2011-02-15 - 12:22
AK PARTİ TBMM GRUP TOPLANTISI...
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin IMF'ye olan borcunun şu an itibarıyla 5,5 milyar dolara gerilediğini bildirdi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, Türkiye'nin IMF'ye olan borcunun şu an itibarıyla 5,5 milyar dolara
gerilediğini bildirdi.

Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmaya vatandaşların
Mevlit kandilini kutlayarak başladı. Afşin'deki kömür sahasında hayatını kaybeden
iki işçiye Allah'tan rahmet dileyen Erdoğan, toprak altında kalanların
kurtarılması için her türlü imkanın kullanıldığını söyledi.

TBMM'nin son dönemde çok başarılı bir performans ortaya koyduğunu
belirten Erdoğan, ülke ve millet için son derece önemli kanunlar çıkarıldığını
ifade etti. Başbakan Erdoğan, Ticaret ve Borçlar Kanunu gibi iki önemli kanunun
yanı sıra bu ay polisi askerlik vazifesinden muaf tutan kanun, Danıştay, Yargıtay
ve Adli Tıp Kurumunun yapılarını düzenleyen kanunlar ile son olarak da bazı
kanunlarda değişiklik yapan düzenlemenin (Torba) çıkarıldığını anımsattı.
Erdoğan, milletvekillerine özverili çalışmalarından ötürü teşekkür etti.

2010 yılı Kasım ayı istihdam verileri açıklandığını hatırlatan Erdoğan,
''İşsizlik oranı Kasım ayında yüzde 11 olarak gerçekleşti. Bu oran geçen yıl
yüzde 13,1 düzeyinde idi. Yani, işsizlik geçen yıla göre 2,1 puan gibi çok yüksek
oranda gerileme kaydetti'' dedi.

IMF'ye olan borçta da gerileme yaşandığını ifade eden Başbakan Erdoğan,
''Şu an itibarıyla IMF'ye olan borcumuz 5,5 milyar dolara gerilemiş durumda.
Bildiğiniz gibi göreve geldiğimizde bu borç 23,5 milyar dolardı. MHP, DSP ve ANAP
iktidarından IMF'ye olan borcu 23,5 milyar dolar olarak devraldık. Onlar
borçlandı, biz ise onların borçlarını temizleye temizleye buralara geldik. Bu
gelişmelerin hayırlı olmasını diliyorum'' şeklinde konuştu.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, bazı iddialarla ilgili başlatılan yargı sürecini dikkatle izlediklerini
belirterek, ''Ancak, ak ile karanın ortaya çıkması; sürecin hassasiyetle
ilerlemesi, kamuoyuna tatmin edecek kararların verilebilmesi için herkesin bu
noktada yargıya ve yargı süreçlerine saygı duyması şart'' dedi.

Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, isim
belirtmeden, ''Balyoz'' ve ''Ergenekon'' davaları kapsamında sürdürülen
soruşturma ve gözaltı sürecine de değinerek, şunları kaydetti:

''Son günlerde bazı iddialarla ilgili başlatılan yargı sürecini biz de
dikkatle izliyoruz. Emekli ve muvazzaf bazı askerlere yönelik bir süreç
başlatıldı. Bu süreç yargının tasarrufu altında ilerliyor.

Çok sık tekrarladığımız bir ilkeyi burada bir kez daha hatırlatmakta
fayda görüyoruz: Aksi kanıtlanmadığı sürece herkes masumdur. Gözaltına alındığı,
sorgulandığı, tutuklandığı, yargılandığı için hiç kimse suçlu kabul edilemez.
Hakkında kesin hüküm bulunmadıkça hiç kimseye suçlu gözüyle bakılamaz. Ancak, ak
ile karanın ortaya çıkması; sürecin hassasiyetle ilerlemesi, kamuoyuna tatmin
edecek kararların verilebilmesi için herkesin bu noktada yargıya ve yargı
süreçlerine saygı duyması şart. Bu konuda duyarlı, hassas olması herkes için
geçerli.

