2014-04-09 - 16:40
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Meral Akşener başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, AK Parti, CHP, MHP ve BDP'nin imzasıyla Mısır'da 528 kişi hakkında verilen idam kararı konusunda ortak deklarasyon okundu. Daha sonra Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi'nin görüşmeleri, TBMM Genel Kurulu'nda başladı.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Meral Akşener başkanlığında toplandı.
Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler, MHP Tokat Milletvekili Reşat Doğru, Türk dünyasındaki son gelişmelere yönelik gündemdışı konuşmasına Hükümet adına yanıt verdi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na Meclis çatısı altında dün yapılan menfur saldırıyı kınadığını belirten İşler, bu tür saldırıların tekrarlanmamasını temenni etti.
İşler, Ukrayna'da çeşitli sıkıntılar yaşandığını, devlet başkanın görevinden ayrıldığını, Rusya'nın müdahalesi olduğunu, referandum sonrasında Kırım'ın Rusya'ya katıldığını anımsattı.
Türkiye'nin, sorunun ortaya çıkmasından bugüne kadar diplomasi alanında yapılması gereken herşeyi yaptığını kaydeden İşler, "Sorunu uluslararası boyutlara da taşıdık. Konjonktürün el verdiği ölçüde, bu sorunla, özellikle Kırım'daki Tatar kardeşlerimizin zarar görmemesi için gayret ediyoruz. Rusya ile de son derece iyi ilişkilerimiz var. Biz Kırım'daki Tatar kardeşlerimizin haklarını korumak, savunmak için her türlü gayreti, şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da göstereceğiz" diye konuştu.
Mısır'da 3 Temmuz 2013'de darbe olduğunu hatırlatan İşler, darbe olduğunda dünyada sesi çıkan tek ülkenin Türkiye olduğunu dile getirdi. İşler, güçlü bir şekilde darbeyi kınadıklarını, darbecilere karşı mücadele başlattıklarını, uluslararası toplumu darbeye karşı çıkmaya, sesini yükseltmeye çağırdıklarını anlattı.
Uluslararası toplumdan, başta AB ve ABD olmak üzere, güçlü ses çıkmadığını vurgulayan İşler, darbenin, dil ucuyla kınanarak geçiştirildiğini söyledi.
İşler, Afrika Birliği'nin bile Mısır'ın üyeliğini askıya aldığını, AB'nin bunun gerisinde kaldığını ifade etti. İşler, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bütün dünya o darbeye sessiz kalırken dünyada tek güçlü ses çıktı o da Türkiye'den çıktı, darbeyi şiddetle kınadık. Sayın Başbakanımız ve o zamanki bakanlarımız, milletvekillerimiz bu darbeyi şiddetle kınadı. Darbeyi kınarken de ilkesel davrandık. Yapmış olduğumuz konuşmalarda şunun altını çizdik: Biz Türkiye olarak darbelerden çok çekmiş bir milletiz. Darbelerin acısını görmüşüz, her bir darbenin ülkeyi on, yirmi yıl geriye götürdüğünü yaşayarak öğrendik. İlkesel olarak darbelere karşı çıktık. Kendimiz için istemediğimiz bir şeyi Mısırlı kardeşlerimiz için de istememiz söz konusu değil. Bundan dolayı o gün, o onurlu duruşu sergiledik. Bugüne kadar da tavrımızı devam ettirdik."
İşler, o gün sessiz kalan medeni dünyadan destek, cesaret alan darbecilerin, geri adım atacakları yerde sürekli ileri adım attıklarını, meydanlarda binlerce kişiyi katlettiklerini kaydetti.
O zaman da kimsenin sesinin çıkmadığını dile getiren İşler, "Yine en gür ses bizden, Türkiye'den, AK Parti Hükümetinden ve Sayın Başbakanımızdan çıktı" dedi.
İşler, darbecilerin sadece öldürmekle yetinmediğini, tutuklamalara başladığını, darbeye maruz kalan Hürriyet ve Adalet Partisi, Müslüman Kardeşler teşkilatı mensuplarının, sorgusuz, sualsiz tutuklandığını anlattı.
Göstermelik mahkemelerle, yarım saat içinde otomatiğe bağlanmış olarak 529 idamın çıktığı yargılamayı bütün dünyanın seyrettiğini belirten İşler, şunları kaydetti:
"Bütün dünya bu idam kararlarına da sessiz kaldı. Yine o zaman da idam kararını eleştiren yegane ses bizden, Türkiye'den çıktı. Dünyanın neresinde zulüm, haksızlık varsa her yere sesimizi çıkarıyoruz. Uygurlar, Mynmar, Kırım, Türk dünyasıyla da ilgileniyoruz. Mısır'da bütün dünyanın gözü önünde katliamlar yaşandı, bunlara yegane ses çıkaran biziz. O zaman bizi eleştirdiniz. Sayın Kılıçdaroğlu, meydanlarda Rabia işareti yaptığımız için bizi eleştirdi. Sayın Başbakanımızı, Mısır'da genç kız öldüğü için ağlıyor diye eleştirdiler. Zulüm neredeyse sesimizi yükselttik. Bundan sonra da yükseltmeye devam edeceğiz. Bu idamları onaylamıyoruz, mücadelemizi sürdüreceğiz."
İşler, AK Parti Grup Başkanvekili, Türkiye-Mısır Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı Mahir Ünal'ın, Mısır'daki idam kararlarını eleştiren, kınayan ortak deklarasyon için bir çalışma başlattığını bildirdi. İşler, bu konuda ortak deklarasyon yayınlanmasını temenni ederek, "Geçmişte darbelerden çok çekmiş, birkaç kez darbeye maruz kalmış, darbe dolayısıyla kapısına kilit vurulmuş parlamentonun sesinin gür çıkması, ortak sesle dünyaya seslenmesi, haksız idam kararlarını kınaması, parlamentomuz, Türkiye Cumhuriyeti, demokrasimiz için onur, şeref, gurur kaynağı olacaktır" diye konuştu.
