2011-02-09 - 14:59
TBMM Genel Kurulunda, Yargıtay ve Danıştaya yeni daireler kurulmasını öngören yasa tasarısının 2. bölümü üzerindeki görüşmeler sürüyor. Adalet Bakanı Sadullah Ergin, ''2 milyona yakın dosyayı 1 yılda eritebileceğini düşünen bir kurum var karşımızda. Aslında bu 2 milyon dosyayı eritme yerine, bütün kamuoyunun vicdanını yaralayan 20-30 dosyayı öne alıp, sadece 23 gün önce karara bağlayabilseydik belki bu serzeniş olmayacaktı'' dedi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı.
Yakut, 4 Şubat 2011 tarihinde Genel Kurulda yapılan kapalı oturumun tutanak
özetlerinin okunması için kapalı oturum yapılacağını söyledi. Sadık Yakut, kapalı
oturumun ardından 3 milletvekiline gündem dışı söz verdi.
AK Parti Gümüşhane Milletvekili Yahya Doğan, düne kadar öğretmen
sıkıntısı yaşanan Gümüşhane'nin, bugün Türkiye'nin eğitim alanında en başarılı
illeri arasına yer aldığını söyledi. Doğan, Gümüşhane'nin, kız çocuklarının
okullaşmasında Türkiye birincisi, erkek çocuklarının okullaşmasında Türkiye
ikincisi olduğunu, okul öncesi eğitimde yüzde 80'lik katılım sağlandığını ifade
etti.
İstanbul'un Sarıyer ilçesi Derbent Mahallesi'ndeki yıkım çalışmalarıyla
ilgili söz alan CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen, sabah saat 04.00'da,
1500 polisin, ''terörist avına çıkmış gibi'', ellerinde gaz bombalarıyla
mahalleye baskın düzenlediğini söyledi.
Konuşması sırasında yanında getirdiği iki gaz bombasını gösteren Sevigen,
''Çocuklar daha yataklarından kalkmamış. Ne olduğunu bilmiyorlar. Polis bu gaz
bombalarıyla mahalleyi basıyor'' dedi.
Söz konusu mahallenin sakinlerinin 70 yıldır aynı yerde yaşadığını,
vergilerini verdiğini, mahalleye okul ve camiler yaptıklarını anlatan Sevigen,
bunların evlerinde zorla çıkarılmasının doğru olmadığını dile getirdi.
Sevigen, konuşmasının sonunda gaz bombalarını AK Parti Grup Başkanvekili
Nurettin Canikli'ye vermek istedi. Canikli ise kabul etmedi. Bu arada TBMM
Başkanvekili Sadık Yakut, ''Sayın Sevigen, elinizdekiler patlamamış bombalar
olmasın lütfen'' dedi.
MHP Niğde Milletvekili Mümin İnan, Niğde'de, nüfusun önemli bölümünü
oluşturan çiftçilerin zor durumda olduğunu söyledi. İnan, borçlarını ödeyemeyen
çiftçilere gelen haciz sayısının ciddi boyutlara yükseldiğini, bu nedenle yeni
icra daireleri kurulmak zorunda kalındığını ifade etti. Mümin İnan, kentteki
organize sanayi bölgesinde üretim ve istihdamın da azaldığını dile getirdi.
Yerinden söz alan MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, MHP'nin kuruluşunun
42. yılını kutladıklarını söyledi. MHP'nin Kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş
ve dava arkadaşlarının eseri olan partilerinin, bugünkü seviyelere iftiharla
ulaştığını ifade eden Vural, ''İnşallah siyasal güç haline gelmiş bu davaya omuz
vermiş, emek vermiş aziz kahramanların eserini, tek başına iktidara götüreceğiz''
dedi.
TBMM Genel Kurulunda, MHP'nin, astsubayların
sorunları konusunda verilen araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisi kabul
edilmedi.
MHP; TBMM Danışma Kurulu toplanamadığından grup önerisini Genel Kurula
taşıdı. Astsubayların sorunlarının araştırılması amacıyla verilen araştırma
önergesinin bugün görüşülmesi önerisi lehinde konuşan MHP İzmir Milletvekili
Kamil Erdal Sipahi, aileleriyle birlikte yaklaşık 1 milyonluk bir kesimi
oluşturan astsubay camiasının ciddi ve birikmiş sorunlarının acil çözüm
beklediğini söyledi. Sipahi, ''Astsubaylar kimseden ulufe değil, hakkını istiyor.
Birçok meslek mensubuna verilip de kendilerinden esirgenenleri istiyor'' dedi.
Astsubayların, ''8 yıllık AKP iktidarında kendilerine söz verilip yerine
getirilmeyen, seçim öncesi sahte vaatlerin hesabını sorduğunu'' savunan Sipahi,
bir milyonluk şerefli bir camianın artık aldatılmayı, kandırılmayı, oyalanmayı
hak etmediğini dile getirdi.
Astsubayların görev tazminatı ve maaşlarına 100 liralık seyyanen zammın
bir an önce verilmesini isteyen Sipahi, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül'ün
astsubaylara yapılan iyileştirmeler konusundaki sözlerinin gerçeği
yansıtmadığını, yapılan iyileştirmelerin ''Genelkurmayın kendi iç düzenlemeleri
olduğunu'' söyledi. Sipahi'nin bu sözlerine, bazı AK Parti'li milletvekilleri
tepki gösterdi.
CHP İzmir Milletvekili Bülent Baratalı, öneri lehinde yaptığı konuşmada,
Türk ordusunun vasıflarının son birkaç günden beri tartışıldığını belirterek,
''TSK üzerinde oynanan onca oyundan sonra son birkaç gündür AKP tarafından timsah
gözyaşları dökülüyor. Cumhuriyet tarihi boyunca kendi ordusuna bu kadar zarar
veren, ipe sapa gelmez uydurma gerekçelerle komutanları aylarca cezaevinde tutan,
sahte suikast ihbarlarıyla kozmik odalarda günlerce arama yapan bir başka hükümet
olmamıştır. Şimdi aynı kişiler timsah gözyaşları içinde ordunun en büyük
destekçisi olarak ekranlarda boy gösteriyor'' diye konuştu.
