2013-03-12 - 16:00
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mehmet Sağlam başkanlığında toplandı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mehmet Sağlam başkanlığında toplandı.

Erzurum'un düşman işgalinden kurtuluşu ve İstiklal Marşı'nın kabulünün yıl dönümleri dolayısıyla gündem dışı söz alan AK Parti Erzurum Milletvekili Adnan Yılmaz,Erzurum'un kurtuluşu uğruna canlarını ve kanlarını feda eden şehit ve gazileri andı.

Erzurum'un 1916-1918 yılları arasında 50 bin şehit verdiğini belirten Yılmaz, kentte 12 Mart 1918'de verilen hürriyet ve istiklal mücadelesinin milli mücadeleye ışık tuttuğunu söyledi. Yılmaz, ''Bağımsızlığımızın temelini oluşturan Cumhuriyet'e giden yolun en büyük kilometre taşı Erzurum'da atılmıştır. Gazi Mustafa Kemal, 23 Temmuz 1919'da Erzurum kongresini gerçekleştirdi, üniformasını Erzurum'da çıkardı, Türk Bayrağı göndere Erzurum'dan çekildi'' diye konuştu.

Adnan Yılmaz, İstiklal Marşı'nın kabul edilişinin 92. yıl dönümü dolayısıyla da ''Milletvekili olarak aynı sıfatı taşımaktan gurur duyduğum Mehmet Akif Ersoy'u rahmet, şükran ve minnetle anıyorum'' dedi.

CHP Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, hafta sonu Edremit'te meydana gelen sel felaketiyle ilgili gündem dışı konuşmasında yaraların kapatılmasıyla ilgili beceriksiz ve koordinasyonsuz davranıldığını öne sürerek, hükümetin gönderdiği paranın vatandaşlar arasında ayrım gözetilmeden kullanılmasını istedi.

MHP Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk de Erzurum'daki TOKİ konutlarında oturanların sorunlarını gündeme getirerek, Sosyal Yardımlaşma Vakfı öncülüğünde TOKİ tarafından yapılan 456 konutun, burada yaşayanları sosyal hayattan mahrum bıraktığını savundu. Konutların bulunduğu bölgeye ulaşım hizmeti götürülmediğini, insanların adeta yarı açık cezaevi koşullarında yaşadığını iddia eden Öztürk, ''Burada yaşayanlar, bölgeye Belene Kampı adını vermişlerdir'' dedi.

TBMM Genel Kurulu, bu hafta, Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı ile Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu Tasarısı'nı yasalaştırmak için çalışacak.

AK Parti, Danışma Kurulu toplanamadığı için Meclis'in haftalık çalışma programına ilişkin önerisini, TBMM Genel Kurulu'na, grup önerisi olarak getirdi.

Önerinin görüşmelerinde AK Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Doğan Kubat ve AK Parti Isparta Milletvekili Recep Özel, söz alarak çalışma takvimine ilişkin bilgi verdi. Kubat ve Özel, Ordu'nun büyükşehir olmasına ilişkin kanun teklifinin komisyonda kabul edilmesi halinde, Perşembe günü Genel Kurul'da görüşüleceğini söyledi.

Grup önerisi aleyhinde konuşan MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, TBMM Başkanlığı'nın, İstiklal Marşı'nın kabul edildiği günde özel bir gündem yapması, bunun her yıl tekrarlaması gerektiğini ifade etti.

CHP Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz, öneri aleyhinde söz alarak, Silivri'de yargılama değil, yargısız infaz yapıldığını öne sürdü.

AK Parti'nin grup önerisi kabul edildi. Buna göre, Genel Kurul bugün, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın sözlü soruları yanıtlamasının ardından uluslararası anlaşmaların onaylanmasını uygun bulan 5 kanun tasarısını görüşecek.

Genel Kurul, yarın, görüşmeleri geçen hafta yarım kalan Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı'nı yasalaştırıncaya kadar çalışacak.

İçişleri Komisyonu'nun Ordu'nun büyükşehir olmasına ilişkin kanun teklifinin görüşmelerini tamamlaması halinde, teklif, Genel Kurul gündemine Perşembe günü gelecek. Eğer teklif, Perşembe gününe kadar yetişmezse, Genel Kurul, Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu Tasarısı'nı ele alacak.

Başbakanlığın, Suç Gelirlerinin Aklanması, Araştırılması, El konulması, Müsaderesi ve Terörizmin Finansmana İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi'nin onaylandığının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısının geri gönderilmesi talebine ilişkin tezkeresi de Genel Kurul'da kabul edildi.

