2010-06-03 - 11:59
''TBMM Kayıp Çocuklar Komisyonu'' Başkanı Halide İncekara, Kayseri'de çocuğu kayıp olan aileye ''yanlışlıkla'' çocuğun bulunduğuna dair mektup bırakıldığını belirterek, ''çok üzüldüm, beynimden vurulmuşa döndüm'' dedi.
''TBMM Kayıp Çocuklar Komisyonu'' Başkanı Halide İncekara, Kayseri'de
çocuğu kayıp olan aileye ''yanlışlıkla'' çocuğun bulunduğuna dair mektup
bırakıldığını belirterek, ''çok üzüldüm, beynimden vurulmuşa döndüm'' dedi.
Komisyon, bugünkü toplantısında RTÜK Başkanı Davut Dursun'u dinledi.
Toplantıdan önce gazetecilerin sorularını yanıtlayan İncekara, Siirt'te
bir çocuğa tecavüz ile ilgili yargılama sürecinin başladığının anımsatılarak,
mahkemeye gidip gitmeyeceklerinin sorulması üzerine, yargılama sürecine müdahale
etmemek açısından sürecin beklenmesinin herkesin yapması gereken bir şey olduğunu
söyledi. İncekara, ''Ama yargının ve sürecin hızlanması hepimizi umutlandıran bir
şey'' dedi.
Kayseri'de çocuğu kayıp bir aileye çocuklarının bulunduğuna dair mektup
gönderildiğinin anımsatılması üzerine de İncekara, ortada bir kusurun olduğunu,
bunun kimden kaynaklandığının önemli olmadığını ifade etti.
Bin 500'ü çocuğu bulunmuş, bin 500'ü halen kayıp olan 3 bin aileye
yönelik 76 ilde anket çalışması yapıldığını bildiren İncekara, çocukları bulunan
ailelerle mutluluk, bulunmayanlarla üzüntü paylaşmak için anketörlerin ayrı ayrı
mektuplar verdiklerini belirtti.
Anket sürecinin bulunmuş çocuk ailelerinde 80, bulunmamış ailelerde ise
40 dakika sürdüğünü anlatan İncekara, söz konusu aile ile anket yapılırken
çocuğun bulunduğuna ilişkin hiçbir ifadenin kullanılmadığını söyledi.
Aileye her türlü desteğin verildiğini belirten İncekara, şöyle devam
etti:
''Arkadaşımız anketi yapıyor. Çocuğu bulunmuş aileye bırakması gereken
mektubu bırakıyor. 40 dakika üzüntülü bir aileyle soru cevap yaşıyorsunuz.
Stresli bir durum. Bu aileye yanlış mektup bırakılmış. Arkadaşlar hemen
hatalarını anlayarak geri dönüyorlar. Anneye telefon açıyorlar. Anne de çocuğun
bulunmadığı konusunda zaten polisin bilgi verdiğini, bir problemin olmadığını,
özrü kabul ettiğini söylüyor. Bu konuşma yapıldıktan sonra akşam televizyonlarda
'skandal, kendimi de skandal kahramanı olarak' görüyorum. Onca güzel şeyler
karşısında 'mucize kadın' gibi ifadeler beklemek de hakkımdı. Fakat şunu
söyleyeyim. Çok üzüldüm. Beynimden vurulmuşa döndüm. Akşam stresten burnum
kanadı.''
İncekara, bir başka soru üzerine, anket çalışmasının 10 gün içinde
tamamlanacağını, elde edilen verilen kamuoyu ile paylaşılacağını kaydetti.
RTÜK Başkanı Dursun'dan herhangi bir taleplerinin olup olmayacağının
sorulması üzerine İncekara, RTÜK'ün hareket alanının kamuoyu algılaması kadar
güçlü olmadığını söyledi.
İncekara, şunları söyledi:
''Benim üzerinde durduğum, büyücüler, cadılar ve çocuklarımızın
algılamalarını değiştirecek şekilde babanın rolünün köpeğe verildiği, aile
ilişkilerinde kimin elinin kimin cebinde olduğu belli olmayan dizilere niye
müdahale olmadığı. Bunu defalarca RTÜK'e sorduk. RTÜK, bunlara müeyyide
uygulandığını, ama aldığı bütün kararların itirazlara açık olduğunu, yayın
organlarının bunu yargıya götürdüğünü, bunun süreci uzattığını, bir kısmında da
beni rahatsız eden aile değerlerinin mahkeme tarafından atanan bilirkişilerce
aile değerlerini bozucu görülmediğini bildirdi.'' (11.59)
çocuğu kayıp olan aileye ''yanlışlıkla'' çocuğun bulunduğuna dair mektup
bırakıldığını belirterek, ''çok üzüldüm, beynimden vurulmuşa döndüm'' dedi.