Bu işleri hükümetle ilişkilendirenler, kusura bakmasınlar hezeyan
içindedirler. Birileri yargıya, siyasi müdahalelerde bulunmaya, davalara yön
vermeye alışık olabilir. Bizim de böyle yaptığımızı düşünebilir veya birileri
böyle bir temenni içinde olabilirler. Bizim yürütme olarak görevimiz bellidir,
yetkimiz bellidir. Kimse hükümeti bu tür spekülasyonlara alet etme yanlışına
düşmesin.

Başta anamuhalefet partisinin genel başkanı olmak üzere, herkesi bu
noktada sağduyulu ve özellikle de sorumlu davranmaya davet ediyorum. Yargının
işleyişini güçleştirecek, yargıya töhmet altında bıraktıracak, çalışmasın
engelleyecek girişimler adaletin tecellisine katkı sağlamayacağı gibi, şüphelerin
aydınlığa kavuşmasını da engelleyecektir.''

Erdoğan, CHP yöneticilerinin açıklamalarını da eleştirerek, şöyle
konuştu:

''CHP Genel Başkan Yardımcısının, onun ardından tutuklu yakınlarının
askere karşı, Türk Silahlı Kuvvetlerimize karşı takındıkları tavır ve
kullandıkları üslup tahrik edici, tahkir edici bir üsluptur.

Şundan hiç kimsenin endişesi olmasın, bu yargı süreci sonucu ne olursa
olsun TSK'yı daha da güçlendirecek, bütün iddialara net bir şekilde son verecek,
zihinlerdeki soru işaretlerini ortadan kaldıracak bir süreçtir.

Hukuka güvenmek, yargıya güvenmek Türkiye Cumhuriyeti'ne inanan, güvenen
herkes için, her vatandaşımız için tek çıkar yoldur, en doğru olandır.

Bir kez daha, başta anamuhalefet partisi olmak üzere herkesi sorumlu
davranmaya davet ediyorum. Zira son birkaç gündür, CHP Genel Başkanı, Haziran
seçimleri sonrasına ilişkin hayali bir tablo kurguluyor. Daha önce Anayasa
Komisyonunda milletvekillerinin yaptığı 'sokak sokak direnme' çağrısına benzer
bir şekilde, CHP Genel Başkanı da Haziran sonrasına ilişkin tahrik edici
açıklamalar yapıyor. Belli ki, CHP, bizzat genel başkan düzeyinde Haziran
seçimlerinde başarı sağlayamayacağını artık kanıksamış durumda. Daha şimdiden
seçimlere dört ay süre olmasına rağmen başarısızlıklarına kılıf aramaya, seçim
sonrasına ilişkin kaos senaryoları çizmeye başladılar. CHP'nin, en üst düzeyde,
genel başkan düzeyinde artık siyaseti bırakıp falcılık yapmaya başlamış olmasını
da ben milletin takdirine bırakıyorum.''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, TBMM Genel Kurulu'ndaki yoğun mesaiyle ilgili muhalefetin kendilerine
''Aceleniz ne?'' eleştirisi yönelttiğini belirterek, ''Bizim acelemiz var, hem de
çok acelemiz var. Hiç kimse de çıkıp bizi ecelle korkutmaya kalkmasın. Biz bu
yola başımızı, canımızı, ruhumuzu, sadece elimizi değil, bütün bedenimizi koyarak
çıktık'' dedi.

Partisinin TBMM Grup toplantısında konuşan Erdoğan, Meclisin son dönemde
attığı adımlarla, yasal düzenlemelerle yürütmenin işini kolaylaştırdığını ifade
etti. Yürütme olarak kendilerinin de gece gündüz demeden çalışmalarını,
performansı artırmak suretiyle devam ettirdiklerini kaydeden Erdoğan, şöyle
konuştu:

