2007-12-25 - 15:00
BAŞBAKAN ERDOĞAN: ''TÜRKİYE'NİN TERÖRE KARŞI KENDİNİ SAVUNMA HAKKI TARTIŞILMAZDIR''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, masum vatandaşlara, güvenlik güçlerine silah doğrultana, kurşun sıkana ''kader kurbanı'' gözüyle bakarak müsamaha gösteremeyeceklerini belirtti.
Erdoğan, yaklaşık 1 ay aradan sonra yapılan partisinin TBMM grup
toplantısındaki konuşmasına, milletvekillerinin ve vatandaşların Kurban
Bayramını kutlayarak başladı.
Bu bayramda toplumsal dayanışma ruhunun daha çok güçlendiğini, milletin
yediden yetmişe kucaklaşma imkanı bulduğunu, ülkenin her köşesinde
kardeşlik örnekleri sergilendiğini anlatan Erdoğan, deprem dolayısıyla
Ankara'nın Bala ilçesindeki vatandaşlara da ''geçmiş olsun'' dileğinde
bulundu.
Depremde can kaybı olmadığını hatırlatan Erdoğan, depremin ilk anından
itibaren, başta İçişleri Bakanı Beşir Atalay olmak üzere tüm
ilgililerin, Bala'da halkın yanında olduğunu kaydetti.
Başbakan Erdoğan, toplumları yakınlaştıracak, medeniyetleri
kaynaştıracak, önyargıları kıracak, mesafeleri giderecek bir iklime
insanlığın bugün her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğunu her zeminde
seslendirdiklerini ve seslendirmeye devam ettiklerini belirterek, ''Cami,
kilise ve havrayı yan yana hoşgörü içinde yaşatan yüzlerce yıllık tarihi
tecrübesi, Türkiye'yi, çağımızın en büyük küresel barış projesi olan
Medeniyetler İttifakının sembol ülkesi haline getirmiştir'' diye konuştu.
Bayramların, bu hoşgörü ikliminin, yardımlaşma, dayanışma ve kaynaşma
duygularının her yere yayıldığı özel günler olduğuna dikkati çeken
Erdoğan, ''Kurban Bayramı bir kez daha göstermiştir ki Türkiye, 780
bin kilometrekare toprağıyla, 70 milyon vatandaşıyla bir bütündür, yek
vücuttur, sarsılmaz bir kardeşlik iklimine sahiptir'' dedi.
Bayram dolayısıyla dünyanın en ücra köşelerine kadar Anadolu insanının
merhamet ve şefkat elini uzatmasına vesile olan, Türkiye ile dünyadaki
dost ve kardeşleri arasına köprü kuranların çabalarının da her türlü
takdirin üzerinde olduğunu ifade eden Erdoğan, ''Kızılay başta olmak
üzere yurt içinde ve yurt dışında zenginle yoksul arasında, olanla
olmayan arasında bir 'merhamet köprüsü' olmayı başaran gönüllü
kuruluşlarımıza, sivil toplum örgütlerimize özellikle teşekkür
ediyorum'' diye konuştu.
Erdoğan, Hristiyan vatandaşların Noel bayramı ile Musevi vatandaşların
Hanuka bayramlarını da kutladı.

-''GELİNEN NOKTADA 'YETER ARTIK' DEDİK''-

Toplumsal dokunun bozulmadan korunmasının, gelecek nesillerin emniyet ve
güven içinde yaşamasının, kadim değerlerin, insani meziyet ve
geleneklerin gelecek kuşaklara intikaline bağlı olduğunu anlatan
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Aksi halde, dünyayı bir çatışma alanı olarak görmekten, güçlü olanın
zayıf olana tahakkümünden kurtulamayız.
Bizim hükümet olarak, siyasi irade olarak bütün çabamız, milletimizin
huzurudur, refahıdır, mutluluğudur. Ne yazık ki geçmişin büyük hataları,
geçmişin büyük yanlışları bize ağır maliyetler ödetmiştir.
Bu ülkenin evlatlarının bir kısmı, soğuk savaş yıllarının iki kutuplu
dünyasında kurulan bazı tuzaklara düşmüş, ülkelerine bağlılıkları
zedelenmiş, hatta anne ve babalarına bile küsmüşlerdir. Tezgahın
gerisinde insanlık düşmanı arzularını gizleyen silah tüccarlarının,
uyuşturucu tüccarlarının, terör tacirlerinin, uluslararası mafyanın
kirli tuzaklarından, kimin ekmeğine yağ sürdüğünden bile habersiz bazı
gençler, kendilerine de anne babalarına da bu ülkeye de büyük acılar
yaşatmışlardır.
Ne var ki masum vatandaşlarımıza, güvenlik güçlerimize silah
doğrultana, kurşun sıkana 'kader kurbanı' gözüyle bakarak müsamaha
gösteremeyiz.
Gelinen noktada, terörün milletimize yaşattığı acılar için 'yeter artık'
dedik ve Meclisimizin verdiği karar doğrultusunda, terörizmle mücadelede
gereken her türlü adımı güçlü bir şekilde uygulamaya geçirdik.''

