2009-04-21 - 12:00
MHP GRUP TOPLANTISI..
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: "Özellikle Ermenistan ile AKP Hükümeti arasında yakın ilişki ve işbirliğinin başladığı bir süreçte, Azerbaycan ile dostluğumuza gölge düşürecek gelişmeler gerçekleşmiştir. MHP'nin bu konudaki kapsamlı görüş ve tepkileri bellidir ve tereddüte mahal vermeyecek kadar nettir''
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Kıbrıs
Türklerine karşı siyasi, ekonomik, ulaştırma, turizm ve spor alanlarında
uygulanan haksız ambargoların bugün de sürdüğünü belirterek, ''AB, Kıbrıs
Türklerini yok saymış, Kıbrıs Rum yönetimini Kıbrıs'ın tek temsilcisi olarak
tanımıştır'' dedi.
Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada,
Türkiye-Ermenistan ilişkilerine değindi. Hükümet politikalarının kamuoyunda
sorgulanmaya, Azerbaycan'ın duyarlılıklarının öne çıkmaya başladığına dikkati
çeken Bahçeli, ''Özellikle Ermenistan ile AKP Hükümeti arasında yakın ilişki ve
işbirliğinin başladığı bir süreçte, Azerbaycan ile dostluğumuza gölge düşürecek
gelişmeler gerçekleşmiştir. MHP'nin bu konudaki kapsamlı görüş ve tepkileri
bellidir ve tereddüte mahal vermeyecek kadar nettir'' diye konuştu.
Azerbaycan Milli Meclisinde düzenlenen Türkiye-Azerbaycan İlişkileri
Ortak Çıkarlar ve Problemler konulu foruma iştirak eden MHP'li milletvekilleri
ile Türkiye'yi ziyaret eden Azerbaycan'ın 6 kadın milletvekili ve beraberindeki
heyete ev sahipliği yapan MHP İzmir Milletvekili Şenol Bal'a teşekkür etti.
TBMM'nin açıldığı 23 Nisan 1920 tarihinin Türk Milletinin kendisine
dayatılmak istenen ve rıza göstermesi beklenen teslimiyeti reddedişinin ve
sonucunda Cumhuriyetle taçlanan sürecin en önemli dönüm noktası olduğunu söyleyen
Bahçeli, sonucun, milletin istiklalini yine milletin azim ve kararının
kurtaracağına inanan kahramanların eseri olduğunu vurguladı.
Bahçeli, ''Kuruluşunun 89. yılını kutladığımız TBMM, bugün de tıpkı o gün
olduğu gibi demokrasimizin, milli devletimizin ve geleceğimizin en büyük
güvencesidir. Bu güvencenin toplumsal dayanağı ve en temiz kaynağı ise pırıl
pırıl çocuklarımız olmalıdır'' diye konuştu.
Geleceğin teminatı çocuklar için yapılanların yeterli olmadığını ifade
eden Bahçeli, yarının yetişkinleri olacak kuşağın sorunlarının, ülkenin ve
milletin genel sorun ve sıkıntılarından ayrı düşünülerek çözülemeyeceğini
söyledi.
Babanın ve annenin sorunlarının çözülmeden, aileye huzur, mutluluk,
aydınlanma girmeden çocukların ayrı bir varlık gibi düşünülerek sorunlarının
üstesinden gelinmeyeceğini belirten Bahçeli, ''Bugün milyonlarca işsizin çok
önemli bir bölümü, bir çocuğun babası ve annesidir. Evine ekmek götürmekte
zorlanan, ailesini geçindirme imkanları azalan kaygılı ve gergin bir ortamdan
yeterince sağlıklı ve yetişmiş bir çocuğun gelişmesini beklemek gerçekçi
olmayacaktır'' dedi.
Devlet Bahçeli, 2008 sonu itibariyle 18 yaşına kadar olan nüfusun 23.5
milyonu aştığını kaydederek, 15 yaşından küçük nüfusun ise 18 milyon 800 bine
ulaştığını, bu nüfusun birçok ülkenin toplam nüfusundan fazla olduğunu
kaydetti.
''Elbette ki genç nüfusun fazlalığı, yaşlanan dünyamızda stratejik bir
avantaj ve beşeri zenginliktir'' diyen Bahçeli, bu potansiyel gücün eğitimle ve
sevgiyle desteklenmesi, milli kültürle beslenmesinin bir anlam taşıyacağını, aksi
halde sorunlarla boğuşan bir kuşaktan yeterli verim alınamayacağını söyledi.