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, 1 Ocak 2002-8 Mart 2012 tarihleri arasında meydana gelen terör olaylarında 94 polis, 724 asker, 96 geçici köy korucusu olmak üzere 914 güvenlik görevlisinin şehit olduğunu, 449 vatandaşın hayatını kaybettiğini bildirdi.

Yılmaz, TBMM Genel Kurulu'nda milletvekillerinin sözlü sorularını yanıtladı.

Bakan Yılmaz, Türkiye'de son dönemde insan haklarının geliştirilmesi konusunda önemli adımlar atıldığına işaret etti.

Gayrimüslim azınlıkların da etnik, dini kökenine bakılmaksızın, tüm vatandaşlara yönelik hükümetçe sürdürülenin kapsamlı reform sürecinin getirdiği yüksek standartlardan yararlandığını belirten Yılmaz, ''Rum Ortodoks azınlığın taleplerinin karşılanmasına yönelik olarak son dönemde bir çok hak sağlanmıştır. Rum Ortodoks azınlık tarafından bu gelişmeler memnuniyetle karşılanıyor. Heybeliada Ruhban Okulu'na ilişkin çalışmalarımızda yapıcı bir anlayışla ve ilgili kurum, kuruluşlarımızla, konunun tüm veçhelerini dikkate almak suretiyle bir çalışma sürdürmekteyiz'' dedi.

Yılmaz, 1 Ocak 2002-8 Mart 2012 tarihleri arasında meydana gelen terör olaylarında 94 polis, 724 asker, 96 geçici köy korucusu olmak üzere 914 güvenlik görevlisinin şehit olduğunu, 449 vatandaşın hayatını kaybettiğini açıkladı.

Çeşitli sorunlarla örülü Ortadoğu coğrafyasının, başlıca ilgi alanlarından biri olduğunu dile getiren Yılmaz, Ortadoğu haklarıyla kültürel ve beşeri bağların, bölgedeki gelişmelerin Türkiye'ye doğrudan dolayı etkilerinin, kendilerini bölge sorunlarına odaklanmaya mecbur bıraktığını kaydetti.

Yılmaz, bölgedeki ihtilaflara doğrudan taraf olmayan Türkiye'nin, bölgede kalıcı barış ve istikrarın kurulması için elinden gelen her türlü katkıyı yaptığını dile getirdi.

Suriye yönetiminin, halkın meşru taleplerini yerine getirmek yerine, halkı baskı ve şiddetle sindirme yolunu seçtiğini vurgulayan Yılmaz, bir yönetimin, halkına karşı her türlü şiddet yöntemini kullanan bir mücadeleye girmesinin kabul edilemeyeceğini belirtti.

Yılmaz, Suriye'de akan kanın bir an önce durması, Suriye halkının haklı talep ve beklentileri doğrultusunda siyasi geçiş sürecinin başarıyla tamamlanmasını temenni ettiklerini vurguladı. Yılmaz, Suriye'nin geleceğini, Suriye halkının belirleyeceğini kaydetti.

İsrail'in işlediği suçları kabul ederek özür dilemeden, tazminat ödemeden ilişkilerde olumlu bir sonuç beklenmemesi gerektiğini dile getiren Yılmaz, İsrail'in Gazze'ye uyguladığı insanlık dışı ablukaya son vermeden, uluslararası platformda içine düştüğü yalnızlıktan kurtulmasının mümkün olmadığını ifade etti. Yılmaz, İsrail'in izlediği politikalar nedeniyle içine düştüğü yalnızlığın ortada olduğunu, bunu sadece Türkiye'nin değil, BM üyesi, sağduyu sahibi herkesin dile getirdiğini söyledi.

Bakan Yılmaz, Türkiye'nin, bugüne değin Büyük Ortadoğu Projesi olarak adlandırılan herhangi bir projede hiçbir rol üstlenmediğini, bu adı taşıyan bir projede bulunmadığını bildirdi.

Büyük Ortadoğu Projesi ile kast edilenin geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika girişimin olduğunun varsayıldığını anlatan Yılmaz, bu girişimin, bölgede barış, istikrar, sürdürülebilir kalkınma ve ekonomik refahı amaçlayan bir dönüşüm projesi olarak ortaya çıktığını kaydetti. Yılmaz, bu projenin, 8-10 Haziran 2004'de ABD'de düzenlenen G-8 Zirvesi sırasında başlatıldığını ifade etti.

