2009-06-09 - 12:45
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Bu siyasi (Kürt) açılım süreci, PKK'nın değişmeye bölücü amaçlarına siyasi yol ve yöntemlerle ulaşmasının kabul edilmesi anlamına gelen,bunlara siyasi ve hukuki meşruiyet zemini kazandıran bir teslimiyet sürecidir'' dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Bu siyasi (Kürt) açılım süreci, PKK'nın değişmeyen
bölücü amaçlarına siyasi yol ve yöntemlerle ulaşmasının kabul edilmesi anlamına gelen,
bunlara siyasi ve hukuki meşruiyet zemini kazandıran bir teslimiyet sürecidir'' dedi.
Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, geçen
hafta Almanya ve Hollanda'ya yaptığı ziyarete değindi. MHP lideri Bahçeli,
gurbetçilerin büyüyen bir heyecanla milli kimlik, milli değer ve milli şuura
sahip çıkmış olduklarına ve bunun mücadelesini verdiklerine bir kez daha şahit
olduğunu ifade etti. Bahçeli, gurbetçilerin karşılaştıkları sorunları dile
getirerek, bunların Meclis'te çözümü konusunu takip edeceklerini söyledi.
Konuşmasında, Türkiye Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesine yer
veren Bahçeli, ''Türkiye'nin, çok ağır krizlerle boğuştuğu bu ortamda TBMM'nin,
Başbakan'ın inat ve ihtirasları uğruna Suriye sınır bölgesindeki mayınların
temizlenmesi yasasıyla kilitlenmesi, AKP iktidarının kara sayfalarından birisi
olarak tarihe geçmiştir. Başbakan Erdoğan'ın açık şantajına maruz kalan AKP Grubu
tereddütü kaldırmış ve fire vermiş olmasına rağmen sayısal çoğunluğu ile yasayı
Meclisten geçirmiştir'' dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Temmuz ayında da çalışmak zorunda
kalınacağına dair sözleri üzerine, partisinin milletvekillerin yaz tatilinin,
Suriye ile Türkiye arasındaki 517 kilometrelik sınıra feda edildiğini kaydeden
Bahçeli, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'den yasayı veto etmesini beklediklerini
bildirdi.
Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın konuyla ilgili yaptığı açıklamalarla
kamuoyunda ve kendi partisinin milletvekillerinde oluşan kuşkuları gideremediğini
öne sürdü.
"VATANSEVERLİĞİN ÖLÇÜTLERİ"
Başbakan'ın, aralarında İsrail'in de olabileceği yabancı firmalara,
kurgulanmış bir yasa hazırlığıyla ihalenin birilerine söz verilmiş olduğu yönünde
eleştiriler bulunduğunu vurgulayan Bahçeli, Başbakan Erdoğan'a yönelik şunları
söyledi:
''Biz Başbakan Erdoğan'ın geçmişteki icraatlarıyla tezgah altı siyaset ve
pazarlık üslubunu iyi biliriz. Dayatma ve telkinlere açık, teslimiyet üzerine
kurulu zihniyetinin müzakere adı altında nasıl tavizlere zorlandığının
farkındayız. Biz, sizin kim olduğunuzu yedi yıla yaklaşan icraatınızla öğrendik.
Bu açıdan kendinizi bize anlatarak vakit kaybetmeyiniz. Siz bizleri bırakınız da
özel ilişkiler konusunda uyanmaya başlayan kendi partinizin milletvekillerini
ikna ediniz.
Muhalefet partilerine 'siz ne hakla ihanet kelimesini ağzına
alabiliyorsunuz, bizim vatan sevgimizi ne hakla değerlendirmeye çalışıyorsunuz'
diye soran Başbakan'a burada hatırlatmak isteriz. Bir siyasetçi için en hazin
tecelli vatan sevgisinin muhalif partiler tarafından değil bizzat kendi geçmişi,
siyasi sicili ve fiilleri ile sorgulanıyor olmasıdır.''
