2016-02-23 - 13:00
AK PARTİ Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Suriye'nin kuzeyindeki terör yuvalanmalarına karşı mücadelemize başından beri karşı çıkanlar Ankara'daki terör saldırısı sonrasında artık gerçeği görmek zorundadır" dedi.
AK PARTİ Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Suriye'nin kuzeyindeki terör yuvalanmalarına karşı mücadelemize başından beri karşı çıkanlar Ankara'daki terör saldırısı sonrasında artık gerçeği görmek zorundadır" dedi.
Davutoğlu, partisinin Meclis grubunda yaptığı konuşmada, bu haftanın herkesi derinden üzen bir olayın etkileriyle geçirildiğini, Çarşamba günü Ankara'da vahşi bir terör saldırısının gerçekleştirildiğini anımsattı.
"Bu saldırıyla canımız yandı, büyük acı, ızdırap duyduk" diyen Davutoğlu, bir kez daha patlamada hayatını kaybeden tüm vatandaşlara Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diledi.
Davutoğlu, "Bütün şehitlerimizin yakınlarına bir takdirimi arz etmek istiyorum: Cuma günü yapılan törenlerde bütün şehitlerimizin yakınları, sivil memurlar, askeri personelin yakınları o derece vakur, kendinden emin, o derece kadere teslim olmuşlardı ki başları hiç öne eğilmedi. Acılarını, ızdıraplarını derinden hissettiklerini hepimiz gördük ama teröristleri sevindirmediler" diye konuştu.
"Bu acı olayı bize yaşatanlar, bu olay üzerinden başımızın öne eğilmesini beklerler. Biz başımızı hiç öne eğmedik, eğmiyoruz, eğmeyeceğiz" ifadesini kullanan Başbakan Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Pazar günü de iki kahraman askerimizin, Doğukan ve Enes'in cenazelerinde de Doğukan kardeşimizin bütün Türkiye'ye seslenen mesajlarının etkisini gördük. Orada da babalar, aileler şöyle seslendiler: Kimse bağırıp haykırmasın, yas tutmasın, çünkü bu en büyük mertebedir... Ben bu aileleri, yakınlarını, hürmetle, muhabbetle ve takdirle selamlıyorum.
Bir millet zor günlerde böylesine bir vakur tavır takınmayı bir kültür haline getirmişse, bir millet zor günlerde omuz omuza vermeyi başarabilmişse, memleketi, vatanı dört bir cepheden, dört bir köşeden saldırıya uğradığı anda omuz omuza, gönül gönüle verebilmişse, o milletin iradesini kırmak mümkün değildir, bizim irademizi kıramayacaklar, irademizi etkileyemeyecekler. Bu milletin birliği ve beraberliği, bu vatanın bütünlüğü için her birimiz bugün tek tek bütün bir milletin temsili görevinde ve makamındayız. Allah birliğimizi, beraberliğimizi daim eylesin.
Ankara saldırısının ardından her türlü tedbirin alındığını ve soruşturmanın büyük bir titizlikle yürütülerek büyük ölçüde sonuca bağlandığını kaydeden Davutoğlu, bu saldırının ardından yapılan güvenlik toplantısında ülkeyi hedef alan iç ve dış terör ile alınacak tedbirlerin bütün boyutlarıyla gözden geçirdiklerini anımsattı.
Türkiye genelinde yapılan güvenlik değerlendirmelerinin bundan böyle her ilin özgün durumu göz önünde bulundurarak il bazında da yapılacağını belirten Davutoğlu, her ilin hassasiyet taşıyan güvenlik ihtiyaçlarını karşılamaya dönük çalışmaların yürütüldüğünü kaydetti.
Bu çerçevede Cumartesi günü Ankara'da yapılan geniş katılımlı güvenlik toplantısı neticesinde Ankara'ya has güvenlik anlayışı ve konseptini geliştirdiklerini söyleyen Davutoğlu, "Başkentin özelliklerini gözeten yeni bir güvenlik anlayışıyla meseleyi ele alıyor gerekli tedbirleri gözden geçiriyoruz. Ankara'nın huzur ve emniyeti için ne ihtiyaç varsa, ne teçhizat takviyesi yapılması gerekiyorsa bunu süratle yapacağız. Gerekiyorsa personel takviyesi yapacağız. Terörle mücadele, çok boyutlu ele alınması gereken bir mesele, hadiseye şümullü bir perspektifle bakmayı gerektiren bir mesele" dedi.
