2016-07-12 - 13:34
AK PARTİ GRUP TOPLANTISI...
AK PARTİ Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Meclis çalışmalarının ülkeye ve millete hayırlı olmasını diledi ve geçmiş Ramazan Bayramını'nı kutladı.
AK PARTİ Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Meclis çalışmalarının ülkeye ve millete hayırlı olmasını diledi ve geçmiş Ramazan Bayramını'nı kutladı. Yıldırım, "Nice güzel günlerde, birlik ve dirlik içerisinde nice bayramlara ulaşmayı niyaz ediyorum." dedi.

Toplantıdan önce yakasına bir çiçek takıldığını ve herkesin bu çiçeğin anlamını bilemeyebileceğini ifade eden Yıldırım, "Bundan 21 sene önce, 11 Temmuz 1995'te Srebrenitsa katliamı yaşandı. Bugün kadın kollarımız, kadın kolları başkanımız, Bosna Dostluk Grubu Başkanımız yakamıza taktığı bu çiçekle bir şeyi hatırlatıyorlar: Bu çiçek, Srebrenitsa çiçeği. Boşnak anneleri, Srebrenitsa soykırımı unutulmasın diye el emekleriyle bu çiçekleri hazırlıyor ve her yıl 11 temmuzda insanlık ayıbı bu katliamı bütün dünyaya hatırlatıyorlar." diye konuştu.

Bu çiçeğin soykırım kadar bir emaneti de hatırlattığını belirten Yıldırım, şunları söyledi:

"O da Bosna'nın ölümsüz lideri Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç. Ne demişti bilge kral, bu dünyaya, halkına veda etmeden: 'Ne yaparsanız yapın ama soykırımı unutmayın, unutturmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrar edebilir.' Bu söz, bütün Boşnakların kulağında küpe gibidir. O günler tabii ki bir daha yaşanmayacak ama o günleri unutturmamak ve gelecek nesillere de aktarmak bir insanlık görevidir.

Bugün öğleden sonra partimizin kadın milletvekilleri, 81 ilden gelen kadın kolları başkanlarımız ve Boşnak anneleri, soykırım mağdurlarını anmak üzere bir araya gelecekler. Uzak yakın fark etmez. Gönül coğrafyamızda yaşanan her olaya duyarlılığını gösteren, bize Bosna'yı, Srebrenitsa'yı, Boşnak annelerini bir kez daha hatırlatan kadın kollarımıza teşekkür ediyorum. Avrupanın göbeğinde yaşanan, 8 bin 372 şehidin verildiği bu soykırım unutulmayacak, unutturmayacağız. Bütün şehitlerimizle beraber, Bosnayı, Aliya İzetbegoviç, Srebrenitsa şehitlerini de minnetle şükranla anıyoruz.

Bosna Savaşı sırasında Srebrenitsa ve çevresini korumak için görevlendirilen BM güvenlik güçleri ancak ve ancak bu katliama seyirci kaldı. BM, bir insanlık utancına, ayıbına imza attı. Maalesef orada savunmasız insanları korumaları gerekirken onlar bu katliama seyirci kalmayı tercih ettiler ve görevlerinin gereğini yapmadılar. Bu güvenlik güçlerini oluşturan ülkeler bugün dünyaya medeniyet dersi vermeye çalışan batılı dostlarımızdır. Onlar bölgede, Türkiye'de, terörle mücadeleye laf yetiştireceklerine, teröristlerin daha fazla insanlık dramı yaşatması için yasalarımızı değiştirme öğüdü vereceklerine, Avrupanın göbeğindeki bu insanlık suçuna karşı neden duyarsız kaldılar, neden gereğini yapmadılar, önce bunun hesabını versinler.

