2008-04-15 - 14:25
Deniz Baykal: "Bizim için önemli olan Türkiye'nin ulusal bütünlüğüdür. Kişiler gelir geçer, partiler gelir geçer ama Türkiye Cumhuriyetini laik ve demokratik bir devlet olarak işletmeye devam etmeliyiz."
- TBMM Haber Sitesi- CHP Grubu toplandı. Partisinin grup toplantısında bir konuşma yapan Baykal, sözlerine "Önemli bir dönem geçiriyoruz. Önemli olan yaşanan dönemi doğru değerlendirmek. Hedef oluyoruz, suçlanıyoruz, iftiralar atılıyor, bunlarla meşgul değiliz bizim için önemli olan Türkiye'nin ulusal bütünlüğüdür, Cumhuriyetimizin sahiplenilmesidir, bu konuda üstümüze düşeni yapıyoruz. Bu görevi şu ana kadar başarıyla götürdüğümüzü düşünüyorum. Kamu vicdanında haklılığımız benimsendi. Türkiye'nin siyasi gelişmeleri CHP'nin takındığı tutumla ciddi şekilde etkilendi, yönlendi. Bir sarsıntıya yol açmadan Türkiye'ni bu zor günleri aşmasını sağlamaya çalışmalıyız" ifadeleriyle başladı.
EKONOMİK TABLO
Ekonomik tabloya işaret eden Baykal, uzun süreden beri gelişmelerin ortaya koyacağı sonuçlara dikkat çekmek istediklerini ancak gelinen noktada sonuçların ortaya çıkmaya başladığını savunan Baykal, "Yaşanan sorunları, sıkıntıları dünyada yaşanlarla bağlayarak açıklamak mümkün değildir. Türkiye'nin durumu dünyadaki bu gelişmelerden farklı olarak ve onların haklı gösterebileceğinin çok ötesinde sıkıntılar göstermektedir. Gelişmelerin ortaya koyduğu tablo Türkiye'nin bir parçası olduğu yükselen ekonomiler dünyası içinde onları ortaya koydukları başarının çok altında her ölçüyle ilgili olarak, enflasyonla, büyümeyle, işsizlikle, borçlanmayla ilgili olarak bir parçası olduğumuz dünya ülkelerinin şimdi en altında, en arkasında bir duruma sürüklenmiş durumdayız. Türkiye bu sıkıntılı dönemden en ağır darbeyi yemiş duruma düşmektedir" dedi.
Baykal sözlerine şöyle devam etti: "Uluslararası derecelendirme kuruluşları uzun süreden beri ilk kez Türkiye'ye uyarı işaretleri vermeye başladılar. Ekonominin tümündeki tablo maalesef iyi değil. Bu kadar alkışlarla karşılanan bir ekonomik tablonun şimdi birden bire bu hale gelmesi, bocalamanın ortaya çıktığını, söylenenlerin asılsız olduğunu gösterir"
"ORTADAKİ ENFLASYON RAKAMLARI SOYUT RAKAMLARDIR"
"2004'de büyüme güya 4.5 olarak açıklandı. Bunun doğru olmadığını artık bu kürsüde ifade edebilecek durumdayız. Rakamlar revize edilmiştir. Bunu dikkatle izleyen çevreler bunun doğru olmadığın bir mesleki tesbit olarak ortaya koymuşlardır" diyen Baykal, şunları kaydetti:
"Her türlü makyajlama çabalarına rağmen işsizlik artmaktadır. İşgücüne katılım oranı diye bir oran kullanılıyor. Avrupa ülkelerindeki yüzdeyle bakılsa rakamlar artacak. Enflasyonu indirme politikası tıkanmıştır. 2001'de ilan edilen politika enflasyonu önemli bir biçimde düşürmüştür, ama şimdi %10'lar civarında kronik bir hale gelmiştir. Kuru düşük tutmanın çok ağır bedellerini başka noktalarda verdiğimiz halde, enflasyon ciddi bir yükselişe geçmiştir.