Yılmaz, Türkiye'nin bu girişim kapsamında eşbaşkanlık ya da herhangi bir rolünün bulunmadığını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Ülkemiz bölgenin en önemli demokratik ve önde gelen ülkesi olma vasfıyla, yapılan davet üzerine bu girişime demokratik ortak sıfatıyla katkıda bulunmuştur. Bu katkı tamamen kendi özgür ve serbest irademizle, herhangi bir yükümlülük altına girmeksizin gerçekleştirildi. Ülkemiz, bölgedeki ülkelerin kalkınma ve demokratikleşme ihtiyaçlarına destek olabilecek, uluslararası bir çaba olarak değerlendirmiş ve desteklemiştir. Türkiye'de belirli çevrelerin, uzun zamandır herhangi bir fonksiyonu kalmamış ve gündemden düşmüş olan bu girişimi, ısrarla ve sürekli olarak gündemde tutmaya, açıklanan içeriğinden farklı anlamlar yükleyerek, hükümetimizi veya ülkemizi gizli bir gündemin, komplonun parçası olarak takdim etmeye çalışması, gerçekle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Hiçbir Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin, bölge ülkelerinin toprak bütünlüklerine, sınırlarının değişmezliği ve egemenlik ilkesine aykırı hareket etmesi, bu yönde olabilecek herhangi bir planın parçası olması düşünülemez. Böyle bir durum geçmişte olmadığı gibi, bugün de söz konusu değildir. İzlediğimiz dış politika, bu yönde olabilecek her türlü girişimin önüne bir set oluşturacak nitelikte olduğu gibi bölgesel barış, istikrar ve güvenliğin en büyük teminatıdır.''

Yılmaz, köklü tarihi, kültürel ve insani bağların bulunduğu, ikili ilişkilerin geliştirilmesi için son 10 yılda büyük emek harcanan Suriye ile ilişkileri karşı karşıya getirecek bir çatışma ortamı yaratılmasının, hiçbir şekilde dış politika hedefleri olamayacağını kaydetti.

Bakan Yılmaz, Suriye'yi kana bulayan, ülkeyi şiddet sarmalına sürükleyen Suriye yönetimi karşısında, Türk halkının başından beri kararlılıkla durduğu noktanın, Suriye halkının yanında yer alması olduğunu belirtti.

Türkiye'nin, Suriyeli muhalif guruplara silah sağlanmasına yönelik bir faaliyete girişmesinin söz konusu olmadığının altını çizen Yılmaz, ''Türkiye, Suriye halkının meşru taleplerini barışçı yollardan dile getirmesinin yararına inanmakta, muhalefet ile temaslarında barışçıl yollarının reddedilmemesi gerektiğini kuvvetle vurgulamaktadır. İç karışıklıkların yaşandığı, çatışma ortamının olduğu ülkelerde kaçakçılık faaliyetlerinin artığı vakadır. Suriye'de kaçak olarak ele geçirildiği ileri sürülen silahların önemli bir kısmının menşeinin Suriye rejimine destek veren ülkeleri kapsadığı bir gerçektir'' diye konuştu.

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, belediye ve il özel idarelerinde yaklaşık 17 bin, KİT'lerde 76 bin 785 sözleşmeli personel çalıştığını belirtti.

TBMM Genel Kurulu'nda sözlü soru önergelerini yanıtlayan Yılmaz, 2003'te 114, 2004'te 36, 2005'te 41, 2006'da 63, 2007'de 148, 2008'de 25, 2009'da 62, 2010'da 341, 2012'de 42 olmak üzere toplam 872 iktisadi ve idari bilimler fakültesi mezununun öğretmen ya da Milli Eğitim Bakanlığı'ndaki başka kadrolarda istihdam edildiğini söyledi.

Yılmaz, fen edebiyat fakültesi mezunlarından 2003'te bin 964, 2004'te bin 866, 2005'te 983, 2006'da bin 564, 2007'de bin 456, 2008'de bin 208, 2009'da bin 611, 2010'da 5 bin 43, 2011'de 5 bin 498 olmak üzere toplam 21 bin 193 kişinin öğretmenliğe ya da bakanlığın diğer kadrolarına atandığını kaydetti.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş hakkındaki bir ihale yolsuzluğu iddiasıyla ilgili Danıştay 1. Dairesi'nin, İçişleri Bakanlığı'nın soruşturma izni verilmemesi kararını kaldırdığını anlatan Yılmaz, açılan davaların safahatına ilişkin bilgi bulunmadığını belirtti.

Yılmaz, İSMEK ihalelerine ilişkin denetimlerde de mevzuata aykırı durum tespit edilmediğini bildirdi.

Çeşitli soruların yanıtlarında Türkiye'nin makro ekonomik göstergeleri hakkında bilgi veren Yılmaz, Türkiye'nin en hızlı büyüyen ekonomiler arasında yer aldığını, milli gelir ve kişi başına yıllık gelirin arttığını ifade etti.

