2010-03-03 - 11:09
TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, parti kapatmaları konusunda yapılması düşünülen değişiklikte Venedik Kriterleri'nin gözününde bulundurulması gerektiğini vurguladı.
TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, yapılacak düzenlemede,
''Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının, siyasi parti hakkında kapatma davası
açmadan önce Meclisten izin alması'' hükmüne yer verilmesi gerektiğini söyledi.
Kuzu,yaptığı açıklamada, parti kapatmaları konusunda yapılması düşünülen
değişiklikte Venedik Kriterleri'nin gözününde bulundurulması gerektiğini vurguladı.
Avrupa'da 50 yılda 3-4 partinin kapatılmasına rağmen Türkiye'de bu
sayının 25 olduğunu ifade eden Kuzu, parti kapatmaların, ülkenin birliğine ve
bölünmez bütünlüğüne yönelik faaliyetler doğrultusunda değerlendirilmesi
gerektiğini kaydetti.
İspanya ve Almanya'da partilerin Meclisin izni ile kapatıldığını
anımsatan Kuzu, şunları söyledi:
''Yapılacak düzenlemede, Cumhuriyet Başsavcısı, dava açmadan önce
Meclisten izin almalı. Meclis'te yeterli veya nitelikli çoğunluk sağlanmalı.
Siyasi partilerin, diğer partiler üzerinde baskı şansı yok denecek kadar az.
Mevcut kanunda, TBMM'de grubu olan siyasi partiler veya Hükümet, isterse
bir parti hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda
bulunabilir. Böyle bir yasal düzenleme olmasına karşın şimdiye kadar hiç başvuru
yapılmamış. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, ikide bir partiler üzerinde tehdit
oluşturuyor; Demokles'in kılıcı gibi duruyor. Parti, yüzde kaçla seçilirse
seçilsin fark etmiyor. Türkiye'de Cumhuriyet Başsavcısı dikkatli olsa sorun yok.
O kadar keyfi davalar açılıyor ki Anayasa Mahkemesi de kapatıyor. Parti
kapatılması konusunda Türkiye kadar risk altında olan hiçbir ülke yok.''
Kuzu, yapılacak bir düzenlemeyle, siyasi partiler hakkında dava açılmadan
önce, Başsavcının söz konusu partiyi hangi gerekçelerle kapatmak istediğine
ilişkin Meclisi bilgilendirmesi, Meclisin de bu gerekçeleri değerlendirerek, dava
açılıp açılmayacağına karar verebileceğini söyledi.
Kuzu, Türkiye'nin parti kapatmalar konusunda AB'den sürekli eleştiri
aldığını belirterek, parti kapatma konusunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin
baz aldığı Venedik Kriterleri'nin uygulanması gerektiğini kaydetti.
TBMM Araştırma Merkezinin, Avrupada ve Türkiye'de parti kapatılması
konusunda hazırladığı rapora göre, Türkiye'de 1961 yılından sonra Anayasa
Mahkemesi tarafından 25 parti kapatıldı. Buna karşı 1943 yılından bu yana
Almanya'da 3, İspanya'da ise bir partinin faaliyetine son verildi.
Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan partilerin isimleri şöyle:
''1968'de İşçi-Çiftçi Partisi (İÇP), 1971'de Türkiye İleri Ülkü Partisi
(TİÜP) ile Türkiye İşçi Partisi (TİP), 1972'de Milli Nizam Partisi (MNP) ve Büyük
Anadolu Partisi (BAP), 1980'de Türkiye Emekçi Partisi (TEP), 1983'te Huzur
Partisi (HP), 1991'de Türkiye Birleşik Komünist Partisi (TBKP) ile Cumhuriyet
Halk Partisi (CHP), 1992'de Sosyalist Parti (SP), 1993'te Halkın Emek Partisi
(HEP), Özgürlük ve Demokrasi Partisi (ÖZDEP) ve Sosyalist Türkiye Partisi (STP),
1994'te Yeşil Partisi (YP), Demokrasi Partisi (DEP) ve Demokrat Parti (DP),
1995'te Sosyalist Birlik Partisi (SBP), 1996'da Demokrasi ve Değişim Partisi
(DDP), 1997'de Emek Partisi (EP) ve Diriliş Partisi (DRP), 1998'de Refah Partisi
(RP), 1999'da Demokratik Kitle Partisi (DKP), 2001'de Fazilet Partisi (FP),
2003'te Halkın Demokrasi Partisi (HADEP), 2009'da Demokratik Toplum Partisi
(DTP).''