Srebrenitsa'da yaşanan hadise 2. Dünya savaşından sonra bölgede görülen en büyük insanlık dramıdır. Bosnalı kardeşlerimizin acılarını bir kez daha paylaşıyor ve Srebrenitsa şehitlerine Allah'tan rahmet diliyoruz. Bunları hatırlayacağız. Çünkü dün Bosna'da yaşanan acılar bugün Suriye'de, Ortadoğu'da ve dünyanın değişik coğrafyalarında yaşanmaya devam ediyor. Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere biz nasıl 21 yıl önce mazlum Bosna halkının yanındaysak şimdi de mazlum Suriye halkının yanındayız. İç savaştan canını kurtarmak için yurdunu terk eden milyonlarca göçmeni bağrımıza bastık, kardeş yaptık."

Bayramların sevinç, mutluluk, hasret giderme günleri olmasına rağmen bu bayram da trafikte acıların yaşanmaya devam edildiğini kaydeden Yıldırım, "Biz yolları yaptık. Görevimiz, yolları yapmak, vatandaşımızın, sürücülerimizin hayatını kolaylaştırmak, güvenliğini artırmak. Ancak ondan sonrası sürücülere, vatandaşlarımıza düşüyor. Zira yolların kralı olmaz yolların kuralı olur diye sürekli söylüyoruz." dedi.

"Demek ki her şey insanla başlıyor insanla bitiyor. İnsana, eğitime daha çok yatırım yapacağız." ifadesini kullanan Yıldırım, kazalarda insan kusuru hala çok yüksek olmasına rağmen yollardan kaynaklanan kusurun, istatistiklere bile girmediğini kaydetti. Çünkü her tarafın bölünmüş yollarla donatıldığını belirten Yıldırım, şunları dile getirdi:

"Yolları böldük, hayatları, canları birleştirdik; yolları böldük, milleti birleştirdik; yolları böldük, gönülleri birleştirdik. Her ne kadar trafikteki araç sayısı 2 katın üzerine çıksa da yolculuklar yüzde yüz artsa da trafik kazalarında sayı artmasına rağmen ölümlü kazalarda azalma devam ediyor. Ancak bütün bunlara rağmen henüz istediğimiz düzeyde değil. Daha az olması lazım. Hatta AB'nin hedef olarak koyduğu sıfır ölümlü kaza bizim de hedefimizdir. Bunun için yeni öğretim yılından itibaren okullar başta olmak üzere ülke çapında trafik güvenliği, can ve mal emniyeti konusunda bir seferberlik başlatıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde toplumda farkındalığın oluşturulması, trafikte insan hatasının en az düzeye çekilmesi için başlatacağımız bu çalışma, ümit ediyorum ki ölümlü kazaların daha da azalması için çok büyük katkı sağlayacaktır."

Bayramda meydana gelen kazalarda hayatını kaybedenlere ve Giresun'daki talihsiz helikopter kazası sonucu şehit olanlara; Ordu, Giresun ve Rize'de yaşanan sel felaketi nedeniyle hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yararlılara acil şifalar dileyen Yıldırım, selin yol açtığı zararın tespit çalışmalarının devam ettiğini, vatandaşların zararının mutlaka karşılanacağını kaydetti. Yıldırım, "Giden insan geri gelmez ama giden mal daha güzel şekilde yerine gelir. Milletimiz müsterih olsun." dedi.

AK PARTİ Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, "Eğer Gazze'de, Filistin'de perişanlık içerisinde, dünyaya kapalı yaşayan kardeşlerimize bir faydamız olacaksa, elbette mutabakata varırız." dedi.

Yıldırım, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Osmangazi Köprüsü'nün Ramazan Bayramı öncesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve çok sayıda kişinin katılımıyla hizmete girdiğini belirterek, bayram tatili boyunca geçişi ücretsiz olan köprüyü, 1 milyonun üzerinde vatandaşın kullandığını açıkladı.

Osmangazi Köprüsü'nün İzmit üzerindeki bayram trafiğini rahatlattığını, vatandaşlara zaman ve yakıt kazanımı sağladığını anlatan Başbakan Yıldırım, "AK PARTİ iktidarında ulaşımda 3 tane prensibimiz var. Az yakıt, az vakit, az nakit. Buna göre, yollar yapıyoruz, buna göre havayolunu halkın yolu yapıyoruz, buna göre iletişim yollarında hızlı artırabildiğimiz kadar artırıyoruz. Ulaşımda hız felakettir, bilişimde hız berekettir, istediğiniz kadar hız yapın." diye konuştu.

