2011-12-20 - 15:29
TBMM Genel Kurulu'nda, 2010 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı görüşüldü. TBMM Başkanvekili Meral Akşener, 2010 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısının maddelerinin oylamasının tamamlanmasının ardından, birleşimi yarın saat 14.00'de toplanmak üzere kapattı.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ''Son 9 yıllık AK Parti iktidarları döneminde 2009 yılı hariç, bu yıl küresel bir kriz yılıdır. Tüm bütçe dönemleri hedeflenenden de daha iyi tutturulmuş'' dedi.
Genel Kurulda, 2010 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı'nın görüşülmesine başlandı.
Bakan Şimşek, tasarının 2. maddesi üzerinde hükümet adına söz alarak, eleştirileri yanıtladı.
''2010 yılı kesin hesabını konuşuyoruz'' diyerek sözlerine başlayan Şimşek, kesin hesapla ilgili bazı rakamların bilinmesinde fayda olduğunu ifade etti.
Şimşek, 2010 yılında yaklaşık yaklaşık 50,2 milyar liralık bir açık öngördüklerini belirterek, gerçekleşen açığın ise bu hedefin 10 milyar lira altında olduğunu ifade etti. Şimşek, ''Yani, 40,1 milyar. GSYH'ya oran olarak biz yaklaşık yüzde 5 civarında bir açık öngörmüşüz, gerçekleşen oran yüzde 3,6. Dolayısıyla, burada hakikatten bir başarı söz konusudur'' diye konuştu.
Milletvekillerinin, ''ödenek üstü harcama yapıldığı'' konusunda eleştiriler yönelttiğini anımsatan Şimşek, şöyle devam etti:
''2010 yılında performans çok iyi olunca, ülkemizin de yatırım ihtiyacı çok yüksek olunca özelikle altyapı yatırımlarına bütçede öngördüğümüzden çok daha fazla kaynak ayırdık. Yaklaşık olarak, 14 milyar lira ilave yatırım yaptık 2010 yılında. Aslında bu küresel kriz sonrası dönemde birçok ülkenin hayal ettiği bir durum. Çünkü, küresel kriz sonrasında birçok ülke yatırımlarını azaltmak zorunda kaldı. Hala bugün Avrupa'daki birçok ülkeye baktığınız zaman yatırımları düşürülüyor, artırılmıyor.
Peki son 9 yılın bütçe performansına ne demeli- Son 9 yıllık AK Parti iktidarları döneminde 2009 yılı hariç, bu yıl küresel bir kriz yılıdır. Hemen hemen tüm ülkelerin bütçelerinde büyük sapmalar olmuştur. 9 yıllık dönemde tüm bütçe dönemleri hedeflenenden de daha iyi tutturulmuş. Yani 2009'u bir kenara bırakırsanız, kalan 8 yılda bütçe açığı hedeflenenin altında gerçekleşmiştir. Bizden önceki 9 yılda ise bütçe açığı ortalama hedeflenenin iki katı olmuş. Bizden önceki 9 yılda bütçe açığının GSYH'ya oranı yüzde 7.7, AK Parti hükümetleri döneminde ise bütçe açığı yüzde 3.3, ortalama performans ortada.''
Tasarruf oranlarının düştüğü yönündeki eleştirileri de ccevaplandıran Şimşek, ''Tasarruf oranları hangi kesimde düşmüş- Kamuda bakıyorsunuz, devletin 2002 yılında tasarruf açığı GSYH'nın yüzde 4,8'i. Yani, kamu büyük bir tasarruf açığı veriyor. Geliyoruz bu seneye, kamuda yüzde 2,9 civarında bir fazla var. Yani devletin tasarruflarında azalma yok tam aksine GSYH'ya oran olarak yüzde 7,7 puanlık bir artış söz konusudur'' diye konuştu.
Özel sektörün tasarruflarının azaldığını ifade eden Şimşek, ''Neden azalmıştır- Çünkü enflasyondaki, faizlerdeki düşüşle birlikte, krediye erişim artmış. Türkiye ekonomisinde istikrar olduğu için vadeler uzamış, kredi genişlemesi olmuş. Bundan dolayı da özel sektörün tasarruflarında bir azalma söz konusu'' açıklamasında bulundu.
Yatırımlarda da çok ciddi artışlar olduğunu vurgulayan Maliye Bakanı Şimşek, 2003 yılında toplam yatırımların 81.8 milyar lira olduğunu, bu rakamın 2010 yılında 223,5 milyar liraya çıktığını vurguladı.
Asgari ücretli üzerinde herhangi bir vergi artışı bulunmadığını ifade eden Şimşek, ''Asgari ücretli üzerinde AK Parti hükümetleri döneminden önce yüzde 12,8 efektif bir vergi var. Bugün, ailenin durumuna göre yüzde sıfır ile yüzde 5'in biraz üzerinde vergi söz konusudur. Yani asgari ücretli üzerinde de vergiler ciddi bir şekilde alınmıştır. Bugün 4 çocuklu eşi çalışmayan bir asgari ücretli sıfır vergi vermektedir'' şeklinde konuştu.
Tasarının 1. maddesi üzerinde grubu adına söz alan CHP Mersin Milletvekili İsa Gök, ''AKP Grubu bilerek veya bilmeyerek Türkiye'yi kaosa sürükledi'' dedi.
Yaz ayları geldiğinde kanunları onaylayacak bir cumhurbaşkanı bulunamayabileceğini öne süren Gök, şöyle devam etti:
''Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakanı da zor duruma düşüren, bu kaosu yaratan doğrudan AKP Grubu'nun hukukçu kurmaylarıdır. Yetmiyormuş gibi Sayın Başbakan'ın önüne sorunu çözmek için getirilen öneriler, aslında sorunu daha da büyütecek önerilerdir. '5 yıl mı 7 yıl mı' noktasında bir bombayı Başbakan'ın kucağına AKP Grubu bırakmıştır. Ne oldu- 'Kararı Başbakan verecek' Onu kucağında bombayla yalnız bırakmışlardır. Kılavuz karga olmalı. Şimdi de 'bir geçici maddeyle ek yapalım' diyorlar. Genelge genelgeyle, tüzük tüzükle değişir. Sayın Elitaş sözüm size. Anayasaya geçici madde konulmakla Anayasa değiştirilmez. Başbakan'a yine yanlış bilgi vermişsiniz. Beceriksiz hukukçuların yüzünden ülkeyi kaosa sürüklemeyin.''
