2020-07-07 - 15:10
CHP TBMM GRUP TOPLANTISI
Partisinin TBMM Grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Biz ayrışmayı değil beraber yaşamayı, birlikte yaşamayı ve en önemlisi huzur içinde yaşamayı temel felsefe edindik." dedi.
Kılıçdaroğlu, grup toplantısındaki konuşmasına "En büyük dileğimiz huzurlu bir Türkiye." diyerek başladı.

"Elbetteki farklılıklarımız olacak ama farklılıkları ayrışma gerekçesi olarak değil zenginlik olarak kabul ettiğimizde emin olun bu güzel ülkede hepimiz huzur içinde yaşayabiliriz.'' ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, ''Buna engel olanın da siyaset kurumu olduğunu bütün vatandaşlarımızın bilmesi lazım." dedi.

CHP olarak görüşü, kimliği, inancı ne olursa olsun, Türkiye coğrafyasının neresinde yaşarsa yaşasın, bütün vatandaşları kucakladıklarını vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Hiçbir ayrım yapmıyoruz. Sadece ben mi? Hayır. Bütün belediye başkanlarımız da aynı görüş ve felsefeyle hareket ediyorlar. Yardım götürürken hangi partiden diye sormuyorlar, hangi kimliktensin, nereden buraya geldin, hangi inanca sahipsin diye sormuyorlar. Kimin ihtiyacı varsa yardım yapıyorlar. Dolayısıyla bizi dinleyen vatandaşlarıma huzur dolu günler diliyorum." ifadelerini kullandı.

Kemal Kılıçdaroğlu, her toplumun tarihinde acılar olduğunun, Türkiye'nin yakın tarihinde de acılar bulunduğunun altını çizerek şunları söyledi:

"Sivas katliamı, Başbağlar katliamı, bizim yakın tarihimizin acılarıdır. Sivas'a da Başbağlar'a da her yıl milletvekillerimiz düzenli olarak gider, anma törenlerine katılır, bir daha benzer acıların bu topraklarda yaşanmaması için dilekte bulunurlar. Sivas'ta da Başbağlar'da da katledilen insanlar bizim insanlarımızdı. O insanları saygıyla, sevgiyle anmak, yakınlarına başsağlığı dilemek, hatta 'milletimizin başı sağolsun' demek bizim görevimizdir. Çünkü biz ayrışmayı değil beraber yaşamayı, birlikte yaşamayı ve en önemlisi huzur içinde yaşamayı temel felsefe edindik."

Gelibolu yarımadasında başlayan yangınların kontrol altına alındığının kendisine aktarıldığını belirten Kılıçdaroğlu, "Can kaybımız yok ama yanan ağaçların da canlı olduğunu unutmamamız gerekiyor. Hareket kabiliyeti olmayan, gelen ateşe teslim olan ormanlarımız... Ormanlarımızın korunması, çocuklarımıza güzel bir Türkiye bırakılması açısından da son derece önemli." diye konuştu.

Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Sakarya'nın Hendek ilçesindeki havai fişek fabrikasında meydana gelen patlamada 7 vatandaşın hayatını kaybettiğini anımsattı. Kılıçdaroğlu, "O insanlar fabrikada evlerine helal ekmek götürmek, kimseye muhtaç olmamak için çalışıyorlardı. Zor koşullarda görev yapıyorlardı. Devlet ruhsat vermişti; 'burada işçiler çalışabilir' diye raporlar da vermişlerdi. Şimdi çok sayıda vatandaş orada çalışıyor, günün 24 saati çalışıyor. Siz önlem almıyorsunuz, patlamalar oluyor ve 7 kişi hayatını kaybediyor." diye konuştu.

Ölen işçilerin isimlerini sayan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Bu fabrika, sicili temiz olan bir fabrika değil. 11 yılda 4 ayrı patlama oluyor. İnsanlar yine hayatlarını kaybediyorlar ama bu fabrikanın sahibi nereden, kimlerden güç, destek alıyorsa, fabrikasını her seferinde hiçbir önlem almadan yeniden açıyor. Yeniden patlamalar, yeniden insanlar ağlıyorlar; acıları var ama bakıyorsunuz patron MÜSİAD'ın Sakarya temsilcisi. Akşam bir yemek veriliyor, bir ziyafet, bir de utanmadan, sıkılmadan paylaşıyorlar sosyal medyada. Daha cesetler defnedilmedi, sizin yediğiniz yemek değil. Yediğiniz insan eti, biliyor musunuz?

