2013-03-06 - 15:00
Oktay Vural: "Kendini bulunmaz Hint kumaşı zannediyorsun. Ama biliyoruz ki sen, Amerikan çaputusun. "Sifonu çekip bir kenara atmayın" denilmiş birisisin sen. Kendine tarihten örnekler vermeye kalkışacaksan; Damat Ferit'leri Ali Kemal'leri örnek ver"?
"Başbakan'la terörist başı arasındaki Aşk-ı Memnu tutanakları deşifre edildi. Bu Aşk-ı Memnu'nun gayrı meşru çocuğu, siyasi çözümdür."
Oktay Vural düzenlediği basın toplantısında, Başbakan'ın sözlerini eleştirdi.
"Söylediklerimizin ne kadar yazılacak merak ediyorum" diyerek sözlerine başlayan Vural, "Demokrasiyi hazmedememiş Başbakan ve AKP'nin baskıları artırmaya devam etmektedir. Bildiğim tek şey vardır: susma sustukça sıra sana gelecektir. Bu millet ve devletin varlığı namus ve şerefi üzerine yemin etmiş ve bu uğurda da 44 yıldır siyaset yapan MHP'nin bir temsilcisi olarak konuşuyorum. Ama görülüyor ki, bu darbeci zihniyet doymuyor. Kim nasıl bir yayın yapıyorsa yapsın, ama unutulmasın ki biz bu ülkede varız, bu milletin hakkını, hukukunu savunacağız. Bugün, bu darbeci zihniyetin eli ve dili kimliğimize özgürlüğümüze demokrasiye uzanmıştır. Bu tehditlere pabuç bırakmayın. Darbeci zihniyete teslim olmayın, teslim etmeyelim özgürlüğümüzü" diye konuştu.
"Başbakanın PKK ile muhabbeti koyulaştıkça, milletle sohbeti kesilmiştir" diyen Vural, "Başbakan, milletin değerlerine, gaziye, şehide, MHP'ye saldırarak PKK muhibbiliğinin zirvesine ulaşmıştır" dedi.
Başbakan Erdoğan'ın kendisini Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'le ve milli kahramanlarla aynı kefeye koyduğunu savunan Vural, " Sen kimsin, kendini ne zannediyorsun? Aklını başına devşir, ayakların yerden kesilmiş. Sana birileri ezel ebed diye gazı, pompayı veriyor, kendini bulunmaz Hint kumaşı zannediyorsun. Ama biliyoruz ki sen Amerikan çaputusun. "Sifonu çekip bir kenara atmayın" denilmiş birisisin sen. Kendine tarihten örnekler vermeye kalkışacaksan; Damat Ferit'leri Ali Kemal'leri örnek ver. Mustafa Kemal bir devlet adamı olarak kendisine barış diye dayatılan Sevr'i yırttı attı. Seni gidi yeni Sevr'ci. Sense dün denize döktüklerimizin, dört parçalı Kürdistan'ı kurmak isteyenlerin kucağına oturmuşsun" dedi.
Başbakan'a "Başbakan sen hangi devletle savaş içindesin de barış ilan ediyorsun" şeklinde seslenen Vural, "Terör örgütünü ne zamandan beri devlet olarak görüyorsun sen? Hülyasında iki devlet var, iki millet var. PKK, Kürtlerin temsilcisi değildir, emperyalizmin maşasıdır. Bu kafa nasıl bir kafa? Yenilen kim? Terör örgütü elebaşının taleplerini yerine getirmek için dizinin dibinden ayrılmayan sensin. Başbakan bir de utanmadan milli duruştan söz ediyor. PKK'ya boyun eğmek milli duruş oldu" dedi.
