2012-04-10 - 12:55
CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk, CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz ve CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen ile parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, Balyoz davasına ilişkin açıklamalarda bulundu.
CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk, CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz ve CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen ile parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, Balyoz davasına ilişkin açıklamalarda bulundu.
Balyoz Davası sanıklarının avukatlarından bir grubun, dün CHP Grubu'nu ziyaret ettiğini anlatan Korutürk, keyfi, yasaya uygun olmayan tutuklamaların bulunduğunu söyledi.
CHP'li Korutürk, sözlerinde şunları kaydetti:
"Yargıda en önemli şey yargılamanın adil olması ve yürürlükteki yasa ve kanunlara uymasıdır. Maalesef bunun böyle olmadığını görüyoruz. Bundan dolayı da CHP olarak ciddi bir endişe içindeyiz.
Bunun en belirgin örneğini son olarak balyoz davasında görüyoruz. Balyoz davasının sanıklarının savunmasını üstlenmiş olan bir grup avukat dün CHP TBMM grubunu ziyaret etti. Grup Başkanvekilimiz Sayın Emine Ülker Tarhan, Sayın Rıza Türmen, Sayın Ali Özgündüz, Sayın Umut Oran, Sayın Mahmut Tanal, ben ve diğer bazı arkadaşlarımızla birlikte kendileri ile uzun bir konuşma yaptık.
Bu konuşma sonucu ortaya çıkan durum gerçekten içler acısı. Keyfi tutuklamalar var. Yasaya uygun olmayan ve uzun süren, her seferinde gereksiz olarak uzatılan tutuklamalar var. Bütün bunlar adalet mekanizmasının işlemesi bakımından bizi büyük bir endişeye sevk ediyor. Türkiye'de de herkesin üzerinde durması gereken bir konu olarak ortaya çıkıyor.
Bunun dışında bir konu daha var. Hepinizin dikkatine gelmiştir. Dikkatinizden kaçması zaten mümkün değil. Bizim şu anda çevremizde birçok olay devam ediyor. Doğu Akdeniz bölgesinde, Güneydoğu ve Suriye'de birçok olaylar var. Bütün bu olaylara karşı Türkiye'nin savunmasını ve gerektiğinde bölge kontrolünü sağlayacak olan Silahlı Kuvvetlerimiz bu tutuklamalar dolayısıyla ciddi bir zaaf içerisinde gözüküyor.
DoğuAkdenizde, Güney Kıbrıs Rum yönetiminin İsrail ile birlikte diğer bazı bölge ülkelerini de içine alan petrol ve doğalgaz aramaları var. Bunlara karşı hükümet ciddi tehditlerde bulundu. Doğrudan doğruya Dışişleri Bakanının sözüdür; Doğu Akdeniz de ki seyir, sefer kontrolünü sağlayacağız dedi. Bugün seyir, sefer kontrolünü sağlayacak Deniz Kuvvetlerimizde personelimiz var mı? bizim bundan ciddi şüphelerimiz var.
Deniz Kuvvetlerinin 47 olan Amiral kadrosunun bugün 28'i tutuklu ve cezaevlerinde bulunduruluyor ve hiçbirisinin hakkında verilmiş bir hüküm yok. Bir askeri birliğin %30'u saf dışı olduğu takdirde normal askerlik kurallarına göre bu askeri birlik savaş alanından çekiliyor. Deniz Kuvvetlerinin %50'nin çok üzerinde ki üst düzey komuta personeli bugün cezaevlerinde tutuklu bulunmaktadır. Bu konu bütün Türkiye'nin dikkatle izlemesi gereken bir konudur.