AK Parti'nin 9 yıldan beri iktidarda olduğunu, bu nedenle bir konuda
''yapılacak, edilecek'' diyemeyeceğini savunan Baratalı, bunun yerine, ''yaptım,
ettim'' demesi gerektiğini ifade ederek, yapılacak oylamanın ''AKP'nin samimi
olup olmadığını ortaya koyacağını'' söyledi.
Öneri aleyhinde konuşan AK Parti Tokat Milletvekili Hüseyin Gülsün,
MHP'li Sipahi'nin sözlerini yadırgadığını belirterek, ''Herhangi bir kuruma neler
yapıldıysa Genelkurmay'a da o yapıldı. 'Bunu hükümet yapmadı, Genelkurmay yaptı'
demek yanlış bir bakıştır. Hepsi hükümete, devlete bağlıdır'' dedi.
Gülsün, iktidarları döneminde astsubaylara yapılan iyileştirmeler
hakkında bilgi verdi.
AK Parti Antalya Milletvekili Abdurrahman Arıcı da öneri aleyhindeki
konuşmasında, ''Astsubaylarımızın sorunlarının araştırılması ve çözüm bulunmasına
taraftarız. Ama Meclisin yoğun trafiği ve yaklaşan seçimler nedeniyle 1.5 ay
sonra tatile girmesi nedeniyle araştırma komisyonu kurulması imkansızdır.
Astsubayların sorunları yaklaşan seçimlere malzeme yapılmadan, daha geniş bir
zaman kesiminde ele alınması doğru olacaktır. Bu çalışma, 24. döneme
bırakılmalı'' görüşünü ifade etti.
Konuşmaların ardından MHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulunda, CHP'nin, gözaltında
kaybolanlar, işkence ile öldürülenler ve faili meçhul cinayetlerle ilgili
araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin önerisi kabul edilmedi.
Öneri üzerine söz alan CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk,
Türkiye'nin yakın geçmişinin, işkence ve faili meçhul cinayetlerle anıldığını
söyledi. Öztürk, gözaltında kaybolanların bir kısmının cesedinin kimsesizler
mezarlığında bulunduğunu, bir kısmının ise hiç bulunamadığını ifade etti.
Devletin faili meçhullerin ve gözaltındaki kayıpların nedenlerini ve
sırrını açıklamadığını belirten Öztürk, TBMM'nin de bu karanlık noktalara bir
türlü ışık tutamadığını söyledi. Öztürk, bunun nedeninin AK Parti
milletvekillerinin, faili meçhul cinayetlerin araştırılmasına ilişkin önergelere
ısrar ve inatla karşı çıkmasından kaynaklandığını ileri sürdü.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''Cumartesi Anneleri'' ile görüşmesini
anımsatan Öztürk, Erdoğan'ın, söz konusu annelerin, olayların araştırılmasına
yönelik talepleri karşısında, bu konuda muhalefetin de destek vermesi gerektiğini
söylediğini ifade etti.
Öztürk, bu konuda kanun teklifleri hazırladıklarını, araştırma önergeleri
verdiklerini, ancak AK Parti'li milletvekillerinin kabul etmediğini belirterek,
''Sayın Başbakan'ın Adalet Komisyonunda bekleyen kanun tekliflerinden haberi yok
galiba'' dedi.
AK Parti Mersin Milletvekili ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu
Başkanı Zafer Üskül ise gözaltında kayıplar ve faili meçhul cinayetlerin herkesin
derin yarası olduğunu söyledi. Üskül, kendisinin de birkaç ay önce ''Cumartesi
Anneleri''ni ziyaret ettiğini ve onların acılarını paylaştığını ifade etti.
Komisyonlarının, gözaltına alındıktan sonra kaybolduğu iddia edilen
kişilerin akıbeti ile ilgili bir alt komisyon oluşturduğunu belirten Üskül, söz
konusu komisyonda, Meclis Başkanlığının belirlediği oranda muhalefet parti
üyelerinin de yer aldığını söyledi. Komisyon çalışmalarında muhalefet ya da
iktidar üye ayrımı yapmadıklarını belirten Üskül, bunun sonucu olarak, şimdiye
kadar hazırladıkları 46 raporun yalnızca ikisinde muhalefet şerhi bulunduğunu
bildirdi.
Amaçlarının, gözaltında kaybolduğu iddia edilen kişilerin akıbetlerini
ortaya çıkarmak olduğunu anlatan Üskül, alt komisyonun bu konuda etkili olacağına
inandıklarını söyledi.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, 1980 yılında öldürülen DİSK Genel
Başkanı Kemal Türkler ile ilgili davanın zaman aşımına uğradığını, Üskül'ün bu
konunun üzerine gitmediğini, bu nedenle Üskül'ün özür borcu olduğunu ifade
etti.
Üskül'ün, ''Cumartesi Anneleri''nin 300'üncü oturma eyleminden sonra
onları ziyaret ettiğini belirten Kaplan, ''Bu utanç size yeter Sayın Başkan.
Başbakan da 103 yaşındaki Berfo Nine'nin önünde azıcık vicdan, hukuk, izan,
adalet duygusuyla hareket etse iki laf ederdi. 'Ben Başbakanım buna irade
koyuyorum. Faili meçhul cinayetlerin ve kayıpların üzerine gideceğim' derdi''
diye konuştu.
Gözaltında kaybolanlar ve faili meçhul cinayetlerle ilgili verdikleri
önergelerin kabul edilmediğini belirten Kaplan, böyle önemli bir konunun bir alt
komisyona sıkıştırılmasının doğru olmadığını savundu.
BDP Diyarbakır Milletvekili ve İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi
Akın Birdal'a, kurulan söz konusu alt komisyonda yer verilmemesine de tepki
gösteren Kaplan, ''Siz insan haklarını koruyamazsınız. Sayın Üskül, bugünkü
konuşmadan sonra sana istifa yakışır'' dedi.
Kaplan'ın konuşmasını bitirmesinin ardından Zafer Üskül söz istedi.
Kaplan'ın yerinden tepki göstermesi üzerine Başkanvekili Sadık Yakut, ''Siz
burada bu tarzla milletvekillerini korkutacağınızı mı zannediyorsunuz? Kurallara
uymak zorundasınız. Kimseyi de korkutamazsınız'' diye konuştu.