Emniyet birimlerinin hızlı ve etkin çalışmaları sonrasında olayın bütün boyutlarıyla açığa kavuşturulduğunu ve YPG-PKK işbirliğinin ortaya konulduğunu belirten Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Suriye'nin kuzeyindeki terör yuvalanmalarına karşı mücadelemize başından beri karşı çıkanlar Ankara'daki terör saldırısı sonrasında artık gerçeği görmek zorundadır. PKK'dan talimat ve destek alan bu terör örgütünün Türkiye'ye yönelik terör faaliyetleri ayan ve beyan ortadadır. Eylemde kullanılan araba ve eylemi gerçekleştiren terörist üzerinde geriye dönük yapılan araştırmalar, içlerinde PKK ile yoğun ilişkileri de bulunan 21 kişilik bir terör şebekesini ortaya çıkarmış ve bu kişiler tümüyle yakalanmıştır. Kanıtlar çok açık ve net, ortada su götürmez bir gerçek var. Bu olay PKK-YPG işbirliği ile planlanmış ve gerçekleştirilmiştir. Ancak yine de bu bariz gerçeği bulandırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Bir kısmı YPG'yi aklamak için PKK'yı öne sürüyor. PKK'nın sözcüsü haline gelmiş bir partinin sözcüleri bunu yapıyorlar. Sayın Kılıçdaroğlu da bütün bu tartışmalar içinde bir de DAEŞ faktörünü ortaya koyarak dikkatleri başka yöne çekmek istiyor. Açık ve net söylüyorum: Türkiye'ye yönelik bu terör örgütlerinin hedefleri hepimiziz. Hepimiz de adı ve sanı ne olursa olsun, bu terör örgütlerine karşı birlikte olmak zorundayız. Bu saldırının sorumluluğunu PKK'nın alt bir örgütünün üstlenmesini bu yüzden istediler. İstediler ki YPG ve PYD uluslararası desteğini sürdürebilsin. İnternette basit bir taramayla bir erkek vesikalık fotoğrafı bulup gerçek fail olduğunu iddia ettikleri başka birinin yüzüne bu fotoğrafı montajladılar. Tabii bu montaj oyunu da hemen ortaya çıktı. Zihin bulandırmaya dönük bu acemi gayretler, bölücü terör örgütünün suçu üstlenerek YPG'yi temize çıkarmak taktiğini bütün açıklığıyla ortaya çıkarmıştır. Eğer böyle bir terör üstlenilecekse niye üç gün beklendi? Sadece ve sadece YPG'yi temize çıkarma çalışması var. Buna karşılık bizim sağlam kanıtlarımız, belgelerimiz ortada. İsteyen bütün devletlerle de bu belgeleri paylaştık. Zaten bunlar hırsız misali sabah akşam isim değiştirip duruyorlar. İsim değişince şeytani emellerini gizleyebileceklerini zannediyorlar. KCK'sı, PKK'sı, YPG'si, PYD'si, TAK'ı, PEJAK'ı, şusu busu, bunların hepsi aynı terör yapılanmasının farklı isimleridir. Sahipleri de kuklacıları da aynıdır. Bunların hepsi piyon örgütüdür. Bu örgütleri destekleyen ülkelerin artık gerçeklerle yüzleşmesi ve ikiyüzlü tavırları terk etmesi lazım.
Ülkemize yönelen bu güvenlik tehdidine bizim kayıtsız kalacağımızı düşünen varsa büyük bir yanılgının içindedir. Güney sınırlarımızda olan bitenleri, Türkiye karşıtı koalisyonu ve orada oynanan kirli oyunu yeniden bir seyirci gibi izlemeyeceğiz ve bu kirli oyunun sahiplerini, oyunun arkasındaki aktörleri deşifre edeceğiz, oyunun önündeki piyonları da gerektiği şekilde, uygun gördüğümüz vakitte, uygun gördüğümüz bir tarzda cezalandırmaya devam edeceğiz."
Davutoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, "Türkiye partisi olacağını söyleyerek seçime giden partinin, Ankara'daki terör saldırısına karşı utanç verici tutumunun görüldüğünü" söyledi.
Türkiye'nin yasa boğulduğunu vurgulayan Davutoğlu, "Çok hazindir ki TBMM çatısı altındaki 3 partinin imzaladığı teröre karşı ortak tavır içeren bildiriyi HDP imzalamadı" ifadesini kullandı.
Davutoğlu, HDP'nin, ipe un serdiğini, bahaneler uydurduğunu belirterek, "Ben de sizinle birlikte bu terörün karşısındayım. Bu cinayeti lanetliyorum" diyemediğini kaydetti. Söz konusu partinin "acılar, cinayetler karşısında bile meşru siyaset çizgisine gelemediğini, sırtlarını terör örgütüne dayadıklarının altını çizen Davutoğlu, teröre dayanarak siyaset yaptıkları için bu ortak bildiriye imza atamadığını" kaydetti.