Gök'ün konuşmasının ardından sataşma gerekçesiyle söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ise Cumhurbaşkanı seçimi sırasında yaşanan, ''367'' tartışmasını anımsatarak, ''Her zaman olduğu CHP o zaman da bir sanal aleme girdi. Görünmez oldu. Sorun da burada, millet sizi görmüyor ama o zaman geldiniz Genel Kurula girdiniz. Sonrasında TBMM idare amiri olan arkadaşınız bile zorla çıkarıldı dışarıya'' diye konuştu.
CHP'nin, Anayasa Mahkemesine giderek, ''367 ucubesini'' ortaya çıkardığını ifade eden Elitaş, ''İşte bu 367 ucubesinden sonra anayasa değişikliği yapıldı ve seçim kararı alındı. Sayın Ahmet Necdet Sezer, o zaman siyasi bir atraksiyon yaptı, ömür boyu cumhurbaşkanı kalabilmek için. Çünkü 367 bulunmazsa Meclis hiç Cumhurbaşkanı seçemeyecekti. Kılavuzu değiştirin. Yaz aylarında yaşadıklarınızı hep beraber gördük. Gelip burada bile yemin edemediniz'' diye konuştu.
Sataşma gerekçesiyle söz alan CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce de Elitaş'ın gerçekleri çarpıttığını öne sürerek, ''Biz içeriye girmedik. Sadece Grup Başkanvekili Kemal Anadol tek başına girdi. Sayın Anadolu içerideyken, içeriye 10 kişi falan girmedi. Orada bir hır gür olunca idare amirimiz Ahmek Küçük içeri girdi. Sizin sıralarınızdan ona saldırılınca Rasim Çakır da girdi. 10 kişi falan da girmedi'' açıklamasını yaptı.
Cumhurbaşkanı'nın görev süresine ilişkin yaşanan tartışmaya değinen İnce, ''Daha önce '5' diyordunuz. Bize, Parlamentoya saygınız yok, kendi seçtiğiniz Cumhurbaşkanı'na da mı saygınız yok. Cumhurbaşkanı kendi görev süresinin kaç yıl olduğunu bilmiyor. Sadece Başbakan biliyor. Saygısızlıktır, bu ayıptır. Orada bekliyor Cumhurbaşkanı, 'Başbakan görev süre mi söylesin' diye. Cumhurbaşkanı kendi görev süresini bilmeyecek kadar aciz mi-'' sorusunu yöneltti.
TBMM Başkanvekili Meral Akşener, CHP'li Gök'ün tekrar söz alarak konuşmasının ardından, AK Parti sıralarına hitaben, ''Sayın Aydın, sataşma gerekçesiyle söz almayacak mısınız-'' demesi gülüşmelere sebep oldu.
AK Parti Grup Başkanvekilleri Mustafa Elitaş ve Ahmet Aydın'ın ayağa kalkması üzerine Akşener, ''Valla nasıl isterseniz. İsterseniz sabah 05.00'e kadar çalışabiliriz. Karar verelim. Nasıl yürüyeceksek, öyle yürüyelim. Ben varım, pilavdan dönenin kaşığı kırılsın ama siz yorgunsunuz'' diye konuştu.
MHP Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, 2. maddede grubu adına söz alarak, ''Bu hükümetin bütçe ve harcamalar konusunda samimi olmadığını açık bir şekilde ifade edebilirim'' dedi.
AK Parti Sakarya Milletvekili Şaban Dişli ise AK Parti'nin iktidara geldiği günden bu yana başlayan ekonomik sağlamlılığın sürdüğünü ifade etti. Dişli, ''Tüm çabamız daha yaşanabilir bir ülkenin mutlu insanları için'' ifadesini kullandı.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada, tasarının 2. maddesi kabul edildi.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye'de Eylül 2010'da 22 milyon 973 bin kişi istihdam ediliyorken, Eylül 2011'de 24 milyon 749 bin kişinin istihdam edildiğini belirterek, ''Bu, rekor istihdam artışıdır'' dedi.
TBMM Genel Kurulunda, 2010 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısının görüşülmesine devam ediliyor.
Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Bakan Şimşek, son bir yılda istihdamın yaklaşık 1,8 milyon kişi arttığını söyledi. Eylül 2010'da 22 milyon 973 bin kişi istihdam ediliyorken, Eylül 2011'de bu sayının 24 milyon 749 bine çıktığını ifade eden Şimşek, ''Bu rekor istihdam artışıdır'' diye konuştu.
Şimşek, işsizlik oranının eylül ayı itibariyle yüzde 8,8'e düştüğünü, bunun da son 10 yılın en düşük seviyesi olduğunu belirterek, mevsimsel etkilerden arındırılmış işsizlik oranının eylül ayı itibariyle yüzde 9,2'ye düştüğünü bildirdi.
Ciddi bir istihdam artışının söz konusu olduğunu bildiren Şimşek, ''İşsizlik sorunu tamamen çözüldü mü- Hayır'' dedi.
OECD'nin 1985-2010 döneminde 22 ülkeyi kapsayan 2011 yılı Aralık ayı raporuna göre, gelir dağılımı iyileşen iki ülkeden birisisinin Türkiye olduğunu ifade eden Şimşek, ''Gini katsayısı yüksek olunca gelir dağılımı bozuk demektir, düştükçe gelir dağılımı iyileşiyor demektir. Raporda diyor ki '1985'te Türkiye'de Gini katsayısı 0,43, 1994'te 0,49'a çıkmış; yani geliri dağılımı inanılmaz düzeyde bozulmuş. 2002'de iyileşmiş 0,44'e düşmüş. 2008'de 0,41'e, 2011'de 0,40'a düşmüş. Yani AK Parti Hükümetleri döneminde gelir dağılımında iyileşme söz konusudur. En az kişi başına gelir elde edenle, en çok kişi başına gelir elde eden arasındaki fark, 2002'de 9,5 kat iken, 2010'da 8 kata inmiş. Çok ciddi bir iyileşme söz konusu'' diye konuştu.
