2009-12-09 - 13:05
TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, " Terörün karanlığını mutlaka bilimin aydınlığı yenecektir.
O nedenle biz, bilimin aydınlığını konuşmaya, bu konuda söylemlerimizi devam ettirmeye mecburuz'' dedi.
TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, " Terörün karanlığını mutlaka bilimin aydınlığı yenecektir.
O nedenle biz, bilimin aydınlığını konuşmaya, bu konuda söylemlerimizi devam ettirmeye mecburuz'' dedi.
TBMM Başkanı Şahin, TBMM Tören Salonu'nda Prof. Dr. Kemal Karpat'a TBMM Onur Ödülü verilmesine
ilişkin düzenlenen törende yaptığı konuşmada, bugünkü mutluluğun terör saldırısı sonucu 7 askerin
şehit olmasıyla gölgelendiğini ifade etti.
TBMM Başkanı Şahin, şunları kaydetti:
''Dış destekle terör örgütü yaklaşık 25 yıldır iç huzurumuzu bozmak,
beraber kurduğumuz bu güzel vatanın içinde olaylar çıkartmak, bizi birbirimize
düşman hale getirmek için büyük bir senaryoyu oynamaya çalışıyor. Son günlerde
yaşanan sokak gösterileri ve Tokat'taki hain saldırı, bu senaryonun birer
parçasıdır diye düşünüyorum. Şu ana kadar büyük milletimiz bu oyuna gelmedi, öyle
inanıyorum ki bundan sonra gelmeyecektir. Bu ülkenin insanları arasına kin ve
nifak sokmak isteyenler hayal kırıklığına uğrayacak ve hak ettikleri cevabı
mutlaka alacaklardır. Herkes şunu bilmelidir ki; Türkiye, bir yandan terörle
mücadele ederken öbür taraftan kalkınma hamlesini devam ettirecek, demokrasisini
ve özgürlük alanını da geliştirmeyi sürdürecektir. Genç yaşlarında aziz canlarını
vatan uğuruna veren şehitlerimizin huzurunda saygıyla eğiliyoruz. Onların gözü
yaşlı ailelerine, yakınlarına ve milletimize bir kez daha başsağlığı dilemeyi
görev biliyorum.''
Ödül töreninde bunları söylemek zorunda kaldığı için üzgün olduğunu ifade
eden Şahin, ''Ancak terörün karanlığını mutlaka bilimin aydınlığı yenecektir. O
nedenle biz, bilimin aydınlığını konuşmaya, bu konuda söylemlerimizi devam
ettirmeye mecburuz'' dedi.
TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, ''Yetiştirdiği değerleri damgalayan, sınıflandıran
bir anlayış yerine, onları kucaklayan, sahip çıkan hoşgörülü bir anlayışı hep birlikte
hakim kılmak zorundayız'' dedi.
Şahin, Prof. Dr. Karpat'ın Balkanlarda doğduğunu, Anadolu'ya göçtüğünü, Amerika'ya
uzandığını, hukukla başlayan tarihle devam eden bir eğitim sürecinin sonunda bilimin zirvesine
çıkmayı başarmış müstesna bir isim olduğunu ifade etti.
Prof. Dr. Karpat'ın kendi kültürel değerlerini çok iyi kavramış, hem
doğuyu özümsemiş hem de batılı değerleri tanımış bir tarihçi olduğunu dile
getiren Şahin, ''Cumhuriyet tarihinin ilk dönemlerine tanıklık etmiş, ülkemizin
geçirdiği gelişim süreçlerini tarihçi hassasiyetiyle hem içeriden hem de
dışarıdan izlemiştir'' diye konuştu.
Şahin, Prof. Dr. Karpat'ın, tarihçi kimliğinin yanı sıra siyasal ve
sosyal bilimler alanında yaptığı çalışmalarla da dünyaca tanındığını belirterek,
şunları söyledi:
''Kendisi dünyanın her köşesine gitmiş, çeşitli üniversitelerde dersler
vermiş, uluslararası saygın kuruluşlarda bilimsel toplantı ve seminerlere
katılmıştır. Düşünce dünyasında derin izler bırakmış, 20'den fazla dile çevrilmiş
ufuk açıcı makale ve eserleriyle bilimsel bir otorite olarak kabul edilmiştir.