Kamu kurum ve kuruluşlarında 25 bin 266 geçici personel istihdam edildiğini belirten Yılmaz, geçici personele aile yardımı verilmesine ilişkin hüküm bulunmadığını, bu konuda herhangi bir çalışma da olmadığını söyledi.

İsmet Yılmaz, Türkiye'de boşanma oranının AB ülkelerine göre oldukça düşük olduğunu vurguladı. AB ülkelerinde evlenme oranı azalırken, Türkiye'de artış gösterdiğine dikkati çeken Yılmaz, ''Boşanma istatistiklerinin tek değişkenle açıklanması mümkün değildir. Boşanma verilerinde ciddi artış olmasa dahi ilgili bakanlık tarafından aile kurumunu güçlü kılacak faaliyetlere devam edilmektedir'' dedi.

Kamu kurum ve kuruluşlarında çeşitli kanun, KHK ve Bakanlar Kurulu kararlarıyla sözleşmeli personel istihdam edilebildiğini belirten Yılmaz, belediye ve il özel idarelerinde yaklaşık 17 bin, KİT'lerde 76 bin 785 sözleşmeli personel istihdam edildiğini kaydetti.

Yılmaz, kamuda, 187 bin 280'i Devlet Memurları Kanunu'nun 4-b hükmüne tabi olmak üzere toplam 197 bin 350 sözleşmeli personelin 21 Aralık 2012 tarihi itibariyle memur kadrolarına atandığını söyledi.

Sözleşmeli personelin memur kadrosuna kanunla geçirilebileceğine işaret eden Yılmaz, Devlet Personel Başkanlığı'nda bununla ilgili çalışma bulunmadığını belirtti.

Yılmaz, son 10 yılda hastalık, ailevi geçimsizlik, geçim zorluğu, ticari başarısızlık, olumsuz ilişkiler ve öğrenimde başarılı olamama gibi nedenlerden kaynaklanan ruhi bunalımlar sonucunda 26 bin 745 kişinin intihar ettiğini açıkladı.

Bakan Yılmaz, intihar olaylarının önlenmesi konusunda sosyal içerikli projeler üretilerek yaşama geçirilmesi gerektiğinin değerlendirildiğini ifade etti.

Eğitim öğretimin niteliğini artırmak amacıyla FATİH Projesi kapsamında, tüm temel ve ortaöğretim kurumlarında her dersliğin akıllı tahta, internet altyapısı ve çeşitli dokümanlarla donatılacağını anlatan Yılmaz, ilk etapta 3 bin 657 ortaöğretim kurumunun ihalesinin tamamlandığını ve sözleşme imzalandığını sözlerine ekledi.

CHP ve MHP milletvekilleri, Türkiye ile Kazakistan Arasında Antalya Kemer'deki Taşınmazın Kazakistan'a Kullandırılmasına İlişkin Protokolde değişiklik yapan protokolü onaylayan kanun tasarına tepki gösterdi.

TBMM Genel Kurulu'nda, Türkiye ile Kazakistan Arasında 13 Aralık 1993 Tarihli Türkiye ile Kazakistan Arasında Antalya Kemer'deki Taşınmazın Kazakistan'a Kullandırılmasına İlişkin Protokole Değişikliklerin ve Eklemelerin Yapılmasına Dair Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı görüşülüyor.

CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, bu tasarının kabul edilmesi halinde, 12 Mart'ın, ''yolsuzluğun ve usulsüzlüğün kanunla korunduğu bir tarih olacağını'' savundu.

''Bu tasarıyı hangi vicdanla getirdiniz-'' diye soran Atıcı, ''Bu sakat tasarıyı, bu saçma sapan ve sizi rezil edecek tasarıyı yine çoğunluğunuza dayanarak geçireceksiniz, öyle görünüyor'' dedi.

Atıcı, Türkiye ile Kazakistan arasında 13 Aralık 1993'te bir protokol imzalandığını, ''Kardeşlerimizsiniz, buyurun, gelin Antalya'ya, size 44 bin 370 metrekare arazi hibe ediyoruz. Burada bir rezidans, konukevi yap, senin de şanın yürüsün'' denildiğini belirtti. Atıcı, daha sonra verilen bu alandan daha fazla alan üzerinde, etrafındaki alanlar gasp edilerek, 44 bin 954 metrekarede bir otel inşa edildiğini, 22 bin 302 metrekarelik bir konukevi daha yapıldığını ifade etti.