Vatanseverliğin değişmez ve tartışılmaz ölçülerinin ''Türkiye'nin milli
çıkarlarını, onurunu ve haysiyetini korumak, milli birliğine ve değerlerine sahip
çıkmak'' olduğunu vurgulayan Bahçeli, ''Bu kriterler doğrultusunda Başbakan'a,
vatan sevgisini ölçmek için; Ermenistan'a teslim olmak anlamına gelen, kamuoyu
tepkisi nedeniyle geri adım atmak zorunda kaldığı Erivan açılımına bakmasını,
Barzani ile başlattığı ve PKK ile dolaylı müzakere zeminine kayan Erbil açılımını
hatırlamasını ve etnik bölücülüğün taleplerini hayata geçirmek için uygun zaman
ve zemin kolladığı siyasi çözümün ne anlama geldiğini düşünmesini tavsiye
ederim'' diye konuştu.
''YAZILAN SENARYO, SAHNEYE KONULMUŞTUR''
MHP Lideri Bahçeli, soğuk savaş döneminden sonra ortaya çıkan tek kutuplu
dünya arayışı esnasında ABD'nin tehditkar ve zorlayıcı politikalarının,
insanlığın acılarını daha da artırdığını belirterek, özellikle Orta Doğu ve
Avrasya'da enerji ve su kaynaklarını kontrole yönelik stratejilerinin, ABD'nin
askeri ve ekonomik ağırlıklarını ve vizyonunu bu coğrafyalara yöneltmesine neden
olduğunu savundu.
ABD Başkanı Barack Obama'nın görevi devraldıktan sonra iyimser
mesajlardan ve duygusal hitaplardan başka bir gelişmeye şahit olunmadığını
söyleyen Bahçeli, sözlerin eyleme dönüşüp dönüşmeyeceğinini, zaman ve
uygulamaların göstereceğini söyledi.
Güvenlik güçlerinin hayatları pahasına bölücü terörle mücadeleyi
sürdürdüklerini belirten Bahçeli, son 30 gün içerisinde terörle mücadele
esnasında ve mayınla temas sonucu 15'e yakın şehit verildiğini kaydetti.
Bahçeli, İmralı'daki tecrit şartlarının kaldırılarak misafirhaneye
çevrilmeye çalışıldığı, Türkçe'ye alternatif resmi dil arayışlarının devam
ettiği, Yugoslavya, İspanya, Almanya ve İskoçya ayrışma modellerinin piyasaya
sürüldüğü, milletvekillerinin adalete hesap vermekten kaçınarak mahkemeye meydan
okuduğu bir sürecin millete çözüm olarak dayatılmaya çalışıldığını belirtti.
Devlet Bahçeli, şöyle devam etti:
''Bu yeni safhada yazılan senaryo; aşiret reisleri ile nihai kucaklaşma,
Irak'tan çekilmeye hazırlanan ABD'nin bölgedeki emanetçisi olma, bölücü taleplere
anayasal kılıf bulma, terörü ve teröristi aklamaya çalışma, milli geçmişi
karalama ve sorgulama, devletin temel yapısını değiştirme ve milletin birliğine
mayın döşeme olarak, sahneye konulmuştur. AKP'nin siyasi çözüm adı altında hayata
geçirmeyi amaçladığı bu süreç, Türkiye'de etnik temelde ayrı bir millet ve milli
azınlık olduğunun kabulünü ve devletin niteliği ve yapısının bu ayrışmaya hukuki
ve siyasi temel kazandıracak şekilde yeniden düzenlenmesini öngören bir çözülme
sürecidir.
''BUNALIMA KAPI AÇARLAR''
Anayasamızın değişmez hükümlerinde ifadesini bulan devletin ülkesi ve
milletiyle bölünmez bütünlüğü ve üniter yapısına alenen aykırı olan bu proje,
Türkiye'nin milli devlet niteliğinin ve üniter siyasi yapısının tasfiye
sürecidir. Bu siyasi açılım süreci, PKK'nın değişmeyen bölücü amaçlarına siyasi
yol ve yöntemlerle ulaşmasının kabul edilmesi anlamına gelen, bunlara siyasi ve
hukuki meşruiyet zemini kazandıran bir teslimiyet sürecidir.
