2026-10-01 - 22:56
TBMM BAŞKANI KURTULMUŞ, YENİ YASAMA YILI RESEPSİYONUNDA SORULARI YANITLADI
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Yeni Parti milletvekillerinin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasını yapmak için kürsüye geldiği sırada Meclis Genel Kurulu’ndan ayrılmalarına ilişkin, “Gönlümüz arzu ederdi ki bu sefer de Yeni Parti mensubu milletvekili arkadaşlar Cumhurbaşkanı’nın konuşmasını dinlesinler ve böyle bir yola tevessül etmeselerdi. Hiç şık olmamıştır. Demokrasi bakımından bunlar bir protesto mahiyetinde görülebilir ama demokratik nezaket içerisinde kabul edilemez. Ben şahsen doğru bulmadığımı ifade ediyorum.” dedi.

-“Gönlümüz arzu ederdi ki bu sefer de Yeni Parti mensubu milletvekili arkadaşlar Cumhurbaşkanı’nın konuşmasını dinlesinler ve böyle bir yola tevessül etmeselerdi. Hiç şık olmamıştır. Demokrasi bakımından bunlar bir protesto mahiyetinde görülebilir ama demokratik nezaket içerisinde kabul edilemez. Ben şahsen doğru bulmadığımı ifade ediyorum”

-“Önümüzdeki hafta 6 Ekim’de Meclis başladığında, Meclis’te 7 tane parti grubu sürekli söz alacak. Bunlardan ikisi iktidara mensup, 5’i muhalefete mensup partilerdir. Dolayısıyla zaten iktidarın önümüzdeki dönemde parlamentoda beşte iki oranında bir söz hakkı var diye düşünmek lazım. ‘Muhalefetin sesi kısılıyor, muhalefet konuşamıyor.’ eleştirilerini doğru bulmam, Rasyonel de değildir, açık gerçeğe de aykırıdır”

TBMM Başkanı Kurtulmuş, TBMM 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla Meclis'te verdiği resepsiyonda gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Yeni yasama yılının açılışı dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Meclis Genel Kurulu’nda konuşmasını yapmak için kürsüye geldiği sırada Yeni Parti milletvekillerinin salondan ayrıldığının hatırlatılmasının ardından değerlendirmesi sorulan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da kendisinin de konuşmalarının içeriğinde “siyasetin farklı fikirlerin kıyasıya fikri mücadele verdiği, siyasi mücadele verdiği bir alan” olduğunun vurgulandığını belirtti. 

Bu siyasi mücadele içerisinde en temel hususlardan birisinin de “siyasi nezakete uymak” gereğinin bulunduğunu ifade eden Kurtulmuş, “Türkiye Cumhuriyeti’nin bir numaralı koltuğunda oturan, şu anda milletin oylarıyla seçilmiş olan Cumhurbaşkanı, her ne kadar bir partinin mensubu olarak buralara kadar geldiyse de esasında Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün yurttaşlarının Cumhurbaşkanı’dır. Siyasetin asgari olarak yerine getirmesi gereken sorumluluk, Cumhurbaşkanlığı makamına asgari nezaketi göstermektir.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi partilerle etkileşimde bulunduğu en önemli ortamlardan birisinin her sene 1 Ekim’de Meclisin açılış töreni olduğunu belirten Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“Gönlümüz arzu ederdi ki bu sefer de Yeni Parti mensubu milletvekili arkadaşlar Cumhurbaşkanı’nın konuşmasını dinlesinler ve böyle bir yola tevessül etmeselerdi. Hiç şık olmamıştır. Demokrasi bakımından bunlar bir protesto mahiyetinde görülebilir ama demokratik nezaket içerisinde kabul edilemez. Ben şahsen doğru bulmadığımı ifade ediyorum. Gelip orada oturabilirler, zaten iki gün sonra Meclisin oturumları başlayacak. Orada sabahtan akşama Cumhurbaşkanı başta olmak üzere yürütmeye dair her türlü eleştiriyi yapabilme imkanları vardır. Muhalefetin söz söyleme imkanı sonuna kadar vardır. Orada eleştirilerini yapabilir, istiyorsa protestolarını yapabilir. Ama Meclisin açılış günü aslında bir birlik, beraberlik, demokrasiye sahip çıkma günü ve hep beraber Gazi Meclisin mehabeti altında bir arada olma günüdür. Böyle bir güne, böyle bir davranışın yakışmadığını ifade etmek isterim.”

Muhalefetin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın partili kimliğinin daha ön plana çıktığı, 1 Ekim’de açış konuşması yapma geleneğinin devletin başı olduğu döneme ait olduğu gerekçesini sunduğunun aktarılmasının ardından yeni anayasayla bunun değişiminin söz konusu olup olmayacağı sorusu üzerine Kurtulmuş, “Herkes her yaptığı işe karşı bir mazeret üretebilir. Türkiye’de geçmiş dönemlerde de farklı siyasi kanaatlere sahip olan cumhurbaşkanları oldu. Ama o zaman hatırlıyorum, Meclis’te bütün siyasi partiler kemal-i edeble Cumhurbaşkanı’nı dinledikten sonra Meclis faaliyetlerine devam ettiler. Cumhurbaşkanı’nın partili olup olmaması meselesi tam da bugün gündeme getirilen yeni anayasa tartışmalarıyla ilgili bir konudur. Etkin bir muhalefet, akıllı bir muhalefet yeni anayasanın yapılmasıyla ilgili bu konularda eğer teklifleri varsa bunların hazırlığını yapar ve anayasayla ilgili tartışmalar açıldığında da bunları gündeme getirir.” şeklinde konuştu. 

Gazeteci tutuklamaları, yerel yönetimlerde milli iradenin yok sayıldığı yönündeki iddiaların bulunduğu bir ortamda yeni anayasa çalışmalarının nasıl etkileneceğine ilişkin bir soruya yanıt verirken de Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Hukuk çerçevesinde yürütülen birtakım takibatlar, soruşturmalar var. Bunlar her dönem, her zaman var olan şeylerdir. Şunu çok açık söyleyebiliriz ki Türkiye demokrasisi dünyanın en olgun demokrasilerinden birisidir. Herhalde muhalefetin en fazla sözünün çıktığı parlamentolardan birisi de Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Bugün pratik olarak, önümüzdeki hafta 6 Ekim’de Meclis başladığında, Meclis’te 7 tane parti grubu sürekli söz alacak. Bunlardan ikisi iktidara mensup, 5’i muhalefete mensup partilerdir. Dolayısıyla zaten iktidarın önümüzdeki dönemde parlamentoda beşte iki oranında bir söz hakkı var diye düşünmek lazım. ‘Muhalefetin sesi kısılıyor, muhalefet konuşamıyor.’ eleştirilerini doğru bulmam, Rasyonel de değildir, açık gerçeğe de aykırıdır.”