''Türkiye'de bazı siyasetçiler, bazı siyasi partiler seçim sandıkları
kapandığı anda her şeyin bittiğini düşünürler. Kendilerine gelecek seçim tarihine
kadar uzun mu uzun bir tatil verirler. Tatile çıkarlar. Biz 3 Kasım'dan 22
Temmuz'a 22 Temmuz'dan da bugüne kadar çok yoğun bir çalışma içerisinde çalıştık,
çalışıyoruz. Bizim bu heyecanımızı, bu çalışma azmimizi anlamayan, buna anlam
veremeyen muhalefet, 8 yıl boyunca çalışmaları engellemek, yavaşlatmak,
komisyonları ve Genel Kurulu, sözlü ve fiili şiddete başvurarak çalışamaz hale
getirmek için yoğun gayret sarfettiler. 8 yıldır her fırsatta bize şunu
söylüyorlar, 'Aceleniz nedir? Gecenin bu saatine kadar niye çalışıyoruz? Normal
zamanda bunları yaparız. Saat 3 oldu, saat 4 oldu nedir bu? Bak hala uyuyorsunuz'
gibi bu yapılan çalışmaları küçümseme noktasında gayret içerisine girerler.

Halbuki bir gün bu halk çıkar da size şunu söylerse, 'Beyler siz haftada
3 gün çalışıyorsunuz. Sadece Salı, Çarşamba, Perşembe... Normalde haftanın
günleri Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma'dır. İKi gün tatil yetmiyor mu
size? Gelip de seçildiğiniz yerleri dolaşsanız' dese, ne cevap vereceksiniz?
Beyler, 'Biz sizi doğru dürüst tanımıyoruz, siz seçildiğiniz yerlere gelip
gitmiyorsunuz' derse, ne diyeceksiniz? Bu milletvekillerinin çoğunun durumu
böyle. Ama bu söz, bu soru son derece manidardır.

TBMM Genel Kurulu çalışmalarında bu yoğun gayretlerimiz ve yoğun mesaimiz
karşısında muhalefetin sıkça dile getirdiği 'Aceleniz ne?' sorusu adına, statüko
dediğimiz yalın geçeğin de en bariz şekilde tezahürüdür. CHP'si, MHP'si, BDP'si,
statükodan o kadar memnun, statükoyla o kadar barışık bir halde ki...Değişimi,
dönüşümü, ilerlemeyi, kalkınmayı 'Aceleniz ne' diyerek engellemeyi kendilerine
doğal hak olarak addedecek kadar ülke ve millet gerçeklerinden kopmuş
haldeler.''

Erdoğan, 2. Dünya Savaşı'nda neredeyse bütün Avrupa büyük çöküntü
yaşamış, yanmış yıkılmışken bazı ülkelerde taş üstünde taş kalmamışken,
milyonlarca insan hayatını kaybetmişken, savaş sonrasında dünyanın en güçlü
ekonomileri ve demokrasileri ortaya çıktığını, tarihi nitelikte dönüşümler
yaşandığını anlattı. Savaştan, iki atom bombasına maruz kalan ve yenilen
Japonya'nın bugün dünyanın en büyük ekonomileri arasında yer aldığına işaret eden
Erdoğan, duvarların yıkıldığı, demir perdenin çöktüğü 90'lı yılların ardından bir
çok ülkenin toparlandığını, köklü değişim gerçekleştirip rekabet sahnesinde
yerini aldığını söyledi.

Başbakan Erdoğan, ''Bizde ise on yıllar boyunca bu değişim süreçleri;
dünyadaki bu gelişme, ilerleme maalesef tribünlerden izlendi. İşte bugün
'Aceleniz ne?' diye soranlar, bu soruyu sadece bugün değil on yıllardır
soranlardır ve on yıllardır her türlü değişime, yeniliğe karşı çıkarak
Türkiye'nin yerinde sayması için mücadele edenlerdir'' dedi.

AK Parti olarak kendilerine 2023 vizyonu belirlediklerini, bunu
açıkladığında ''muhalefet de anamuhalefet de aynı şekilde 2023'u konuşmaya
başlayacak'' dediğini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''8 yıldır bu vizyon, bu büyük hedefler için ter döküyoruz. Haziran
seçimleri öncesinde bu hedeflerimizi daha somut hale getiriyor, daha ayrıntılı
şekilde kamuoyuyla paylaşıyoruz. Bizim AK Parti olarak 2023 olarak belirlediğimiz
bu hedefleri Türkiye, 60, 70, 80 veya 90'lı yıllarda yakalamış olması gerekirdi.
Türkiye bu hedefleri 10 yıl önce gerçekleştirmiş olsaydı, -bu halkımızın
hakkıydı- bu ülke, bu büyük hedeflerle çok daha önce kucaklaşmak için her türlü
imkana sahipti. Fakat bunu yapmadılar. Biz iktidara geldiğimizde define filan
bulmadık, uçsuz bucaksız petrol rezervi bulmadık. Biz hortumları kestik,
delikleri kapattık. 'Kaynak Türkiye'dir' dedik, 'kaynak Erdoğan'dır' demedik. Biz
yola böyle koyulduk. 'Kaynak Türkiye'dir, Türk milletidir' dedik. Ama bakın
birileri çıkmış, zatı şahanelerini söylüyor, 'kaynak filancadır' diyorlar.''

