2011-01-25 - 11:57
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''ileri demokrasinin sözde savunucularının çirkin maskesinin Türk Telekom Arena Stadyumu'nda bir kez daha yerlere düştüğünü, kırıldığını ve dağıldığını'' savunarak, ''Sanırsınız ki Başbakan Erdoğan servetinden ayırdığı paralarla ya da
çocuklarının rızkından keserek stadyum yapılmasına katkı sağlamıştır'' dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, seçimlerin,
Türk milletinin geleceği üzerinde kumar oynayanlara ve buna ortam hazırlayanlara
büyük bir ders olacağını kaydetti.
Hükümetin ''her türlü tahribatı, tefrikası, talanı, talihsizliği,
takatsizliği, tahrifatı ve tarumarının çok yakın bir zaman sonra tarihe
karışacağını'' dile getiren Bahçeli, milletin büyük çoğunluğunun artık kararını
verdiğini, ancak bunu halihazırda belli etmediğini ileri sürdü. Bahçeli, ''Çünkü
AKP tehditkardır, acımasızdır ve insafsızdır. İktidar partisi aba altından sopa
gösterircesine, kış aylarını yaşadığımız şu günlerde, yoksul kardeşlerimizi
yardımlarla kontrol altında tutmaya çalışmaktadır'' dedi.
Bahçeli, ''Recep Tayyip Erdoğan için bitiş çizgisi görünmüş, tahrik ve
öfke dolu sesinin kısılacağı ve mahkeme önlerinde ayakta bekleyeceği günler
yakınlaşmıştır'' diye konuştu.
Türkiye'nin yakın coğrafyasındaki ülkelerin kaynadığını ve toplumsal
karışıklıkların ateşinin hızla yükseldiğini ifade eden Bahçeli, ''Tunus'taki
gösteriler ve sonrasında meydan gelen gelişmeler üzerine hepimizin iyi düşünmesi
gerekmektedir. Tunus'u 23 yıl yöneten cumhurbaşkanının, yolsuzlukları ayyuka
çıkınca ülkesini terk etmek zorunda kalması da ibretlik bir hadise olmuştur''
dedi.
Türkiye'yi de doğrudan etkileyebilecek bir özelliğe sahip komşu
coğrafyalarda istikrarın ve güvenliğin bir an önce hakim olmasını dileyen
Bahçeli, ''Bu son gelişmelerden AKP hükümetinin de azami ölçüde gerekli sonuçları
çıkarması gerektiğini düşünüyorum. Geçmiş iktidar yıllarının vicdan muhasebesini
ve ahlaki değerlendirmesini yaparak hesap vermek için bugünden hazırlıklara
başlamasının yararlı olacağına da yürekten inanıyorum'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan'ın ''herkesle kavgalı olduğunu ve hoşgörüyle birlikte
tevazunun kendisine ne kadar yabancı olduğunu da her fırsatta ispatladığını''
savunan Bahçeli, şunları kaydetti:
''Çocukluğunda, mahalle aralarında kağıttan toplarla oynadığını ifade
eden Recep Tayyip Erdoğan yetişkinliğinde de Türk milletinin sinir uçlarıyla
oynamış ve tahrip etmiştir. Bu zihniyet sahibi için önemli olan sporun hoşgörüsü,
ahlakı, çevikliği, centilmenliği ve dinamizmi değildir. Rahatlıkla söyleyebiliriz
ki Başbakan Erdoğan ve hükümeti her alanda olduğu gibi sporda da gedikler açmaya
çalışmış, hükümet etme gücüyle siyasetin merkezine çekmek için her şirret yolu
denemiştir.
Nitekim Galatasaray Kulübümüzün yeni stadyumunun açılış törenlerinde bunu
bir kez daha görme fırsatımız olmuştur. Stadın açılışında kulüp taraftarlarını
tahrik edici konuşmalar, bu zamana kadar biriken toplumsal tepkinin ateşini
yükseltmiş ve protestolara neden olmuştur. Öyle ki TOKİ Başkanı olan zatın tariz
dolu ve zan altında bırakan sözleri, haklı bir infiale neden olmuş ve patron
edasıyla yaptığı konuşmasının cevabını misliyle almıştır. Tribünde alacaklı gibi
oturan Başbakan Erdoğan da, Galatasaray taraftarı kardeşlerimizin tepkisini
soğukkanlılıkla ve olgunlukla karşılamak yerine stadyumu terk etmiş ve
sinirlerine yine hakim olamamıştır. Sonrasında ise stadyumu yapanın ve parayı
verenin kendileri olduğunu ısrar vurgulamış ve kendisine yönelik organize bir
hareketin olduğunu ifade etmiştir. Üstelik danışmanından siyasetçisine tüm AKP
yandaşları Galatasaray taraftarlarına en pis ve iğrenç hakaretlerle saldırmışlar
ve protestoları en hafifinden nankörlükle itham etmişlerdir. Soruşturmalar
açılmış ve kameraların izlenmesiyle demokratik tepkisini gösterenler tespit
edilmeye çalışılmıştır. Bunun aynısını AKP zihniyeti, geçmişte şehit cenazelerine
katılan dava arkadaşlarımıza yönelik de uygulamıştı ve kameralarla ve zor
kullanarak kendisine yönelen tepkileri durduracağını zannetmişti.