Hemen arkadaşlarımız bölgeye gittiler, araştırmalar yaptılar. Buradan bütün bu fabrikada çalışanlara seslenmek isterim. Adım gibi eminim, bu iktidar, saraylarda oturanlar, bu işi kapatmak isteyeceklerdir. Diyeceksiniz ki 'nereden biliyorsun?' Erdoğan'ın patlamadan sonra aradığı ilk kişi fabrikanın patronu. İşçiyi, yakınlarını aramıyor, başsağlığı dilemiyor. 'Nasılsa benim Sakarya'da oyum çok yüksek, ben Sakaryalıların sırtına binerim, ensesine atarım tokadı, zaten bunlar bana oy verirler...' Ama bu sefer öyle değil. Bu sefer Sakaryalı sahip çıkmasa bile o 7 kişiye, orada çalışan işçilere biz sahip çıkacağız, söz veriyorum."

Patlamayla ilgili avukatlarla görüşmeler yapıldığını, bütün belgelerin toplandığını belirten Kılıçdaroğlu, ilk gelen raporlarda, patlayıcı maddelere benzer üretim yapılan yerlerle ilgili tüzüğe aykırı bir şekilde, fabrikadaki binaların arasında güvenlik mesafelerine uyulmadığının, beton duvarlar çekilmediğinin yer aldığını anlatarak, ayrıca bu fabrikada tüzüğe uygun havalandırma sisteminin bulunmadığını, depo çatısından en az 1 metre yükseklikte ve en az 1 metre genişlikte olması gereken sütrenin de olmadığını ifade etti.

Binaların yangından korunmasına dair yönetmelik uyarınca patlayıcı madde üretilen bu tür iş yerlerinde, tek katlı binalarda, duvarları yanmaz veya 120 dakika dayanıklı olması gerekir diye hüküm bulunduğunu ve buna da uyulmadığını savunan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"İçişleri Bakanı diyor ki, 'Üç ay önce burada inceleme, araştırma yaptık, hiçbir eksiği yok.' Peki bunlar ne? Eğer bakansan, eğer haktan, hukuktan yana isen, eğer saraydan talimat almayıp da ben bu işi sonuna kadar soruşturacağım diyorsan, derhal oraya müfettişlerini görevlendir, daha önce 'hiçbir şey yoktur' diye raporu veren kişiyi de açığa al. CHP'li belediye başkanı olsa şimdi çoktan açığa alınmıştı, bütün suçlar da yüklenmişti. Ruhsatı kim verdi? Bu arkadaşların hakkını arayacağız. Ortada bir kaza yok, ortada bir cinayet var." şeklinde konuştu.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Halk TV ve Tele1'e, RTÜK tarafından verilen cezalara da tepki gösterdi. Bu televizyon kanallarına verilen 5 gün geçici yayın durdurma cezasının cumhuriyet tarihinin en büyük cezası olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, "Bir sorun mu var, hemen televizyonu kapat. Bir mesele mi çıktı bir yerde, hemen gazeteyi kapat. Bir şey mi oldu, birisi konuştu mu, hemen hedef gösterin, yargılayın, tutuklayın, hapse atın. Geldiğimiz süreç budur. Sanıyorlar ki 'biz bu baskıları kurarsak sonuca ulaşırız, millet gerçekleri görmez, biz tekrar iktidar oluruz'. Ne kadar baskı kurarsan kur, arkadaş sen gidicisin. Bu millet seni gönderecek, artık bıktı." dedi.

Basın İlan Kurumunun gazetelere, gerçekleri yazan özgür gazetecilere ceza verdiğini öne süren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Neden iktidarı eleştiriyorsun?' 'Neden gerçekleri söylüyorsun?' 'Neden işsizlik, yoksulluk var diyorsun?' Neden 'çocuklar yatağa aç giriyor' diyorsun. Bunları söyleme. Türkiye ne kadar güzel, bütün dünya çökerken Türkiye'nin yıldızı yükseliyor. Öyle konuş. öyle yaz' diyor. Ama bunlar olmuyor. Basın İlan Kurumu, besleme basına kaynak aktaran bir kuruma dönmüş durumda. Besleme basının tirajına bakıyorsunuz, 300 bin. Tiraj ne kadar 150 bin. Kimsenin okuduğu falan da yok, böyle bir tiraj da yok. Ama 150 bin-300 bin tiraja göre para alıyorlar. Basın İlan Kurumu yöneticilerine seslenmek isterim: Eğer siz gerçekten ülkenizi seviyorsanız, gerçekten medya karşısında tarafsız davranmak istiyorsanız, kaynağı yerinde ve zamanında kullanmak istiyorsunuz, bu tirajları bağımsız bir denetim kurumuna denetlettirin, sonra bakın hangi gazetenin tirajı ne kadar. Bunu yapabilirler mi? Saraydan talimat almazlarsa yapamazlar. RTÜK ve Basın İlan Kurumu, birer sansür kurumuna dönüşmüş durumda. İktidarın talimatlarını yerine getiren, iktidardan talimat alan ve sansür uygulayan kurumlar haline dönüşmüş durumda.

