2010-07-14 - 15:35
PROFESYONEL ASKERLİK ÇALIŞMASI?
AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, TBMM'de, gazetecilerin ''profesyonel askerlik çalışmasıyla'' ilgili soruları üzerine, terörle ilgili ekonomik, siyasi, sosyal, diğer boyutlarıyla ilgili tedbirlerin yanında bir yandan da güvenlik boyutuyla ilgili tedbirleri alma zaruretinin her zaman olduğunu ifade etti.

AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, TBMM'de, gazetecilerin ''profesyonel
askerlik çalışmasıyla'' ilgili soruları üzerine, terörle ilgili ekonomik, siyasi, sosyal,
diğer boyutlarıyla ilgili tedbirlerin yanında bir yandan da güvenlik boyutuyla ilgili
tedbirleri alma zaruretinin her zaman olduğunu ifade etti.

Bozdağ, ''Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK)bünyesinde özel birlikler oluşturularak
profesyonel kişiler, gönüllü birlikler tarafından terörle mücadelenin belli boyutlarının
sürdürülmesinin daha faydalı olacağının aşikardır'' dedi.

Bozdağ, TBMM'de, gazetecilerin ''profesyonel askerlik çalışmasıyla''
ilgili soruları üzerine, terörle ilgili ekonomik, siyasi, sosyal, diğer
boyutlarıyla ilgili tedbirlerin yanında bir yandan da güvenlik boyutuyla ilgili
tedbirleri alma zaruretinin her zaman olduğunu ifade etti.

Bekir Bozdağ, ''Bir veya iki aylık acemi eğitiminden sonra askerlerin
terörle mücadeleye gönderilmesinin doğru olmadığını, bu işin profesyonel gönüllü
birlikler tarafından yapılması gerekliliğini dile getirmeyen hemen hemen kimse
yok. Herkes ve her kesim bu noktada Türkiye'nin böyle bir adım atması gerektiğini
ifade etmiştir'' diye konuştu.

TSK'nın bünyesinde özel birlikler oluşturularak profesyonel kişiler,
gönüllü birlikler tarafından terörle mücadelenin belli boyutlarının
sürdürülmesinin daha faydalı olacağının aşikar olduğunu anlatan Bozdağ, ''Bunu
birtakım siyasi partilerin 'ayrı bir ordu kuruluyor' şeklinde lanse etme gayreti
var. Bu tamamen iftiradır, yanlış bir şeydir, olayı çarpıtmaktır. Bu konu
toplumun her kesimi tarafından dillendirilen bir konudur'' dedi.

Bozdağ, şunları kaydetti:

''Konunun boyutları ne olacak, onu bilemiyoruz. Genelkurmayın, Milli
Savunma Bakanlığının, hükümetin yaptığı çalışmalar sonrası bunun teknik, hukuki
boyutları, nasıl, nerede, ne kadar, süresi ne olacak, özlük hakları ne olacak...
Bunlarla ilgili çalışmalar yapılacak.

İki yıllık bir askerlik eğitimi, bilgisi, görgüsü, tecrübesi arkasından
bu işe alındığı zaman... Alacağı ön eğitim ve tecrübe, gönüllü bir işe gelmesi,
bilerek ve isteyerek gelmesi, kendini neyin beklediğini bilerek bu işe girmesi...
Bütün bunlar değerlendirildiğinde daha tecrübeli, eğitimli, gönüllü, bilerek ve
isteyerek bir terörle mücadelenin daha etkin, yararlı sonuçlar doğuracağında da
herkes hem fikirdir.

Muhalefetin çarpıtması gibi 'ayrı bir ordu' kurulması kesinlikle söz
konusu değil. Bu, Türkiye'nin ihtiyaçlarından doğan bir konudur. AB'nin veya
başkasının istemesi veya istememesiyle hiçbir alakası yoktur. Muhalefet bu
noktada hükümeti 'niye bu adımı atıyor' diye eleştireceğine 'bu adımı geniş
kapsamlı neden atmadı' veya 'neden başka türlü yapmadı' şeklinde eleştirirse
belki daha iyi olur. Ancak, muhalefet sözcülerine baktığımızda terörle
mücadelenin profesyonel gönüllü birlikler tarafından yapılması konusunda atılan
adımı, maalesef eleştiren bir yaklaşım içerisinde oluyorlar. Keşke konuyu
öğrendikten sonra eleştiri yapsalar daha yararlı olur diye düşünüyorum.''

