2012-10-17 - 15:39
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yerel seçimlerin öne alınmasına ilişkin Anayasa değişikliği kanununu bir kez daha görüşülmek üzer geri gönderme gerekçesi okundu. Genel Kurul'da, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu Tasarısı'nın 2. Bölümü kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yerel seçimlerin öne alınmasına ilişkin Anayasa değişikliği kanununu bir kez daha görüşülmek üzer geri gönderme gerekçesi okundu.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı. Mumcu, gündeme geçmeden önce 3 milletvekiline söz verdi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Muş, ''Dünya Yoksullukla Mücadele Günü'' dolayısıyla yaptığı gündemdışı konuşmada, yoksulluğun makul seviyelere çekilmesinde mesafe katedilemediğini belirtti. Kaynakların adaletsiz dağılımının bunda etkili olduğunu vurgulayan Muş, kapitalizmin asıl krizinin küresel yoksulluk olduğunu ifade etti.
stanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel de aynı konuda yaptığı gündemdışı konuşmada, ''Yoksulluk şiddettir. Sürekli işsizlik tehdidi altında geleceğini planlamayan emekçi için zulümdür. Yoksulluğun resmi ücretlerde, vergilerde, bordrolarda ortadadır. Ücretlerin üçte biri kesintilere gidiyor. Emekçilerin birliği bu sermaye birliğini yenecektir'' dedi.
CHP Balıkesir Milletvekili Nedret Akova ise Balıkesir'in büyükşehir yapılması konusundaki gündemdışı konuşmasında, halen TBMM İçişleri Komisyonu gündeminde bulunan yasa tasarısına değindi. Hafta sonunda bazı yerlerde referandum yapıldığını anlatan Akova, ''Ben ne genel ne yerel seçimlerde bu kadar coşkuyla sandığa gidildiğini gördüm. Herkes beldesinin kapatılmaması için sandığa gidip oy kullandı. Kapatılacak beldelerde mutlaka referandum yapılmalı. Büyükşehirin ilin mülki sınırlarıyla çakıştırılması kabul edilemez. Yerelleşme ile genelleşme yapılıyor, köylerin ve beldelerin kapatılması kabul edilemez'' diye konuştu.
Gündemdışı konuşmaların ardından Başkanlığın sunuşlarına geçildi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, yerel seçimlerin öne alınmasına ilişkin Anayasa Değişikliği Kanunu'nu bir kez daha görüşülmek üzere Meclis'e geri gönderme gerekçesi, Genel Kurul'da okundu.
CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, söz alarak, geri gönderme ile ilgili bilginin dağıtılan gündemde Başkanlığın sunuşlarında yer almadığını belirterek, usul tartışması açılmasını istedi.
Genç, 360 oyla çıkan kanunun ''sudan sebeplerle geri çevrilmesinin Meclis'e karşı saygısızlık'' olduğunu ileri sürerek, ''Çankaya Köşkü bana göre artık yok, Gül'ün o makamı bir an önce terketmesi lazım. Daha kanun yoldayken 1 günde reddediyor. Recep Tayyip Erdoğan kendisine talimat veriyor, o da bir günde veto ediyor. Kendisine tavsiyem oradan ayrılsın, Tayyip Bey'in yanına gelsin, bürosunda katibi mi olacak ne olacaksa gelip otursun'' ifadelerini kullandı.
Genç, yapılanın Anayasa ve İçtüzüğe aykırı olduğunu belirterek, ''Veto gerekçesinin Meclis'in bilgisine sunulacağı sunuşlar bölümünde yer almalı. Ama Başkanlık Divanı, Çankaya herkes Tayyip'in emrine girmiş'' dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın da gereksiz şekilde usul tartışması açıldığını vurgulayarak, ''Derdiniz farklı. Sadece Başbakan ve Cumhurbaşkanı'na yönelik saygısızca ifadeler duyduk. Herkes hakkını, haddini iyi bilsin. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı ve Başbakanı ağzına aldığımızda ağzımız temiz olacak, düzgün ifade kullanacağız. Yanlışı ve eksikliği eleştirebilirsiniz ama kimsenin Sayın Cumhurbaşkanı'na, Başbakan'a haksızlık, saygısızlık, hakaret etme hakkı ve haddi olamaz'' diye konuştu.
Başkanvekili Mumcu, ''Her zaman böyle yapılmıştır, sunuşlarda açıklama yer almamıştır'' diyerek usul tartışmasını bitirdi.
TBMM Genel Kurulu'nda, ''CHP'nin, ÖSYM'nin düzenlediği sınavlardaki usulsüzlükler'' konusunda araştırma önergesinin görüşülmesine ilişkin önerisi kabul edilmedi.
CHP Grubu adına söz alan Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, ÖSYM'nin artık şaibesiz sınav yapamadığını, bu konuda Meclis'in sorumluluk almasını istedi.
BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, insanların hayatlarını ilgilendiren bu sınavların adaletli yapılması gerektiğini kaydederek, ''Sınavı kazanamadıkları için intihar edenler var. Sizleri duyarlılığa davet ediyorum'' dedi.
MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, ÖSYM'nin, Türkiye'nin güvenilmeyen kurumları arasına girdiğini savundu. Işık, ''Sadece ÖSYM Başkanı'nın elinde olması gereken bir kitapçık internet sitesinde yayımlanıyorsa, bu hırsız ÖSYM'nin içinde demektir'' diye konuştu.