Biz CHP olarak darbelerden çok zarar görmüş bir partiyiz. Darbelere şiddetle karşıyız ve Türkiye'nin bu darbelerden büyük zarar gördüğüne inanıyoruz. Eğer bir darbe teşebbüsü varsa? bu darbe teşebbüsünün de suçluları varsa? bu suçluların mutlaka yargılanmasını ve yargı sonucu kendilerine verilecek olan cezalarını çekmelerini istiyoruz ama bu yargılamanın da adil yargılama olması, yürürlükteki kurallara ve kanunlara uygun olması, insanların da adalet duygusunu rencide etmemesini talep ediyoruz."
CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen de Balyoz Davası'nda, hukuksuzluk, adaletsizliğin hat safhada olduğunu ileri sürerek, en önemli tanıklardan Aytaç Yalman ve Hilmi Özkök'ün dinlenilmediğini, delillerde çok büyük sorun bulunduğunu söyledi. Türmen, mahkemenin delilleri incelemediğini, bunun kanuna aykırı olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Mahkeme delilleri değerlendirse, bu tanıkları dinlese biliyor ki bu dava düşecektir. Mahkeme, delilleri değerlendirmeden karara gitmek istemektedir. Bu görülmedik hukuksuzluktur. Balyoz Davası, buna bağlı olan davalar, Türkiye'de adaletsizliğin, hukuksuzluğun bir sembolüdür. Balyoz Davası'nda hukuksuzluklar o çizgiye ulaştı ki bundan sonra HSYK'nın, işe el koyması, müfettişlerini göndermesi, Balyoz Davası'na bakan yargıçların suç işleyip işlemediğini denetlemesi gerekiyor. Suç işlemişlerse, onlara gereken cezayı vermesi gerekiyor.''
Özgündüz ise Hükümet'in zaman zaman, ''Yargı kararına müdahale etmedik'' dediğini belirterek, Balyoz Davası'nda müdafiler tarafından konan tepkiyi baypas etmek için bir düzenleme getirildiğini, bundan daha açık müdahale olamayacağını ileri sürdü.
Odatv Davası'ndan tutuklu bulunan Müyesser Yıldız'ı ziyaret ettiğini dile getiren Özgündüz, Yıldız'ın 40 kiloya düştüğünü, gözlerinden rahatsız olduğunu, ''Bana adalet vermeyen devletin hiçbir şeyini istemiyorum'' dediğini anlattı.
Balyoz Davası'n da eleştiren Özgündüz, ''Çeyrek asır o kürsüde görev yapan eski bir Cumhuriyet savcısı olarak söylüyorum; böyle bir mahkeme, yargılama görmedim. Ya ben 25 yıl bu işi bilmeden yapmışım ya başka bir ülkede yargılama izliyorum'' görüşünü dile getirdi.
Özgündüz, Deniz Feneri'ne ilişkin iddianamenin hazırlandığının anımsatılması üzerine ''Savcılar değişince demek ki suç da değişiyor. Hizmet nedeniyle emniyeti suistimal deniliyor. Korkarım ki duruşma aşamasında bu iş hizmet nedeniyle emniyet suistimalden de çıkacak, normal basit emniyet suiistimale dönüşecek. Bu da şikayete bağlı suçtur, şikayet yokluğundan da dava düşebilir'' dedi.
Korutürk, Suriye'deki gelişmelere ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine, sınır ötesi tampon bölgenin, buraya asker göndermek anlamına geldiğini, bunun için de Hükümet'in, tezkere hazırlayarak TBMM'nin onayına sunması gerektiğini söyledi. Korutürk, tampon bölge oluşturulmasının, orada çatışma yaratacak bir unsur olduğunu ifade etti.
Hükümet'in Suriye konusundaki tutumunu anlamanın mümkün olmadığını belirten Korutürk, ''Hükümet, 'halkına zulüm yapana, bu şekilde cevap veririz' diyor. Ama Türkiye dışında, her yerde kırmızı bültenle aranan Sudan Devlet Başkanı, Türkiye'de kırmızı halıyla karşılanıyor. Hükümet'in, Annan Planı'na gönülsüz, kerhen destek verdiğini görüyoruz. Hükümet, bu planın ortaya konmasından memnun değil. Ama her halükarda uluslararası camiayla beraber hareket etmek lazım'' diye konuştu. (12:55)
Balyoz Davası sanıklarının avukatlarından bir grubun, dün CHP Grubu'nu ziyaret ettiğini anlatan Korutürk, keyfi, yasaya uygun olmayan tutuklamaların bulunduğunu söyledi.