İleri demokrasinin sözde savunucularının çirkin maskesi Türk Telekom
Arena Stadyumunda bir kez daha yerlere düşmüş ve kırılıp, dağılmıştır. Bu
zihniyet sahipleri için demokrasi ve ifade özgürlüğü yalnızca kendilerinin
anladığı ve dilediği şekilde olmalıdır. Başbakan'ı övmeyen, minnet duymayan,
şükran gösterileri yapmayan ve sözüm ona lütfettiği yardımlardan dolayı el etek
öpmeyen kim varsa organize işlerin bir parçasıdır. Sanırsınız ki Başbakan Erdoğan
servetinden ayırdığı paralarla ya da çocuklarının rızkından keserek stadyum
yapılmasına katkı sağlamıştır.''
Türkiye'nin krallık, emirlik, şahlık, sultanlık değil, milletin
egemenliğiyle vücut bulmuş bir Cumhuriyet olduğunu ifade eden Bahçeli, ''Hükümet
olarak yaptığınız harcamalar kendi özel hazinenizden değil, milletimizin cebinden
karşılanmaktadır. Tabiidir ki milletten aldığınızı yine millete vereceksiniz ve
bundan dolayı da minnet duyulmasını asla beklemeyeceksiniz'' dedi.
Yurdun her köşesine yapılacak hizmetlerin milletin hakkı, helali olduğunu
ve bedellerinin de vergilerle karşılandığını ifade eden Bahçeli, ''Bu gerçeği
görmeden ya da yok farz ederek; 'verdim, yaptım, dağıttım, yardım ettim' türünden
söz ya da imalar Türk milletine karşı yapılacak en büyük yanlış ve hakarettir.
Bir tarafta yoksul kardeşimize makarna, un, yağ, kömür dağıtarak siyasi baskı
altında tutan; öbür tarafta da 'stadyumu ben yaptım, tabi olun' diyen çürümüş ve
alçalmış zihniyetin takdir edersiniz ki iyi niyetinden, samimiyetinden ve
alicenaplığından bahsetmemiz mümkün değildir'' diye konuştu.
Bahçeli, her ne sebeple olursa olsun, toplu halde bulunulan yerlerde
demokratik itirazların kullanılmasında aşırıya kaçılmaması, başka kapılar
aralanmaması, küfür ve hakarete varan sözlere tevessül edilmemesi gerektiğini
söyledi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'ın zayıf gördüğü, diklenmesinin kendisine bir zarar
vermeyeceği ve kolaylıkla alt edebileceğini düşündüğü ya da iç politika malzemesi
olarak kullanmasına izin verilen kişi ve ülkelerle sürekli gerilim halinde''
olduğunu öne sürdü. Bahçeli, ''Mesela sahte İsrail kabadayılığı bunlardan
birisidir ancak ne hikmetse Türklüğe ve Türk milletine sataşanlara, hakir
görenlere, iftira atanlara ve geçmişimize dil uzatanlara karşı da sessizdir,
suskundur ve sinmiş bir haldedir'' diye konuştu.
Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan'ın, Yunanistan ziyareti sırasında
kamuoyuna yansıyan ve kabul edilemeyecek ''çirkin, küstah ifadeleri''nin bu
duruma örnek olarak gösterilebileceğini ifade eden Bahçeli, şöyle devam etti:
''Bu çerçevede, Yunanistan Cumhurbaşkanı'nın aziz milletimizi,
Ermenilerin ve Rumların katlinden sorumlu görmesi ve barbar sıfatını yakıştırması
alçaklığın son versiyonu olarak hafızalarımıza kazınmıştır. Geçmişin acı
hatıralarının şahitliğiyle açıklıkla söyleyebiliriz ki eğer ortada bir barbar ve
katil varsa o da bu kötü sözleri bize atfedenlerden başkası olmayacaktır.