Bakan Şimşek, OECD ülkelerinde, dolaylı vergilerin milli gelire oranı yüzde 11 civarında iken, bu oranın Türkiye'de yüzde 11,9 olduğunu kaydetti.
Mehmet Şimşek, başka bir soru üzerine ''sokağı dinlediklerini'' ve bu nedenle eğitime, sağlığa yatırım yaptıklarını, istihdam yarattıklarını ve gelir dağılımını iyileştirdiklerini söyledi.
''6 sıfır atıldığında Dolar 1 Lira olacak'' demediğini dile getiren Şimşek, kurları piyasaların belirlediğini belirtti. Şimşek, kendilerinden önceki 40 yıllık dönemde, Türkiye'nin her yıl çift haneli enflasyon, devalüasyon ve faizler gördüğünü ifade etti.
Şimşek, Cumhurbaşkanlığının görev süresinin tartışılan bir konu olduğunu anımsatarak, ''Ona yüce Meclisimiz karar verecek'' dedi.
CHP Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, Hükümetin yapılan zamlara ''güncelleme'' diyerek halkın zekası ile dalga geçtiğini iddia ederek, ''Halkın zekası ile dalga geçmeye hakkınız yok. Bu halkın sizi güncelleyeceği günler yakındır'' diye konuştu.
Türkiye'nin, dünyanın 16. büyük ekonomisi olduğunun söylendiğini ifade eden Havutça, ''Bu efsane değilse, bundan gurur duyarız. Ancak işçimiz, köylümüz, emeklimiz bu 16. büyük ekonominin neresinde- 16. büyük ekonomide kim zengin oldu-'' diye sordu.
Havutça, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''dünyanın en zengin 10 Başbakanı'' arasında olduğunun söylendiğini iddia ederek, ''Bu bir efsane değilse... Helal para ile kazanılmış zenginlere itirazımız yok. Daha önce söz verildiği gibi, dokunulmazlıkları kaldıracağız ve her milletvekili mal beyanını halkın bilgisine sunacak. Biz buna açığız'' diye konuştu.
Sataşma olduğu gerekçesiyle kürsüye gelen AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, eleştiriye her zaman hazır olduklarını ama doğrulanmayan ve ispatlanamayan haksız iddiaların hiç kimseye yakışmayacağını söyledi.
''Başbakan Erdoğan'ın dünyanın en zengin 10 Başbakanı arasında olduğunu ispat edin'' diyen Aydın, şöyle konuştu:
''Başbakanımızın dışarıda 800 milyon doların üzerinde parası olduğu sizler tarafından sıkça söylendi. Bu sözler size yakışmıyor. Sayın Başbakanın mal beyanı açıktır, internetten ilan edilmiştir. Eğer varsa ispata ilişkin bilgi ve belge varsa gelirsiniz, burada açıklarsınız. Böyle bir şüpheniz varsa, onun da yeri burası değildir, yargıdır. Eğer kendinize güveniyorsanız, iddianızın doğru olduğuna inanıyorsanız yargıya gidin. Yargı da kim olursa olsun o kişiyi cezalandırır. Sizinle ilgili de çok çeşitli rivayetler, dedikodular var ama bunları söylemek bize yakışmaz. Burada, karalamalar yapmayın, kuru sıkı atmayın.''
Tekrar kürsüye gelen Havutça, Başbakan Erdoğan'a hakarette bulunmadığını, öyle bir kastının söz konusu olmadığını, sadece basında konuşulan bir konuyu gündeme getirdiğini söyledi.
TBMM Başkanvekili Meral Akşener, CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce'nin, sataşma olduğu gerekçesiyle söz istemesi üzerine, ''Buyurun, kuru sıkı atmadığınızı ifade edin'' dedi.
İnce, ''Bazılarının adı aktır, bazılarının alnı aktır; bizim alnımız ak, sizin adınız ak'' dedi.
Milletvekillerinin Meclis Başkanlığına verdikleri mal beyanlarını basına da açıklamaları çağrısında bulunan İnce, ''Biz mal varlığını geçtik; Cumhurbaşkanı, Başbakan ve bakanların aldıkları hediyeleri bile öğrenemiyoruz. Bu konuda soru önergeleri verdik. Bir kişi hediye almışsa bunu neden gizliyorsunuz- 'Memur kravat, gömlek bile alamayacak' diyeceksin ama sen aldığın hediyeleri açıklamayacaksın. Aldığı hediyenin hesabını veremeyen, mal varlığının hesabını nasıl verecek- Biz kuru sıkı ve iftira atmıyoruz'' diye konuştu.
Sataşma gerekçesiyle tekrar kürsüye gelen AK Parti'li Aydın, ''Bizim alnımız da ak, gönlümüz da ak, partimiz de ak'' diyerek, Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk'ün, ''AK Parti daha demokratik, CHP statükocu ve faşisttir. CHP, sadece para lazım olduğu zaman bizi arıyor'' sözlerini hatırlattı.
TBMM Genel Kurulunda, CHP Sinop Milletvekili Engin Altay'ın talebi üzerine TBMM Başkanvekili Meral Akşener'un tutumu hakkında usul tartışması açıldı.
CHP Sinop Milletvekili Engin Altay, verilen aranın ardından ayağa kalkarak, önceki oturumda sarfedilen bir cümleye ilişkin ''sataşma'' gerekçesiyle söz istedi.
TBMM Başkanvekili Meral Akşener de o konuya ilişkin söz verildiğini, kayıtlara geçtiğini, yeniden söz veremeyeceğini söyledi. Bu sözlere tepki gösteren Altay, Akşener'e hitaben, ''Tutumunuzu doğru bulmuyorum. Usul tartışması açılmasını istiyorum'' dedi.
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, Altay'a, ''Yapmayın, yok böyle bir şey'' diyerek tepki gösterdi. Altay da Şandır'a, ''Nasıl böyle bir şey söylersiniz- Nasıl yok böyle bir şey- Benim en yasal hakkım'' diye bağırdı.
Bu sözler üzerine Akşener, Altay'a, ''Neden bağırıyorsunuz- Ben size söz vermeyeceğim demedim. Gelin beni dövün bari. La havle'' dedi.
Akşener, partilerin grup başkanvekilleriyle görüşmek için birleşime tekrar ara verdi.