AK Parti Kocaeli Milletvekili Fikri Işık, ÖSYM'deki hiçbir konunun soruşturulmadan, üstü örtülerek geçiştirilmediğini ifade etti. Işık, ''ÖSYM, YÖK'e bağlı bir kurum. Sayın Başbakanımız, o dönemdeki Genel Başkanınıza, 'Gelin YÖK'ü ele alalım' dediğinde Genel Başkanınız, 'YÖK'e dokundurtmam' demişti'' ifadesini kullandı.
CHP İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter, AK Parti'nin ÖSYM'ye rejim meselesi olarak baktığını ileri sürdü. Serter, ''Madem ÖSYM'den rahatsızlık duymuyorsunuz o zaman neden bu kurumun araştırılmasına izin vermiyorsunuz. Biliyorsunuz ki kirli işler çıkacak'' dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarısı'nın 5 maddesi daha kabul edildi.
Genel Kurul'da, ''temel kanun'' olarak ele alınan Tasarı'nın görüşmelerine, 2. bölüm içinde yer alan maddeler üzerinden başlandı.
CHP İzmir Milletvekili Musa Çam, önerge üzerinde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin altına imza attığı uluslararası sözleşmelere aykırı düzenleme yaptığını öne sürerek, hem Dünya hem de Avrupa'nın en büyük sendikal örgütlenmelerinin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a gönderdikleri mektupta eleştirilerini anlatığını kaydetti.
Tasarıyla sendika kapatılmasının mümkün olacağını ifade eden Çam, ''AKP'liler siyasi partilerin kapatılmasına 'hayır' derken, neden sendikaların kapatılmasına 'evet' diyor. Sendikacılar hata yapabilir, cürümü işleyen şahsın cezalandırılması gerekirken sendika kapatılıyor'' dedi.
CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, sendikalardan duyulan korkunun ''demokrasi korkusu'' olduğunu savunarak, şunları söyledi:
''Başbakan son zamanlarda asabiyet içinde. Eskiden eleştirinin geldiği yere göre pozisyon alırdınız, şimdi nereden gelirse gelsin tahammül edemiyorsunuz. Bu durum olsa olsa 'siyasi migren' olarak açıklanabilir. Migren hastaları sessiz ve karanlık ortamlarda rahat bulur. Her sesin kesilmesini istemeniz, ülkeyi her geçen gün biraz daha karanlığa götürme çabanız tam da bunu ifade ediyor. Siyasi migrenliğin geldiği son nokta, Burhan Kuzu'nun AB İlerleme Raporu hakkındaki tavrıdır. 1071'i kendine referans alan Hükümet, o ruhu da kavrayamamıştır. Arap yarımadasına yüzünüzü dönmeniz, çağdaşlaşma ülküsünden geri gidiştir.''
CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin, hiçbir dönemde sendikaların yetki sorunuyla karşı karşıya kalmadığını belirterek, ''Tasarıyla amaç HAK-İŞ'i birinci konfederasyon konumuna getirip TÜRK-İŞ ve DİSK'i dışlayarak beyinleri karıştırmaktır. Bazı çareler derdin kendisinden de kötüdür. Gelecekte çalışma yaşamını bugünkü konumdan daha aşağı seviyelere çekecek, sendikaları daha da güçsüzleştirecek'' görüşünü ifade etti.
CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi de tarafların düzenlemeyi savunmadığını ifade ederek, ''Bu yasa TOBB'un, Çalışma Bakanı'nın yasası haline dönüştü. Mutabakat var demek, çalışanlar ve sendikalarla alay etmektir. Ya bizi, ya Meclis'i kandırıyorsunuz. 12 Eylül yasakları sürüyor'' dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ise tasarıyla ilgili görüşlerini belirtirken, ''Beğenmediğiniz 12 Eylül, darbeci yasasında sendikalar vergiden muaftı, ayrıca noter işlemlerinde de yüzde 50 indirim vardı. Hem vergi getiriyorsunuz hem de noter indirimini kaldırıyorsunuz. Sendikaların özgürce çalışması engelleniyor. Yasaksız, barajsız ve demokratik olmadığı için düzenlemeye karşıyız'' diye konuştu.
5 maddesi daha kabul edilen tasarının görüşmeleri sürüyor.
TBMM Genel Kurulu'nda, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu Tasarısı'nın 2. Bölümü kabul edildi.
Tasarının kabul edilen maddelerine göre, Bakanlar Kurulu, teşmili yapılacak iş yerinin kurulu bulunduğu işkolunda en çok üyeye sahip sendikanın yapmış olduğu bir toplu iş sözleşmesini, o işkolundaki işçi veya işveren sendikalarının ya da ilgili işverenlerden birinin veya Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'nın talebi üzerine, Yüksek Hakem Kurulu'nun görüşünü aldıktan sonra tamamen veya kısmen ya da zorunlu değişiklikleri yaparak, o işkolunda toplu iş sözleşmesi bulunmayan iş yeri veya iş yerlerine teşmil edebilecek.
Tasarıyla, yüzde 10 olan işkolu barajı, yüzde 3'e düşürüldü. Buna göre, işçi sendikası, kurulu bulunduğu iş kolunda çalışan işçilerin en az yüzde 3'ünün üyesi bulunması şartıyla, toplu iş sözleşmesinin kapsamına girecek iş yerinde çalışan işçilerin yarıdan fazlasının, işletmede ise yüzde 40'ının kendi üyesi bulunması halinde toplu iş sözleşmesi yapabilecek.
