2015-06-01 - 12:44
İç Denetim Koordinasyon Kurulu'nun, Dünya Bankası ile ortaklaşa hazırladığı "Performans Denetimi Rehberinin Tanıtımı ile Pilot Performans Denetimi Uygulama Sonuçlarının Paylaşım Semineri" bugün Ankara'da başladı. Seminerin açılış konuşmalarından birini de TBMM Genel Sekreteri Dr. İrfan Neziroğlu yaptı.
İç Denetim Koordinasyon Kurulu'nun, Dünya Bankası ile ortaklaşa hazırladığı "Performans Denetimi Rehberinin Tanıtımı ile Pilot Performans Denetimi Uygulama Sonuçlarının Paylaşım Semineri" bugün Ankara'da başladı. Seminerin açılış konuşmalarından birini de TBMM Genel Sekreteri Dr. İrfan Neziroğlu yaptı.
TBMM Genel Sekreteri Neziroğlu, seminerin verimli geçmesini dileyerek, bu seminere katılmaktan dolayı heyecan duyduğunu ve performans denetiminin çok önemli bir konu olduğunu ifade etti.
Performans denetiminin, kamu kurumlarının en önemli sorunu olduğu görüşünü savunan Neziroğlu, bu konuda Meclis'te ciddi mesafeler kat edildiğine, kamu kurumlarında da bunun geçerli olduğuna dikkat çekti. Neziroğlu, "Fakat performans denetiminde arzu edilen noktada olmadığımızı söyleyebiliriz. Performans denetimini sağlıklı bir şekilde yapamayınca kurumun işlerinin yürümesi, personelin motivasyonu gibi noktalarda zorluk çekiyoruz. Çalışanla çalışmayanı bir şeklide mutlak surette ayırt etmemiz gerekiyor. Bunun için de bir takım bağımsız kriterler çerçevesinde bu denetimi yapabilmemiz lazım, hem dünyadaki örnekleri inceleyerek, hem de Türkiye'de bu alanda yapılan çalışmaları inceleyerek, tecrübeleri birleştirerek" ifadelerine yer verdi.
Bu incelemelerin özellikle kamu kurumlarında ön plana çıkması gereğine vurgu yapan Neziroğlu, özel sektörün konuyla ilgili olarak daha fazla mesafe kat ettiğini ancak kamuda da bu performans denetiminin mutlaka oturtulması gerektiğini söyledi.
Denetimin de son derece önemli bir konu olduğunu belirten Neziroğlu şunları söyledi:
"Denetim olmazsa keyfilik oluyor. 'Ben yaptım, oldu' oluyor. Kamu kurumlarında bizler vatandaşların işlerini kolaylaştırmaya çalışıyoruz, onlar için çalışıyoruz. O zaman en dipteki personelden en tepedeki yöneticiye kadar herkesin mutlak surette denetime açık olması lazım. Denetimin amacı yapmaktır, yıkmak değil. Gerek iç denetim, gerek dış denetimde yıkıcı değil, yapıcı olmak lazım.
Denetimde yapıcılığı ön plana çıkarmak lazım. Belki kamu kurumlarına biraz süre de vermek lazım. Verilen süre içerisinde o denetimin gereği yerine getirilmemişse bu defa onu en katı şekilde raporlandırmak gerekiyor.
Toplum olarak denetimden çok fazla hoşlanmadığımızı söyleyebiliriz. Biz denetlemekten hoşlanıyoruz ama denetlenmekten çok fazla hoşlanmıyoruz. Devlet memuru arkadaşımız bir üstündeki şube müdüründen başlayın da cumhurbaşkanına kadar herkesi çok rahatlıkla eleştirebiliyor. Ama çuvaldızı kendimize batırmaya gelindiğinde ona çok yaklaşmıyoruz. Bizim normalde iğneyi başkasına, çuvaldızı kendimize batırmamız lazım, biz çuvaldızı başkalarına rahatlıkla batırıyoruz, kendimize iğneyi dahi batırmıyoruz."
Denetim olmadan işlerin sağlıklı yürümesinin mümkün olmayacağını söyleyen Neziroğlu, insanoğlunun hata yapmaya meyilli olduğunu, bir denetim mekanizmasının mutlaka olması gerektiği görüşünü savundu.
İç denetimin nispeten daha yeni bir mekanizma olduğunu belirten Neziroğlu şöyle konuştu:
"Bu tür toplantıları son derece önemsiyorum. Tecrübelerimizi paylaşmamız lazım, kamuyla da, özel sektörle de. Özel sektörde de çok ciddi bir tecrübe var. İyi neredeyse, gidip onu almamız gerekir diye düşünüyorum. Bu noktada özel sektörün tecrübelerinden de faydalanmamız gerekiyor. Kamu kurumları olarak da birbirimizin yaptığı işlerden haberdar olmamız gerekiyor. Bu noktada kurumsal bir taassup veya alınganlık içerisinde de olmamamız gerekiyor. Sonuçta bu devlet için çalışıyoruz, bu millet için çalışıyoruz."
