2007-10-02 - 13:00
MHP Genel Başkanı Bahçeli: ''TBMM, terörle mücadeleden sorumlu birimler tarafından ihtiyaç belirtilmesi halinde, yer ve zamanı Türk Silahlı Kuvvetlerinin inisiyatifinde olmak üzere çıkaracağı bir tezkereyle, güvenlik güçlerine sınır ötesi sıcak takip için artık yetki verilmedir'' dedi.
MHP Genel Başkanı Bahçeli: ''TBMM, terörle mücadeleden sorumlu birimler
tarafından ihtiyaç belirtilmesi halinde, yer ve zamanı Türk Silahlı Kuvvetlerinin
inisiyatifinde olmak üzere çıkaracağı bir tezkereyle, güvenlik güçlerine sınır
ötesi sıcak takip için artık yetki verilmedir'' dedi.
Bahçeli, 23. Dönem 2. Yasama Yılının ilk MHP Grup Toplantısında yaptığı
konuşmada, idrak edilen ramazan ayının Türk milletine, İslam alemine ve
insanlığa hayırlar getirmesini diledi. UNESCO'nun, 2007 yılını Mevlana
Celaleddin Rumi'ye atfettiğine işaret eden Bahçeli, ''İlahi bir sevginin
ilham verdiği hoşgörü ve kucaklama mesajlarının, ülkemizde ve bölgemizde
anlam bulmasını temenni ediyorum'' dedi.
Konuşmasında, Türkiye'nin risk ve tehditlerle dolu bir darboğazdan
geçtiğini, içte ve dışta ağır sorunların çözüm beklediği bir ortamda
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yurtdışına 10 günlük bir gezi yaptığını
belirten Bahçeli, ''Sayın Başbakan, Amerika'da New York Borsasının
açılış gongunu çalarken, gerçek alarm zilleri terörle mücadele için
Ankara'da çalmaktadır. Gelişmeler, Türkiye'nin terörle inisiyatifini,
özellikle yurt dışı boyutuyla tamamen elinden kaçırmış olduğunu ortaya
koymuştur'' diye konuştu.
Bahçeli, Hükümetin yıllardan beri özellikle güvenlik güçlerinin ihtiyaç
duyduğu sınır ötesi operasyon için, Amerikalı dostlarını gücendirmemek
için uğruna şahadetlere ve katliamlara göz yummayı sürdürdüğünü iddia
ederek, ''Geçtiğimiz gün meydana gelen hunhar olay, bunun en son
örneğidir. Bu vesileyle Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesinde PKK'lı
teröristlerin katliamına maruz kalarak hayatlarını kaybeden 7'si korucu
12 vatandaşımıza Cenab-ı Allah'tan rahmet aziz, milletimize başsağlığı
diliyorum'' dedi.
Başbakan Erdağan'ın, yaşanan kanlı cinayetleri ''teröristlerin son
çırpınışları'' olarak değerlendirdiğini belirten MHP Lideri Bahçeli,
şöyle devam etti:
''Sayın Başbakana, bugüne kadar hangi siyasi ve hukuki tedbirleri
aldığını sormak istiyorum. Girişimlerden şu ana kadar bir sonuç
çıkmadığı göz önüne alınırsa, çırpınanın terörist değil AKP Hükümeti ve
terörle mücadele siyaseti olduğu görülecektir.
AKP'nin yıllardır yaptığı hatalar ve etnik ayrıştırma siyaseti,
teröristlere 'dağdaki yurttaşlar' ve ''kardeşlerimiz' diyerek PKK
sözcülüğü yapan, Türk Silahlı Kuvvetlerine dil uzatacak kadar ihanet
içinde bulunan mihrakların, meclis çatısı altına kadar girebilmelerine
imkan tanımış bulunmaktadır.
Hükümetin yıllardır süren müzakereleri, ikili görüşmeleri, karşılıklı
ziyaretleri, stratejik vizyon belgesi adı verilen oyalama metinlerini ve
sözde koordinatörlerle geçen sürenin ardından terörle mücadelede
maalesef hiçbir tedbir alınmamış, hiçbir mesafe kat edilmemiştir.''
''HÜKÜMET, TERÖRİSTİN İNSAFA GELMESİNİ BEKLİYOR''
AK Parti Hükümetinin, teröristin insafa gelmesini bekleyerek gününü
doldurduğunu, zayıflatmak bir yana PKK'nın cüret kazanmasına ve
peşmergelerin güçlenmesine neden olduğunu savunan Devlet Bahçeli,
''Bugün güzel vatan köşesi olan Diyarbakır'da yabancı ülke vakıflarının
himayesinde bölünme ve ayrışmanın nasıl yapılması gerektiğine dair
modeller üzerinde tartışmaların olduğu çok uluslu toplantılar alenen
yapılmaktadır'' şeklinde konuştu.