Yıldırım, Ramazan ayında Hatay ve Eskişehir'de vatandaşlarla buluştuğunu, toplam 2,5 milyar lira tutarındaki eserin halkın hizmetine sunulduğunu belirterek, konuşmasına şöyle devam etti:

"Bayram öncesi, arife öncesi Bakanlar Kurulu'nda bir ilki gerçekleştirdik. Bakanlar Kurulu'nu millete açtık. Milletimiz canlı yayında Bakanlar Kurulu'nda ne konuşuluyor, bunu görme, izleme fırsatı buldu. Bir büyük müjdeyi o gün milletimizle paylaştık. Neydi o müjde? Türkiye'nin yatırımcısının yüzünü güldürecek, gereksiz yüklerden kurtaracak, iş kurmayı kolaylaştıracak, Damga Vergisi gibi bir uygulamayı büyük bir sorun olmaktan çıkaracak, çek denen bir ödeme aracı daha güvenli hale getirecek, iflas erteleme gibi hileleri ortadan kaldıracak ve daha da ötesi işçiden memura, şehit yakınından çiftçiye, esnaftan büyük yatırımcıya herkesin yüzünü güldürecek çok önemli kararlar aldık. Bu kararlarla zaten var olan, iyi giden ekonomimiz daha da güzelleşecek ve Türkiye kalkınma yönünde, gelişme yönünde emin adımlarla ilerlemeye devam edecek."

Başbakan Binali Yıldırım, Atatürk Havalimanı'ndaki terör saldırısını anımsatarak, "Türkiye mahvoldu. Artık turizm biter, Türkiye bir daha ayağa kalkamaz' dediler. Bu ülkeyi, bu milleti tanımayanlar, bir kez daha yanıldılar. Atatürk Havalimanı'nda, bayramın son gününde, cumhuriyet tarihinin rekor uçak inişi ve kalkışı gerçekleşti." dedi.

Atatürk Havalimanı'ndan Ramazan Bayramı'nın son günü Cumhuriyet tarihinin rekoru kırıldığını ve o gün tam bin 443 uçuş-kalkış gerçekleştiğini ifade eden Yıldırım, "13 yıl önce, AK PARTİ iktidara gelmeden önce Türkiye'nin bütün hava sahasındaki uçak sayısı bin 100'dü, sadece Atatürk Havalimanı'nda bir günde bin 443 uçak indi ve kalktı. İşte Türkiye bu, Türkiye'yi terörle yıldırmak isteyenler bir kez daha Türkiye'nin gücünü görmüş oldu." diye konuştu.

Sabiha Gökçen Havalimanı'nda rekor kırıldığını ve aynı gün 785 uçak trafiğinin gerçekleştiğini aktaran Başbakan Yıldırım, bu rekorların havalimanı saldırısından sonra yaşandığını bildirdi.

Brüksel'deki saldırı sonrası, söz konusu havaalanının 10 gün kapalı kaldığını, Atatürk Havalimanı'nın ise saldırının ardından gece saat 02.00' de tekrar normal hizmetine döndüğünü vurgulayan Yıldırım, "Bu Türkiye'nin gücüdür, Türkiye'nin her türlü olağanüstü duruma karşı her zaman hazır olduğunun göstergesidir." ifadesini kullandı.

AK PARTİ Genel Başkanı ve Başbakan Yıldırım, 65. Hükümetin kuruluşunda, "Artık dostlukları artıracağız, düşmanlıkları azaltacağız." dediğini hatırlatarak, İsrail ve Rusya ile ilişkileri normale dönüştürdüklerini belirtti.