Hayat hikayesinin gelecek kuşaklar için yol gösterici olduğuna inandığım değerli
hocamız Sayın Prof. Dr. Karpat'ı, çok çarpıcı bulduğum kendi ifadeleriyle sizlere
anlatmak istiyorum. Kemal Hoca hayatını konu alan 'Dağı Delen Irmak' isimli
kitapta kendisini şöyle tanımlıyor: 'İnsanlar denize akan nehirlere benzerler.
Nehir gibi belirli mecralardan yürürler, yaşarlar ve bir yerde sonsuz denizlere
erişirler. Ama bazıları herkesin gittiği yolu bırakıp başka yoldan yürümek ister.
Nehirlerde de bazen ayrılan, kendini arayan ırmaklar vardır. Irmak vardır, dağın
üstünden atlamak istercesine kayalara çarpar, suları köpürerek yükselir, sonra
gerisingeri düşer bir an, durgunlaşır. Sonra dağı kucaklayarak, öperek etrafında
dolaşır ve sonra denize akar gider. Ama bazen de inatlaşır dağla, kayaları oyar,
dağı delip kendisinin açtığı yolda türkü söyleyerek akar, gider ve denize
kavuşur. Ama dağı delmiştir.' Evet, o da yeni açtığı ufuklarla, bulduğu yollarla
bilgi denizine ulaşmıştır. O da dağı delen ırmak gibi önüne çıkan tüm engellere,
yaşadığı tüm zorluklara rağmen; azmin, bilim ve tarih aşkıyla birleştiğinde nasıl
başarıya ulaşıldığını hepimize göstermiştir. O öyle bir ırmaktır ki bize
geçmişten yeni şeyler getirir, bilmediklerimizi öğretir. Bu coşkun ırmaktan
medeniyet, hoşgörü, bilgelik akar.
İnanıyorum ki başarılarla dolu hayatının motivasyon kaynağı, bitmek
tükenmek bilmeyen yaşama enerjisi, ülkesine ve insanlığa yararlı olma azmi ve
mücadelesidir. Kendi deyimiyle 'dağı delmeye azmetmiş bir ırmağın öyküsü' olarak
tanımladığı hayatı boyunca vatanı ve milleti için yılmadan çalışmış, hep
gerçeklerin peşinden koşmuş bir bilim insanıdır.''
''ÇALIŞMALARI GURUR VERİCİ''
Prof. Dr. Karpat'ın, Türk tarihi konusunda yaptığı birbirinden eşsiz
çalışmaların yanı sıra Türkçenin en iyi şekilde kullanılması ve tanıtılması
konusundaki gayretlerinin de takdire değer olduğunu belirten Şahin,
''Milletimizin tarihinin ve kültürünün akademik alanda en iyi şekilde
araştırılması ve tanıtılması için görev yaptığı dünyanın saygın
üniversitelerindeki çalışmaları gurur vericidir'' dedi.
Anadolu ve Türk Dünyası ile ilgili bizzat yerinde yaptığı incelemeler,
Kıbrıs davasıyla ilgili Amerika'da gösterdiği yoğun gayretlerin, kendi
değerlerine verdiği önemin en açık göstergesi olduğunu dile getiren Mehmet Ali
Şahin, Prof. Dr. Karpat'ın, emeklilik geliriyle Amerika'da kurduğu Türk Etütleri
Merkeziy ile de Türkiye'nin tarihini anlatmaya ve kültür elçiliğini yapmaya devam
ettiğini söyledi.
Türkiye'nin dünya akademik ve bilim hayatında en iyi şekilde
tanıtılmasını sağlayan Prof. Dr. Karpat'ın, uluslararası alanda gösterdiği üstün
başarılarla da bu ödülü almayı fazlasıyla hak ettiğini kaydeden Şahin, ''Bu tören
ve ödül, ona şükran borcumuzun ifadesidir'' diye konuştu.