Ortadaki enflasyon rakamları soyut rakamlardır. Özellikle dar gelirli kesimler için eflasyon ilan edilenin çok üzerindedir. Mutfaktaki enflasyon ilan edilenin çok üzerindedir"
"CARİ AÇIK OLAĞANÜSTÜ BİR HIZLA BÜYÜYOR"
Cari açık ve dış açık olağanüstü bir hızla büyüdüğünü söyleyen Baykal: "Türkiye, Dış dünyaya ekonomiyi teslim etmiş bir ülke durumuna gelmiştir. AKP iktidarı döneminde Türkiye yurtdışına olağanüstü kaynak transfer etmiştir. 185 milyar doların üzerinde kaynak transferi yapılmıştır. Bazı kalemler şunlar: Kâr transferleri? KİT'ler, kârlı temel kuruluşlar satıldı. Bir defalık döviz girişi temin edildi. O da kullanıldı. Şimdi o satılan tesisler Türkiye'ye kâr transferiyle önemli bedeller ödetmeye başlamışlardır. 2003 yılında kâr transferleri 370 milyon dolar civarındaydı, bu gün 1 milyar 825 dolar civarına gelmiştir, bu olağanüstü artış devam edecek. Önümüzdeki yıl 3 milyon doları beklemek lazım. Türkiye'ye para girişi tıkanıyor. Türkiye'den para çıkışının kanalları açılmıştır. Hızlanarak giden bir süreç bu. KİT'leri satmak kolay, zaman içinde altın yumurtlayan tavuğu kesmiş olursunuz" dedi.
"ÖZEL SEKTÖRÜN YATIRIM HEVESİ ORTADAN KALKTI"
"Türkiye'nin dışarıya kâr transferleri, faiz ödemeleri, özel sektörün, kamunun dış borçlarından faiz ödemesi, cari açık birikimi hepsi Türkiye'nin gerçekleridir. Bunlar iş başına geldiğinde cari açık 1.5 milyar dolardı. Şimdi 38.5 milyar dolara çıkmıştır. Dış ticaret açığı 15 milyar dolardı, şimdi 65 milyar dolardır" diyen Baykal, ekonominin temel dayanaklarıyla ilgili olumsuzlukların artık hayata da yansımaya başladığını savundu. Baykal, Türkiye'de sanayinin giderek yabancılara hizmet eden bir yapıya dönüştüğünü söyledi. Maliyetin giderek arttığını ve sanayinin zor durumda olduğunu savunan CHP Genel Başkanı, özel sektörün yatırım yapma hevesinin ortadan kalktığını savundu. "Aynı manzara tarımda da ortaya çıkıyor" diyen Baykal, tarımda söz verilen yeni yapılanma sonucunda bugün 6 yıl uygulanan tarım politikasının sonuçlarını rakamlarla değerlendirdi. Sonucun enflasyonla açıklanamayacağını söyleyen Baykal, sonucun yanlış ekonomi, kötü tarım politikasını gösterdiğini savundu. Buğday konusunda izlenen politikanın ''tam bir başarısızlık'' olduğunu ileri süren Baykal, TMO'nun piyasayı düzenleme yetkisinin elinden alındığını, devreden çıkarıldığını söyledi. Hükümetin, buğday fiyatlarının artacağı yönünde yapılan uyarıları dikkate almadığını anlatan Baykal, ''buğday fiyatlarının 2 katına çıktığını, hala yeterli tedbirlerin alınmadığını'' savundu. Baykal, ''Şimdi bizimkiler seyrediyorlar. Bunun altında ciddi tarım politikasının olduğunu söylemek mümkün mü?'' dedi.