ABD himayesinde cesaret kazanan Kuzey Irak'taki peşmergelerin, terör
örgütü PKK'yı Türkiye'ye karşı bir şantaj aracı olarak kullanmak ve
Kuzey Irak'taki federe devlet modelini Türkiye'de uygulamak
istediklerinin artık bilindiğini ifade eden Bahçeli, geçmişte
Irak'ın kuzeyindeki Mahmur terör kampına Amerikalılar tarafından
turistik ziyaretler yapıldığını söyledi. Bahçeli, şöyle devam etti:
''Bazı Avrupa ülkelerindeki göstermelik operasyonlar, Türkiye'yi meşgul
etmeye ve askeri bir müdahaleyi önlemek için zaman kazanmaya yönelik
manevralar olmuştur.
Irak'a 4 yıl önce bölgede yalnızca bir rejim değişikliği için başlatılan
ABD'nin askeri müdahalesi, günümüzde yeni devletin kurulmasıyla
sonuçlanmak üzeredir.
Irak'ı önce federasyona, sonra 3 devlete ayrışmaya götürecek bu süreç
şekillenirken Türkiye ağırlığını koyamamış, AKP Hükümeti, Türkmenleri,
Irak'ın kurucusu ve asli unsuru olarak tanımamıştır.''
''OYALAMAYA GÖZ YUMULMAMALI''
Bahçeli, her gün bir vatan evladının ve bir Mehmetçiğin kaybıyla
sonuçlanan PKK terörüyle mücadele için gereken bütün şartların çoktan
tamamlandığını belirterek, ''Konunun, Irak'ta vahim gelişmelerin
olacağını değerlendirdiğimiz 2008 baharına kadar ertelenerek, yeni bir
oylama sürecinin başlatılmasına ve Türk devletinin haysiyetiyle daha
fazla oynanmasına göz yumulmamalıdır'' dedi.
ABD senatosunun kabul ettiği Irak'ın 3 bölgeye ayrılmasına ilişkin
tasarının, orta vadede bölünmeyi tetikleyeceği düşünüldüğünde,
gelişmelerin Türkiye'ye etkisi de dikkate alınarak, konunun bütün
yönleriyle görüşülmesinin, TBMM Meclisi çatısı altında acilen
gerçekleştirilmesi gerektiğini belirten Bahçeli, ''TBMM,
terörle mücadeleden sorumlu birimler tarafından ihtiyaç belirtilmesi
halinde, yer ve zamanı Türk Silahlı Kuvvetlerinin inisiyatifinde olmak
üzere çıkaracağı bir tezkereyle, güvenlik güçlerine sınır ötesi sıcak
takip için artık yetki verilmedir'' dedi.
''DAYATMACI YAKLAŞIM...''
Bahçeli, partisinin grup toplantısında anayasa değişikliği tartışmalarına
değindi.
Devlet Bahçeli, ortalıkta gezinen anayasa taslağını ısmarlayan AKP'nin,
metni sahiplenmekte tereddüt ettiğini ifade ederek, böylece Türkiye'nin
Malezya'ya dönüşeceğine, mahalle baskısının artacağına dair korku ve
kaygıların yaygınlaşmasına neden olduğunu savundu.
Anayasa değişikliği sürecinde, fikirleri beyan eden, tartışan ve
eleştirenlerin, ''Herkes işine baksın'' denilerek susturulmaya
çalışıldığını öne süren Bahçeli, şöyle devam etti:
''İktidar partisinin anayasa hakkındaki dayatmacı yaklaşımını ve eksik
demokrasi kültürünü göstermesi açısından vahim bir örnek teşkil
etmiştir. Sayın Başbakan, bu beyanından sonra gelen tepkilerden sonra,
bakanlarının ve bazı partililerin sözde fikir teatisine açık
olacaklarını, eleştirilere kulak vereceklerini belirtmeleri, durumu
kurtarmak adına yapılmış nafile adımlardır. İktidar partisinin anayasayı
bir 'AKP Tüzüğü' veya bir 'Ferman Külliyatı' olarak gördüğü ortaya
çıkmıştır. Bu vahim dayatmacı yaklaşım, yeni anayasa taslağında AKP
zihniyetinin sinsi ve gizli emellerinin bulunabileceği konusunda
toplumsal kuşkuları iyice artırmış bulunmaktadır. Bu vehimlerin ortadan
kaldırılmasında sorumluluk yine iktidar partisine düşmektedir. Bu açıdan
ortaya konan değerlendirmeleri ve görüşleri, yorum sahiplerini
küçümseyerek, eleştirerek, reddederek yaklaşmak yerine, geçtiğimiz
yıllar içinde söz ve eylemleri ile kamuoyuna yerleştirdikleri olumsuz
kanaat ve kaygıların sorumluluğunu, AKP yetkilileri kendilerinde
aramalıdır.