Söz alan Üskül, komisyonlarının, 2007 yılında bu yana 46 rapor
hazırladığını söyledi. 1992 yılından 2007 yılına kadar hazırlanan rapor sayısının
60 olduğunu belirten Üskül, raporların tamamının yüzde 45'inin kendi
komisyonlarında hazırlandığına dikkati çekti.
Komisyon başkanlarının Meclis İçtüzüğüne göre hareket etiğini belirten
Üskül, ''Kimseden, Komisyonu Başkanı olarak hiç kimseden alacak dersim yoktur.
Hukuk ve Meclisin kurallarını esas kabul ederek ve insan hakları uluslararası
sözleşmelerinin bize verdiği ışık çerçevesi içinde çalışmalarımızı yürüttük.
Benim komisyonumda görev yapan hiçbir üyenin diğerinden eksik ya da fazla bir
yanı yoktur'' diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ da AK Parti'nin iktidara geldiği
günden bu yana karanlık yapılarla, çetelerle, mafyalarla, ''derin'' denilen her
şeyle mücadeleyi şiar edinmiş bir hareket olduğunu söyledi.
AK Parti döneminin, ilk defa çetelerin, yeraltı dünyasının yargıda hesaba
çekildiği, ilk defa kuyuların açıldığı dönem olduğunu vurgulayan Bozdağ, şöyle
devam etti:
''Bugüne kadar pek çok iktidar geldi. Bunların üzerine bir şal örtmekten
başka bir şey yapılmadı. Şimdi hesap soran, kuyuları açan bir iktidar var.
1990'lı yıllar faili meçhullerin zirve yaptığı yıllar. İktidarda DYP-SHP
koalisyon hükümeti vardı. O zaman SHP'ydi sonradan CHP oldu. Bunların hesabı
neden sorulmadı? Elini tutan mı oldu? Ama AK Parti dönemine bakın, iki tane faili
meçhul dışında faili meçhul yok. Kim yaptıysa yakasına yapıştık ve yargının
huzuruna getirdik.''
Daha önce kurulan faili meçhullerle ilgili araştırma komisyonlarının
raporlarını okuduğunu belirten Bozdağ, ''Meclisin araştırma komisyonları faili
meçhulleri araştırıp bulmaya zerre kadar katkı yapamamış, olayların üzerine
Parlamento tarafından bir kez daha şal çekilmesinden başka hiçbir amaca hizmet
etmemiş'' dedi.
Araştırma komisyonlarının çalışma sürelerinin sınırlı olduğunu, sınırlı
bir çalışmayla böyle bir konuya çözüm getirilemeyeceğini ifade eden Bozdağ, ancak
alt komisyonunun süre sınırı olmadığını ve yetkilerinin de bir araştırma
komisyonundan daha fazla olduğunu söyledi.
BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, 17 bin 500 faili meçhul cinayet
işlendiğini belirterek, ''TBMM İnsan Hakları Komisyonu raporunda, Diyarbakır-Muş
bölgesinde General Yavuz Ertürk'ün sorumlu olduğu dönemde, 13 kişinin katlediliği
yer almıştır. Bu bizim tespitimiz değil. Bu General elini kolunu sallayarak
dolaşıyor. Yüzlerce insanın ölümünden sorumlu. Bunun araştırılmasını neden
reddediyorsunuz?'' dedi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, AK Parti'li Bozdağ'a tepki göstererek,
''Sanki ilk kez bu hükümet çeteyle, mafyayla mücadele ediyormuş gibi konuştu.
Bütün geçmişi inkar eden bu anlayışı kınıyorum. MHP'nin sorumluluk aldığı
hükümette ilk çıkardığımız yasa, çıkar örgütleriyle mücadele yasasıdır. Bu
çerçevede 70'e yakın operasyon düzenlenmiştir. O zaman bu operasyonlar
düzenlenirken, birileri banka hortumlayanların helikopteriyle dolaşıyordu'' diye
konuştu.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, ''2 milyona yakın
dosyayı 1 yılda eritebileceğini düşünen bir kurum var karşımızda. Aslında bu 2
milyon dosyayı eritmek yerine, bütün kamuoyunun vicdanını yaralayan 20-30 dosyayı
öne alıp, sadece 23 gün önce karara bağlayabilseydik belki bu serzeniş
olmayacaktı'' dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Yargıtay ve Danıştaya yeni daireler kurulmasını
öngören yasa tasarısının 2. bölümü üzerindeki görüşmeler sürüyor.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, iktidarın daha önce Meclise
daire sayısının azaltılmasını içeren tasarıyı gönderdiğini belirterek, ''Tasarı
komisyonda görüşülürken yaptığı konuşmanın aynısını, bugün AKP'li milletvekilleri
tarafından yapıldığını'' söyledi. İktidarın bu çelişkiyi anlatmasını isteyen
Öztürk'ün ''Ayıptır, insan utanır, yüzü kızarır. Ama bakıyorum sizinki
kızarmıyor'' diye bağırmasına, AK Parti'li milletvekilleri tepki gösterdi.
AK Parti Ordu Milletvekili Mustafa Hamarat, ''Sizin görüşleriniz yüz
kızartıcı mı ki?'' derken, söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ,
kendi dönemlerinde yargının iş yükünün hafifletilmesi için düzenlemeler
yapıldığını söyledi.
TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya, muhalefetin, komisyon
yönetimine ilişkin eleştirilerine yanıt verdi. Komisyon Başkanı olarak sadece
toplumu ve parlamentoyu değil, gelecekteki nesilleri zabıtlar yoluyla
aydınlatmanın sorumluluğu olduğunu belirten İyimaya, düzenlemeyle ilgili olarak,
''Bu yasa paketinin reform karakteri yoktur. Adil yargılanma talebini
karşılayacak geçici çözümdür'' değerlendirmesinde bulundu.
