2010-09-24 - 16:20
CHP'Lİ ANADOL'UN GAZETİCİLERLE SOHBET TOPLANTISI?
CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, ''12 Eylül Hükümetinde yer alan bakanların hiç olmazsa manevi olarak mahkum edilmesi gerekmiyor mu?'' diye sorarak, kimse yargılanmazsa bunun sorumlusunun, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti milletvekilleri olacağını iddia etti.

CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, ''12 Eylül Hükümetinde yer alan bakanların
hiç olmazsa manevi olarak mahkum edilmesi gerekmiyor mu?'' diye sorarak, kimse
yargılanmazsa bunun sorumlusunun, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti
milletvekilleri olacağını iddia etti.

Mecliste gazetecilerle sohbet eden Anadol, Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Cemil Çiçek ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in, BDP Genel Başkanı
Selahattin Demirtaş ile görüşmesine ilişkin sorularını yanıtladı.

Anadol, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, daha önce ''Bu partiyle terörü
kınamadığı sürece konuşmam'' dediğini, ancak açılım politikalarını ortaya
koyarken gitmek zorunda kaldığını söyledi.

Referandum sürecinde terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan ile görüşüldüğü
iddialarının gündeme geldiğine işaret eden Anadol, Erdoğan'ın bunu yalanladığını
hatırlattı. Anadol, ''Kendisinin veya Cemil Çiçek'in, başka bakanın görüştüğü
iddia edilmemişti. Devlet memurları görüşür... Başbakan'dan habersiz böyle bir
görüşme beklenir mi? Referandum bitti, küfrederek bu iddia sahiplerine saldıran
Erdoğan'ın partisi, BDP ile görüştü. 'Görüşmesin' demiyorum, kendi bilecekleri
iştir. Ama görüşmeyi ayıp, suç sayacak bir anlayıştan, geldikleri noktayı
söylüyorum. Devletin de Öcalan ile görüştüğü aşikar hale geldi. Başbakan, bunlara
ne diyor?'' dedi.

Anayasaların toplumsal mutabakat metinleri olduğunu ifade eden Anadol,
sağcının, solcunun, CHP'nin, AK Parti'nin anayasası olamayacağını vurguladı.

12 Eylül ürünü olarak nitelendirdiği YÖK ile dokunulmazlıkların anayasa
değişikliği metninde yer almadığını anlatan Anadol, AK Parti'nin anayasa
konusundaki anlayışının, ''benim işime gelen kurumlar kalsın, gelmeyenleri de
kendime göre dönüştüreyim'' olduğu iddiasında bulundu.

Anadol, Cemil Çiçek'in, görüşmede anadilde eğitim, demokratik özerklik
talebinin gündeme gelip gelmediği sorusuna yanıt vermemesini anlamlı bulduğunu
söyledi. Anadol, referandum yeni yapılmışken hemen yeni bir anayasa görüşmesini
''çok ilginç'' diye değerlendirdi.

''Demokratik özerklik'', ''anadilde eğitim'' gibi talepler hakkında
iktidarın ne düşündüğünü öğrenmenin, kendilerinin hakkı olduğunu savunan Anadol,
''Eğer böyle bir talep gelmişse -ki Sayın Selahattin Demirtaş'ın ifadesinden
geldiği anlaşılıyor- iktidar ne düşünüyor?'' sorusunu yöneltti.

Anadol, terörün durdurulması için BDP ile görüşmelerin devam edip
etmemesi konusundaki düşüncelerinin sorulması üzerine, ''BDP'den böyle bir
görüşme talebi gelirse, oturur değerlendiririz'' dedi.

Yeni anayasa değişikliğine ilişkin bir soruyu da Anadol, ''Seçimler
olsun, milli irade yeniden oluşsun, parlamentoya nasıl yansıyacağını bilmiyoruz.
Bu parlamentonun son kullanma tarihi bitti, en geç temmuzda seçim olacak. Milli
irade böyle mi yansıyacak, parlamento aritmetiği böyle mi olacak?'' diye
yanıtladı.

