniyle Suriye ile savaş haline gelindiğini öne süren Genç, Başbakan Erdoğan ile ilgili bazı iddiaları dile getirdi.

AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, Genç'in konuşması üzerine söz alarak, ''Bütçeyi görüşüyoruz. 9 dakikada bu bütçeyle alakalı ne söyledin- Her kürsüye çıktığında ağız dolusu iftiralarla milleti kandıracağını mı zannediyorsun- Ayıp, yazık, Allah'tan kork, insanlardan utan. Tayyip Erdoğan dün de cesurdu bugün de cesur'' diye konuştu.

Kamer Genç de yeniden söz alarak, ''Benim konuşmalarımı halk iyi anlıyor. Cumhurbaşkanı, Başbakan şu sokaklarda yürüyelim. Erdoğan 5 bin polisle korunuyor. Bu ülkede insanlar ekmek bulamazlar zırhlı araçlarla dolanıyorlar. Kimden korkuyorlar-'' diye sordu.

AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Nevzat Pakdil, Türkiye'de her kesimin yasası bulunduğunu ancak milletvekillerinin mali ve sosyal haklarına ilişkin yasal düzenleme olmadığını belirterek, ''Bu düzenleme, bu dönem içinde yapılmalı'' dedi.

Pakdil, TBMM Başkanlığı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, Türkiye'de halkın yaptığı sivil anayasa olmadığını belirterek, Meclis'in, ''yeni ve sivil bir anayasa''yı bütün partilerin mutabakatıyla milletin onayına sunması gerektiğini kaydetti

TBMM İçtüzüğü'nün, yasama organının çalışmalarını ciddi olarak aksattığını, Meclis'in verimini azalttığını anlatan Pakdil, yeni bir İçtüzük konusunda tüm partilerin anlaşmasının zor olmadığını vurguladı. İçtüzük değişikliğinin olmazsa olmaz bir ihtiyaç olduğunu savunan Pakdil, tüm partilere ve milletvekillerine bu konuda görev düştüğünü söyledi.

Tüm kesimlerin yasası olmasına karşılık milletvekillerinin mali ve sosyal haklarıyla ilgili düzenleme olmadığını ifade eden Pakdil, ''Kanunu olmayan bir statüde, seçilmiş bir organın üyeleri olarak çalışıyoruz. Bu konuda bütün gruplar üzerine düşeni yapmalı. Bu düzenleme bu dönem içinde yapılmalı'' dedi.

AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Kabakcı, Meclis'in 2011 ve 2012 bütçelerinin önemli bölümünün fiziki mekanların iyileştirilmesi, bilgi işlem ve teknik altyapısına harcandığını ifade ederek, yeni binanın 2013 yılının ilk aylarında hizmete açılmasının planlandığını, boşaltılan taburda binaların bakım, onarım ve tadilatının bitme noktasına geldiğini, kampüsün engellilerin ulaşımına imkan verecek hale getirildiğini söyledi.

AK Parti İstanbul Milletvekili Bilal Macit, Cumhurbaşkanlığı bütçesi üzerinde görüşlerini ifade ederken, Çankaya Köşkü'nün 2007 yılından önce ''yıpranmış, gri bir bina'' olarak akla geldiğini söyledi.

Geçmişte Çankaya Köşkü'nün, Ankara'nın en yüksek yerlerinden birine konumlandırılmış, demir parmaklıkların arkasında, ağaçların ardına gizlenmiş ve halktan uzak bir imajı olduğunu belirten Macit, ''Çankaya Köşkü için kullanılan görüntü de demir kapılar arasından içeriye giren kırmızı plakalı arabalardan ibaretti. Siyaseten de toplumsal değişime ayak uyduran değil, adeta değişimin olmaması için mücadele eden statükocu bir görünümü vardı. Bu değişime en güzel örnek, üniversitelerin öğrencilerine ücretsiz dizüstü bilgisayar dağıttığı, internet kafelerde bile hızlı internetin olduğu yıllarda Çankaya Köşkü'nde İnternetin mesai saatleriyle sınırlandırılmasıydı'' diye konuştu.