Polatlı'ya kadar gelerek vatanımıza göz dikenlerin, Türk'ün şerefiyle ve
bağımsızlığıyla oynamaya kalkışanların, Doğu'da kanlı çetelerle sistematik kıyım
yapanların masumiyet zırhına bürünmeleri döktükleri kanları asla
temizleyemeyecektir. Caniliğin, kana susamışlığın, işgalciliğin, haydutluğun
taraflarının Türk milletine söz söylemeye ne kirli sicilleri ne de karanlık
geçmişleri asla müsaade etmeyecektir.''
Türkiye'nin, son günlerde kaygı verici tartışmaların, tahripkar
hadiselerin, art niyetli ve sorumsuz beyanatların gölgesi altında kaldığını ileri
süren Bahçeli, ''Siyasetin ahlaki derinliği kaybolmuş, kısır bir döngünün içine
hapsolmuş, incelik ve dengeden hızla uzaklaşmıştır. AKP ile CHP arasındaki 'oynak
ve kaynak' tartışmaları çapsızlığın ve vizyonsuzluğun hangi seviyelere ulaştığını
bariz bir şekilde ispat etmiştir. Aslında birbirini tamamlayan bu iki partinin,
perde arkasında aynı amaçlara hizmet ettikleri dikkatli ve milli gözlerden
kaçmayacaktır'' dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, teröre kuşkulu bakışı ve milli
konulardaki çekimser duruşunun, AK Parti ile aynı çizgide buluşmasını sağladığını
savunan Bahçeli, şöyle konuştu:
''Ne ilginç bir tesadüftür ki iki siyasi zihniyet de neredeyse İmralı'nın
dilini ve projelerini hayata geçirmek için birbiriyle yarış içine girmişlerdir.
İkisinin de kafasında İmralı canisinin affedilmesi vardır. Türklük değerleri,
Türk milletinin birliği ve Cumhuriyetin devamlılığı ikisinin de öncelikleri
arasında yoktur. Anamuhalefet Partisi Lideri'nin çelişkili ve kılıktan kılığa
giren siyasi mesajlarıyla, Başbakan Erdoğan'ın değişken ve tutarsız sözleri üst
üste örtüşmektedir. Başörtüsüyle eğitimlerini sürdürmek isteyen evlatlarımızın
önünde bu iki siyasi anlayış engel teşkil etmiştir.
Danıştay'ın, ALES sınavına başörtüsüyle girilemeyeceğine dönük verdiği
sorunlu ve tartışmalı karar, gerginlik yanlısı bu iki partinin ekmeğine yağ
sürmüştür. Ayrıca aklına geleni söylemek, 'laf olsun' diye konuşmak, tehlikeli
düşüncelere sahip olmak, AKP ve CHP Genel Başkanlarının ortak özellikleri
arasındadır. Çözüm ve çareyi yabancı başkentlerde aramak, çok konuşup bir şey
söylememek yine CHP ile AKP'nin benzeştiği alanlar olmuştur.
Sonuç itibarıyla, taviz ve teslimiyeti besin kaynağı yapan AKP'nin yanına
CHP'nin de düşmesi ülkemiz açısından hayırlı sonuçlar ortaya çıkarmayacaktır.''
''CHP'nin bölücü taleplere kapı açmasının ve arka çıkmasının da tuhaf ve
sancılı bir sürecin başladığına işaret ettiğini'' öne süren Bahçeli,
''Cumhuriyeti kurduğunu iddia eden CHP'nin PKK tezlerini savunan ve rezil
planlarını sahiplenen bir anlayış içinde olması savrulmadır, kendisi açısından
tarifi olmayan utanılacak bir durumdur. Hakikat komisyonunu kurulmasıyla ilgili
CHP beyanlarını milletimiz kaygıyla karşılamıştır'' şeklinde konuştu.
''Bölücü taleplere şirinlik yapan Anamuhalefet Lideri, İmralı'daki
bölücübaşının kanlı projelerine destek vererek aynı safta yer almıştır'' diye
konuşan Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bundan sonra CHP ne diyecektir ve ihanete prim veren bu tutumunu nasıl
izah edecektir? AKP'nin izinden yürüyen Anamuhalefetin kabullerinden saptığı,
milli ilkeleri bir yük gibi gördüğü ve üniter devlet yapısını fantezi olarak
değerlendirdiği ortadadır. AKP'yle CHP aynı sahnede buluşmuşlar, önde kavga
ederken, arkada el ele Türkiye'nin geleceğini karartmanın meşum planlarını
yapmaya başlamışlardır. Artık önümüzdeki süreçte AKP, CHP ve PKK'nın tavırlarında
paralellik olacağını söylememiz yanlış olmayacaktır.