Vural konuşmasına şu sözlerle devam etti: " Başbakan 'barış zor, savaş kolaydır' diyor. Doğrular zor, yalan kolaydır. Mücadele zor, müzakere kolaydır. Dik durmak zor, teslimiyet kolaydır. Ey RecepTayyip Erdoğan ahlakı savunmak rahmane, haksızlıkta susmak ise şeytanidir. Bugün bu yapılan haksızlıklar kaşsında dut yemiş bülbül gibi susuyorlar.
Biz malum medya ile değil ana muhalefetle değil milletimizle yürüyoruz diyor. Sen PKK ile İmralı ile yürüyorsun. Sen MHP ile yürüyebilir misin? Senin tıynetin buna müsaade etmez. Sen ancak bebek katili ile yürür yol arkadaşlığı yaparsın, sana da bu yakışır."
Başbakan'ın terör örgütü mensupları Murat Karayılan ve Cemil Bayık'ın teslim edilmesini istemediğini savunan Vural, "Senin terörle mücadele edecek yüreğin yok. Sen oynamak istemeyen bir gelin gibi "yerim dar" diyorsun. Yerini genişletiyoruz "yenim de dar" diyorsun. Çünkü senin terörle mücadele gibi bir niyetin yok, senin siyasi çözüm arayışın var. PKK'nın silahını Türkiye'ye çözüm adı altında dayatmak istiyorsun" dedi.
"Başbakanla terörist başı arasındaki Aşk-ı Memnu tutanakları deşifre edildi. Bu Aşk-ı Memnu'nun gayrı meşru çocuğu, siyasi çözümdür" diyen Vural, " PKK insanımızı öldürüyor Başbakan bizi suçluyor. Bu kadar insafsızlık olur mu? Bugün Erdoğan ve AKP tetikçilik yapıyor, bizi suçluyor. Bu milletin birliğini, bütünlüğünü korumak suç oldu. Şu kalleşliğe bakın ya. Bu vicdansız sözlere karşı MHP'ye ve ülkücülere suç isnat eden bu zihniyete karşı hiç mi oynayacak kalem, söz getirecek ağız yok. Bu mektuplar millet için kahır mektuplarıdır. Mektuplarda millete ihanet edenlerin cilveleşmeleri vardır. Konuşacak yüz mü kaldı sende? Nerenden tutacağız? Sabun gibi ele avuca gelmiyorsun" şeklinde konuştu.
2007'de yazılan KCK Deklarasyonu'nu basın mensuplarına okuyan Vural, "Bu, milletin çözümü değildir. Siyasi çözümün adı, PKK, KCK ve bebek katili Öcalan'ın çözümüdür" dedi.
Toplantı sonrası soruları cevaplayan Vural, PKK'nın elindeki kişileri bırakması için BDP'nin komisyon oluşturma önerisini "utanç verici bir teklif" olarak değerlendirdi ve şunları söyledi: " BDP'den tarihi çağrı manşetleri atanlara sesleniyorum. Yeter artık. Sen kimsin de askerimizi, polisimizi bu iğrenç müzakere sürecinin kirli pazarlığın malzemesi olarak kullanma cüreti gösteriyorsun? Bu millete kurşun sıkanlar, şimdi de askerlerimizin serbest bırakılmasını siyasi malzeme haline getiriyorlar. Utanmadan sıkılmadan bir de Meclis'teki partilere "Komisyonla gidelim" deniyor. İmralı, PKK ve KCK'nın aklanması için benim kamu görevlilerimi kalkan olarak kullanıyorlar. Kaçırılan kamu görevlilerini bulup getirmesi gereken devlet yetkilileri olmalıdır. Bu milletin izzeti nefsiyle şeref ve haysiyetiyle oynanan bu teklifler karşısında basının da dik durmasını bekliyorum."