Erdoğan, iktidarları döneminde 13 bin 600 kilometre bölünmüş yol
yaptıklarına işaret ederek, ''Matematik olarak hesaba girersek rakam çok büyük.
79 yılda 6 bin 100 kilometre bölünmüş yol yapıyorsun, ama geliyorsun 7 yılda 13
bin 600 kilometre yol yapıyorsun. Matematik hesabına bunu koyarsan, 13 bin 600'ı
asgari 10 ile çarpılması lazım. Olayın ne denli büyük olduğu ortada'' dedi.

Eğitimle ilgili verilerden de söz eden Erdoğan, 160 bin derslik
yaptıklarını, 80 yeni üniversite kurduklarına işaret etti. Erdoğan, 8 yeni
üniversiteyle sayının 88'e çıkacağını, vakıf üniversiteleriyle birlikte toplam
üniversite sayısının ise 164'e ulaşmış olacağını belirtti.

Başbakan Erdoğan, iktidarları döneminde 480 bin konutun inşasına
başladıklarını, 350 binini sahiplerine teslim ettiklerini, milli geliri 3 kattan
fazla arttırdıklarına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

''Bütün bunlar yapılırken hiçbir zaman bunları görmediler, göremediler.
Bu gayret, bu emek, bu vizyon, 1960'lı yıllardan itibaren gösterilseydi, acaba
Türkiye bugün nerede olurdu? Eğer birilerinin acelesi olsaydı, eğer birileri
'Aceleniz ne?' diyerek, bu ülkeyi paçasından tutup çekmeseydi biz bugün 2023'te 2
trilyon dolar değil, 3-4 trilyon doları konuşurduk. Bizim acelemiz var, hem de
çok acelemiz var. Binlerce susuz köye ulaştık, yolu olmayan köylere ulaştık. Daha
çok ulaşmak için acelemiz var. Daha da fazlasını götürmek, daha da modern şekilde
yolları tahkim etmek için acelemiz var. Mili geliri 2 trilyon dolara, ihracatı
500 milyar dolara çıkarmak için acelemiz var. Yüzde 100 okullaşma, 15 bin yeni
bölünmüş yol, yeni hızlı tren hatları, 500 bin daha yeni konut inşa etmek için
bizim acelemiz var. Hiç kimse de çıkıp bizi ecelle korkutmaya kalkmasın. Biz bu
yola başımızı, canımızı, ruhumuzu, sadece elimizi değil, bütün bedenimizi koyarak
çıktık.''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin kendilerine yönelik sözlerine,
''Tehdit savurmayı bırak. Takdir etme olgunluğuna sahip değilsen, hiç değilse
milletin takdir edeceği bir siyaset ortaya koy. Milletin kınamayacağı bir siyaset
üslubu kullan'' dedi.

Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Erdoğan, MHP Genel Başkanı
Devlet Bahçeli'nin kendilerine yönelik eleştirilerine yanıt verdi. Erdoğan,
Bahçeli'nin, ''İktidara geldiğimizde, TOKİ'nin bütün çalışmalarını didik didik
inceleyeceğim, hükümetin kademelerinde görev alan AK Parti'lilerin
malvarlıklarını inceleyip fitil fitil burunlarından getireceğim'' dediğini
belirtti.