Ayrıca, işletmenin toplu iş sözleşmeleri için iş yerlerinin bir bütün olarak dikkate alınması ve yüzde 40 çoğunluğun buna göre hesaplanması şartı aranacak.
İşletmede birden çok sendikanın yüzde 40 veya fazla üyesinin olması durumunda başvuru tarihinde en çok üyeye sahip sendika toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkili olacak.
Bir işveren sendikası, üyesi işverenlere ait iş yeri veya iş yerleri, sendika üyesi olmayan bir işveren ise kendi iş yeri veya iş yerleri için toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkili olacak.
Bir işkolunda çalışan işçilerin yüzde 3'ünün tespitinde, bakanlıkça her yıl ocak ve temmuz aylarında yayımlanan istatistikler esas alınacak. Bu istatistiklerde her bir işkolundaki toplam işçi sayısı ile işkollarındaki sendikaların üye sayıları yer alacak. Yayımlanan istatistik, toplu iş sözleşmesi ve diğer işlemler için yeni istatistik yayımlanıncaya kadar geçerli olacak. Yetki belgesi almak üzere başvuran veya yetki belgesi alan işçi sendikasının yetkisini daha sonra yayımlanacak istatistikler etkilemeyecek.
Yayımından itibaren 15 gün içinde itiraz edilmeyen istatistik kesinleşecek. İstatistiğin gerçeğe uymadığı gerekçesiyle bu süre içinde Ankara İş Mahkemesi'ne başvurulabilecek. Mahkeme bu itirazı 15 gün içinde sonuçlandıracak. Mahkemece verilen karar ilgililerce veya Bakanlıkça temyiz edilebilecek. Yargıtay temyiz talebini 15 gün içinde kesin olarak karara bağlayacak.
Bakanlık, yetkili sendikanın belirlenmesinde ve istatistiklerin düzenlenmesinde kendisine gönderilen üyelik ve üyelikten çekilme bildirimleri ile Sosyal Güvenlik Kurumu'na yapılan işçi bildirimlerini esas alacak.
Toplu iş sözleşmesi yapmak isteyen işçi sendikası, bakanlığa başvurarak yetkili olduğunun tespitini isteyecek. İşveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işveren de bakanlığa başvurarak yetkili işçi sendikasının tespitini isteyebilecek.
Bakanlık, kayıtlarına göre başvuru tarihi itibarıyla bir işçi sendikasının yetkili olduğunu tespit ettiğinde, başvuruyu, iş yeri veya işletmedeki işçi ve üye sayısını, o işkolunda kurulu işçi sendikaları ile taraf olacak işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverene 6 iş günü içinde bildirecek.
Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin yüzde 3'ünden daha az üyesi bulunan işçi sendikası, yetki itirazında bulunamayacak.
Sigortalılığın başlangıcı ile sona ermesine ilişkin bildirimlerin yasal süresi içinde SGK'ya yapılmayanlar, yetkili işçi sendikasının tespitinde dikkate alınmayacak.
İtiraz dilekçesinde veya ekinde somut delillerin yer almaması halinde itiraz incelenmeksizin reddedilecek. İşçi ve üye sayılarının tespitinde maddi hata ve süreye ilişkin itirazları mahkeme 6 iş günü içinde duruşma yapmaksızın kesin olarak karara bağlayacak. Bunların dışındaki itirazlar için mahkeme, duruşma yaparak karar verecek ve karar temyiz edildiği takdirde, Yargıtay tarafından 15 gün içinde kesin olarak karara bağlanacak.
Kendisine yetki şartlarına sahip olmadığı bildirilen işçi sendikası, 6 iş günü içinde yetkili olup olmadığının tespiti için dava açabilecek. Mahkeme açılan davayı o işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde 3'ünü üye kaydeden işçi sendikaları ile işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverene de bildirecek. Mahkeme davayı 2 ay içinde sonuçlandıracak. İtiraz, karar kesinleşinceye kadar yetki işlemlerini durduracak.
Arabulucunun görevi kendisine yapılacak bildirimden itibaren 15 gün sürecek. Bu süre tarafların anlaşması ile en çok 6 iş günü uzatılabilecek.
Arabuluculuk süresinin sonunda anlaşma sağlanamamışsa, arabulucu 3 iş günü içinde uyuşmazlığı belirleyen bir tutanak düzenleyip uyuşmazlığın sona erdirilmesi için gerekli gördüğü önerileri de ekleyerek görevli makama sunacak. Görevli makam, tutanağı en geç 3 iş günü içinde taraflara tebliğ edecek.
Grev oylaması sonucunda grev yapılmaması yönündeki kararın kesinleşmesinden itibaren 6 iş günü içinde işçi sendikası; grev ve lokavtın yasak olduğu uyuşmazlıklarda tutanağın tebliğinden ya da erteleme süresinin uyuşmazlıkla sonuçlanması halinde sürenin bitiminden itibaren taraflardan biri 6 iş günü içinde Yüksek Hakem Kurulu'na başvurabilecek. Aksi takdirde işçi sendikasının yetkisi düşecek. Kurulun kararları kesin ve toplu iş sözleşmesi hükmünde sayılacak.
