2014-06-19 - 15:06
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplanan Genel Kurul'da üç milletvekili gündemdışı söz aldı. Tasarının tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından yapılan iki yoklamada da toplantı yeter sayısı bulunamadı. Başkanvekili Yakut, bunun üzerine birleşimi 24 Haziran Salı günü saat 15.00'de toplanmak üzere kapattı.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplanan Genel Kurul'da üç milletvekili gündemdışı söz aldı.

Özdağ, gündemdışı konuşmasında, Ağrı Belediye Başkanlığı'na seçilen Sırrı Sakık'ın, sokaklardan Kazım Karabekir'in ismini kaldıracağına dair açıklamasını eleştirdi.

Kazım Karabekir'in, vatanı, milleti ve devleti uğruna mücadelelerle dolu bir hayat yaşadığını kaydeden Özdağ, bu nedenle milletin gönlünde ayrı bir yere ve öneme sahip olduğunu belirtti.

Sakık'ın çok talihsiz bir açıklama yaptığını ifade eden Özdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bugün orada rahatça yaşayabiliyorlarsa bunu başta Kazım Karabekir Paşa olmak üzere milli mücadele kahramanlarına borçlu oldukları gerçeğini görmezden gelmektedirler. Böyle bir isim değişikliğini akıllarına getirenler herhalde Kazım Karabekir, Fevzi Çakmak, Mustafa Kemal gibi milli mücadele kahramanlarını Cemal Gürsel, Kenan Evren gibi diğer darbecilerle karıştırmaktadırlar veya Türk milletinin değerlerine, ortak paydalarına ve geçmişine olan kinlerini bu vesileyle dışa vurmaktadırlar. Bu isim değişikliğini dile getirenler, Sevr ile topraklarımızda kurulması öngörülen Ermenistan devletinin Kazım Karabekir Paşa ve askerlerinin kahramanlıkları ile engellendiğini bilmesi gerekir. Kazım Karabekir?i dün yok sayanlar ve kitabını yasaklayan yasakçı resmi tarihçiler ile Sakık'ın aynı çizgide buluştukları görülmektedir. Bu da Sakık?ın son 12 yıllık demokratik çizgiden hiç nasiplenmediğini ve hala 1930?ların resmi tarihçiliğini siyasi Kürtçülük adına sürdürerek tarih dışı kaldığını göstermektedir."

Özdağ, Kazım Karabekir'in, 1. Dünya Savaşı'ndan başlayıp Kurtuluş Savaşı sonuna kadar yaptıklarıyla Türk tarihine doğunun fatihi, kurtarıcısı olarak geçtiğini anlattı.

Selçuk Özdağ, "Karabekir, İngilizler'in bütün oyunlarına rağmen, bölgedeki Kürt aşiretleriyle mektuplaşarak onları Kurtuluş Savaşı'na inandıran, böylece hem 1. Dünya Savaşı'nda ve hemen arkasından Kurtuluş Savaşı'nda doğuda yaşanan Kürtler de dahil bütün Müslüman ahalinin canını, ırzını ve özgürlüğünü sağlayan büyük bir vatan kahramanıdır. Ama ne kadar acıdır ki Kürtler'in sözde temsilcisi olduğu iddiasında olan bir milletvekili ve belediye başkanı onun ismini caddelerden kaldırmaya teşebbüs gafletine bulunmaktan geri durmamaktadır" diye konuştu.

Sakık'ın açıklamasının, sadece bir kişiyi, bir toprak parçasının künyesinden söküp atmak değil, milletin aidiyetinin söküp atılması olduğunu belirten Özdağ, AK Parti'nin buna izin vermeyeceklerini kaydetti.

Sataşma gerekçesiyle Özdağ'a yanıt veren HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, "Sakık'ın açıklamasından dolayı yandaş medyanın çarpıtması nedeniyle lince maruz kaldığını" savundu.

Buldan, Sakık'ın, Karabekir'in şahsına yönelik bir şey söylemediğini ifade ederek, Kazım Karabekir Caddesi'nin kaldırılmasına dair halka birlikte karar alınacağını açıkladığını kaydetti. Buldan, "Ağrı halkı kaldırılmasına dair karar alırsa sizin hiçbir söz söyleme hakkınız yoktur. Halk karar verirse halkın iradesi esas alınacaktır" dedi.