Dünyada bakliyat fiyatlarının yüzde 20, Türkiye'de yüzde 90 artığını ifade eden Baykal, ''Bakliyat alanında uzun süreden beri çalışmış firmaların uyarılarının da dikkate alınmadığını'' söyledi. Baykal, ''Bugün geldiğimiz noktada pirinç, fasulye, nohut, bulgur, aldı başını gitti, patladı. Dünyadaki fiyatla ilgili değildir. Enflasyonla ilgili değildir. Dolarla ilgili değildir. AKP iktidarının kafasını yanlış yollara sokup, halkın dertleriyle ilgilenmemesiyle ilgilidir'' dedi.
Dünyada tarımın önemi artarken, AK Parti iktidarının, tarımı ihmal ettiğini ve Türkiye'yi bugünkü duruma sürüklediğini öne süren Baykal, ''Halbuki tarım, bugünde, yarında, gelecekte de en büyük önemi taşımaya devam edecektir'' dedi. Türkiye'nin Yunanistan'dan pamuk ithal etmesini eleştiren Baykal,
tarımı, üretimi ve çiftçiyi sahiplenen politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Baykal, şunları kaydetti: ''Tarım Bakanı, '3 gün pirinç almayın geçer' diyor. Bir başka bakanları da diyor ki 'Mersin'de bir gemiyi bekletiyorum. Yarın gerekirse içeriye sokarım, fiyatları indiririm.' Eğer ortada bir fiyat artışını haklı kılacak bir durum yoksa, ürün varsa, bunu yapabilirseniz, niye yapmıyorsunuz? Bu milleti, şimdi bir kaşık pilavı bulamaz hale niye
düşürüyorsunuz?''
"LAİKLİĞİ GÖZDEN ÇIKARAMAZSINIZ"
Baykal, laiklik tartışmalarını odağa aldığı konuşmasının ikinci bölümünde, gündemdeki Anayasa değişikliğinin 'gelecekte laikliği gözden çıkarmanın peşin kararı' anlamına geldiğini savunarak: "Ondan vazgeçemeyiz. Kişiler gelir geçer, partiler gelir geçer ama Türkiye Cumhuriyetini laik ve demokratik bir devlet olarak işletmeye devam etmeliyiz" dedi. ''Demokrasi mi, laiklik mi ikileminde, laiklik değil, demokrasi deyin'' denildiğini belirten Baykal, hiçbir şey için Türkiye'nin çağdaş, laik toplum olma iddiasından vazgeçmeyeceklerini bildirdi. Baykal, bundan vazgeçmeleri halinde, Türkiye'nin, demokrasi olmaya devam edemeyeceğini vurguladı. Baykal, laiklik ortadan kalkarsa, demokrasi ve ulusal bütünlüğün de ortadan kalkacağını vurgulayarak, ''Milli bütünlüğümüze, demokrasimize ve bunların güvencesi laikliğe de sahip çıkacağız'' dedi.