Türkiye'nin temellerinde oynama yaparak kaynaşma sağlanacağını düşünen bu
sefil siyaset tüccarlarının milletimizden hak ettiği cevabı en iyi şekilde
alacaklarını hep birlikte yaşayarak göreceğimizden kuşku duymuyorum.
Ateş çemberinden geçmekte olan ülkemizin, çok ciddi bir beka sorunuyla
karşı karşıya olduğu tartışmasızdır. Türk milleti kimlik bölünmelerine ve dönüşü
olmayan etnik kargaşaya itilmek istenmektedir. CHP de böylesi bir sürecin
figüranları arasında yerini almış ve tarafını böylelikle netleştirmiştir.''
Türkiye'nin, geleceğini tayin edecek tarihi bir yol ayrımına hergün biraz
daha yaklaşıldığına dikkati çeken Bahçeli, milli ve manevi değerlerin iktidarın
yol göstericiliğinde ve müsamahakar tutumu sayesinde darbe üstüne darbe aldığını
öne sürdü. Bahçeli, şöyle devam etti:
''Bölücü teröristlerin törenlerle karşılanmasından yaklaşık 15 ay sonra
bu defa da Hizbullah militanları halaylar eşliğinde serbest kalmış ve bunlar
karşısında milletimizin yüreği burkulmuştur. Yüzlerce insanın kanına giren
caniler rahata erdikten sonra sıradan suçlu muamelesi görerek mutat kontrol
prosedürüyle taltif edilmişler ancak buna dahi riayet etmemişlerdir. Kendilerine
sunulan AKP imkanını kullanmışlar ve adaletten kaçmışlardır. Katiller, AKP
hükümetinin açtığı kapıdan göstere göstere çıkıp gitmişler ve büyük bir skandalın
yaşanmasına sebep olmuşlardır.
Şimdi sırada İmralı canisinin hapis cezasını evde geçirme dayatmasının ve
pazarlığının ne şekilde karşılanacağı konusuna gelmiştir. AKP'nin önümüzdeki
seçimlerde istediği siyasal neticeyi aldığı takdirde, bölücübaşı için gün
doğacaktır ve serbest kalmasının ilk durağı olan ev hapsi hayata geçebilecektir.
AKP iktidarıyla birlikte adalet duygusu körelmiş ve hukukun üstünlüğü komaya
girmiştir.
Anayasa Mahkemesinin ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun tanzim
edilmesiyle önüne çıkabilecek pürüzleri etkisizleştirmeyi hedefleyen Başbakan,
gözünü şimdi de Danıştay ve Yargıtaya dikmiştir. Hazırlanan uyum yasaları
gereğince, AKP'nin etki ve tesir alanında bulunan Anayasa Mahkemesi'ne, bu iki
üst yargı kurumunun üzerinde bir pozisyon verilmesinin hedeflendiği
anlaşılmaktadır.''
Hukukun kapsamlı bir reforma tabi tutulmasının kaçınılmaz olduğunu
belirten Bahçeli, özellikle yandaş yargı girişimlerinin yoğunlaşmasıyla birlikte
verilen kararların doğruluğunun daha çok tartışmalı bir duruma geldiğini ileri
sürdü.
Türkiye'nin problemlerinin katlanılamaz bir boyuta ulaştığını ve her gün
yeni bir badirenin tüm kasvetiyle ortaya çıktığını ifade eden Bahçeli, özel
hayatın dokunulmazlığından dizi ve heykel tartışmalarına kadar her meselenin
anında içinden çıkılmaz bir soruna dönüştüğünü söyledi.
''Başbakan Erdoğan'ın gündem saptırması ve sanal gerginlik alanları inşa
etmesinin, bir bakıma çaresizliğinin ve tükenmişliğinin de delili'' olduğunu öne
süren Bahçeli, ''Ülkemizin içinde kıvrandığı sorunların hiçbiri aşılamayacak
değildir. Hepsinin bir makul ve kalıcı bir çözümü vardır. Milletimize, 'Karar Anı
Geliyor, Ses Ver Türkiye, Sesime Kulak Ver Türkiye' sözleriyle umut olacağız.
Türk milletine sesimizi duyuracağız, sesini duyacağız ve sorunlarına çare
olacağız. Sözlerimizle, bakışlarımızla ve kurduğumuz gönül köprüsüyle
milletimizle bütünleşeceğiz'' diye konuştu.