Almış olduğu seçmen desteği ile kendisini anayasanın sahibi gibi görme
eğilimine giren ve istemediğini değiştirmeye cüret eden iktidar
zihniyeti, buradan ifade ediyorum ki yanılgı ve gaflet içerisindedir.
Türk milletinin seçimle vermiş olduğu yetkiyi yorumlarken, vahim bir
yanlışın içine sürüklenmektedir.''
''TÜRKİYE'NİN ANAYASASI...''
MHP Genel Başkanı Bahçeli, dün olduğu gibi bugün de anayasanın, herhangi
bir siyasal hareketin veya bir partinin değil; milletin ve Türkiye'nin
anayasası olduğunu belirterek, ''Bu açıdan AKP'nin bugünkü dayatmacı
zihniyeti ile dünkü darbe konseyinin dayatmaları arasında gerçekte bir
fark yoktur. Bu nedenle, adına 'sivil' denilerek hazırlanacak olan böyle
bir anayasanın da öncelikle aynı akıbeti yaşaması kaçınılmaz olacaktır''
dedi.
Anayasanın tam bir toplum sözleşmesi olabilmesi için çok geniş bir
demokratik tartışma tabanına ve geniş bir müzakere sürecine dayanması
gerektiğine işaret eden Bahçeli, taslak metinlere son şekli verilmeden
önce yeterince ve kapsamlı olarak yorumlanmasını istedi.
MHP lideri Bahçeli, ''Yapılacak anayasa bir partinin değil, bütün
milletindir. Teklifi, millet adına sorumlu organları yapacak ve
olgunlaştıracak, yüce Meclis son şeklini oluşturacak ve aziz milletimiz
karar verecektir'' diye konuştu.
''DEVLETİ BÖLEN ANAYASA TEKLİFİ, ÖLÜ DOĞMUŞ DEMEKTİR''
Bahçeli, bugüne kadar çıkarılan anayasa metinlerinin, eksik, yanlış ve
kusurlarına rağmen, devletin ve milletin varlığını, demokratik kültür
içerisinde devamlılığını sağladığını ifade ederek, şunları kaydetti:
''Ancak öyle anayasal maddeler vardır ki kaldırılmaları halinde bile
cumhuriyetin kuruluş ve başlangıç dönemine yapılan atıfları da ortadan
kaldırabilir. Bu tür bir girişim, devletimizin dönüşümü ve çözülmesi
demektir ki buradan açıklıyorum, MHP'nin bulunduğu Meclis çatısı altında
bu teklifi asla ve asla kabul edemeyiz. Cumhuriyetin temel değerlerinin
bir kenara itilmeye çalışıldığı bu süreçte, 'Bizim milletimiz de layık'
denilerek, sivil anayasa gibi cezbedici bir kavram istismarıyla çağdaş
metinler sunulacak önerileri şiddetle reddettiğimizi şimdiden açıklamak
istiyoruz. Devlet ve millet hayatının bekasını sağlamaktan,
ilkelerimizden ve değerlerimizden feragat etmeye yönelebilecek çağrılara
da kapımızın kapalı olduğunu huzurunuzda açıklıyorum.''
MHP lideri Bahçeli, bütün yasaların millet için olduğunu, devletin ise
bu yasaları millet adına uyguladığını vurgulayarak, ''Millet devlet ile
egemen olur. Devleti yıkan, zayıflatan, milleti bölen ve parçalayan bir
anayasa teklifi ölü doğmuş demektir'' dedi.
AK Parti tarafından sipariş edilmeye çalışılan yeni anayasa metninin iç
taleplerden değil, dışarıya verilmiş taahhütlerden kaynaklandığına dair
ciddi kuşkuların kamuoyunda tartışılmaya başlandığını dile getiren
Devlet Bahçeli, Türkiye'de yeni anayasa hazırlanmasına yönelik
taleplerin, Avrupa Parlamentosunun çeşitli raporlarına da girdiğini
anlattı.