Taraflar anlaşarak toplu hak veya çıkar uyuşmazlıklarının her safhasında özel hakeme başvurabilecek.
Toplu iş sözleşmesine, taraflardan birinin başvurması üzerine özel hakeme gidileceğine dair hükümler konulabilecek. Toplu iş sözleşmesinde aksine hüküm yoksa, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun özel hakeme ilişkin hükümleri uygulanacak. Toplu hak uyuşmazlıklarında özel hakem kararları genel hükümlere tabi olacak.
Toplu çıkar uyuşmazlıklarında taraflar özel hakeme başvurma hususunda yazılı olarak anlaşma yaparlarsa, bundan sonra arabuluculuk, grev ve lokavt, kanuni hakemlik hükümleri uygulanmayacak. Toplu çıkar uyuşmazlıklarında özel hakem kararları toplu iş sözleşmesi hükmünde olacak.
Uyuşmazlığın her safhasında taraflar anlaşarak özel hakem olarak Yüksek Hakem Kurulunu da seçebilecek.
Uygulanmakta olan bir toplu iş sözleşmesinin yorumundan doğan uyuşmazlıklarda sözleşmenin taraflarınca yetkili mahkemede dava açılabilecek. Mahkeme en geç 2 ay içinde karar verecek, kararın temyiz edilmesi halinde Yargıtay uyuşmazlığı 2 ay içinde kesin karara bağlayacak.
Toplu iş sözleşmesine dayanan eda davalarında temerrüt tarihinden itibaren işletme kredilerine uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanacak.
Yüksek Hakem Kurulu'nun yapısı, çalışma esasları yeniden belirleniyor. Kurul, Yargıtayın bu düzenlemeden doğan uyuşmazlıklara bakmakla görevli dairelerin başkanlarından en kıdemli olanın başkanlığında üçlü temsile dayalı olarak 8 üyeden oluşacak. Kurul başvuru dilekçesinin alındığı günden başlayarak 6 iş günü içinde başkan ve en az 5 üyenin katılımı ile toplanacak.
Grev kararı, uyuşmazlık tutanağının tebliği tarihinden itibaren 60 gün içinde alınabilecek ve bu süre içinde 6 iş günü önceden karşı tarafa bildirilecek tarihte uygulamaya konulabilecek. Bu süre içinde, grev kararının alınmaması veya uygulanacağı tarihin karşı tarafa bildirilmemesi halinde toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi düşecek.
Uyuşmazlığın tarafı olan işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işveren, grev kararının kendisine tebliğinden itibaren 60 gün içinde lokavt kararı alabilecek ve bu süre içinde 6 iş günü önceden karşı tarafa bildirilecek tarihte uygulamaya koyabilecek.
Bildirilen tarihte başlamayan grev hakkı veya lokavt düşecek. Süresi içinde grev kararı uygulamaya konulmamışsa ve alınmış bir lokavt kararı da yoksa veya lokavt da süresi içinde uygulanmaya konulmamışsa yetki belgesinin hükmü kalmayacak.
Grup toplu iş sözleşmesine ilişkin uyuşmazlıklarda grev kararı, uyuşmazlığın kapsamındaki iş yerlerinin bir kısmı için alınmış olsa dahi lokavt kararı uyuşmazlığın kapsamındaki başka iş yerleri için de alınabilecek.
Kanuni grev kararı alınan bir uyuşmazlıkta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, uyuşmazlığın çözümü için bizzat arabuluculuk yapabileceği gibi bir kişiyi de arabulucu olarak görevlendirebilecek.
Tasarının görüşmelerinde söz alan CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi, düzenlemenin TOBB'un istediği şekilde çıkarıldığını savunarak, ''(Sendikal harekete kilit vuracağız) diyorsunuz. Yolunuz açık olsun'' dedi.
CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin de yetki konusunda en doğru yöntemin işçinin önüne sandık koymak olduğunu belirterek, ''Hükümetin sendikalar arasında eşit davranması gerekir. Memurlara arasında yarattığınız yandaş sendikayı, işçiler arasında da yapmak istiyorsunuz. Bu ne size, ne çalışanlara, ne Türkiye'ye fayda getirir'' diye konuştu.
CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, hükümetin sendikal yaşama bakışının olumsuz olduğunu belirterek, 12 Eylül dönemi ürünü çalışma yaşamına ilişkin düzenlemelerin daha kötü şekilde çıkarıldığını savundu. Özel, ''Boynuz kulağı geçti. 12 Eylül bile bu kadarına cesaret edememişti. Kenan Evren sizinle gurur duyuyor'' dedi.
CHP Çorum Milletvekili Tufan Köse, tasarıda ''örgütlü toplum alerjisi'' olduğunu savunarak, ''Sendikalı işçilerin çalıştırıldığı yerden alışveriş yapılım, personeli sendikalı otellerde tatil yapalım. Sendikalı işçiler üretimin de işletmenin de önünü açıyor. Biat eden cemaat ve tarikatların eğitiminden geçmiş insanlar istiyorsunuz ki itiraz etmesinler. Örgütlü toplum sizi rahatsız etti'' görüşünü savundu.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, sendikalar arasında tarafgirlik yapmanın mümkün olmadığını belirterek, e-devlet sisteminde tarafgirlik yapılamayacağını söyledi.
TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, tasarının 31-60 maddelerinin yer aldığı 2. bölümün kabul edilmesinin ardından birleşime ara verdi. Mumcu, aradan sonra komisyon üyelerinin yerine oturmaması üzerine birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı. Mumcu, gündeme geçmeden önce 3 milletvekiline söz verdi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Muş, ''Dünya Yoksullukla Mücadele Günü'' dolayısıyla yaptığı gündemdışı konuşmada, yoksulluğun makul seviyelere çekilmesinde mesafe katedilemediğini belirtti. Kaynakların adaletsiz dağılımının bunda etkili olduğunu vurgulayan Muş, kapitalizmin asıl krizinin küresel yoksulluk olduğunu ifade etti.
stanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel de aynı konuda yaptığı gündemdışı konuşmada, ''Yoksulluk şiddettir. Sürekli işsizlik tehdidi altında geleceğini planlamayan emekçi için zulümdür. Yoksulluğun resmi ücretlerde, vergilerde, bordrolarda ortadadır. Ücretlerin üçte biri kesintilere gidiyor. Emekçilerin birliği bu sermaye birliğini yenecektir'' dedi.
CHP Balıkesir Milletvekili Nedret Akova ise Balıkesir'in büyükşehir yapılması konusundaki gündemdışı konuşmasında, halen TBMM İçişleri Komisyonu gündeminde bulunan yasa tasarısına değindi. Hafta sonunda bazı yerlerde referandum yapıldığını anlatan Akova, ''Ben ne genel ne yerel seçimlerde bu kadar coşkuyla sandığa gidildiğini gördüm. Herkes beldesinin kapatılmaması için sandığa gidip oy kullandı. Kapatılacak beldelerde mutlaka referandum yapılmalı. Büyükşehirin ilin mülki sınırlarıyla çakıştırılması kabul edilemez. Yerelleşme ile genelleşme yapılıyor, köylerin ve beldelerin kapatılması kabul edilemez'' diye konuştu.
Gündemdışı konuşmaların ardından Başkanlığın sunuşlarına geçildi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, yerel seçimlerin öne alınmasına ilişkin Anayasa Değişikliği Kanunu'nu bir kez daha görüşülmek üzere Meclis'e geri gönderme gerekçesi, Genel Kurul'da okundu.
CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, söz alarak, geri gönderme ile ilgili bilginin dağıtılan gündemde Başkanlığın sunuşlarında yer almadığını belirterek, usul tartışması açılmasını istedi.
Genç, 360 oyla çıkan kanunun ''sudan sebeplerle geri çevrilmesinin Meclis'e karşı saygısızlık'' olduğunu ileri sürerek, ''Çankaya Köşkü bana göre artık yok, Gül'ün o makamı bir an önce terketmesi lazım. Daha kanun yoldayken 1 günde reddediyor. Recep Tayyip Erdoğan kendisine talimat veriyor, o da bir günde veto ediyor. Kendisine tavsiyem oradan ayrılsın, Tayyip Bey'in yanına gelsin, bürosunda katibi mi olacak ne olacaksa gelip otursun'' ifadelerini kullandı.
Genç, yapılanın Anayasa ve İçtüzüğe aykırı olduğunu belirterek, ''Veto gerekçesinin Meclis'in bilgisine sunulacağı sunuşlar bölümünde yer almalı. Ama Başkanlık Divanı, Çankaya herkes Tayyip'in emrine girmiş'' dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın da gereksiz şekilde usul tartışması açıldığını vurgulayarak, ''Derdiniz farklı. Sadece Başbakan ve Cumhurbaşkanı'na yönelik saygısızca ifadeler duyduk. Herkes hakkını, haddini iyi bilsin. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı ve Başbakanı ağzına aldığımızda ağzımız temiz olacak, düzgün ifade kullanacağız. Yanlışı ve eksikliği eleştirebilirsiniz ama kimsenin Sayın Cumhurbaşkanı'na, Başbakan'a haksızlık, saygısızlık, hakaret etme hakkı ve haddi olamaz'' diye konuştu.
Başkanvekili Mumcu, ''Her zaman böyle yapılmıştır, sunuşlarda açıklama yer almamıştır'' diyerek usul tartışmasını bitirdi.
TBMM Genel Kurulu'nda, ''CHP'nin, ÖSYM'nin düzenlediği sınavlardaki usulsüzlükler'' konusunda araştırma önergesinin görüşülmesine ilişkin önerisi kabul edilmedi.
CHP Grubu adına söz alan Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, ÖSYM'nin artık şaibesiz sınav yapamadığını, bu konuda Meclis'in sorumluluk almasını istedi.
BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, insanların hayatlarını ilgilendiren bu sınavların adaletli yapılması gerektiğini kaydederek, ''Sınavı kazanamadıkları için intihar edenler var. Sizleri duyarlılığa davet ediyorum'' dedi.
MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, ÖSYM'nin, Türkiye'nin güvenilmeyen kurumları arasına girdiğini savundu. Işık, ''Sadece ÖSYM Başkanı'nın elinde olması gereken bir kitapçık internet sitesinde yayımlanıyorsa, bu hırsız ÖSYM'nin içinde demektir'' diye konuştu.