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın 4. Yargı Paketi ile ilgili "Hazırlayıp gönderdik" sözlerini de hatırlatan Vural, "Nerede? TBMM'den güvenoyu almış bir hükümet, yargı paketini nereye gönderdi? Bakanlar imzaladıysa nereye gönderildi? Demek ki İmralı'ya gönderildi daha onaylanmadı. Bunlar iradelerini bebek katiline, PKK ve KCK'ya teslim etmişler. Onlara göre hakimiyet kayıtsız şartsız milletin değil, hakimiyetlerini kayıtsız şartsız PKK'ya teslim etmişler" şeklinde konuştu. (15:00)
Meltem SALİMOĞLU
"Söylediklerimizin ne kadar yazılacak merak ediyorum" diyerek sözlerine başlayan Vural, "Demokrasiyi hazmedememiş Başbakan ve AKP'nin baskıları artırmaya devam etmektedir. Bildiğim tek şey vardır: susma sustukça sıra sana gelecektir. Bu millet ve devletin varlığı namus ve şerefi üzerine yemin etmiş ve bu uğurda da 44 yıldır siyaset yapan MHP'nin bir temsilcisi olarak konuşuyorum. Ama görülüyor ki, bu darbeci zihniyet doymuyor. Kim nasıl bir yayın yapıyorsa yapsın, ama unutulmasın ki biz bu ülkede varız, bu milletin hakkını, hukukunu savunacağız. Bugün, bu darbeci zihniyetin eli ve dili kimliğimize özgürlüğümüze demokrasiye uzanmıştır. Bu tehditlere pabuç bırakmayın. Darbeci zihniyete teslim olmayın, teslim etmeyelim özgürlüğümüzü" diye konuştu.
"Başbakanın PKK ile muhabbeti koyulaştıkça, milletle sohbeti kesilmiştir" diyen Vural, "Başbakan, milletin değerlerine, gaziye, şehide, MHP'ye saldırarak PKK muhibbiliğinin zirvesine ulaşmıştır" dedi.
Başbakan Erdoğan'ın kendisini Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'le ve milli kahramanlarla aynı kefeye koyduğunu savunan Vural, " Sen kimsin, kendini ne zannediyorsun? Aklını başına devşir, ayakların yerden kesilmiş. Sana birileri ezel ebed diye gazı, pompayı veriyor, kendini bulunmaz Hint kumaşı zannediyorsun. Ama biliyoruz ki sen Amerikan çaputusun. "Sifonu çekip bir kenara atmayın" denilmiş birisisin sen. Kendine tarihten örnekler vermeye kalkışacaksan; Damat Ferit'leri Ali Kemal'leri örnek ver. Mustafa Kemal bir devlet adamı olarak kendisine barış diye dayatılan Sevr'i yırttı attı. Seni gidi yeni Sevr'ci. Sense dün denize döktüklerimizin, dört parçalı Kürdistan'ı kurmak isteyenlerin kucağına oturmuşsun" dedi.
Başbakan'a "Başbakan sen hangi devletle savaş içindesin de barış ilan ediyorsun" şeklinde seslenen Vural, "Terör örgütünü ne zamandan beri devlet olarak görüyorsun sen? Hülyasında iki devlet var, iki millet var. PKK, Kürtlerin temsilcisi değildir, emperyalizmin maşasıdır. Bu kafa nasıl bir kafa? Yenilen kim? Terör örgütü elebaşının taleplerini yerine getirmek için dizinin dibinden ayrılmayan sensin. Başbakan bir de utanmadan milli duruştan söz ediyor. PKK'ya boyun eğmek milli duruş oldu" dedi.
Vural konuşmasına şu sözlerle devam etti: " Başbakan 'barış zor, savaş kolaydır' diyor. Doğrular zor, yalan kolaydır. Mücadele zor, müzakere kolaydır. Dik durmak zor, teslimiyet kolaydır. Ey RecepTayyip Erdoğan ahlakı savunmak rahmane, haksızlıkta susmak ise şeytanidir. Bugün bu yapılan haksızlıklar kaşsında dut yemiş bülbül gibi susuyorlar.