''Türkiye'nin önüne ister dışarından gelen dayatmalar, ister içeriden
gelen tavizler neticesinde olsun, demokratikleşme projelerinin üzerine
etnik ayrımcılık çıkarmak, siyasi ihtiraslarını ve emellerini
paragraflara kurnazca sıkıştırmaya çalışmak, Türkiye'nin önüne konmuş en
büyük tuzaktır'' diyen Bahçeli, MHP'nin, ''numaralı cumhuriyet
sevdalılarının'' hararetle desteklediği bu sinsi operasyonun farkında ve
bilincinde olduğunu söyledi.
"KAŞ YAPALIM DERKEN GÖZ ÇIKARTILAMAZ"
MHP Genel Başkanı Bahçeli, yeni anayasa yapılmaya hazırlanırken, ''Kaş
yapalım derken, göz çıkartılamayacağını'' ifade ederek, ''Mahalle
baskısı, başörtüsü ve Malezya üzerinde yoğunlaşan tartışmaların
arkasında, Türk milletinin ve Türk devletinin bekasını engelleyecek,
zaafa uğratacak bir sinsi projenin bulunduğuna dair ciddi kuşkularımızın
olduğunu belirtmek istiyorum. Eğer, anayasa tartışmalarının gerisindeki
niyet cumhuriyetimizin temel ve vazgeçilmez değerleriyle hesaplaşmaksa,
Milliyetçi Hareket bunun tam karşısındadır. Bilinmelidir ki MHP'liler
buna asla izin vermeyecektir'' diye konuştu.
Yapılması gereken ilk şeyin, milli bekayı esas alarak, hoşgörü ve
uzlaşma zemininde, milli egemenliği temel meşruiyet çerçevesi olarak
kabul eden daha demokratik, daha çağdaş bir anayasa yapmak olduğunu dile
getiren Bahçeli, şöyle devam etti:
''Partimiz, ülkemizin 21. yüzyılın ilk çeyreğinde, üzerinde geniş
mutabakatın sağlandığı, güçlü bir toplumsal uzlaşma belgesi hüviyeti
taşıyan anayasal bir yapıyla yol alınmasını arzulamaktadır. Ancak hiç
kimse MHP'den toplumumuzun bireylerine, çağdaş hak ve özgürlükleri
sunarken, onların varlık nedeni ve biricik sosyo-kültürel kaynağı olan
aziz millet varlığının zedelenmesine, devletin yapı taşlarının tahrip
edilmesine müsamaha göstermesini beklememelidir.
Cumhuriyetten yola çıkarak, daha az demokrasi, demokrasiden yola çıkarak
daha az cumhuriyet isteme tuhaflığının yaygınlaşmasına fırsat
verilmemelidir. Birini geliştirmeye çalışırken, ötekini kaybetmek gibi
bir lüksümüzün olamayacağı herkes tarafından anlaşılmalıdır.''
''TARTIŞMALAR GERİLİME NEDEN OLACAK''
MHP Genel Başkanı Bahçeli, süregelen anayasa tartışmalarının, ciddi
gerilimlere neden olacağının şimdiden anlaşıldığını belirterek,
''Dileğimiz, gerilim sonucu oluşacak birikim ve enerjinin açığa
salınmadan, demokrasimizin devamının mümkün olması ve iktidarın da bu
öngörüye ulaşmış bulunmasıdır. Cumhuriyetimizi savunmasız bırakacak bir
demokratikleşme hayalinin hiç kimseye yarar sağlamayacağı bilinmelidir''
diye konuştu.
Devlet Bahçeli, bugünden itibaren olabildiğince geniş uzlaşma sağlayacak
bir yöntemle, anayasa değiştirme zemininin TBMM'ye çekilmesi gerektiğini
ifade ederek, partisinin, TBMM Başkanına yaptığı çağrıya dikkati çekti.
Bahçeli, ''Partimiz, Sayın TBMM Başkanı başkanlığında oluşturulacak
siyasi parti gruplarının temsilcilerinin de yer alacağı, bir heyetin
'Anayasa Hazırlık ve Uzlaşma Komisyonu' olarak görev alması yönünde
girişimde bulunmuştur. Bunu sayın Başbakan dünkü açıklamasıyla, Anayasa
Komisyonuyla karıştırmamak gerekir'' dedi.