Sataşma gerekçesiyle söz alan CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, "Mısır'da idam kararı verilen insanlar için kılınızı kıpırdatıyor musunuz? Mısır'da, Suriye'de ölenlerin kanında sizin de parmağınız var. Genel Başkanımız bunu söyledi. Sizin bunları anlamanız mümkün değil" dedi.
Atıcı'nın konuşması sırasında AK Parti Düzce Milletvekili İbrahim Korkmaz laf attı. Konuşma sonrasında da Atıcı ile Korkmaz arasında tartışma devam etti. Yerinden kalkıp Atıcı'nın yanına gitmek isteyen Korkmaz'ı, AK Parti Malatya Milletvekili ve TBMM İdare Amiri Ömer Faruk Öz durdurdu.
AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli de Atıcı'ya yanıt verdi.
"Suriye'de akan kandan sorumlusunuz" cümlesinin, normal bir insanın kullanamayacağı, ağır bir ifade olduğunu vurgulayan Canikli, "Katliamı yapan Esed yönetimi. Suriye'de akan kandan sorumlu olan, Esed'e destek verenlerdir. Kim destek veriyorsa oradaki katliamdan sorumludur" görüşünü dile getirdi.
CHP İstanbul Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu da "Esad sizin dostunuzken biz tanımazdık. Esad eğer katilse Allah onun da canını alsın. İnsan öldüren kimseye destek olmayız" dedi.
CHP Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan, Kanser Haftası nedeniyle yaptığı gündemdışı konuşmada, kanser nedeniyle ölüm oranın en yüksek olduğu illerin İstanbul, İzmir, Kocaeli ve Tekirdağ olduğunu söyledi. Bu illerin ortak özelliğinin sanayinin yoğunluğu olduğunu ifade eden Kaplan, sanayileşme uğruna gerekli önlemler alınmadığında kanser riskinin arttığını vurguladı.
Kanserin tedavi maliyetinin çok yüksek olmasının kanayan yara olduğunu dile getiren Kaplan, "Kanser hastaları yakınları bu ölümcül hastalıkla mücadele ederken diğer yandan tedavideki zorluklarla mücadele ediyorlar" diye konuştu.
AK Parti Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz, Malatya'da 29-31 Mart tarihleri arasında yaklaşık 60 bin çiftçiyi ilgilendiren kayısı ağaçlarında, dondan kaynaklı felaket meydana geldiğini söyledi.
Öz, başta kayısı üreticileri olmak üzere tüm çiftçilerin mağduriyetini gidermek üzere gerekli işlemlerin yapılmasını istedi.
Yerel seçimlerde belediye başkanı seçilen 6 milletvekilinin TBMM üyeliği sona erdi.
TBMM Genel Kurulu'nda, AK Parti Balıkesir Milletvekili Ahmet Edip Uğur, AK Parti İstanbul Milletvekili Enver Yılmaz, AK Parti Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin, CHP Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu, CHP Edirne Milletvekili Recep Gürkan, AK Parti Antalya Milletvekili Menderes Mehmet Tevfik Türel'in, Mahalli İdareler Seçiminde belediye başkanı seçilerek mazbatalarını aldıklarına ve belediye başkanlığı görevlerine başladıklarına dair TBMM Başkanlığı'na sundukları yazıları okutuldu.
TBMM Başkanvekili Meral Akşener, söz konusu milletvekillerinin, belediye başkanlığı görevlerini tercih etmeleri nedeniyle milletvekilliklerinin, belediye başkanlığı görevlerine başladıkları tarih itibariyle sona erdiğini söyledi.
CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, milletvekilinin TBMM üyeliğinin düşmesi için oylamaya sunulması gerektiğini, aksi halde bu uygulamanın anayasaya aykırı olacağını savundu.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural ise söz konusu milletvekillerinin TBMM Başkanlığı'na sunduğu yazıların, aynı zamanda milletvekilinin kendi iradesiyle TBMM üyeliğinden istifa ettiği anlamını taşıdığını söyledi.
Akşener, TBMM Başkanvekili olarak, bu konuyu oylamaya sunma inisiyatifine sahip olmadığını belirtti.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'na dün yapılan yumruklu saldırı, TBMM Genel Kurulu'nda gündeme geldi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, yerinden söz alarak, Kılıçdaroğlu'na saldırıda bulunan kişinin, denetimli serbestlik kapsamında serbest bırakıldığını anımsattı.
Bir siyasi parti genel başkanına, TBMM'de saldırı yapılmasının, demokrasiye yapılan saldırı olduğunu belirten Hamzaçebi, savcılığın soruşturmasına güvenmek istediklerini ve olayın bütün ayrıntılarıyla ortaya çıkarılmasını gerektiğini söyledi. Hamzaçebi, sözlerini şöyle sürdürdü:
"TBMM'ye daha önce hiç gelmemiş bir kişinin, gelerek CHP Genel Başkanı'nın geçeceği yolları bilerek, orada konuşlanması, harekete geçmesi son derece dikkat çekicidir. Bu durum olayın bireysel olmadığını gösteriyor. Arkasında planlayıcı bazı güç veya güçlerin olduğunu bize hissettiriyor. Bizim endişemiz denetimli serbestlik kapsamında serbest bırakılan bu kişinin başına birşey gelebileceği ihtimali. Arkasındaki kişilerin veya güçlerin, bu kişinin konuşabilme ihtimaline karşı, bu çocuğun, bu vatandaşın, bu insanın başına birşey getirme ihtimalleri olduğudur. Bu kişinin can güvenliği, Hükümet'in güvencesi altında olmak zorundadır. İçişleri Bakanı, Hükümet, bu kişinin can güvenliğinden sorumludur. İçişleri Bakanı'nı uyarıyorum; bu kişinin başına herhangi birşey gelirse bu soruşturma sonuçlanmayacak, failler açığa çıkmayacak demektir. Herkesi, titiz şekilde görevini yapmaya davet ediyorum."
AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, Kılıçdaroğlu'na dün yapılan saldırıyla ilgili olarak CHP'nin hassasiyetlerine katıldıklarını dile getirdi.
Canikli, olayın arkası, önü ne varsa araştırılıp, gerçeğin ortaya çıkarılması gerektiğini vurgulayarak, "Geçmiş yıllarda da Türkiye, buna benzer olaylarda çok farklı ve sonuca ulaşılamayan olayları yaşadı. Ben de görüntüleri izledim. Kişinin ilk kez geldiği Meclis'te, planlı, bilinçli şekilde yürüdüğünü görebiliyorsunuz. Bu olay bütün detayı, boyutlarıyla varsa arkasında bir organizasyon, amaç, plan neyse mutlaka açığa çıkarılmalı. Bu, hem böyle bir fiilin cezasız kalmaması açısından son derece önemli hem de buna benzer olayların bir daha olmaması caydırıcı olması anlamında son derece önemli" diye konuştu.
Milli Savunma Bakanı Yılmaz da Kılıçdaroğlu'na yapılan saldırıyı kınadı.
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ'ın Hacıbektaş'ta saldırıya uğradığını anımsatan Yılmaz, saldırganın tutuklanmadığını söyledi.
Yılmaz, "Toplumu infiale sürükleyen gerek Kılıçdaroğlu gerekse Bozdağ olayında olsun, mutlaka tutuklulukla yargılanma sürecinin açılması lazım. Hukukta eksiklik, düzenleme yapılması gerektiğini söyledi. Hassasiyetlerine katılıyoruz. Toplumu infiale sürükleyen saldırganların, -Kılıçdaroğlu ve Bozdağ'a görevinden dolayı saldırı var- bu tür yargılamaların tutuklulukla yapılması daha doğru olacak" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda bugün MİT'in yapısında değişiklik öngören yasa teklifi görüşülecek.
Genel Kurulu'da AK Parti'nin gündemde yer alan bazı kanun tasarı ve tekliflerinin öne alınmasına ilişkin grup önerisi üzerine söz alan BDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani, Mısır'daki idam kararlarına ilişkin, "Dünyanın neresinde olursa olsun ezilenlerden, mazlumlardan yanayız. Mısır'daki insanlık suçlarını, dramını kabullenmemiz mümkün değil. Mısır'daki idam kararlarını hiçbir şekilde tasvip etmemiz mümkün değil. Bunu kınıyoruz" dedi.
Zozani, dünyanın neresinde olursa olsun idamlara karşı ortak tutum içinde olunulması, genel bir ilke olarak kabul edilip, tümüne karşı çıkılması gerektiğini söyledi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi de MİT'in yapısında değişiklik öngören yasa teklifinin, çok ciddi bir şekilde değerlendirilmesi, üzerinde durulması, tartışılması ve ondan sonra kabul edilmesi gereken bir tekif olduğunu vurguladı.
Bu teklifle ilgili kendilerine izah edilmiş, ortaya konulmuş herhangi bir makul, haklı gerekçenin bulunmadığını ifade eden Hamzaçebi, "Teklifte birtakım rutin, MİT'in taleplerini karşılamaya yönelik birtakım düzenlemeler olabilir. Ama onun dışında bu teklife ruhunu veren çok temel düzenlemeler konusunda ihtiyaç nedir, neden bu düzenlemeler getirilmiştir? Bu konuda parlamentoya herhangi bir açıklama yapılmış değildir" dedi.
MİT'in teklifin komisyonda görüşülmesi sırasında sadece AK Parti Grubu'na bilgi verip kendilerine bilgi vermemesini eleştiren Hamzaçebi, bu durumu yadırgadığını söyledi. Hamzaçebi, "MİT tüm muhalefet partilerine gelip, bilgi vermek zorundadır" diye konuştu.
Teklifte yer alan bazı değişikliklere değinen Hamzaçebi, MİT'in devletin istihbarat kurumu olduğunu, Başbakanların kişisel isteklerine ve siyasi isteklere göre görev yapacak bir kurum olmadığını belirtti. Hamzaçebi, kamuoyunda, "MİT amacı ve görevi dışında birçok işle iştigal etmektedir" görüşünün hakim olduğunu iddia etti.
Hamzaçebi, "Bu teklifi aceleye getirmeden çok sağlıklı bir şekilde tartışıp, yasalaştırmamız gerekir" dedi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Doğan Kubat, dün CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yapılan menfur saldırıyı ve Mısır'da bir insanlık suçu olarak nitelenebilecek idam kararlarını şiddetle kınadığını belirtti. Kubat, Mısır konusunda BM başta olmak üzere uluslararası insan hakları örgütlerini bu konuda derhal göreve ve duyarlı olmaya davet etti.
Partilerinin grup önerisinin gündemde yer alan kanun tasarı ve tekliflerinden bir kısmının ön sıralara alınmasına ilişkin olduğunu belirten Kubat, bunlardan MİT ile ilgili teklifin bugün gündeme alınıp temel kanun olarak 15 madde ve iki bölüm halinde görüşüleceğini kaydetti.
Birtakım uluslararası sözleşmelerin de ön sıraya alınmasını önerdiklerini ifade eden Kubat, geçen hafta aldıkları karar uyarınca Genel Kurul'un bugün ve yarın saat 21.00'e kadar çalışacağını söyledi.
Teklife değinen Kubat, "Kanun 1983 tarihinde çıkmış. Bugün güvenlik algısında, iç ve dış politikada parametrelerde ciddi anlamda değişiklikler meydana gelmiş. Teklifle yapılmak istenen MİT'in bugünkü gelişmeler karşısında görev tanımlarının güncellenmesi ve verimli bir istihbarat faaliyetini pratik ve seri biçimde yürütebilmesi noktasında hukuki boşlukların doldurulması" dedi.
MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, Kılıçdaroğlu'na yapılan menfur saldırıyı şiddetle kınayarak, "Bir partinin üyesi olduğu belirlenen bu kişinin kim tarafından gönderildiği, niye bu saldırıyı yaptığı ciddi araştırılması gereken bir konudur. Meclis çatısı altında böyle bir olayın yaşanması üzüntü vericidir" diye konuştu.
Işık, bugün görüşülecek teklifin anayasaya aykırı olduğunu iddia etti.
Genel Kurul'da AK Parti'nin grup önerisi kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Kanunu'nda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi'nin görüşmelerine, itirazlar nedeniyle geçilemedi.
Komisyon ve Hükümet'in yerini almasının ardından muhalefet, anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle teklifin görüşülmemesini istedi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, düzenlemenin yasa tasarısı yerine teklif olarak gelmesini eleştirdi. Hamzaçebi, teklifi MİT'in hazırladığını, milletvekillerinin imzasıyla parlamentoya geldiğini savundu.
Hamzaçebi, anayasaya aykırı düzenlemeleri de içeren bu teklifin, temel yasa olarak gelmesinin de yanlış olduğunu ifade etti.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, teklifin, anayasanın lafzına, ruhuna, Türkiye'nin milli menfaatlerine, temel hak ve özgürlüklere aykırı, korsan bir teklif olduğunu öne sürdü. Vural, teklifin anayasaya aykırı olduğu için görüşülemeyeceğini savundu.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, "15 maddelik olan bir teklifi temel kanun olarak göstermek ancak Temel'in aklına gelebilir. Parlamenter denetimle ilgili bir düzenlemeyi bu yasaların içine koymadığımız zaman hiç kimsenin güvencesi olmayacaktır ve bu da bu teklifin içinde yoktur" dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli ise teklifin, temel yasa olarak görüşülmesinin son derece doğal olduğunu, temel yasa olarak görüşülmesinde bir engelin bulunmadığını belirtti.
Anayasaya aykırılık iddialarına yanıt veren Canikli, "Komisyon, anayasaya aykırı olup olmadığı noktasında incelemek durumundadır, eğer aykırı görürse ona göre gereğini yapar, görmezse görüşür ve gönderir. Nitekim, görüşmüş ve göndermiştir. Genel Kurul'da anayasaya aykırılık iddiaları nedeniyle her madde için o maddeyle ilgili önerge verilebilir. Tümünün anayasaya aykırı olduğu şeklinde bir önerge verilemez. İçtüzükte böyle bir düzenleme yok" diye konuştu.
Canikli, teklif üzerinde önergelerinin bulunduğunu bildirdi.
TBMM Başkanvekili Meral Akşener, bu eleştiri ve talepler üzerine birleşime ara vererek, grup başkanvekilleriyle biraraya geldi.
Birleşimi, yaklaşık yarım saat sonra yeniden açan Akşener, CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in, teklifin komisyona iade önergesi verdiğini söyledi. Akşener, içtüzük gereği esas komisyon ve hükümet dışında milletvekillerinin, tasarı ve teklifin komisyona geri gönderilmesine yönelik önerge hakkı olmadığını söyledi.
Akşener'in, önergenin işleme alınmayacağını söylemesine Genç itiraz etti, başkanlığın tutumu üzerine usul tartışması açıldı.
Usul üzerinde lehte ve aleyhte konuşmaların ardından Akşener, tutumu üzerinde değişiklik olmadığını belirtti.
Genel Kurul'da daha sonra MHP'nin anayasaya aykırılık önergesi okundu.
TBMM Genel Kurulu'nda, AK Parti, CHP, MHP ve BDP'nin imzasıyla Mısır'da 528 kişi hakkında verilen idam kararı konusunda ortak deklarasyon okundu.
Birleşimi yöneten Başkanvekili Meral Akşener'in okuduğu deklarasyonda, TBMM'de grubu bulunan siyasi partilerin, kardeş ülke Mısır'da cereyan eden olayları yakından ve kaygıyla izlendiği belirtildi.
Kaygı verici gelişmelerin son idam kararlarıyla yeni bir aşamaya ulaştığı ifade edilen dek, şunlar kaydedildi:
"TBMM olarak tüm kardeş Mısır halkının yanındayız. Mısırlı kardeşlerimizin demokrasi, insan hakları, temel özgürlükler, hukukun üstünlüğü, fırsat eşitliği ve refah yönündeki talep ve beklentilerini içtenlikle destekliyoruz. Mısır halkının herhangi bir dış müdahale olmaksızın kendi geleceğini en sağlıklı şekilde belirleme hak, yetenek ve iradesine sahip olduğunu biliyoruz ve kendilerine güveniyoruz. Siyasi gerekçelerle verilmiş olan idam cezalarının sadece Mısır halkını değil, bütün insanlığın vicdanını sızlatacağı açıktır. Bunun, Mısır'daki gerginlikleri daha da artırabileceği ve intikam hislerine dönüşebileceği endişesini taşıyoruz. Mısır'da barış ve demokrasiye giden yolun özgürlük ve insan haklarının düğmesinden geçtiği inancındayız. Dolayısıyla TBMM olarak amaç ve hedefimiz sadece kardeş Mısır halkıyla dayanışma halinde olduğumuzun altını çizmektir. Mısır'ın demokratik mücadelesine, umutlarına, hayallerine, istikbaline gölge düşürecek, insanlık tarihine karar bir leke olarak kazınacak olan bu idam kararlarının uygulanmaması, TBMM'de tecelli eden millet iradesinin ortak arzusudur."
Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi'nin görüşmeleri, TBMM Genel Kurulu'nda başladı.