Tasarıda tek reform karakterinin yargılama faaliyetlerinden kaynaklanan
sorumluluklar için devlete dava açılması olduğunu, bunun da tüm dünyada
uygulandığını ifade eden İyimaya'nın konuşması sırasında sık sık CHP'li Ali Rıza
Öztürk tepki gösterdi. Pozitif muhalefetten, ''projeli muhalefet'' istediğini
ancak bunu göremediğini belirten İyimaya, komisyon yönetimiyle ilgili
eleştirilere de ''Komisyon başkanı olarak Sayın İyimaya demokrasiye, hukuka
sadıktır' karşılığını verdi.
400 sayfa tutan komisyon tutanağının 200 sayfasının CHP'li
milletvekillerinin konuşmaları olduğunu anlatan İyimaya, ''Şahsen kitap, insan,
orman ve hukuk sevgimi kimseye kaptırmam. Derin sabrımın temelleri de, kökleri de
bu sevgiden güç alıyor'' diye konuştu.
Yerinden söz alan CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce ise İyimaya'nın
entelektüelliğinden kuşkusu olmadığını belirterek, ''Gelecek nesillerden yana
tavır koymasını, bize örnek olmasını isterdim'' dedi.
İyimaya'nın geçmişte Meclis kürsüsünden yaptığı konuşmalardan örnek veren
İnce, ''Geçmişte söylediklerinizi unutup, gelecek seçimlerin, gelecek nesillerin
önüne geçmesini, kitap sayınız kapatmaz'' dedi. Bu sözler üzerine yeniden söz
alan İyimaya ise siyasette hiçbir zaman istemkar olmadığını ifade ederek,
''Gelecek seçimlere dayalı söylem, tavır geliştirmem, seçimler benim için o kadar
da önemli değil'' diye konuştu.
Bölüm üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Adalet Bakanı
Sadullah Ergin, cezaevlerinde 121 bin civarında hükümlü ve tutuklu bulunduğunu
belirtti.
MHP Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir'in, ''Son tahliyeler vicdanınızı
sızlatmadı mı, istifa etmeyi düşünüyor musunuz'' sorusuna karşılık, son
tahliyelerin herkesi rahatsız ettiğini, bunun altında yatan nedenin Türk
yargısının yıllardır birikmiş sorunları olduğunu kaydeden Ergin, ''CMK uyarınca
şu anda tutuklu yargılanabilecek süre 10 yıldır. Bu sürenin az olduğunu, bunun
15-20 yıl olmasını öngören teklifleri getirebilirsiniz. Ama bu sürelerin çok
fazla olduğunu biliyoruz. Bugünkü düzenleme de bu ıstırapları sona erdirebilmek
için, toplumun vicdanını kanatan uygulamalar olmasın diyedir'' dedi.
Tasarıyı Meclise sunduklarında Yargıtay Başkanlar Kurulunun, ''Yeni
dairelere ve üyelere ihtiyaç yok, istinafları devreye alın, biz de fedakarlık
yaparız, iş yükünü eritiriz'' anlamına gelen bir açıklama yaptığını ifade eden
Ergin, ''2 milyona yakın dosyayı 1 yılda eritebileceğini düşünen bir kurum var
karşımızda. Aslında bu 2 milyon dosyayı eritmek yerine, bütün kamuoyunun
vicdanını yaralayan 20-30 dosyayı öne alıp, sadece 23 gün önce karara
bağlayabilseydik belki bu serzeniş olmayacaktı. Bugün yapmış olduğumuz
çalışmalar, elbette bu serzenişleri önleyebilmek içindir'' diye konuştu.
Cezaevlerinde bulunun hasta tutuklu ve hükümlülerle ilgili yakın takip
içinde olduklarını belirten Ergin, ''Ancak ne Adalet Bakanı ne Sayın Başbakan ne
de Sayın Cumhurbaşkanı, 'şunu şöyle yaptım' demekle o işlemler öyle yapılmıyor.
Yasaların getirdiği prosedürler var. Bunların işleyişinde aksayan yönleri
gidermeye çalışıyoruz'' dedi.
MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın ''Diyarbakır İstinaf Mahkemesi
binası için AB fonlarından kaynak tesis edildiği, bunun da terör örgütüne
gittiği''ne ilişkin duyumlar olduğunu söylemesi üzerine Ergin, sadece Diyarbakır
İstinaf Mahkemesinin kurulmasına dönük özel bir fon alınmadığını belirtti.
İstinaf mahkemelerinin hayata geçirilmesi için Ankara, Diyarbakır, Erzurum
istinaf mahkemeleri için ortak proje kapsamında AB fonlarından kaynak
kullanıldığını bildiren Ergin, bu kaynağın tamamının hizmet binalarının yapımı
için kullanıldığını söyledi.
Ergin, ''HSYK seçimleri öncesinde Yargıtaya üye seçimi'' konusundaki
soruyu yanıtlarken, konu hakkında daha önce açıklama yaptıklarını hatırlattı.
Yargıtayda boşalan 33 üyelik seçimi sürecini bakanlık olarak kurul gündemine
getirmek istemelerine rağmen o günkü kurul üyelerinin ''Biz dosya incelemelerini
devam ettiriyoruz, bittiğinde seçimlere geçilme aşamasına geldiğimizde size haber
vereceğiz, şimdi gündeme almayalım' dediğini anlatan Ergin, şöyle konuştu:
''27 Aralık 2009'da, dönemin Kurul Başkanvekili beni aradı,
'İncelemelerimizi tamamladık, seçimlere geçebiliriz' diye bilgi verdi. Pazar günü
olmasına rağmen kurulu toplantıya çağırdım. Ancak bu görüşmeler başladıktan
birkaç gün sonra bir kurul üyemiz, daha önceki bir program çerçevesinde Güney
Amerika gezisine çıktı. Diğer üyeler, 'dönüşünü bekleyelim' diye ısrar ettiler.
Biz de 'Üyeleri bir an önce seçelim, seçimleri bir an önce bitirelim' dedik. Ama
o günkü üye arkadaşlarımız, 'Ayıp olur arkadaşımız 15 gün içinde dönecek,
döndüğünde seçimleri yapalım' dediler. O arkadaşımız 15 ya da 16 Ocak'ta
dönmüştür, 2-3 gün içinde de seçimler yapılmıştır. Yargıtay üye seçimleri
yapılmıştır. İkide bir 'Adalet Bakanlığı bu seçimleri engelledi' deniyor. Ben
bunu Yargıtay Başkanı'na da ifade etmişimdir. Kendisini ziyaret ettim, durumu
aktardım. Seçimlerin yapılmamasının bakanlıkla alakalı olmadığını söyledim. Sayın
Gerçeker 'Ben durumu biliyorum' dedi.''