Konuşmasını, 2000 yılı bütçe görüşmeleri sırasında TBMM'de yaptığı
konuşmadan alıntı yaparak bitiren Devlet Bahçeli, o gün türban, inanç ve
girişim özgürlüğü, terör, yolsuzluk gibi konularda söylediği sözlere
bugün de MHP olarak imzalarını attıklarını kaydetti.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin konuşmasının ardından grup
toplantısı basına kapalı olarak devam etti.
tarafından ihtiyaç belirtilmesi halinde, yer ve zamanı Türk Silahlı Kuvvetlerinin
inisiyatifinde olmak üzere çıkaracağı bir tezkereyle, güvenlik güçlerine sınır
ötesi sıcak takip için artık yetki verilmedir'' dedi.
Bahçeli, 23. Dönem 2. Yasama Yılının ilk MHP Grup Toplantısında yaptığı
konuşmada, idrak edilen ramazan ayının Türk milletine, İslam alemine ve
insanlığa hayırlar getirmesini diledi. UNESCO'nun, 2007 yılını Mevlana
Celaleddin Rumi'ye atfettiğine işaret eden Bahçeli, ''İlahi bir sevginin
ilham verdiği hoşgörü ve kucaklama mesajlarının, ülkemizde ve bölgemizde
anlam bulmasını temenni ediyorum'' dedi.
Konuşmasında, Türkiye'nin risk ve tehditlerle dolu bir darboğazdan
geçtiğini, içte ve dışta ağır sorunların çözüm beklediği bir ortamda
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yurtdışına 10 günlük bir gezi yaptığını
belirten Bahçeli, ''Sayın Başbakan, Amerika'da New York Borsasının
açılış gongunu çalarken, gerçek alarm zilleri terörle mücadele için
Ankara'da çalmaktadır. Gelişmeler, Türkiye'nin terörle inisiyatifini,
özellikle yurt dışı boyutuyla tamamen elinden kaçırmış olduğunu ortaya
koymuştur'' diye konuştu.
Bahçeli, Hükümetin yıllardan beri özellikle güvenlik güçlerinin ihtiyaç
duyduğu sınır ötesi operasyon için, Amerikalı dostlarını gücendirmemek
için uğruna şahadetlere ve katliamlara göz yummayı sürdürdüğünü iddia
ederek, ''Geçtiğimiz gün meydana gelen hunhar olay, bunun en son
örneğidir. Bu vesileyle Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesinde PKK'lı
teröristlerin katliamına maruz kalarak hayatlarını kaybeden 7'si korucu
12 vatandaşımıza Cenab-ı Allah'tan rahmet aziz, milletimize başsağlığı
diliyorum'' dedi.
Başbakan Erdağan'ın, yaşanan kanlı cinayetleri ''teröristlerin son
çırpınışları'' olarak değerlendirdiğini belirten MHP Lideri Bahçeli,
şöyle devam etti:
''Sayın Başbakana, bugüne kadar hangi siyasi ve hukuki tedbirleri
aldığını sormak istiyorum. Girişimlerden şu ana kadar bir sonuç
çıkmadığı göz önüne alınırsa, çırpınanın terörist değil AKP Hükümeti ve
terörle mücadele siyaseti olduğu görülecektir.
AKP'nin yıllardır yaptığı hatalar ve etnik ayrıştırma siyaseti,
teröristlere 'dağdaki yurttaşlar' ve ''kardeşlerimiz' diyerek PKK
sözcülüğü yapan, Türk Silahlı Kuvvetlerine dil uzatacak kadar ihanet
içinde bulunan mihrakların, meclis çatısı altına kadar girebilmelerine
imkan tanımış bulunmaktadır.
Hükümetin yıllardır süren müzakereleri, ikili görüşmeleri, karşılıklı
ziyaretleri, stratejik vizyon belgesi adı verilen oyalama metinlerini ve
sözde koordinatörlerle geçen sürenin ardından terörle mücadelede
maalesef hiçbir tedbir alınmamış, hiçbir mesafe kat edilmemiştir.''
''HÜKÜMET, TERÖRİSTİN İNSAFA GELMESİNİ BEKLİYOR''
AK Parti Hükümetinin, teröristin insafa gelmesini bekleyerek gününü
doldurduğunu, zayıflatmak bir yana PKK'nın cüret kazanmasına ve
peşmergelerin güçlenmesine neden olduğunu savunan Devlet Bahçeli,
''Bugün güzel vatan köşesi olan Diyarbakır'da yabancı ülke vakıflarının
himayesinde bölünme ve ayrışmanın nasıl yapılması gerektiğine dair
modeller üzerinde tartışmaların olduğu çok uluslu toplantılar alenen
yapılmaktadır'' şeklinde konuştu.