Genel Kurul'da itirazlar ve usul tartışmalarının ardından teklifin tümü üzerinde görüşmelere geçildi.
Teklif, "Temel kanun" olarak iki bölüm halinde görüşülecek.
****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKUMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler, MHP Tokat Milletvekili Reşat Doğru, Türk dünyasındaki son gelişmelere yönelik gündemdışı konuşmasına Hükümet adına yanıt verdi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na Meclis çatısı altında dün yapılan menfur saldırıyı kınadığını belirten İşler, bu tür saldırıların tekrarlanmamasını temenni etti.
İşler, Ukrayna'da çeşitli sıkıntılar yaşandığını, devlet başkanın görevinden ayrıldığını, Rusya'nın müdahalesi olduğunu, referandum sonrasında Kırım'ın Rusya'ya katıldığını anımsattı.
Türkiye'nin, sorunun ortaya çıkmasından bugüne kadar diplomasi alanında yapılması gereken herşeyi yaptığını kaydeden İşler, "Sorunu uluslararası boyutlara da taşıdık. Konjonktürün el verdiği ölçüde, bu sorunla, özellikle Kırım'daki Tatar kardeşlerimizin zarar görmemesi için gayret ediyoruz. Rusya ile de son derece iyi ilişkilerimiz var. Biz Kırım'daki Tatar kardeşlerimizin haklarını korumak, savunmak için her türlü gayreti, şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da göstereceğiz" diye konuştu.
Mısır'da 3 Temmuz 2013'de darbe olduğunu hatırlatan İşler, darbe olduğunda dünyada sesi çıkan tek ülkenin Türkiye olduğunu dile getirdi. İşler, güçlü bir şekilde darbeyi kınadıklarını, darbecilere karşı mücadele başlattıklarını, uluslararası toplumu darbeye karşı çıkmaya, sesini yükseltmeye çağırdıklarını anlattı.
Uluslararası toplumdan, başta AB ve ABD olmak üzere, güçlü ses çıkmadığını vurgulayan İşler, darbenin, dil ucuyla kınanarak geçiştirildiğini söyledi.
İşler, Afrika Birliği'nin bile Mısır'ın üyeliğini askıya aldığını, AB'nin bunun gerisinde kaldığını ifade etti. İşler, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bütün dünya o darbeye sessiz kalırken dünyada tek güçlü ses çıktı o da Türkiye'den çıktı, darbeyi şiddetle kınadık. Sayın Başbakanımız ve o zamanki bakanlarımız, milletvekillerimiz bu darbeyi şiddetle kınadı. Darbeyi kınarken de ilkesel davrandık. Yapmış olduğumuz konuşmalarda şunun altını çizdik: Biz Türkiye olarak darbelerden çok çekmiş bir milletiz. Darbelerin acısını görmüşüz, her bir darbenin ülkeyi on, yirmi yıl geriye götürdüğünü yaşayarak öğrendik. İlkesel olarak darbelere karşı çıktık. Kendimiz için istemediğimiz bir şeyi Mısırlı kardeşlerimiz için de istememiz söz konusu değil. Bundan dolayı o gün, o onurlu duruşu sergiledik. Bugüne kadar da tavrımızı devam ettirdik."
İşler, o gün sessiz kalan medeni dünyadan destek, cesaret alan darbecilerin, geri adım atacakları yerde sürekli ileri adım attıklarını, meydanlarda binlerce kişiyi katlettiklerini kaydetti.
O zaman da kimsenin sesinin çıkmadığını dile getiren İşler, "Yine en gür ses bizden, Türkiye'den, AK Parti Hükümetinden ve Sayın Başbakanımızdan çıktı" dedi.
İşler, darbecilerin sadece öldürmekle yetinmediğini, tutuklamalara başladığını, darbeye maruz kalan Hürriyet ve Adalet Partisi, Müslüman Kardeşler teşkilatı mensuplarının, sorgusuz, sualsiz tutuklandığını anlattı.
Göstermelik mahkemelerle, yarım saat içinde otomatiğe bağlanmış olarak 529 idamın çıktığı yargılamayı bütün dünyanın seyrettiğini belirten İşler, şunları kaydetti:
"Bütün dünya bu idam kararlarına da sessiz kaldı. Yine o zaman da idam kararını eleştiren yegane ses bizden, Türkiye'den çıktı. Dünyanın neresinde zulüm, haksızlık varsa her yere sesimizi çıkarıyoruz. Uygurlar, Mynmar, Kırım, Türk dünyasıyla da ilgileniyoruz. Mısır'da bütün dünyanın gözü önünde katliamlar yaşandı, bunlara yegane ses çıkaran biziz. O zaman bizi eleştirdiniz. Sayın Kılıçdaroğlu, meydanlarda Rabia işareti yaptığımız için bizi eleştirdi. Sayın Başbakanımızı, Mısır'da genç kız öldüğü için ağlıyor diye eleştirdiler. Zulüm neredeyse sesimizi yükselttik. Bundan sonra da yükseltmeye devam edeceğiz. Bu idamları onaylamıyoruz, mücadelemizi sürdüreceğiz."
İşler, AK Parti Grup Başkanvekili, Türkiye-Mısır Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı Mahir Ünal'ın, Mısır'daki idam kararlarını eleştiren, kınayan ortak deklarasyon için bir çalışma başlattığını bildirdi. İşler, bu konuda ortak deklarasyon yayınlanmasını temenni ederek, "Geçmişte darbelerden çok çekmiş, birkaç kez darbeye maruz kalmış, darbe dolayısıyla kapısına kilit vurulmuş parlamentonun sesinin gür çıkması, ortak sesle dünyaya seslenmesi, haksız idam kararlarını kınaması, parlamentomuz, Türkiye Cumhuriyeti, demokrasimiz için onur, şeref, gurur kaynağı olacaktır" diye konuştu.