"Terörü kınayamamaları bir yana HDP'nin bir milletvekili, PKK'nın Ankara'da 28 insanımızın hayatına mal olan saldırıyı gerçekleştirdiği iddia ettiği terörist için taziyeye gitti" diyen Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bunların, bu coğrafyanın kaderiyle de kederiyle de hiçbir bağları yok. Ne kaderimizde beraberler ne kederimizde beraberler. Bu ülkenin geçmişine de geleceğine de yabancılaşmış bunlar. Dünyanın hiçbir demokrasisinde böyle aymazlık, ikiyüzlülük olmaz. O partinin yetkilileri, bu konuda adım atacak mı? Ama görünen o ki aralarında bir iş bölümü yapmışlar. Birileri sözüm ona kınayacak, arada saz çalacak, şirin görünecek, birileri de katillerin yanında saf tuttuğunu alenen gösterecek, Kürtlerin ve Türklerin kanı üzerinden siyaset yapacak.
Biz AK PARTİ olarak başından beri bu ikiyüzlülüğe, sahtekarlığa karşı çıktık. Bu yüzden bunları eleştirdik, deşifre ettik ve karşı durduk. İnanıyorum ki o partiye oy veren herkes, bütün vatandaşlarımız bir kez daha muhasebesini yapmıştır. Kürt'üyle, Türk'üyle, Arap'ıyla, Laz'ıyla, Çerkez'iyle bu ülkeye gönülden bağlı hiçbir vatandaşımız, vicdan sahibi hiç kimse, hiçbir insan evladı, helal süt emmiş hiçbir insan teröre, cinayete sempatiyle bakamaz. 28 canımızın cenaze törenleri yapılırken, o teröriste taziyede bulunamaz. Çünkü bunlar kötülükten, kandan, gözyaşından besleniyorlar.
Bu partinin yetkili organları, bu konuda milletimize bir açıklama yapmak zorundalar. Bir intihar bombacısının, kan dökmüş, eli kanlı bir katilin taziyesine katılmak, onu saygıyla anmak, insanlığa karşı yapılabilecek en büyük ihanettir. Bunların ne yapmaya çalıştığını açıkça görüyoruz. Milletimizin yasıyla, onuruyla dalga geçiyorlar. İsteyerek, bilerek provokasyon yapıyorlar. Tek bir dertleri ve amaçları var; açıkça bu ülkede çatışma çıkarmanın gayreti içindeler. Etnik bir kutuplaşma oluşturma çabası içindeler. Türkiye, bu oyuna gelmeyecek ama hukuk içinde de bunların hesabını da birer birer hepsinden soracaktır."
Başbakan Davutoğlu, terör olayı gerçekleştiğinde, TBMM Genel Kurulu'nun çalıştığına işaret ederek, bu çalışmayı kesintisiz sürdüren bütün arkadaşlarına teşekkürü borç bildiğini söyledi.
Davutoğlu, AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı'nın olaydan sonra kendisini aradığını, Meclis'in ara vermesinin uygun olup olmayacağını istişare ettiklerini anlattı. Davutoğlu, Bostancı'ya, "Teröristlerin oyununa gelmeyeceğiz. Meclis'in yakınında dahi olsa, bu saldırı sonrasında TBMM değil bir gün, bir saat, bir dakika, bir saniye dahi çalışmalarına ara vermeyecek" dediğini aktardı.
Bu Meclisin, düşman Polatlı önlerine geldiğinde, top sesleri duyulurken de çalışmalarına devam ettiğine dikkati çeken Davutoğlu, "Bu Meclis, düşman, terör saldırısı söz konusu olduğunda milletin nihai olarak müracaat mercidir. Ne olursa olsun, biz iktidardayken, biz bu Mecliste çoğunluğa sahipken, hiçbir güç, Meclisin bir dakika dahi çalışmasına ara vermesine sebep olamayacaktır. Bu kararımızı destekleyen partilere de teşekkürü borç biliyorum. Ne olursa olsun sizler çalışmalarınızı yürüteceksiniz. Bizler Meclisi her halukarda açık tutacak, her şartta milletin sesi olmaya devam edeceğiz" diye konuştu.
Davutoğlu, hükümet olarak görevlerinin bilincinde, sorumluluklarının farkında olduklarını dile getirdi.
Sınırlarındaki her gelişmeyi dikkatle takip ettiklerini bildiren Davutoğlu, Suriye'nin kuzeyindeki terör yuvalanması hakkında tutumlarının açık, net olduğunu vurguladı.
Suriye'nin kuzeyinde çok açık bir oyun oynandığını belirten Davutoğlu, "Rusya, rejim, DAEŞ, YPG'nin el ele tutuşup, Türkiye'nin güney sınırında bir terör kuşağı, terör yapılanması kurmak istediğini" söyledi.