Verilen aranın ardından Akşener'in tutumu hakkında usul tartışması açıldı.
CHP'li Altay, konuşmasında, Akşener'e dönerek, ''Size sesimi yükseltmedim. Sayın Şandır ve Sayın Elitaş'a yükselttim. Yanlış anlaşıldıysa...'' dedi.
Genel Kurulda işlerin, başkanvekillerinin uygulamalarına göre yürütülmesini doğru bulmadığını savunan Altay, şöyle devam etti:
''Burada bir İçtüzük vardır. Bu herkesi bağlar. Burada bulunan milletvekillerinin, İçtüzüğün elverdiği kadar düşüncelerini ifade etme hakları vardır. Biraz önce iktidar partisi grup başkanvekillerinin bir haber portalına dayanarak, bir belediye başkanımızın söylemediği sözleri o söylemiş gibi nakletmesini yakıştıramadım. Biz her gün sizlerle ilgili, Sayın Başbakan ile ilgili bir sürü şey okuyoruz. Belediye Başkanımız ne diyor, 'AKP yurtdışı temaslarında kendisinin oldukça demokrat, CHP'nin ise statükocu, faşist bir parti olarak algınlanmasına yönelik görüşmeler yapıyor. Bizim buna tedbir almamız lazım.' Size yakıştıramadım.''
Akşener'in tutumunun lehinde söz alan MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır ise 2010 yılı bütçesi kesin hesap tasarının görüşüldüğünü anımsatarak, ''Usul tartışmasına tepkim, bu konudaki hassasiyetimden kaynaklanıyor. Saat 13.00'ten bu yana iktidar partisi ile anamuhalefet partisi arasında sebeplerini hiç sorgulamadığım bir tartışma devam ediyor. Bu tartışmanın içerisinde MHP yoktur'' diye konuştu.
''Ama bugün burada 2010 yılı kesin hesabı görüşüyoruz. Bu görevin yapılmasına fırsat verilmesi gerekiyor'' diyen Şandır, şunları söyledi:
''Yeni başlayacak bir tartışmaya bu nedenle itirazım olmuştur. Bana göre bu tartışmaların devam ettirilmemesi gerekiyor. Sayın Altay'ın bana sesini yükseltmesinde mutlaka haklı bir sebebi var. Onu üzdüğüm için ben de üzgünüm ama nereye kadar devam ettireceğiz bunu- Sayın Başkan'ı, her defasında 'İçtüzük'ten kaynaklanan haklarımız' diyerek zora sokmaya hakkımız yok. Milletin önünde yaptığımız bu tartışmanın bu millette bir karşılığı yok. Sayın Başkan, İçtüzüğün gereği neyse onu uygulasın. Kimin canı yanarsa yansın ama o tüzüğü uygulasın.''
AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın da Akşener'e, İçtüzüğü uyguladığı için teşekkür ederek, ''Ama bu usul tartışması olmamalıydı'' dedi.
''Genel Kurulda zaman zaman yaşanan tartışmalar sırasında istenmeyen sözler edilebildiğini'' belirten Aydın, kendilerinin parti liderleriyle ilgili konuşmamaya özen gösterdiklerini söyledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, dünyanın gıptayla izlediği, imrendiği bir lider olduğunu vurgulayan Aydın, ''Sonra burada biri çıkıp, 'dünyanın en zengin 10. Başbakanı' diyor. Elinizde kesin bir belge ve kanıt varsa konuşalım bunu. Daha doğrusu konuyu yargıya taşıyın. Burada söylemeyecektim ama Selami Öztürk, bir konuşmasında, tırnak içinde, 'Avrupa'da, AK Parti'nin daha demokratik bir parti, CHP'nin de statükocu ve faşist bir düşünceye sahip parti' olarak görüldüğünü söylüyor. Bunlar onun ifadeleri'' diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş da CHP'li Altay'ın, ''Grup Başkanvekillerinin gruplarına hakim olmasıyla'' ilgili ifadesini yadırgadığını söyledi. Elitaş, ''Sayın Altay, kendi partisinin grup başkanvekillerini zor durumda bıraktı. Bir belediye başkanı, partisinin yurtdışındaki algısı hakkında görüş bildirmiş. Sayın Altay, 'gittiğiniz zaman CHP'yi kötülüyorsunuz' demeye getiriyor. İnanır mısınız bilmem ama o toplantılarda CHP'nin 'c'si bile geçmiyor'' açıklamasında bulundu.
Başbakan Erdoğan'ın mal varlığıyla ilgili tartışmalara da değinen Elitaş, ''Sayın Başbakan'ın mal varlığıyla ilgili kulaktan dolma bilgilerle hareket etmeyin. 'www.akparti.org.tr'de Sayın Başbakan'ın mal varlığı yazıyor. Dedikoduyla bu meseleyi bir yere taşımanın faydası yok'' diye konuştu.
Akşener, konuşmaların ardından tutumunda bir değişiklik olmadığını söyledi.
Tasarının 3. maddesi üzerinde söz alarak tekrar kürsüye gelen MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, bütçenin bir türlü iki yakasının bir araya getirilemediğinden yakındı.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in, ''iyi niyetle, rakamlar vererek'' bütçeyi savunmaya çalıştığını anlatan Şandır, ''Ancak Sayın Bakan, sürekli sırtınızı geçmiş dönemlerin rakamlarına dayamanız size yakışmıyor'' dedi.
''İktidar partisi ile anamuhalefet partisi arasındaki, 'Cumhurbaşkanı'nın görev süresine' yönelik tartışmalarının görüşmeleri gasbettiğini'' savunan Şandır, şöyle konuştu:
''2007 yılında yaşanan kaosu bu milleti yine yaşatmayın. Tartışmalar iktidar partisi grubunun hakkı değil. Anayasa'ya yazılmış, 'Cumhurbaşkanları 5 yıl için seçilir' diye. 'Sayın Cumhurbaşkanı'nın 7 yıl görev yapacağını' söylemek hukuku arkadan dolanmaktır. Bu milletin önünde çok önemli gündem maddeleri dururken, Türkiye savaşın eşiğindeyken bu milleti meşgul etmeye hakkınız yok. Anayasa ortadayken, Sayın Başbakan'ın '7 yıl' diye fetva vermesi, hukuka da aykırı düşmüştür, Sayın Cumhurbaşkanı'na da ayıp olmuştur.''