(14.59)
Yakut, 4 Şubat 2011 tarihinde Genel Kurulda yapılan kapalı oturumun tutanak
özetlerinin okunması için kapalı oturum yapılacağını söyledi. Sadık Yakut, kapalı
oturumun ardından 3 milletvekiline gündem dışı söz verdi.
AK Parti Gümüşhane Milletvekili Yahya Doğan, düne kadar öğretmen
sıkıntısı yaşanan Gümüşhane'nin, bugün Türkiye'nin eğitim alanında en başarılı
illeri arasına yer aldığını söyledi. Doğan, Gümüşhane'nin, kız çocuklarının
okullaşmasında Türkiye birincisi, erkek çocuklarının okullaşmasında Türkiye
ikincisi olduğunu, okul öncesi eğitimde yüzde 80'lik katılım sağlandığını ifade
etti.
İstanbul'un Sarıyer ilçesi Derbent Mahallesi'ndeki yıkım çalışmalarıyla
ilgili söz alan CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen, sabah saat 04.00'da,
1500 polisin, ''terörist avına çıkmış gibi'', ellerinde gaz bombalarıyla
mahalleye baskın düzenlediğini söyledi.
Konuşması sırasında yanında getirdiği iki gaz bombasını gösteren Sevigen,
''Çocuklar daha yataklarından kalkmamış. Ne olduğunu bilmiyorlar. Polis bu gaz
bombalarıyla mahalleyi basıyor'' dedi.
Söz konusu mahallenin sakinlerinin 70 yıldır aynı yerde yaşadığını,
vergilerini verdiğini, mahalleye okul ve camiler yaptıklarını anlatan Sevigen,
bunların evlerinde zorla çıkarılmasının doğru olmadığını dile getirdi.
Sevigen, konuşmasının sonunda gaz bombalarını AK Parti Grup Başkanvekili
Nurettin Canikli'ye vermek istedi. Canikli ise kabul etmedi. Bu arada TBMM
Başkanvekili Sadık Yakut, ''Sayın Sevigen, elinizdekiler patlamamış bombalar
olmasın lütfen'' dedi.
MHP Niğde Milletvekili Mümin İnan, Niğde'de, nüfusun önemli bölümünü
oluşturan çiftçilerin zor durumda olduğunu söyledi. İnan, borçlarını ödeyemeyen
çiftçilere gelen haciz sayısının ciddi boyutlara yükseldiğini, bu nedenle yeni
icra daireleri kurulmak zorunda kalındığını ifade etti. Mümin İnan, kentteki
organize sanayi bölgesinde üretim ve istihdamın da azaldığını dile getirdi.
Yerinden söz alan MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, MHP'nin kuruluşunun
42. yılını kutladıklarını söyledi. MHP'nin Kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş
ve dava arkadaşlarının eseri olan partilerinin, bugünkü seviyelere iftiharla
ulaştığını ifade eden Vural, ''İnşallah siyasal güç haline gelmiş bu davaya omuz
vermiş, emek vermiş aziz kahramanların eserini, tek başına iktidara götüreceğiz''
dedi.
TBMM Genel Kurulunda, MHP'nin, astsubayların
sorunları konusunda verilen araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisi kabul
edilmedi.
MHP; TBMM Danışma Kurulu toplanamadığından grup önerisini Genel Kurula
taşıdı. Astsubayların sorunlarının araştırılması amacıyla verilen araştırma
önergesinin bugün görüşülmesi önerisi lehinde konuşan MHP İzmir Milletvekili
Kamil Erdal Sipahi, aileleriyle birlikte yaklaşık 1 milyonluk bir kesimi
oluşturan astsubay camiasının ciddi ve birikmiş sorunlarının acil çözüm
beklediğini söyledi. Sipahi, ''Astsubaylar kimseden ulufe değil, hakkını istiyor.
Birçok meslek mensubuna verilip de kendilerinden esirgenenleri istiyor'' dedi.
Astsubayların, ''8 yıllık AKP iktidarında kendilerine söz verilip yerine
getirilmeyen, seçim öncesi sahte vaatlerin hesabını sorduğunu'' savunan Sipahi,
bir milyonluk şerefli bir camianın artık aldatılmayı, kandırılmayı, oyalanmayı
hak etmediğini dile getirdi.
Astsubayların görev tazminatı ve maaşlarına 100 liralık seyyanen zammın
bir an önce verilmesini isteyen Sipahi, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül'ün
astsubaylara yapılan iyileştirmeler konusundaki sözlerinin gerçeği
yansıtmadığını, yapılan iyileştirmelerin ''Genelkurmayın kendi iç düzenlemeleri
olduğunu'' söyledi. Sipahi'nin bu sözlerine, bazı AK Parti'li milletvekilleri
tepki gösterdi.
CHP İzmir Milletvekili Bülent Baratalı, öneri lehinde yaptığı konuşmada,
Türk ordusunun vasıflarının son birkaç günden beri tartışıldığını belirterek,
''TSK üzerinde oynanan onca oyundan sonra son birkaç gündür AKP tarafından timsah
gözyaşları dökülüyor. Cumhuriyet tarihi boyunca kendi ordusuna bu kadar zarar
veren, ipe sapa gelmez uydurma gerekçelerle komutanları aylarca cezaevinde tutan,
sahte suikast ihbarlarıyla kozmik odalarda günlerce arama yapan bir başka hükümet
olmamıştır. Şimdi aynı kişiler timsah gözyaşları içinde ordunun en büyük
destekçisi olarak ekranlarda boy gösteriyor'' diye konuştu.
AK Parti'nin 9 yıldan beri iktidarda olduğunu, bu nedenle bir konuda
''yapılacak, edilecek'' diyemeyeceğini savunan Baratalı, bunun yerine, ''yaptım,
ettim'' demesi gerektiğini ifade ederek, yapılacak oylamanın ''AKP'nin samimi
olup olmadığını ortaya koyacağını'' söyledi.