-TERÖRLE MÜCADELE-

Başbakan Erdoğan, hiç kimsenin kendilerinden, terörist saldırılara, bir
çok insanın canına mal olan bu menfur eylemlere sessiz kalmalarını
bekleme hakkı olmadığını söyledi. ''Türkiye'nin
teröre karşı kendini savunma hakkı tartışılmazdır'' diyen Erdoğan, şöyle
konuştu:
''Şu anda yapılan operasyon da bu hakkın kullanılmasından ibarettir. İlk
gün söylediğimiz gibi, sınır ötesi operasyonların tek hedefi, terör
örgütü PKK'dır.
Fakat muhalefetin, maalesef bu konulara yaklaşımında, 'AK Parti veya AK
Parti iktidarı, teröre karşı gerekeni yapmıyor veya geç kaldı. Terör
için bu gibi adımlar mı atılmalı?' gibi, bu işi küçümseyici, 'Efendim,
siyasi, diplomatik, askeri konularda gerekenler yapılmıyor' gibi hala bu
tür yaklaşımlar içerisinde olması, gerçekten düşündürücüdür.
Siz bağcıyı mı dövüyorsunuz, üzüm mü yiyorsunuz? Sizin derdiniz ne?
Yapılacak bir şeyler var da bu iktidar bunu yapmıyorsa, gel onu söyle.
Ama bunların ne yazık ki böyle düşündükleri, üretecekleri bir projeleri
de yok zaten. Sadece durmadan hep 'Efendim işte şunu niye yapmadılar,
bunu niye yapmadılar...' Ne yapacağız kardeşim? Varsa yapılacak bir şey
söyle. O yapılacak olanı biz yapıyor muyuz, yapmıyor muyuz, gel gör. Ne
var söyle? Ama eğer hamaset istiyorsan, o sizin işiniz. Biz hamaset
yapmıyoruz, iş yapıyoruz.
Yıllar yılı bu ülkede sadece avara kasnak gibi bu işte dönüp durdunuz,
bir yere varamadınız. Devamlı tahrik eden taraf oldunuz. Biz, tahrik
eden taraf değil, problem çözen taraf olacağız. İşimizi biliyoruz.
Yapılması gereken neyse, bunları düşünüyoruz, müzakere ediyoruz,
tartışıyoruz, tüm güvenlik güçlerimizle, askerimizle... Ondan sonra da
adımımızı atıyoruz. Bunları defaatle söylememize rağmen, hala 'ne
yaptılar, ne ettiler...' Durmadan söylenen bu. Bunlarla bir yere varmak
mümkün değil. Hala bunun üzerinden 'Acaba biz nasıl bir siyasi rant
devşiririz?' Bunun gayreti içinde olmak, bunlar küçük hesap. Bu küçük
hesapların içinde AK Parti olmayacaktır. Biz ülkemizde huzuru, barışı
nasıl tesis edeceğiz, bunun gayreti içindeyiz.''dedi.
Partisinin TBMM Grup toplantısında konuşan Erdoğan, sınır ötesi
operasyonlarla ilgili gelişmeleri değerlendirdi. Dost ve kardeş Irak
halkına, Irak'ın toprak bütünlüğüne, ulusal birlik ve istikrarına
olumsuz bir bakışlarının kesinlikle söz konusu olmadığını vurgulayan
Erdoğan, tam aksine bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da dost ve
kardeş Irak halkının huzur ve refahına katkıda bulunmayı sürdürmekte
kararlı olduklarını söyledi. Erdoğan, Türkiye'nin, Irak'ın toprak
bütünlüğüne, siyasi birliğine ve istikrarına büyük önem verdiğini ve bu
doğrultuda desteğini de sürdürmekte olduğunu ifade etti.
Uluslararası hukukun gereklerini de iyi bildiklerine, bundan kimsenin
şüphesi ve endişesi olmaması gerektiğine işaret eden Erdoğan, şöyle
konuştu:
''Siyasi, diplomatik, askeri, sosyal, ekonomik, bütün tedbirleri ele
alarak biz bu adımı attık ve bu yola böyle çıktık, böyle devam ediyoruz.
Ama bakıyorsunuz, önüne koymuşlar kağıdı, o kağıttan 'İşte filanca ülke,
operasyonu şöyle değerlendirdi, filanca ülke operasyonu böyle
değerlendirdi' Biz bütün bunların hepsinin görüşmesini yaptık. Şu andan
itibaren kim, nasıl değerlendirirse değerlendirsin; biz, hava
harekatıydı, kara harekatıydı, ne gerekiyorsa bunların hepsini
uluslararası hukukun verdiği yetkiler çerçevesinde kullandık,
kullanıyoruz ve kullanacağız. Burada şunun iyi bilinmesi lazım; asla
sivil hedefler bizim hedefimiz haline gelmemiştir, gelmeyecektir.
Hedeflerimiz tamamıyla terör kampıdır, terör kamplarıdır ve bu
istikamette bu çalışmalar, bütün teknolojik imkanlar kullanılarak
yapılmaktadır.''
Türkiye için artık tahammül edilmez bir hal alan bu yaranın kapanması ve
''bu urun bünyeden çıkarılması için'' Irak yönetimine defalarca
taleplerini ilettiklerini, ancak bütün dünyanın, bu çabalardan
insanların yüreklerini ferahlatacak bir sonuç alınamadığını bildiğini
anlatan Erdoğan, ''Aksine hain eller; bu ülkenin gencecik fidanlarını
kurutmaya, menfur cinayetlerine yenilerini eklemeye devam ettiler.
Türkiye için sabrın tükendiğini, bıçağın kemiğe dayandığını hep ifade
ettik. Bugün Türkiye, birliğine, bütünlüğüne, kardeşliğine, sivil
vatandaşına, üniformalı evladına, askerine ve polisine yapılan
saldırılara karşı gereken cevabı veriyorsa, buna da bu saatten sonra
kimsenin bir itirazı olamaz'' diye konuştu.
Dünyada teröre ağır bedeller ödeyen pek çok ülke ve pek çok toplum
bulunduğuna dikkati çeken Erdoğan, ''Eminim ki onlar bizim neler
çektiğimizi, bu noktaya nasıl geldiğimizi çok iyi anlıyor'' dedi.