Macit, 2007 sonrasında anlayış değişikliğinin, kendisini fiziki koşullarda göstermeye başladığını, mekanların yenilendiğini, imaj çalışmalarına hız verildiğini, TSE belgeli ilk dijital arşivin oluşturulduğunu belirterek, ''İnternetin tasarruf adına kesildiği eski dönemlere inat, sosyal medyada Cumhurbaşkanlığı makamı aktif şekilde yer almaya başladı'' dedi.

AK Parti Yozgat Milletvekili Yusuf Başer,''darbe ürünü'' olarak kurulan Anayasa Mahkemesi'nin geçmiş yıllarda yasama fonksiyonunu gasp ettiğini, kendisini TBMM yerine koyarak bağlayıcı kararlarla kanun yapmaya kalkıştığını, Türk hukuk tarihine tartışmalı kararlarıyla geçtiğini, ''7 üyenin 411 üyeden büyük olduğuna karar verdiğini'' söyledi. Başer, Anayasa Mahkemesi'nin, kararlarıyla Türkiye'nin derin ekonomik ve sosyal krizlere düşmesine neden olan tartışmaların odağında yer aldığını, 2010 yılındaki referandumla ise günlük siyasi tartışmaların dışında kaldığını kaydetti.

AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman, AK Parti iktidarlarından önce hukuk ve adalet denildiğinde ''vicdan ile cüzdan arasına sıkışan hakim ve savcılar, yıllarca süren davalar, merdiven altındaki adliye binaları, farelerin cirit attığı arşivlerin'' konuşulduğunu söyledi. ''Bugün bunların hiçbirisinin konuşulmadığını görmek memnuniyet verici'' diyen Akman, 2010 yılında referanduma sunulan kısmi Anayasa değişikliğiyle yargının rahatlığa kavuştuğunu, asli görevlerine döndüğünü savundu. Akman, bu yıldan itibaren AİHM'e giden davalarda azalma olacağını belirterek, ''Yargımız iftihar edeceğimiz noktaya gelmiş olacak'' dedi.

AK Parti Ankara Milletvekili Fatih Şahin, Türkiye'de bir dönem fiili iktidarın MGK'da olduğunu belirterek, ''Limanların korunmasından başörtüsünün nasıl takılacağına kadar her alanda söz söyleyen ve karar alan Kurul, vesayet sisteminin ve bürokratik oligarşinin en somut örneği olarak ön plana çıkmıştır. 28 Şubat süreci, bürokratik oligarşinin MGK aracılığıyla sivil siyasete müdahalenin en açık örneği olmuştur. Bakanlar Kurulu'na karar, Meclis'e kanun dayatan bu yapı, bazen Meclis'in, çoğunlukla Bakanlar Kurulu'nun görev ve yetkilerini gasp etmiştir'' diye konuştu.

AK Parti iktidarlarında mevzuat değişiklikleriyle MGK'nın kompozisyonunun değiştiğini ve sivil ağırlıklı bir hale geldiğini ifade eden Şahin, istişare ve danışma organı haline dönüştüğünü söyledi. Şahin, ''MGK gibi kurumlar, halktan oy almadan iktidar olmanın aracı değiller. Birilerinin fikriyatının iktidarda kalmasının teminatı da değiller. Tüm medeni ülkelerde olduğu gibi siyasi iktidarın emrinde ve denetimindedirler'' dedi.

BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, Sivas olaylarıyla ilgili Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Devlet Denetleme Kurulu'nu (DDK) görevlendirmesinin önemli olduğunu ifade etti.

Sakık, ''Sayın Cumhurbaşkanı, lütfen Uludere ile ilgili DDK'yı görevlendirin. Çünkü Uludere'nin yaraları sarılmadığı sürece Kürtlerin Kudüs'ü Uludere olacaktır''ifadesini kullandı. Uludere'nin yaralarını sarmanın herkesin görevi olduğunu belirten Sakık, ''Uludere'de evlerinin mezara, mezarlarının eve dönüştüğünü'' kaydetti.