TBMM Başkanlığının, Sözcü gazetesi yazarı Yılmaz Özdil hakkında, "Baroların ne işi var TBMM'de" başlıklı köşe yazısında TBMM'yi alenen aşağılama ve hakaret iddiasıyla suç duyurusunda bulunduğunu aktaran Kılıçdaroğlu, "Güzel. TBMM'nin itibarını korumak hepimizin ortak görevi. Sadece milletvekillerinin değil, bu ülkede yaşayan her vatandaşın ortak görevidir." dedi.

Türkiye'de tarım politikası olmadığını, aracının kazanırken üreticinin mağdur olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, dünyaca ünlü Türk kirazında maliyetin, kilogram başına 4 lira olduğunu ve üreticinin zarar ettiğini belirtti.

Kemal Kılıçdaroğlu, çiftçilere seslenerek, "18 yıldır yöneten bu iktidar senin hakkın olan 175 milyar lirayı sana vermedi." dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin esnafın sorunlarını çözebilecek paraya sahip olduğunu vurgulayarak, "Ancak bu para iki yere gidiyor, Londra'daki tefecilere hortum gibi akıyor. Bir de ekonomi çetesine." ifadelerini kullandı. Kılıçdaroğlu, iktidarın para aktardığı ikinci kesimin "ekonomi çetesi" olduğunu iddia ederek, şöyle devam etti:

"Dolarla yol parası, köprü parası, havaalanı. Dolar arttıkça bunların geliri artıyor. Bunların en büyükleri 'beşli çete' olarak tanımladığımız kişiler. Devletin en büyük ihalelerini bunlar alıyorlar. 'İktidar değiştiğinde geleceğimizi garanti altına alalım.' diye sözleşmelerde 'Uyuşmazlık çıkarsa Londra mahkemeleri yetkilidir.' diye hükümetten karar çıkardılar. Milletime söz veriyorum, hangi mahkemeyi yetkili kılarsanız kılın, CHP iktidarında o çetelere son vereceğiz. Biz bunu söyleyince panikliyorlar. 'Eyvah mahvolduk.' Hiç mahvolmazsın, sen zaten dünyalığını yaptın. Şimdi fakirin fukaranın hakkını hep birlikte koruyacağız."

Kemal Kılıçdaroğlu, emekli ve memur aylıklarına enflasyon farkı nedeniyle zam yapılacağını hatırlatarak, belirlenen oran için "Bir komediyle karşı karşıyayız." değerlendirmesinde bulundu. Kılıçdaroğlu, emeklilere verilen bayram ikramiyesinin uzun süredir 1000 lira olmasını eleştirerek, emeklilerden 1500 lira emekli ikramiyesi talep etmelerini istedi.

Barolara ilişkin kanun teklifinin, baroları bölüp ayrıştırmaya yönelik bir düzenleme olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, "Baroları parçalamak, çoklu baro maskesi altında yapılan hareket, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ihanettir ve bir bölücülük hareketidir. Paralel devlet olmaz, paralel baro da olmaz, paralel vali de, kaymakam da, nüfus memuru, tapu memuru olmaz." diye konuştu.

İktidarın bugüne kadar yargıyı, medyayı, iş dünyasını böldüğünü öne süren Kılıçdaroğlu, "Yargının en önemli ayaklarından birisi savunmayı da bölecekler." dedi.
Kılıçdaroğlu, barolara ilişkin kanun teklifinin görüşmeleri sırasında baro başkanlarının komisyonda konuşmasına izin verilmemesini, "Adalet Komisyonu 'adaletsizlik komisyonu'na dönüşmüş durumda." diye niteledi.

Baroların bölünmesi halinde etnik köken, inanç üzerinden çok sayıda baro kurulacağını söyleyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Havuz medyasının baroları olacak. Erdoğan'ın avukatlarının baroları olacak. 'Bize gelirseniz, davaları biz görürüz, hiç meraklanma. Hakimler zaten bizim elimizde. İstediğimiz kararı çıkarırız.' diyecekler. Pelikan'ın baroları olacak. 'Bunlar akıllarını peynir ekmekle yemiş' desem doğru değil. Bunlar emperyal güçlerden aldıkları talimatların gereğini yapıyorlar. Erdoğan Büyük Orta Doğu Projesi'nin eş başkanlığını yapmaya devam ediyor."