-''AB, KIBRIS TÜRKLERİNİ YOK SAYMIŞTIR''-

KKTC'de yapılan seçimlerin Kıbrıslı Türkler için ''demokrasi ve siyasi
olgunluk sınavı'' olduğunu belirten Bahçeli, ''İlk sonuçlara göre seçim iktidar
partisinin büyük oy kaybı ile neticelenmiş, muhalefetteki UBP tek başına iktidar
oluşturacak bir çoğunluğa ulaşarak seçimi kazanmıştır. Bu sonuç, Kıbrıs'ta
Rumların peşine takılarak ve sahte cennet vaad ederek iktidara gelen siyaset
tüccarlığının sonu, devletlerinin sorununa daha gerçekçi bakmaya başlayan
soydaşlarımızın başarısı olarak değerlendirilmelidir'' diye konuştu.
Geçmişte kurnazca hazırlanan kampanyalarla vicdanları karartılan
Kıbrıslıların, Annan Planı ile birlikte Kıbrıs'ta sorunlara çözüm geleceğini ve
AB'ye üye olacaklarını düşündüklerini ifade eden Bahçeli, şunları söyledi:
''Oysa 'bir adım önde olmak' adına atılan adımlar, tam bir fiyasko ile
sonuçlanmış, Rum yönetiminin AB'ye dayanarak Türkleri Rum yönetiminin tabiyetine
sokma çabaları hız kazanmıştır. Bu süreçte kimliksiz bir Kıbrıs Türk'ü
oluşturulmaya çalışılmış, Rumlar'ın tahakkümüne açık, azınlık statüsü altında
yaşamayı kabullenen ve zaman içinde milli varlıkları eriyecek bir toplum haline
getirilmek istenmiştir.
Bizler, büyük bir milli sorumluluk duygusuyla Kıbrıs Rum yönetiminin
çözüme asla yanaşmayacağını, eşit bir ortaklığı kabul etmeyeceğini, AB üyeliğini
bir dayatma unsuru olarak kullanacağını, sürecin Türklerin lehine
sonuçlanmayacağını defalarca duyurmuştuk. AB, Kıbrıs Türklerine verdiği sözlerin
hiçbirini yerine getirmemiştir. Ticaretin geliştirilmesi, ekonomik yardım ve
uygulanan kısıtlamaların kaldırılması konusundaki sözlerin hepsi kağıt üzerinde
kalmış, bu yönde hiçbir adım atılmamıştır. Kıbrıs Türklerine karşı siyasi,
ekonomik, ulaştırma, turizm ve spor alanlarında reva görülen haksız ambargolar,
bugün aynen sürmektedir. AB, Kıbrıs Türklerini yok saymış, Kıbrıs Rum yönetimini
Kıbrıs'ın tek temsilcisi olarak tanımıştır.''
KKTC'de seçimlerle birlikte yeni bir dönem başladığını belirten Bahçeli,
''Kıbrıs Türkiye için beka meselesidir. Türkiye'nin güvenliği ile Kıbrıs'ın güven
içinde yaşayacakları şartların hazırlanması, Türkiye için vazgeçilmez bir siyasi
ve ahlaki sorumluluk, milli bir vecibedir'' dedi.

Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada ''ekonomik
gelişmelere ve yaşanan işsizlik'' sorununa değindi.
Daha önce yaptığı açıklamalarda, yaşanan ekonomik krize değindiğini
anımsatan Bahçeli, Hükümetin ise kriz kelimesini kullanmaktan imtina ettiğini
söyledi. Hükümetin verdiği ''Her şey yolunda'' mesajları ile hem kendisini hem de
milleti aldattığını ifade eden Bahçeli, ''Başbakan Erdoğan, ekonomiyi işsizlik
fırtınasının tam ortasına getirip kendi haline terk etmiştir'' diye konuştu.
Bahçeli, aradan geçen sürede, işsizliğin azaltılması bir yana, Hükümet
tarafından ekonomik sorunların inkar edilmesi ve çözüm için atılması gereken
adımların ihmaliyle vatandaşların ''işsizlik salgınına daha çok maruz'' kalmasına
yol açtığını belirterek, şöyle konuştu:
''Türkiye ekonomisinin mevcut görünümüyle, kriz kelimesini ısrarla yan
yana getirmekten imtina eden, 'her şey yolunda' mesajlarıyla hem kendisini hem de
milletimizi aldatan Başbakan Erdoğan, ekonomiyi işsizlik fırtınasının tam
ortasına getirip kendi haline terk etmiştir. Üretim takati kesilen, üretim
faktörlerini aynı hedefe yönlendiremeyen ekonomik yapının baştan aşağı gözden
geçirilip eksikliklerinin tashihi ve zayıf yanlarının ikmali gerekirken, Başbakan
sonu ve ideali olmayan kısır çekişmelere kıstırdığı siyasi sistemin, asıl
meselelerle ilgilenmesine sürekli engel olmuştur. Başbakan Erdoğan;ın, her
kesimden krize karşı önlem alınması gerektiği yönünde görüş ileri sürüldüğü bir
dönemde; 'krizi son derece hazırlıklı ve ihtiyatlı şekilde karşıladık' sözlerinin
şimdi ne kadar temelsiz, sakat ve gerçeklerden uzak olduğu daha iyi
anlaşılmaktadır. En başta, tıpkı ekonomik krizde olduğu gibi, işsizliği de teşhis
ve tespitte derin bir aczin içine düşen Başbakan, enflasyonun düştüğü bir
ortamda, işsizliğin daha yüksek seviyelere çıkmamış olmasını önemli bir başarı
göstererek hayret ve endişe verici bir zihniyete sahip olduğunu göstermiştir.''