Öneri aleyhinde konuşan AK Parti Tokat Milletvekili Hüseyin Gülsün,
MHP'li Sipahi'nin sözlerini yadırgadığını belirterek, ''Herhangi bir kuruma neler
yapıldıysa Genelkurmay'a da o yapıldı. 'Bunu hükümet yapmadı, Genelkurmay yaptı'
demek yanlış bir bakıştır. Hepsi hükümete, devlete bağlıdır'' dedi.
Gülsün, iktidarları döneminde astsubaylara yapılan iyileştirmeler
hakkında bilgi verdi.
AK Parti Antalya Milletvekili Abdurrahman Arıcı da öneri aleyhindeki
konuşmasında, ''Astsubaylarımızın sorunlarının araştırılması ve çözüm bulunmasına
taraftarız. Ama Meclisin yoğun trafiği ve yaklaşan seçimler nedeniyle 1.5 ay
sonra tatile girmesi nedeniyle araştırma komisyonu kurulması imkansızdır.
Astsubayların sorunları yaklaşan seçimlere malzeme yapılmadan, daha geniş bir
zaman kesiminde ele alınması doğru olacaktır. Bu çalışma, 24. döneme
bırakılmalı'' görüşünü ifade etti.
Konuşmaların ardından MHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulunda, CHP'nin, gözaltında
kaybolanlar, işkence ile öldürülenler ve faili meçhul cinayetlerle ilgili
araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin önerisi kabul edilmedi.
Öneri üzerine söz alan CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk,
Türkiye'nin yakın geçmişinin, işkence ve faili meçhul cinayetlerle anıldığını
söyledi. Öztürk, gözaltında kaybolanların bir kısmının cesedinin kimsesizler
mezarlığında bulunduğunu, bir kısmının ise hiç bulunamadığını ifade etti.
Devletin faili meçhullerin ve gözaltındaki kayıpların nedenlerini ve
sırrını açıklamadığını belirten Öztürk, TBMM'nin de bu karanlık noktalara bir
türlü ışık tutamadığını söyledi. Öztürk, bunun nedeninin AK Parti
milletvekillerinin, faili meçhul cinayetlerin araştırılmasına ilişkin önergelere
ısrar ve inatla karşı çıkmasından kaynaklandığını ileri sürdü.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''Cumartesi Anneleri'' ile görüşmesini
anımsatan Öztürk, Erdoğan'ın, söz konusu annelerin, olayların araştırılmasına
yönelik talepleri karşısında, bu konuda muhalefetin de destek vermesi gerektiğini
söylediğini ifade etti.
Öztürk, bu konuda kanun teklifleri hazırladıklarını, araştırma önergeleri
verdiklerini, ancak AK Parti'li milletvekillerinin kabul etmediğini belirterek,
''Sayın Başbakan'ın Adalet Komisyonunda bekleyen kanun tekliflerinden haberi yok
galiba'' dedi.
AK Parti Mersin Milletvekili ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu
Başkanı Zafer Üskül ise gözaltında kayıplar ve faili meçhul cinayetlerin herkesin
derin yarası olduğunu söyledi. Üskül, kendisinin de birkaç ay önce ''Cumartesi
Anneleri''ni ziyaret ettiğini ve onların acılarını paylaştığını ifade etti.
Komisyonlarının, gözaltına alındıktan sonra kaybolduğu iddia edilen
kişilerin akıbeti ile ilgili bir alt komisyon oluşturduğunu belirten Üskül, söz
konusu komisyonda, Meclis Başkanlığının belirlediği oranda muhalefet parti
üyelerinin de yer aldığını söyledi. Komisyon çalışmalarında muhalefet ya da
iktidar üye ayrımı yapmadıklarını belirten Üskül, bunun sonucu olarak, şimdiye
kadar hazırladıkları 46 raporun yalnızca ikisinde muhalefet şerhi bulunduğunu
bildirdi.
Amaçlarının, gözaltında kaybolduğu iddia edilen kişilerin akıbetlerini
ortaya çıkarmak olduğunu anlatan Üskül, alt komisyonun bu konuda etkili olacağına
inandıklarını söyledi.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, 1980 yılında öldürülen DİSK Genel
Başkanı Kemal Türkler ile ilgili davanın zaman aşımına uğradığını, Üskül'ün bu
konunun üzerine gitmediğini, bu nedenle Üskül'ün özür borcu olduğunu ifade
etti.
Üskül'ün, ''Cumartesi Anneleri''nin 300'üncü oturma eyleminden sonra
onları ziyaret ettiğini belirten Kaplan, ''Bu utanç size yeter Sayın Başkan.
Başbakan da 103 yaşındaki Berfo Nine'nin önünde azıcık vicdan, hukuk, izan,
adalet duygusuyla hareket etse iki laf ederdi. 'Ben Başbakanım buna irade
koyuyorum. Faili meçhul cinayetlerin ve kayıpların üzerine gideceğim' derdi''
diye konuştu.
Gözaltında kaybolanlar ve faili meçhul cinayetlerle ilgili verdikleri
önergelerin kabul edilmediğini belirten Kaplan, böyle önemli bir konunun bir alt
komisyona sıkıştırılmasının doğru olmadığını savundu.
BDP Diyarbakır Milletvekili ve İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi
Akın Birdal'a, kurulan söz konusu alt komisyonda yer verilmemesine de tepki
gösteren Kaplan, ''Siz insan haklarını koruyamazsınız. Sayın Üskül, bugünkü
konuşmadan sonra sana istifa yakışır'' dedi.
Kaplan'ın konuşmasını bitirmesinin ardından Zafer Üskül söz istedi.
Kaplan'ın yerinden tepki göstermesi üzerine Başkanvekili Sadık Yakut, ''Siz
burada bu tarzla milletvekillerini korkutacağınızı mı zannediyorsunuz? Kurallara
uymak zorundasınız. Kimseyi de korkutamazsınız'' diye konuştu.
Söz alan Üskül, komisyonlarının, 2007 yılında bu yana 46 rapor
hazırladığını söyledi. 1992 yılından 2007 yılına kadar hazırlanan rapor sayısının
60 olduğunu belirten Üskül, raporların tamamının yüzde 45'inin kendi
komisyonlarında hazırlandığına dikkati çekti.