AK Parti Kocaeli Milletvekili Fikri Işık, ÖSYM'deki hiçbir konunun soruşturulmadan, üstü örtülerek geçiştirilmediğini ifade etti. Işık, ''ÖSYM, YÖK'e bağlı bir kurum. Sayın Başbakanımız, o dönemdeki Genel Başkanınıza, 'Gelin YÖK'ü ele alalım' dediğinde Genel Başkanınız, 'YÖK'e dokundurtmam' demişti'' ifadesini kullandı.
CHP İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter, AK Parti'nin ÖSYM'ye rejim meselesi olarak baktığını ileri sürdü. Serter, ''Madem ÖSYM'den rahatsızlık duymuyorsunuz o zaman neden bu kurumun araştırılmasına izin vermiyorsunuz. Biliyorsunuz ki kirli işler çıkacak'' dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarısı'nın 5 maddesi daha kabul edildi.
Genel Kurul'da, ''temel kanun'' olarak ele alınan Tasarı'nın görüşmelerine, 2. bölüm içinde yer alan maddeler üzerinden başlandı.
CHP İzmir Milletvekili Musa Çam, önerge üzerinde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin altına imza attığı uluslararası sözleşmelere aykırı düzenleme yaptığını öne sürerek, hem Dünya hem de Avrupa'nın en büyük sendikal örgütlenmelerinin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a gönderdikleri mektupta eleştirilerini anlatığını kaydetti.
Tasarıyla sendika kapatılmasının mümkün olacağını ifade eden Çam, ''AKP'liler siyasi partilerin kapatılmasına 'hayır' derken, neden sendikaların kapatılmasına 'evet' diyor. Sendikacılar hata yapabilir, cürümü işleyen şahsın cezalandırılması gerekirken sendika kapatılıyor'' dedi.
CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, sendikalardan duyulan korkunun ''demokrasi korkusu'' olduğunu savunarak, şunları söyledi:
''Başbakan son zamanlarda asabiyet içinde. Eskiden eleştirinin geldiği yere göre pozisyon alırdınız, şimdi nereden gelirse gelsin tahammül edemiyorsunuz. Bu durum olsa olsa 'siyasi migren' olarak açıklanabilir. Migren hastaları sessiz ve karanlık ortamlarda rahat bulur. Her sesin kesilmesini istemeniz, ülkeyi her geçen gün biraz daha karanlığa götürme çabanız tam da bunu ifade ediyor. Siyasi migrenliğin geldiği son nokta, Burhan Kuzu'nun AB İlerleme Raporu hakkındaki tavrıdır. 1071'i kendine referans alan Hükümet, o ruhu da kavrayamamıştır. Arap yarımadasına yüzünüzü dönmeniz, çağdaşlaşma ülküsünden geri gidiştir.''
CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin, hiçbir dönemde sendikaların yetki sorunuyla karşı karşıya kalmadığını belirterek, ''Tasarıyla amaç HAK-İŞ'i birinci konfederasyon konumuna getirip TÜRK-İŞ ve DİSK'i dışlayarak beyinleri karıştırmaktır. Bazı çareler derdin kendisinden de kötüdür. Gelecekte çalışma yaşamını bugünkü konumdan daha aşağı seviyelere çekecek, sendikaları daha da güçsüzleştirecek'' görüşünü ifade etti.
CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi de tarafların düzenlemeyi savunmadığını ifade ederek, ''Bu yasa TOBB'un, Çalışma Bakanı'nın yasası haline dönüştü. Mutabakat var demek, çalışanlar ve sendikalarla alay etmektir. Ya bizi, ya Meclis'i kandırıyorsunuz. 12 Eylül yasakları sürüyor'' dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ise tasarıyla ilgili görüşlerini belirtirken, ''Beğenmediğiniz 12 Eylül, darbeci yasasında sendikalar vergiden muaftı, ayrıca noter işlemlerinde de yüzde 50 indirim vardı. Hem vergi getiriyorsunuz hem de noter indirimini kaldırıyorsunuz. Sendikaların özgürce çalışması engelleniyor. Yasaksız, barajsız ve demokratik olmadığı için düzenlemeye karşıyız'' diye konuştu.
5 maddesi daha kabul edilen tasarının görüşmeleri sürüyor.
TBMM Genel Kurulu'nda, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu Tasarısı'nın 2. Bölümü kabul edildi.
Tasarının kabul edilen maddelerine göre, Bakanlar Kurulu, teşmili yapılacak iş yerinin kurulu bulunduğu işkolunda en çok üyeye sahip sendikanın yapmış olduğu bir toplu iş sözleşmesini, o işkolundaki işçi veya işveren sendikalarının ya da ilgili işverenlerden birinin veya Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'nın talebi üzerine, Yüksek Hakem Kurulu'nun görüşünü aldıktan sonra tamamen veya kısmen ya da zorunlu değişiklikleri yaparak, o işkolunda toplu iş sözleşmesi bulunmayan iş yeri veya iş yerlerine teşmil edebilecek.
Tasarıyla, yüzde 10 olan işkolu barajı, yüzde 3'e düşürüldü. Buna göre, işçi sendikası, kurulu bulunduğu iş kolunda çalışan işçilerin en az yüzde 3'ünün üyesi bulunması şartıyla, toplu iş sözleşmesinin kapsamına girecek iş yerinde çalışan işçilerin yarıdan fazlasının, işletmede ise yüzde 40'ının kendi üyesi bulunması halinde toplu iş sözleşmesi yapabilecek.