Davutoğlu, Türkiye'yi bir terör yapılanmasıyla sınır komşusu haline getirmeye yönelik tüm bu oyunların farkında olduklarını, buna izin vermeyeceklerinin altını çizdi. Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Türkiye'nin, ulusal güvenliğini korumak için bir an olsun tereddüde düşmeyiz, bir an olsun kararsızlık göstermeyiz. Bu ülkenin ulusal güvenliği, tüm çıkarların, dengelerin, ortaklıkların üzerindedir. Bu konuda kimseden izin almaz, kimseye herhangi bir şekilde operasyon ve harekat gerekiyorsa hesap vermeyiz. Gerek şehirlerimizde yürüttüğümüz operasyonlar, gerekse Suriye'de ortaya koyduğumuz son derece açık ve nettir. Bu kararlılık sürecektir. Biz bunlar gibi mezhepçi, etnikçi siyaset gütmedik, gütmüyoruz, gütmeyeceğiz. Bin yıllık devlet geleneğimizde, binlerce yıllık millet geleneğimizde böyle adetlere, böyle sapmalara yer yoktur. Bu coğrafyada Kürtlerin de, Ezidilerin de Arapların da, Türkmenlerin de en büyük dostu Türkiye'dir. Biz kardeşliğimize gölge düşürecek hareket içinde olmayız. İnanıyorum ki bu süreç içinde yaşananlar, bizi birbirimize daha sıkı bağlayacak. Onlar önümüzde engeller çıkaracak biz o engelleri azimle aşacağız. Onlar bizi ayrıştırmaya çalışacak, biz muhabbetle kucaklaşacağız."
Davutoğlu, teröre karşı ikiyüzlü tavır alanların, Suriyeli mültecilerin yaşadıkları acılara da duyarsız kaldığını dile getirdi. Başbakan Davutoğlu, evlerini, yurtlarını terk etmek zorunda kalarak, umutla Avrupa'ya göç eden Suriyelilere bu ülkede yapılan baskı, tutumların yürek acıtıcı olduğunu söyledi.
Davutoğlu, sözlerini, "Bu yönetimler, bu kardeşlerimizin maruz kaldığı, taciz ve nefret suçlarının da sorumlularıdır" şeklinde sürdürdü.
Avrupa'nın ortasında mültecilere yönelik taciz haberlerinin geldiğini anımsatan Davutoğlu, Suriyelilerin, naylondan çatırlarda kaldığına, son derece sağlıksız ortamlarda açlık, hastalıkla mücadele ettiklerine dair görüntülerin olduğunu anlattı.
Davutoğlu, Avrupa'nın sınavda olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu:
"Biz 5 yıldır, her gün bu sınavı veriyoruz. Rabbimizin huzuruna, tarihin huzuruna ak alınla çıkıyoruz. Onlar ise bu sınavlarını daha ilk aşamasında kaybediyorlar. Biz belki onlar kadar zengin değiliz, onlar kadar imkanlara sahip değiliz ama bizim yüreğimiz, gönlümüz zengin, irfanımız, hikmetimiz, misafirperverliğimiz zengin. Allah bizi bu zenginliklerden mahrum eylemesin. Fakirliği, yoksulluğu politikalarla aşabilirsiniz ama gönül yoksulluğunu aşmak mümkün değildir. Biz gönlümüzün zenginliğini bütün insanlara sunmaya devam edeceğiz. Şu anda dahi Sayın Cumhurbaşkanımız, İstanbul'da Somali formunda, Somali'ye yaptığımız hizmetleri gelenlere anlatıyor."
Bir destan yazdıklarını belirten Davutoğlu, 13 yıl içinde Somali'den Filistin'e, Bosna'dan Mynmar'a, Suriye'den Irak'ın her köşesine kadar yazdıkları insanlık destanını ileride okuyanların, şükran duyacağını anlattı. Davutoğlu, sadece bu destanın öne çıkan isimlerini değil, bu destanın her bir ferdini tarihin yazacağını, şükranla anacağını ifade etti.
Davutoğlu, "insanlığın son kalesi olan Türkiye Cumhuriyeti devletini, bu kalenin son burcu olan AK PARTİ'yi ayakta tutan kadrolara şükranlarını sunduğunu" söyledi.
Avrupa'nın, 21. yüzyılda düştüğü durumun içler acısı olduğuna işaret eden Başbakan Davutoğlu, "Avrupa tarihine kara sayfa olarak geçecek bu günler, bizim için ak tarih sayfalarının günleri olacak. Avrupa'da bunlar yaşanırken, bazı şehirlerinde kendi nüfusundan fazla sığınmacı ağırlayan Türkiye, dünyaya örnek olmaya devam ediyor. Olumsuz toplumsal olaylar yaşanmadan, kendi nüfusundan daha fazla Suriyeli kardeşimizi misafir eden Kilis şehrimizin bugün Nobel'e adaylığı konuşuluyor. Kilis'e bir selam gönderelim. Sadece Kilis'e değil bütün sınıra mücavir şehirlerimize, oranın muhterem halkına teşekkürü borç biliyoruz" dedi.
*** HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Davutoğlu, partisinin Meclis grubunda yaptığı konuşmada, bu haftanın herkesi derinden üzen bir olayın etkileriyle geçirildiğini, Çarşamba günü Ankara'da vahşi bir terör saldırısının gerçekleştirildiğini anımsattı.
"Bu saldırıyla canımız yandı, büyük acı, ızdırap duyduk" diyen Davutoğlu, bir kez daha patlamada hayatını kaybeden tüm vatandaşlara Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diledi.
Davutoğlu, "Bütün şehitlerimizin yakınlarına bir takdirimi arz etmek istiyorum: Cuma günü yapılan törenlerde bütün şehitlerimizin yakınları, sivil memurlar, askeri personelin yakınları o derece vakur, kendinden emin, o derece kadere teslim olmuşlardı ki başları hiç öne eğilmedi. Acılarını, ızdıraplarını derinden hissettiklerini hepimiz gördük ama teröristleri sevindirmediler" diye konuştu.
"Bu acı olayı bize yaşatanlar, bu olay üzerinden başımızın öne eğilmesini beklerler. Biz başımızı hiç öne eğmedik, eğmiyoruz, eğmeyeceğiz" ifadesini kullanan Başbakan Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Pazar günü de iki kahraman askerimizin, Doğukan ve Enes'in cenazelerinde de Doğukan kardeşimizin bütün Türkiye'ye seslenen mesajlarının etkisini gördük. Orada da babalar, aileler şöyle seslendiler: Kimse bağırıp haykırmasın, yas tutmasın, çünkü bu en büyük mertebedir... Ben bu aileleri, yakınlarını, hürmetle, muhabbetle ve takdirle selamlıyorum.
Bir millet zor günlerde böylesine bir vakur tavır takınmayı bir kültür haline getirmişse, bir millet zor günlerde omuz omuza vermeyi başarabilmişse, memleketi, vatanı dört bir cepheden, dört bir köşeden saldırıya uğradığı anda omuz omuza, gönül gönüle verebilmişse, o milletin iradesini kırmak mümkün değildir, bizim irademizi kıramayacaklar, irademizi etkileyemeyecekler. Bu milletin birliği ve beraberliği, bu vatanın bütünlüğü için her birimiz bugün tek tek bütün bir milletin temsili görevinde ve makamındayız. Allah birliğimizi, beraberliğimizi daim eylesin.
Ankara saldırısının ardından her türlü tedbirin alındığını ve soruşturmanın büyük bir titizlikle yürütülerek büyük ölçüde sonuca bağlandığını kaydeden Davutoğlu, bu saldırının ardından yapılan güvenlik toplantısında ülkeyi hedef alan iç ve dış terör ile alınacak tedbirlerin bütün boyutlarıyla gözden geçirdiklerini anımsattı.
Türkiye genelinde yapılan güvenlik değerlendirmelerinin bundan böyle her ilin özgün durumu göz önünde bulundurarak il bazında da yapılacağını belirten Davutoğlu, her ilin hassasiyet taşıyan güvenlik ihtiyaçlarını karşılamaya dönük çalışmaların yürütüldüğünü kaydetti.
Bu çerçevede Cumartesi günü Ankara'da yapılan geniş katılımlı güvenlik toplantısı neticesinde Ankara'ya has güvenlik anlayışı ve konseptini geliştirdiklerini söyleyen Davutoğlu, "Başkentin özelliklerini gözeten yeni bir güvenlik anlayışıyla meseleyi ele alıyor gerekli tedbirleri gözden geçiriyoruz. Ankara'nın huzur ve emniyeti için ne ihtiyaç varsa, ne teçhizat takviyesi yapılması gerekiyorsa bunu süratle yapacağız. Gerekiyorsa personel takviyesi yapacağız. Terörle mücadele, çok boyutlu ele alınması gereken bir mesele, hadiseye şümullü bir perspektifle bakmayı gerektiren bir mesele" dedi.