Siyasi partilere ''Anayasanın değiştirilmez maddelerine açıkça aykırılık
teşkil edecek şekilde etnik köken ve dil temelinde milli azınlıklar yaratmaya
çabalamanın Anayasaya göre mümkün olmadığını'' hatırlatan Bahçeli, ''Böylesi bir
niyeti taşıyarak bu suça yeltenenleri, 'devletin bağımsızlığına, ülkesi ve
milletiyle bölünmez bütünlüğüne' aykırı fiillerin de odağı haline gelmemeleri
konusunda uyarıyorum. İster bu uyarıyı dikkate alarak meşru ve anayasal çizgide
siyaset yapmaya devam ederler, isterlerse partilerini ve Türkiye'yi yeni ve
farklı bir tartışma ve çatışma ortamına sürükleyerek bunalıma kapı açarlar. Bu
aşamadan sonra kendilerinin bilecekleri iştir. Milliyetçi Hareket Partisi ve Türk
milliyetçileri; Türkiye'nin içten çözülmesini ve Türkiye Cumhuriyetinin milli
devlet niteliğinin ve üniter yapısının tasfiyesini öngören bu sürecin parçası
olmayacaktır'' diye konuştu.
Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Alevi
vatandaşların sorunlarının çözümünde temel değerler ile çatışmamak kaydı ile
kutuplaşmacı anlayışların terk edilmesi gerektiğini söyledi.
''MHP'nin, uzun yıllardır görmezden gelinen bu sorunların, azınlık
yaratılmasına yönelik tahrikleri de önlemek maksadıyla, toplumumuzu kucaklayan
bir anlayışla gerginlik unsuru olmaktan çıkarılmasının milli birliğimizin siyasi,
sosyal ve kültürel temellerini güçlendireceğine samimiyetle inanmaktadır'' diyen
Bahçeli, sorunların çözümünde TBMM'deki siyasi partilerin ortak sorumluluğunun
bulunduğunu bildirdi.
Bahçeli, inisiyatif alma durumunda olan AK Parti Hükümeti'nin böyle bir
diyalog süreci başlatılması konusunda somut adımlar atmadığını savundu. Alevi
toplumunun temsilcilerinin iştirakiyle başlatılan ''Çalıştay'' sürecini bu
bakımdan olumlu ve cesaret verici bir başlangıç olarak gördüklerini belirten
Bahçeli, ''Bu sürecin sorumluluk duygusu içinde, iyi niyetle ve samimiyetle
yürütülmesi ve herkesin yapıcı katkıda bulunmak için gerekli hassasiyet, özen ve
kararlılığı göstermesi en samimi beklentimizdir'' dedi.
MHP'nin bu süreçte, asgari mutabakat zemini oluşturulması çabalarını
yakından izleyeceğine işaret eden Bahçeli, partisinin üzerine düşen her katkıyı
yapmayı ''milli bir görev olarak göreceğini'' söyledi.
-''5 ANA BAŞLIK...''-
Devlet Bahçeli, Alevi İslam inancına sahip vatandaşların üzerinde
yoğunlaştıkları konular ve taleplerin; cemevlerinin statüsü ve konumu, Diyanet
İşleri Başkanlığı ile ilişkileri ve bağlantısı, Alevi İslam inancı ve kültürünün
eğitim müfredatlarında yer almasına yönelik olduğunu ifade etti.
Çalıştay sürecine katılan tarafların değerlendirmesine sunmak istedikleri
düşünceleri 5 ana başlık altında topladıklarını vurgulayan Bahçeli, amaçlarının
konunun siyasi, hukuki, sosyal bütün yönleriyle tartışılarak üzerinde uzlaşılacak
ortak bir zeminin ortaya çıkması olduğunu bildirdi.