İsrail ile sağlanan mutabakat hakkında ileri-geri konuşanlar bulunduğunu kaydeden Yıldırım, "Eğer Gazze'de, Filistin'de perişanlık içerisinde, dünyaya kapalı yaşayan kardeşlerimize bir faydamız olacaksa, elbette mutabakata varırız." diye konuştu.

Başbakan Binali Yıldırım, İsrail'in Mavi Marmara'da yaşanan olay nedeniyle özür dilediğini, olayda hayatını kaybeden vatandaşların yakınlarına tazminat ödemeyi kabul ettiğini ve uzun müzakereler sonucunda Gazze'ye uygulanan ambargonun gevşetilmesini, oraya insani yardımların Türkiye önderliğinde gerçekleşmesini de kabul ettiğini ve mutabakata varıldığını anlattı.

Başbakan Yıldırım, varılan mutabakatın ilk semeresinin Ramazan Bayramı'nda alındığını ve Gazze'de bayram sevincinin yaşandığını belirterek, şöyle devam etti:

"Bayramdan önce Mersin'den yüklenen 11 bin tona yakın insanı yardım, gıda, giyecek, ilaç Gazze'deki kardeşlerimize bayram sevinci olarak götürüldü. İşte mutabakatın faydası bu. Bundan sonra elektrik olmayan, altyapısı bozulan, sanayisi, iş hayatı durmuş, sağlık hizmeti verilemeyen o bölgelerin tekrar ayağı kalkmasında Türkiye başrolde olacak. Türkiye'nin liderliğinde, rehberliğinde bölgede şartlar normale dönecek, sıkıntı yaşayan Filistinli kardeşlerimiz nefes alacak. Filistin davasını savunma, süslü laflarla olmaz, icraatla olur. Ortaya birtakım eserler koymakla olur. TOKİ orada konut yapıyor, TİKA orada hastane yapıyor. Odalar Borsalar Birliği, Batı Şeria'da Enez bölgesinde organize sanayi bölgesi kuruyor. Önümüzdeki günlerde Gazzeye elektrik sağlanması için Enerji Bakanlığımız harekete geçiyor."

Başbakan Yıldırım, İsrail ile varılan mutabakatın bu hafta, uluslararası ikili anlaşma olarak Meclis'in onayına sunulacağına işaret ederek, mutabakatla Filistinlilerin yaşamının çok daha iyi şartlara kavuşacağını, İsrail ile var olan anlaşmazlıkların, diplomatik sorunların bir ölçüde normalleşeceğini kaydetti.

Yıldırım, "Bundan sonra gerilimlerle, kavgalarla değil, dostluklarla bölgenin kalkınmasını, gelişmesini hedef alıyoruz. Bu anlayışımız sadece İsrail ile sınırlı kalmayacak, bölge ülkeleriyle de dostluklarımızı kalıcı olarak geliştirme yönünde çabalarımız artarak devam edecek. Bu şu demek değildir, biz oradaki haklarımızdan vazgececek değiliz. Bölgemizin, ülkemizin menfaatini koruyarak, terörle mücadele konusunda hassasiyetimizi sürdürerek, dostluklarımızı artırmaya devam edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

Rusya ile yaşanan uçak krizin, 6 ay aradan sonra sona erdiğine işaret eden Yıldırım, iki ülke ilişkilerinin, Türk ve Rus halkının ortak iradesi ve beklentisi doğrultusunda normale döndüğünü belirtti.

Türkiye ve Rusya arasında süratle ekonomik alanda, turizm alanında karşılıklı işbirliklerinin başladığına dikkati çeken Yıldırım, "Bunun ilk semeresini turizmde gördük. Uzun süreden beri Antalya'ya hasret kalan Rus misafirlerimiz nihayet buluşma mutluluğuna erişmiş bulunuyor." ifadesini kullandı.