Emniyet birimlerinin hızlı ve etkin çalışmaları sonrasında olayın bütün boyutlarıyla açığa kavuşturulduğunu ve YPG-PKK işbirliğinin ortaya konulduğunu belirten Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Suriye'nin kuzeyindeki terör yuvalanmalarına karşı mücadelemize başından beri karşı çıkanlar Ankara'daki terör saldırısı sonrasında artık gerçeği görmek zorundadır. PKK'dan talimat ve destek alan bu terör örgütünün Türkiye'ye yönelik terör faaliyetleri ayan ve beyan ortadadır. Eylemde kullanılan araba ve eylemi gerçekleştiren terörist üzerinde geriye dönük yapılan araştırmalar, içlerinde PKK ile yoğun ilişkileri de bulunan 21 kişilik bir terör şebekesini ortaya çıkarmış ve bu kişiler tümüyle yakalanmıştır. Kanıtlar çok açık ve net, ortada su götürmez bir gerçek var. Bu olay PKK-YPG işbirliği ile planlanmış ve gerçekleştirilmiştir. Ancak yine de bu bariz gerçeği bulandırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Bir kısmı YPG'yi aklamak için PKK'yı öne sürüyor. PKK'nın sözcüsü haline gelmiş bir partinin sözcüleri bunu yapıyorlar. Sayın Kılıçdaroğlu da bütün bu tartışmalar içinde bir de DAEŞ faktörünü ortaya koyarak dikkatleri başka yöne çekmek istiyor. Açık ve net söylüyorum: Türkiye'ye yönelik bu terör örgütlerinin hedefleri hepimiziz. Hepimiz de adı ve sanı ne olursa olsun, bu terör örgütlerine karşı birlikte olmak zorundayız. Bu saldırının sorumluluğunu PKK'nın alt bir örgütünün üstlenmesini bu yüzden istediler. İstediler ki YPG ve PYD uluslararası desteğini sürdürebilsin. İnternette basit bir taramayla bir erkek vesikalık fotoğrafı bulup gerçek fail olduğunu iddia ettikleri başka birinin yüzüne bu fotoğrafı montajladılar. Tabii bu montaj oyunu da hemen ortaya çıktı. Zihin bulandırmaya dönük bu acemi gayretler, bölücü terör örgütünün suçu üstlenerek YPG'yi temize çıkarmak taktiğini bütün açıklığıyla ortaya çıkarmıştır. Eğer böyle bir terör üstlenilecekse niye üç gün beklendi? Sadece ve sadece YPG'yi temize çıkarma çalışması var. Buna karşılık bizim sağlam kanıtlarımız, belgelerimiz ortada. İsteyen bütün devletlerle de bu belgeleri paylaştık. Zaten bunlar hırsız misali sabah akşam isim değiştirip duruyorlar. İsim değişince şeytani emellerini gizleyebileceklerini zannediyorlar. KCK'sı, PKK'sı, YPG'si, PYD'si, TAK'ı, PEJAK'ı, şusu busu, bunların hepsi aynı terör yapılanmasının farklı isimleridir. Sahipleri de kuklacıları da aynıdır. Bunların hepsi piyon örgütüdür. Bu örgütleri destekleyen ülkelerin artık gerçeklerle yüzleşmesi ve ikiyüzlü tavırları terk etmesi lazım.
Ülkemize yönelen bu güvenlik tehdidine bizim kayıtsız kalacağımızı düşünen varsa büyük bir yanılgının içindedir. Güney sınırlarımızda olan bitenleri, Türkiye karşıtı koalisyonu ve orada oynanan kirli oyunu yeniden bir seyirci gibi izlemeyeceğiz ve bu kirli oyunun sahiplerini, oyunun arkasındaki aktörleri deşifre edeceğiz, oyunun önündeki piyonları da gerektiği şekilde, uygun gördüğümüz vakitte, uygun gördüğümüz bir tarzda cezalandırmaya devam edeceğiz."
Davutoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, "Türkiye partisi olacağını söyleyerek seçime giden partinin, Ankara'daki terör saldırısına karşı utanç verici tutumunun görüldüğünü" söyledi.
Türkiye'nin yasa boğulduğunu vurgulayan Davutoğlu, "Çok hazindir ki TBMM çatısı altındaki 3 partinin imzaladığı teröre karşı ortak tavır içeren bildiriyi HDP imzalamadı" ifadesini kullandı.
Davutoğlu, HDP'nin, ipe un serdiğini, bahaneler uydurduğunu belirterek, "Ben de sizinle birlikte bu terörün karşısındayım. Bu cinayeti lanetliyorum" diyemediğini kaydetti. Söz konusu partinin "acılar, cinayetler karşısında bile meşru siyaset çizgisine gelemediğini, sırtlarını terör örgütüne dayadıklarının altını çizen Davutoğlu, teröre dayanarak siyaset yaptıkları için bu ortak bildiriye imza atamadığını" kaydetti.
