2012-05-03 - 11:40
Melda Onur: "Bu ülkede özgür basın tutuklu, tutuksuz olanı ise özgür değildir."
Dünya Basın Özgürlüğü Günü'nü kutlayarak sözlerine başlayan Onur, Türkiye'nin basın özgürlüğü konusunda hızla gerileyen bir konumda olduğunu ifade etti.
Sınır Tanımayan Gazeteciler, Avrupa Güvenlik İşbirliği Teşkilatı ve Özgürlük Evi kuruluşlarının raporlarından örnekler veren Onur, "Basın özgürlüğü açısından 179 ülke arasında 148. sıradayız. Yani kötünün bir üstündeyiz. Türkiye dünyada 'zor koşullar' seviyesinde. Orta Afrika ülkeleri bizden iyi durumda. Kime mi benziyoruz? Bahar yaşadığını söylediğimiz Kuzey Afrika, Rusya, özendiğimiz Malezya ve Afganistan'la aynı seviyedeyiz. Tutuklu gazeteciler 1 yılda 57'den 95' e katlandı. 91 gazeteci, gazetecilik faaliyetlerinden ötürü hapiste. Gazeteciler hakkında istenen cezalar dikkat çekici. En uzun hüküm giyen gazeteci 166 yıla mahkum. Bir gazeteci için tam 3 bin yıl hapis isteniyor. Ancak kendisi 6 yıldır tutuklu. 3 bin yıl ceza istemek için elde yeterli kanıt varsa, ilk 1 yılda hüküm giymesi gerekmez mi? Rapora göre hakkında 150 dava açılan bir gazeteci var. Türkiye, Batı ve Güney Avrupa kategorisindeki 25 ülke arasında medyası özgür kategorisinde bulunmayan tek ülke."
"Bu ülkede özgür basın tutuklu, tutuksuz olanı ise özgür değildir" diyen Onur, Başbakan'ın "onlar gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tutuklu değiller" sözlerini de eleştirdi. Onur, "Bu cümle kendi içinde çelişkili. Gazetecilik yapmak suç mu ki, insanlar gazetecilik yaptıkları için içeri girsinler? Gazeteciler yaptıkları için değil, yapmasınlar diye içeri alınmışlardır" dedi.
Başbakan'ın 'tutuklu gazeteciler arasında cinsel taciz suçundan yargılanan bir gazetecinin de bulunduğu' açıklamasını da hatırlatan Onur, "Cinsel tacizci gazetecinin kim olduğunu bilgi edinme yoluyla sorduk ancak 3 ay geçmesine rağmen cevap gelmedi. Çünkü Başbakan da yaptığı hatayı bilmektedir ve bazı bilgisiz Bakanları da yanıltılmıştır. Başbakan'ın sözünü ettiği cinsel tacizci gazeteci 14 yaşındaki bir kız çocuğuna defalarca tacizde bulunduğu iddiasıyla tutuklanan ve sonrasında tahliye edilen Hüseyin Üzmez' dir. Ne yazık ki Başbakan'ın aklında suçu kalmış, ama ismini çabuk unutmuştur, yanılmıştır" diye konuştu.
"Ülkemizde ilk kez esir gazeteci tanımlamasıyla karşı karşıya kalınmıştır" diyen Melda Onur, Suriye'de Esad'a bağlı güçler tarafından esir alınan gazeteciler olduğunu, hükümet tarafından bu konunun pazarlığa konu olmaması için dillendirilmediğini öne sürdü. Onur, "İsrailli asker Gilad Şalid için seferber olan hükümeti bu konuda daha aktif olmaya çağırıyorum" dedi. (11:40)
Sınır Tanımayan Gazeteciler, Avrupa Güvenlik İşbirliği Teşkilatı ve Özgürlük Evi kuruluşlarının raporlarından örnekler veren Onur, "Basın özgürlüğü açısından 179 ülke arasında 148. sıradayız. Yani kötünün bir üstündeyiz. Türkiye dünyada 'zor koşullar' seviyesinde. Orta Afrika ülkeleri bizden iyi durumda. Kime mi benziyoruz? Bahar yaşadığını söylediğimiz Kuzey Afrika, Rusya, özendiğimiz Malezya ve Afganistan'la aynı seviyedeyiz. Tutuklu gazeteciler 1 yılda 57'den 95' e katlandı. 91 gazeteci, gazetecilik faaliyetlerinden ötürü hapiste. Gazeteciler hakkında istenen cezalar dikkat çekici. En uzun hüküm giyen gazeteci 166 yıla mahkum. Bir gazeteci için tam 3 bin yıl hapis isteniyor. Ancak kendisi 6 yıldır tutuklu. 3 bin yıl ceza istemek için elde yeterli kanıt varsa, ilk 1 yılda hüküm giymesi gerekmez mi? Rapora göre hakkında 150 dava açılan bir gazeteci var. Türkiye, Batı ve Güney Avrupa kategorisindeki 25 ülke arasında medyası özgür kategorisinde bulunmayan tek ülke."
"Bu ülkede özgür basın tutuklu, tutuksuz olanı ise özgür değildir" diyen Onur, Başbakan'ın "onlar gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tutuklu değiller" sözlerini de eleştirdi. Onur, "Bu cümle kendi içinde çelişkili. Gazetecilik yapmak suç mu ki, insanlar gazetecilik yaptıkları için içeri girsinler? Gazeteciler yaptıkları için değil, yapmasınlar diye içeri alınmışlardır" dedi.
Başbakan'ın 'tutuklu gazeteciler arasında cinsel taciz suçundan yargılanan bir gazetecinin de bulunduğu' açıklamasını da hatırlatan Onur, "Cinsel tacizci gazetecinin kim olduğunu bilgi edinme yoluyla sorduk ancak 3 ay geçmesine rağmen cevap gelmedi. Çünkü Başbakan da yaptığı hatayı bilmektedir ve bazı bilgisiz Bakanları da yanıltılmıştır. Başbakan'ın sözünü ettiği cinsel tacizci gazeteci 14 yaşındaki bir kız çocuğuna defalarca tacizde bulunduğu iddiasıyla tutuklanan ve sonrasında tahliye edilen Hüseyin Üzmez' dir. Ne yazık ki Başbakan'ın aklında suçu kalmış, ama ismini çabuk unutmuştur, yanılmıştır" diye konuştu.
"Ülkemizde ilk kez esir gazeteci tanımlamasıyla karşı karşıya kalınmıştır" diyen Melda Onur, Suriye'de Esad'a bağlı güçler tarafından esir alınan gazeteciler olduğunu, hükümet tarafından bu konunun pazarlığa konu olmaması için dillendirilmediğini öne sürdü. Onur, "İsrailli asker Gilad Şalid için seferber olan hükümeti bu konuda daha aktif olmaya çağırıyorum" dedi. (11:40)