Yollar ve havaalanlarının bayram boyunca dolup taştığına işaret eden Yıldırım, "Çünkü Ramazan Bayramı biraz uzatıldı, 9 güne çıktı. Böylece iç turizm önemli ölçüde gelişti. Dış turizmdeki eksiğimizi böylece iç turizmle kapatmış olduk. Otellerimizde yer bulamadı insanlar, sahillerde veya kamp çadırlarında vaktini geçirmek durumunda kaldı. Bu da güzel bir dayanışmadır. Bu milletin zorluklarda da nasıl durumdan vazife çıkararak, ülkenin yüzünü güldürecek işler yaptığının en güzel göstergesidir. Milletimize müteşekkiriz." dedi.

Yıldırım, benzer bir durumun Kurban Bayramı'nda da olacağını belirterek, şöyle devam etti:

"Ramazan Bayramı'nda, bayramın sonu cuma günüydü, birleştirdik. Kurban Bayramı'nda da bayramın evveli bayramla birleşiyor ve böylece uzun bir tatil daha yapacaksınız. Dolayısıyla milletvekillerimiz bayrama kadar sıkı çalışırsanız, Meclis üzerine düşen görevi yapar, milletin beklediği müjdeli haberlerin gereğini yerine getirirse güzel bir bayramı geçirme imkanı kendiliğinden gelmiş olur. Hepinize yapacağınız bu güzel çalışmalardan dolayı şimdiden teşekkür ediyorum."

Mecliste işlerin istedikleri hızda gitmediğine değinen Yıldırım, "Muhalefet partilerinin gayet tabii muhalefet yapma gibi bir görevi var. Düşüncelerini, önerilerini milletin gündemine getirme ve milleti bilgilendirme gibi bir görevi var. Buna asla ve asla söyleyecek bir şeyimiz yok ancak istiyoruz ki Meclisimiz daha verimli çalışsın. Zamanı daha etkin kullanalım, vatandaşın zamanını da yemeyelim." diye konuştu.

Yıldırım, TBMM İçtüzüğü konusunun uzun süreden beri gündemde olduğunu belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bu içtüzükle ilgili artık bir şey yapmanın zamanı geldi ve geçti. Çünkü maalesef bu konuda kötü alışkanlıklar, içtüzüğün getirdiği imkanları amacı dışında kullanma, aldı başını gitti. AK PARTİ Grubu olarak, bu hafta diğer siyasi parti gruplarına da içtüzük konusunda bir kez daha birlikte hareket etme ve içtüzüğün daha etkin bir hale getirilerek, Meclis'in daha etkin ve hızlı çalışmasını sağlayacak yeni bir içtüzüğün yapılması konusunda diğer partilerin katılımını ve desteğini bekliyoruz. Ümit ederiz ki ortak bir zeminde görüşülür, konuşur, bir mutabakat oluşur. Hiç mutabakat olmayacak ülkelerle bile mutabakat yapıyoruz da kendi ülkemizde, vatandaşımıza hizmetten başka amacı olmayan partiler neden mutabakat yapmasın? Dostluk elimizi muhalefet partilerine de uzatıyoruz. Dostluğu muhalefetle de geliştirmeyi hedefliyoruz."

Başbakan Yıldırım, muhalefete şu çağrıda bulundu:

"Onun için buradan bir çağrım var, muhalefetimizi seçim öncesinde sahada istediğiniz kadar yapın ama seçimde sonra artık bırakın muhalefeti ülkemiz için, Türkiye için, geleceğimiz için ne yapabiliriz buna kafa yoralım. Artık milletimiz boş laflar duymak istemiyor. Anlamsız suçlamalara tahammülü yok. 'Kardeşim biz sizi seçtik, Meclis'e gönderdik. Eğer bizim için, geleceğimiz için söyleyeceğiniz bir şey varsa yol gösterin...' İktidara deyin ki 'Şöyle yapıyorsunuz bu yanlıştır böyle yapın.' Her şey yanlış olmaz ki kardeşim. Her şey yanlış olsa bu kadar yol nasıl yapılır, sağlıkta dönüşüm nasıl olur, Türkiye üçe nasıl katlanır, AK PARTİ başarısını ardı ardına yüzde 50'lilere nasıl çıkarır? Bu gerçeği görün lütfen. Cümle alem gördü, dünya gördü, siz halen görmemekte ısrar ediyorsunuz. Görmezseniz millet de sizi görmez. Unutmayın."