ABD himayesinde cesaret kazanan Kuzey Irak'taki peşmergelerin, terör
örgütü PKK'yı Türkiye'ye karşı bir şantaj aracı olarak kullanmak ve
Kuzey Irak'taki federe devlet modelini Türkiye'de uygulamak
istediklerinin artık bilindiğini ifade eden Bahçeli, geçmişte
Irak'ın kuzeyindeki Mahmur terör kampına Amerikalılar tarafından
turistik ziyaretler yapıldığını söyledi. Bahçeli, şöyle devam etti:
''Bazı Avrupa ülkelerindeki göstermelik operasyonlar, Türkiye'yi meşgul
etmeye ve askeri bir müdahaleyi önlemek için zaman kazanmaya yönelik
manevralar olmuştur.
Irak'a 4 yıl önce bölgede yalnızca bir rejim değişikliği için başlatılan
ABD'nin askeri müdahalesi, günümüzde yeni devletin kurulmasıyla
sonuçlanmak üzeredir.
Irak'ı önce federasyona, sonra 3 devlete ayrışmaya götürecek bu süreç
şekillenirken Türkiye ağırlığını koyamamış, AKP Hükümeti, Türkmenleri,
Irak'ın kurucusu ve asli unsuru olarak tanımamıştır.''
''OYALAMAYA GÖZ YUMULMAMALI''
Bahçeli, her gün bir vatan evladının ve bir Mehmetçiğin kaybıyla
sonuçlanan PKK terörüyle mücadele için gereken bütün şartların çoktan
tamamlandığını belirterek, ''Konunun, Irak'ta vahim gelişmelerin
olacağını değerlendirdiğimiz 2008 baharına kadar ertelenerek, yeni bir
oylama sürecinin başlatılmasına ve Türk devletinin haysiyetiyle daha
fazla oynanmasına göz yumulmamalıdır'' dedi.
ABD senatosunun kabul ettiği Irak'ın 3 bölgeye ayrılmasına ilişkin
tasarının, orta vadede bölünmeyi tetikleyeceği düşünüldüğünde,
gelişmelerin Türkiye'ye etkisi de dikkate alınarak, konunun bütün
yönleriyle görüşülmesinin, TBMM Meclisi çatısı altında acilen
gerçekleştirilmesi gerektiğini belirten Bahçeli, ''TBMM,
terörle mücadeleden sorumlu birimler tarafından ihtiyaç belirtilmesi
halinde, yer ve zamanı Türk Silahlı Kuvvetlerinin inisiyatifinde olmak
üzere çıkaracağı bir tezkereyle, güvenlik güçlerine sınır ötesi sıcak
takip için artık yetki verilmedir'' dedi.
''DAYATMACI YAKLAŞIM...''
Bahçeli, partisinin grup toplantısında anayasa değişikliği tartışmalarına
değindi.
Devlet Bahçeli, ortalıkta gezinen anayasa taslağını ısmarlayan AKP'nin,
metni sahiplenmekte tereddüt ettiğini ifade ederek, böylece Türkiye'nin
Malezya'ya dönüşeceğine, mahalle baskısının artacağına dair korku ve
kaygıların yaygınlaşmasına neden olduğunu savundu.
Anayasa değişikliği sürecinde, fikirleri beyan eden, tartışan ve
eleştirenlerin, ''Herkes işine baksın'' denilerek susturulmaya
çalışıldığını öne süren Bahçeli, şöyle devam etti:
''İktidar partisinin anayasa hakkındaki dayatmacı yaklaşımını ve eksik
demokrasi kültürünü göstermesi açısından vahim bir örnek teşkil
etmiştir. Sayın Başbakan, bu beyanından sonra gelen tepkilerden sonra,
bakanlarının ve bazı partililerin sözde fikir teatisine açık
olacaklarını, eleştirilere kulak vereceklerini belirtmeleri, durumu
kurtarmak adına yapılmış nafile adımlardır. İktidar partisinin anayasayı
bir 'AKP Tüzüğü' veya bir 'Ferman Külliyatı' olarak gördüğü ortaya
çıkmıştır. Bu vahim dayatmacı yaklaşım, yeni anayasa taslağında AKP
zihniyetinin sinsi ve gizli emellerinin bulunabileceği konusunda
toplumsal kuşkuları iyice artırmış bulunmaktadır. Bu vehimlerin ortadan
kaldırılmasında sorumluluk yine iktidar partisine düşmektedir. Bu açıdan
ortaya konan değerlendirmeleri ve görüşleri, yorum sahiplerini
küçümseyerek, eleştirerek, reddederek yaklaşmak yerine, geçtiğimiz
yıllar içinde söz ve eylemleri ile kamuoyuna yerleştirdikleri olumsuz
kanaat ve kaygıların sorumluluğunu, AKP yetkilileri kendilerinde
aramalıdır.