CHP'nin konuyu izlediğini, ne olacağının belli olmadığını ifade eden
Anadol, ''Devlet Bakanı, sorulara cevap vermiyor, onun yerine biz konuşacak
değiliz'' dedi.

Anadol, Çiçek'in, anayasa değişikliğinde muhalefetin de katkılarını
beklediğine yönelik açıklamalarına ise ''2011'den sonra bizim muhalefet
olacağımızı kim söylüyor?'' karşılığını verdi.

Kendilerinin hazırlayacağı anayasada YÖK'ün, 4/C'li personel statüsünün
ve taşeronluk kurumunun olmayacağını dile getiren Anadol, 2011'den sonra yeniden
oluşacak Meclisin, tüm toplum katmanlarını bu işe ortak ederek, yapacağı bir
anayasadan bahsettiklerini söyledi.

Anadol, anadilde eğitim konusundaki taleplere CHP'nin bakışının
sorulmasına karşılık, daha önce devletin, Türkçe dışında kendi kanallarında yayın
yapmasına karşı çıktıklarını anımsattı. Anadol, ''Mümkünse RTÜK, bu istasyonlara,
kanallara kredi versin'' önerisinde bulundu. Anadol, anadilde eğitimin,
Türkiye'yi federal bir yapıya doğru götüreceğini ancak Kürt kültürünü geliştirici
eğitimlerin, üniversitelerde bu alanda dalların olabileceğini ifade etti.

''Kürt sorunu bir gerçektir'' diyen Anadol, ''Kürt sorununu yok sayan
politikaların, Türkiye'yi bugüne getirdiğini'' ifade etti.

Konuyla ilgili 1989 yılında bir rapor yayımlandıklarını anımsatan Anadol,
bu raporu 2010 yılına uyarlamak için kurdukları komisyonun çalışmalarını
sürdürdüğünü anlattı. Anadol, bu raporu açıklayacaklarını, görüşlerini bir bütün
içinde metinleştirmek istediklerini belirtti.

Anadol, BDP ile bugüne kadar ''mesafeli duruşlarına'' ilişkin bir soruyu
yanıtlarken, ''BDP ile temas kurmayacağız diye bir ilanda bulunmadık. Ama BDP'nin
izlediği politika, koşullar, böyle bir anlam çıkmasına neden oldu'' diye
konuştu.

Kemal Anadol, referandumda, geçici 15. maddenin değişiklik paketinden
ayrılması halinde yüzde 98'in üzerinde oy alabileceğini dile getirdiklerini
hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Menüyü getiriyorsunuz, çorba güzel, dönerde fena değil, pilav kurtlu...
Mecbur muyum yemey. 'Yersen' diyor.

Adnan Menderes, Turgut Özal, Recep Tayyip Erdoğan'ın yan yana
fotoğrafları, demokrasi kahramanları deniliyor. 15. madde kapsamına MGK üyeleri,
kuvvet komutanları, bakanlar kurulu giriyor. 12 Eylül'ün, milleti hapislere atan,
18 yaşına girmeyen çocuğu kemik muayenesiyle idam sehpalarına gönderen cuntanın,
Hükümetin Başbakan Yardımcısı Turgut Özal... 15. madde geçti, Özal sağ olsaydı
dava açılacak mıydı? 12 Eylül Hükümetinde yer alan bakanların hiç olmazsa manevi
olarak mahkum edilmesi gerekmiyor mu? Sağ olanların yargılanıp yargılanmayacağını
göreceğiz. Eğer kimse yargılanmazsa, buradan ilan ediyorum; o zaman AKP,
yargılanmayacağını bile bile, malzeme yapmak için 15. maddeyi çıkardı. Kimse
yargılanmazsa bunun baş sorumlusu Erdoğan ve AKP milletvekilleridir. Özal
demokrasi kahramanı mı cunta işbirlikçisi mi? Özal'ın bakanı Cemil Çiçek mi, ben
mi demokratım.'' (16:20)