Özdağ, buna 77 milyonun karar vereceğini, bu kişilerin milli mücadele kahramanları olduğunu dile getirdi.

CHP Sakarya Milletvekili Engin Özkoç, Sakarya'daki sel felaketi nedeniyle gündemdışı konuşmasında, 2 gün içinde yağan yağmurda 22 yaşındaki bir kişinin hayatını yitirdiğini anımsattı.

Özkoç, "Yarın öbür gün başka felaketler olur. Görevimiz insanlara, ölen çocuklarımıza sahip çıkmak, yıkılan evlerinde oturamayan, 'devlet bize nasıl sahip çıkacak' diye gözümüzün içine bakan insanlara, annelere sahip çıkmaktır" diye konuştu.

MHP Tokat Milletvekili Reşat Doğru, Kırım Kongo Kanamalı Hastalığı'na ilişkin yaptığı gündemdışı konuşmada, hastalığın, her geçen gün yayılarak, can aldığını söyledi. Doğru, vatandaşların kaderlerine terk edildiğini, Sağlık Bakanlığı'nın konuyu ciddiye almadığını savundu.

Doğru, Çorum, Yozgat, Tokat başta olmak üzere İç Anadolu'daki vatandaşların, tarlaya, bahçeye kene nedeniyle gitmekten korktuğunu belirterek, bu konuda koruyucu hekimliğin önemine işaret etti.

TBMM Genel Kurulu'nda Türkiye Cumhuriyeti ile Avrupa Birliği Arasında İzinsiz İkamet Eden Kişilerin Geri Kabulüne İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine başlandı.

CHP Adana Milletvekili Faruk Loğoğlu, tasarıya ilişkin yaptığı konuşmada, Geri Kabul Anlaşmasının içeriğinden bahsederek, anlaşmayı eleştirdi ve Türkiye'nin ulusal çıkarlarına aykırı olduğunu savundu.

İktidarın, anlaşma konusunda yanıltıcı bilgi ile bir algı yaratmaya çalıştığını savunan Loğoğlu, AB'ye tam üyelik sürecinde 24. faslın standart bir gereği olduğunun ileri sürüldüğünü ve Türkiye'nin imzalamaktan başka seçeneği olmadığı izleniminin verildiğini söyledi.

"Hükümet üyelerinin büyük bir zafer edasıyla halkımızı inandırmaya çalıştıkları vize muafiyeti müjdesi maalesef doğru değildir. Bir aldatmacadan ibarettir" diyen Loğoğlu, anlaşmada böyle bir hüküm bulunmadığını, zira AB tarafından belirlenen koşullara bağlı olarak en erken 3,5 yıl sonra o tarihte karşı tarafın yapacağı son değerlendirmenin olumlu olması halinde vize serbestisinin hayata geçeceğini söyledi. Loğoğlu, "AB'nin çıkarları bakımından sonu belli, bizim kazanımlarımız açısından ise sonu belirsiz olan bir süreçten bahsediyoruz" dedi.

Geri Kabul Anlaşmasının AB ülkelerinde doğmuş olanlar da dahil olmak üzere düzensiz konumda olan Türk vatandaşları ile düzenli konumlarını muhafaza edemeyen Türk vatandaşlarını da kapsadığına işaret ederek, Avrupa'da yaşayan yasal ikamet sahibi Türk vatandaşlarının bu konumlarını çeşitli gerekçelerle kaybettikleri takdirde geri kabul anlaşması kapsamına gireceklerini ve sınırdışı edileceklerini söyledi.

Loğoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Geri Kabul Anlaşması ile vize konuları arasında hukuki bir bağlantı yoktur. Karşı tarafın dayatmasını Adalet ve Kalkınma Partisi itirazsız kabul etmiştir. Beceriksiz ve başarısız bir müzakere süreci sonucunda imzalanan ve Türkiye'nin hak ve çıkarlarını çiğneyen söz konusu anlaşma üzerinden (vize kolaylığı sağladık) propagandası yapılmakta ve kamuoyumuz aldatılmaktadır. Geri Kabul Anlaşaması Türkiye'ye toplumsal, ekonomik ve güvenlik bağlamında ağır yükümlülükler getirmektedir. Türkiye sayıları giderek artacak yasadışı göçmenlerin barındığı ve uzun süreler kalacağı bir ülke haline gelecektir. Buna karşılık vize kolaylığı en erken 3,5 yıl sonra elde edilecektir. O da farklı koşullara ve AB tarafının yapacağı değerlendirme ve karara bağlı olacaktır."