Bozdağ, ''Başbakan, BDP ve MHP ile görüşmüyor. Teröristlerin cenazelerine
işkence yapılmasıyla ilgili Başbakan'a gönderilen fotoğrafları siz de gördünüz
mü?'' sorusu üzerine, bu fotoğrafları görmediğini söyledi.

Başbakan Erdoğan'ın herkesle görüşmenin faydası olduğuna inandığını
belirten Bozdağ, daha önce DTP ile görüşüldüğünü, ancak bu görüşmenin her
defasında olumsuz noktalara çekildiğini ve bu sürece pozitif, ''iyiniyetli katkı
koyulmadığını'' ifade etti.

MHP'nin de bu süreç içerisinde ''pozitif ve olumlu bir yaklaşım ortaya
koymadığı'' görüşünü dile getiren Bozdağ, ''Sayın Bahçeli'nin konuşmalarına
bakarsanız, adeta bir küfürname üslubu içerisinde konuşarak hakaretler,
iftiralar... O üslup içerisinde bir yaklaşımla bir araya gelme imkanı yok.
Ayrıca, iki parti terör sorununun çözümü noktasında pozitif katkı yerine negatif
katkılar, eylemler, söylemler ortaya koydular, koyuyorlar. CHP'de yaşanan
değişiklik gibi eylem ve söylemlerde bir değişim olursa elbette onlarla da
görüşülebilir. Bu görüşmeme, BDP ve MHP'nin ortaya koydukları eylem ve
söylemlerle kendi doğurdukları tercihlerinin bir sonucudur'' dedi.

MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır da ''profesyonel orduyla'' ilgili
sorular üzerine, ''Profesyonel ordu talebi AB'nin talebidir'' dedi.

Şandır, ''Türkiye'de 2 bin 500 yıllık TSK bulunmaktadır. Silahlı
Kuvvetlerimizin 25 yıllık deneyimi vardır. Bölücü terörle mücadelede yapılması
gerekenleri, hükümet olarak yapılması gerekenleri, alınması gereken tedbirleri ve
ortaya konulması gereken siyasi dik duruş ortaya konulamadığı için bugün Başbakan
bir talihsizlik içerisinde böyle bir teklif ortaya koyuyor. Ama bunun ciddi,
samimi ve dürüstçe olmadığını düşünüyoruz'' diye konuştu.

MHP olarak etnik bölücü terörle mücadelede yapılması gereken ne varsa
yapılmasını ve saldırın durdurulmasını talep ettiklerini dile getiren Şandır,
Cumhurbaşkanına sundukları önerilerin değerlendirilmesini, dikkate alınmasını ve
Türkiye'nin kendi kaynaklarıyla bölücü teröre karşı gerekeni yapmasını
istediklerini kaydetti. Şandır, ''Bunları yerine getirmeden, Türkiye AB'nin
talepleri doğrultusunda, TSK'nın dışında profesyonel bir ordu oluşturma
gayretleri doğru değildir; samimi değildir, ciddi de değildir. MHP olarak
Türkiye'nin etnik bölücü terörle kendi kaynaklarıyla ve TSK'nın desteğiyle bu
terörden kurtulması gerektiğini düşünüyoruz'' diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi de aynı yöndeki soruya şu yanıtı
verdi:

''Önerinin detaylarını henüz görebilmiş değiliz. Başbakan bir açıklama
yaptı ama bu 'özel ordu' mudur, 'özel birlik' midir, net değil. Özel ordu
dediğiniz zaman TSK'nın yapılanması dışında, onun emir ve komuta hiyerarşisi
dışında bir başka oluşumdan bahsediyorsunuz demektir. İlke olarak doğru
bulmuyorum. Özel birlik olabilir. Terör konusunda eğitilmiş bölgeyi iyi bilen,
işin psikolojik ve sosyolojik yanlarını da tartabilen ve bu yönde silahlı
mücadeleyi yürüten uzman birlikler tabii olabilir... Ama bu uzman birlikler TSK
yapılanması içinde olmalıdır. Aksi takdirde terörle mücadelede güçlü bir oluşum
yaratalım derken daha zayıf bir oluşum yaratmış oluruz.

Ayrı bir yapılanmayı doğru bulmam. TSK'nın emir ve komuta hiyerarşisi
içinde özel birliklerin olabileceğini düşünüyorum. Terörle mücadele terör
örgütüyle silahlı mücadelenin yanı sıra sadece silahla çözülebilecek bir mesele
de değildir. 1983 yılından beri Türkiye sınır ötesi harekatlar yapmıştır; zaman
zaman başarılı olunmuştur. Terör örgütünün sindirildiği, yok edildiğinin
zannedildiği dönemler olmuştur ama bu örgüt halen vardır. Bu örgütün dış
desteklerini, bağlantılarını da unutmayalım. Kuzey Irak'taki federe oluşumdan güç
alan bir terör örgütü Türkiye'nin dış politika alanında bu desteği yok etmediği
sürece Türkiye'de faaliyetlerine devam edebilir. Biz istediğimiz kadar bu
birlikleri kuralım önemli olan Kuzey Irak'taki desteği de yok etmektir.''

Öte yandan, Bekir Bozdağ, bir gazetecinin, CHP Genel Başkanı Kemal
Kılıçdaroğlu'nun ''Ramazan'da içki masalarında bulunulmaması ve dikkatli olmaları
yönünde genelgesinin olduğu'' yönündeki haberleri hatırlatarak, bu konudaki
görüşlerinin sorulması üzerine şunları söyledi:

''CHP imtiyazlı bir parti. Biz içki yasağına ilişkin bir genelge
yayınlasak herhalde bugün ulusal medyada manşetten 'irtica hortladı, laik düzen
elden gidiyor...' Bazı gazetelerin manşetini düşünmek istemiyorum. Ne manşetler
çıkardı. Eğer AK Parti Genel Merkezi 'Ramazan ayı geliyor, aman ha böyle dikkat
edin, rakı sofralarına değil iftar sofralarına gidin' diye bir genelge yayınlamış
olaydı... Türkiye'de bugün 'laiklik elden gidiyor' diye epeyce gazete manşetten
çıkardı; epeyce televizyonda 'rejim elden gidiyor mu, gitmiyor mu' diye yorumlar
olurdu. Tabii, CHP sözkonusu olunca bazı yerler nezdinde akredite olduğu için
onun imtiyazlı ortaklığı her zaman bakidir. Toplumun değerlerine uygun bir
yaklaşım olduğu için olumlu bir yaklaşımdır. Umarım onlar da iftar soflarında
milletle beraber olurlar.''

Akif Hamzaçebi ise bu konudaki soruya şu karşılığı verdi:

''O sofralarda değiliz esasında... Genel başkanın söylemek istediği, özel
hayatınızdan fedakarlık edeceksiniz. Özel yaşamınızdan fedakarlık edeceksiniz,
bütün gücünüzü 12 Eylül'de yapılacak olan referanduma vereceksiniz. Bu
referandumda doğruyu anlatacaksınız. Esası, özü, AKP'nin yargıya hakim olma
hedefidir. Bu hedefe ulaşmak için anayasa değişikliği vardır. Hükümeti kaybedecek
olan AKP muhtemel bir Yüce Divan yargılaması nedeniyle kendisini güvence altına
almak istiyor. Genel Başkan '12 Eylül'e kadar vatandaşa bunu anlatın' diyor. Özel
hayatınızı ikinci plana atın demek istiyor.''(15:35)