"ERBAKAN MİLLİ GÖRÜŞÇÜ OLMANIN BEDELİNİ ÖDEDİ"
Baykal sözlerine şöyle devam etti; "Eskiden bu çizgi batıyla çatışma içinde bir çizgiydi, AKP, Milli Nizam ve Milli Selamet'den farklı olarak bir şeyi değiştirdi, Türkiye'de karşı çıkanları hallederiz, ama batılı güçleri karşımıza almayalım dedi ve böyle yaptı. Türkiye'nin üzerinden kendi gelecekleri için iş birliği yapmayı içlerine sindirdiler. Erbakan milli görüşçüdür, bu işbirlikçidir aradaki fark budur. Erbakan milli görüşçü olmanın bedelini ödedi, bu işbirlikçi olmanın avantajını sağlamaya çalışıyor şu anda. Siyaset bir örgütlenme işidir, medyası olacak, gazetesi, şirketleri olacak öyle götüreceğiz yoksa bizi atıverirler bir kenara dediler ve ellerindeki kamu yetkisini bunu kurmak için kullandılar, kullanıyorlar. Siyaseti finanse etmek için kamu kaynaklarını acımasızca kullandılar"
SABAH ve ATV'NİN SATIŞI
Baykal, Sabah ve ATV grubunun satışına da değindi. "Bir süre önce TMSF, Sabah ve ATV grubunun satış kararını aldı. Bu karardan sonra üç müracaat yapıldı, iki firma yarıyolda kendi kararlarıyla bu ihaleden çekilmek durumunda kaldılar. Bir gruba tek başına girerek bu ATV-Sabah grubu teslim edildi. Teslim edilirken gerekli teminat mektubu yine bir kamu bankası eliyle verildi. Şimdi finansman noktasına gelindi. Günlerdir basında tek tük haberler çıkıyor. Bu teklifi veren grup pek rekabetten hoşlanmıyor, çeşitli alanlarda ona doğrudan çeşitli projeler devrediliyor öyle yürüyor. Sayın başbakanın damadı, çok sağlam ilişkileri var. Bu grup bu medya ilişkisini sonuçlandırma aşamasına geldi, on gün sonra ödemenin yapılması gerekiyor. Gazetelerden anlıyoruz ki, iki kamu bankası bu konuda siyasi baskı altında, o bedelin ödenmesi için kaynak sağlama durumuna yönlendiriliyorlar" ifadelerini kullanan CHP Genel Başkanı sözlerine şöyle devam etti: "Bu iktidarın kendisine yandaş medya yaratmayı çok önemli gördüğünü biliyorum. Bu geldiğimiz noktada herkes aklını başına almalı. Geçtiğimiz dönemde bunun benzeri olayları gördük. Onların çok daha ağırının şimdi yürütülmekte olduğunu gördüğümüzü bildiğimizi herkesin anlamasını istiyorum"
AKP Hükümetinin, hükümet olma gücünü siyaseti yönlendirmek için kullandığını iddia eden Baykal, bu konuda "Türkiye'deki kamu bankaları böyle bir sorumsuzluğun içinde yer almaz" şeklinde bir açıklama yapılması gerektiğini söyledi.
BAŞBAKAN-CHENEY GÖRÜŞMESİ
Başbakanın, Amerika Başkan Yardımcısı Cheney ile görüşmesine de değinen Baykal, "Başbakan Cheney'e ben Büyük Ortadoğu Projesinin yardımcısı olmaktan dolayı suçlanıyorum. Amerika'nın yakını olmaktan suçlanıyorum" dedi mi demedi mi?" diye sordu. Baykal: "Başbakanın kendi kurumlarını Amerikan Başkan Yardımcısına şikayet edip etmediğini kendi ağzından duymak istiyorum" dedi.
EKONOMİK TABLO
Ekonomik tabloya işaret eden Baykal, uzun süreden beri gelişmelerin ortaya koyacağı sonuçlara dikkat çekmek istediklerini ancak gelinen noktada sonuçların ortaya çıkmaya başladığını savunan Baykal, "Yaşanan sorunları, sıkıntıları dünyada yaşanlarla bağlayarak açıklamak mümkün değildir. Türkiye'nin durumu dünyadaki bu gelişmelerden farklı olarak ve onların haklı gösterebileceğinin çok ötesinde sıkıntılar göstermektedir. Gelişmelerin ortaya koyduğu tablo Türkiye'nin bir parçası olduğu yükselen ekonomiler dünyası içinde onları ortaya koydukları başarının çok altında her ölçüyle ilgili olarak, enflasyonla, büyümeyle, işsizlikle, borçlanmayla ilgili olarak bir parçası olduğumuz dünya ülkelerinin şimdi en altında, en arkasında bir duruma sürüklenmiş durumdayız. Türkiye bu sıkıntılı dönemden en ağır darbeyi yemiş duruma düşmektedir" dedi.