CHP'li Korutürk, sözlerinde şunları kaydetti:
"Yargıda en önemli şey yargılamanın adil olması ve yürürlükteki yasa ve kanunlara uymasıdır. Maalesef bunun böyle olmadığını görüyoruz. Bundan dolayı da CHP olarak ciddi bir endişe içindeyiz.
Bunun en belirgin örneğini son olarak balyoz davasında görüyoruz. Balyoz davasının sanıklarının savunmasını üstlenmiş olan bir grup avukat dün CHP TBMM grubunu ziyaret etti. Grup Başkanvekilimiz Sayın Emine Ülker Tarhan, Sayın Rıza Türmen, Sayın Ali Özgündüz, Sayın Umut Oran, Sayın Mahmut Tanal, ben ve diğer bazı arkadaşlarımızla birlikte kendileri ile uzun bir konuşma yaptık.
Bu konuşma sonucu ortaya çıkan durum gerçekten içler acısı. Keyfi tutuklamalar var. Yasaya uygun olmayan ve uzun süren, her seferinde gereksiz olarak uzatılan tutuklamalar var. Bütün bunlar adalet mekanizmasının işlemesi bakımından bizi büyük bir endişeye sevk ediyor. Türkiye'de de herkesin üzerinde durması gereken bir konu olarak ortaya çıkıyor.
Bunun dışında bir konu daha var. Hepinizin dikkatine gelmiştir. Dikkatinizden kaçması zaten mümkün değil. Bizim şu anda çevremizde birçok olay devam ediyor. Doğu Akdeniz bölgesinde, Güneydoğu ve Suriye'de birçok olaylar var. Bütün bu olaylara karşı Türkiye'nin savunmasını ve gerektiğinde bölge kontrolünü sağlayacak olan Silahlı Kuvvetlerimiz bu tutuklamalar dolayısıyla ciddi bir zaaf içerisinde gözüküyor.
DoğuAkdenizde, Güney Kıbrıs Rum yönetiminin İsrail ile birlikte diğer bazı bölge ülkelerini de içine alan petrol ve doğalgaz aramaları var. Bunlara karşı hükümet ciddi tehditlerde bulundu. Doğrudan doğruya Dışişleri Bakanının sözüdür; Doğu Akdeniz de ki seyir, sefer kontrolünü sağlayacağız dedi. Bugün seyir, sefer kontrolünü sağlayacak Deniz Kuvvetlerimizde personelimiz var mı? bizim bundan ciddi şüphelerimiz var.
Deniz Kuvvetlerinin 47 olan Amiral kadrosunun bugün 28'i tutuklu ve cezaevlerinde bulunduruluyor ve hiçbirisinin hakkında verilmiş bir hüküm yok. Bir askeri birliğin %30'u saf dışı olduğu takdirde normal askerlik kurallarına göre bu askeri birlik savaş alanından çekiliyor. Deniz Kuvvetlerinin %50'nin çok üzerinde ki üst düzey komuta personeli bugün cezaevlerinde tutuklu bulunmaktadır. Bu konu bütün Türkiye'nin dikkatle izlemesi gereken bir konudur.
Biz CHP olarak darbelerden çok zarar görmüş bir partiyiz. Darbelere şiddetle karşıyız ve Türkiye'nin bu darbelerden büyük zarar gördüğüne inanıyoruz. Eğer bir darbe teşebbüsü varsa? bu darbe teşebbüsünün de suçluları varsa? bu suçluların mutlaka yargılanmasını ve yargı sonucu kendilerine verilecek olan cezalarını çekmelerini istiyoruz ama bu yargılamanın da adil yargılama olması, yürürlükteki kurallara ve kanunlara uygun olması, insanların da adalet duygusunu rencide etmemesini talep ediyoruz."
CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen de Balyoz Davası'nda, hukuksuzluk, adaletsizliğin hat safhada olduğunu ileri sürerek, en önemli tanıklardan Aytaç Yalman ve Hilmi Özkök'ün dinlenilmediğini, delillerde çok büyük sorun bulunduğunu söyledi. Türmen, mahkemenin delilleri incelemediğini, bunun kanuna aykırı olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Mahkeme delilleri değerlendirse, bu tanıkları dinlese biliyor ki bu dava düşecektir. Mahkeme, delilleri değerlendirmeden karara gitmek istemektedir. Bu görülmedik hukuksuzluktur. Balyoz Davası, buna bağlı olan davalar, Türkiye'de adaletsizliğin, hukuksuzluğun bir sembolüdür. Balyoz Davası'nda hukuksuzluklar o çizgiye ulaştı ki bundan sonra HSYK'nın, işe el koyması, müfettişlerini göndermesi, Balyoz Davası'na bakan yargıçların suç işleyip işlemediğini denetlemesi gerekiyor. Suç işlemişlerse, onlara gereken cezayı vermesi gerekiyor.''
Özgündüz ise Hükümet'in zaman zaman, ''Yargı kararına müdahale etmedik'' dediğini belirterek, Balyoz Davası'nda müdafiler tarafından konan tepkiyi baypas etmek için bir düzenleme getirildiğini, bundan daha açık müdahale olamayacağını ileri sürdü.
Odatv Davası'ndan tutuklu bulunan Müyesser Yıldız'ı ziyaret ettiğini dile getiren Özgündüz, Yıldız'ın 40 kiloya düştüğünü, gözlerinden rahatsız olduğunu, ''Bana adalet vermeyen devletin hiçbir şeyini istemiyorum'' dediğini anlattı.
Balyoz Davası'n da eleştiren Özgündüz, ''Çeyrek asır o kürsüde görev yapan eski bir Cumhuriyet savcısı olarak söylüyorum; böyle bir mahkeme, yargılama görmedim. Ya ben 25 yıl bu işi bilmeden yapmışım ya başka bir ülkede yargılama izliyorum'' görüşünü dile getirdi.
Özgündüz, Deniz Feneri'ne ilişkin iddianamenin hazırlandığının anımsatılması üzerine ''Savcılar değişince demek ki suç da değişiyor. Hizmet nedeniyle emniyeti suistimal deniliyor. Korkarım ki duruşma aşamasında bu iş hizmet nedeniyle emniyet suistimalden de çıkacak, normal basit emniyet suiistimale dönüşecek. Bu da şikayete bağlı suçtur, şikayet yokluğundan da dava düşebilir'' dedi.
Korutürk, Suriye'deki gelişmelere ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine, sınır ötesi tampon bölgenin, buraya asker göndermek anlamına geldiğini, bunun için de Hükümet'in, tezkere hazırlayarak TBMM'nin onayına sunması gerektiğini söyledi. Korutürk, tampon bölge oluşturulmasının, orada çatışma yaratacak bir unsur olduğunu ifade etti.
Hükümet'in Suriye konusundaki tutumunu anlamanın mümkün olmadığını belirten Korutürk, ''Hükümet, 'halkına zulüm yapana, bu şekilde cevap veririz' diyor. Ama Türkiye dışında, her yerde kırmızı bültenle aranan Sudan Devlet Başkanı, Türkiye'de kırmızı halıyla karşılanıyor. Hükümet'in, Annan Planı'na gönülsüz, kerhen destek verdiğini görüyoruz. Hükümet, bu planın ortaya konmasından memnun değil. Ama her halükarda uluslararası camiayla beraber hareket etmek lazım'' diye konuştu. (12:55)