Komisyon başkanlarının Meclis İçtüzüğüne göre hareket etiğini belirten
Üskül, ''Kimseden, Komisyonu Başkanı olarak hiç kimseden alacak dersim yoktur.
Hukuk ve Meclisin kurallarını esas kabul ederek ve insan hakları uluslararası
sözleşmelerinin bize verdiği ışık çerçevesi içinde çalışmalarımızı yürüttük.
Benim komisyonumda görev yapan hiçbir üyenin diğerinden eksik ya da fazla bir
yanı yoktur'' diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ da AK Parti'nin iktidara geldiği
günden bu yana karanlık yapılarla, çetelerle, mafyalarla, ''derin'' denilen her
şeyle mücadeleyi şiar edinmiş bir hareket olduğunu söyledi.
AK Parti döneminin, ilk defa çetelerin, yeraltı dünyasının yargıda hesaba
çekildiği, ilk defa kuyuların açıldığı dönem olduğunu vurgulayan Bozdağ, şöyle
devam etti:
''Bugüne kadar pek çok iktidar geldi. Bunların üzerine bir şal örtmekten
başka bir şey yapılmadı. Şimdi hesap soran, kuyuları açan bir iktidar var.
1990'lı yıllar faili meçhullerin zirve yaptığı yıllar. İktidarda DYP-SHP
koalisyon hükümeti vardı. O zaman SHP'ydi sonradan CHP oldu. Bunların hesabı
neden sorulmadı? Elini tutan mı oldu? Ama AK Parti dönemine bakın, iki tane faili
meçhul dışında faili meçhul yok. Kim yaptıysa yakasına yapıştık ve yargının
huzuruna getirdik.''
Daha önce kurulan faili meçhullerle ilgili araştırma komisyonlarının
raporlarını okuduğunu belirten Bozdağ, ''Meclisin araştırma komisyonları faili
meçhulleri araştırıp bulmaya zerre kadar katkı yapamamış, olayların üzerine
Parlamento tarafından bir kez daha şal çekilmesinden başka hiçbir amaca hizmet
etmemiş'' dedi.
Araştırma komisyonlarının çalışma sürelerinin sınırlı olduğunu, sınırlı
bir çalışmayla böyle bir konuya çözüm getirilemeyeceğini ifade eden Bozdağ, ancak
alt komisyonunun süre sınırı olmadığını ve yetkilerinin de bir araştırma
komisyonundan daha fazla olduğunu söyledi.
BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, 17 bin 500 faili meçhul cinayet
işlendiğini belirterek, ''TBMM İnsan Hakları Komisyonu raporunda, Diyarbakır-Muş
bölgesinde General Yavuz Ertürk'ün sorumlu olduğu dönemde, 13 kişinin katlediliği
yer almıştır. Bu bizim tespitimiz değil. Bu General elini kolunu sallayarak
dolaşıyor. Yüzlerce insanın ölümünden sorumlu. Bunun araştırılmasını neden
reddediyorsunuz?'' dedi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, AK Parti'li Bozdağ'a tepki göstererek,
''Sanki ilk kez bu hükümet çeteyle, mafyayla mücadele ediyormuş gibi konuştu.
Bütün geçmişi inkar eden bu anlayışı kınıyorum. MHP'nin sorumluluk aldığı
hükümette ilk çıkardığımız yasa, çıkar örgütleriyle mücadele yasasıdır. Bu
çerçevede 70'e yakın operasyon düzenlenmiştir. O zaman bu operasyonlar
düzenlenirken, birileri banka hortumlayanların helikopteriyle dolaşıyordu'' diye
konuştu.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, ''2 milyona yakın
dosyayı 1 yılda eritebileceğini düşünen bir kurum var karşımızda. Aslında bu 2
milyon dosyayı eritmek yerine, bütün kamuoyunun vicdanını yaralayan 20-30 dosyayı
öne alıp, sadece 23 gün önce karara bağlayabilseydik belki bu serzeniş
olmayacaktı'' dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Yargıtay ve Danıştaya yeni daireler kurulmasını
öngören yasa tasarısının 2. bölümü üzerindeki görüşmeler sürüyor.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, iktidarın daha önce Meclise
daire sayısının azaltılmasını içeren tasarıyı gönderdiğini belirterek, ''Tasarı
komisyonda görüşülürken yaptığı konuşmanın aynısını, bugün AKP'li milletvekilleri
tarafından yapıldığını'' söyledi. İktidarın bu çelişkiyi anlatmasını isteyen
Öztürk'ün ''Ayıptır, insan utanır, yüzü kızarır. Ama bakıyorum sizinki
kızarmıyor'' diye bağırmasına, AK Parti'li milletvekilleri tepki gösterdi.
AK Parti Ordu Milletvekili Mustafa Hamarat, ''Sizin görüşleriniz yüz
kızartıcı mı ki?'' derken, söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ,
kendi dönemlerinde yargının iş yükünün hafifletilmesi için düzenlemeler
yapıldığını söyledi.
TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya, muhalefetin, komisyon
yönetimine ilişkin eleştirilerine yanıt verdi. Komisyon Başkanı olarak sadece
toplumu ve parlamentoyu değil, gelecekteki nesilleri zabıtlar yoluyla
aydınlatmanın sorumluluğu olduğunu belirten İyimaya, düzenlemeyle ilgili olarak,
''Bu yasa paketinin reform karakteri yoktur. Adil yargılanma talebini
karşılayacak geçici çözümdür'' değerlendirmesinde bulundu.
Tasarıda tek reform karakterinin yargılama faaliyetlerinden kaynaklanan
sorumluluklar için devlete dava açılması olduğunu, bunun da tüm dünyada
uygulandığını ifade eden İyimaya'nın konuşması sırasında sık sık CHP'li Ali Rıza
Öztürk tepki gösterdi. Pozitif muhalefetten, ''projeli muhalefet'' istediğini
ancak bunu göremediğini belirten İyimaya, komisyon yönetimiyle ilgili
eleştirilere de ''Komisyon başkanı olarak Sayın İyimaya demokrasiye, hukuka
sadıktır' karşılığını verdi.