Kamuda ciddi bir iletişim eksikliği olduğuna dikkat çeken Neziroğlu, bunun maliyetinin devlete de kamu kurumlarına da maliyetinin fazla olduğunu söyledi. "Sağlıklı bir iletişim kurabilsek bundan bireysel olarak da kazanacağız, kurumsal olarak da kazanacağız, devletimiz de milletimiz de kazanacak" ifadelerine yer veren Neziroğlu şunları kaydetti:
"Biz Meclis'te zaman zaman aynı işi yapan yöneticileri bir araya getirdik, bunların bir kısmı devam ediyor. Ümit ediyorum bu tecrübeler paylaşılır. Biz Meclis olarak Yürütme'nin bir parçası değiliz, biz Yasama organıyız ama bunu şunun için yapıyoruz: Biz bir adım atalım, daha sonrasında hangi kurum işin sahibiyse o kurumun devam etmesi lazım. Tecrübe paylaşımını önemsiyoruz. Bir taraftan da aslında örnekleri kurumlar olarak gerçekleştirmemiz lazım. Biz böyle bir şeyi anlatarak uzlaşmakta da zorlanıyoruz. Benim görebildiğim, mesafe kat etmenin en iyi yolu, işi en iyi şekilde yapmak. Siz iyi bir şekilde yaptığınızda bir şekilde bu mutlaka duyuluyor ve başka kamu kurumları da gelip sizin tecrübenizi paylaşmaya çalışıyor.
Biz Meclis'te hedef olarak şunu belirledik: Türkiye Büyük Millet Meclisi en iyi kamu kurumu olacak. TBMM'nin bulaşıkçısı da en iyi olacak, temizlikçisi de en iyi olacak, grafik tasarımcısı da, kürsüdeki yasama uzmanı da? Herkes en iyi olacak. Bunun mücadelesini vermeye çalışıyoruz. Burada da denetim önemli. İç denetimden tabi kurumların denetimini kast ediyoruz ama bir iç denetim daha var ki insanın kendi vicdan denetimi? Keşke onu çok sağlıklı çalıştırabilsek de iç denetime, dış denetime ihtiyaç kalmasa. Ama denetleniyor olduğunuzu bilmek, işlerin kalitesini arttırıyor, oradaki keyfiliği ortadan kaldırıyor."
Neziroğlu, seminerden çıkacak olan sonuçların kamu kurumlarının iç denetim performanslarını olumlu bir şekilde etkilemesini diledi.
TBMM Genel Sekreteri Neziroğlu, seminerin verimli geçmesini dileyerek, bu seminere katılmaktan dolayı heyecan duyduğunu ve performans denetiminin çok önemli bir konu olduğunu ifade etti.
Performans denetiminin, kamu kurumlarının en önemli sorunu olduğu görüşünü savunan Neziroğlu, bu konuda Meclis'te ciddi mesafeler kat edildiğine, kamu kurumlarında da bunun geçerli olduğuna dikkat çekti. Neziroğlu, "Fakat performans denetiminde arzu edilen noktada olmadığımızı söyleyebiliriz. Performans denetimini sağlıklı bir şekilde yapamayınca kurumun işlerinin yürümesi, personelin motivasyonu gibi noktalarda zorluk çekiyoruz. Çalışanla çalışmayanı bir şeklide mutlak surette ayırt etmemiz gerekiyor. Bunun için de bir takım bağımsız kriterler çerçevesinde bu denetimi yapabilmemiz lazım, hem dünyadaki örnekleri inceleyerek, hem de Türkiye'de bu alanda yapılan çalışmaları inceleyerek, tecrübeleri birleştirerek" ifadelerine yer verdi.
Bu incelemelerin özellikle kamu kurumlarında ön plana çıkması gereğine vurgu yapan Neziroğlu, özel sektörün konuyla ilgili olarak daha fazla mesafe kat ettiğini ancak kamuda da bu performans denetiminin mutlaka oturtulması gerektiğini söyledi.
Denetimin de son derece önemli bir konu olduğunu belirten Neziroğlu şunları söyledi:
"Denetim olmazsa keyfilik oluyor. 'Ben yaptım, oldu' oluyor. Kamu kurumlarında bizler vatandaşların işlerini kolaylaştırmaya çalışıyoruz, onlar için çalışıyoruz. O zaman en dipteki personelden en tepedeki yöneticiye kadar herkesin mutlak surette denetime açık olması lazım. Denetimin amacı yapmaktır, yıkmak değil. Gerek iç denetim, gerek dış denetimde yıkıcı değil, yapıcı olmak lazım.
