2015-03-10 - 17:14
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Meral Akşener Başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, kamuoyunda "İç Güvenlik Paketi" olarak bilinen Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 5 maddesi daha kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Meral Akşener Başkanlığında toplandı.

Akşener, gündeme geçmeden önce üç milletvekiline gündem dışı söz verdi.

CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar, seçim bölgesinin en büyük ihtiyacının hastane olduğunu belirtti. Mevcut hastanelerin yatak kapasitesinin ihtiyacı karşılamadığını ifade eden Akar, içerisinde yanık ünitesi bulunan donanımlı bir hastane gerektiğini söyledi.

MHP Afyonkarahisar Milletvekili Kemalettin Yılmaz, tarım sektöründe yaşanan sıkıntıları dile getirdi. İktidar partisinin çiftçiye verdiği sözleri unuttuğunu savunan Yılmaz, denizcilik sektörüne sağlanan ucuz yakıtın çiftçiye çok görüldüğünü söyledi. Yılmaz, iktidara geldiklerinde tarımsal gelirden ÖTV ve KDV'yi kaldıracaklarını kaydetti.

AK Parti Ağrı Milletvekili Ekrem Çelebi, hükümetin tarım sektöründe ciddi çalışmalar yaptığını anlatarak, Yılmaz'ın eleştirilerine karşılık "MHP iktidardayken de gördük. Vicdanlarınıza bırakıyorum" dedi. Çelebi, hükümetin Ağrı'da yaptığı yatırımlar hakkında bilgi verdi.

Bu arada CHP Grup Başkanvekili Levent Gök ve MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Meclis'e ziyaretçi yasağı kararını eleştirerek, bu kararın kaldırılması istedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, HDP'nin, Bingöl Üniversitesi'ndeki baskılar, yolsuzluk iddiaları ve Rektör'ün tutumuyla ilgili Araştırma Önergesi'nin görüşülmesini içeren grup önerisi kabul edilmedi.

HDP, TBMM Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanamaması üzerine grup önerisini Genel Kurul'a taşıdı. HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, öneri üzerinde yaptığı konuşmada, Bingöl Üniversitesi'nde öğrencilerin açlık grevi yaptığını belirterek, ülkedeki pek çok üniversitede gençlerin bedenlerini açlığa yatırdığını, taleplerini haykırdığını, ancak ne Meclis ne de hükümetten ses çıkmadığını söyledi.

Baluken, "Özel güvenlik görevlisinin baskısını, polisin üniversiteye rastgele girmemesini, girdiğine işkence yapmamasını, rektörün antidemokratik uygulamalarının kaldırılmasını dile getirmekten utanıyorum. Sadece Bingöl'de değil, başka üniversitelerde aynı turum var. Meclis, bu taleplere kayıtsız kalamaz. Açlık grevindeki öğrencilerin kılına zarar gelirse bunun altında kalırsınız. Milli Eğitim Bakanı, Başbakan harekete geçmeli. Bize güvenmiyorsanız kendi milletvekillerinize sorun üniversitede hangi yolsuzluk ve usulsüzlüklerin yapıldığını" dedi.

AK Parti Amasya Milletvekili Avni Erdemir, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, Bingöl Üniversitesi'ndeki yolsuzluk iddialarını önemsediklerini belirterek, "Yargıya intikal eden konunun sonuna kadar takipçisi olacağız. Üniversitenin olmazsa olmazı özgür düşüncedir ama özgürlük ve güvenlik dengesi de önemlidir. Bir ay sonra seçim çalışmaları başlayacak, Meclis tatile girecek. Kurulacak komisyonun faaliyetlerini sürdürme imkanı olmayacak. Milletin beklediği yasalar var" diye konuştu.

CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı öneri lehinde yaptığı konuşmada, "Bingöl'den çığlık yükseliyor. Çığlığı atan üniversite öğrencileri. Bingöl Üniversitesi'nde baskı, yolsuzluk ve rektörlük yönetiminden kaynaklanan sorunlar olduğunu söylüyorlar. Hükümet ve iktidar bu çığlığı duymuyor. Bu sorunlar bütün üniversitelerin sorunudur. 'İleri demokrasi getirdik' dediğiniz ülkemde, gençler sesini duyurmak için bedenlerini ölüme yatırıyorlar. Hiç utanma olmaz mı insanda, ülkeyi ne hale getirdiniz. Zamanımız yok diyorsunuz. Adam diyor ki 'polis bizi öldürüyor', siz 'bekle polis senin kökünü kazıyacak' diyorsunuz. Yazıklar olsun. Bu gençler çok şükür ki sizler gibi düşünmeyecek" görüşünü kaydetti.

Erdemir'in "iktidardan üniversiteye müdahale etmesini bekliyorsunuz" sözüne Atıcı, "Gölge etmeyin, başka ihsan istemez. Elinizi çekin üniversitelerden, polisi çekin, halkı yanıltmayın. AKP Bingöl milletvekilleri gelsin burada konuşsun. Biz Bingöl'de açlık grevinde ölüme yatan çocukları konuşuyoruz, siz keyif yapıp burada zaman geçiriyorsunuz" karşılığını verdi.

HDP'li Baluken sataşma gerekçesiyle söz alarak Bingöl Üniversitesi Rektörü'nün kendisine bir milyon liraya konut yaptırdığını, aile bireylerini üniversiteye yerleştirdiğini, 350 bin lira makam aracı aldığını belirterek, "Bunlara duyarsız kalamayız, müdahale ederiz. İlla bu çocuklar ölümün sınırına gelince mi duyarlı olacaksınız?" diye sordu. Baluken, Bingöl'de Emniyet müdürü, savcı ve rektörden oluşan "karanlık tezgah" olduğunu ileri sürerek, "Paralel midir, sizinle kesişen mi yoksa bileşen mi bilmiyoruz. Bunu açığa çıkarmak sizin göreviniz" diye konuştu.

AK Parti Isparta Milletvekili Recep Özel, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, "Araştırılması, incelenmesi gereken hususlar var. Bunlarla ilgili yargı sürecine müdahale etmeden devam etmesi, sorumlusu varsa ceza alması ortak dileğimizdir. Yolsuzluk yapanın arkasında kimse durmaz. Buradan üniversite rektörlerine sesleniyorum; biz üniversitelerden bu tür iddiaları duymak istemiyoruz. Öğrenciler açlık grevini sonlandırsınlar. İsteğimiz özgür üniversite.... İddiaların üzerine gidilsin" dedi.

CHP'li Atıcı, sataşma gerekçesiyle söz alarak, AK Parti milletvekillerine, "Alaycı gülümsemelerle, 'çok önemli, araştırılmalı' deyip hayır oyu vermek iki yüzlü politikadır. Siz icra makamısınız, sorumluluklarınız var. Ama bizden daha çok ağlıyorsunuz. Böyle hükümet etme yöntemi dünyada yok. Bugün bu öneriyi kabul ederseniz bütün üniversiteler ayağını denk alır" görüşünü savundu.

AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, Atıcı'nın "kendi kendisiyle kavga eder gibi konuştuğunu, aşağılayarak vesayet kurmaya çalıştığını" belirterek, "Tahakkümcü anlayış iyi bir tarz değil. Kimse Genel Kurul iradesi üzerinde tahakküm kuramaz. Kabile devletinde değiliz. Üniversitede yolsuzluk varsa bunu incelemenin yolları var. Bütün kurumları kendi uhdemize mi alacağız?" dedi.

CHP'li Atıcı, Bostancı'nın kendisine sataştığı gerekçesiyle söz alarak, "Beni dinlemek, bana tahammül etmek zor çünkü gerçekleri söylüyorum, bir tokat gibi yüzünüze çarpıyorum. Benim kavgam kendimle değil, sizinle. Bu alaycı gülüşlerle, tavırlarla..." karşılığını verdi.