Ayrıca, işletmenin toplu iş sözleşmeleri için iş yerlerinin bir bütün olarak dikkate alınması ve yüzde 40 çoğunluğun buna göre hesaplanması şartı aranacak.
İşletmede birden çok sendikanın yüzde 40 veya fazla üyesinin olması durumunda başvuru tarihinde en çok üyeye sahip sendika toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkili olacak.
Bir işveren sendikası, üyesi işverenlere ait iş yeri veya iş yerleri, sendika üyesi olmayan bir işveren ise kendi iş yeri veya iş yerleri için toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkili olacak.
Bir işkolunda çalışan işçilerin yüzde 3'ünün tespitinde, bakanlıkça her yıl ocak ve temmuz aylarında yayımlanan istatistikler esas alınacak. Bu istatistiklerde her bir işkolundaki toplam işçi sayısı ile işkollarındaki sendikaların üye sayıları yer alacak. Yayımlanan istatistik, toplu iş sözleşmesi ve diğer işlemler için yeni istatistik yayımlanıncaya kadar geçerli olacak. Yetki belgesi almak üzere başvuran veya yetki belgesi alan işçi sendikasının yetkisini daha sonra yayımlanacak istatistikler etkilemeyecek.
Yayımından itibaren 15 gün içinde itiraz edilmeyen istatistik kesinleşecek. İstatistiğin gerçeğe uymadığı gerekçesiyle bu süre içinde Ankara İş Mahkemesi'ne başvurulabilecek. Mahkeme bu itirazı 15 gün içinde sonuçlandıracak. Mahkemece verilen karar ilgililerce veya Bakanlıkça temyiz edilebilecek. Yargıtay temyiz talebini 15 gün içinde kesin olarak karara bağlayacak.
Bakanlık, yetkili sendikanın belirlenmesinde ve istatistiklerin düzenlenmesinde kendisine gönderilen üyelik ve üyelikten çekilme bildirimleri ile Sosyal Güvenlik Kurumu'na yapılan işçi bildirimlerini esas alacak.
Toplu iş sözleşmesi yapmak isteyen işçi sendikası, bakanlığa başvurarak yetkili olduğunun tespitini isteyecek. İşveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işveren de bakanlığa başvurarak yetkili işçi sendikasının tespitini isteyebilecek.
Bakanlık, kayıtlarına göre başvuru tarihi itibarıyla bir işçi sendikasının yetkili olduğunu tespit ettiğinde, başvuruyu, iş yeri veya işletmedeki işçi ve üye sayısını, o işkolunda kurulu işçi sendikaları ile taraf olacak işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverene 6 iş günü içinde bildirecek.
Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin yüzde 3'ünden daha az üyesi bulunan işçi sendikası, yetki itirazında bulunamayacak.
Sigortalılığın başlangıcı ile sona ermesine ilişkin bildirimlerin yasal süresi içinde SGK'ya yapılmayanlar, yetkili işçi sendikasının tespitinde dikkate alınmayacak.
İtiraz dilekçesinde veya ekinde somut delillerin yer almaması halinde itiraz incelenmeksizin reddedilecek. İşçi ve üye sayılarının tespitinde maddi hata ve süreye ilişkin itirazları mahkeme 6 iş günü içinde duruşma yapmaksızın kesin olarak karara bağlayacak. Bunların dışındaki itirazlar için mahkeme, duruşma yaparak karar verecek ve karar temyiz edildiği takdirde, Yargıtay tarafından 15 gün içinde kesin olarak karara bağlanacak.
Kendisine yetki şartlarına sahip olmadığı bildirilen işçi sendikası, 6 iş günü içinde yetkili olup olmadığının tespiti için dava açabilecek. Mahkeme açılan davayı o işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde 3'ünü üye kaydeden işçi sendikaları ile işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverene de bildirecek. Mahkeme davayı 2 ay içinde sonuçlandıracak. İtiraz, karar kesinleşinceye kadar yetki işlemlerini durduracak.
Arabulucunun görevi kendisine yapılacak bildirimden itibaren 15 gün sürecek. Bu süre tarafların anlaşması ile en çok 6 iş günü uzatılabilecek.
Arabuluculuk süresinin sonunda anlaşma sağlanamamışsa, arabulucu 3 iş günü içinde uyuşmazlığı belirleyen bir tutanak düzenleyip uyuşmazlığın sona erdirilmesi için gerekli gördüğü önerileri de ekleyerek görevli makama sunacak. Görevli makam, tutanağı en geç 3 iş günü içinde taraflara tebliğ edecek.
Grev oylaması sonucunda grev yapılmaması yönündeki kararın kesinleşmesinden itibaren 6 iş günü içinde işçi sendikası; grev ve lokavtın yasak olduğu uyuşmazlıklarda tutanağın tebliğinden ya da erteleme süresinin uyuşmazlıkla sonuçlanması halinde sürenin bitiminden itibaren taraflardan biri 6 iş günü içinde Yüksek Hakem Kurulu'na başvurabilecek. Aksi takdirde işçi sendikasının yetkisi düşecek. Kurulun kararları kesin ve toplu iş sözleşmesi hükmünde sayılacak.
Taraflar anlaşarak toplu hak veya çıkar uyuşmazlıklarının her safhasında özel hakeme başvurabilecek.