400 sayfa tutan komisyon tutanağının 200 sayfasının CHP'li
milletvekillerinin konuşmaları olduğunu anlatan İyimaya, ''Şahsen kitap, insan,
orman ve hukuk sevgimi kimseye kaptırmam. Derin sabrımın temelleri de, kökleri de
bu sevgiden güç alıyor'' diye konuştu.
Yerinden söz alan CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce ise İyimaya'nın
entelektüelliğinden kuşkusu olmadığını belirterek, ''Gelecek nesillerden yana
tavır koymasını, bize örnek olmasını isterdim'' dedi.
İyimaya'nın geçmişte Meclis kürsüsünden yaptığı konuşmalardan örnek veren
İnce, ''Geçmişte söylediklerinizi unutup, gelecek seçimlerin, gelecek nesillerin
önüne geçmesini, kitap sayınız kapatmaz'' dedi. Bu sözler üzerine yeniden söz
alan İyimaya ise siyasette hiçbir zaman istemkar olmadığını ifade ederek,
''Gelecek seçimlere dayalı söylem, tavır geliştirmem, seçimler benim için o kadar
da önemli değil'' diye konuştu.
Bölüm üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Adalet Bakanı
Sadullah Ergin, cezaevlerinde 121 bin civarında hükümlü ve tutuklu bulunduğunu
belirtti.
MHP Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir'in, ''Son tahliyeler vicdanınızı
sızlatmadı mı, istifa etmeyi düşünüyor musunuz'' sorusuna karşılık, son
tahliyelerin herkesi rahatsız ettiğini, bunun altında yatan nedenin Türk
yargısının yıllardır birikmiş sorunları olduğunu kaydeden Ergin, ''CMK uyarınca
şu anda tutuklu yargılanabilecek süre 10 yıldır. Bu sürenin az olduğunu, bunun
15-20 yıl olmasını öngören teklifleri getirebilirsiniz. Ama bu sürelerin çok
fazla olduğunu biliyoruz. Bugünkü düzenleme de bu ıstırapları sona erdirebilmek
için, toplumun vicdanını kanatan uygulamalar olmasın diyedir'' dedi.
Tasarıyı Meclise sunduklarında Yargıtay Başkanlar Kurulunun, ''Yeni
dairelere ve üyelere ihtiyaç yok, istinafları devreye alın, biz de fedakarlık
yaparız, iş yükünü eritiriz'' anlamına gelen bir açıklama yaptığını ifade eden
Ergin, ''2 milyona yakın dosyayı 1 yılda eritebileceğini düşünen bir kurum var
karşımızda. Aslında bu 2 milyon dosyayı eritmek yerine, bütün kamuoyunun
vicdanını yaralayan 20-30 dosyayı öne alıp, sadece 23 gün önce karara
bağlayabilseydik belki bu serzeniş olmayacaktı. Bugün yapmış olduğumuz
çalışmalar, elbette bu serzenişleri önleyebilmek içindir'' diye konuştu.
Cezaevlerinde bulunun hasta tutuklu ve hükümlülerle ilgili yakın takip
içinde olduklarını belirten Ergin, ''Ancak ne Adalet Bakanı ne Sayın Başbakan ne
de Sayın Cumhurbaşkanı, 'şunu şöyle yaptım' demekle o işlemler öyle yapılmıyor.
Yasaların getirdiği prosedürler var. Bunların işleyişinde aksayan yönleri
gidermeye çalışıyoruz'' dedi.
MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın ''Diyarbakır İstinaf Mahkemesi
binası için AB fonlarından kaynak tesis edildiği, bunun da terör örgütüne
gittiği''ne ilişkin duyumlar olduğunu söylemesi üzerine Ergin, sadece Diyarbakır
İstinaf Mahkemesinin kurulmasına dönük özel bir fon alınmadığını belirtti.
İstinaf mahkemelerinin hayata geçirilmesi için Ankara, Diyarbakır, Erzurum
istinaf mahkemeleri için ortak proje kapsamında AB fonlarından kaynak
kullanıldığını bildiren Ergin, bu kaynağın tamamının hizmet binalarının yapımı
için kullanıldığını söyledi.
Ergin, ''HSYK seçimleri öncesinde Yargıtaya üye seçimi'' konusundaki
soruyu yanıtlarken, konu hakkında daha önce açıklama yaptıklarını hatırlattı.
Yargıtayda boşalan 33 üyelik seçimi sürecini bakanlık olarak kurul gündemine
getirmek istemelerine rağmen o günkü kurul üyelerinin ''Biz dosya incelemelerini
devam ettiriyoruz, bittiğinde seçimlere geçilme aşamasına geldiğimizde size haber
vereceğiz, şimdi gündeme almayalım' dediğini anlatan Ergin, şöyle konuştu:
''27 Aralık 2009'da, dönemin Kurul Başkanvekili beni aradı,
'İncelemelerimizi tamamladık, seçimlere geçebiliriz' diye bilgi verdi. Pazar günü
olmasına rağmen kurulu toplantıya çağırdım. Ancak bu görüşmeler başladıktan
birkaç gün sonra bir kurul üyemiz, daha önceki bir program çerçevesinde Güney
Amerika gezisine çıktı. Diğer üyeler, 'dönüşünü bekleyelim' diye ısrar ettiler.
Biz de 'Üyeleri bir an önce seçelim, seçimleri bir an önce bitirelim' dedik. Ama
o günkü üye arkadaşlarımız, 'Ayıp olur arkadaşımız 15 gün içinde dönecek,
döndüğünde seçimleri yapalım' dediler. O arkadaşımız 15 ya da 16 Ocak'ta
dönmüştür, 2-3 gün içinde de seçimler yapılmıştır. Yargıtay üye seçimleri
yapılmıştır. İkide bir 'Adalet Bakanlığı bu seçimleri engelledi' deniyor. Ben
bunu Yargıtay Başkanı'na da ifade etmişimdir. Kendisini ziyaret ettim, durumu
aktardım. Seçimlerin yapılmamasının bakanlıkla alakalı olmadığını söyledim. Sayın
Gerçeker 'Ben durumu biliyorum' dedi.''
(14.59)