Bu anlamlı ödülün geçen yıl da dünyaca tanınmış bir tarihçi olan Prof.
Dr. Halil İnalcık'a verildiğini anımsatan Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Meclisimiz, 'tarihçilerin kutbu' olarak nitelendirilen Halil İnalcık
hocanın ardından bir başka değerli tarihçimiz Kemal Karpat'a bu ödülü takdim
ederek, tarihe verdiği değeri göstermektedir. Çünkü, milletlerin kimliğinin
ayrılmaz bir parçası olan tarih, geçmişle gelecek arasında en önemli köprüdür.
Tarihini bilmeyen toplumlar, köksüz ağaçlar gibidir. Uzun süre yaşayamaz, yok
olurlar. Tarihi doğru okumak, yorumlamak, olay ve tecrübelerden gerekli dersleri
çıkarmak, çağı yakalamanın temel şartlarındandır. Bizler, üç kıta da adaletle
hükmetmiş, insanlığa eşsiz kültürel zenginlikler, erdemli değerler sunmuş bir
milletin mensuplarıyız.
Bizim tarihimizde parıltılar saçan bir medeniyet vardır. Milletimiz, tüm
dünyaya, insanlığa medeniyetin en muhteşem örneklerini veren devletler kurmuştur.
Ancak, tarihimiz mührü sökülmemiş hazinelerle doludur. Bizlere miras kalan bu
hazineleri, kültürel değerleri, toplumla buluşturacak bilge tarihçilere her zaman
çok ihtiyacımız var. Geçmişin bilgi birikimlerini, değerlerini tarihin tozlu
raflarından çıkararak günümüze ışık tutan tarihçilerimizin eserleri aydınlık
geleceğimizin yol haritalarıdır. Tarihi, kalıplara sokmadan, ideolojilere kurban
etmeden bilimsel değer taşıyan bilgi ve belgeler ışığında araştırarak tüm
gerçekliğiyle ortaya koyacak tarihçilere ihtiyacımız var. İşte onlardan biri
Kemal Karpat hocadır. Böyle tarihçiler kolay yetişmiyor. Onlara sahip çıkmak ve
birikimlerinden en iyi şekilde yararlanarak geleceğe ışık tutmamız
gerekmektedir.''
"TARİH ŞUURU KAZANDIRMADAN GELECEĞE YÜRÜYEMEYİZ''
Türkiye'nin, geçmişte yetiştirdiği değerlerin kıymetini yeterince
bilememiş bir ülke olduğunu ifade eden Şahin, bilim ve düşünce adamlarının,
edebiyatçıların ve sanatçıların yaftalandığı, baskı ve engellerle karşılaştığı
dönemler yaşandığını kaydetti.
Bilimin, düşüncenin, sanatın horlandığı bir ortamda gelişmesinin mümkün
olmadığını söyleyen Şahin, ''Yetiştirdiği değerleri damgalayan, sınıflandıran bir
anlayış yerine onları kucaklayan, sahip çıkan hoşgörülü bir anlayışı hep birlikte
hakim kılmak zorundayız'' diye konuştu.
Aziz Atatürk'ün gösterdiği muasır medeniyet hedefine, tüm aykırılıklarına
ve farklılıklarına rağmen düşünceyi kucaklayan, demokrasiyi ve özgürlükleri
geliştiren bir ülke olamadan ulaşılamayacağını belirten Şahin, şunları
kaydetti:
''Toprağımızı çoraklaştırarak bilgi ve hikmet çınarlarının yükselmesini
bekleyemeyiz. Özgürlükleri doyasıya solumadan demokrasimizi güçlendiremeyiz.
Aydınlarımıza, bilim adamlarımıza, tarihçilerimize sahip çıkmadan bilim ufkumuzu
genişletemeyiz. Yeni nesillere tarih şuuru kazandırmadan geleceğe yürüyemeyiz.