Baykal sözlerine şöyle devam etti: "Uluslararası derecelendirme kuruluşları uzun süreden beri ilk kez Türkiye'ye uyarı işaretleri vermeye başladılar. Ekonominin tümündeki tablo maalesef iyi değil. Bu kadar alkışlarla karşılanan bir ekonomik tablonun şimdi birden bire bu hale gelmesi, bocalamanın ortaya çıktığını, söylenenlerin asılsız olduğunu gösterir"
"ORTADAKİ ENFLASYON RAKAMLARI SOYUT RAKAMLARDIR"
"2004'de büyüme güya 4.5 olarak açıklandı. Bunun doğru olmadığını artık bu kürsüde ifade edebilecek durumdayız. Rakamlar revize edilmiştir. Bunu dikkatle izleyen çevreler bunun doğru olmadığın bir mesleki tesbit olarak ortaya koymuşlardır" diyen Baykal, şunları kaydetti:
"Her türlü makyajlama çabalarına rağmen işsizlik artmaktadır. İşgücüne katılım oranı diye bir oran kullanılıyor. Avrupa ülkelerindeki yüzdeyle bakılsa rakamlar artacak. Enflasyonu indirme politikası tıkanmıştır. 2001'de ilan edilen politika enflasyonu önemli bir biçimde düşürmüştür, ama şimdi %10'lar civarında kronik bir hale gelmiştir. Kuru düşük tutmanın çok ağır bedellerini başka noktalarda verdiğimiz halde, enflasyon ciddi bir yükselişe geçmiştir.
Ortadaki enflasyon rakamları soyut rakamlardır. Özellikle dar gelirli kesimler için eflasyon ilan edilenin çok üzerindedir. Mutfaktaki enflasyon ilan edilenin çok üzerindedir"
"CARİ AÇIK OLAĞANÜSTÜ BİR HIZLA BÜYÜYOR"
Cari açık ve dış açık olağanüstü bir hızla büyüdüğünü söyleyen Baykal: "Türkiye, Dış dünyaya ekonomiyi teslim etmiş bir ülke durumuna gelmiştir. AKP iktidarı döneminde Türkiye yurtdışına olağanüstü kaynak transfer etmiştir. 185 milyar doların üzerinde kaynak transferi yapılmıştır. Bazı kalemler şunlar: Kâr transferleri? KİT'ler, kârlı temel kuruluşlar satıldı. Bir defalık döviz girişi temin edildi. O da kullanıldı. Şimdi o satılan tesisler Türkiye'ye kâr transferiyle önemli bedeller ödetmeye başlamışlardır. 2003 yılında kâr transferleri 370 milyon dolar civarındaydı, bu gün 1 milyar 825 dolar civarına gelmiştir, bu olağanüstü artış devam edecek. Önümüzdeki yıl 3 milyon doları beklemek lazım. Türkiye'ye para girişi tıkanıyor. Türkiye'den para çıkışının kanalları açılmıştır. Hızlanarak giden bir süreç bu. KİT'leri satmak kolay, zaman içinde altın yumurtlayan tavuğu kesmiş olursunuz" dedi.