Birinci ana başlığın, ''Alevi İslam inancı hakkında aydınlatma ve
bilgilendirme faaliyetleriyle'' ilgili olduğuna dikkati çeken Bahçeli, şöyle
devam etti:
''Bu kapsamda, Alevi toplumunun temsilcileriyle envanter çalışması
yapılarak Alevi İslam inancının yazılı kaynakları ve orijinal Alevi öğretisine
ilişkin eserler hakkındaki bilgiler güncelleştirilmelidir. Bugüne ulaşan yazılı
ve sözlü kaynaklar, geniş bir külliyat haline getirilmeli, buyruklar,
icazetnameler, fermanlar ve şecereler gibi tarihi eserler derlenerek Türkçe'ye
çevirileri yapılmalıdır.
Alevilerin önemli günlerinde, TRT vasıtasıyla kapsamlı tanıtım
programları düzenlenmeli, özel televizyon kanalları ve radyo istasyonları da bu
yönde teşvik edilmelidir. Alevi klasiklerinin bilimsel metotlarla ve orijinaline
sadık kalınarak yayınlanmasına hız verilmeli, Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye
Diyanet Vakfı bu konuda Alevi kuruluşlarıyla yakın istişare ve iş birliği içinde
olmalıdır.''
İkinci ana başlığın ''Alevi kurumlarının eğitim alanındaki ihtiyaçları ve
nitelikli kadro sorunları için yapılacak düzenlemeler'' olduğunu belirten
Bahçeli, bu çerçevede, devletin maddi katkı ve desteğiyle Alevi toplumunun
yönetiminde ''Türkiye Alevilik Araştırmaları Merkezi'' kurulmasına yönelik
imkanların üzerinde durulması gerektiğini söyledi.
MHP lideri Bahçeli, bilimsel araştırmaların yanı sıra, kültür ve eğitim
enstitüsü olarak faaliyet gösterecek bu merkezin genel bütçeden ayrılacak bir
ödenekle desteklenmesi ve idari bakımdan özerk olmasının değerlendirilmesini
istedi. Bahçeli, Alevi inanç önderlerinin yetiştirilmesi için İlahiyat
Fakültelerinde tasavvuf ilimleri bölümü kurulması için gerekli çalışmaların
başlatılmasının da yerinde olacağını kaydetti.
Üçüncü ana başlık altında toplanan düşüncelerinde din dersleri kapsamında
Alevi İslam inancının öğretilmesi için yapılacak düzenlemelerin yer aldığını
ifade eden Bahçeli, ders müfredatında Alevi toplumunun da katılımıyla Alevilik
inancı ve kültürüne doğru, objektif ve bilimsel ölçülere uygun olarak tarafsız
biçimde yer verilmesini istedi. Bahçeli, ''Bu konuda tanınmış ilahiyatçılardan,
Alevi İslam inancı önderlerinden ve bu alanda çalışmalar yapan akademik
çevrelerden oluşacak bir 'özel ihtisas komisyonu' kurulması yerinde
olabilecektir. Bunun yanı sıra, Anadolu Aleviliği konusunda özel ders/seminer
programları düzenlenmesi; bu konularda bilimsel çalışmaları teşvik için maddi ve
akademik destek başta olmak üzere gerekli şartların yaratılması imkanları ele
alınmalıdır'' diye konuştu.
-KOORDİNASYON KURULU-
Bahçeli, dördüncü ana başlıkta ise ''Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde
yapılabilecek yapısal düzenlemeleri'' topladı. Alevilerin Diyanet İşleri
Başkanlığı kadrolarında temsili konusunun, bu resmi kurumun kuruluş felsefesi ve
ilkeleri ışığında ele alınması yerinde olacağına işaret eden Bahçeli, Diyanet
İşleri Başkanlığı bünyesinde, İslam içerisindeki farklı inanç ve anlayışlara
hizmet verecek bir 'koordinasyon kurulu' oluşturulması imkanları üzerinde de
durulması gerektiğini bildirdi.
Bahçeli, ''Alevi toplumu temsilcilerinin de yer alacağı bu mekanizma
vasıtasıyla, din adamlarının Alevilik konusunda bilgilendirilmesi,
araştırma-yayınlar ve Alevi vatandaşlarımıza hizmet verecek kadroların
yetiştirilmesi ve eğitim programları esas olabilecektir'' dedi.