**** HABERİN DEVAMINI 'İLGİLİ DÖKÜMANLAR' BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
(22.51)
Genel Kurulda, 2010 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı'nın görüşülmesine başlandı.
Bakan Şimşek, tasarının 2. maddesi üzerinde hükümet adına söz alarak, eleştirileri yanıtladı.
''2010 yılı kesin hesabını konuşuyoruz'' diyerek sözlerine başlayan Şimşek, kesin hesapla ilgili bazı rakamların bilinmesinde fayda olduğunu ifade etti.
Şimşek, 2010 yılında yaklaşık yaklaşık 50,2 milyar liralık bir açık öngördüklerini belirterek, gerçekleşen açığın ise bu hedefin 10 milyar lira altında olduğunu ifade etti. Şimşek, ''Yani, 40,1 milyar. GSYH'ya oran olarak biz yaklaşık yüzde 5 civarında bir açık öngörmüşüz, gerçekleşen oran yüzde 3,6. Dolayısıyla, burada hakikatten bir başarı söz konusudur'' diye konuştu.
Milletvekillerinin, ''ödenek üstü harcama yapıldığı'' konusunda eleştiriler yönelttiğini anımsatan Şimşek, şöyle devam etti:
''2010 yılında performans çok iyi olunca, ülkemizin de yatırım ihtiyacı çok yüksek olunca özelikle altyapı yatırımlarına bütçede öngördüğümüzden çok daha fazla kaynak ayırdık. Yaklaşık olarak, 14 milyar lira ilave yatırım yaptık 2010 yılında. Aslında bu küresel kriz sonrası dönemde birçok ülkenin hayal ettiği bir durum. Çünkü, küresel kriz sonrasında birçok ülke yatırımlarını azaltmak zorunda kaldı. Hala bugün Avrupa'daki birçok ülkeye baktığınız zaman yatırımları düşürülüyor, artırılmıyor.
Peki son 9 yılın bütçe performansına ne demeli- Son 9 yıllık AK Parti iktidarları döneminde 2009 yılı hariç, bu yıl küresel bir kriz yılıdır. Hemen hemen tüm ülkelerin bütçelerinde büyük sapmalar olmuştur. 9 yıllık dönemde tüm bütçe dönemleri hedeflenenden de daha iyi tutturulmuş. Yani 2009'u bir kenara bırakırsanız, kalan 8 yılda bütçe açığı hedeflenenin altında gerçekleşmiştir. Bizden önceki 9 yılda ise bütçe açığı ortalama hedeflenenin iki katı olmuş. Bizden önceki 9 yılda bütçe açığının GSYH'ya oranı yüzde 7.7, AK Parti hükümetleri döneminde ise bütçe açığı yüzde 3.3, ortalama performans ortada.''
Tasarruf oranlarının düştüğü yönündeki eleştirileri de ccevaplandıran Şimşek, ''Tasarruf oranları hangi kesimde düşmüş- Kamuda bakıyorsunuz, devletin 2002 yılında tasarruf açığı GSYH'nın yüzde 4,8'i. Yani, kamu büyük bir tasarruf açığı veriyor. Geliyoruz bu seneye, kamuda yüzde 2,9 civarında bir fazla var. Yani devletin tasarruflarında azalma yok tam aksine GSYH'ya oran olarak yüzde 7,7 puanlık bir artış söz konusudur'' diye konuştu.
Özel sektörün tasarruflarının azaldığını ifade eden Şimşek, ''Neden azalmıştır- Çünkü enflasyondaki, faizlerdeki düşüşle birlikte, krediye erişim artmış. Türkiye ekonomisinde istikrar olduğu için vadeler uzamış, kredi genişlemesi olmuş. Bundan dolayı da özel sektörün tasarruflarında bir azalma söz konusu'' açıklamasında bulundu.
Yatırımlarda da çok ciddi artışlar olduğunu vurgulayan Maliye Bakanı Şimşek, 2003 yılında toplam yatırımların 81.8 milyar lira olduğunu, bu rakamın 2010 yılında 223,5 milyar liraya çıktığını vurguladı.
Asgari ücretli üzerinde herhangi bir vergi artışı bulunmadığını ifade eden Şimşek, ''Asgari ücretli üzerinde AK Parti hükümetleri döneminden önce yüzde 12,8 efektif bir vergi var. Bugün, ailenin durumuna göre yüzde sıfır ile yüzde 5'in biraz üzerinde vergi söz konusudur. Yani asgari ücretli üzerinde de vergiler ciddi bir şekilde alınmıştır. Bugün 4 çocuklu eşi çalışmayan bir asgari ücretli sıfır vergi vermektedir'' şeklinde konuştu.
Tasarının 1. maddesi üzerinde grubu adına söz alan CHP Mersin Milletvekili İsa Gök, ''AKP Grubu bilerek veya bilmeyerek Türkiye'yi kaosa sürükledi'' dedi.
Yaz ayları geldiğinde kanunları onaylayacak bir cumhurbaşkanı bulunamayabileceğini öne süren Gök, şöyle devam etti:
''Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakanı da zor duruma düşüren, bu kaosu yaratan doğrudan AKP Grubu'nun hukukçu kurmaylarıdır. Yetmiyormuş gibi Sayın Başbakan'ın önüne sorunu çözmek için getirilen öneriler, aslında sorunu daha da büyütecek önerilerdir. '5 yıl mı 7 yıl mı' noktasında bir bombayı Başbakan'ın kucağına AKP Grubu bırakmıştır. Ne oldu- 'Kararı Başbakan verecek' Onu kucağında bombayla yalnız bırakmışlardır. Kılavuz karga olmalı. Şimdi de 'bir geçici maddeyle ek yapalım' diyorlar. Genelge genelgeyle, tüzük tüzükle değişir. Sayın Elitaş sözüm size. Anayasaya geçici madde konulmakla Anayasa değiştirilmez. Başbakan'a yine yanlış bilgi vermişsiniz. Beceriksiz hukukçuların yüzünden ülkeyi kaosa sürüklemeyin.''