Türkiye'de kapatılan 25 partiden 14'ünün kapatma gerekçesi ''bölücülük''
oldu. ''Bölücülük'' gerekçesiyle TİP, TEP, TBKP, SP, HEP, ÖZDEP, STP, DEP, SBP,
DDP, EP, DKP, HADEP ve BDP kapatıldı. İÇP, TİÜP, BAP, YP ve DP ise ihtara rağmen
kongresini yapmamak, hesabını süresinde vermemek, mevzuatını düzeltmemek,
aykırılıkları gidermemek gerekçeleriyle faaliyetlerine son verildi.
DRP, 2 seçime katılmadığı, CHP ise kapatılan partinin devamı olduğu
gerekçesiyle kapatıldı. MNP laikliğe aykırı eylemler, HP laikliğe aykırı program,
ÖZDEP bölücülüğün yanı sıra kısmen laiklik karşıtlığı, RP ve FP ise laikliğe
aykırı eylemlerin odağı oldukları için siyasi faaliyetlerine son verildi.
TBMM Araştırma Merkezi'nin raporunda, 15 ülkedeki parti kapatma
konusundaki yasal düzenlemeler ile uygulamalarına da yer verildi. Bu ülkelerden
11'inde siyasi parti kapatılması yaşanmadı.
Rapora göre, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Almanya'da yaygınlaşan Nazi
akımının önlenmesi amacıyla 1949 yılında Nazi Partisinin faaliyetine son
verildi.
Almanya'da 1952'de SPR (Sozialistische Reichspartei Deutschlands), 1956
yılında ise KPD (Kommunistische Partei Deutschlands) kapatıldı.
İtalya'da Benito Mussolini tarafından kurulan Partito Nazionale Fascista
(PNF) 1943'te Hükümet tarafından siyasi faaliyetten men edildi. İtalya'da faşist
partisi kurulması yasaklandı.
Belçika'da ise 2004 yılında Flaman Blok Partisi, ırkçılık ve yabancı
düşmanlığı bağlamında aykırı davrandığı gerekçesiyle 40 bin avro para cezasına
çarptırıldı. Bu karar doğrultusunda parti lideri partiyi feshedip, Vlamms Belang
adıyla yeni bir parti kurdu.
İspanya'da faaliyetlerinde ETA terör örgütüyle bağlantısı olduğu ve
ETA'nın eylemlerini kınamadığı gerekçesiyle Herri Batasuna Partisi 2003'te
kapatıldı. İspanya'da bu partinin kurulması da yasaklandı.
Raporda ayrıca, bazı ülkelerde, yasalarında yer almasına rağmen şimdiye
kadar kapatılan bir parti olmadığı, bazı ülkelerde ise parti kapatılmasına
ilişkin yasal düzenlemenin bile bulunmadığı belirtildi. (11:09)
''Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının, siyasi parti hakkında kapatma davası
açmadan önce Meclisten izin alması'' hükmüne yer verilmesi gerektiğini söyledi.
Kuzu,yaptığı açıklamada, parti kapatmaları konusunda yapılması düşünülen
değişiklikte Venedik Kriterleri'nin gözününde bulundurulması gerektiğini vurguladı.
Avrupa'da 50 yılda 3-4 partinin kapatılmasına rağmen Türkiye'de bu
sayının 25 olduğunu ifade eden Kuzu, parti kapatmaların, ülkenin birliğine ve
bölünmez bütünlüğüne yönelik faaliyetler doğrultusunda değerlendirilmesi
gerektiğini kaydetti.
İspanya ve Almanya'da partilerin Meclisin izni ile kapatıldığını
anımsatan Kuzu, şunları söyledi:
''Yapılacak düzenlemede, Cumhuriyet Başsavcısı, dava açmadan önce
Meclisten izin almalı. Meclis'te yeterli veya nitelikli çoğunluk sağlanmalı.
Siyasi partilerin, diğer partiler üzerinde baskı şansı yok denecek kadar az.
Mevcut kanunda, TBMM'de grubu olan siyasi partiler veya Hükümet, isterse
bir parti hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda
bulunabilir. Böyle bir yasal düzenleme olmasına karşın şimdiye kadar hiç başvuru
yapılmamış. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, ikide bir partiler üzerinde tehdit
oluşturuyor; Demokles'in kılıcı gibi duruyor. Parti, yüzde kaçla seçilirse
seçilsin fark etmiyor. Türkiye'de Cumhuriyet Başsavcısı dikkatli olsa sorun yok.
O kadar keyfi davalar açılıyor ki Anayasa Mahkemesi de kapatıyor. Parti
kapatılması konusunda Türkiye kadar risk altında olan hiçbir ülke yok.''
Kuzu, yapılacak bir düzenlemeyle, siyasi partiler hakkında dava açılmadan
önce, Başsavcının söz konusu partiyi hangi gerekçelerle kapatmak istediğine
ilişkin Meclisi bilgilendirmesi, Meclisin de bu gerekçeleri değerlendirerek, dava
açılıp açılmayacağına karar verebileceğini söyledi.
