2009-06-23 - 14:55
DTP Genel Başkanı Ahmet Türk: ''Eğer gerçekten Hükümet samimiyse, arkasına kamuoyu ve halk desteğini de alarak, darbe girişimlerine karşı etkin bir siyasi, demokratik ve hukuki mücadele başlatır''
DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, ''Eğer gerçekten Hükümet samimiyse,
arkasına kamuoyu ve halk desteğini de alarak, darbe girişimlerine karşı etkin bir siyasi,
demokratik ve hukuki mücadele başlatır'' dedi.
Türk, partisinin grup toplantısındaki konuşmasına, Kerkük'teki patlamada
hayatını kaybeden Türkmenler ile Ankara'da hafta sonunda meydana gelen kazada
ölen gençlerin ailelerine başsağlığı dileyerek başladı.
Vesayet rejiminin yasallığı ve egemenliği tartışılır duruma geldiğini
belirten Ahmet Türk, İran'da son günlerde yaşanan olayları örnek gösterdi.
İran'da, halkın meşru ve önü alınamaz demokrasi talebinin, bin yıllık
devlet geleneği olan bir ülkenin rejimini bile tartışmalı hale getirdiğini
kaydeden Türk, İran derin devletinin, siyaset kurumunu baskı altına alması,
demokratikleşme taleplerini ertelemesinin, halk için artık dayanılmaz bir hale
geldiğini ifade etti.
Türkiye'nin de bu durumdan ders alması gerektiğini savunan Türk, ''Adı
ister İslami cumhuriyet olsun, ister laik cumhuriyet olsun; eğer bir rejimin
temel niteliği otoriter vesayetçilik ise her iki cumhuriyet de aynı meşruiyet
krizini yaşamaya mahkumdur'' dedi.
BELGE TARTIŞMASI-
Ahmet Türk, kamuoyunun günlerdir, demokrasiyi hedef alan bir belgenin
sahte olup olmadığını tartıştığını söyledi.
Tartışmaların gerçekleri adeta ters yüz ettiğini öne süren Türk, şunları
kaydetti:
''Hadi diyelim ki sahte çıktı, peki bu sonuç, ülkede askeri vesayetin,
darbe girişimlerinin olmadığı anlamına mı gelecek? Belge sahte çıksa ne olacak?
Gerçek çıksa ne olacak? 'Belge sahtedir veya gerçektir' şeklindeki suni
tartışmalarla aslında yapılmak istenen, vesayet rejimini meşrulaştırmaktır.
Hükümet, kendisine, demokrasiye ve halk iradesine karşı yönelen bu tür
karanlık girişimler karşısında bir siyasi irade olarak ortaya çıkmadıkça bu
ülkede daha çok andıçlar göreceğiz. Eğer gerçekten Hükümet samimiyse, arkasına
kamuoyu ve halk desteğini de alarak, darbe girişimlerine karşı etkin bir siyasi,
demokratik ve hukuki mücadele başlatır.
Sayın Başbakan'a ve Hükümete sormak istiyorum; bu vesayet rejimini
sürdürmeye çalışanlara karşı sizin eylem planınız nedir? Siz nasıl bir mücadele
başlatmayı düşünüyorsunuz?''
Parlamentoda bir an önce darbeler ve andıçlar sürecinin araştırılması
için meclis araştırma komisyonu kurulması gerektiğini ifade eden Türk,
kendilerinin bu konuda önerge verdiklerini bildirdi. Türk, bu önergenin aynı
zamanda parlamentoyu bir samimiyet sınavından geçireceğini söyledi.
Türk, ayrıca sivil iradenin askere değil, askerin siyasi iradeye tabi
olması gerektiğini kaydetti.
AKP, HEDEFMİŞ GİBİ YANSITILIYOR
Ahmet Türk, DTP'nin hedef alınmasının siyasete müdahale olmadığını ama
AKP hedef alınınca bunun müdahale sayıldığını, bu durumun, tutarsız bir yaklaşım
olduğunu söyledi.
Bu nedenle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, 'demokrasi mücadelesi
veriyoruz' sözlerini inandırıcı bulmakta zorlandıklarını anlatan Türk, ''Bir kere
demokrasi mücadelesi vermek için önce demokrat olmak lazım. Demokratlık da hedefi
kim olursa olsun karanlık yapılara karşı bir bütün olarak karşı durmayı
gerektirir'' diye konuştu.
Siyaset üzerinde vesayet oluşturmaya çalışan bir başka anlayışın da
yargının temsil ettiği zihniyette yattığını iddia eden Türk, yargının siyasi
alanı daraltma ve sınırlandırma çabası içinde olduğunu öne sürdü.
Ahmet Türk, geçtiğimiz günlerde Digor Mahkemesinin, Kürtçe'nin
yasaklanmasının anlamsızlığına dikkati çektiğini ancak Sincan Ağır Ceza
Mahkemesinin, bu karara karşı ''misilleme yaparcasına'', kendisinin grup
toplantısında yaptığı Kürtçe konuşmayla ilgili verilen takipsizlik kararını iptal
ettiğini söyledi.
Partilerine yönelik hukuksuz operasyonların devam ettiğini iddia eden
Türk, ''Baskı ve yıldırma süreci, tüm hızıyla devam ediyor. Yani sağ gösterilip
sol vuruluyor. AKP hedefmiş gibi yansıtılıp, DTP ve muhalif güçlere karşı
operasyon yürütülüyor'' dedi.
BAŞBAKAN'DAN TALEP EDİLEN RANDEVU
Ahmet Türk, Demokratik Toplum Kongresinin, partilerine yönelik aldığı bir
tavsiye kararı olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
''Kongre, Başbakan ile yılan hikayesine dönen randevumuz konusundaki
talebimizi geri çekmemizi önerdi. Aslında ben bu barışçıl sürecin önünün
kesilmesi endişesi taşımamış olsaydım, açık söyleyeyim bu randevudan çoktan
vazgeçmiştim. Bir siyasi partinin randevu talebinin sürece yayılması, ardından bu
partinin bazı eylemleri yapmış gibi kamuoyuna sunulması tabii ki bizi rahatsız
etti. Ama sonuçta birileri kullanmasın diye sabırlı davrandım. Böyle bir tavsiye
kararını doğal karşılıyorum. Ben barış, demokrasi, halkların kardeşliğinin tesisi
için, kanın durması için söyleyecek bir şeyler varsa söylemek için sabırla
bekledim. Kongrenin tavsiye kararını, yetkili kurullarımızda değerlendirdikten
sonra kararımızı vereceğiz.''
MAYINLARIN TEMİZLENMESİ İLE İLGİLİ YASA-
Ahmet Türk, Suriye sınırındaki mayınlı arazinin temizlenmesi ile ilgili
yasanın, muhalefet partilerinin tüm itirazlarına rağmen, AK Parti'nin ısrarla ve
dayatmayla kendi çoğunluğuna dayanarak Genel Kuruldan geçirdiğini söyledi.
Türk, Meclisteki muhalefet partileri olarak, bu yasanın iptali için
Anayasa Mahkemesine başvurmak için hazırlandıklarını bildirdi. "