Konuşmaların ardından HDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

TBMM Genel Kurulu'nda; MHP'nin ASELSAN mühendislerinin ölümü ve CHP'nin faiz lobisi ile ilgili grup önerileri kabul edilmedi.

TBMM Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanamaması üzerine MHP grup önerisini Genel Kurul'a taşıdı.

MHP'nin ASELSAN mühendislerinin ölümü ile ilgili önergenin gündeme alınmasına ilişkin grup önerisi üzerinde konuşan Kütahya Milletvekili Alim Işık, mühendislerin arka arkaya ölümünün araştırılması gerektiğini söyledi. Işık, "Hükümet bu ölümlerle ilgili nelere ulaştı? Bu olayların arkasında kimler var? Soruşturmalar neden sonuçlanmıyor? Hangi gerçekler gizleniyor? Bunların açığa kavuşturulması gerekiyor" dedi.

AK Parti İstanbul Milletvekili Şirin Ünal, söz konusu olaylara ilişkin basında yer alan haberlerin sağlıklı olmadığını ifade etti. Ünal, hayatını kaybeden ASELSAN çalışanlarından birinin trafik kazasında öldüğünü, birinin intihar ettiğini, diğer ikisi ile ilgili soruşturmanın sürdüğünü belirtti.

CHP İzmir Milletvekili Erdal Aksünger de ASELSAN çalışanlarının ölümü ile ilgili şaibeler olduğunu, iki çalışanın ölümüne ilişkin kamera kayıtlarının ortada olmadığını söyledi. Aksünger, konuyla ilgili Meclis Araştırması açılaması gerektiğini kaydetti.

AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ise söz konusu ölümlerle ilgili araştırma yapılabileceğini ancak yasama döneminin sonuna yaklaşıldığını, çalışmanın 25. Dönem'de gerçekleştirilebileceğini ifade etti.

MHP'nin grup önerisinin reddedilmesinin ardından CHP'nin "faiz lobisi" ile ilgili Araştırma Önergesi'nin görüşülmesini içeren grup önerisi görüşüldü.

Önerge üzerinde konuşan CHP Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker, "Cumhurbaşkanı çıkıyor, Merkez Bankası Başkanı'na suçlamalarda bulunuyor. Dolar tırmanışa geçiyor. Cumhurbaşkanı 6-7 defa konuştu, her seferinde Dolar yükseldi. Kapalı kapılar ardında yapılması gereken konuşmalar, neden ısrarla mikrofonlar ve kameralar önünde yapılıyor? Bu konuşmalardan sonra Dolar'ın yükselişe geçeceği bilinmesine rağmen bu açıklamalar neden yapılıyor? Dolar sürekli yükseltilerek kimlere kazanç sağlanıyor? Bu konuşmalardan önce kimler Dolar alıyor, sonrasında kimler satıyor? Diğerlerinden emin değiliz ama burada kesinlikle bir lobi var. Bu lobi kime çalışıyor, Cumhurbaşkanı'nın konuşması kimleri zengin ediyor? Bu soruların cevaplarının acilen bulunması gerekiyor" dedi.

HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, "Faiz lobisi yetmiyordu döviz lobisi çıktı. Günlerdir Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda brifing veriliyor. Yanlış yerde brifing veriyorsunuz, burada vereceksiniz. Cumhurbaşkanı'nın görevi her gün Merkez Bankası Başkanı ile kavga etmek mi? Git kardeşim, köşkte otur. Hükümet'in bakanları Başbakan'a mı hesap verir, Cumhurbaşkanı'na mı hesap verir? Eğer bu Anayasa ve yasalara göre alırsanız ha Cumhurbaşkanı'na gitmiş hesap vermiş Merkez Bankası Başkanı, uzmanları, Ekonomi Bakanı veya ekonomiden, koordinasyondan sorumlu Bakan ha bekçi Murtaza'ya gitmiş brifing vermiş, hiçbir farkı yok" diye konuştu.

MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal, "faiz lobisi" tartışmalarının sürdüğünü belirterek, "Her sene bütçeden faiz gideri kaç para harcanıyor? 620 milyar liraya yakın...Her sene 50-55 milyar lira faiz ödüyoruz. Öderken seyredeceksiniz, yapısal önlemleri almayacaksınız. Merkez Bankası Başkanı'nı kim atadı? Faiz lobisi diye niye karnınızdan konuşuyorsunuz. Erdoğan her konuştuğunda döviz çıkıyor" görüşünü savundu.

AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, sataşma gerekçesiyle söz alarak, iktidara geldiklerinde bütçeden faize ayrılan payın yüzde 44 olduğunu, bunu 12 yılda yüzde 13'e indirdiklerini ve hazineye bir katrilyonun üzerinde para kaldığını ifade ederek. "Gezi olaylarından önce ülkede faiz 4,64'e kadar düşmüştü, sonra 10'un üzerini gördü ve o günden bugüne kadar biz tekrardan istikrarlı bir şekilde faizi yüzde 7'lere kadar çektik. Cumhurbaşkanı'nın, Ali Babacan ve Erdem Başçı için 'vatan haini' ifadesi olmamıştır. 'Gerekli hassasiyeti göstermeyen bürokraside yapılanma mı var, bunun üzerine gitmek gerekir' ifadesini kullanmıştır" dedi.

AK Parti Antalya Milletvekili Sadık Badak, faiz lobisinin faaliyetlerini büyük ölçüde engellediklerini savunarak, finans sektöründe de kazançlarını artırmak için çalışan lobiler olduğunu söyledi. Badak, Gezi olaylarıyla uluslararası faiz lobinin uluslararası medya ile kazançlarını artırma manipülasyonlarına tanık olduklarını kaydederek, bilinen gerçekler üzerinden Meclis'te yeni bir mesai yapmaya gerek olmadığı görüşünü dile getirdi.

Konuşmaların ardından CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu'nun Emniyet personelinin ek göstergesinin artırılmasını öngören yasa teklifinin, İçtüzük uyarınca 45 günde ilgili komisyonda görüşülmediğinden doğrudan gündeme alınma önergesi reddedildi.

Genel Kurul'da daha sonra RTÜK'te boşalan üyelik için seçime geçildi.

TBMM Genel Kurulu'nda, RTÜK'te HDP'ye düşen üyeliğe Ersin Öngel seçildi.

Genel Kurul'da, HDP'nin RTÜK üyesi Ahmet Yıldırım'ın milletvekilliği için istifa etmesi nedeniyle RTÜK'te HDP'ye düşen bir üyelik için seçim yapıldı. HDP, üyelik için Ersin Öngel ve Nevruz Uğur'u aday gösterdi.

Yapılan gizli oylamada, 203 oyla Ersin Öngel RTÜK üyeliğine seçildi. Nevruz Uğur ise 4 oy aldı.

Genel Kurul'da, İç Güvenlik Paketi üzerinde görüşmeler başladı. Değişiklik önergesi üzerine söz alan HDP İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, TDK'nın, "müsait" kelimesine ilişkin tanımını eleştirerek, "Bu iktidarın zihniyeti bakıyoruz Türk Dil Kurumu'nda karşımıza çıkıyor. Kadını hakir gören, aşağılayan, eşitsizliğinin üzerine vurgu yapan, cinsiyetçi sömürüye açık bir söylem" dedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, "Bu ifade kadını hakir gören, kadını aşağılayan tavrın, anlayışın, zihnin uzantısı olan bir ifade ve Türk diline ilişkin bir kamusta olmaması gereken bir cümle. O bakımdan, Levent Bey'e teşekkür ediyorum, bunu sosyal medyada dile getiren arkadaşlara da çok teşekkür ediyorum" diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, "Devletin denetimindeki Türk Dil Kurumu'nda kadına yönelik böyle bir ifadenin geçmesi aslında siyasal iktidarın da sahiplendiği bir anlayışı yansıtıyor" dedi. Gök ayrıca, Türkiye'de kadının hak ettiği yeri bulması için öncelikle erkeklerin zihniyetlerini değiştirmeleri gerektiğini ifade etti.

MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, TDK'nın, "müsait" kelimesinin karşılığını oluştururken verdiği örneği hoş bulmadıklarını söyledi. Halaçoğlu, "TDK'yı savunmak mümkün değil. O zaman flört etmeye müsait erkekler için ne diyeceğiz, neden o yazılmamış?" diye konuştu.

Bu arada TBMM Başkanvekili Meral Akşener, erkeklerin genellikle örneklerini kadınlar üzerinden verdiğine dikkati çekerek, "Bu konuya biz milletvekilleri olarak, seçilmiş insanlar olarak, kadınıyla, erkeğiyle eğer dikkat edebilirsek... Bunu ortadan kaldırmanın bir yolunu bulmamız lazım. Yani, bir kavga ediliyor, kadın örnek... İyi bir şey konuşuluyor, kadın örnek... İstemiyoruz kardeşim, yapmayın. Bunu kimse, hiçbir kadın istemiyor" dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, İç Güvenlik Paketi'nin görüşmeleri sürüyor.

HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, önerge üzerinde yaptığı konuşmada, AK Parti Hükümeti'nin 2008 yılında ilan ettiği Üçüncü Ulusal Program ile İç Güvenlik Paketi'nin çeliştiğini savunarak, şunları söyledi:

"Silahlı güçlerin sivil otoriteye bağlanması konusunda AB'ye ne söz verdiniz? Bu paket onu karşılıyor mu? Üçüncü Ulusal Program'da iç güvenlik hizmetlerinin sorumlu olan kolluk birimlerinin profesyonelliği var. Sivil idareye bağlılık ve sorumluluğu güçlendirme? Güvenlik, adalet, özgürlük sadece üniforması, silahı olan herkese teslim edilecek bir şey değil. Eskiden EMASYA vardı, olağanüstü durumda valiler askere bağlanıyordu. Şimdi, 'Devrim yaptık, AKMASYA'yı getirdik, askeri valiye bağladık' diyorsunuz."

Türkiye'nin jandarma konusunda Fransa modelini örnek aldığını kaydeden Kaplan, "jandarma" kelimesinin Türkçe olmadığını ifade etti.

Kaplan, MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu'na, "İstediğiniz kadar Türk Dil Kurumu Başkanlığı yapın, 'jandarma'nın Türkçe olduğunu söyleyemezsiniz. İtalya'nın 'carabinieri'lerine de benzemiyor" diye konuştu.

Türkiye'de JİTEM'in olup olmadığını soran Kaplan'ın, "Biz sizle ne konuşalım, ne anlatacağım size Allah aşkına, oturup oturup duruyorsunuz, herkes de dışarıda çay istiyor" demesi, gülüşmelere yol açtı.

Sataşma gerekçesiyle söz alan MHP'li Halaçoğlu, Türk Dil Kurumu değil Türk Tarih Kurumu Başkanlığı yaptığını hatırlatarak, şöyle konuştu:

"Dil meseleleri üzerine çalışmadım ama jandarma yabancı menşeli kelime ve İtalyanca'dır. Jandarmanın kuruluşu Osmanlı dönemindedir, zaptiye teşkilatı olarak adlandırılır ve 1853'te kurulmuştur. Bugüne kadar jandarma, iç güvenlik meselesinde son derece önemli rol oynamıştır. AKP'liler, silahlı kuvvetlerimizi siyasetin içine sokmak vebalini taşımak durumundadır. Silahlı kuvvetleri siyasete hiçbir şekilde alet etmemek gerekir. Jandarma laçka hale gelecek ve siyaset içinde nasıl bugün polis teşkilatında paralel yapılanma arıyorsanız, yarın aynı şekilde siyasi bir nitelik kazandığında da aynı sıkıntıyı çekeceksiniz."