Geri kabul anlaşmasını bu haliyle imzalamanın Türkiye'nin uluslararası platformlardaki itibarını da zedeleyeceğini ileri süren Loğoğlu, "Böyle bir anlaşmanın imzalanmasına karşı değiliz, imzalansın. Ancak mevcut haliyle böyle bir anlaşma yetersizdir, dengesizdir, çıkarlarımızı korumamaktadır. CHP vize muafiyetinin 3, 4 yıl sonra değil şimdi başlamasını istemektedir. Dolayısıyla çağrımız; bu anlaşmayı geri çekin. Eksikliklerini gidermek için AB ile masaya yeniden oturun ve yeniden müzakere edin, biz de size yardımcı olalım. Ve bu konuyu ulusal çıkarlarımız doğrultusunda tekrar değerlendirelim. Bunu yapmadığınız takdirde tarihi bir hataya imza atmış, ulusal çıkarlarımızın zarar görmesine ortak olmuş ve hizmet etmiş olacaksınız" diye konuştu.

MHP Antalya Milletvekili Tunca Toskay da dünyada yasadışı göçmen sayısının hızla arttığına dikkati çekti.

Yasadışı göçmenlerin AB ülkelerinde ciddi bir sorun olduğuna işaret eden Toskay, "Bu anlaşmanın özeti şudur, AB Türkiye'ye şunu söylüyor; 'Türkiye üzerinden üye ülkelere yasadışı girmiş olan göçmenleri ben size iade edeceğim. Sorun çıkarmadan bunların hepsini alırsan, senin vatandaşlarına sınırlı, üç ay süre ile vize muafiyeti vermeyi de değerlendireceğim.' Bu anlaşmada eğer uluslararası anlaşma olarak çıkarların dengeli olarak korunduğunu söylemek istiyorsanız, kusura bakmayın bunu bizim kabul etmemiz mümkün değil. Böyle bir anlaşmada çıkar dengesi söz konusu değil" değerlendirmesinde bulundu.

Bu anlaşmanın uygulamaya girmesinin ardından Türkiye'ye ne kadar yasadışı göçmen geleceğine ilişkin öngörüleri, ilgili birimlere sorduğunu ancak yanıt alamadığını aktaran Toskay, Türkiye'nin çok büyük bir risk ile karşı karşıya olduğunu savundu. Toskay, "Bu anlaşmanın şu anda, burada onaylanması Türkiye'nin milli çıkarlarına aykırıdır" dedi.

İktidarın AB karşısında böyle bir anlaşmayı kabul etmesinin anlaşılır bir durum olmadığını da ifade eden Toskay, "Bu iktidar içeride ve dışarıda zayıfladı. Dışarıda kim bastırırsa dediğini kabul etme aşamasına geldi. Maliyeti de Türkiye Cumhuriyeti Devletine ödetecek" şeklinde konuştu.

HDP Mardin Milletvekili Erol Dora ise anlaşmayı eleştirerek, şunları söyledi:

"Türkiye'nin vatandaşları lehine vize serbestisi çabasında bulunurken, bunun karşılığında Avrupa'nın sınırlarına ulaşmış ve belki de uluslararası hukuktan kaynaklanan hakların arayışında olan üçüncü ülke vatandaşlarını, onları kaçmış oldukları ülkeye teslim etmeyi taahhüt eden bir geri kabul anlaşmasını aynı masada konuşması kanaatimizce etik değildir. Bu ister istemez bir hizmet ve mal değiş tokuşu olarak da algılanabilecektir. Meselenin bu şekilde ve böylesi bir zeminde ele alınması insan hakları ve insan onuru ile bağdaşmamaktadır. Vizesiz serbest dolaşımın sağlanabilmesi için geri kabul anlaşmaları adı altında insan hayatına tehlikeye atan taahhütler altına girmek nitelikli bir dış politika da değildir."

MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, "Engin Alan, inşallah önümüzdeki hafta TBMM'de yerini alacaktır. TBMM'de milletin teveccühüyle yerini alması, TBMM'nin de onuru olacaktır" dedi.

Halaçoğlu, TBMM Genel Kurulu'nda Türkiye ile AB Arasında İzinsiz İkamet Eden Kişilerin Geri Kabulüne İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Tasarı'nın görüşmeleri sırasında, Engin Alan'ın bugün tahliye edildiğini, biraz sonra almaya gideceklerini söyledi.

Halaçoğlu, "İnşallah önümüzdeki hafta TBMM'de yerini alacaktır. TBMM'de milletin teveccühüyle yerini alması, muhakkak ki TBMM'nin de onuru olacaktır" dedi.

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzionoğlu da tasarı üzerinde soruları yanıtlarken, Alan'ın, tahliye edilmesi, daha sonra TBMM'de yemin ederek, göreve başlamasının, mili irade adına kendilerini de mutlu edeceğini kaydetti.

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Türkiye'de 2009-2013 yılları arasında 48 bin 300 düzensiz göçmen yakalandığını bildirdi.

Müezzinoğlu, TBMM Genel Kurulu'nda, Türkiye ile AB Arasında İzinsiz İkamet Eden Kişilerin Geri Kabulüne İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Tasarı'nın görüşmelerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Müezzinoğlu, 3- 3,5 yıl içinde vize muafiyetiyle paralel yürüyecek bu anlaşmanın, Türkiye ve süreçteki dinamikler adına doğru katkılar sağlayacağını belirtti.

Edirne sınırında 2013'de, 16 bin 383 düzensiz göçmen yakalandığını bildiren Müezzinoğlu, bu yılın mayıs ayına kadar bu sayının 5 bin 127 olduğunu kaydetti.

Müezzioğlu, 2009-2013 yılları arasında Türkiye'de 48 bin 300 düzensiz göçmen yakalandığını ifade ederek, 2013'de Edirne'de yakalananlarda ilk beş sırada Suriye, Myanmar, Filistin, Afganistan, Elitre'nin yer aldığını söyledi.

Mehmet Müezzinoğlu, Yunanistan ve Bulgaristan sınır güvenlik birimleri tarafından yakalanan yasadışı göçmen sayısının, 2012'de bir önceki yıla göre yüzde 35 azaldığını kaydetti.

Vizesiz seyahat edilen ülke sayısının 2002'de 42 iken, bugün bu sayının 70'e ulaştığını ifade eden Müezzinoğlu, Suriye, Yunanistan, Kırgızistan, Romanya, Ukrayna, Pakistan, Rusya, Nijerya, Bosna Hersek, Yemen, Moldova, Belarus, Karadağ ile geri kabul anlaşmasının bulunduğunu belirtti.

Müezzinoğlu, geri kabul anlaşmasının, AB ülkelerinde yasal olarak ikamet eden, çalışan vatandaşları etkilemeyeceğini vurguladı.

Tasarı üzerine AK Parti Grubu adına söz alan TBMM Dışişleri Bakanı Volkan Bozkır, geri kabul anlaşmasının, büyük resmin içinde küçük bir resim olduğunu söyledi. Bozkır, büyük resmin AB üyeliği, AB üyeliğinin de Türkiye'nin stratejik hedefi olduğunu ifade etti.

AB üyeliğinin çok önemli unsuru vizeyken, vizenin kaldırılmasından konuşmacıların söz etmediğini belirten Bozkır, "Bu anlama Türk insanın en fazla utanç içinde bırakan, üzüntülü anlar yaşatan vizenin kaldırılması için atılmış adımdan bahsediyoruz" dedi.

Bozkır, 4 yılda Schengen vizesi için 140 milyon avro ödendiğini kaydederek, bu anlaşmayla Türkiye'nin bir süreç başlattığını dile getirdi. Bozkır, "Türkiye, 1970'li yılların sonunda, o zamanki hükümetin yanlış kararıyla AB sürecini durdurma kararı olmasaydı bugün geri kabul anlaşmaları, vizenin kaldırılması, AB üyeliği için uğraşıyor olmayacaktık" diye konuştu.