-''ARAÇLARI YAKANLARI BAĞIŞLAMA HAKKIMIZ OLABİLİR Mİ?''-

Erdoğan, dün akşam itibariyle, son günlerde yakılan araç sayısının 39'a
ulaştığını belirterek, ''Bu araçların sahiplerinin ne günahı var? Bu
araçlar kimindir, neyin nesidir? Niye bunlar yakılır? Şimdi bunları
yakanları, bir vatandaş olarak bağışlamak hakkımız olabilir mi? Hele
hele işin idari noktasında bulunanlar olarak buna seyirci kalmak mümkün
olabilir mi?'' diye sordu.
Doğup büyüdüğü İstanbul'un Kasımpaşa semtinde ellerinde molotof
kokteylleri ve bombalarla halkı sürekli taciz edenler olması ve bunlara
karşı polisin elinden gelen tüm imkanları seferber etmesi karşısında
''Niçin polis böyle davranıyor?'' deme hakkı olup olmadığını soran
Erdoğan, ''Bu hassasiyetler, ister istemez artık halkımızda da bizde de
bir şeyler meydana getiriyor. Bütün bunlara rağmen biz diyoruz ki
'Duygusal olmayacağız ama gereken neyse bunu da kusura bakmasınlar
yapacağız'. Bunlara ne mağdur ne masum diyemeyiz. Dersek, o mazlum
durumunda olan insanlara haksızlık etmiş oluruz. Benim vatandaşımın
yaşama hakkına, huzuruna kastedenlere, kusura bakmayın biz 'güle güle'
diyemeyiz, gereken neyse bunu yapmak durumundayız. Çünkü mal, can, akıl,
nesil, ecdat güvenliğini sağlamak bizim görevimizdir'' dedi.