Gök'ün konuşmasının ardından sataşma gerekçesiyle söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ise Cumhurbaşkanı seçimi sırasında yaşanan, ''367'' tartışmasını anımsatarak, ''Her zaman olduğu CHP o zaman da bir sanal aleme girdi. Görünmez oldu. Sorun da burada, millet sizi görmüyor ama o zaman geldiniz Genel Kurula girdiniz. Sonrasında TBMM idare amiri olan arkadaşınız bile zorla çıkarıldı dışarıya'' diye konuştu.
CHP'nin, Anayasa Mahkemesine giderek, ''367 ucubesini'' ortaya çıkardığını ifade eden Elitaş, ''İşte bu 367 ucubesinden sonra anayasa değişikliği yapıldı ve seçim kararı alındı. Sayın Ahmet Necdet Sezer, o zaman siyasi bir atraksiyon yaptı, ömür boyu cumhurbaşkanı kalabilmek için. Çünkü 367 bulunmazsa Meclis hiç Cumhurbaşkanı seçemeyecekti. Kılavuzu değiştirin. Yaz aylarında yaşadıklarınızı hep beraber gördük. Gelip burada bile yemin edemediniz'' diye konuştu.
Sataşma gerekçesiyle söz alan CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce de Elitaş'ın gerçekleri çarpıttığını öne sürerek, ''Biz içeriye girmedik. Sadece Grup Başkanvekili Kemal Anadol tek başına girdi. Sayın Anadolu içerideyken, içeriye 10 kişi falan girmedi. Orada bir hır gür olunca idare amirimiz Ahmek Küçük içeri girdi. Sizin sıralarınızdan ona saldırılınca Rasim Çakır da girdi. 10 kişi falan da girmedi'' açıklamasını yaptı.
Cumhurbaşkanı'nın görev süresine ilişkin yaşanan tartışmaya değinen İnce, ''Daha önce '5' diyordunuz. Bize, Parlamentoya saygınız yok, kendi seçtiğiniz Cumhurbaşkanı'na da mı saygınız yok. Cumhurbaşkanı kendi görev süresinin kaç yıl olduğunu bilmiyor. Sadece Başbakan biliyor. Saygısızlıktır, bu ayıptır. Orada bekliyor Cumhurbaşkanı, 'Başbakan görev süre mi söylesin' diye. Cumhurbaşkanı kendi görev süresini bilmeyecek kadar aciz mi-'' sorusunu yöneltti.
TBMM Başkanvekili Meral Akşener, CHP'li Gök'ün tekrar söz alarak konuşmasının ardından, AK Parti sıralarına hitaben, ''Sayın Aydın, sataşma gerekçesiyle söz almayacak mısınız-'' demesi gülüşmelere sebep oldu.
AK Parti Grup Başkanvekilleri Mustafa Elitaş ve Ahmet Aydın'ın ayağa kalkması üzerine Akşener, ''Valla nasıl isterseniz. İsterseniz sabah 05.00'e kadar çalışabiliriz. Karar verelim. Nasıl yürüyeceksek, öyle yürüyelim. Ben varım, pilavdan dönenin kaşığı kırılsın ama siz yorgunsunuz'' diye konuştu.
MHP Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, 2. maddede grubu adına söz alarak, ''Bu hükümetin bütçe ve harcamalar konusunda samimi olmadığını açık bir şekilde ifade edebilirim'' dedi.
AK Parti Sakarya Milletvekili Şaban Dişli ise AK Parti'nin iktidara geldiği günden bu yana başlayan ekonomik sağlamlılığın sürdüğünü ifade etti. Dişli, ''Tüm çabamız daha yaşanabilir bir ülkenin mutlu insanları için'' ifadesini kullandı.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada, tasarının 2. maddesi kabul edildi.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye'de Eylül 2010'da 22 milyon 973 bin kişi istihdam ediliyorken, Eylül 2011'de 24 milyon 749 bin kişinin istihdam edildiğini belirterek, ''Bu, rekor istihdam artışıdır'' dedi.
TBMM Genel Kurulunda, 2010 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısının görüşülmesine devam ediliyor.
Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Bakan Şimşek, son bir yılda istihdamın yaklaşık 1,8 milyon kişi arttığını söyledi. Eylül 2010'da 22 milyon 973 bin kişi istihdam ediliyorken, Eylül 2011'de bu sayının 24 milyon 749 bine çıktığını ifade eden Şimşek, ''Bu rekor istihdam artışıdır'' diye konuştu.
Şimşek, işsizlik oranının eylül ayı itibariyle yüzde 8,8'e düştüğünü, bunun da son 10 yılın en düşük seviyesi olduğunu belirterek, mevsimsel etkilerden arındırılmış işsizlik oranının eylül ayı itibariyle yüzde 9,2'ye düştüğünü bildirdi.
Ciddi bir istihdam artışının söz konusu olduğunu bildiren Şimşek, ''İşsizlik sorunu tamamen çözüldü mü- Hayır'' dedi.
OECD'nin 1985-2010 döneminde 22 ülkeyi kapsayan 2011 yılı Aralık ayı raporuna göre, gelir dağılımı iyileşen iki ülkeden birisisinin Türkiye olduğunu ifade eden Şimşek, ''Gini katsayısı yüksek olunca gelir dağılımı bozuk demektir, düştükçe gelir dağılımı iyileşiyor demektir. Raporda diyor ki '1985'te Türkiye'de Gini katsayısı 0,43, 1994'te 0,49'a çıkmış; yani geliri dağılımı inanılmaz düzeyde bozulmuş. 2002'de iyileşmiş 0,44'e düşmüş. 2008'de 0,41'e, 2011'de 0,40'a düşmüş. Yani AK Parti Hükümetleri döneminde gelir dağılımında iyileşme söz konusudur. En az kişi başına gelir elde edenle, en çok kişi başına gelir elde eden arasındaki fark, 2002'de 9,5 kat iken, 2010'da 8 kata inmiş. Çok ciddi bir iyileşme söz konusu'' diye konuştu.
Bakan Şimşek, OECD ülkelerinde, dolaylı vergilerin milli gelire oranı yüzde 11 civarında iken, bu oranın Türkiye'de yüzde 11,9 olduğunu kaydetti.