"ÖZEL SEKTÖRÜN YATIRIM HEVESİ ORTADAN KALKTI"
"Türkiye'nin dışarıya kâr transferleri, faiz ödemeleri, özel sektörün, kamunun dış borçlarından faiz ödemesi, cari açık birikimi hepsi Türkiye'nin gerçekleridir. Bunlar iş başına geldiğinde cari açık 1.5 milyar dolardı. Şimdi 38.5 milyar dolara çıkmıştır. Dış ticaret açığı 15 milyar dolardı, şimdi 65 milyar dolardır" diyen Baykal, ekonominin temel dayanaklarıyla ilgili olumsuzlukların artık hayata da yansımaya başladığını savundu. Baykal, Türkiye'de sanayinin giderek yabancılara hizmet eden bir yapıya dönüştüğünü söyledi. Maliyetin giderek arttığını ve sanayinin zor durumda olduğunu savunan CHP Genel Başkanı, özel sektörün yatırım yapma hevesinin ortadan kalktığını savundu. "Aynı manzara tarımda da ortaya çıkıyor" diyen Baykal, tarımda söz verilen yeni yapılanma sonucunda bugün 6 yıl uygulanan tarım politikasının sonuçlarını rakamlarla değerlendirdi. Sonucun enflasyonla açıklanamayacağını söyleyen Baykal, sonucun yanlış ekonomi, kötü tarım politikasını gösterdiğini savundu. Buğday konusunda izlenen politikanın ''tam bir başarısızlık'' olduğunu ileri süren Baykal, TMO'nun piyasayı düzenleme yetkisinin elinden alındığını, devreden çıkarıldığını söyledi. Hükümetin, buğday fiyatlarının artacağı yönünde yapılan uyarıları dikkate almadığını anlatan Baykal, ''buğday fiyatlarının 2 katına çıktığını, hala yeterli tedbirlerin alınmadığını'' savundu. Baykal, ''Şimdi bizimkiler seyrediyorlar. Bunun altında ciddi tarım politikasının olduğunu söylemek mümkün mü?'' dedi.
Dünyada bakliyat fiyatlarının yüzde 20, Türkiye'de yüzde 90 artığını ifade eden Baykal, ''Bakliyat alanında uzun süreden beri çalışmış firmaların uyarılarının da dikkate alınmadığını'' söyledi. Baykal, ''Bugün geldiğimiz noktada pirinç, fasulye, nohut, bulgur, aldı başını gitti, patladı. Dünyadaki fiyatla ilgili değildir. Enflasyonla ilgili değildir. Dolarla ilgili değildir. AKP iktidarının kafasını yanlış yollara sokup, halkın dertleriyle ilgilenmemesiyle ilgilidir'' dedi.
Dünyada tarımın önemi artarken, AK Parti iktidarının, tarımı ihmal ettiğini ve Türkiye'yi bugünkü duruma sürüklediğini öne süren Baykal, ''Halbuki tarım, bugünde, yarında, gelecekte de en büyük önemi taşımaya devam edecektir'' dedi. Türkiye'nin Yunanistan'dan pamuk ithal etmesini eleştiren Baykal,
tarımı, üretimi ve çiftçiyi sahiplenen politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Baykal, şunları kaydetti: ''Tarım Bakanı, '3 gün pirinç almayın geçer' diyor. Bir başka bakanları da diyor ki 'Mersin'de bir gemiyi bekletiyorum. Yarın gerekirse içeriye sokarım, fiyatları indiririm.' Eğer ortada bir fiyat artışını haklı kılacak bir durum yoksa, ürün varsa, bunu yapabilirseniz, niye yapmıyorsunuz? Bu milleti, şimdi bir kaşık pilavı bulamaz hale niye
düşürüyorsunuz?''
"LAİKLİĞİ GÖZDEN ÇIKARAMAZSINIZ"
Baykal, laiklik tartışmalarını odağa aldığı konuşmasının ikinci bölümünde, gündemdeki Anayasa değişikliğinin 'gelecekte laikliği gözden çıkarmanın peşin kararı' anlamına geldiğini savunarak: "Ondan vazgeçemeyiz. Kişiler gelir geçer, partiler gelir geçer ama Türkiye Cumhuriyetini laik ve demokratik bir devlet olarak işletmeye devam etmeliyiz" dedi. ''Demokrasi mi, laiklik mi ikileminde, laiklik değil, demokrasi deyin'' denildiğini belirten Baykal, hiçbir şey için Türkiye'nin çağdaş, laik toplum olma iddiasından vazgeçmeyeceklerini bildirdi. Baykal, bundan vazgeçmeleri halinde, Türkiye'nin, demokrasi olmaya devam edemeyeceğini vurguladı. Baykal, laiklik ortadan kalkarsa, demokrasi ve ulusal bütünlüğün de ortadan kalkacağını vurgulayarak, ''Milli bütünlüğümüze, demokrasimize ve bunların güvencesi laikliğe de sahip çıkacağız'' dedi.