-''TERÖRİSTİN KÖKENİNE, IRKINA, KAVMİNE BAKMIYORUZ''-

Erdoğan, aktif şekilde yürüttükleri diplomatik temaslar sonucu,
uluslararası toplumun her zamankinden daha fazla Türkiye'nin haklılığını
kabul etmeye ve bunu ifade etmeye başladıklarını gördüklerini anlattı.
Erdoğan, ''Bizim komşularımıza yönelik hiçbir olumsuz veya
hasmane girişimimiz olamaz. Ama Türkiye'ye karşı hasmane bir tutum içine
girenlerin de Türkiye'nin gücünü, kararlılığını ve iradesini görmeleri,
iyi anlamaları kendi yararlarınadır. Bizim hedefimiz, bir kere daha
ifade ediyorum, sadece ve sadece Irak'ın kuzeyinde konuşlanan terör
örgütü kampları ve mensuplarıdır. Biz teröristin kökenine, ırkına,
kavmine bakmıyoruz, bizim için terörist kim olursa ve neye hizmet ediyor
olursa olsun teröristtir'' diye konuştu.
Milletin asırlar boyunca bir ırk, kavmiyet problemi olmadığını, farklı
etnik kökenlerden, farklı kültürlerden, farklı inanç ve mezheplerden
gelmiş, ama daima dost, daima kardeş, daima yoldaş olmuş bir millet
olduklarına işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bu milletin hamuru dostlukla, kardeşlikle, sevgiyle yoğrulmuştur; bir
bütün olmuştur. Esasen bölücü, ayrılıkçı terör odaklarının bozmaya
çalıştığı ahenk de bu değil midir? Şu bir gerçek ki bu hain odaklar
sadece bu ülkenin gencecik yiğitlerini değil, bizim kardeşlik
duygularımızı, millet olma irademizi, birlik ve dirliğimizi, toplumsal
ahengimizi hedef alıyorlar. Sadece bizim vatandaşlarımıza değil, sınırın
öbür tarafında bulunan, Kuzey Irak'ta yaşayan insanlara, dost ve
kardeşlerimize de çok büyük zararlar veriyorlar. Bizim amacımız, terörü
sadece ülkemizin sınırlarından değil, bu bölgenin yakasından söküp
atmaktır. Bu ağırlığı, yıllar boyunca acılar çekmiş bu coğrafyanın
üstünden kaldırmaktır. Bölgenin bir an önce istikrar kazanması, huzur ve
refaha, gelişme ve kalkınmaya ulaşmasıdır.''
Erdoğan, terörist faaliyetlerin, sadece Türkiye'nin bazı bölgelerinin
değil, Kuzey Irak'ın da gelişiminin önünde büyük engel olduğunu
kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bu sonuca ulaşmak, en çok da Güneydoğu Anadolu Bölgemizde yaşayan
vatandaşlarımızın arzuladığı bir sonuçtur. Zira teröristler en çok o
bölgenin insanına zarar vermişlerdir. Eğer bugün Güneydoğu Anadolu
bölgemizde farklı bir girişimci gelip yatırım yapamıyorsa, bu endişeler
sebebiyle yapamıyor. Eğer orası da bir huzur bölgesi olsaydı, inanıyorum
ki bugün o bölgede de onlarca, yüzlerce girişimci gelip yatırımını
rahatlıkla yapabilecekti. Ama bundan dolayı bu yatırımı yapamıyor ve
sayılar istediğimiz miktarda olmuyor. Orada bir korku, orada bir
umutsuzluk, bir güvensizlik iklimi ne yazık ki olduğu için gelemiyorlar.
Bunu da terör örgütü özellikle istiyor. Oranın kalkınmasını istemiyor.
Bu bakımdan bölücü PKK terör örgütünün, Doğu ve Güneydoğu Anadolu
Bölgesindeki vatandaşlarımın refahı, huzuruyla ilgili herhangi bir derdi
yoktur. Bölgenin kalkınmasıyla ilgili derdi yoktur. Onun için de bugüne
kadar o bölgede benim Kürt kökenli vatandaşlarımın hiçbir zaman
temsilcisi olmamıştır, olmayacaktır.''