"Terörü kınayamamaları bir yana HDP'nin bir milletvekili, PKK'nın Ankara'da 28 insanımızın hayatına mal olan saldırıyı gerçekleştirdiği iddia ettiği terörist için taziyeye gitti" diyen Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bunların, bu coğrafyanın kaderiyle de kederiyle de hiçbir bağları yok. Ne kaderimizde beraberler ne kederimizde beraberler. Bu ülkenin geçmişine de geleceğine de yabancılaşmış bunlar. Dünyanın hiçbir demokrasisinde böyle aymazlık, ikiyüzlülük olmaz. O partinin yetkilileri, bu konuda adım atacak mı? Ama görünen o ki aralarında bir iş bölümü yapmışlar. Birileri sözüm ona kınayacak, arada saz çalacak, şirin görünecek, birileri de katillerin yanında saf tuttuğunu alenen gösterecek, Kürtlerin ve Türklerin kanı üzerinden siyaset yapacak.
Biz AK PARTİ olarak başından beri bu ikiyüzlülüğe, sahtekarlığa karşı çıktık. Bu yüzden bunları eleştirdik, deşifre ettik ve karşı durduk. İnanıyorum ki o partiye oy veren herkes, bütün vatandaşlarımız bir kez daha muhasebesini yapmıştır. Kürt'üyle, Türk'üyle, Arap'ıyla, Laz'ıyla, Çerkez'iyle bu ülkeye gönülden bağlı hiçbir vatandaşımız, vicdan sahibi hiç kimse, hiçbir insan evladı, helal süt emmiş hiçbir insan teröre, cinayete sempatiyle bakamaz. 28 canımızın cenaze törenleri yapılırken, o teröriste taziyede bulunamaz. Çünkü bunlar kötülükten, kandan, gözyaşından besleniyorlar.
Bu partinin yetkili organları, bu konuda milletimize bir açıklama yapmak zorundalar. Bir intihar bombacısının, kan dökmüş, eli kanlı bir katilin taziyesine katılmak, onu saygıyla anmak, insanlığa karşı yapılabilecek en büyük ihanettir. Bunların ne yapmaya çalıştığını açıkça görüyoruz. Milletimizin yasıyla, onuruyla dalga geçiyorlar. İsteyerek, bilerek provokasyon yapıyorlar. Tek bir dertleri ve amaçları var; açıkça bu ülkede çatışma çıkarmanın gayreti içindeler. Etnik bir kutuplaşma oluşturma çabası içindeler. Türkiye, bu oyuna gelmeyecek ama hukuk içinde de bunların hesabını da birer birer hepsinden soracaktır."
Başbakan Davutoğlu, terör olayı gerçekleştiğinde, TBMM Genel Kurulu'nun çalıştığına işaret ederek, bu çalışmayı kesintisiz sürdüren bütün arkadaşlarına teşekkürü borç bildiğini söyledi.
Davutoğlu, AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı'nın olaydan sonra kendisini aradığını, Meclis'in ara vermesinin uygun olup olmayacağını istişare ettiklerini anlattı. Davutoğlu, Bostancı'ya, "Teröristlerin oyununa gelmeyeceğiz. Meclis'in yakınında dahi olsa, bu saldırı sonrasında TBMM değil bir gün, bir saat, bir dakika, bir saniye dahi çalışmalarına ara vermeyecek" dediğini aktardı.
Bu Meclisin, düşman Polatlı önlerine geldiğinde, top sesleri duyulurken de çalışmalarına devam ettiğine dikkati çeken Davutoğlu, "Bu Meclis, düşman, terör saldırısı söz konusu olduğunda milletin nihai olarak müracaat mercidir. Ne olursa olsun, biz iktidardayken, biz bu Mecliste çoğunluğa sahipken, hiçbir güç, Meclisin bir dakika dahi çalışmasına ara vermesine sebep olamayacaktır. Bu kararımızı destekleyen partilere de teşekkürü borç biliyorum. Ne olursa olsun sizler çalışmalarınızı yürüteceksiniz. Bizler Meclisi her halukarda açık tutacak, her şartta milletin sesi olmaya devam edeceğiz" diye konuştu.
Davutoğlu, hükümet olarak görevlerinin bilincinde, sorumluluklarının farkında olduklarını dile getirdi.
Sınırlarındaki her gelişmeyi dikkatle takip ettiklerini bildiren Davutoğlu, Suriye'nin kuzeyindeki terör yuvalanması hakkında tutumlarının açık, net olduğunu vurguladı.
Suriye'nin kuzeyinde çok açık bir oyun oynandığını belirten Davutoğlu, "Rusya, rejim, DAEŞ, YPG'nin el ele tutuşup, Türkiye'nin güney sınırında bir terör kuşağı, terör yapılanması kurmak istediğini" söyledi.