Mehmet Şimşek, başka bir soru üzerine ''sokağı dinlediklerini'' ve bu nedenle eğitime, sağlığa yatırım yaptıklarını, istihdam yarattıklarını ve gelir dağılımını iyileştirdiklerini söyledi.
''6 sıfır atıldığında Dolar 1 Lira olacak'' demediğini dile getiren Şimşek, kurları piyasaların belirlediğini belirtti. Şimşek, kendilerinden önceki 40 yıllık dönemde, Türkiye'nin her yıl çift haneli enflasyon, devalüasyon ve faizler gördüğünü ifade etti.
Şimşek, Cumhurbaşkanlığının görev süresinin tartışılan bir konu olduğunu anımsatarak, ''Ona yüce Meclisimiz karar verecek'' dedi.
CHP Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, Hükümetin yapılan zamlara ''güncelleme'' diyerek halkın zekası ile dalga geçtiğini iddia ederek, ''Halkın zekası ile dalga geçmeye hakkınız yok. Bu halkın sizi güncelleyeceği günler yakındır'' diye konuştu.
Türkiye'nin, dünyanın 16. büyük ekonomisi olduğunun söylendiğini ifade eden Havutça, ''Bu efsane değilse, bundan gurur duyarız. Ancak işçimiz, köylümüz, emeklimiz bu 16. büyük ekonominin neresinde- 16. büyük ekonomide kim zengin oldu-'' diye sordu.
Havutça, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''dünyanın en zengin 10 Başbakanı'' arasında olduğunun söylendiğini iddia ederek, ''Bu bir efsane değilse... Helal para ile kazanılmış zenginlere itirazımız yok. Daha önce söz verildiği gibi, dokunulmazlıkları kaldıracağız ve her milletvekili mal beyanını halkın bilgisine sunacak. Biz buna açığız'' diye konuştu.
Sataşma olduğu gerekçesiyle kürsüye gelen AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, eleştiriye her zaman hazır olduklarını ama doğrulanmayan ve ispatlanamayan haksız iddiaların hiç kimseye yakışmayacağını söyledi.
''Başbakan Erdoğan'ın dünyanın en zengin 10 Başbakanı arasında olduğunu ispat edin'' diyen Aydın, şöyle konuştu:
''Başbakanımızın dışarıda 800 milyon doların üzerinde parası olduğu sizler tarafından sıkça söylendi. Bu sözler size yakışmıyor. Sayın Başbakanın mal beyanı açıktır, internetten ilan edilmiştir. Eğer varsa ispata ilişkin bilgi ve belge varsa gelirsiniz, burada açıklarsınız. Böyle bir şüpheniz varsa, onun da yeri burası değildir, yargıdır. Eğer kendinize güveniyorsanız, iddianızın doğru olduğuna inanıyorsanız yargıya gidin. Yargı da kim olursa olsun o kişiyi cezalandırır. Sizinle ilgili de çok çeşitli rivayetler, dedikodular var ama bunları söylemek bize yakışmaz. Burada, karalamalar yapmayın, kuru sıkı atmayın.''
Tekrar kürsüye gelen Havutça, Başbakan Erdoğan'a hakarette bulunmadığını, öyle bir kastının söz konusu olmadığını, sadece basında konuşulan bir konuyu gündeme getirdiğini söyledi.
TBMM Başkanvekili Meral Akşener, CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce'nin, sataşma olduğu gerekçesiyle söz istemesi üzerine, ''Buyurun, kuru sıkı atmadığınızı ifade edin'' dedi.
İnce, ''Bazılarının adı aktır, bazılarının alnı aktır; bizim alnımız ak, sizin adınız ak'' dedi.
Milletvekillerinin Meclis Başkanlığına verdikleri mal beyanlarını basına da açıklamaları çağrısında bulunan İnce, ''Biz mal varlığını geçtik; Cumhurbaşkanı, Başbakan ve bakanların aldıkları hediyeleri bile öğrenemiyoruz. Bu konuda soru önergeleri verdik. Bir kişi hediye almışsa bunu neden gizliyorsunuz- 'Memur kravat, gömlek bile alamayacak' diyeceksin ama sen aldığın hediyeleri açıklamayacaksın. Aldığı hediyenin hesabını veremeyen, mal varlığının hesabını nasıl verecek- Biz kuru sıkı ve iftira atmıyoruz'' diye konuştu.
Sataşma gerekçesiyle tekrar kürsüye gelen AK Parti'li Aydın, ''Bizim alnımız da ak, gönlümüz da ak, partimiz de ak'' diyerek, Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk'ün, ''AK Parti daha demokratik, CHP statükocu ve faşisttir. CHP, sadece para lazım olduğu zaman bizi arıyor'' sözlerini hatırlattı.
TBMM Genel Kurulunda, CHP Sinop Milletvekili Engin Altay'ın talebi üzerine TBMM Başkanvekili Meral Akşener'un tutumu hakkında usul tartışması açıldı.
CHP Sinop Milletvekili Engin Altay, verilen aranın ardından ayağa kalkarak, önceki oturumda sarfedilen bir cümleye ilişkin ''sataşma'' gerekçesiyle söz istedi.
TBMM Başkanvekili Meral Akşener de o konuya ilişkin söz verildiğini, kayıtlara geçtiğini, yeniden söz veremeyeceğini söyledi. Bu sözlere tepki gösteren Altay, Akşener'e hitaben, ''Tutumunuzu doğru bulmuyorum. Usul tartışması açılmasını istiyorum'' dedi.
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, Altay'a, ''Yapmayın, yok böyle bir şey'' diyerek tepki gösterdi. Altay da Şandır'a, ''Nasıl böyle bir şey söylersiniz- Nasıl yok böyle bir şey- Benim en yasal hakkım'' diye bağırdı.
Bu sözler üzerine Akşener, Altay'a, ''Neden bağırıyorsunuz- Ben size söz vermeyeceğim demedim. Gelin beni dövün bari. La havle'' dedi.
Akşener, partilerin grup başkanvekilleriyle görüşmek için birleşime tekrar ara verdi.
Verilen aranın ardından Akşener'in tutumu hakkında usul tartışması açıldı.
CHP'li Altay, konuşmasında, Akşener'e dönerek, ''Size sesimi yükseltmedim. Sayın Şandır ve Sayın Elitaş'a yükselttim. Yanlış anlaşıldıysa...'' dedi.