Beşinci başlığın da cemevlerinin tanımı, işlevi ve statüsünün, toplumsal
ve hukuki hassasiyet taşıyan konuları içerdiğini vurgulayan Devlet Bahçeli, Alevi
vatandaşların inanç dünyalarını, kültür ve geleneklerini yaşadıkları bu
mekanların, sosyal ve kültürel işlevlerinin de bulunduğunu kaydetti. Bahçeli,
sözlerini şöyle sürdürdü:
''Konu, statü ve örgütsel yapılanma sorunu ekseninden çıkarılmalı; siyasi
ve ideolojik boyuttan arındırılmalı; cami-cemevi karşıtlığı denkleminden
kurtarılmalıdır. Toplumsal bir ihtiyaçtan kaynaklanan sosyal bir konu olarak ele
alınmalı ve gerçekçi bir bakış açısıyla, yaşanan sıkıntıları giderecek pratik ve
fiili imkanlar üzerinde yoğunlaşılmalıdır.
Milletimizin inanç hayatının bir gerçeği ve zenginliği olan cemevlerine,
devlet, yardım ve himaye elini uzatmalı, giderler için genel bütçeden ödenek
tahsisi üzerinde durulmalıdır. MHP Türk kültürüne ve milli kimliğe ve kardeşliğe
büyük katkıları olacağına inandığı çözüm çabalarına katkı sağlamak amacıyla
ortaya koyduğu bu ön düşüncelerin, Alevi kuruluşlarımızın görüş ve
değerlendirmeleri ışığında, hukukun içerisinde olgunlaştırılabileceğine, bir
mutabakat zemini oluşturulmasına hizmet edeceğine inanmakta ve bunu samimiyetle
ümit etmektedir.''
-IMF'NİN TALEPLERİ-
Devlet Bahçeli, konuşmasında, Başbakan Erdoğan tarafından açıklanan
''ekonomik önlemler paketi''ne de değindi.
Başbakanın, paketi açıklarken IMF ile ortak program yapılmamasının nedeni
olarak iki noktayı vurguladığını anımsatan Bahçeli, ''İlk olarak, IMF'nin
tutarsız olduğunu ima ederek, bir söylediğinin diğerini tutmadığını öne
sürmüştür. İkinci olarak da IMF'nin ülkemizden bir takım siyasal taleplerde
bulunduğunu açıklamış ve dikkatlerin bu noktaya odaklanmasına neden olmuştur''
dedi.
Başbakan Erdoğan'ın, IMF'nin siyasi taleplerinin neler olduğunu millete
açıklamasının ''siyasi namus ve vicdan meselesi'' haline geldiğini iddia eden
Bahçeli, şunları kaydetti:
''Mesela, siyasi talepler arasında Ermenistan sınır kapısının açılması
yer almış mıdır?
Son zamanlarda herkesin dilinde ve gündeminde olan Kürt sorunu diye
nitelendirilen meseleyle ilgili bir dayatmaya maruz kalınmış mıdır? Kuzey Irak
ile ilişkilerin sıklaştırılmasına yönelik bir zorlama ile karşı karşıya kalınmış
mıdır?
Yaşadığımız siyasi kaostan istifade etmeye çalışan küresel mahfillere
iktidarı süresince çanak tutan AKP zihniyetinin, bölgesel ve uluslararası
konularda önde olmak adına, milli politikalar dışında her mülahazaya açık olduğu
herkesin malumudur.
Eğer gerçekten IMF, milli menfaatlerin hilafına ülkemizden siyasi talepte
bulunmuş ve hükümet de bu nedenle bugüne kadar ayak diremişse bu konuda siyasi
iradenin sonuna kadar arkasında durur ve destekleriz.
Bu itibarla, Başbakan Erdoğan'dan, IMF'nin siyasi taleplerinin neler
olduğunu, bu zamana kadar hangi tavizleri verdiğini, milletimizi hangi sonu
olmayan süreçlere mahkum ettiğini bir an önce açıklamaya davet ediyorum.''