Yunanistan ile 2001'de ikili geri kabul anlaşması imzalandığını hatırlatan Bozkır, sözlerini şöyle sürdürdü:

"2010'dan itibaren Yunanistan geri kabul kapsamında 46 bin 581 yasa dışı göçmenin geri alınmasını talep etti. Biz bunu inceledik, makamlarımız da değerlendirdi. 46 bin 581'den sadece 3 bin 878'ini kabul edilebilir nitelikte gördük ve bunları bildirdik. Bu 3 bin 878'den de bin 474'ünü aldık. Yunanistan'dan 2001'den bu yana 110 bin geri kabul talebi oldu. Yunanistan illegal göç bakımından bütün göçün yüzde 80'ini ifade eder. Türkiye'den 2009'da AB ülkelerine yasa dışı girdiği iddia edilen göçmen sayısı 39 bin 975. 2010'da 55 bin 688, 2011'de 57 bin 28, 2012'de 37 bin 224."

AB Uyum Komisyonu Başkanı Mehmet Tekelioğlu, yasadışı göçün, sadece Türkiye'nin değil hemen hemen bütün ülkelerin önemli sorunlarından biri olduğunu kaydetti.

Tekelioğlu, bundan sonra AB dönem başkanlığını üstlenecek olan İtalya'nın, AB'nin göç konusunda destek olmamasından rahatsızlığını dile getirdiğini söyledi. Tekelioğlu, İtalya'nın dönem başkanlığı sırasında bu konunun sürekli olarak AB'nin gündemini işgal edeceğini belirtti.

Yasadışı göç için AB ile geri kabul anlaşmasını, vize serbestliğini AB'den çok, kendilerinin istediğini vurgulayan Tekelioğlu, "Bizim buna ihtiyacımız var. AB'yi hedef koymuşsak, bunu halletmemiz gerekiyor. Bunun için ortaya irade koymazsak AB hedeflerinde gerçekçi olunmadığı algısı çıkar, bu da doğru olmaz" diye konuştu.

Tekelioğlu, 7 tane barınma merkezi, geri kabul merkezi gibi merkezlerin inşa edildiğini, önemli bir kısmının da AB'nin desteğiyle gündeme geldiğini kaydetti.

Türkiye'nin, AB konusunda gayretlerinin devam ettiğine işaret eden Tekelioğlu, AB ile ilgili çok önemli bu konuda, geri duramayacaklarını ifade etti.

Tekelioğlu, gümrük otomasyonu ve entegre sınır yönetimini sağlamaları gerektiğini belirterek, bunun için kendilerine yardım gerektiğini, maliyetinin çok büyük olduğunu söyledi. Tekelioğlu, AB ile ilişkilerde, bunu sağlamış olacaklarını dile getirdi.

"Vize serbestisi olursa bütün Türkler, AB'ye akacak" algısı yaratıldığına işaret eden Tekelioğlu, "Türkiye, 10 yıl önceki Türkiye değil, burada insanına ekmek temin edebilen bir ülke. AB aslında, Türkiye için cazip bir merkez olmaktan çıkmış durumda. Bunun nedenleri Türkiye'nin büyümesi, ekonomik olarak güçlenmesi, burada daha çok iş imkanı sağlaması, AB'nin bu tür insanlara kapıyı kapatmış olması" diye konuştu.

CHP İzmir Milletvekili Oğuz Oyan, Türkiye'nin, edilgen, güçsüz pozisyonda müzakereleri götürdüğünü, AB ilişkilerini Türkiye'deki iç siyasette pozisyon elde etmek için sürdürdüğünü savundu.

Anlaşmanın havucu kısa, sopası uzun bir anlaşma olduğunu savunan Oyan, "Havucun ne olduğu belli değil ama sopası kesin var. AB, Türkiye'ye tuzak kuruyor, Türkiye de AKP iktidarı da kendi vatandaşlarına tuzak kuruyor ve bunun adına vizesiz Avrupa diyerek bize satmaya çalışıyorlar" dedi.

Tasarının tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından yapılan iki yoklamada da toplantı yeter sayısı bulunamadı.

TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, bunun üzerine birleşimi 24 Haziran Salı günü saat 15.00'de toplanmak üzere kapattı.