Biz malum medya ile değil ana muhalefetle değil milletimizle yürüyoruz diyor. Sen PKK ile İmralı ile yürüyorsun. Sen MHP ile yürüyebilir misin? Senin tıynetin buna müsaade etmez. Sen ancak bebek katili ile yürür yol arkadaşlığı yaparsın, sana da bu yakışır."
Başbakan'ın terör örgütü mensupları Murat Karayılan ve Cemil Bayık'ın teslim edilmesini istemediğini savunan Vural, "Senin terörle mücadele edecek yüreğin yok. Sen oynamak istemeyen bir gelin gibi "yerim dar" diyorsun. Yerini genişletiyoruz "yenim de dar" diyorsun. Çünkü senin terörle mücadele gibi bir niyetin yok, senin siyasi çözüm arayışın var. PKK'nın silahını Türkiye'ye çözüm adı altında dayatmak istiyorsun" dedi.
"Başbakanla terörist başı arasındaki Aşk-ı Memnu tutanakları deşifre edildi. Bu Aşk-ı Memnu'nun gayrı meşru çocuğu, siyasi çözümdür" diyen Vural, " PKK insanımızı öldürüyor Başbakan bizi suçluyor. Bu kadar insafsızlık olur mu? Bugün Erdoğan ve AKP tetikçilik yapıyor, bizi suçluyor. Bu milletin birliğini, bütünlüğünü korumak suç oldu. Şu kalleşliğe bakın ya. Bu vicdansız sözlere karşı MHP'ye ve ülkücülere suç isnat eden bu zihniyete karşı hiç mi oynayacak kalem, söz getirecek ağız yok. Bu mektuplar millet için kahır mektuplarıdır. Mektuplarda millete ihanet edenlerin cilveleşmeleri vardır. Konuşacak yüz mü kaldı sende? Nerenden tutacağız? Sabun gibi ele avuca gelmiyorsun" şeklinde konuştu.
2007'de yazılan KCK Deklarasyonu'nu basın mensuplarına okuyan Vural, "Bu, milletin çözümü değildir. Siyasi çözümün adı, PKK, KCK ve bebek katili Öcalan'ın çözümüdür" dedi.
Toplantı sonrası soruları cevaplayan Vural, PKK'nın elindeki kişileri bırakması için BDP'nin komisyon oluşturma önerisini "utanç verici bir teklif" olarak değerlendirdi ve şunları söyledi: " BDP'den tarihi çağrı manşetleri atanlara sesleniyorum. Yeter artık. Sen kimsin de askerimizi, polisimizi bu iğrenç müzakere sürecinin kirli pazarlığın malzemesi olarak kullanma cüreti gösteriyorsun? Bu millete kurşun sıkanlar, şimdi de askerlerimizin serbest bırakılmasını siyasi malzeme haline getiriyorlar. Utanmadan sıkılmadan bir de Meclis'teki partilere "Komisyonla gidelim" deniyor. İmralı, PKK ve KCK'nın aklanması için benim kamu görevlilerimi kalkan olarak kullanıyorlar. Kaçırılan kamu görevlilerini bulup getirmesi gereken devlet yetkilileri olmalıdır. Bu milletin izzeti nefsiyle şeref ve haysiyetiyle oynanan bu teklifler karşısında basının da dik durmasını bekliyorum."
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın 4. Yargı Paketi ile ilgili "Hazırlayıp gönderdik" sözlerini de hatırlatan Vural, "Nerede? TBMM'den güvenoyu almış bir hükümet, yargı paketini nereye gönderdi? Bakanlar imzaladıysa nereye gönderildi? Demek ki İmralı'ya gönderildi daha onaylanmadı. Bunlar iradelerini bebek katiline, PKK ve KCK'ya teslim etmişler. Onlara göre hakimiyet kayıtsız şartsız milletin değil, hakimiyetlerini kayıtsız şartsız PKK'ya teslim etmişler" şeklinde konuştu. (15:00)
Meltem SALİMOĞLU