Bahçeli, 28 Ocak Cuma günü seçim beyannamesini açıklayacaklarını da
bildirdi.
(11:57)
Türk milletinin geleceği üzerinde kumar oynayanlara ve buna ortam hazırlayanlara
büyük bir ders olacağını kaydetti.
Hükümetin ''her türlü tahribatı, tefrikası, talanı, talihsizliği,
takatsizliği, tahrifatı ve tarumarının çok yakın bir zaman sonra tarihe
karışacağını'' dile getiren Bahçeli, milletin büyük çoğunluğunun artık kararını
verdiğini, ancak bunu halihazırda belli etmediğini ileri sürdü. Bahçeli, ''Çünkü
AKP tehditkardır, acımasızdır ve insafsızdır. İktidar partisi aba altından sopa
gösterircesine, kış aylarını yaşadığımız şu günlerde, yoksul kardeşlerimizi
yardımlarla kontrol altında tutmaya çalışmaktadır'' dedi.
Bahçeli, ''Recep Tayyip Erdoğan için bitiş çizgisi görünmüş, tahrik ve
öfke dolu sesinin kısılacağı ve mahkeme önlerinde ayakta bekleyeceği günler
yakınlaşmıştır'' diye konuştu.
Türkiye'nin yakın coğrafyasındaki ülkelerin kaynadığını ve toplumsal
karışıklıkların ateşinin hızla yükseldiğini ifade eden Bahçeli, ''Tunus'taki
gösteriler ve sonrasında meydan gelen gelişmeler üzerine hepimizin iyi düşünmesi
gerekmektedir. Tunus'u 23 yıl yöneten cumhurbaşkanının, yolsuzlukları ayyuka
çıkınca ülkesini terk etmek zorunda kalması da ibretlik bir hadise olmuştur''
dedi.
Türkiye'yi de doğrudan etkileyebilecek bir özelliğe sahip komşu
coğrafyalarda istikrarın ve güvenliğin bir an önce hakim olmasını dileyen
Bahçeli, ''Bu son gelişmelerden AKP hükümetinin de azami ölçüde gerekli sonuçları
çıkarması gerektiğini düşünüyorum. Geçmiş iktidar yıllarının vicdan muhasebesini
ve ahlaki değerlendirmesini yaparak hesap vermek için bugünden hazırlıklara
başlamasının yararlı olacağına da yürekten inanıyorum'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan'ın ''herkesle kavgalı olduğunu ve hoşgörüyle birlikte
tevazunun kendisine ne kadar yabancı olduğunu da her fırsatta ispatladığını''
savunan Bahçeli, şunları kaydetti:
''Çocukluğunda, mahalle aralarında kağıttan toplarla oynadığını ifade
eden Recep Tayyip Erdoğan yetişkinliğinde de Türk milletinin sinir uçlarıyla
oynamış ve tahrip etmiştir. Bu zihniyet sahibi için önemli olan sporun hoşgörüsü,
ahlakı, çevikliği, centilmenliği ve dinamizmi değildir. Rahatlıkla söyleyebiliriz
ki Başbakan Erdoğan ve hükümeti her alanda olduğu gibi sporda da gedikler açmaya
çalışmış, hükümet etme gücüyle siyasetin merkezine çekmek için her şirret yolu
denemiştir.
Nitekim Galatasaray Kulübümüzün yeni stadyumunun açılış törenlerinde bunu
bir kez daha görme fırsatımız olmuştur. Stadın açılışında kulüp taraftarlarını
tahrik edici konuşmalar, bu zamana kadar biriken toplumsal tepkinin ateşini
yükseltmiş ve protestolara neden olmuştur. Öyle ki TOKİ Başkanı olan zatın tariz
dolu ve zan altında bırakan sözleri, haklı bir infiale neden olmuş ve patron
edasıyla yaptığı konuşmasının cevabını misliyle almıştır. Tribünde alacaklı gibi
oturan Başbakan Erdoğan da, Galatasaray taraftarı kardeşlerimizin tepkisini
soğukkanlılıkla ve olgunlukla karşılamak yerine stadyumu terk etmiş ve
sinirlerine yine hakim olamamıştır. Sonrasında ise stadyumu yapanın ve parayı
verenin kendileri olduğunu ısrar vurgulamış ve kendisine yönelik organize bir
hareketin olduğunu ifade etmiştir. Üstelik danışmanından siyasetçisine tüm AKP
yandaşları Galatasaray taraftarlarına en pis ve iğrenç hakaretlerle saldırmışlar
ve protestoları en hafifinden nankörlükle itham etmişlerdir. Soruşturmalar
açılmış ve kameraların izlenmesiyle demokratik tepkisini gösterenler tespit
edilmeye çalışılmıştır. Bunun aynısını AKP zihniyeti, geçmişte şehit cenazelerine
katılan dava arkadaşlarımıza yönelik de uygulamıştı ve kameralarla ve zor
kullanarak kendisine yönelen tepkileri durduracağını zannetmişti.