Komisyon, bugünkü toplantısında RTÜK Başkanı Davut Dursun'u dinledi.
Toplantıdan önce gazetecilerin sorularını yanıtlayan İncekara, Siirt'te
bir çocuğa tecavüz ile ilgili yargılama sürecinin başladığının anımsatılarak,
mahkemeye gidip gitmeyeceklerinin sorulması üzerine, yargılama sürecine müdahale
etmemek açısından sürecin beklenmesinin herkesin yapması gereken bir şey olduğunu
söyledi. İncekara, ''Ama yargının ve sürecin hızlanması hepimizi umutlandıran bir
şey'' dedi.
Kayseri'de çocuğu kayıp bir aileye çocuklarının bulunduğuna dair mektup
gönderildiğinin anımsatılması üzerine de İncekara, ortada bir kusurun olduğunu,
bunun kimden kaynaklandığının önemli olmadığını ifade etti.
Bin 500'ü çocuğu bulunmuş, bin 500'ü halen kayıp olan 3 bin aileye
yönelik 76 ilde anket çalışması yapıldığını bildiren İncekara, çocukları bulunan
ailelerle mutluluk, bulunmayanlarla üzüntü paylaşmak için anketörlerin ayrı ayrı
mektuplar verdiklerini belirtti.
Anket sürecinin bulunmuş çocuk ailelerinde 80, bulunmamış ailelerde ise
40 dakika sürdüğünü anlatan İncekara, söz konusu aile ile anket yapılırken
çocuğun bulunduğuna ilişkin hiçbir ifadenin kullanılmadığını söyledi.
Aileye her türlü desteğin verildiğini belirten İncekara, şöyle devam
etti:
''Arkadaşımız anketi yapıyor. Çocuğu bulunmuş aileye bırakması gereken
mektubu bırakıyor. 40 dakika üzüntülü bir aileyle soru cevap yaşıyorsunuz.
Stresli bir durum. Bu aileye yanlış mektup bırakılmış. Arkadaşlar hemen
hatalarını anlayarak geri dönüyorlar. Anneye telefon açıyorlar. Anne de çocuğun
bulunmadığı konusunda zaten polisin bilgi verdiğini, bir problemin olmadığını,
özrü kabul ettiğini söylüyor. Bu konuşma yapıldıktan sonra akşam televizyonlarda
'skandal, kendimi de skandal kahramanı olarak' görüyorum. Onca güzel şeyler
karşısında 'mucize kadın' gibi ifadeler beklemek de hakkımdı. Fakat şunu
söyleyeyim. Çok üzüldüm. Beynimden vurulmuşa döndüm. Akşam stresten burnum
kanadı.''
İncekara, bir başka soru üzerine, anket çalışmasının 10 gün içinde
tamamlanacağını, elde edilen verilen kamuoyu ile paylaşılacağını kaydetti.
RTÜK Başkanı Dursun'dan herhangi bir taleplerinin olup olmayacağının
sorulması üzerine İncekara, RTÜK'ün hareket alanının kamuoyu algılaması kadar
güçlü olmadığını söyledi.
İncekara, şunları söyledi:
''Benim üzerinde durduğum, büyücüler, cadılar ve çocuklarımızın
algılamalarını değiştirecek şekilde babanın rolünün köpeğe verildiği, aile
ilişkilerinde kimin elinin kimin cebinde olduğu belli olmayan dizilere niye
müdahale olmadığı. Bunu defalarca RTÜK'e sorduk. RTÜK, bunlara müeyyide
uygulandığını, ama aldığı bütün kararların itirazlara açık olduğunu, yayın
organlarının bunu yargıya götürdüğünü, bunun süreci uzattığını, bir kısmında da
beni rahatsız eden aile değerlerinin mahkeme tarafından atanan bilirkişilerce
aile değerlerini bozucu görülmediğini bildirdi.'' (11.59)