-''BAŞBAKANIN KRİZİ YOK FARZ ETMESİ''-

MHP lideri Bahçeli, dünyanın ekonomik krizle başa çıkmaya çalışırken,
Başbakan Erdoğan'ın krizi yok farz etmesinin; krizi küçültmediğini, ağırlığından
bir şey kaybettirmediğini, aksine fark edilemeyen etkileriyle ekonomik ve sosyal
tahribatı daha da büyüttüğünü bildirdi.
Resmi rakamlarla, 2009 Ocak döneminde, işsiz sayısının geçen yılın aynı
dönemine göre 1 milyon 59 bin artarak 3 milyon 650 bine ulaştığına işaret eden
Bahçeli, işsizlik oranının da yüzde 15,5 seviyesine çıktığına dikkati çekti.
Bahçeli, şöyle devam etti:
''İşsizlik oranı kentlerde yüzde 17,2, kırsal yerlerde ise yüzde 11,8
düzeyinde ortaya çıkmıştır. Son bir yıl içinde tarım dışı işsiz sayısı 1 milyon
148 bin artarken tarım dışı işsizlik oranı yüzde 19'a ulaşmış bulunmaktadır.
Geçen yılın aynı döneminde tarım dışı işsizliğin yüzde 13,7 olduğu dikkate
alındığında, tarım dışı işsizlik oranının sadece bir yılda 5,3 puan yükselmiş
olması tek başına iş gücü göstergelerindeki dramatik bozulmayı ortaya
çıkarmaktadır. Meselenin en hazin ve tehlikeli tarafı ise genç nüfusta yüzde 28;e
ulaşan işsizliğin aldığı ve ulaştığı boyuttur. Resmi olarak ilan edilen
rakamlarda bile çığırından çıktığı görülen işsizliğin, gerçekte daha yüksek ve
kaygı verici bir noktada olduğunu söylemek lazımdır. TÜİK'in hesaplamalarında
işsiz sayısına dahil edilmeyen; ancak iş aramayıp çalışmaya hazır olan 2 milyon
394 bin kişiyle, iş bulma ümidini kaybetmiş 873 bin vatandaşımızın işsiz sayısına
ilave edilmesiyle birlikte, toplam işsiz sayısı 6 milyon 917 bin kişiye
ulaşacaktır. Bu halde ortaya çıkacak işsizlik oranının ise yüzde 30;a
yaklaştığını ifade etmek mümkündür.''

-''SOKAKTAKİ İKİ VATANDAŞTAN BİRİNİN İŞİ YOK''

Devlet Bahçeli, sokaktaki iki vatandaştan birinin işinin olmadığını
söylemenin abartılı olmayacağını ifade etti. Bahçeli, geçen hafta açıklanan
''Katılım Öncesi Ekonomik Program''da işsizlik oranının; 2009 yılında yüzde 13,5,
2010 yılında yüzde 13,9, 2011 yılında ise yüzde 13,9 oranında tahmin edilmesinin,
bir anlamda hükümetin işsizlik sorununun çözemeyeceğinin itirafı olduğunu
söyledi.
2009 yılı için öngörülen 3 milyon 310 bin düzeyinde toplam işsiz
sayısının, 2009 yılının ocak döneminde aşılarak, yapılan tahminlerin içinin ne
kadar boş ve anlamsız olduğunu gözler önüne serdiğini iddia eden Bahçeli, ''2002
yılında toplam iş gücü 23 milyon 818 bin kişi ve işsizlik oranı yüzde 10,3 iken,
bugün iş gücü 23 milyon 523 bin ve işsizlik oranı da yüzde 15,5 düzeyindedir.
Buna göre 2002 yılında iş gücü miktarı, bugüne kıyasla fazla olmasına rağmen,
işsizlik oranı yine bugüne kıyasla daha düşüktür. Nitekim içinde bulunduğumuz
dönemde işsizlik oranı, 2002;deki miktarına göre yüzde 50,4 artmıştır'' dedi.