İleri demokrasinin sözde savunucularının çirkin maskesi Türk Telekom
Arena Stadyumunda bir kez daha yerlere düşmüş ve kırılıp, dağılmıştır. Bu
zihniyet sahipleri için demokrasi ve ifade özgürlüğü yalnızca kendilerinin
anladığı ve dilediği şekilde olmalıdır. Başbakan'ı övmeyen, minnet duymayan,
şükran gösterileri yapmayan ve sözüm ona lütfettiği yardımlardan dolayı el etek
öpmeyen kim varsa organize işlerin bir parçasıdır. Sanırsınız ki Başbakan Erdoğan
servetinden ayırdığı paralarla ya da çocuklarının rızkından keserek stadyum
yapılmasına katkı sağlamıştır.''
Türkiye'nin krallık, emirlik, şahlık, sultanlık değil, milletin
egemenliğiyle vücut bulmuş bir Cumhuriyet olduğunu ifade eden Bahçeli, ''Hükümet
olarak yaptığınız harcamalar kendi özel hazinenizden değil, milletimizin cebinden
karşılanmaktadır. Tabiidir ki milletten aldığınızı yine millete vereceksiniz ve
bundan dolayı da minnet duyulmasını asla beklemeyeceksiniz'' dedi.
Yurdun her köşesine yapılacak hizmetlerin milletin hakkı, helali olduğunu
ve bedellerinin de vergilerle karşılandığını ifade eden Bahçeli, ''Bu gerçeği
görmeden ya da yok farz ederek; 'verdim, yaptım, dağıttım, yardım ettim' türünden
söz ya da imalar Türk milletine karşı yapılacak en büyük yanlış ve hakarettir.
Bir tarafta yoksul kardeşimize makarna, un, yağ, kömür dağıtarak siyasi baskı
altında tutan; öbür tarafta da 'stadyumu ben yaptım, tabi olun' diyen çürümüş ve
alçalmış zihniyetin takdir edersiniz ki iyi niyetinden, samimiyetinden ve
alicenaplığından bahsetmemiz mümkün değildir'' diye konuştu.
Bahçeli, her ne sebeple olursa olsun, toplu halde bulunulan yerlerde
demokratik itirazların kullanılmasında aşırıya kaçılmaması, başka kapılar
aralanmaması, küfür ve hakarete varan sözlere tevessül edilmemesi gerektiğini
söyledi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'ın zayıf gördüğü, diklenmesinin kendisine bir zarar
vermeyeceği ve kolaylıkla alt edebileceğini düşündüğü ya da iç politika malzemesi
olarak kullanmasına izin verilen kişi ve ülkelerle sürekli gerilim halinde''
olduğunu öne sürdü. Bahçeli, ''Mesela sahte İsrail kabadayılığı bunlardan
birisidir ancak ne hikmetse Türklüğe ve Türk milletine sataşanlara, hakir
görenlere, iftira atanlara ve geçmişimize dil uzatanlara karşı da sessizdir,
suskundur ve sinmiş bir haldedir'' diye konuştu.
Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan'ın, Yunanistan ziyareti sırasında
kamuoyuna yansıyan ve kabul edilemeyecek ''çirkin, küstah ifadeleri''nin bu
duruma örnek olarak gösterilebileceğini ifade eden Bahçeli, şöyle devam etti:
''Bu çerçevede, Yunanistan Cumhurbaşkanı'nın aziz milletimizi,
Ermenilerin ve Rumların katlinden sorumlu görmesi ve barbar sıfatını yakıştırması
alçaklığın son versiyonu olarak hafızalarımıza kazınmıştır. Geçmişin acı
hatıralarının şahitliğiyle açıklıkla söyleyebiliriz ki eğer ortada bir barbar ve
katil varsa o da bu kötü sözleri bize atfedenlerden başkası olmayacaktır.