-''TERÖR ODAKLARININ DEZENFORMASYON ÇABALARI...''-

Başbakan Erdoğan, ülkenin her karış toprağını ve her insanını bir
bildiklerini, bu yola böyle çıktıklarını belirterek, ''Aramızdaki
kardeşlik hukuku, ebedidir. Bu bizim o yüksek değerlerimizden geliyor.
Aramızdaki vatandaşlık hukuku, hepimizi, bu ülkenin bütün evlatlarını
eşitlemiştir. Bu ebedi hukuku bugüne kadar hiçbir güç bozmaya muktedir
olamadı, inşallah bundan sonra da olamayacaktır'' dedi.
Türkiye'nin, Hakkari'den Edirne'ye 70 milyon vatandaşın anavatanı,
yurdu, evi olduğunu ifade eden Erdoğan, hiç kimsenin, yapılan
operasyonların sivil hedeflere yönelik olmadığı, olmayacağı konusunda
kimsenin şüphesi ve endişesi olmamasını istedi ve her an bu konuları
takip ettiklerini, böyle bir şeyin söz konusu olmadığını bildirdi.
''Her kim, Türkiye'nin Kuzey Irak'ta yaşayan sivillere zarar verdiğini,
zarar vereceğini söylüyorsa yalan söylüyor'' diyen Erdoğan, ortaya
atılan iddiaların, iftiraların kaynağının, yine terör odakları olduğunu,
bu işin propagandasını böyle yaptıklarını kaydetti.
Erdoğan, ''Hem sınırımızı güvenli hale getirecek, hem bölgeye huzur ve
istikrar getirecek başarılı bir operasyon sürecindeyiz. Genel anlamda
dünyada haklılığımız teslim ediliyor, kabul ediliyor. Türkiye, bu
operasyonla ilgili daha önce hiç olmadığı kadar büyük destekler görüyor.
İnanıyorum ki terör odaklarının dezenformasyon çabaları da karşılık
bulmayacak, akim kalacaktır. Nimeti de külfeti de adaletle paylaşan 70
milyon insan bir ve beraber olarak aydınlık geleceğimize yürüyeceğiz''
dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, 2008
yılını, demokrasi çıtasını daha çok yükseltmek, ekmeği daha çok
büyütmek, adaleti daha çok yaygınlaştırmak, toplumsal sorunları daha
kalıcı çözümlere ulaştırmak için canla başla çalışarak geçireceklerini
bildirdi.
''Bunun için yeterli azmimiz, irademiz, sağlam bir öz güvenimiz var''
diyen Erdoğan, çözemeyecekleri hiçbir sorunları olmadığını belirtti.
Başbakan Erdoğan, ''Yeter ki, milletçe birlik ve beraberliğimizi
koruyalım, yeter ki, demokrasiden, adaletten, hukuk devletinden geriye
doğru bir tek adım atmayalım'' dedi.
Türkiye'nin, AK Parti iktidarıyla yakaladığı ekonomik kalkınma
ivmesinin, 2007 yılında da yükselmeye devam ettiğini ifade eden Erdoğan,
şunları söyledi:
''Hatırlayınız, 2003 yılı sonu rakamları tek tek belli olmaya
başladığında, milletçe büyük bir coşku yaşadık. Ekonominin hemen tüm
göstergelerinin, geçmiş yıllara oranla çok hızlı bir iyileşme
gösterdiğine şahit olduk.
2004 yılıyla birlikte ise bu göstergelerin artık rekora doğru koşmaya
başladığını gördük. 2005 ve 2006 yıllarında ve bu yıl sürekli olarak
kendi rekorlarımızı kırdık.
Dikkat ediniz, 2003 yılında, 2004 yılında ekonomide sevindirici
başarılar elde ederken, birileri çıkıp, 'kriz sonrası toparlanma',
'küresel iyileşmenin yansıması', 'tesadüf', 'gelip geçici' dediler.
Bunun böyle olmadığını, sonraki yıllar gösterdi. İstikrar, güven,
kararlılık, disiplin, tutarlılık ekonomiye hakim oldu ve Türkiye, daha
önce hiç görmediği derecede bir atılım sürecine girdi.''