Aytuğ Atıcı, ''Tam 67 bin 256 metrekare bir alan Kazakistan tarafından bir şekilde gasp ediliyor. Bunun 44 bin 370'ini biz veriyoruz, helal olsun ama geri kalan kısım tamamen gasp ediliyor. AKP Hükümeti, Kazakistanlı kardeşlerimizi tekrar çağırdı, 'Gelin bunu temizleyelim, siz burayı gasp etmişsiniz ama biz burayı size tekrar verelim, biz de bundan biraz kar elde edelim' dedi. Bu yolsuzluğun kanun haline getirilmesinin altında Başbakan'ın imzası var. 49 yıllığına verilen bir araziyi nasıl olur da ilelebet, ömür boyu peşkeş çekersin, onun hesabını ver'' diye konuştu.

AK Parti'li milletvekilleri, Atıcı'nın konuşmasına, ''Çizmeyi çok aşıyorsunuz'', ''Terbiyesizlik etme'' diye tepki gösterdi.

MHP Grubu adına söz alan Antalya Milletvekili Tunca Toskay, aynı konuda 1993 ve 2012 yıllarında iki protokol bulunduğunu; ikinci protokolün, ilk protokoldeki bazı hükümleri değiştirdiğini belirtti. Toskay, aynı tarihlerde Kazakistan dahil 5 Türk Cumhuriyetine Antalya'da benzer araziler tahsis edildiğini ancak sadece Kazakistan'a tahsis edilen araziyle ilgili ikinci bir protokolün yapılması ihtiyacının ortaya çıktığını ifade etti.

Toskay, 2012'de yapılan protokoldeki hükümlerin, 1993 protokolünün amacından tamamen farklı olduğunu savunarak, ''Yeni protokolün, kamu yararı ilkesi gütmediğini, aksine özel ticari çıkarları koruduğu ve meşrulaştırdığına inanmaktayız. Burada, özel sektörün işlettiği turistik tesis var. Başlangıcından itibaren Türk mevzuatına aykırı olarak başlamış. Yeni protokolde, '2001'den 31 Aralık 2010 tarihine kadar buranın bedelsiz olarak kullandırılması...' geliyor. 67 bin metrekarelik arazi alınıyor, Maliye buna evet diyor, Turizm Bakanlığı sesini çıkartmıyor, bu mızrağı nasıl çuvala sokacağım formülünü de Dışişleri Bakanlığı ayarlıyor. Demek ki bu problemin çözülmesini isteyen bu üç bakanlığın da üstünde bir büyük otorite var'' görüşünü savundu.

AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli de tasarı üzerinde grubu adına yaptığı konuşmada, 1993'te Kazakistan'a 44 bin 370 mertekarelik orman arazisinin, dinlenme tesisi yapılması için tahsis edildiğini anımsattı.

Canikli, 1993-2001 yılları arasında protokolde belirtilen amacına uygun inşaat yapıldığını, ancak daha sonra beş yıldızlı otel olduğu tespit edilen inşaatın yapıldığını, 2001'de de inşaatın tamamlandığını söyledi. Canikli, ''Eğer buna göz yumulması yolsuzluksa, AK Parti 2001'e kadar bunun neresinde? Ayıp değil mi- AK Parti'nin, bununla uzaktan yakından ne ilgisi var- İnşaatın bittiği süreye kadar AK Parti kurulmamış. Arazi 44 binden 67 bine ne zaman çıktı? Antalya Defterdarlığı'nın 10 Mart 1998 tarihli yazısında, bu tarihte inşaatla ilgili ölçüm yapıldığı, arazinin 67 bin 250 metrekare olduğu belirtiliyor. 22 bin metrekarelik AK Parti döneminde ilave edildi dediniz, sözünüzü geri kalın ve özür dileyin. Hata ise hata bizim dönemde gerçekleşmiyor, beş yıldızlı otel, inşaatlar bizim dönemde yapılmıyor'' diye konuştu.

Soru cevap bölümünde muhalefet milletvekilleri eleştirilerini devam ettirirken, tartışmalar sürdü.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, tasarıyla ilgili farklı yorumlar yapıldığını, ancak hiçbir soru sorulmadığını söyledi.

''Yamuk insanları ayıklamak ne kadar görevimizse, dürüst çalışanları aynı şekilde ifadelendirmek görevimiz olması lazım'' diyen Yıldız, güçlerini şeffaflıktan aldıklarını belirtti.

Seviyesiz konuşmalar yapıldığını ifade eden Yıldız, ''Ben hakaret edenlere veballerini üzerine ilave ederek iade ediyorum. Dünya var, ahiret var. Uluorta geniş cümlelerle kimsenin konuşma hakkı olmaz'' dedi.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DÖKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***