Biz büyük bir aileyiz. Bu ailenin fertleri dünyanın neresinde olursa
olsun kalpleri aynı duyguyla, aynı aşka atmaktadır. Bu aşkın adı Türkiye'dir. Bu
nedenle biz çok güçlü bir aileyiz. Önümüzdeki sorunları aşacak güçteyiz.
Derin, köklü ve şanlı bir tarihe sahip millet olarak geçmişimizden ilham
ve güç alarak geleceğe yürümekteyiz.''
Şahin, Türkiye ailesine değerli katkılar sunan ve kazandıkları
başarılarla ülkenin adını gururla tüm dünyaya duyuran Prof. Dr. Karpat'a
şükranlarını sunduğunu belirterek, 2005 yılında Onur Ödülü ve Üstün Hizmet Ödülü
uygulamasını başlatan dönemin Meclis Başkanı Bülent Arınç'a ve bu uygulamayı
devam ettiren Köksal Toptan'a teşekkür etti.
Şahin, ödülün, milletin şükran duygularının anlamlı bir ifadesi olduğunu
kaydederek, ''Bu ödülle, milletimize hizmetin ve sahip olduğumuz değerlerin
kıymetini bildiğimizi göstermek istiyoruz. Onları yüreklendirmek,
cesaretlendirmek istiyoruz. Yeni Kemal Karpatlar'ın, Halil İnalcıklar'ın, İhsan
Doğramacılar'ın, Gazi Yaşargiller'in ortaya çıkmasını istiyoruz'' dedi.
Prof. Dr. Karpat ise törende yaptığı konuşmada, bugünü ''hayatının en
anlamlı günü'' olarak niteledi.
Milletin temsil edildiği Meclisten ödül aldığını vurgulayan Prof. Dr.
Karpat, ''Hiçbir zaman ödül için çalışmadım ve ödül alacağım diye düşünmedim.
Çünkü benim amacım yeni yollardan giderek milletimi, insanımı keşfetmek, onun
bilinmeyen taraflarını görmek ve anlatmaktı'' dedi.
Prof. Dr. Karpat, ''Paraya bakmadım, şan, şöhret aramadım. Durmadan kendi
milletimi anlamaya sonra anlatmaya gayret ettim'' diye konuştu.
Söylediklerinden hoşlanmayanlar olduğunu, kendisini, ''milliyetçi,
İslamcı, bazen sosyalist olarak tasvir ettiklerini'' dile getiren Karpat, ''Ben
herhangi bir ideolojiye ait değilim. Benim ideolojim insandır, sevgidir'' dedi.
Kültür temellerini unutmamak gerektiğini, bunun yapılabildiği takdirde
Türkiye'nin geleceğinin garanti altına alınmış olacağını belirten Karpat,
Türkiye'de bir demokrasi olduğunu ve işlediğini, halktan çıkan kişilerin üst
mevkilerde söz sahibi oldukarını anlattı.
Prof. Dr. Karpat, ''Bütün Türkiye'yi temsil eden bu kaynaşmanın yarattığı
yeni bir kimlik doğmuştur. Biz, bu yeni kimliğe hala Türk diyoruz. Ancak bu,
memlekete has değişim ölçüleri içinde oluşmuş ve kendine mahsus mecra takip
ederek bugünkü insanımızı yaratmıştır'' diye konuştu.
Kemal Karpat'ın öğrencisi Doç. Dr. Hakan Kırımlı da Prof. Dr. Karpat'ı
anlatan bir konuşma yaptı.
Daha sonra, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin tarafından Prof. Dr. Karpat'a
TBMM Onur Ödülü takdim edildi ve konuklarla birlikte anı fotoğrafı çektirildi.
Törenin ardından bir de resepsiyon verildi.
Törene, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Devlet Bakanı
Mehmet Aydın, Devlet Bakanı Aliye Kavaf, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay,
AK Parti Genel Başkanı Yardımcısı Hüseyin Çelik, milletvekilleri ile çalışanlar
ve davetliler katıldı.