Sataşma gerekçesiyle söz alan CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, "Mısır'da idam kararı verilen insanlar için kılınızı kıpırdatıyor musunuz? Mısır'da, Suriye'de ölenlerin kanında sizin de parmağınız var. Genel Başkanımız bunu söyledi. Sizin bunları anlamanız mümkün değil" dedi.
Atıcı'nın konuşması sırasında AK Parti Düzce Milletvekili İbrahim Korkmaz laf attı. Konuşma sonrasında da Atıcı ile Korkmaz arasında tartışma devam etti. Yerinden kalkıp Atıcı'nın yanına gitmek isteyen Korkmaz'ı, AK Parti Malatya Milletvekili ve TBMM İdare Amiri Ömer Faruk Öz durdurdu.
AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli de Atıcı'ya yanıt verdi.
"Suriye'de akan kandan sorumlusunuz" cümlesinin, normal bir insanın kullanamayacağı, ağır bir ifade olduğunu vurgulayan Canikli, "Katliamı yapan Esed yönetimi. Suriye'de akan kandan sorumlu olan, Esed'e destek verenlerdir. Kim destek veriyorsa oradaki katliamdan sorumludur" görüşünü dile getirdi.
CHP İstanbul Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu da "Esad sizin dostunuzken biz tanımazdık. Esad eğer katilse Allah onun da canını alsın. İnsan öldüren kimseye destek olmayız" dedi.
CHP Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan, Kanser Haftası nedeniyle yaptığı gündemdışı konuşmada, kanser nedeniyle ölüm oranın en yüksek olduğu illerin İstanbul, İzmir, Kocaeli ve Tekirdağ olduğunu söyledi. Bu illerin ortak özelliğinin sanayinin yoğunluğu olduğunu ifade eden Kaplan, sanayileşme uğruna gerekli önlemler alınmadığında kanser riskinin arttığını vurguladı.
Kanserin tedavi maliyetinin çok yüksek olmasının kanayan yara olduğunu dile getiren Kaplan, "Kanser hastaları yakınları bu ölümcül hastalıkla mücadele ederken diğer yandan tedavideki zorluklarla mücadele ediyorlar" diye konuştu.
AK Parti Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz, Malatya'da 29-31 Mart tarihleri arasında yaklaşık 60 bin çiftçiyi ilgilendiren kayısı ağaçlarında, dondan kaynaklı felaket meydana geldiğini söyledi.
Öz, başta kayısı üreticileri olmak üzere tüm çiftçilerin mağduriyetini gidermek üzere gerekli işlemlerin yapılmasını istedi.
Yerel seçimlerde belediye başkanı seçilen 6 milletvekilinin TBMM üyeliği sona erdi.
TBMM Genel Kurulu'nda, AK Parti Balıkesir Milletvekili Ahmet Edip Uğur, AK Parti İstanbul Milletvekili Enver Yılmaz, AK Parti Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin, CHP Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu, CHP Edirne Milletvekili Recep Gürkan, AK Parti Antalya Milletvekili Menderes Mehmet Tevfik Türel'in, Mahalli İdareler Seçiminde belediye başkanı seçilerek mazbatalarını aldıklarına ve belediye başkanlığı görevlerine başladıklarına dair TBMM Başkanlığı'na sundukları yazıları okutuldu.
TBMM Başkanvekili Meral Akşener, söz konusu milletvekillerinin, belediye başkanlığı görevlerini tercih etmeleri nedeniyle milletvekilliklerinin, belediye başkanlığı görevlerine başladıkları tarih itibariyle sona erdiğini söyledi.
CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, milletvekilinin TBMM üyeliğinin düşmesi için oylamaya sunulması gerektiğini, aksi halde bu uygulamanın anayasaya aykırı olacağını savundu.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural ise söz konusu milletvekillerinin TBMM Başkanlığı'na sunduğu yazıların, aynı zamanda milletvekilinin kendi iradesiyle TBMM üyeliğinden istifa ettiği anlamını taşıdığını söyledi.
Akşener, TBMM Başkanvekili olarak, bu konuyu oylamaya sunma inisiyatifine sahip olmadığını belirtti.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'na dün yapılan yumruklu saldırı, TBMM Genel Kurulu'nda gündeme geldi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, yerinden söz alarak, Kılıçdaroğlu'na saldırıda bulunan kişinin, denetimli serbestlik kapsamında serbest bırakıldığını anımsattı.
Bir siyasi parti genel başkanına, TBMM'de saldırı yapılmasının, demokrasiye yapılan saldırı olduğunu belirten Hamzaçebi, savcılığın soruşturmasına güvenmek istediklerini ve olayın bütün ayrıntılarıyla ortaya çıkarılmasını gerektiğini söyledi. Hamzaçebi, sözlerini şöyle sürdürdü:
"TBMM'ye daha önce hiç gelmemiş bir kişinin, gelerek CHP Genel Başkanı'nın geçeceği yolları bilerek, orada konuşlanması, harekete geçmesi son derece dikkat çekicidir. Bu durum olayın bireysel olmadığını gösteriyor. Arkasında planlayıcı bazı güç veya güçlerin olduğunu bize hissettiriyor. Bizim endişemiz denetimli serbestlik kapsamında serbest bırakılan bu kişinin başına birşey gelebileceği ihtimali. Arkasındaki kişilerin veya güçlerin, bu kişinin konuşabilme ihtimaline karşı, bu çocuğun, bu vatandaşın, bu insanın başına birşey getirme ihtimalleri olduğudur. Bu kişinin can güvenliği, Hükümet'in güvencesi altında olmak zorundadır. İçişleri Bakanı, Hükümet, bu kişinin can güvenliğinden sorumludur. İçişleri Bakanı'nı uyarıyorum; bu kişinin başına herhangi birşey gelirse bu soruşturma sonuçlanmayacak, failler açığa çıkmayacak demektir. Herkesi, titiz şekilde görevini yapmaya davet ediyorum."
AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, Kılıçdaroğlu'na dün yapılan saldırıyla ilgili olarak CHP'nin hassasiyetlerine katıldıklarını dile getirdi.
Canikli, olayın arkası, önü ne varsa araştırılıp, gerçeğin ortaya çıkarılması gerektiğini vurgulayarak, "Geçmiş yıllarda da Türkiye, buna benzer olaylarda çok farklı ve sonuca ulaşılamayan olayları yaşadı. Ben de görüntüleri izledim. Kişinin ilk kez geldiği Meclis'te, planlı, bilinçli şekilde yürüdüğünü görebiliyorsunuz. Bu olay bütün detayı, boyutlarıyla varsa arkasında bir organizasyon, amaç, plan neyse mutlaka açığa çıkarılmalı. Bu, hem böyle bir fiilin cezasız kalmaması açısından son derece önemli hem de buna benzer olayların bir daha olmaması caydırıcı olması anlamında son derece önemli" diye konuştu.
Milli Savunma Bakanı Yılmaz da Kılıçdaroğlu'na yapılan saldırıyı kınadı.
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ'ın Hacıbektaş'ta saldırıya uğradığını anımsatan Yılmaz, saldırganın tutuklanmadığını söyledi.
Yılmaz, "Toplumu infiale sürükleyen gerek Kılıçdaroğlu gerekse Bozdağ olayında olsun, mutlaka tutuklulukla yargılanma sürecinin açılması lazım. Hukukta eksiklik, düzenleme yapılması gerektiğini söyledi. Hassasiyetlerine katılıyoruz. Toplumu infiale sürükleyen saldırganların, -Kılıçdaroğlu ve Bozdağ'a görevinden dolayı saldırı var- bu tür yargılamaların tutuklulukla yapılması daha doğru olacak" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda bugün MİT'in yapısında değişiklik öngören yasa teklifi görüşülecek.
Genel Kurulu'da AK Parti'nin gündemde yer alan bazı kanun tasarı ve tekliflerinin öne alınmasına ilişkin grup önerisi üzerine söz alan BDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani, Mısır'daki idam kararlarına ilişkin, "Dünyanın neresinde olursa olsun ezilenlerden, mazlumlardan yanayız. Mısır'daki insanlık suçlarını, dramını kabullenmemiz mümkün değil. Mısır'daki idam kararlarını hiçbir şekilde tasvip etmemiz mümkün değil. Bunu kınıyoruz" dedi.
Zozani, dünyanın neresinde olursa olsun idamlara karşı ortak tutum içinde olunulması, genel bir ilke olarak kabul edilip, tümüne karşı çıkılması gerektiğini söyledi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi de MİT'in yapısında değişiklik öngören yasa teklifinin, çok ciddi bir şekilde değerlendirilmesi, üzerinde durulması, tartışılması ve ondan sonra kabul edilmesi gereken bir tekif olduğunu vurguladı.
Bu teklifle ilgili kendilerine izah edilmiş, ortaya konulmuş herhangi bir makul, haklı gerekçenin bulunmadığını ifade eden Hamzaçebi, "Teklifte birtakım rutin, MİT'in taleplerini karşılamaya yönelik birtakım düzenlemeler olabilir. Ama onun dışında bu teklife ruhunu veren çok temel düzenlemeler konusunda ihtiyaç nedir, neden bu düzenlemeler getirilmiştir? Bu konuda parlamentoya herhangi bir açıklama yapılmış değildir" dedi.
MİT'in teklifin komisyonda görüşülmesi sırasında sadece AK Parti Grubu'na bilgi verip kendilerine bilgi vermemesini eleştiren Hamzaçebi, bu durumu yadırgadığını söyledi. Hamzaçebi, "MİT tüm muhalefet partilerine gelip, bilgi vermek zorundadır" diye konuştu.
Teklifte yer alan bazı değişikliklere değinen Hamzaçebi, MİT'in devletin istihbarat kurumu olduğunu, Başbakanların kişisel isteklerine ve siyasi isteklere göre görev yapacak bir kurum olmadığını belirtti. Hamzaçebi, kamuoyunda, "MİT amacı ve görevi dışında birçok işle iştigal etmektedir" görüşünün hakim olduğunu iddia etti.
Hamzaçebi, "Bu teklifi aceleye getirmeden çok sağlıklı bir şekilde tartışıp, yasalaştırmamız gerekir" dedi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Doğan Kubat, dün CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yapılan menfur saldırıyı ve Mısır'da bir insanlık suçu olarak nitelenebilecek idam kararlarını şiddetle kınadığını belirtti. Kubat, Mısır konusunda BM başta olmak üzere uluslararası insan hakları örgütlerini bu konuda derhal göreve ve duyarlı olmaya davet etti.
Partilerinin grup önerisinin gündemde yer alan kanun tasarı ve tekliflerinden bir kısmının ön sıralara alınmasına ilişkin olduğunu belirten Kubat, bunlardan MİT ile ilgili teklifin bugün gündeme alınıp temel kanun olarak 15 madde ve iki bölüm halinde görüşüleceğini kaydetti.
Birtakım uluslararası sözleşmelerin de ön sıraya alınmasını önerdiklerini ifade eden Kubat, geçen hafta aldıkları karar uyarınca Genel Kurul'un bugün ve yarın saat 21.00'e kadar çalışacağını söyledi.
Teklife değinen Kubat, "Kanun 1983 tarihinde çıkmış. Bugün güvenlik algısında, iç ve dış politikada parametrelerde ciddi anlamda değişiklikler meydana gelmiş. Teklifle yapılmak istenen MİT'in bugünkü gelişmeler karşısında görev tanımlarının güncellenmesi ve verimli bir istihbarat faaliyetini pratik ve seri biçimde yürütebilmesi noktasında hukuki boşlukların doldurulması" dedi.
MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, Kılıçdaroğlu'na yapılan menfur saldırıyı şiddetle kınayarak, "Bir partinin üyesi olduğu belirlenen bu kişinin kim tarafından gönderildiği, niye bu saldırıyı yaptığı ciddi araştırılması gereken bir konudur. Meclis çatısı altında böyle bir olayın yaşanması üzüntü vericidir" diye konuştu.
Işık, bugün görüşülecek teklifin anayasaya aykırı olduğunu iddia etti.
Genel Kurul'da AK Parti'nin grup önerisi kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Kanunu'nda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi'nin görüşmelerine, itirazlar nedeniyle geçilemedi.
Komisyon ve Hükümet'in yerini almasının ardından muhalefet, anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle teklifin görüşülmemesini istedi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, düzenlemenin yasa tasarısı yerine teklif olarak gelmesini eleştirdi. Hamzaçebi, teklifi MİT'in hazırladığını, milletvekillerinin imzasıyla parlamentoya geldiğini savundu.
Hamzaçebi, anayasaya aykırı düzenlemeleri de içeren bu teklifin, temel yasa olarak gelmesinin de yanlış olduğunu ifade etti.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, teklifin, anayasanın lafzına, ruhuna, Türkiye'nin milli menfaatlerine, temel hak ve özgürlüklere aykırı, korsan bir teklif olduğunu öne sürdü. Vural, teklifin anayasaya aykırı olduğu için görüşülemeyeceğini savundu.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, "15 maddelik olan bir teklifi temel kanun olarak göstermek ancak Temel'in aklına gelebilir. Parlamenter denetimle ilgili bir düzenlemeyi bu yasaların içine koymadığımız zaman hiç kimsenin güvencesi olmayacaktır ve bu da bu teklifin içinde yoktur" dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli ise teklifin, temel yasa olarak görüşülmesinin son derece doğal olduğunu, temel yasa olarak görüşülmesinde bir engelin bulunmadığını belirtti.
Anayasaya aykırılık iddialarına yanıt veren Canikli, "Komisyon, anayasaya aykırı olup olmadığı noktasında incelemek durumundadır, eğer aykırı görürse ona göre gereğini yapar, görmezse görüşür ve gönderir. Nitekim, görüşmüş ve göndermiştir. Genel Kurul'da anayasaya aykırılık iddiaları nedeniyle her madde için o maddeyle ilgili önerge verilebilir. Tümünün anayasaya aykırı olduğu şeklinde bir önerge verilemez. İçtüzükte böyle bir düzenleme yok" diye konuştu.
Canikli, teklif üzerinde önergelerinin bulunduğunu bildirdi.
TBMM Başkanvekili Meral Akşener, bu eleştiri ve talepler üzerine birleşime ara vererek, grup başkanvekilleriyle biraraya geldi.
Birleşimi, yaklaşık yarım saat sonra yeniden açan Akşener, CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in, teklifin komisyona iade önergesi verdiğini söyledi. Akşener, içtüzük gereği esas komisyon ve hükümet dışında milletvekillerinin, tasarı ve teklifin komisyona geri gönderilmesine yönelik önerge hakkı olmadığını söyledi.
Akşener'in, önergenin işleme alınmayacağını söylemesine Genç itiraz etti, başkanlığın tutumu üzerine usul tartışması açıldı.
Usul üzerinde lehte ve aleyhte konuşmaların ardından Akşener, tutumu üzerinde değişiklik olmadığını belirtti.
Genel Kurul'da daha sonra MHP'nin anayasaya aykırılık önergesi okundu.
TBMM Genel Kurulu'nda, AK Parti, CHP, MHP ve BDP'nin imzasıyla Mısır'da 528 kişi hakkında verilen idam kararı konusunda ortak deklarasyon okundu.
Birleşimi yöneten Başkanvekili Meral Akşener'in okuduğu deklarasyonda, TBMM'de grubu bulunan siyasi partilerin, kardeş ülke Mısır'da cereyan eden olayları yakından ve kaygıyla izlendiği belirtildi.
Kaygı verici gelişmelerin son idam kararlarıyla yeni bir aşamaya ulaştığı ifade edilen dek, şunlar kaydedildi:
"TBMM olarak tüm kardeş Mısır halkının yanındayız. Mısırlı kardeşlerimizin demokrasi, insan hakları, temel özgürlükler, hukukun üstünlüğü, fırsat eşitliği ve refah yönündeki talep ve beklentilerini içtenlikle destekliyoruz. Mısır halkının herhangi bir dış müdahale olmaksızın kendi geleceğini en sağlıklı şekilde belirleme hak, yetenek ve iradesine sahip olduğunu biliyoruz ve kendilerine güveniyoruz. Siyasi gerekçelerle verilmiş olan idam cezalarının sadece Mısır halkını değil, bütün insanlığın vicdanını sızlatacağı açıktır. Bunun, Mısır'daki gerginlikleri daha da artırabileceği ve intikam hislerine dönüşebileceği endişesini taşıyoruz. Mısır'da barış ve demokrasiye giden yolun özgürlük ve insan haklarının düğmesinden geçtiği inancındayız. Dolayısıyla TBMM olarak amaç ve hedefimiz sadece kardeş Mısır halkıyla dayanışma halinde olduğumuzun altını çizmektir. Mısır'ın demokratik mücadelesine, umutlarına, hayallerine, istikbaline gölge düşürecek, insanlık tarihine karar bir leke olarak kazınacak olan bu idam kararlarının uygulanmaması, TBMM'de tecelli eden millet iradesinin ortak arzusudur."
Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi'nin görüşmeleri, TBMM Genel Kurulu'nda başladı.
Genel Kurul'da itirazlar ve usul tartışmalarının ardından teklifin tümü üzerinde görüşmelere geçildi.
Teklif, "Temel kanun" olarak iki bölüm halinde görüşülecek.
****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKUMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