Kuzu, Türkiye'nin parti kapatmalar konusunda AB'den sürekli eleştiri
aldığını belirterek, parti kapatma konusunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin
baz aldığı Venedik Kriterleri'nin uygulanması gerektiğini kaydetti.
TBMM Araştırma Merkezinin, Avrupada ve Türkiye'de parti kapatılması
konusunda hazırladığı rapora göre, Türkiye'de 1961 yılından sonra Anayasa
Mahkemesi tarafından 25 parti kapatıldı. Buna karşı 1943 yılından bu yana
Almanya'da 3, İspanya'da ise bir partinin faaliyetine son verildi.
Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan partilerin isimleri şöyle:
''1968'de İşçi-Çiftçi Partisi (İÇP), 1971'de Türkiye İleri Ülkü Partisi
(TİÜP) ile Türkiye İşçi Partisi (TİP), 1972'de Milli Nizam Partisi (MNP) ve Büyük
Anadolu Partisi (BAP), 1980'de Türkiye Emekçi Partisi (TEP), 1983'te Huzur
Partisi (HP), 1991'de Türkiye Birleşik Komünist Partisi (TBKP) ile Cumhuriyet
Halk Partisi (CHP), 1992'de Sosyalist Parti (SP), 1993'te Halkın Emek Partisi
(HEP), Özgürlük ve Demokrasi Partisi (ÖZDEP) ve Sosyalist Türkiye Partisi (STP),
1994'te Yeşil Partisi (YP), Demokrasi Partisi (DEP) ve Demokrat Parti (DP),
1995'te Sosyalist Birlik Partisi (SBP), 1996'da Demokrasi ve Değişim Partisi
(DDP), 1997'de Emek Partisi (EP) ve Diriliş Partisi (DRP), 1998'de Refah Partisi
(RP), 1999'da Demokratik Kitle Partisi (DKP), 2001'de Fazilet Partisi (FP),
2003'te Halkın Demokrasi Partisi (HADEP), 2009'da Demokratik Toplum Partisi
(DTP).''
Türkiye'de kapatılan 25 partiden 14'ünün kapatma gerekçesi ''bölücülük''
oldu. ''Bölücülük'' gerekçesiyle TİP, TEP, TBKP, SP, HEP, ÖZDEP, STP, DEP, SBP,
DDP, EP, DKP, HADEP ve BDP kapatıldı. İÇP, TİÜP, BAP, YP ve DP ise ihtara rağmen
kongresini yapmamak, hesabını süresinde vermemek, mevzuatını düzeltmemek,
aykırılıkları gidermemek gerekçeleriyle faaliyetlerine son verildi.
DRP, 2 seçime katılmadığı, CHP ise kapatılan partinin devamı olduğu
gerekçesiyle kapatıldı. MNP laikliğe aykırı eylemler, HP laikliğe aykırı program,
ÖZDEP bölücülüğün yanı sıra kısmen laiklik karşıtlığı, RP ve FP ise laikliğe
aykırı eylemlerin odağı oldukları için siyasi faaliyetlerine son verildi.
TBMM Araştırma Merkezi'nin raporunda, 15 ülkedeki parti kapatma
konusundaki yasal düzenlemeler ile uygulamalarına da yer verildi. Bu ülkelerden
11'inde siyasi parti kapatılması yaşanmadı.
Rapora göre, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Almanya'da yaygınlaşan Nazi
akımının önlenmesi amacıyla 1949 yılında Nazi Partisinin faaliyetine son
verildi.
Almanya'da 1952'de SPR (Sozialistische Reichspartei Deutschlands), 1956
yılında ise KPD (Kommunistische Partei Deutschlands) kapatıldı.
İtalya'da Benito Mussolini tarafından kurulan Partito Nazionale Fascista
(PNF) 1943'te Hükümet tarafından siyasi faaliyetten men edildi. İtalya'da faşist
partisi kurulması yasaklandı.
Belçika'da ise 2004 yılında Flaman Blok Partisi, ırkçılık ve yabancı
düşmanlığı bağlamında aykırı davrandığı gerekçesiyle 40 bin avro para cezasına
çarptırıldı. Bu karar doğrultusunda parti lideri partiyi feshedip, Vlamms Belang
adıyla yeni bir parti kurdu.
İspanya'da faaliyetlerinde ETA terör örgütüyle bağlantısı olduğu ve
ETA'nın eylemlerini kınamadığı gerekçesiyle Herri Batasuna Partisi 2003'te
kapatıldı. İspanya'da bu partinin kurulması da yasaklandı.
Raporda ayrıca, bazı ülkelerde, yasalarında yer almasına rağmen şimdiye
kadar kapatılan bir parti olmadığı, bazı ülkelerde ise parti kapatılmasına
ilişkin yasal düzenlemenin bile bulunmadığı belirtildi. (11:09)