''Bu beyefendi, daha önce TOKİ'nin bağlı olduğu Başbakan Yardımcısıydı''
diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

''Adama sormazlar mı, sen kaç konut yaptın? Önce bunun hesabını ver.
Sormazlar mı, Sayın Bahçeli TOKİ sana bağlıydı, sen ne yaptın? Önce bunun
hesabını ver. Bir de adama sormazlar mı 450 bin konut, kibrit kutusu değil
bunlar. Bunlar nereden, nasıl yapılıyor, bu binalar neyle yükseliyor? Bunun
kaynağı nerede, sormazlar mı? Demek ki bir şeyler var. Eğer bu ülkede geçmişte
olduğu gibi yolsuzluklar devam etmiş olsaydı bunlar yapılabilir miydi? Eğer bu
yolsuzluklar devam etmiş olsaydı, bu bölünmüş yollar, okullar, hastaneler,
enerjide dağılım ağı, KÖYDES, BELDES yapılabilir miydi, tarımda bu teşvikler
verilebilir miydi? Bunlar sorulmaz mı? Siz pislediniz, siz borçlandınız, biz
sizin borçlarınızı temizliyoruz. IMF'den 30 milyar dolar borç aldınız, 23.5
milyar dolar ile bize devrettiniz, biz şimdi bunu 5.5 milyar dolara indirdik. Siz
borçlandınız, biz ödedik. Merkez Bankası, döneminizde 27 milyar dolar döviz
rezervine sahipti, şu anda altın hariç 82 milyar dolar döviz rezervine sahip.
Sizin lügatinizde 'insaf' diye bir kelime yok mu? Adama sorarlar; Merkez Bankası
buralara nasıl geldi? Sürekli olarak görev zararı diye yutturulan Ziraat Bankası,
Halk Bankası'nın durumu... Şimdi bunlar Türkiye'nin en çok kar eden bankaları
haline geldi. Bu nasıl oldu diye sormazlar mı? Bunları biz böyle devraldık. Ama
el vicdan, el insaf yok. Bunlar ortaya ne bir vizyon koyabiliyor ne bir siyasal
proje koyabiliyorlar ne de toplumun kabullenebileceği bir siyaset üslubuna
sahipler. 'İktidara gelince yol yapacağım, 500 bin konut üreteceğiz, Türkiye'nin
milli gelirini 2 trilyon dolara çıkaracağız, Türkiye'yi büyüteceğiz' diyemez
bunlar. Çünkü bunların böyle bir vizyonu yok.''

Erdoğan, TOKİ'nin 2023 yılı için ikinci bir 500 bin paketini önüne
koyduğunu belirterek, yeni önemin çok daha farklı olacağını vurguladı. ''Artık
biz köprü altında, kenarda, köşede vatandaşımızı görmek istemiyoruz'' diyen
Erdoğan, imkanı hiç olmayan vatandaşlara yönelik 45-50 metrekarelik özel daireler
yapacaklarını söyledi. Peşinatsız, ayda 100 lira taksitle, 20-22 yıl vadeyle
vereceklerini, iş teminini de sağlayacaklarını anlatan Erdoğan, vatandaşı bu
ezilmişlikten kurtaracaklarını ifade etti. İkinci paketin ağırlıklı olarak bu
şekilde olacağını belirten Erdoğan, ''Bu ülkenin vatandaşı bu yaşamı hak ediyor.
Biz de sosyal devlet olmanın gereğini yerine getireceğiz'' dedi.

CHP, MHP ve BDP'lilerin kürsüye çıkıp ''Siz sadaka dağıtıyorsunuz, bu
ülke sadaka devleti değil'' dediklerini hatırlatan Erdoğan, ''Bu devlet sosyal
devlettir; demokratik, laik sosyal bir hukuk devletidir. Sosyal devlet yokluk
içindeki vatandaşına ulaşacak. Onun yiyeceğini, giyeceğini, soğuksa sobasını
ulaştıracak. Yapılan budur, devletin görevidir. Bunu sadaka diye niteleyenler,
önce gitsinler 'sadaka'nın tanımını öğrensinler'' diye konuştu.