Almış olduğu seçmen desteği ile kendisini anayasanın sahibi gibi görme
eğilimine giren ve istemediğini değiştirmeye cüret eden iktidar
zihniyeti, buradan ifade ediyorum ki yanılgı ve gaflet içerisindedir.
Türk milletinin seçimle vermiş olduğu yetkiyi yorumlarken, vahim bir
yanlışın içine sürüklenmektedir.''
''TÜRKİYE'NİN ANAYASASI...''
MHP Genel Başkanı Bahçeli, dün olduğu gibi bugün de anayasanın, herhangi
bir siyasal hareketin veya bir partinin değil; milletin ve Türkiye'nin
anayasası olduğunu belirterek, ''Bu açıdan AKP'nin bugünkü dayatmacı
zihniyeti ile dünkü darbe konseyinin dayatmaları arasında gerçekte bir
fark yoktur. Bu nedenle, adına 'sivil' denilerek hazırlanacak olan böyle
bir anayasanın da öncelikle aynı akıbeti yaşaması kaçınılmaz olacaktır''
dedi.
Anayasanın tam bir toplum sözleşmesi olabilmesi için çok geniş bir
demokratik tartışma tabanına ve geniş bir müzakere sürecine dayanması
gerektiğine işaret eden Bahçeli, taslak metinlere son şekli verilmeden
önce yeterince ve kapsamlı olarak yorumlanmasını istedi.
MHP lideri Bahçeli, ''Yapılacak anayasa bir partinin değil, bütün
milletindir. Teklifi, millet adına sorumlu organları yapacak ve
olgunlaştıracak, yüce Meclis son şeklini oluşturacak ve aziz milletimiz
karar verecektir'' diye konuştu.
''DEVLETİ BÖLEN ANAYASA TEKLİFİ, ÖLÜ DOĞMUŞ DEMEKTİR''
Bahçeli, bugüne kadar çıkarılan anayasa metinlerinin, eksik, yanlış ve
kusurlarına rağmen, devletin ve milletin varlığını, demokratik kültür
içerisinde devamlılığını sağladığını ifade ederek, şunları kaydetti:
''Ancak öyle anayasal maddeler vardır ki kaldırılmaları halinde bile
cumhuriyetin kuruluş ve başlangıç dönemine yapılan atıfları da ortadan
kaldırabilir. Bu tür bir girişim, devletimizin dönüşümü ve çözülmesi
demektir ki buradan açıklıyorum, MHP'nin bulunduğu Meclis çatısı altında
bu teklifi asla ve asla kabul edemeyiz. Cumhuriyetin temel değerlerinin
bir kenara itilmeye çalışıldığı bu süreçte, 'Bizim milletimiz de layık'
denilerek, sivil anayasa gibi cezbedici bir kavram istismarıyla çağdaş
metinler sunulacak önerileri şiddetle reddettiğimizi şimdiden açıklamak
istiyoruz. Devlet ve millet hayatının bekasını sağlamaktan,
ilkelerimizden ve değerlerimizden feragat etmeye yönelebilecek çağrılara
da kapımızın kapalı olduğunu huzurunuzda açıklıyorum.''
MHP lideri Bahçeli, bütün yasaların millet için olduğunu, devletin ise
bu yasaları millet adına uyguladığını vurgulayarak, ''Millet devlet ile
egemen olur. Devleti yıkan, zayıflatan, milleti bölen ve parçalayan bir
anayasa teklifi ölü doğmuş demektir'' dedi.
AK Parti tarafından sipariş edilmeye çalışılan yeni anayasa metninin iç
taleplerden değil, dışarıya verilmiş taahhütlerden kaynaklandığına dair
ciddi kuşkuların kamuoyunda tartışılmaya başlandığını dile getiren
Devlet Bahçeli, Türkiye'de yeni anayasa hazırlanmasına yönelik
taleplerin, Avrupa Parlamentosunun çeşitli raporlarına da girdiğini
anlattı.