"ERBAKAN MİLLİ GÖRÜŞÇÜ OLMANIN BEDELİNİ ÖDEDİ"
Baykal sözlerine şöyle devam etti; "Eskiden bu çizgi batıyla çatışma içinde bir çizgiydi, AKP, Milli Nizam ve Milli Selamet'den farklı olarak bir şeyi değiştirdi, Türkiye'de karşı çıkanları hallederiz, ama batılı güçleri karşımıza almayalım dedi ve böyle yaptı. Türkiye'nin üzerinden kendi gelecekleri için iş birliği yapmayı içlerine sindirdiler. Erbakan milli görüşçüdür, bu işbirlikçidir aradaki fark budur. Erbakan milli görüşçü olmanın bedelini ödedi, bu işbirlikçi olmanın avantajını sağlamaya çalışıyor şu anda. Siyaset bir örgütlenme işidir, medyası olacak, gazetesi, şirketleri olacak öyle götüreceğiz yoksa bizi atıverirler bir kenara dediler ve ellerindeki kamu yetkisini bunu kurmak için kullandılar, kullanıyorlar. Siyaseti finanse etmek için kamu kaynaklarını acımasızca kullandılar"
SABAH ve ATV'NİN SATIŞI
Baykal, Sabah ve ATV grubunun satışına da değindi. "Bir süre önce TMSF, Sabah ve ATV grubunun satış kararını aldı. Bu karardan sonra üç müracaat yapıldı, iki firma yarıyolda kendi kararlarıyla bu ihaleden çekilmek durumunda kaldılar. Bir gruba tek başına girerek bu ATV-Sabah grubu teslim edildi. Teslim edilirken gerekli teminat mektubu yine bir kamu bankası eliyle verildi. Şimdi finansman noktasına gelindi. Günlerdir basında tek tük haberler çıkıyor. Bu teklifi veren grup pek rekabetten hoşlanmıyor, çeşitli alanlarda ona doğrudan çeşitli projeler devrediliyor öyle yürüyor. Sayın başbakanın damadı, çok sağlam ilişkileri var. Bu grup bu medya ilişkisini sonuçlandırma aşamasına geldi, on gün sonra ödemenin yapılması gerekiyor. Gazetelerden anlıyoruz ki, iki kamu bankası bu konuda siyasi baskı altında, o bedelin ödenmesi için kaynak sağlama durumuna yönlendiriliyorlar" ifadelerini kullanan CHP Genel Başkanı sözlerine şöyle devam etti: "Bu iktidarın kendisine yandaş medya yaratmayı çok önemli gördüğünü biliyorum. Bu geldiğimiz noktada herkes aklını başına almalı. Geçtiğimiz dönemde bunun benzeri olayları gördük. Onların çok daha ağırının şimdi yürütülmekte olduğunu gördüğümüzü bildiğimizi herkesin anlamasını istiyorum"
AKP Hükümetinin, hükümet olma gücünü siyaseti yönlendirmek için kullandığını iddia eden Baykal, bu konuda "Türkiye'deki kamu bankaları böyle bir sorumsuzluğun içinde yer almaz" şeklinde bir açıklama yapılması gerektiğini söyledi.
BAŞBAKAN-CHENEY GÖRÜŞMESİ
Başbakanın, Amerika Başkan Yardımcısı Cheney ile görüşmesine de değinen Baykal, "Başbakan Cheney'e ben Büyük Ortadoğu Projesinin yardımcısı olmaktan dolayı suçlanıyorum. Amerika'nın yakını olmaktan suçlanıyorum" dedi mi demedi mi?" diye sordu. Baykal: "Başbakanın kendi kurumlarını Amerikan Başkan Yardımcısına şikayet edip etmediğini kendi ağzından duymak istiyorum" dedi.