Genel Kurulda işlerin, başkanvekillerinin uygulamalarına göre yürütülmesini doğru bulmadığını savunan Altay, şöyle devam etti:
''Burada bir İçtüzük vardır. Bu herkesi bağlar. Burada bulunan milletvekillerinin, İçtüzüğün elverdiği kadar düşüncelerini ifade etme hakları vardır. Biraz önce iktidar partisi grup başkanvekillerinin bir haber portalına dayanarak, bir belediye başkanımızın söylemediği sözleri o söylemiş gibi nakletmesini yakıştıramadım. Biz her gün sizlerle ilgili, Sayın Başbakan ile ilgili bir sürü şey okuyoruz. Belediye Başkanımız ne diyor, 'AKP yurtdışı temaslarında kendisinin oldukça demokrat, CHP'nin ise statükocu, faşist bir parti olarak algınlanmasına yönelik görüşmeler yapıyor. Bizim buna tedbir almamız lazım.' Size yakıştıramadım.''
Akşener'in tutumunun lehinde söz alan MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır ise 2010 yılı bütçesi kesin hesap tasarının görüşüldüğünü anımsatarak, ''Usul tartışmasına tepkim, bu konudaki hassasiyetimden kaynaklanıyor. Saat 13.00'ten bu yana iktidar partisi ile anamuhalefet partisi arasında sebeplerini hiç sorgulamadığım bir tartışma devam ediyor. Bu tartışmanın içerisinde MHP yoktur'' diye konuştu.
''Ama bugün burada 2010 yılı kesin hesabı görüşüyoruz. Bu görevin yapılmasına fırsat verilmesi gerekiyor'' diyen Şandır, şunları söyledi:
''Yeni başlayacak bir tartışmaya bu nedenle itirazım olmuştur. Bana göre bu tartışmaların devam ettirilmemesi gerekiyor. Sayın Altay'ın bana sesini yükseltmesinde mutlaka haklı bir sebebi var. Onu üzdüğüm için ben de üzgünüm ama nereye kadar devam ettireceğiz bunu- Sayın Başkan'ı, her defasında 'İçtüzük'ten kaynaklanan haklarımız' diyerek zora sokmaya hakkımız yok. Milletin önünde yaptığımız bu tartışmanın bu millette bir karşılığı yok. Sayın Başkan, İçtüzüğün gereği neyse onu uygulasın. Kimin canı yanarsa yansın ama o tüzüğü uygulasın.''
AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın da Akşener'e, İçtüzüğü uyguladığı için teşekkür ederek, ''Ama bu usul tartışması olmamalıydı'' dedi.
''Genel Kurulda zaman zaman yaşanan tartışmalar sırasında istenmeyen sözler edilebildiğini'' belirten Aydın, kendilerinin parti liderleriyle ilgili konuşmamaya özen gösterdiklerini söyledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, dünyanın gıptayla izlediği, imrendiği bir lider olduğunu vurgulayan Aydın, ''Sonra burada biri çıkıp, 'dünyanın en zengin 10. Başbakanı' diyor. Elinizde kesin bir belge ve kanıt varsa konuşalım bunu. Daha doğrusu konuyu yargıya taşıyın. Burada söylemeyecektim ama Selami Öztürk, bir konuşmasında, tırnak içinde, 'Avrupa'da, AK Parti'nin daha demokratik bir parti, CHP'nin de statükocu ve faşist bir düşünceye sahip parti' olarak görüldüğünü söylüyor. Bunlar onun ifadeleri'' diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş da CHP'li Altay'ın, ''Grup Başkanvekillerinin gruplarına hakim olmasıyla'' ilgili ifadesini yadırgadığını söyledi. Elitaş, ''Sayın Altay, kendi partisinin grup başkanvekillerini zor durumda bıraktı. Bir belediye başkanı, partisinin yurtdışındaki algısı hakkında görüş bildirmiş. Sayın Altay, 'gittiğiniz zaman CHP'yi kötülüyorsunuz' demeye getiriyor. İnanır mısınız bilmem ama o toplantılarda CHP'nin 'c'si bile geçmiyor'' açıklamasında bulundu.
Başbakan Erdoğan'ın mal varlığıyla ilgili tartışmalara da değinen Elitaş, ''Sayın Başbakan'ın mal varlığıyla ilgili kulaktan dolma bilgilerle hareket etmeyin. 'www.akparti.org.tr'de Sayın Başbakan'ın mal varlığı yazıyor. Dedikoduyla bu meseleyi bir yere taşımanın faydası yok'' diye konuştu.
Akşener, konuşmaların ardından tutumunda bir değişiklik olmadığını söyledi.
Tasarının 3. maddesi üzerinde söz alarak tekrar kürsüye gelen MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, bütçenin bir türlü iki yakasının bir araya getirilemediğinden yakındı.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in, ''iyi niyetle, rakamlar vererek'' bütçeyi savunmaya çalıştığını anlatan Şandır, ''Ancak Sayın Bakan, sürekli sırtınızı geçmiş dönemlerin rakamlarına dayamanız size yakışmıyor'' dedi.
''İktidar partisi ile anamuhalefet partisi arasındaki, 'Cumhurbaşkanı'nın görev süresine' yönelik tartışmalarının görüşmeleri gasbettiğini'' savunan Şandır, şöyle konuştu:
''2007 yılında yaşanan kaosu bu milleti yine yaşatmayın. Tartışmalar iktidar partisi grubunun hakkı değil. Anayasa'ya yazılmış, 'Cumhurbaşkanları 5 yıl için seçilir' diye. 'Sayın Cumhurbaşkanı'nın 7 yıl görev yapacağını' söylemek hukuku arkadan dolanmaktır. Bu milletin önünde çok önemli gündem maddeleri dururken, Türkiye savaşın eşiğindeyken bu milleti meşgul etmeye hakkınız yok. Anayasa ortadayken, Sayın Başbakan'ın '7 yıl' diye fetva vermesi, hukuka da aykırı düşmüştür, Sayın Cumhurbaşkanı'na da ayıp olmuştur.''
**** HABERİN DEVAMINI 'İLGİLİ DÖKÜMANLAR' BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
(22.51)