Toplu iş sözleşmesine, taraflardan birinin başvurması üzerine özel hakeme gidileceğine dair hükümler konulabilecek. Toplu iş sözleşmesinde aksine hüküm yoksa, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun özel hakeme ilişkin hükümleri uygulanacak. Toplu hak uyuşmazlıklarında özel hakem kararları genel hükümlere tabi olacak.
Toplu çıkar uyuşmazlıklarında taraflar özel hakeme başvurma hususunda yazılı olarak anlaşma yaparlarsa, bundan sonra arabuluculuk, grev ve lokavt, kanuni hakemlik hükümleri uygulanmayacak. Toplu çıkar uyuşmazlıklarında özel hakem kararları toplu iş sözleşmesi hükmünde olacak.
Uyuşmazlığın her safhasında taraflar anlaşarak özel hakem olarak Yüksek Hakem Kurulunu da seçebilecek.
Uygulanmakta olan bir toplu iş sözleşmesinin yorumundan doğan uyuşmazlıklarda sözleşmenin taraflarınca yetkili mahkemede dava açılabilecek. Mahkeme en geç 2 ay içinde karar verecek, kararın temyiz edilmesi halinde Yargıtay uyuşmazlığı 2 ay içinde kesin karara bağlayacak.
Toplu iş sözleşmesine dayanan eda davalarında temerrüt tarihinden itibaren işletme kredilerine uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanacak.
Yüksek Hakem Kurulu'nun yapısı, çalışma esasları yeniden belirleniyor. Kurul, Yargıtayın bu düzenlemeden doğan uyuşmazlıklara bakmakla görevli dairelerin başkanlarından en kıdemli olanın başkanlığında üçlü temsile dayalı olarak 8 üyeden oluşacak. Kurul başvuru dilekçesinin alındığı günden başlayarak 6 iş günü içinde başkan ve en az 5 üyenin katılımı ile toplanacak.
Grev kararı, uyuşmazlık tutanağının tebliği tarihinden itibaren 60 gün içinde alınabilecek ve bu süre içinde 6 iş günü önceden karşı tarafa bildirilecek tarihte uygulamaya konulabilecek. Bu süre içinde, grev kararının alınmaması veya uygulanacağı tarihin karşı tarafa bildirilmemesi halinde toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi düşecek.
Uyuşmazlığın tarafı olan işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işveren, grev kararının kendisine tebliğinden itibaren 60 gün içinde lokavt kararı alabilecek ve bu süre içinde 6 iş günü önceden karşı tarafa bildirilecek tarihte uygulamaya koyabilecek.
Bildirilen tarihte başlamayan grev hakkı veya lokavt düşecek. Süresi içinde grev kararı uygulamaya konulmamışsa ve alınmış bir lokavt kararı da yoksa veya lokavt da süresi içinde uygulanmaya konulmamışsa yetki belgesinin hükmü kalmayacak.
Grup toplu iş sözleşmesine ilişkin uyuşmazlıklarda grev kararı, uyuşmazlığın kapsamındaki iş yerlerinin bir kısmı için alınmış olsa dahi lokavt kararı uyuşmazlığın kapsamındaki başka iş yerleri için de alınabilecek.
Kanuni grev kararı alınan bir uyuşmazlıkta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, uyuşmazlığın çözümü için bizzat arabuluculuk yapabileceği gibi bir kişiyi de arabulucu olarak görevlendirebilecek.
Tasarının görüşmelerinde söz alan CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi, düzenlemenin TOBB'un istediği şekilde çıkarıldığını savunarak, ''(Sendikal harekete kilit vuracağız) diyorsunuz. Yolunuz açık olsun'' dedi.
CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin de yetki konusunda en doğru yöntemin işçinin önüne sandık koymak olduğunu belirterek, ''Hükümetin sendikalar arasında eşit davranması gerekir. Memurlara arasında yarattığınız yandaş sendikayı, işçiler arasında da yapmak istiyorsunuz. Bu ne size, ne çalışanlara, ne Türkiye'ye fayda getirir'' diye konuştu.
CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, hükümetin sendikal yaşama bakışının olumsuz olduğunu belirterek, 12 Eylül dönemi ürünü çalışma yaşamına ilişkin düzenlemelerin daha kötü şekilde çıkarıldığını savundu. Özel, ''Boynuz kulağı geçti. 12 Eylül bile bu kadarına cesaret edememişti. Kenan Evren sizinle gurur duyuyor'' dedi.
CHP Çorum Milletvekili Tufan Köse, tasarıda ''örgütlü toplum alerjisi'' olduğunu savunarak, ''Sendikalı işçilerin çalıştırıldığı yerden alışveriş yapılım, personeli sendikalı otellerde tatil yapalım. Sendikalı işçiler üretimin de işletmenin de önünü açıyor. Biat eden cemaat ve tarikatların eğitiminden geçmiş insanlar istiyorsunuz ki itiraz etmesinler. Örgütlü toplum sizi rahatsız etti'' görüşünü savundu.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, sendikalar arasında tarafgirlik yapmanın mümkün olmadığını belirterek, e-devlet sisteminde tarafgirlik yapılamayacağını söyledi.
TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, tasarının 31-60 maddelerinin yer aldığı 2. bölümün kabul edilmesinin ardından birleşime ara verdi. Mumcu, aradan sonra komisyon üyelerinin yerine oturmaması üzerine birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