''Tek tek araştırdım. Anayasa Mahkemesi'nde, Sayıştay'da, Danıştay'da,hiçbir bakanlığın müsteşarlığında Kürt, Alevi muhalif üye bulamazsanız. Genelkurmay'da bir tane Kürt bulamazsınız. Siz, Türk ve Sünni ararsınız'' diyen Sakık, bu araştırmaya ilişkin verilerin yer aldığını ifade ettiği kağıdı kürsüde yırttı. Sakık, ''1994'teki devletin ret ve inkar politikaları neyse, bugün bir bütün olarak devam ediyor'' görüşünü savundu.

BDP Adana Milletvekili Murat Bozlak, yargının tarafsız olmadığını savunarak, ''Başbakan, gözümüzün içine baka baka yargıya talimat verdiğini ifade etmekte, dokunulmazlıklarla ilgili 'yargıya söyledik gereğini yapacak' diyebilmektedir'' ifadesini kullandı.

BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, Türkiye'nin acilen bir yargı reformuna ihtiyacı olduğunu savundu. Bugün AİHM'e yapılan 120 bin başvurunun 20 bininin Türkiye'ye ait olduğunu belirten Tan, ''Bu bile içinde bulunduğumuz durumu açık seçik ortaya koyuyor. Üç, beş, dört yıldır içerde tutuklu olan, ifadesi bile alınamayan binlerce insan var. Böyle bir hukuk skandalı, rezaleti olmaz. Anayasa Mahkemesi'nden başlayarak Türkiye'nin bir hukuk reformuna ihtiyacı var'' dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, RTÜK, Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü ve Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün de aralarında bulunduğu bazı kurumların 2013 yılı bütçelerinin görüşülmesine başlandı.

Genel Kurul'da, 2. Tur'da, RTÜK, Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü ve Vakıflar Genel Müdürlüğü, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi, Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu'nun 2013 yılı bütçeleri üzerinde CHP TBMM Grubu, görüş ve eleştirilerini dile getiriyor.

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, AK Parti'nin Türkiye'nin birliğinin, bütünlüğünün, kardeşliğinin çimentosu, garantisi olduğunu söyledi.

Atalay, TBMM Genel Kurulu'nda; Cumhurbaşkanlığı, TBMM, Sayıştay, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Başbakanlık, MİT Müsteşarlığı ve MGK Genel Sekreterliği'nin 2013 yılı bütçeleri üzerinde Hükümet adına yaptığı konuşmada, ilk kez kendi iktidarlarında tüm kurumların tek elden mali denetiminin sağlandığını belirtti.

''Bu bir reformdur, istisna kurum kalmamıştır'' diyen Atalay, Sayıştay'a haksızlık yapıldığını, Temmuz ayı ortasında çıkarılan yasayla yöntem değişikliğine gidildiğini, denetleme raporlarıyla ilgili gecikmenin bundan kaynaklandığını anlattı. Atalay, ''2012 yılı denetlemesini sordum. Bu yıl bütçenin yüzde 91'i denetlenmiş durumda. Gelecek yıl raporlar gelecek. Sayıştay daha güçlü, yetkileri artırılmıştır'' dedi.

Yargının AK Parti döneminde esas kimliğine, bağımsızlığına ve rahat çalışmasına kavuştuğunu ifade eden Atalay, yargı mensuplarının özlük haklarının iyileştirildiğini, adalet sarayları yapıldığını, Sayıştay, Danıştay, Anayasa Mahkemesi'nin bir bütünlük içinde çalışacağı binalara kavuştuğunu, aynı çabayı Yargıtay için de sürdürdüklerini söyledi.

Atalay, ''Yargı bu dönemde daha özgürleşmiştir. Yargının özgürleşmesi birilerini rahatsız ediyor. Sebep bu...Anayasa Mahkemesi, bugün insan hakları mahkemesi haline gelmiştir. AİHM'e yapılan başvurular nedeniyle eleştiriler getiriliyordu. Bu bireysel başvuru hakkı o kadar önemli ki... Bundan sonra vatandaşlarımız AİHM'e değil, Anayasa Mahkemesi'ne gidecektir'' diye konuştu.

*** Haberin Devamına İlgili Dökümanlar Kısmından Ulaşabilirsiniz.***