Sadakayı hali vakti yerindeki insanların yaptığını, ''bir elin verdiğini
öbür elin görmediğini'' belirten Erdoğan, devletin yaptığının ise asli görevi
olduğunu söyledi. Mümkün olduğunca devletin de bunu göstere göstere yapmaması
gerektiğini, valilere de bu telkini yaptıklarını anlatan Erdoğan, şöyle devam
etti:

''Yanlışlar, eksikler olabilir ama yapılan budur. Bunu hiçbir zaman
sadaka olarak nitelemeye de kimsenin hakkı ve salahiyeti yoktur. Ama bunların
lügatinde, kitabında 'sadaka' diye bir kavram olmadığı için bunlar bunu böyle
tanımlayabilirler. Bu kervan yürüyor, fakir fukara, garip gurebayı bulacağız,
onlara valilerimiz, kaymakamlarımız vasıtasıyla, Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma
Fonu'ndan gerekli destekleri vermeye devam edeceğiz. İşte bunlar, bütün bu
yapılanları takdir edecekleri yerde, bunlara nasıl bir kılıf uydururuz, bunun
gayreti içinde. Çıkmış 'fitil fitil burnundan getireceğiz' diyor. Her zaman
söylüyorum; abdestinden şüphesi olanın namazından şüphesi olur. Bizde böyle bir
şüphe, dert yok. O senin derdin. Onun için her zaman tavsiye ediyorum; aynaya bak
karşımıza öyle gel.''

Erdoğan, koalisyon hükümetinin 3.5 yıl iktidarda kalabildiğini ifade
ederek, şunları söyledi:

''3.5 yıl iktidarda kalabildin, niye ayrılıp erken seçime gittiniz?
Mecaliniz kalmadı, kaçtınız. Halbuki 5 yıllık göreviniz vardı, daha 1.5 yıl
kalabilirdiniz. Ama kalamadınız, gittiniz. Şimdi vatandaş AK Parti'ye görev
veriyor. Şu anda hamdolsun 8. yılın içindeyiz. Niye rahatsız oluyorsunuz?
Vatandaş bize bu görevi verdi ama biz birilerine benzemeyiz. Bizim vatandaşımız,
milletimiz bizi görevlendirir, milletimiz bizi görevimizden alır. Görevlendirdiği
zaman görevdeyiz, aldığı zaman 'eyvallah' deriz. Bizim farkımız bu. Birileri bazı
çirkin benzetmeler yapıyor. O benzetmelerin muhatabı değildir AK Parti. Biz
iktidarı 2002 sonunda devraldığımızda incelenecek bir TOKİ bile bulamadık.
Halbuki o dönemde TOKİ, Sayın Bahçeli'ye bağlıydı. O dönemde çalışanlar
anlatıyor; 'sabah saat 10-11'de işe gelirdik, kahvaltımızı yapardık, Karanfil
Sokak'taki kafelerden çıkmazdık, saat 3-4 gibi de mesai biter giderdik.' TOKİ'nin
kapısına fiilen kilit vurulmuştu, resmi olarak da neredeyse kilit vurulacaktı.
İşte o kurum bugün 480 bin konut rakamına ulaştı, bir 500 bin konut daha
hedeflenmiş durumda. Bugün artık çok iyi anlıyoruz ki, birileri o dönemde bunları
çok kötü korkutmuş ki 'fitil fitil burnunuzdan getiririz' demiş, onlar da bu
korkuyla TOKİ'nin kapısına kilit vurmuşlar. Bunların niye acele etmediği belli.
Bunların iktidarları döneminde taş üstüne taş koyamadıkları belli. Belli ki
korkutulmuşlar, korkmuşlar. Belli ki siyasi tecrübeleri bunlara, korkunun ecele
faydasının olmadığını bir türlü anlatamamış. Biz korkmadık, korkmayacağız. Bu
ucuz tehditlere de pabuç bırakmadık, bırakmayacağız. Alnımız ak. Verilemeyecek
hiçbir hesabımız yok. Bu tehditleri savuran beyefendiye de samimi şekilde
söylüyorum; tehdit savurmayı bırak. Takdir etme olgunluğuna sahip değilsen, hiç
değilse milletin takdir edeceği bir siyaset ortaya koy. Milletin kınamayacağı bir
siyaset üslubu kullan.''

NOT: HABERİN DEVAMINI " İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.

(12.22)