Polatlı'ya kadar gelerek vatanımıza göz dikenlerin, Türk'ün şerefiyle ve
bağımsızlığıyla oynamaya kalkışanların, Doğu'da kanlı çetelerle sistematik kıyım
yapanların masumiyet zırhına bürünmeleri döktükleri kanları asla
temizleyemeyecektir. Caniliğin, kana susamışlığın, işgalciliğin, haydutluğun
taraflarının Türk milletine söz söylemeye ne kirli sicilleri ne de karanlık
geçmişleri asla müsaade etmeyecektir.''
Türkiye'nin, son günlerde kaygı verici tartışmaların, tahripkar
hadiselerin, art niyetli ve sorumsuz beyanatların gölgesi altında kaldığını ileri
süren Bahçeli, ''Siyasetin ahlaki derinliği kaybolmuş, kısır bir döngünün içine
hapsolmuş, incelik ve dengeden hızla uzaklaşmıştır. AKP ile CHP arasındaki 'oynak
ve kaynak' tartışmaları çapsızlığın ve vizyonsuzluğun hangi seviyelere ulaştığını
bariz bir şekilde ispat etmiştir. Aslında birbirini tamamlayan bu iki partinin,
perde arkasında aynı amaçlara hizmet ettikleri dikkatli ve milli gözlerden
kaçmayacaktır'' dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, teröre kuşkulu bakışı ve milli
konulardaki çekimser duruşunun, AK Parti ile aynı çizgide buluşmasını sağladığını
savunan Bahçeli, şöyle konuştu:
''Ne ilginç bir tesadüftür ki iki siyasi zihniyet de neredeyse İmralı'nın
dilini ve projelerini hayata geçirmek için birbiriyle yarış içine girmişlerdir.
İkisinin de kafasında İmralı canisinin affedilmesi vardır. Türklük değerleri,
Türk milletinin birliği ve Cumhuriyetin devamlılığı ikisinin de öncelikleri
arasında yoktur. Anamuhalefet Partisi Lideri'nin çelişkili ve kılıktan kılığa
giren siyasi mesajlarıyla, Başbakan Erdoğan'ın değişken ve tutarsız sözleri üst
üste örtüşmektedir. Başörtüsüyle eğitimlerini sürdürmek isteyen evlatlarımızın
önünde bu iki siyasi anlayış engel teşkil etmiştir.
Danıştay'ın, ALES sınavına başörtüsüyle girilemeyeceğine dönük verdiği
sorunlu ve tartışmalı karar, gerginlik yanlısı bu iki partinin ekmeğine yağ
sürmüştür. Ayrıca aklına geleni söylemek, 'laf olsun' diye konuşmak, tehlikeli
düşüncelere sahip olmak, AKP ve CHP Genel Başkanlarının ortak özellikleri
arasındadır. Çözüm ve çareyi yabancı başkentlerde aramak, çok konuşup bir şey
söylememek yine CHP ile AKP'nin benzeştiği alanlar olmuştur.
Sonuç itibarıyla, taviz ve teslimiyeti besin kaynağı yapan AKP'nin yanına
CHP'nin de düşmesi ülkemiz açısından hayırlı sonuçlar ortaya çıkarmayacaktır.''
''CHP'nin bölücü taleplere kapı açmasının ve arka çıkmasının da tuhaf ve
sancılı bir sürecin başladığına işaret ettiğini'' öne süren Bahçeli,
''Cumhuriyeti kurduğunu iddia eden CHP'nin PKK tezlerini savunan ve rezil
planlarını sahiplenen bir anlayış içinde olması savrulmadır, kendisi açısından
tarifi olmayan utanılacak bir durumdur. Hakikat komisyonunu kurulmasıyla ilgili
CHP beyanlarını milletimiz kaygıyla karşılamıştır'' şeklinde konuştu.
''Bölücü taleplere şirinlik yapan Anamuhalefet Lideri, İmralı'daki
bölücübaşının kanlı projelerine destek vererek aynı safta yer almıştır'' diye
konuşan Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bundan sonra CHP ne diyecektir ve ihanete prim veren bu tutumunu nasıl
izah edecektir? AKP'nin izinden yürüyen Anamuhalefetin kabullerinden saptığı,
milli ilkeleri bir yük gibi gördüğü ve üniter devlet yapısını fantezi olarak
değerlendirdiği ortadadır. AKP'yle CHP aynı sahnede buluşmuşlar, önde kavga
ederken, arkada el ele Türkiye'nin geleceğini karartmanın meşum planlarını
yapmaya başlamışlardır. Artık önümüzdeki süreçte AKP, CHP ve PKK'nın tavırlarında
paralellik olacağını söylememiz yanlış olmayacaktır.