-''MİLLETİN DESTEĞİ OLMADAN ÇÖZÜME KAVUŞAMAZ''-

Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin hiçbir sorununun, meselesinin milletin
desteği olmadan çözüme kavuşamayacağını belirterek, ''Siyasette de bu
böyledir, diplomaside de böyledir, hiç şüphesiz ekonomide de böyledir''
dedi.
Recep Tayyip Erdoğan, ''Parlamentoda olan muhalefete soruyorum: Biz,
eğer 2000 ve 2001 yıllarındaki krizlerin neden olduğu ruhi çöküntü
halini kıramasaydık, yeniden ümitleri yeşertmeseydik, asla bugün
geldiğimiz noktaya ulaşamaz, bugün elde ettiğimiz başarıları
kaydedemezdik'' diye konuştu.
Milletin; politikalarına inandığını, hedeflerine güvendiğini,
kararlılıklarını takdir ettiğini ve bu heyecan içinde ekonomik kalkınma
mücadelesi için elinden gelen her türlü desteği sağladığını kaydeden
Erdoğan, ekonomide iyimserlik, moral ve güven ortamının son derece
önemli bir unsur olduğunu dile getirdi. Başbakan Erdoğan, toplum,
moralini, güvenini kaybettiyse, kötümser bir hale geldiyse, ekonomik
hedeflerden dahi bahsedilemeyeceğini söyledi.

-''BÜYÜMENİN BİR İLERİ, İKİ GERİ GİTTİĞİ SÜREÇ''-

''Enflasyonun yüzde 30'larda seyrettiği bir ortamda, kimden ne
bekleyebilirsiniz?'' diye soran Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Büyümenin bir ileri, iki geri gittiği bir süreçte, üretim için işçiyi
nasıl motive edebilirsiniz, işvereni nasıl motive edebilirsiniz? Böyle
bir ortamda, yatırımdan, üretimden, ihracattan, istihdamdan nasıl söz
edebilirsiniz? Bakın, son 5 yılda, Irak'taki sıkıntıları gördük, petrol
fiyatlarının tarihi zirvelere ulaşmasını yaşadık. Yine bu süreçte, 2004
yılında bir yerel seçim, 2007 yılında bir genel seçim, bir referandum ve
bir cumhurbaşkanlığı seçimi yaşadık. Bütün bunlar ekonomideki moral,
güven ve iyimserlik unsurlarını zedeleyebilecek gelişmelerdi, ancak
hamdolsun hiç biri bizi hedeflerimizden saptırmadı.
Bundan önce bir seçim dediğimiz zaman, 'seçim ekonomisi' derler, 'acaba
bu yılın sonu nasıl gelecek?' diye herkesi bir endişe kaplardı. Ama
şimdi böyle bir şey oldu mu? Batıda bize girişimciler hep şunu sordular:
'Acaba seçim ekonomisi, Türkiye'de farklı bir şeyler, olumsuz gelişmeler
olabilir mi?...' Biz de kendilerine 'rahat olun, girişimlerinizde bir
aksama olmasın' dedik. Onun içindir ki; 2006 yılında uluslararası
küresel, doğrudan yatırım 20 milyar doları buldu. Niye? Artık bir
istikrar var. Bugün, geleceğe ilişkin net, belirgin, tutarlı,
ulaşılabilir hedefler koyan ve bunlara ulaşan, sağlam, dirençli,
potansiyeli yüksek bir Türkiye ekonomisi var.''

-2008 YILI BÜTÇESİ-
Başbakan Erdoğan, 2008 yılı bütçesinin geçen hafta Meclisten geçtiğini
ve yasalaştığını anımsatarak gelecek dönemde de aynı disiplin ve kararlılığın
sürdürüleceğini ve hedeflerin tutturulacağını ifade etti. Erdoğan,
2008 yılında büyümenin, iç talebin de katkısıyla, yüzde 5.5 civarında
gerçekleşeceğini öngördüklerini söyledi.
2007 yılı itibariyle yatay bir seyir izleyen cari açığın, 2008 yılında
GSMH'nin yüzde 8'i civarında seyretmesini beklediklerini kaydeden
Erdoğan, ''İhtiyatlı para politikalarımız devam edecek, enflasyonda orta
vadeli hedeflerimiz de tutturulacaktır'' dedi.
2008 yılında özellikle yapısal reformlar konusundaki kararlılıklarının
devam edeceğini ifade eden Erdoğan, ''Allah'ın izniyle, 2008 yılında da
Türkiye milletçe çalışacak, üretecek ve 2003 yılından beri olduğu gibi
tarihi rekorlarına yenilerini ekleyecektir'' diye konuştu.