Davutoğlu, Türkiye'yi bir terör yapılanmasıyla sınır komşusu haline getirmeye yönelik tüm bu oyunların farkında olduklarını, buna izin vermeyeceklerinin altını çizdi. Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Türkiye'nin, ulusal güvenliğini korumak için bir an olsun tereddüde düşmeyiz, bir an olsun kararsızlık göstermeyiz. Bu ülkenin ulusal güvenliği, tüm çıkarların, dengelerin, ortaklıkların üzerindedir. Bu konuda kimseden izin almaz, kimseye herhangi bir şekilde operasyon ve harekat gerekiyorsa hesap vermeyiz. Gerek şehirlerimizde yürüttüğümüz operasyonlar, gerekse Suriye'de ortaya koyduğumuz son derece açık ve nettir. Bu kararlılık sürecektir. Biz bunlar gibi mezhepçi, etnikçi siyaset gütmedik, gütmüyoruz, gütmeyeceğiz. Bin yıllık devlet geleneğimizde, binlerce yıllık millet geleneğimizde böyle adetlere, böyle sapmalara yer yoktur. Bu coğrafyada Kürtlerin de, Ezidilerin de Arapların da, Türkmenlerin de en büyük dostu Türkiye'dir. Biz kardeşliğimize gölge düşürecek hareket içinde olmayız. İnanıyorum ki bu süreç içinde yaşananlar, bizi birbirimize daha sıkı bağlayacak. Onlar önümüzde engeller çıkaracak biz o engelleri azimle aşacağız. Onlar bizi ayrıştırmaya çalışacak, biz muhabbetle kucaklaşacağız."
Davutoğlu, teröre karşı ikiyüzlü tavır alanların, Suriyeli mültecilerin yaşadıkları acılara da duyarsız kaldığını dile getirdi. Başbakan Davutoğlu, evlerini, yurtlarını terk etmek zorunda kalarak, umutla Avrupa'ya göç eden Suriyelilere bu ülkede yapılan baskı, tutumların yürek acıtıcı olduğunu söyledi.
Davutoğlu, sözlerini, "Bu yönetimler, bu kardeşlerimizin maruz kaldığı, taciz ve nefret suçlarının da sorumlularıdır" şeklinde sürdürdü.
Avrupa'nın ortasında mültecilere yönelik taciz haberlerinin geldiğini anımsatan Davutoğlu, Suriyelilerin, naylondan çatırlarda kaldığına, son derece sağlıksız ortamlarda açlık, hastalıkla mücadele ettiklerine dair görüntülerin olduğunu anlattı.
Davutoğlu, Avrupa'nın sınavda olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu:
"Biz 5 yıldır, her gün bu sınavı veriyoruz. Rabbimizin huzuruna, tarihin huzuruna ak alınla çıkıyoruz. Onlar ise bu sınavlarını daha ilk aşamasında kaybediyorlar. Biz belki onlar kadar zengin değiliz, onlar kadar imkanlara sahip değiliz ama bizim yüreğimiz, gönlümüz zengin, irfanımız, hikmetimiz, misafirperverliğimiz zengin. Allah bizi bu zenginliklerden mahrum eylemesin. Fakirliği, yoksulluğu politikalarla aşabilirsiniz ama gönül yoksulluğunu aşmak mümkün değildir. Biz gönlümüzün zenginliğini bütün insanlara sunmaya devam edeceğiz. Şu anda dahi Sayın Cumhurbaşkanımız, İstanbul'da Somali formunda, Somali'ye yaptığımız hizmetleri gelenlere anlatıyor."
Bir destan yazdıklarını belirten Davutoğlu, 13 yıl içinde Somali'den Filistin'e, Bosna'dan Mynmar'a, Suriye'den Irak'ın her köşesine kadar yazdıkları insanlık destanını ileride okuyanların, şükran duyacağını anlattı. Davutoğlu, sadece bu destanın öne çıkan isimlerini değil, bu destanın her bir ferdini tarihin yazacağını, şükranla anacağını ifade etti.
Davutoğlu, "insanlığın son kalesi olan Türkiye Cumhuriyeti devletini, bu kalenin son burcu olan AK PARTİ'yi ayakta tutan kadrolara şükranlarını sunduğunu" söyledi.
Avrupa'nın, 21. yüzyılda düştüğü durumun içler acısı olduğuna işaret eden Başbakan Davutoğlu, "Avrupa tarihine kara sayfa olarak geçecek bu günler, bizim için ak tarih sayfalarının günleri olacak. Avrupa'da bunlar yaşanırken, bazı şehirlerinde kendi nüfusundan fazla sığınmacı ağırlayan Türkiye, dünyaya örnek olmaya devam ediyor. Olumsuz toplumsal olaylar yaşanmadan, kendi nüfusundan daha fazla Suriyeli kardeşimizi misafir eden Kilis şehrimizin bugün Nobel'e adaylığı konuşuluyor. Kilis'e bir selam gönderelim. Sadece Kilis'e değil bütün sınıra mücavir şehirlerimize, oranın muhterem halkına teşekkürü borç biliyoruz" dedi.
*** HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