Türkiye'nin temellerinde oynama yaparak kaynaşma sağlanacağını düşünen bu
sefil siyaset tüccarlarının milletimizden hak ettiği cevabı en iyi şekilde
alacaklarını hep birlikte yaşayarak göreceğimizden kuşku duymuyorum.
Ateş çemberinden geçmekte olan ülkemizin, çok ciddi bir beka sorunuyla
karşı karşıya olduğu tartışmasızdır. Türk milleti kimlik bölünmelerine ve dönüşü
olmayan etnik kargaşaya itilmek istenmektedir. CHP de böylesi bir sürecin
figüranları arasında yerini almış ve tarafını böylelikle netleştirmiştir.''
Türkiye'nin, geleceğini tayin edecek tarihi bir yol ayrımına hergün biraz
daha yaklaşıldığına dikkati çeken Bahçeli, milli ve manevi değerlerin iktidarın
yol göstericiliğinde ve müsamahakar tutumu sayesinde darbe üstüne darbe aldığını
öne sürdü. Bahçeli, şöyle devam etti:
''Bölücü teröristlerin törenlerle karşılanmasından yaklaşık 15 ay sonra
bu defa da Hizbullah militanları halaylar eşliğinde serbest kalmış ve bunlar
karşısında milletimizin yüreği burkulmuştur. Yüzlerce insanın kanına giren
caniler rahata erdikten sonra sıradan suçlu muamelesi görerek mutat kontrol
prosedürüyle taltif edilmişler ancak buna dahi riayet etmemişlerdir. Kendilerine
sunulan AKP imkanını kullanmışlar ve adaletten kaçmışlardır. Katiller, AKP
hükümetinin açtığı kapıdan göstere göstere çıkıp gitmişler ve büyük bir skandalın
yaşanmasına sebep olmuşlardır.
Şimdi sırada İmralı canisinin hapis cezasını evde geçirme dayatmasının ve
pazarlığının ne şekilde karşılanacağı konusuna gelmiştir. AKP'nin önümüzdeki
seçimlerde istediği siyasal neticeyi aldığı takdirde, bölücübaşı için gün
doğacaktır ve serbest kalmasının ilk durağı olan ev hapsi hayata geçebilecektir.
AKP iktidarıyla birlikte adalet duygusu körelmiş ve hukukun üstünlüğü komaya
girmiştir.
Anayasa Mahkemesinin ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun tanzim
edilmesiyle önüne çıkabilecek pürüzleri etkisizleştirmeyi hedefleyen Başbakan,
gözünü şimdi de Danıştay ve Yargıtaya dikmiştir. Hazırlanan uyum yasaları
gereğince, AKP'nin etki ve tesir alanında bulunan Anayasa Mahkemesi'ne, bu iki
üst yargı kurumunun üzerinde bir pozisyon verilmesinin hedeflendiği
anlaşılmaktadır.''
Hukukun kapsamlı bir reforma tabi tutulmasının kaçınılmaz olduğunu
belirten Bahçeli, özellikle yandaş yargı girişimlerinin yoğunlaşmasıyla birlikte
verilen kararların doğruluğunun daha çok tartışmalı bir duruma geldiğini ileri
sürdü.
Türkiye'nin problemlerinin katlanılamaz bir boyuta ulaştığını ve her gün
yeni bir badirenin tüm kasvetiyle ortaya çıktığını ifade eden Bahçeli, özel
hayatın dokunulmazlığından dizi ve heykel tartışmalarına kadar her meselenin
anında içinden çıkılmaz bir soruna dönüştüğünü söyledi.
''Başbakan Erdoğan'ın gündem saptırması ve sanal gerginlik alanları inşa
etmesinin, bir bakıma çaresizliğinin ve tükenmişliğinin de delili'' olduğunu öne
süren Bahçeli, ''Ülkemizin içinde kıvrandığı sorunların hiçbiri aşılamayacak
değildir. Hepsinin bir makul ve kalıcı bir çözümü vardır. Milletimize, 'Karar Anı
Geliyor, Ses Ver Türkiye, Sesime Kulak Ver Türkiye' sözleriyle umut olacağız.
Türk milletine sesimizi duyuracağız, sesini duyacağız ve sorunlarına çare
olacağız. Sözlerimizle, bakışlarımızla ve kurduğumuz gönül köprüsüyle
milletimizle bütünleşeceğiz'' diye konuştu.
Bahçeli, 28 Ocak Cuma günü seçim beyannamesini açıklayacaklarını da
bildirdi.
(11:57)