Sağlıkla ilgili bazı hususları paylaşan Yıldırım, "sağlığın, AK PARTİ iktidarının başarı öykülerinden bir tanesi" olduğunu bildirdi.

Yıldırım, sağlık alanında Türkiye'nin, AK PARTİ iktidarında büyük bir dönüşümü, büyük değişimi gerçekleştirdiğini vurgulayarak, "Türk modelinin artık bugün dünyada herkesin merak ettiği, öğrenmek için gayret ettiği bir modele dönüştüğüne" dikkati çekti.

"İnsanın sağlığı, insanın mutluluğu, toplumun huzuru için siyasetin adresi AK PARTİ'dir." diyen Yıldırım, AK PARTİ iktidarında devlet-vatandaş ilişkilerinin en fazla geliştiği alanlardan birinin de sağlık olduğunu belirtti.

Yıldırım, AK PARTİ döneminde devlet hastanelerinin milleti hastaneleri haline geldiğini belirterek, "Bizim iktidarımızda, vatandaş hastanede hizmete, doktora kavuştu. İstediği tedaviyi gördü. AK PARTİ iktidarından önce vatandaş hastaneye sağlam gider, hasta çıkardı. Sağlık hizmetlerinden memnuniyet oranı yüzde 35 düzeyindeydi ama AK PARTİ iktidarında sağlıktaki memnuniyet oranı yüzde 70'in üzerine çıktı. Beş yıldızlı otel konforunda hastaneler inşa ettik, ediyoruz. En son tıbbi cihazlarımızla sağlık kuruluşlarımızı donatıyoruz." diye konuştu.

Sağlık alanında yapılan yatırımlara ilişkin bazı rakamları paylaşan Yıldırım, 2003-2015 yılları arasında 810 yeni hastane ve ek binanın yapıldığına değindi.

Yıldırım, bin 775'i ilk basamak sağlık kuruluşu olmak üzere 2 bin 585 sağlık tesisinin hizmete alınarak, vatandaşın hizmetine sunulduğunu ifade etti.

Yıldırım, "Şimdi sağlıkta yeni bir değişimi yapıyoruz. Sağlık şehirleri kuruyoruz, şehir hastaneleri kuruyoruz. Bu hastaneler, içinde hastaneler olan şehirler gibi. Oteliyle değişik branşındaki hastaneleriyle adeta bir kasabayı andırıyor." dedi.

Bu amaçla şu anda 16 büyük şehir hastanesi inşaatının çalışmalarına devam edildiğini vurgulayan Başbakan Yıldırım, toplamda 30 ili kapsayacak çalışmalar tamamlandığında, 35 bin civarında yeni yatak kapasitesi sağlanacağını bildirdi. Yıldırım, "Mersin ve Yozgat şehir hastaneleri bu yıl içinde tamamlanacak, hizmete alınacaktır. Acil sağlık hizmetleri, ambulans hizmetleri için ücret istenen, acil servislerden hastaların geri gönderildiği günler artık mevcut değil, geride kaldı." diye konuştu.

Yıldırım, dün bir arkadaşının kendisine söylediği bir bilgiyi ise şöyle aktardı:

"Dün bir arkadaşımız söyledi, çok ilgimi çekti. Acil servislere bayramda vatandaşlar gidiyorlarmış. Ne için gidiyorlarmış biliyor musunuz? Tedavi olmaya değil, kız bakmaya gidiyorlarmış. Birisi söyledi şaşırdım. Yani evlendirmek için oğlunu, kızını artık gidip o kadar hastaneler şirin hale geldi ki gidip orada dostluklar kuruluyor, yuvalar kurulmak için ziyaretler yapılıyor. Demek ki acil servis sadece tedavi etmiyor, mutluluk ve yuva kurmak için de bir hizmet veriyor. İşte geldiğimiz nokta bu."

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***