Denetimde yapıcılığı ön plana çıkarmak lazım. Belki kamu kurumlarına biraz süre de vermek lazım. Verilen süre içerisinde o denetimin gereği yerine getirilmemişse bu defa onu en katı şekilde raporlandırmak gerekiyor.
Toplum olarak denetimden çok fazla hoşlanmadığımızı söyleyebiliriz. Biz denetlemekten hoşlanıyoruz ama denetlenmekten çok fazla hoşlanmıyoruz. Devlet memuru arkadaşımız bir üstündeki şube müdüründen başlayın da cumhurbaşkanına kadar herkesi çok rahatlıkla eleştirebiliyor. Ama çuvaldızı kendimize batırmaya gelindiğinde ona çok yaklaşmıyoruz. Bizim normalde iğneyi başkasına, çuvaldızı kendimize batırmamız lazım, biz çuvaldızı başkalarına rahatlıkla batırıyoruz, kendimize iğneyi dahi batırmıyoruz."
Denetim olmadan işlerin sağlıklı yürümesinin mümkün olmayacağını söyleyen Neziroğlu, insanoğlunun hata yapmaya meyilli olduğunu, bir denetim mekanizmasının mutlaka olması gerektiği görüşünü savundu.
İç denetimin nispeten daha yeni bir mekanizma olduğunu belirten Neziroğlu şöyle konuştu:
"Bu tür toplantıları son derece önemsiyorum. Tecrübelerimizi paylaşmamız lazım, kamuyla da, özel sektörle de. Özel sektörde de çok ciddi bir tecrübe var. İyi neredeyse, gidip onu almamız gerekir diye düşünüyorum. Bu noktada özel sektörün tecrübelerinden de faydalanmamız gerekiyor. Kamu kurumları olarak da birbirimizin yaptığı işlerden haberdar olmamız gerekiyor. Bu noktada kurumsal bir taassup veya alınganlık içerisinde de olmamamız gerekiyor. Sonuçta bu devlet için çalışıyoruz, bu millet için çalışıyoruz."
Kamuda ciddi bir iletişim eksikliği olduğuna dikkat çeken Neziroğlu, bunun maliyetinin devlete de kamu kurumlarına da maliyetinin fazla olduğunu söyledi. "Sağlıklı bir iletişim kurabilsek bundan bireysel olarak da kazanacağız, kurumsal olarak da kazanacağız, devletimiz de milletimiz de kazanacak" ifadelerine yer veren Neziroğlu şunları kaydetti:
"Biz Meclis'te zaman zaman aynı işi yapan yöneticileri bir araya getirdik, bunların bir kısmı devam ediyor. Ümit ediyorum bu tecrübeler paylaşılır. Biz Meclis olarak Yürütme'nin bir parçası değiliz, biz Yasama organıyız ama bunu şunun için yapıyoruz: Biz bir adım atalım, daha sonrasında hangi kurum işin sahibiyse o kurumun devam etmesi lazım. Tecrübe paylaşımını önemsiyoruz. Bir taraftan da aslında örnekleri kurumlar olarak gerçekleştirmemiz lazım. Biz böyle bir şeyi anlatarak uzlaşmakta da zorlanıyoruz. Benim görebildiğim, mesafe kat etmenin en iyi yolu, işi en iyi şekilde yapmak. Siz iyi bir şekilde yaptığınızda bir şekilde bu mutlaka duyuluyor ve başka kamu kurumları da gelip sizin tecrübenizi paylaşmaya çalışıyor.
Biz Meclis'te hedef olarak şunu belirledik: Türkiye Büyük Millet Meclisi en iyi kamu kurumu olacak. TBMM'nin bulaşıkçısı da en iyi olacak, temizlikçisi de en iyi olacak, grafik tasarımcısı da, kürsüdeki yasama uzmanı da? Herkes en iyi olacak. Bunun mücadelesini vermeye çalışıyoruz. Burada da denetim önemli. İç denetimden tabi kurumların denetimini kast ediyoruz ama bir iç denetim daha var ki insanın kendi vicdan denetimi? Keşke onu çok sağlıklı çalıştırabilsek de iç denetime, dış denetime ihtiyaç kalmasa. Ama denetleniyor olduğunuzu bilmek, işlerin kalitesini arttırıyor, oradaki keyfiliği ortadan kaldırıyor."
Neziroğlu, seminerden çıkacak olan sonuçların kamu kurumlarının iç denetim performanslarını olumlu bir şekilde etkilemesini diledi.