-''KRİZ TÜRKİYE'YE AĞIR HASAR VERDİ''-

''Kendi yandaşlarını abat etmede kural ve sınır tanımayan, aile
yakınlarının şatafatlı hayatlarına son hızla devam etmesinde bir beis görmeyen
AKP saltanatının, işsiz kalan vatandaşlarımızı umursamamasının ve
çaresizliklerini gidermek için hamle yapmamasının elbette siyasi bir faturası
olacaktır'' diyen Bahçeli, ''O zaman geldiğinde Başbakan Erdoğan'ı ne dış
yardakçıları ne de iç menfaat destekçileri asla kurtaramayacak, yapılanların acı
bilançosu bir bir bugünkü kadroların önüne konulacaktır'' ifadesini kullandı.
Krizin Türkiye ekonomisinin bütün göstergelerine ağır hasar vererek,
üretim yapısını tahrip ettiğini belirten Bahçeli, ''Hükümetin elindeki imkan ve
araçları krizin sevk ve yönetiminde bu zamana kadar yeterince kullanmamış olması,
krizi halının altına süpürmeye çalışması, sorunları daha da büyütmüş ve bugün
içinden çıkılmaz bir aşamaya getirmiştir'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan'ın ''milleti söz ve hamasetle avutmaya çalıştığını'',
6,5 yıllık iktidarında hiçbir şey yapmadığını ileri süren Bahçeli, ''Çiftçimizin
ürünü para etmemiş, sattığı borcuna dahi yetmemiştir. Esnafımızın rafları boş
kalmış, ekmek parasını dahi kazanamayacak bir duruma gelmiştir. Memurumuz,
maaşıyla en temel ihtiyacını bile karşılayamaz olmuştur. Emeklimiz ise içler
acısı bir hayat standardına adeta mahkum edilmiştir'' dedi.
Bahçeli, sürekli kriz üreten, vatandaşların fakirleşmesine dayanan,
işsizlik meselesinin kronik bir hale gelmesine yol açan mevcut ekonomik düzenin
tamiriyle geçen on yıllarda, her alanda kaybın çok fazla olduğunu söyledi.

-''HÜKÜMET EKONOMİDEKİ KONTROLÜ KAYBETTİ''-

AK Parti Hükümeti'nin ''dağınık ve savruk yöntemlerle, krize karşı
organize bir tavır ortaya koyamadığını iddia eden Bahçeli, bu iktidarın fertten
başlayarak yeni ve kapsamlı bir ekonomik zihniyet dönüşümünü sağlayabilmesinin de
imkan dahilinde görülmediğini ileri sürdü. Bahçeli, şunları kaydetti:
''MHP olarak değerlendirmemiz, ekonominin tıkanma ve boğulma süreçlerini
peş peşe yaşadığı bugünkü ortamın ve yapının reforma tabi tutulmasıyla en çetin
ve muğlak sorun alanları önce anlamlandırılacak, sonra yumuşayacak ve son
tahlilde çözüm sürecine girebilecektir. AKP hükümetinin yaklaşık 6,5 yıllık
döneminde, üreten sektörlerden daha çok mali piyasalardaki makro dengeleri
koruyarak başarılı olmaya çalışması, bunda da ısrar etmesi, sağlıklı sonuçlar
vermemiş, piyasalardaki en ufak bir sallantı gelişme olarak sunulan her şeyin
tarumar olmasına neden olmuştur. Ekonominin genel durumunun IMF anlaşmasına
kilitlenmesi ve beklentilerin bu yönde yoğunlaşması, hükümetin ekonomideki
kontrolü kaybettiğinin bir göstergesi olarak görülmelidir.
Bu neticenin işsizlik faciasının kapsamını daha da genişleteceği
açıktır.
MHP olarak tüm istek ve beklentimiz vatandaşlarımızın hayatın
güçlüklerine daha fazla muhatap olmamasıdır. Değişen değerlerin, artan toplumsal
beklentilerin ve onlara dayalı ekonomik taleplerin kavranması ve bunlara yönelik
siyaset üretimi kaçınılmaz bir görev olarak önümüzde durmakta ve partimiz bunu
açıklıkla görmektedir.
Hiçbir vatan evladının layık olmadığına inandığımız yoksulluk ve
çaresizliğin son bulmasını ümit ediyor; insanca yaşamanın her vatandaşımızın
hakkı olduğunu bu vesileyle belirtmek istiyorum.''