Kaplan'ın "Latince kökeninde Fransızlar 'jandarma' der, İtalyanlar da Carabinieri..." sözüne karşılık Halaçoğlu, "Jandarma İtalyanca. İsterseniz tartışalım" dedi. Kaplan'ın "İtalyanlar ile Fransızları karıştırdı Hocam" demesine, Halaçoğlu'nun da "Ama İtalyanca olduğu kesin, bakın lügate, isterseniz tartışalım" karşılığını vermesi üzerine birleşimi yöneten Başkanvekili Meral Akşener, "Neyse, ben sizi dışarıya alayım" diyerek tartışmayı bitirdi.

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, önerge üzerinde yaptığı konuşmada, 43 yıl önce, 10 Mart 1972 tarihinde parlamentonun önemli bir karar aldığını ve "darağacına üç fidanı gönderdiğini" belirterek, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan hakkındaki idam kararlarının onandığını, oylamada 53 ret, 6 çekimser, 238 kabul oyu kullanıldığını söyledi.

Gök, şöyle devam etti:

"O gün idam kararlarına el kaldıran parlamento, 43 yıl sonra bugün Türkiye'de 77 milyon insanın temel hak ve hürriyetlerini, insan haklarını ve demokrasiyi ortadan kaldıracak kararların kaldırılmasına ve bunların Meclis'ten geçirilmesine izin veren bir hüviyete bürünmüştür. Yazıktır, hazindir, üzüntü vericidir. Bugünkü parlamento, mahkeme kararına dahi gereksinim duymadan valilere, kolluk kuvvetlerine, kişileri etkisiz kıldırma, öldürme yetkisi vermek için toplanmakta. Bunun kabul edilmesi mümkün değildir. Türkiye nereye gidiyor? Bir akıl tutulması yaşanıyor. Türkiye'de valilere, kolluk kuvvetlerine zaten fazla olan yetkileri artıran bir yasa için çalışıyoruz. Parlamentoda polisin silah kullanma yetkisinin kaldırılması tartışılmalıydı. Cumhurbaşkanı istiyor diye, 'bu yasa Meclis'ten çıkacak' diye sizi vesayet altına alıyorsa bunu reddedin" diye konuştu.

MHP Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz, milletvekili aday adaylığı için istifa eden MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın görevine döndüğünü anımsatarak, "Dün çıkan 'MİT, MHP'nin içini karıştırmaya çalışıyor. MİT, MHP ile ilgili operasyon yapıyor' haberlerinin doğruluğunu, bugün yapılan atamalar teyit eder. MİT'i tartışılır hale getirirseniz, devletin geleceğini tartışılır hale getirirsiniz" dedi.

HDP İstanbul Milletvekili Levent Tüzel ise Türkiye'nin iç güvenlik değil, iş güvenliği sorunu olduğunu belirterek, mart ayı içinde 15 işçinin iş kazasında öldüğünü, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişlerine "denetime gitmeyin" dendiğini savundu. Tüzel, CHP'li Bakırköy Belediye Başkanı ve ekibinin tasarruf tedbirlerini hayata geçirmek için işçinin ekmeğine, alın terine, aldığı düşük ücrete göz koyduğunu dile getirerek, bazı işçilerin haklarını aradığı için işten atıldığını söyledi.

CHP'li Gök, Tüzel'in sözlerine, "emek en yüce değerdir" diyen partinin mensubu olarak konuyla ilgili bilgi alıp değerlendireceğini ifade ederek, emekten yana tavırlarını sürdüreceklerini söyledi.

Tasarı'nın görüşmeleri sürüyor.

**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****