''Türkiye'nin önüne ister dışarından gelen dayatmalar, ister içeriden
gelen tavizler neticesinde olsun, demokratikleşme projelerinin üzerine
etnik ayrımcılık çıkarmak, siyasi ihtiraslarını ve emellerini
paragraflara kurnazca sıkıştırmaya çalışmak, Türkiye'nin önüne konmuş en
büyük tuzaktır'' diyen Bahçeli, MHP'nin, ''numaralı cumhuriyet
sevdalılarının'' hararetle desteklediği bu sinsi operasyonun farkında ve
bilincinde olduğunu söyledi.
"KAŞ YAPALIM DERKEN GÖZ ÇIKARTILAMAZ"
MHP Genel Başkanı Bahçeli, yeni anayasa yapılmaya hazırlanırken, ''Kaş
yapalım derken, göz çıkartılamayacağını'' ifade ederek, ''Mahalle
baskısı, başörtüsü ve Malezya üzerinde yoğunlaşan tartışmaların
arkasında, Türk milletinin ve Türk devletinin bekasını engelleyecek,
zaafa uğratacak bir sinsi projenin bulunduğuna dair ciddi kuşkularımızın
olduğunu belirtmek istiyorum. Eğer, anayasa tartışmalarının gerisindeki
niyet cumhuriyetimizin temel ve vazgeçilmez değerleriyle hesaplaşmaksa,
Milliyetçi Hareket bunun tam karşısındadır. Bilinmelidir ki MHP'liler
buna asla izin vermeyecektir'' diye konuştu.
Yapılması gereken ilk şeyin, milli bekayı esas alarak, hoşgörü ve
uzlaşma zemininde, milli egemenliği temel meşruiyet çerçevesi olarak
kabul eden daha demokratik, daha çağdaş bir anayasa yapmak olduğunu dile
getiren Bahçeli, şöyle devam etti:
''Partimiz, ülkemizin 21. yüzyılın ilk çeyreğinde, üzerinde geniş
mutabakatın sağlandığı, güçlü bir toplumsal uzlaşma belgesi hüviyeti
taşıyan anayasal bir yapıyla yol alınmasını arzulamaktadır. Ancak hiç
kimse MHP'den toplumumuzun bireylerine, çağdaş hak ve özgürlükleri
sunarken, onların varlık nedeni ve biricik sosyo-kültürel kaynağı olan
aziz millet varlığının zedelenmesine, devletin yapı taşlarının tahrip
edilmesine müsamaha göstermesini beklememelidir.
Cumhuriyetten yola çıkarak, daha az demokrasi, demokrasiden yola çıkarak
daha az cumhuriyet isteme tuhaflığının yaygınlaşmasına fırsat
verilmemelidir. Birini geliştirmeye çalışırken, ötekini kaybetmek gibi
bir lüksümüzün olamayacağı herkes tarafından anlaşılmalıdır.''
''TARTIŞMALAR GERİLİME NEDEN OLACAK''
MHP Genel Başkanı Bahçeli, süregelen anayasa tartışmalarının, ciddi
gerilimlere neden olacağının şimdiden anlaşıldığını belirterek,
''Dileğimiz, gerilim sonucu oluşacak birikim ve enerjinin açığa
salınmadan, demokrasimizin devamının mümkün olması ve iktidarın da bu
öngörüye ulaşmış bulunmasıdır. Cumhuriyetimizi savunmasız bırakacak bir
demokratikleşme hayalinin hiç kimseye yarar sağlamayacağı bilinmelidir''
diye konuştu.
Devlet Bahçeli, bugünden itibaren olabildiğince geniş uzlaşma sağlayacak
bir yöntemle, anayasa değiştirme zemininin TBMM'ye çekilmesi gerektiğini
ifade ederek, partisinin, TBMM Başkanına yaptığı çağrıya dikkati çekti.
Bahçeli, ''Partimiz, Sayın TBMM Başkanı başkanlığında oluşturulacak
siyasi parti gruplarının temsilcilerinin de yer alacağı, bir heyetin
'Anayasa Hazırlık ve Uzlaşma Komisyonu' olarak görev alması yönünde
girişimde bulunmuştur. Bunu sayın Başbakan dünkü açıklamasıyla, Anayasa
Komisyonuyla karıştırmamak gerekir'' dedi.
Konuşmasını, 2000 yılı bütçe görüşmeleri sırasında TBMM'de yaptığı
konuşmadan alıntı yaparak bitiren Devlet Bahçeli, o gün türban, inanç ve
girişim özgürlüğü, terör, yolsuzluk gibi konularda söylediği sözlere
bugün de MHP olarak imzalarını attıklarını kaydetti.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin konuşmasının ardından grup
toplantısı basına kapalı olarak devam etti.
